SAĞLIK

Antibiyotik direnci saatli bir bomba: Antibiyotik Kullanmayın, Bal Tüketin!

.

“BİLİNÇSİZ İLAÇ KULLANIMINI DURDURMAMIZ GEREK!”

Enfekte bir yara ve boğaz ağrısı gibi yaygın bakteriyel enfeksiyonların ya da tüberküloz gibi hastalıkların artık tedavi edilemediği bir dünya düşünün..

Herkesin yemek getirdiği bir aile yemeğine davet edildiğinizi hayal edin. Birisi düzgün pişirilmemiş ve içinde ilaca dirençli türden bakteriler taşıyan bir tavuk getiriyor.

Yemeğinizi keyifle yiyorsunuz ve birkaç gün sonra mide rahatsızlığı başlıyor.

Kendi kendinize, “O akşam yemeğinde çok fazla yedim” diyorsunuz. Daha önce tamamlamadığınız dozdan kalan birkaç antibiyotiği ağzınıza atıveriyorsunuz.

Mideniz düzeliyor ve her şeyi unutuyorsunuz. Fakat iki hafta sonra tekrar kötü hissediyorsunuz. Bir arkadaşınız size bazı antibiyotikler veriyor ama onları da kullanmanıza rağmen durumunuz giderek kötüleşiyor. Sonunda doktora gidince ürosepsis teşhisiyle sizi hastaneye yatırıyorlar. Şimdi durum nihayet çözüme kavuşuyor ama iyileşmeniz ve işe geri dönmeniz haftalar alıyor.

Aile yemeğiyle başlayan bir dizi olay sonucu hayatınızın altüst oluyor, kendinizi daha yorgun hissediyorsunuz ve sık sık işten erken çıkmak zorunda kalıyorsunuz. Bunun da ötesinde, sizi hastaneye yatıran ürosepsisin karmaşık enfeksiyonlara neden olduğu bilinen, antibiyotiğe dirençli bir bakteriden kaynaklandığı söyleniyor. Bu sizi endişelendiriyor: Tekrar hasta olacak mısınız? Bir dahaki sefer daha da mı kötü olacak?

Bu korkutucu bir senaryo ama AMR olarak da bilinen antimikrobiyal direnç sebebiyle giderek daha sık yaşanıyor.. Avrupa Birliği (AB)/Avrupa Ekonomik Alanı’nda (AEA) antibiyotiğe dirençli bakteriler nedeniyle yılda 670binden fazla enfeksiyon yaşandığı ve bu enfeksiyonların doğrudan bir sonucu olarak yaklaşık 33bin kişinin öldüğü tahmin ediliyor..

Küresel ölçekteki rakamlarsa sarsıcı. AMR nedeniyle her yıl en az 700bin hayat kaybedilmekte. Bunun küresel ekonomi üzerinde de yıkıcı etkileri var, eşitsizliği artırıyor ve yoksulluğu derinleştiriyor. Sahiden de Dünya Bankası, bu konuda hiçbir şey yapılmadığı takdirde AMR kaynaklı maliyetlerin sadece bir kez değil, her yıl Kovid-19 kriziyle aynı etkiye sahip olacağını öngörüyor.

Enfekte bir yara ve boğaz ağrısı gibi yaygın bakteriyel enfeksiyonların ya da tüberküloz gibi hastalıkların artık tedavi edilemediği bir dünya düşünün. Veya kullanılan antibiyotikler artık etkili olmadığı için sevdiğiniz birinin kanser tedavisinden veya sezaryen ya da kalça protezi gibi rutin bir cerrahi operasyondan sağ çıkıp çıkamayacağını bilmediğinizi hayal edin..

Kolektif olarak eyleme geçmezsek, normalde tedavi edilebilen hastalıkların bir kez daha tedavi edilemez hale gelebileceği ve standart prosedürlerin birdenbire uygulanamayacak kadar tehlikeli bir hal alacağı bir gelecek bekleyebiliriz.

Antibiyotikleri de içeren antimikrobiyaller, mikroorganizmaların neden olduğu enfeksiyonları tedavi etmek (ve önlemek) için günlük olarak kullanılan hayat kurtarıcı ilaçlardır. Ancak antibiyotikler aşırı ve uygunsuz kullanıldığında yararlı bakterileri de öldürebilir ve zararlı bakterilerin bu ilaçlara karşı direnç geliştirmesine neden olabilir.

Uygun olmayan kullanım antibiyotiklerin yanlış dozda, yanlış aralıklarla alınması veya bir tedaviye başladıktan sonra sıkça ara verilmesi durumlarında ortaya çıkar. Ayrıca uygun olmayan kullanım, antibiyotiklerin gereksiz olduğu enfeksiyonlar için kullanılmalarını içerir.

Birçok kişi bunun AMR’nin gelişimine nasıl katkıda bulunduğunu anlamadığı veya bilmediği için reçetesiz antibiyotik satışının hâlâ devam ettiğini biliyoruz. Dahası, farklı antibiyotik sınıfları içinde AMR’ye neden olma riski en yüksek olanlar, aynı zamanda en sık satılanlardır.

Buna ek olarak da birçok doktorun ya teşhis bilimine yeterli erişimi yok ya da görmezden gelinebilir gibi duran antibiyotik kullanımlarının genel soruna nasıl katkıda bulunduğunu iyi anlayamıyorlar.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Doğu Avrupa bölgesindeki antibiyotik kullanımına ilişkin ön verilerinden pandemi sırasında toplam antibiyotik satışının önemli ölçüde arttığını ve bu durumun önümüzdeki kış aylarında daha da kötüleşebileceğini biliyoruz. Bu özellikle endişe verici çünkü antibiyotikler bakterileri tedavi etmek için kullanılıyor, Kovid-19’a neden olan gibi virüsleri değil..

Antibiyotikler ayrıca çiftlik hayvanları ve evcil hayvanlardaki hastalıkların önlenmesi ve tedavisi için de kullanılıyor. Antibiyotiğe dirençli bakteriler daha sonra insanlar ve hayvanlar arasındaki doğrudan temasla veya gıda yoluyla yayılabiliyor. Antibiyotik ilaçlar ayrıca çiftliklerde, hastanelerde ve ilaç üretim tesislerinde çevreye boşaltılabiliyor. Tedavi süreçlerinden arta kalan ilaçlar da çöpe atılabiliyor. Bu, antibiyotiklerin doğada günlerce veya haftalarca dolaşmasına neden oluyor..

Yaklaşık bir yıl önce gittiğiniz ve (oradan kaptığınız hastalığı hâlâ tam olarak atlatamadığınız) aile yemeği de buna bir örnek. Her şey tavuk çiftliğinde antibiyotiklerin yanlış kullanılmasıyla başladı. İlaca dirençli bakteri taşıyan bir tavuk bu tesisten sizin yemek masanıza geldi. Kötü pişirilmişti. Bunlar ilk tehlike işaretleriydi. Sonrakiyse sizin antibiyotikleri bir değil, iki kez reçetesiz ve düzgün bir süreci takip etmeden yanlış bir şekilde kullanımınız oldu..

Antimikrobiyaller dünya genelinde her gün sayısız hayat kurtarıyor. Tıpta olağanüstü ilerleme sağladılar, hastalıkları ve enfeksiyonları önlememize ve tedavi etmemize yardımcı oluyorlar. Ancak antimikrobiyalleri ısrarla kötüye kullanmamız bunu tehlikeye atıyor..

Bunun olmaması için hepimiz üzerimize düşeni yapabiliriz. İçinde antibiyotik olmayan gıda ürünleri satın alın. Antibiyotikleri reçetesiz kullanmayın. Antibiyotik kullanımına daha sıkı düzenlemeler getirmesi için yönetime baskı yapın. Çünkü bir gün o antibiyotiklere sizin de ihtiyacınız olabilir.

18-24 Kasım Dünya Antimikrobiyal Farkındalık Haftasıdır..

Dr. Danilo Lo Fo Wong, Avrupa’da Dünya Sağlık Örgütü’nün antimikrobiyal direnç konusunda kıdemli bölgesel danışmanıdır

© The Independent//Danilo Lo Fo Wong //Independent Türkçe için çeviren: Ata Türkoğlu

OXFORD ÜNİVERSİTESİ: ‘ANTİBİYOTİK KULLANMAYIN, BAL TÜKETİN”

Bir kaşık bal piyasadaki tüm antibiyotiklerden daha fazla etkili!”

Geleneksel olarak, boğaz ağrısı, öksürük ve vücut direncini artırmak için yüzyıllardır kullanılan balın etkisi bilimsel çalışmalarla da ortaya koyuldu..

Birleşik Krallık’taki Oxford Üniversitesi tarafından yapılan çalışma, bir kaşık balın piyasada bulunan tüm antibiyotiklerden çok daha fazla faydalı olduğunu ortaya koydu.

İYİLEŞMEYİ HIZLANDIRIYOR, ÖKSÜRÜĞÜ YÜZDE 50 AZALTIYOR”

Araştırmacılar, balın etkisine dair yapılan önceki 14 çalışmadan faydalanarak arıların ürettiği doğa mucizesinin üst solunum yolu hastalıklarına (ÜSYE) karşı antibiyotik, antihistamin ve ağrı kesicilerden ortalama olarak yüzde 36 daha fazla etkili olduğunu ortaya koydu.

Buna ek olarak, balın iyileşme sürecini kimi durumlarda iki güne düşürdüğünü ve öksürüğü yüzde 50 azalttığı belirtildi.

British Medical Journal’da yayımlanan çalışmada:

“Bal, kombine semptom skorunda, öksürük sıklığında ve öksürük şiddetinde önemli ölçüde azalma ile ilişkilendirildi.”

“ANTİBİYOTİK DİRENCİNİ ÖNLEMEYE YARDIMCI

Araştırmacılar balın ucuz ve kolay erişilebilir olduğunu ve neredeyse hiçbir yan etkisinin bulunmadığını belirtti.

Çalışmanın yazarları ayrıca, üst solunum yolu hastalıkları için bal kullanmanın, aşırı antibiyotik tüketimini azaltabileceğini ve bu durumun da antimikrobiyal direnç krizi (yoğun abtibiyotik kullanımı nedeniyle virüs ve bakterilerin gelişerek ilaçlara direnç göstermesi) sorununu çözebileceğini açıkladı.

İLGİLİ HABER

Independent Türkçe, NTV

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top