Diş Hekimlerine Göre Dişleriniz İçin En Kötü 6 Yiyecek ve İçecek

Diş Hekimlerine Göre Dişleriniz İçin En Kötü 6 Yiyecek ve İçecek

KÖTÜ DİŞ SAĞLIĞININ ALZHEİMER RİSKİNİ NE KADAR ARTIRDIĞI ORTAYA KONDU

AĞIZ SAĞLIĞI İLE BEYNİNİZ ARASINDAKİ ŞAŞIRTICI BAĞLANTI 

Japonya’da yapılan yeni bir çalışma, ağız sağlığı ile beyin sağlığı arasındaki ilişkiye dair soruları bir kez daha gündeme getirdi; çoğu uzmanın hemfikir olduğu şaşırtıcı bir şekilde birbirine bağlı.

Periodontitis (diş eti hastalığı) ve diş kaybı gibi ağızdaki problemlerin  felç, Alzheimer ve diğer demans türleri gibi nörodejeneratif bozuklukların  riskini artırıp artırmadığını araştırdı.

Sonuçlar açıktı: Her iki sorun da hipokampusta (beynin hafızayı, öğrenmeyi ve duyguyu yöneten kısmı) daha hızlı atrofiyle ilişkili. Bu önemli bir sonuç, ancak böyle bir bağlantı ilk kez yapılmıyor.

 

   -Mart ayında, Birleşik Krallık Biobank araştırma projesine kayıtlı 40.000’den fazla yetişkin üzerinde yapılan ABD araştırması , kötü ağız sağlığının felç ve demans için önemli bir risk faktörü olduğunu ortaya çıkardı.

 

   -2019 yılında yapılan bir literatür taramasında , başka bir grup araştırmacı “toplu olarak deneysel bulguların ağız sağlığı ile biliş arasındaki bağlantının hafife alınamayacağını gösterdiği” sonucuna vardı.

 

Büyüyen bu araştırma grubunun hem bedeni anlamamız hem de halk sağlığına yönelik önleyici müdahale stratejileri açısından büyük etkileri var.

 

–   Japonya’daki çalışmanın baş yazarı Satoshi Yamaguchi:

“Periodontal hastalık olmadan daha sağlıklı dişleri korumak, beyin sağlığının korunmasına yardımcı olabilir… Düzenli diş hekimi ziyaretleri, periodontal hastalığın ilerlemesini kontrol etmek için önemlidir.”

Başka bir deyişle, sağlıklı kalmak için dişlerin tamamını korumak yeterli değildir. Ayrıca ağzımızı periodontal hastalıklardan da uzak tutmalıyız, aksi takdirde beyin bunun bedelini ödeyebilir.

 

Bu sadece akademik bir kaygı değil. Dünya Sağlık Örgütü , diş etlerinin kanaması/şişmesi ve dişlerin destek dokularının hasar görmesi ile karakterize olan şiddetli periodontal hastalığın küresel yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 19’unu etkilediğini tahmin etmektedir .

 

Bağlam açısından bu, 1 milyardan fazla insanın ağızlarının durumu nedeniyle erken bilişsel gerileme riskiyle karşı karşıya olabileceği anlamına geliyor.

 

Daha da kötüsü, ağız ve beyin arasındaki ilişkinin doğası iki yönlü gibi görünüyor, bu da bilişsel gerilemenin daha kötü ağız sağlığı alışkanlıklarına da yol açma eğiliminde olduğu anlamına geliyor.

 

Aslında Alzheimer gibi nörolojik bozukluklar diş bakımının uygun şekilde yapılmasını zorlaştırabilir. Bilişsel gerileme yaşayan kişiler dişlerini fırçalamayı unutabilir veya rutin diş hekimi ziyaretleriyle başa çıkmakta zorlanabilirler. Sonuç, bilişsel gerilemenin diş standartlarında düşüşe yol açtığı ve bu durumun yalnızca durumu daha da kötüleştirdiği bir kısır döngü olabilir.

Bu kartopu etkisini önlemek için politika yapıcıların ve sağlık uzmanlarının sorunu daha başlangıç ​​aşamasında ortadan kaldırmak için erken müdahale etmesi gerekiyor.

 

Diş fırçalamanın, diş ipi kullanmanın, dişçiye gitmenin ve mümkün olan her yerde doğru beslenme seçimleri yapmanın değerini vurgulayarak, yaşlı insanların ağızlarını plak ve bakterilere karşı korumalarına ve dolayısıyla nörodejeneratif hastalık riskini azaltmalarına yardımcı olabilirler.

 

Aynı şekilde, halihazırda demans belirtileri gösteren kişiler için aileler ve bakıcılar, demans hastalarının kendilerine özel olarak tasarlanmış sağlam bir ağız sağlığı rutini oluşturmalarına yardımcı olabilir.

 

Bu, fırçalama ve diş ipi kullanımı için telefonda planlanmış hatırlatmalar  yapılmasını veya kullanımı daha kolay olabilecek elektrikli diş fırçaları gibi özel dişçilik araçlarının sağlanmasını içerebilir. 

Hatta bazı diş hekimleri randevulara kendi başlarına gitmekte zorlanan demans hastalarına ev ziyaretleri bile sunuyor.

 

Hastaları öğün aralarında şekersiz sakız kullanmak gibi diğer koruyucu alışkanlıkları benimsemeye teşvik etmek de etkili olabilir.

 Araştırmalar , düzenli olarak SFG çiğnemenin (fırçalamanın yanı sıra) çürük riskini azaltmaya yardımcı olabileceğini öne sürüyor. Sakız paketlerini hastaların görüş alanında bırakmak da kolaydır, böylece çiğnemeye başlama konusunda sürekli hatırlatma ihtiyacını ortadan kaldırır.

Bu tür küçük, tutarlı yaşam tarzı değişiklikleri, zaman içinde büyük bir fark yaratabilir ve bunların bakımı, daha seyrek ve müdahaleci diş müdahalelerinden çok daha kolaydır.

 

Gerçek şu ki, kötü ağız sağlığının daha geniş vücut (beyin dahil) üzerindeki önemli etkisi göz önüne alındığında, diş bakımını ikinci dereceden bir endişe olarak görmeye devam edemeyiz. Önleyici tedbirler dişlerin ve diş etlerinin uzun vadede bütünlüğünü korumanın önemli bir parçasıdır ve demans hastalarının mümkün olan her yerde bunu yapmaları desteklenmelidir.

AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞINA İLİŞKİN ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR!

Diş macunu sürmeden önce diş fırçanızı ıslatıyor musunuz yoksa kuru mu bırakıyorsunuz?

 

DİŞ HEKİMİ UYARDI: DİŞİNİ FIRÇALARKEN PEK ÇOK KİŞİ BU HATAYI YAPIYOR

Bir diş hekimi, kişinin ağız sağlığını etkileyebilecek yaygın bir hatayla ilgili uyardı..

Diş macununu sürmeden önce diş fırçasını ıslatmak ya da kuru bırakmakla ilgili tartışmada birçok kişi farklı görüşte

– Londra’daki Marylebone Smile Clinic’ten Dr. Sahil Patel:

“Fırçayı ıslatmak diş macununu ‘seyrelttiği’ için önermiyorum.. Diş macununda zaten doğru miktarda nem var.. Islandığında daha hızlı köpürerek daha çabuk tükürmenize neden olur.

İnsanların diş fırçasını genellikle çok fazla güç kullanarak tutuğunu da söylemeliyim .. Genellikle fırçayı ellerini yumruk yaparak tutuyorlar. Dişlerinizi ovalıyormuş gibi hissetmemelisiniz, bu çok fazla..

Eğer fırça kılları dişin üstünde yaylanıyorsa, işini iyi yapmıyor demektir.. Fırça kılları dişlerin üstünde düz durmalı ve yumuşak bir dokunuş elde etmelisiniz.

Dişlerinizi temizlerken arkadan öne doğru ilerlemenizi öneriyorum.. Arka kısım genellikle temizlenmesi en zor kısımdır, bu nedenle önce oradan başlamanızı tavsiye ederim..

Önce önden başlayıp en son arka tarafa geçerseniz, durup fırçanızı bırakma, arka kısmı atlama veya düzgün temizlememe ihtimaliniz yüksek.

Bir hastanın dişlerini günde iki kez “alelacele” fırçalamasındansa günde bir kez iyice fırçalamasını tercih ederim..”

 

Ellie Muir

 

 

 

Www.cafemedyam.com

KÖTÜ DİŞ SAĞLIĞININ ALZHEİMER RİSKİNİ NE KADAR ARTIRDIĞI ORTAYA KONDU

İlerleyici hastalığın halihazırda bir tedavisi yok

Yeni bir araştırmaya göre, kötü diş sağlığına sahip ve dişlerini kaybeden kişilerin yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde  Alzheimer  hastalığına yakalanma olasılığı yüzde 21 daha fazla..

– Doğu Finlandiya Üniversitesi’nden akademisyenler, dünyanın dört bir yanından 47 çalışmayı analiz etti ve ağız sağlığı kötü kişilerin bilişsel gerileme geliştirme olasılığının da yüzde 23 daha yüksek olduğu sonucuna vardı..

The Journal of the American Geriatrics Society’de yayımlanan çalışmada  da diş kaybının hem demans hem de bilişsel bozulma riskini önemli ölçüde artırdığı saptandı ve düzenli diş fırçalamayla diş hekimi ziyaretlerinin önemi vurgulandı..

– Çalışmanın yazarları:

“Periyodontit, dişi destekleyen dokuların iltihabıdır ve ciddi vakalarda diş kaybına yol açar. Bu, dünyadaki yetişkin nüfusunun yaklaşık yüzde 10 ila 15’ini etkiliyor..

Bu incelemenin bulguları, periyodontal ve bilişsel sağlık arasındaki ilişkide birden fazla mekanizmanın bulunduğunu gösterebilir..

Klinik açıdan bulgularımız, risk altındaki bireylerde erken teşhisin net yollarını ve bilişsel bozulmayı önlemek için en etkili önlemleri belirtmekte mevcut kanıtlar henüz yeterli olmasa da demansı önleme bağlamında periyodontal sağlığın izlenmesinin ve yönetiminin önemini vurgulamaktadır..”

Imperial College London’ın cerrahi ve kanser bölümünden araştırmacılar, Alzheimer hastalığının tek bir beyin taramasıyla teşhis edilebileceğini keşfetmişti..

Bilim insanları, bu basit testin daha önce Alzheimer’la ilişkili olmayan bölgeler de dahil beynin yapılarına bakmak için yapay zeka kullandığını ortaya koymuştu..

İlerleyici hastalığın tedavisi bulunmamakla birlikte, erken teşhis, hastaların semptomlarını yönetmek için yardım ve desteğe erişmelerini ve geleceklerini planlamalarını sağlayacaktır..

Alzheimer Derneği’ne göre, hafıza sorunları demansın yaygın bir erken belirtisidir ancak demans, insanların düşünme, konuşma, hissetme, davranma ve algılama biçimlerini de değiştirebilir.

Alzheimer hastalığı en sık 65 yaş üstü kişilerde görülüyor.

Alzheimer hastalığı ve diğer demans türlerine yakalanma riski yaşla birlikte artıyor. Hastalığın, 65 yaşın üzerindeki her 14 kişiden birini ve 80 yaşın üzerindeki her 6 kişiden birini etkilediği tahmin ediliyor.

 

© The Independent//Joanna Whitehead // Independent Türkçe için çeviren: Onur Bayrakçeken

 

 

 

 

AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞINDA ALTIN KURAL DİŞ FIRÇALAMAK!

  • Prof. Dr. Mehmet Ali Kılıçarslan:


“Tüm sağlık hizmetlerinde olduğu gibi ağız ve diş sağlığı konusunda da çağdaş yaklaşım, hastalığı tedavi etmekten önce, hastalığın ortaya çıkmasına engel olacak tedbirlerin alınması..

Ağız ve diş bakımının altın kuralı şüphesiz ki doğru ve etkin bir şekilde diş fırçalamaktır..”

“Ağız ve diş sağlığında yeme alışkanlıklarının etkisi..!”

  • Prof. Dr. Kılıçarslan:

“Sert ve işlenmemiş gıdaların dişler üzerinde plak birikimine yol açması, rafine gıdalar kadar kolay olmayacaktır.. Ancak günümüzde bırakın fast-food alışkanlıklarını veya dışarıda tüketilen gıdaları, evimizde hazırladığımız yiyeceklerde bile rafine malzeme oranı son derece fazladır..

Ağız bakımının etkin bir şekilde uygulanması şüphesiz ki altın kuraldır.. Yediklerimiz veya içtiklerimiz ne kadar doğal veya sağlıklı olursa olsun, diş bakımımızı ihmal etme lüksümüz yoktur..

Ancak tabii ki tüm sağlığımız için olduğu gibi, ağız sağlığımızın korunması için de dengeli beslenmenin rolü çok büyüktür.. Özellikle süt, yoğurt veya peynir gibi ağızın asidik ortamını nötrleyecek, elma gibi sert, ısırılarak tüketilen ve mekanik temizliğe katkıda bulunacak gıdaları tüketmek önem taşımaktadır..”

YILDA EN AZ BİR KEZ RUTİN MUAYENE OLMALI!

“Ağız ve diş sağlığında, bakım ve hijyenin önemi..!”

  • Prof. Dr. Mehmet Ali Kılıçarslan:

“Fırçalama işlemini desteklemek ya da protez veya implant kullanımı gibi durumlarda fırçanın yetersiz kaldığı alanları temizlemek amacıyla diş ipi, ara yüz fırçası gibi mekanik temizlik sağlayan aksesuarları ve gargaraları kullanmak da yine diş hekiminin tavsiyeleri arasında yer alabilmektedir..

Tüm bu özene rağmen çürük riskli bireylerin veya implant kullanan hastaların yılda iki kez, ülkemiz gerçekleri göz önünde bulundurularak diğer bireylerin de yılda en az bir kez rutin diş muayenesi yaptırmaları, olası bir problemin önüne geçilmesi açısından son derece önemlidir..”

Genetik faktörler önemli role sahip..!

  • Prof. Dr. Mehmet Ali Kılıçarslan:

“Ağız ve diş sağlığında, bakım ve gün içinde tükettiğimiz yiyecek ve içeceklerin etkilerine ek olarak genetik faktörler de önemli..


Diş ve dişeti hastalıkları açısından orantısal olarak doğru bakım ve tedavilerle bireysel farklılıklar ortadan kaldırılabilir olsa da şüphesiz ki bireyin genetik veya kişisel yatkınlıkları da ağız ve diş sağlığı açısından önemli bir role sahiptir..

Bireyin özellikle bazı spesifik durumlarda hastalığa yatkınlığı, sistemik rahatsızlıklarının ağız içi bulgu ve yansımaları, tükürüğünün yapısı ve kalitesi, bağışıklık sisteminin direnci gibi pek çok parametre ağız sağlığını da belirleyici olabilmektedir..

Ancak ilk sözde olduğu gibi son sözde de ağız bakımının doğru yapılmasının altın kural olduğunu belirtmekte yarar vardır..”

 UZMANI UYARDI: DİŞLERİNİZİ FIRÇALARKEN OLUŞAN KANAMALARA DİKKAT!

“Diş eti hastalıkları, genellikle ağrısız seyrettiği için zor farkedilir..!”

  • Dr. Dt. Sancar Şimşek:

“Diş etlerinizde kızarıklık ve şişme varsa, fırçalarken kanıyorsa diş hekiminize kontrol ettirin..

Diş eti hastalığının en önemli belirtisi, fırçalarken veya kendiliğinden ortaya çıkan diş eti kanamaları olduğunu belirtmeliyim..

Kanama, diş etindeki iltihaba bağlı ortaya çıkar..!”

  • Dr. Dt. Şimşek:

 “İltihaba bağlı olarak diş etlerinde kızarıklık ve şişme görülebilir.. Bununla birlikte kök yüzeylerinin açığa çıkması yani diş eti çekilmeleri, soğuk veya sıcağa karşı hassasiyet, dişlerde sallanma ve kaymalar, kötü ağız kokusu da hastalığın belirtileri arasındadır..

Bu belirtilerin ortaya çıkmasını beklemeden 6 ayda bir düzenli olarak diş hekimi muayenesini yaptırmak, hastalığın oluşmadan önlenmesini veya erken teşhis edilerek diş kayıplarının önüne geçilmesini sağlar..

Sağlıklı diş etinden hasta, iltihaplı diş etine geçiş normal bir insanda çok hızlı olmaz; genellikle geniş zamana yayılan, belirtiler gösteren bir süreçtir.. Bu belirtileri göz ardı etmez ve tedavi yoluna giderseniz; diş kaybına, apse oluşumuna kadar uzanan bu süreci durdurabilirsiniz..”

KENDİ KENDİNE İYİLEŞMEZ..! Diş eti hastalıkları kendi kendine, antibiyotik, gargara, vitamin gibi tedavilerle iyileşmez; mutlaka bir diş eti uzmanı tarafından tedavi edilmesi gerekir..!

  • Dr. Dt. Şimşek:

“Erken dönemde teşhis edilmesi, diş etleri kadar dişlerin de sağlığını koruyacak.. Bu hastalıklar tedavi edilmediğinde diş kaybedilebilir..

Diş eti hastalıkları genellikle herhangi bir ağrı ile seyretmediğinden, çağımızda görülen en sık diş kaybetme nedenlerinden biridir..

Genel sağlığımız açısından; periodontal hastalığın (diş eti hastalıkları) büyüklüğü ve şiddetinin önemli bir risk faktörü olduğu, artan bilimsel kanıtlarla desteklenmektedir..

Diş eti hastalığını önlemek için günde en az iki kere doğru diş fırçalama, en az bir kere diş ipi kullanımı, 6 ayda bir düzenli diş hekimi ziyareti gerekmektedir..”

DİŞLERİN VE DİŞ ETLERİNİN ORTAK DÜŞMANI OLAN BAKTERİ PLAĞIDIR!

“Dişlerin düşmanı bakteri plağı..!”

  • Dr. Dt. Şimşek:

“Dişlerin ve diş etlerinin ortak düşmanı olan bakteri plağı, dişler üzerinde birikerek diş çürüklerine ve diş eti hastalıklarına yol açan yapışkan ve renksiz bir mikrop tabakasıdır..

Dişlerde çapraşıklık, çürükler, kötü yapılmış dolgular ve protezler, ağızdan solunum ve ağız kuruluğu gibi faktörler; mikrobiyal dental plak birikimini artırır..

Bakteri plağı, yediğimiz yemeklerdeki şeker ile birleşerek bir tür asit oluşturur.. Bu asit zamanla diş minesini zayıflatır ve dişlerde çürümelere yol açar. Bakteri plağı yumuşaktır ve hasta tarafından kolaylıkla temizlenebilir..

 Eğer temizlenmez ve birikirse tükürükten gelen kalsiyum ve fosfat iyonlarının etkisiyle sertleşerek diş taşları meydana gelir.. Diş taşı, ancak hekim tarafından diş yüzeylerinden uzaklaştırılabilir..

Diş taşları, diş eti hastalığına esas neden olan bakteri plağının dişler üzerinde daha rahat birikmesine neden olur.. Dolayısıyla diş taşlarını temizletmek zararlı değildir.. Profesyonel olarak temizlenerek diş eti hastalığının ilerlemesi engellenmelidir..”

“DÜZENLİ KONTROL ŞART..!”

  • Dr. Dt. Şimşek:

“Tedavi sonrası düzenli kontrollerin mutlaka yapılması gerekiyor.. Periodontal tedavi sonrası hastaların düzenli olarak diş hekimi tarafından muayene edilmesi, plak kontrolü ve yeni diş taşı birikimlerinin ortamdan uzaklaştırılması gereklidir..

Fakat unutmamak gerekir ki; periodontal tedavi ile elde edilenlerin sürdürülmesi için yapılan hiçbir işlem, kişinin günlük ağız bakımı işlemlerini etkin bir şekilde uygulamasından daha yararlı olamaz.. Bazı vakalarda periodontal yıkımın sürdüğü gözlenir.. Bu vakalarda, geleneksel tedavilere ek olarak antibiyotik tedavisi ile olumlu yanıt alınır..”

DİŞ FIRÇALAMA İÇİN ZAMANLAMA ÖNEMLİDİR..! Dişler kahvaltıdan önce mi yoksa sonra mı fırçalanmalı..!?

“Zamanlama önemlidir”

Pek çok kişi dişlerini sabah ve akşam olmak üzere iki kez fırçalıyor.. Ancak en iyi ağız ve diş sağlığını elde etmek için sabah ne zaman ve nasıl diş fırçalamanın en uygun olduğunu biliyor musunuz..?

ABD’den bir diş sağlığı uzmanına göre bu, büyük ölçüde günün ilk öğününde ne yenilip içildiğine bağlı..

 

MADİSON KAPLAN’IN SABAH DİŞ FIRÇALAMA ÖNERİLERİ!

Kahvaltıdan önce mi sonra mı..!?

Sabah diş fırçalayan iki farklı grup var:

Uyandıktan sonra ağzındaki histen kurtulmak için hemen banyoya koşanlar ya da sabah öğününden sonra bunu yapanlar..

Kaplan ise bütün hastalarına kahvaltıdan sonra diş fırçalamayı önerdiğini söyledi..

  • Madison Kaplan:

“Bu, diş lekelerine sebebiyet veren yiyecek artıklarının ve içeceklerin temizlenmesinin en iyi yolu.”

Öte yandan, asitli bir yiyecek ve içecek tüketiliyorsa kahvaltıdan önce diş fırçalamak daha iyi bir seçenek.. Zira kahve ya da meyve gibi asitli bir ürün tüketildikten sonra dişleri fırçalamak, diş minesine zarar verebiliyor.. Amerikan Diş Birliği de söz konusu ürünlerden sonra bir saat geçmesini öneriyor..

Kaplan, kahvaltıdan sonra bir saat beklemeye vaktiniz yoksa (örneğin işe giderken yemek yiyorsanız) ağzın suyla çalkalanmasını önerdi.. Böylece yiyeceklerin dişlerin arasına sıkışıp kalmayacağını ve içeceklerin gideceğini belirtti..

  • Madison Kaplan:

“Yiyecekleri ve bakterileri ne kadar çok temizlerseniz, ağız sağlığında o kadar başarılı olursunuz..”

Kahve..!”

Kahve içtikten sonra dişleri fırçalamanın lekeleri önlediği gibi genel bir kanı var.. Ancak kahve son derece asidik..

Asidik ürünlerden sonra diş fırçalamanın diş minesini aşındırdığını ifade eden Kaplan şunları söyledi..

  • Madison Kaplan:

“Kemiklerimizdeki kalsiyuma benzeyen diş minesi, vücudumuzun en sert yapılarından biri olsa da fırçalama diş yapısını zayıflatabiliyor.. Diş fırçasındaki kıllar, asidi dişlerin gözenekli minesine sürterek zamanla kalıcı hasara yol açabiliyor..”

Uzmanlara göre kahve içtikten sonra 30 dakika beklenmesi, asidin vereceği hasarı önleyebilir..

Kaplan diş lekelerinin, kahveyi gün boyunca az miktarlarda içmek yerine bir oturuşta hepsini içerek de önlenebileceğini düşünüyor..

İçeceği sürekli yudumlayarak ağzın sürekli aside maruz kaldığını belirten diş sağlığı uzmanı “Dişler gün boyunca iyileşme fırsatı bulamadığı için lekelenme riski de artıyor..”

Peki ya portakal suyu..!?

Portakal suyun tüketimindeki endişenin kaynağı da kahveyle aynı: Asitlik. Bunu içtikten hemen sonra ayna karşısına geçip fırçalamaya başlamak da diş minesinin aşınmasına yol açabiliyor..

“Ağzınızda asit bulunduğunda dişlerinizi fırçalamayın. Çünkü bu kimyasal bir aşındırıcı” diyen diş hekimi Sonya Krasilnikov da bu durumun diş hassasiyetini artırdığını söyledi..

Uzmanlar, kahvaltıda portakal suyundan vazgeçemeyen kişilere önce diş fırçalamayı ve sabah yemeğini bitirdikten sonra ağzı suyla çalkalamayı öneriyor..

Bir diğer tavsiye de diş ipi.. Çünkü bu da yiyecek artıklarını, fırçalamanın aşındırıcı özelliği olmadan dişlerden çıkarmanızı sağlayabiliyor..

 

DİŞLERİ KAHVALTIDAN HEM ÖNCE HEM DE SONRA FIRÇALAMAK!

Diş lekelerinden kurtulmanın bir yolu kahvaltıdan hem önce hem de sonra fırçalamak olsa da Kaplan bu konuda bazı uyarılarda bulundu..!”

  • Madison Kaplan:

“Aşırı fırçalama diye bir şey var ve bu diş etlerini yıpratabilir.. Dişlerini kahvaltıdan hem önce hem sonra fırçalamak istiyorsanız, iyi fırçalama tekniklerine odaklanın.. Bu, diş etinde travmayı veya diş eti çekilmesini önlemede çok önemli..

Sadece önceki fırçalama ve diş ipi kullanımından bu yana birikmiş bakterileri ve yiyecek parçacıklarını temizliyorsunuz.. Bu yüzden çok yoğun olmasına gerek yok.. Nazikçe basınç, yavaş hız ve uygun fırça diş eti çekilmesini önlemenin anahtarları..”

Www.cafemedyam.com
Fotoğraf: Pixabay / cafemedyam

 AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI RUH SAĞLIĞINI DA ETKİLİYOR!

“Ağız ve diş sağlığı sorunları özgüven eksikliğini beraberinde getirerek psikolojik sorunları tetikliyor..!”

  • Ossama Çetinkaya:

“Zorunlu haller dışında diş hekimine görünmemek için evde ağız ve diş bakımını mümkün olan en profesyonel şekilde yapma çabası artıyor..”

Amerika’da CareQuest Ağız Sağlığı Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırmaya göre her 5 kişiden biri ruh sağlığının orta veya kötü durumda olduğunu söylüyor..

Bu kişilerin yüzde 34’ünün diş ağrısı, yüzde 30’unun şişmiş veya kanayan diş etleri ve yüzde 25’inin çiğneme veya yutma sırasında ağrı ve ağız kuruluğundan şikayetçi olduğu görülüyor..

Uzmanlar özellikle pandemide daha da artan ruhsal sorunların kişisel bakıma gösterilen özeni azalttığına dikkat çekerken kozmetik markası kurucusu Ossama Çetinkaya da ağız ve diş sağlığı sorunlarının özgüven eksiliğini beraberinde getirdiğine işaret etti..

  • Ossama Çetinkaya:

“Ağız ve dişler, sadece beslenmenin değil iletişimin de başlangıç noktası.. Ne var ki yetersiz bakım, sararmış dişler veya kötü kokan bir nefes gibi kişilerin özgüvenini düşüren sonuçlar doğurabiliyor.. Bu da sosyal hayata karışmaktan çekinmeye ve içe kapanmaya neden oluyor..”

İNSANLARIN YÜZDE 47’Sİ DİŞÇİDE GERGİN OLUYOR..! Pandemide tetiklenen anksiyete, panik atak gibi psikolojik sorunlar diş hekimi ziyaretlerini azalttı..!
  • Ossama Çetinkaya:

“Araştırmalar, ruh sağlığını kötü olarak tanımlayan kişilerin yüzde 47’sinin diş hekimi ziyaretlerinde gergin olduğunu gösteriyor.. Salgın sürecindeki bulaş riskinin de kaygıları tetiklediğini söylemek mümkün elbette..

Gözlemlediğimiz ise zorunlu haller dışında diş hekimine görünmemek için evde ağız ve diş bakımını mümkün olan en profesyonel şekilde yapma çabasının arttığı.. Nitekim ağız ve diş bakımı kategorisindeki kozmetik ürünlerin kullanımı da giderek yaygınlaşıyor..”

DİŞ SAĞLIĞI! Nasıl ki bir atın sağlıklı olup olmadığını dişlerine bakıp anlarlarsa, bir toplumun sağlığını da ortalama insanın dişlerine bakıp anlamanın mümkün olduğunu düşünüyorum..!

Diş sağlığı alanında son birkaç on yılda kaydedilen devasa ilerlemeye rağmen, Türkiye toplumu dişleri dökük bir toplum..

Kamu sağlık sisteminde diş tedavisi için gerçekten yorucu bir randevu sistemi ve hastanelerdeki yığılma ile başa çıkmak zorundasınız..

Tedavi süreçleri uzuyor, iyi malzemelere ücretsiz ulaşmak ise mümkün değil..

Sağlıklı bir ağız yapınız olsun istiyorsanız, kamu sağlığı sisteminin dışına çıkmak ve dişlerinizi özel muayenehanelerde çalışan iyi bir diş hekimine emanet etmek zorundasınız.. Bu da kamyon yüküyle para demek oluyor..

Özel sağlık sigortaları da dişleri kapsamıyor..

Bir emekli, basit bir diş çekiminde bile maaşının üçte biri kadarını diş hekimine bırakabiliyor.. Protez yaptırmaya, hele yeni nesil implant uygulamalarına ise ortalama vatandaşın yetişmesi mümkün değil..

Bu nedenle, ortalıkta uyduruk protezlerle dolaşan ya da ağzında doğru dürüst diş bulunmayan milyonlar var..

Benim kuşağım kamu sağlığının halka büyük ölçüde ücretsiz ulaştırıldığı dönemin son demlerini hatırlıyor..

Misal, yaşadığımız kasabada Diş Hekimi Ekrem Bey vardı. Ben ona Ekrem Amca derdim, komşumuzdu..

Rahmetli Ekrem Amca, sevilen, şakacı, yaratıcı bir kişiydi..

Kasabada kimin diş sorunu olsa devlet hastanesine gider, Ekrem Amca’ya görünürdü. Çocuklara yaptığı eğlenceli şakalarla diş hekiminden korkmamayı öğrettiğini hatırlıyorum…

Derken hayatımıza “her şeyin bir bedeli olduğunu” söyleyen o yeni ‘doktrin’ girdi.. O zamana kadar ücretsiz olması bizim ‘normal’imiz olan şeylerin, en önemlisi eğitim ve sağlığın yavaş yavaş birer kâr aracına dönüştürülmesine tanıklık ettik.

‘Sosyal güvenlik’, ‘kamu sağlığı’, ‘kamu eğitimi’ gibi tanımlamalar gerçek hayatta hiçbir karşılığı olmayan yabancı laflara dönüştü..

Misal, ana muhalefet partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir zamanlar Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) Genel Müdürü olduğu ve kurumu batırdığı siyasi muarızları tarafından söylenir durur..

İddianın ne kadarının ne ölçüde doğru olduğu uzun yıllardır tartışılıyor, işin o kısmına girmeyeceğim ama bir zamanlar ortada çürük çarık da olsa bir çeşit ‘sosyal güvenlik’ müessesesi olduğu söylenebiliyor..

Şimdi SSK’nın yerini alan SGK’nın haline baktığınızda, toplumsal kaidenin ‘güvensizlik’/’güvencesizlik’ olduğunu pekala tespit edebiliriz..

SGK’nın ‘görev zararı’ 46 milyar lirayı aştı!.. Küçük bir ülke bütçesi kadar para!

Böylesine “zarar üreten” bir müessesenin  ‘sosyal’ alana ‘güvenlik’  sağlayabileceğine inanabilir miyiz..?

Tersine, tıpkı kamu bankalarında olduğu gibi, aşırı borçlu devletin sırtına binmiş kamburlara feda edilen ve ‘görev zararı’ giderek büyüyen kamu kuruluşları toplumun olanı toplumdan almanın birer paravanı haline gelmiş vaziyette..

Evet, adında ‘sosyal’ olan her müessese, ‘sosyal’ olanı ayrıcalıklı küçük bir zenginler topluluğunun çıkarlarına uygun dilimler haline getirmekten başka iş görmüyor..

Etrafınızda, 40 yaşını geçmiş insanların dişlerine şöyle alıcı gözle bir bakın, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız…

TEDAVİ EDİLMEYEN DİŞLER BAŞINIZA DAHA BÜYÜK DERT AÇIYOR!

  • Diş hekimi Engin Aksoy:

“Diş tedavileri, korona riski nedeniyle aksadı. Diş ile ilgili sorun çoğu zaman ağızla sınırlı kalmıyor, kalp-damar hastalıkları, diyabet, eklem iltihaplanmaları, düşük, erken doğum gibi sorunlara da yol açabiliyor.”

Koronavirüs pandemisi nedeniyle pek çok ihtiyacımızı ertelemeye başladık ama sağlık ihtiyaçlarımız ertelemeye gelmeyecek kadar önemli.

Diş Hekimi Dr. Engin Aksoy, hastaların diş tedavilerine gereken önemi vermediğini belirtti..

  • Dr. Aksoy:

“Zamanında yapılmayan tedavilere bağlı olarak dişteki çürüklerin sinire inmesine, dişetlerinin iltihaplanmasına ve dişlerin kaybedilmesine neden oluyor.. Diş kayıpları nedeniyle hastalarımız daha ağır tedavilerle karşı karşıya kalıyor. Üstelik diş ile ilgili sorunlar başka sağlık sorunlarına da yol açabiliyor.”

“SAĞLIK ERTELENEMEZ..!”

  • Dr. Aksoy:

“Vücudumuz kapalı bir kutu gibi ve yalnızca verdiği sinyallerle bize kendini anlatıyor; ağrı, mide bulantısı, şişlik vs. vücudun hastalıklara karşı tepkileri. Bu tepkiler ışığında bizler kendimizde sorun olduğunu anlıyor, hekime başvuruyoruz..

Maalesef söz konusu dişler olduğunda bu tepkilere duyarsız kalıyoruz. Buna bir de korona riski eklenince ilk vazgeçtiğimiz dişlerimiz oldu..”

Dişlerde oluşan sorunun ilk ipuçları hassasiyet, sızlama ve ağrı ..

Başvurma süresi uzadığında şikâyetlerin dozu artabileceği gibi bazen ağrı eşiğinin yüksek ve genetik yatkınlık faktörlerine bağlı olarak belirti vermeden de diş hastalıkları ilerleyebilir..

Siz ağrının geçtiğini düşünürsünüz ancak dişteki iltihaplanma ilerlemeye devam edebilir..

Örneğin basit bir dolgu ile kapatılabilecek bir çürük, sinire kadar ilerleyebilir, apse oluşumuna, hatta dişinizi kaybetmenize yol açabilir. Diş ile ilgili sorunlar çoğu zaman ağzınızla sınırlı kalmıyor..

Kan dolaşımı yoluyla vücudun başka noktalarına ilerleyebiliyor. Kalp-damar hastalıkları, diyabet, eklem iltihaplanmaları, özellikle hamilelik döneminde düşük ya da erken doğumlara neden olabiliyor.”  

KENDİ DİŞİNİZ GİBİ OLMAZ..! 

  • Diş Hekimi Dr. Engin Aksoy:

“Tedavi yaklaşımımıza göre, kurtarılacak bir dişi çekip yerine yapay diş kökü koyarak hastayı ameliyata mahkûm etmenin hiçbir anlamı yoktur. Tabii ki implantlar her geçen yıl daha da geliştiriliyor ve iyileştiriliyor ama en iyi implantı seçseniz bile kendi canlı dişiniz gibi olmaz..

Doğal dişlerimiz, içerisinde ve kök çevresinde atar damar, toplardamar, lenf damarlarına sahip olduğu için bir travma veya enfeksiyona karşı kendini koruyabilir ancak sonradan yerleştirdiğimiz yapay diş köklerinin kendini koruma özelliği yoktur..

Sonrasında ağız ve diş hijyeninize çok dikkat etmeniz gerekir; bu nedenle. 6 ayda bir diş kontrollerimizi ihmal etmemek gerekiyor.”  

“KLİNİKLERDE ÖNLEMLER TAM..!”

  • Diş Hekimi Dr. Aksoy:

“Ağzımızın koronavirüsün de bulaşma noktası olmasından hareketle diş tedavileri sırasında hijyene ve önlemlere karşı daha özenli davranılması gerekiyor..

Diş tedavi aletlerimiz basınçlı su kullanıyor. Bu su, hastanın ağzına çarparak orada bulunan bakteri, virüs ve mantarları da alarak dışarı sıçrıyor.. Biz buna aeorosol bulutu diyoruz ve bu bulutu aspiratörlerle çekmeye çalışıyoruz..

Tedavimiz sırasında üst düzey hijyen sağlıyoruz. Bunun yanı sıra her hasta için kullanılan önlükler, maskeler değiştirilmeli.. Tedavi odaları en az yarım saat havalandırıldıktan sonra diğer hasta için dezenfekte edilerek hazırlanmalı..”

COVİD-19 SÜRECİNDE AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞINA ‘DİKKAT’ UYARISI!

“Ağız içinde bir enfeksiyon başladığı zaman, vücudun bağışıklık sistemi azaldığı için dış uyaranlara açık hale gelir..!”

  • Prof. Dr. Ali Rıza Tunçdemir:

” Diş enfeksiyonu dolayısıyla Covid’19’a yakalanma ihtimali artıyor, kişi hastalığa yakalandığı zaman daha ağır atlatıyor. Ağız diş sağlığına özellikle bu dönemde çok dikkat etmek lazım..

Yeni tip koronavirüs pandemisi hayatımızda. Bu süreçte ağız diş sağlığının önemi yeteri kadar kavranmadı..

İnsanlar 50-60 yaşına geldiklerinde dişlerini kaybedecekleri algısında olduğu için ağız ve diş sağlığına gerekli önemi vermiyor..

Artan karbonhidrat ve paketli gıda tüketiminin de ağız ve diş sağlığı için büyük tehdit..

Ağızda kalan yemek artıklarının aside dönüşmesiyle dişlerde çürük oluşuyor..

Hasta günde 4 sefer dişlerini fırçaladığını söylüyor ama ben muayene ediyorum, dişlerin sadece ön yüzeyini fırçalamış, arka yüzeyine fırça değmemiş..

Her fırçalamada en az 2-3 dakika dişlerin her yüzünü fırçalamamız lazım. Bir bakıyoruz, 15-20 saniye fırçalama var.. Dolayısıyla etkin fırçalamayı bilmiyoruz..

Fırçalamayı yapsak bile her akşam kullanmamız gereken diş ipini kullanmıyoruz.. Diş ipi kullanmak dişlerin arasını temizlediği için günde 10 sefer de dişlerimizi fırçalasak aralara fırça girmeyeceği için mutlaka oralardan çürük başlayacak, ağız kokusu, diş eti kanaması ve benzeri rahatsızlıklarla kendisini gösterecek..”

COVİD-19 AĞIZ VE DİŞ SAĞILIĞINI DA OLUMSUZ ETKİLEDİ..! Diş uykudan uyandıracak kadar ağrı yapmadan diş hekimine gidilmiyor..!

  • Prof. Dr. Ali Rıza Tunçdemir:

“Covid-19 salgınının hayatın her alanını etkilediği gibi ağız diş sağlığının da ihmal edilmesine neden olduğunu söyleyebilirim..

Türkiye’de Covid-19 vakasının görüldüğü andan itibaren insanlar hekime gitmekten çekindi..

Bu dönemde ağız ve diş sağlığı inanılmaz derecede bozuldu ve rahatsızlıklar inanılmaz ilerledi..”

Diş sağlığı problemlerine neden olan bakterilerin aynı zamanda sistemik hastalıklara da ol açtığını belirtmeliyim.. Kalp, böbrek, üst solunum yolu enfeksiyonu, hamileliklerin sonlanması ve düşük ağırlıklı doğumların nedeninağızdan başlar..

Covid-19 salgını nedeniyle ağız ve diş sağılığı bozulduğu için sistemik hastalıklarda da artış olduğunu ifade etmeliyim..

Dr. Öğretim Üyesi Dursun Ali Şirin ile Doç. Dr. Fatih Özçelik tarafından 25-60 yaş arasındaki bin 500 Covid-19 hastası üzerinde arasında yapılan bir çalışmada, ağız diş sağlığı problemi olan, ağız hijyenine dikkat etmeyen hastaların Covid-19’u çok daha ağır atlattığı, birçoğunun entübe edilmek zorunda kaldığı, yoğun bakıma yatırıldığı ifade edilmiş..

Buradan şu sonucu çıkartabiliriz, hastalığa kolay yakalanma riskini arttırıyor..

Ağız içinde bir enfeksiyon başladığı zaman vücut bağışıklık sistemi azaldığı için dış uyaranlara açık hale geliyor. Dolayısıyla Covid-19’a yakalanma ihtimali artıyor, kişi hastalığa yakalandığı zaman daha ağır atlatıyor. Ağız diş sağlığına özellikle bu dönemde çok dikkat etmek lazım..

Diş hekimi olarak ‘Dişlerinizi fırçalayın’ ilavesi yapmak istiyorum. Evden çıkarken ve eve geldiğimiz zaman etkili bir şekilde dişleri fırçalarsak virüsleri ağız ortamından uzaklaştıracağımız için kendimizi koruduğumuz kadar aynı zamanda yakınlarımızı da koruruz diye düşünüyorum. Çünkü eve girince maskelerimizi çıkartıyoruz. Covid-19 en fazla solunum yoluyla, havadaki damlacıklarla bulaşıyor. Biz ağız hijyenine ne kadar dikkat edersek, ağız sağlığımız korunduğu gibi kendimizi ve yakınlarımızı da Covid-19’a karşı koruyacağımıza inanıyorum..”

Pandemi şartlarında ağız ve diş sağlığı nasıl korunmalı? Www.cafemedyam.com

PANDEMİ ŞARTLARINDA AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI NASIL KORUNMALI?

“Covid-19 pandemisinin ağız ve diş sağlığına etkileri..!”

  • Prof. Dr. Hakkı Sunay:

“Virüsün bulaştığı kişilerin tükürüklerinde yoğun miktarda virüs yükü olduğu biliniyor ve Covid-19 hastalığına bağlı olarak ağız mukozasının etkilendiğini bildiren çalışmalar var..”

Diş çürükleri ve dişeti hastalıkları, tüm dünyada görülme sıklığı en fazla olan enfeksiyon hastalıkları arasında yer alıyor..

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Türkiye’de diş çürüğü ve dişeti hastalıklarında son 30 yılda bir miktar azalma olmasına karşın hala toplumun büyük bir kısmında görülüyor..

“22 Kasım Diş Hekimliği Günü ve Ağız ve Diş Sağlığı Haftası..!”

Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakkı Sunay, toplumda diş ve dişeti hastalıklarıyla ilgili farkındalığın artırılmasının diş hekimlerinin birincil görevi olduğunu ifade etti..   

“ÖNLEMLER EN ÜST SEVİYEYE ÇIKARILMIŞ DURUMDA..!”

  • Prof. Dr. Hakkı Sunay:

“Covid-19 pandemisinin ağız ve diş sağlığına etkileri..Türkiye’de ilk vakanın görülmesini takiben Sağlık Bakanlığı Covid-19 Bilimsel Danışma Kurulu tarafından yapılan çalışmalarla ‘Diş Hekimliğinde Acil Uygulamalar’ kapsamına giren tedavilerin uygulanması tavsiye edildi..

Diş hekimliği uygulamalarının yüksek oranda aerosol içerdiğinden tüm koruyucu önlemlerin alındığı, havalandırma ve dezenfeksiyon kurallarına uygun dental tedavilerin gerçekleştirildiğini ifade etmeliyim..

Diş hekimleri pandemi öncesinde de enfeksiyon kontrolüne azami önemi göstererek çalışmakta olsalar da pandemi ile önlemler en üst seviyeye çıkarılmış durumda..”

“VİRÜS GİRİŞİNİN EN KOLAY OLDUĞU BÖLGE AĞIZ..!”

  • Prof. Dr. Sunay:

“Virüsün bulaştığı kişilerin tükürüklerinde yoğun miktarda virüs yükü olduğu biliniyor ve Covid-19 hastalığına bağlı olarak ağız mukozasının etkilendiğini bildiren çalışmalar var. Fakat çalışmalarda gözlenen bulguların direkt virüsle ilişkili olmaktan çok virüsün bağışıklık sistemi üzerindeki etkileriyle ortaya çıkabilen ikincil durumlar olduğu belirtilmiştir. Hastalığın tat alma duyusunu ortadan kaldırması en bilinen belirtilerden birisidir..

Pandemi döneminde diş ve dişeti hastalıklarının gözlenme sıklığında değişiklik olduğuna dair bir verinin henüz bulunmadığını ancak olası etkileri göz önünde bulundurarak önlem almakta fayda olduğunu söylemeliyim..

Ağız ve burun boşlukları virüsün vücuda girişinin en kolay olduğu bölgelerdir. Koruyucu özelliği olan maskelerin kullanımının yanı sıra diş fırçalama sıklığı ve süresi artırılabilir..

Mükemmel bir fırçalamada dahi dişler arasında biriken plağın uzaklaştırılması imkansızdır. Ara yüzlerin mutlaka diş ipi ya da ara yüz fırçaları ile temizlenmesi gerekmektedir..

Beslenmede yapışkan özellikli ve yüksek oranda şeker içeren ve çürük oluşumunu kolaylaştıran karbonhidratlardan ziyade su ve lif içeriğinden zengin meyve ve sebzelere yer verilmelidir.”

“SAĞLIĞIMIZIN KORUNMASI İÇİN BİRİNCİ KOŞUL..!”

  • Prof. Dr. Hakkı Sunay:

Diş ve özellikle dişeti hastalıkları ile kalp-damar hastalıkları, diyabet, bazı ağız kanseri türleri ve hatta Alzheimer hastalığı arasında ilişki olduğunu bildiren çalışmalar bulunuyor..

Dolayısıyla diş fırçalama ve ara yüz temizliği ile ağız hijyeninin korunması sadece ağız sağlığının değil aynı zamanda genel sağlığın korunmasında da etkili..

Bağışıklık sisteminin beslenmeyle desteklenmesinin yanı sıra günde iki kez dişlerin tüm yüzeylerinin fırçalanması ve günde bir kez ara yüz temizliğinin diş ipi ya da yardımcı araçlarla gerçekleştirilmesi sağlığımızın korunması için birinci koşuldur..”

DİŞ SIKMA HASTALIĞINA ÇENE BOTOKSU TEDAVİSİ!

“Çiğneme fonksiyonunu yerine getirilmesini sağlayan masseter kasının bazı kişilerde olduğundan daha fazla güçlü..!”

  • Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Özge Özdal Zincir:

“Bu kas özellikle geceleri istem dışı kasılarak çene eklemlerine gelen yükün çok daha fazla artmasına neden olabilir..

Diş sıkma hastalığının yarattığı olumsuz etkiler çene botoksuyla azaltılabilir..”

Diş sıkma hastalığına çene botoksu tedavisi www.cafemedyam.com

 

  • Dr. Öğr. Üyesi Özge Özdal Zincir:

“Diş sıkma hastalığının ağız içerisinde yer alan yumuşak ve sert dokulara zarar verdiğini söyleyebilirim..

Masseter kasına uygulanan çene botoksu ile bu fazla kuvvet minimalize edilerek çene eklemi üzerindeki baskı azaltılır..

Çene botoksu tedavisinin; diş sıkma sorunlarını giderme, çene eklem ağrılarının azaltılması, diş gıcırdatmanın önlenmesi ve masseter kasının hipertrofisine bağlı gelişen çene genişliğinin kare görünüm formundan çıkarılması gibi birçok faydası vardır”

“ÇENE ÜZERİNDEKİ GERGİNLİK SORUNLARININ GİDERİLMESİNE YARDIMCI OLUR..!”
  • Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Özge Özdal Zincir:

“Masseter kasının olduğundan büyük olması, yüzün alt kısmının şeklini büyük ölçüde değiştiriyor..

Özellikle kadınlarda estetik olarak da endişe verici olabiliyor. Bunun nedeni ise çene görünümün kareleşerek daha erkeksi bir görünüme neden olması..

Masseter botoksu, diş sıkmayı sağlayan kaslardan biri olan masseter kasının hacmini azaltır. Estetik olarak çenenin küçülmesine katkı sağlarken diş sıkma ve çene üzerindeki gerginlik sorunlarının da giderilmesine yardımcı olur..

Bu uygulama hastanın durumuna ve hekimin tavsiyesine göre belirli aralıklarla uygulanabilir. Çene botoksunun yapım amacı sadece estetik kaygı değil, dişlerin sıkılmasına bağlı zararların giderilmesi, kontrolsüz diş sıkmayı engellemek ve kas kasılmalarına engel olmaktır..”

Çene botoksunun nasıl yapıldığı hakkında..!
  • Dr. Öğr. Üyesi Özge Özdal:

“Çene botoksu, kısa bir süre içerisinde ince uçlu iğneler ile masseter kasının içerisine hasta dişlerini sıkarkenki pozisyonda doğru noktalar tespit edilerek ağrısız bir şekilde gerçekleştirilir. Çene botoksu ameliyat gerektirmeden uygulanır. Masseter botoksu, zaman içerisinde kasın zayıflaması nedeniyle çene köşelerindeki kare görünüm yerini daha ince ve V görünümüne bırakır.”

“TEDAVİNİN HERHANGİ BİR YAN ETKİSİ BULUNMAMAKTADIR..!”

Çene botoksu yaptırmanın en büyük avantajlarından birinin geceleri istemsizce yapılan diş sıkma probleminden kurtulmak olduğunun altını çizen Zincir, “Dişlerin yüzeyinde aşınma, kırılma gibi birçok hasarı engellemek amacıyla uygulanan bir tedavidir. Çene botoksunun etkisi hastadan hastaya farklılık göstermekle beraber kalıcılığı 4 ile 6 ay arasında sürmektedir. Çene botoksunun tespit edilen herhangi bir yan etkisi bulunmamaktadır. Bazı durumlarda uygulama ile meydana gelen küçük kızarıklıklar kısa süre içerisinde ortadan kalkar” ifadelerini kullandı.

 DİŞ İLTİHABINA NE İYİ GELİR? DİŞ İLTİHABI NASIL GEÇER?

“Ağız ve diş sağlığına yeteri kadar önem gösterilmediği takdirde meydana gelen rahatsızlıklardan biri olan diş eti iltihabı, günlük hayatta en sık karşılaşılan sorunların başında geliyor..!”

Eksik ve dengesiz beslenme ve geçirilen hastalıkların ardından diş etlerinde ortaya çıkan enfeksiyonlar, diş etlerinde iltihaplanmaya sebep olabiliyor.

Diş iltihabına ne iyi gelir? Diş iltihabı nasıl geçer? Www.cafemedyam.com

Peki diş eti iltihabı nasıl geçer..!?

Genellikle bakteriyel enfeksiyonlar nedeniyle oluşan diş eti iltihabı, ağız sağlığına özen göstermeyen kişilerde sıklıkla görülen bir hastalık olarak biliniyor. Bununla birlikte genetik yatkınlık, çevresel faktörler ve diğer sebepler de diş etlerinin enfeksiyon kapmasına neden oluyor. Diş eti hastalıklarına zamanında müdahale edilmezse hastanın birçok farklı organında ve uzvunda şikayetler artabiliyor.

Peki diş eti iltihabını evde hafifletmek mümkün mü? İşte bazı çözüm önerileri!

Bitkisel ürünlerle gargara yapın: Zerdeçal, ada çayı ve zencefil gibi bitkisel gıdalarla pratik bir şekilde hazırlanacak gargaralar iltihapların daha fazla yayılmasına engel oluyor. Gargaranın yapılacağı çok sıcak ve soğuk olmamasına da ekstra özen gösterilmesi gerekiyor. Diş etleri bu dönemde son derece hassas olduğu için ılık su ile gargara yapılması tavsiye ediliyor.

Aloe Vera kullanın: Son yılların en gözde bitkilerinden biri olan Aloe Vera, birçok sağlık sorununun çok daha az hissedilmesini sağlıyor. Aloe vera bitkisinden elde edilen akışkan madde, parmak yardımıyla iltihaplı damaklara sürülebilir. Birkaç dakika bekletildikten sonra su yardımı ile gargara yapılır. 

Tuzlu su tercih edin: Diş eti iltihabına karşı tuzlu suyla gargara da uygulanabilir. Ancak ağızda yaralar varsa, tuzlu su bu yaralara zarar verebileceği için mutlaka bir uzmana danışılmalıdır.

Zerdeçal ile masaj yapın: Zerdeçal ve az miktarda suyu karıştırıp diş etlerinize masaj yaparak uygulayın. Birkaç dakika bekledikten sonra diş etlerinize yine birkaç dakika masaj yapın. Daha sonra ağzınızı suyla çalkalayın. Zerdeçal, ağızda oluşan bakteri ve enfeksiyonların önlenmesine yardımcı olabilir.

Diş taşı temizliği: Zaman içerisinde oluşan taşlar hem diş ağrısına hem de enfeksiyona doğrudan sebebiyet veriyor. Doktorlar sadece 10-15 dakika süren tek bir seansta diş taşlarının tamamını alabiliyor.

DİŞ ETİ İLTİHABI BELİRTİLERİ NELERDİR..!?

Sürekli kanama: İltihaplı diş eti hastalıklarında erken teşhis ve müdahale son derece kritik bir öneme sahip. Bu nedenle hastalar dişlerine olduğu kadar diş etlerine de özenle yaklaşmalıdır. Sadece diş fırçalarken değil yemek yerken ve gündelik işler sırasında diş etlerinin kanama emareleri göstermesi en büyük belirtilerden biridir.

Renk değişimleri: Sağlıklı diş etleri pembe ya da kırmızı renginde olur. Giderek beyazlayan ve renk değişimleriyle sağlıksız bir görüntü ortaya çıkan diş etleri, enfeksiyon belirtileri göstermektedir.

Dişlerde hassasiyet: Konuşurken, yutkunurken ve yemek yerken diş etlerinde büyük bir hassasiyet oluşur. Bu hassasiyet ilerlediğinde bazı dişler sallanmaya başlayabilir.

Ağız kokusu: Enfeksiyon her neredeyse orada koku oluşturur. Özellikle diş eti enfeksiyonlarında bu koku, alınan tüm önlemlere rağmen geçmez.

Editör notu: Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlı olup, kesin tanı ve tedavi için mutlaka bir uzmana başvurulması gerekmektedir..

Araştırma: Diş fırçalamak ve diş ipi kullanmak bunamaya karşı koruma sağlayabilir..!

“New York Üniversitesi (NYU) Rory Meyers Hemşirelik Okulu’nun yürüttüğü yeni bir araştırma, diş ipi kullanma ve diş fırçalamanın bunamayı önlemeye yardımcı olabileceğini ortaya çıkardı..!”

Araştırma: Diş fırçalamak ve diş ipi kullanmak bunamaya karşı koruma sağlayabilir www.cafemedyam.com

Yeni bir araştırmaya göre diş ipi kullanmak, diş çürümesinin yanı sıra bilişsel gerilemeden korunmaya da yardımcı olabilir. Diş fırçalama ve diş ipi kullanma gibi iyi ağız hijyeni alışkanlıkları bilişsel bozukluğu ve bunamayı önleyebilir. New York Üniversitesi (NYU) Rory Meyers Hemşirelik Okulu’nun yürüttüğü yeni bir araştırma bunu gösteriyor. 

Independent Türkçe’nin aktardığı habere göre, çalışma kapsamında araştırmacılar diş kaybı ve bilişsel bozukluk üzerine yapılan 14 çalışmanın sonuçlarını analiz etti. Bu çalışmalara toplamda 34 bin 74 yetişkin katılmıştı. Çalışmalar bilişsel işlevinde zayıflama görülen 4 bin 689 vakaya yer vermiş ve uzun bir zaman aralığında yürütülmüştü. 

Bulgular, daha fazla diş kaybı yaşayan yetişkinlerin bilişsel bozulma riskinin 1,48 kat, bunama riskininse 1,28 kat daha yüksek olduğunu gösterdi. Diğer faktörler kontrol edildiğinde bile bu sonuç geçerliydi. 

HER EKSİK DİŞLE BİLİŞSEL BOZULMA RİSKİ DE ARTIYOR..!

NYU Rory Meyers Hemşirelik Okulu’ndan çalışmanın üst düzey yazarı Profesör Bei Wu, yaptığı açıklamada, “Her yıl şaşırtıcı sayıda kişiye Alzheimer hastalığı ve bunama teşhisi konduğu ve ağız sağlığını ömür boyu iyileştirebilme fırsatı göz önünde bulundurulduğunda, kötü ağız sağlığıyla bilişsel gerileme arasındaki bağlantıya dair daha derin bir anlayış geliştirmek önem kazanıyor” dedi. 

NYU tarafından yapılan analiz ayrıca, diş kaybının, “tıbbi bakımın ve diş bakımının kalitesinin ve bunlara erişimin sınırlı olması, eğitim süresinin az olması ve kötü beslenme gibi yaşam boyu süren sosyoekonomik dezavantajların” bir yansıması olabileceğini öne sürüyor. 

Wu, gelir ve eğitimle ağız hijyeni ve sağlığı arasındaki bağlantıya dikkat çekti. CNN’in aktardığına göre Wu, “Gelir ve eğitim, ağız sağlığıyla çok ilişkili, özellikle de birçok kişinin diş sigortası olmadığı için, muhtemelen diğer birçok kronik rahatsızlığa nazaran çok daha ilişkili” dedi. 

Wu’ya göre ağız sağlığındaki eşitsizlik, özellikle ABD’de belirgin. Bunun nedeni sağlık sisteminin içinde yön bulmanın karmaşıklığı ve genelde bireylerin sağlık sigortası kapsamında diş bakımına erişiminin bulunmaması.

KÖTÜ AĞIZ VE BEYİN SAĞLIĞI ARASINDA BAĞLANTI OLABİLİR..

Bu açıklamalar arasında eksik dişlerin çiğnemeyi etkileyebileceği, dolayısıyla sağlıklı gıda seçeneklerini sınırlayabileceği ve beyin sağlığı için temel besin maddelerinin kişinin beslenme düzeninden potansiyel olarak eksilmesine yol açabileceği problemi de yer alıyor. 

Araştırma, ağız iltihabının beyin iltihabı ve bilişsel bozulmayla bağlantılı olduğuna dair kanıtlar da kaydetti. Önceki araştırmalar da diş eti hastalığıyla ilişkilendirilen bakterilerle (Porphyromonas gingivalis) Alzheimer arasında bağlantı tespit etmişti..

 DİYABET HASTALARI AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI İÇİN NELERE DİKKAT ETMELİ?

“Dr. Öğr. Üyesi Sibel Kayaaltı Yüksek, diyabet ve diş eti hastalıkları arasındaki bağı açıklayarak, diyabet hastalarına tavsiyelerde bulundu..!”

Diyabet, insülin miktarında ya da etkinliğinde bozukluk sebebiyle ortaya çıkan toplumda yaygın görülen kronik metabolik bir hastalık. Diyabet, kişilerin hayat kalitesini değiştiren pek çok sağlık problemlerine sebep oluyor. Diyabet hastalarında uzun dönemde özellikle sinir sistemi, kan damarları, göz, böbrek ve kalp gibi organlarda fonksiyon bozuklukları ve hasarlar görülebiliyor.  Poliüri (sık idrara çıkma), polidipsi (çok su içme) ve polifaji (aşırı yeme) gibi başlıca görülen bulguların yanı sıra ağız kuruluğu, bulanık görme, ayaklarda uyuşma, karıncalanma, mantar enfeksiyonları, kaşıntı, ciltte kuruluk ve idrar yolu enfeksiyonları gibi klinik bulgular da görülüyor. Diyabetik hastalarda başlıca ağız içi değişiklikleri ise; ağız kuruluğu, yanan ağız, diş eti hastalıkları, tükürük akışında azalma ve buna bağlı olarak çürük riskinde artış olarak sayılabilir.

Okan Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Sibel Kayaaltı Yüksek, diyabet hastaları için şu tavsiyelerde bulundu;

Diyabet hastaları ağız ve diş sağlığı için nelere dikkat etmeli? Www.cafemedyam.com

DİYABETLİ HASTALARDA NE GİBİ AĞIZ PROBLEMLERİ GÖRÜLÜR..!?

Dünya çapında yaygınlığı artmakta olan diyabet hastalığı vücudun savunma mekanizması etkilemekte ve hastalıklara karşı yatkınlığı artırmaktadır. Diyabet, diş eti hastalıklarının gelişimini ve şiddetini etkilemektedir. Kontrol altında olmayan diyabet hastalığı ve düzensiz glisemik kontrol diş eti hastalıkları için risk faktörüdür. Diyabette kişinin etkilenen bağışıklık sistemi cevabı sebebiyle diş eti hastalıklarının görülme riskinin artırabilmektedir. Aynı zamanda diş eti hastalıkları sadece ağız içini etkileyen enfeksiyon olmayıp tüm vücut sistemini etkileyebilmektedir. Bu nedenle diyabet ve diş eti hastalıkları arasında birbirlerini çift yönlü etkileyen bir ilişki olduğu kabul edilmektedir. Diyabetik hastalarda tekrarlayan ve çoklu diş eti apseleri, ödemli diş etleri, dişleri çevreleyen destek kemikte hızlı yıkım ve yara iyileşmesinde gecikmeler görülebilmektedir.

DİYABET HASTALARI AĞIZ VE DİŞ BAKIMLARINDA NELERE DİKKAT ETMELİ..!?

Glisemik kontrolü kötü olan hastalar için hastaların iç hastalıkları/endokrinoloji doktorları ile bilgi alışverişi yapılarak dental tedavi planını oluşturulmaktadır. Gerekli durumlarda hastadan işlem öncesi kan şeker düzeyinin belirlenmesi için glikoz ölçümü istenmektedir. Diyabetik hastaların dental randevuları için genellikle sabah saatleri tercih edilmektedir. Hastalar dental tedavilerine gitmeden önce kahvaltılarını yapmış olmalı ve normal insülin dozlarını ya da oral anti-diyabetik ilaçlarını zamanında almalıdırlar. Diyabet hastaları, florlu diş macunu ile dişlerini düzenli fırçalamalıdırlar. Ara yüz temizliği için diş ipi ve ara fırça gibi ek ürünler kullanmaya dikkat etmelidirler. Ayrıca, diyabet hastalarının düzenli olarak diş eti hastalıkları uzmanı tarafından kontrolleri yapılmalıdır.

İLGİLİ HABER

Independent Türkçe, / Hakan Gülseven

CNET, HuffPost

Derleyen: Uğurcan Yıldız

CUMHURİYET/ Sibel Bahçetepe

Bir yanıt yazın

Verified by MonsterInsights