GÜNDEM

AVRUPA ADALET DİVANI KARAR VERDİ: EŞCİNSEL LER DE AİLE KURMA HAKKINA SAHİPTİRLER!

.

⏺ 26 İLDE 18 YAŞ VE ÜZERİ 2 BİN 200 KİŞİ İLE GÖRÜŞÜLDÜ … YÜZDE 72,3’Ü EŞCİNSEL LIĞI TOPLUM İÇİN ZARARLI GÖRÜYOR

Prof. Yıldırım ve Doç. Recep Yıldız:

“Türkiye’de Cinsiyet Algısı Araştırması”na imza attı. 6 kategoride eşcinsellik konusu irdelendi. Katılımcıların yüzde 36,6 “sapkınlıktır devlet yasaklamalı” derken yüzde 33,5 “tedavi için yardımcı olunmalı..

Günümüzde öne çıkan en önemli toplum meselelerinden birisi de eşcinselliktir. Bütün dünyada bu konuda yoğun bir tartışma ve dalgalanma bulunmaktadır..

Çatışmalar yaşanmakta, değerlerin erozyonu ortaya çıkmakta, yeni kavram ve söylemler ileri sürülmektedir..

Cinsiyet, ilk defa bu kadar yoğun bir biçimde geleneği ve mirası dışlayan, inanç ve gelenekle çatışan bir şekilde yorumlanmaktadır..

Sosyolojik determinizm bakışıyla hareket eden yaklaşımlar ileri sürülerek, insanlığın bütün kadim inanç ve müktesebatı reddedilmektedir..”

Bu ifadeler, Prof. Dr. Ergün Yıldırım ve Doç. Dr. Recep Yıldız tarafından hazırlanan “Türkiye’de Cinsiyet Algısı Araştırması” raporundan.. 

İstanbul Sebahattin Zaim Üniversitesi ve İstanbul Aile Vakfı için gerçekleştirilen araştırma kapsamında temmuz-ağustos aylarında, Türkiye genelinde 26 ilde 18yaş ve üzeri toplam 2 bin 200kişiyle görüşüldü.. 

Cinsiyet, yaş, eğitim, medeni durum, çocuklu olup olma, yaşanılan yer, iş-meşguliyet, siyasi görüş ve dini yaşantı hususlarının göz önünde tutulduğu araştırmada, eşcinsellik, cinsel yönelim, LGBTİ+ gibi ifadeler irdeleniyor..

Bu kavramların birbirine yakın olduğu belirtiliyor.. 

Çalışmanın giriş bölümünde, bu kavramın hepsinde de cinsel tutumların “normal” olanın dışında yer alan biçimlerine vurgu bulunduğu ifade ediliyor..

“LGBTİ+ dediğimizde belli cinsel tutumları savunmak üzere bir araya gelen bir grubu anlıyoruz” denilen araştırmada, “Cinsel yönelim, eşcinsellik, biseksüel, gay, lezbiyen gibi kavramlara ilişkin toplumun iki temel tutumundan bahsetmek mümkün” deniliyor.. 

Eşcinsellik.jpeg
LGBTİ eylemi / Fotoğraf: Facebook// cafemedyam


Toplumun bu kavramlara bakışının şu olduğu ifade edildi: 

“Birincisi, toplum bu kavramların muhtevalarında taşıdığı belli düşünceleri, tutumları ve inanışları anlıyor..

Bu tutumları asırlar içinde inançla, ahlakla ve örf ile oluşan değerlerle yorumluyor. Özellikle İslam düşünce geleneği müktesebatına sahip Türk toplumunda, doğrudan inanç ve ahlak çok belirleyici bir rol oynamaktadır..

İkincisi ise son yıllarda LGBTİ+ adıyla somutlaşan gruplar, örgütler, faaliyetler ve protestolar olarak algılanmasıdır. Bu çerçevede eşcinsellik sosyal medyaya, konvansiyonel medyaya ve çeşitli faaliyetlere yansıyan belli insanlar, kişiler ve gruplar düşünülmektedir.. 

Bu araştırma çok kapsayıcı bir niteliğe sahip. Toplumun gençler, yaş grupları, eğitim düzeyi, siyasal kimlikler, siyasal partiler, dindarlar gibi boyutları çerçevesinde konuyu ele almaktadır..

Cinsiyet tutumlarını farklı toplumsal veçheleriyle incelemektedir. Bu araştırma sayesinde toplumun cinsiyet düşünceleri, algıları ve tutumları konusundaki genel gidişatını, siyasal kimlik ve çevrelerin tutumlarını, dindarların konuya bakışını öğrenme imkânına sahip olacağız..” 

Öncelikle LGBT imgesinin ne olduğunun anlaşılması için ortaya çıkan sonucun önemli olduğu belirtiliyor.. 

“Bu bir tercihtir diyenleri oranı 17,6” 

Çalışmaya göre, katılımcıların büyük bölümü eşcinselliği “sapkınlık” olarak görüyor.

Yüzde 36,6 “bir sapkınlıktır ve devlet tarafından yasaklanmalıdır” derken yüzde 33,5 ise “bir hastalıktır ve tedavisi için yardımcı olunması gerektir” iddiasında..

Yani katılımcıların yüzde 71,6’sı eşcinsellik ve LGBTİ’ye olumsuz bakıyor.. 

Buna mukabil “bir hastalık değil bir tercihtir ve saygı duymak gerekiyor” diyenlerin oranı yüzde17,6 iken “Bu bir tercihtir, kanunlar çerçevesinde hakları savunulmalıdır” diyenlerin oranı ise 12,3.. 

Çalışmada, eşcinsellerin topluma zararı olup olmadığına yönelik tepkilerine yönelik verilerine de yer veriliyor. Buna göre katılımcıların yüzde72,3’ü eşcinselleri toplum için zararlı görüyor.. Buna karşın “Toplum içinde serbest olmalılar” diyenlerin oranı yüzde 9,4 iken “En ufak bir ayrımcılığına uğramamaları için her türlü tedbir alınmalıdır” diyenlerin oranı ise yüzde 18,3.. 

EŞCİNSEL LİK DOĞAL BİR DURUM VE İNSAN DOĞASINDA VAR MIDIR?
Yaş gruplarına göre eşcinsellik algısında araştırmaya katılanların 3’te 2’si eşcinselliği doğal bir durum olarak görmüyor..

✅ 18-24 yaş aralığındaki gençlerin neredeyse yarısı ise eşcinselliği “doğal bir durum” olarak değerlendiriyor..

Bu bağlamda araştırmacıların yaş aralığı büyüdükçe eşcinselliğe karşı olumsuz bir durum gördüğü anlaşılıyor..

Dolayısıyla 18-24 yaş aralığındaki gençlerin yüzde 46,7’si eşcinselliği doğal bir durum görürken; yüzde 43,4’ü eşcinselliğin insan doğasında olmadığını düşünüyor. 25 ve üstü kişilerin 3’te 2’den fazlası eşcinselliği doğal bir durum olarak görmüyor..

Yaş.png
Gençler, eşcinselliğe yaşlılara göre daha olumlu yaklaşıyor / Görsel: Independent Türkçe// cafemedyam

LGBTİ+ DENİNCE AKLINIZA İLK GELEN DÜŞÜNCE NEDİR?
Araştırmaya katılan kişilerin yaklaşık yarısı LGBT ile ilgili akla ilk gelen düşüncesinde hiçbir gerekçe sunmuyor..

✅ Çok sayıda tercihli cevaba rağmen “hiçbiri” diyerek tercih etmeleri büyük bir oranda katılımcıların LGBT ile ilgili olumsuz bir düşünceye sahip oldukları anlaşılıyor..

Ancak 18-24 yaş aralığındaki gençlerin yüzde 35,3’ünün, LGBTİ+ denince aklına ilk gelen düşünce “Eşcinselliğin-eşcinsellerin özgürlüğü için mücadele etmek” ve yüzde14,2’nin diğer seçeneklerden birini tercih etmek yerine tamamını kastederek “hepsi”ni eşcinsel yönelimini akla ilk getirdiği gerekçe olarak görmekte..

Bu bağlamda katılımcıların “Baskı yaptığı gerekçesi ile dini ve kültürel değerlere karşı mücadele etmek” ve “Kadına şiddeti önlemek için mücadele etmek” sorularına verdiği cevaplardan anlaşılacağı üzere katılımcıların yaklaşık 3/1’i LGBT ve eşcinselliği “Özgürlük temelinde değerlendirirken; büyük bir oranda LGBT ve eşcinselliğe karşı negatif gerekçeler sunuyor.. 

18-24yaş aralığındaki gençler arasında LGBT algısında baskın bir görüş çıkmazken; bu yaş aralığındaki gençlerin neredeyse yarı yarıya farklı seviyelerde görüş ayrılığı yaşadığı anlaşılıyor.. 

Ekran Resmi 2022-01-07 12.34.15.png
Görsel: Independent Türçe// cafemedyam

LGBTİ+ İÇİN DÜŞÜNCENİZ NEDİR?

LGBT ile ilgili kanaatleri önüne alındığında baskın bir şekilde 3’te 2’sinden fazlası bir hastalık olarak görmekte..

Hatta katılımcıların 3’te 1’i devlet aygıtının kanun marifetiyle yasaklanmasını talep ediyor. 18-24 yaş grubunun görüşü, diğer yaş grupların tam tersi şekilde..

Zira 18-24 yaş grubu, LGBT’yi saygı çerçevesi içerisinde bir tercih olarak değerlendirirken; bu yaş grubunda baskın bir toleransın olmadığı da ortaya çıkıyor.. 

“Tedavi edilmesi konusunda yardım alınması gerektiği düşünülüyor” 

18-24yaş grubunun (yüzde 21,5 + yüzde 22,1= yüzde 43,6) neredeyse yarısı LGBT’yi bir hastalık ve sapkınlık olarak değerlendirmekte..

Bu bağlamda LGBT ile ilgili bu yaş aralığındakilerin yüzde21,5’i tedavi edilmesi noktasında yardımcı olunmasını gerektiğini savunuyor.. 

55 yaş üstü katılımcıların LGBT ile ilgili müsamaha bir görüşe sahip olmadıkları yüzde82,3 gibi yüksek bir orandan anlaşılıyor.. 

Yaş ilerledikçe olumsuz bakma oranı yükseliyor

LGBT ile ilgili yaş aralığı sıralı bir şekilde artıkça toplumun düşüncesi ‘hastalık’ ve ‘sapkınlık’ olarak değerlendirdiğini gösteriyor..


 “Oğlunuzun ve kızınızın; LGBTİ+ bireylerden biri olduğunu duyarsanız tepkiniz ne olur?” sorusuna da farklı cevaplar veriyor. 

Kimisi “tedavi ettirirdim’ derken ‘kendimi yetersiz hissederdim” diyenler var. Katılımcıların bir bölümü de rahatsızlığı, utanmayı ve bu durum karşısında tedavi ettirmeyi tercih edeceklerini belirtmekte..  

Ancak gençler arasında en küçük 18-24 yaş grubundakiler konuyu farklı değerlendiriyor. Gençlerin yüzde28,8’i yani yaklaşık 3’te 1’i mevcut haliyle kabul edeceğini ifade ederken; 3’te 2’si bir şekilde durumu tersine çevirmek için çeşitli yollara başvuracağını belirtiyor..

“LGBT bireylerin birinci derece yakınında olması durumunda” 3’te 2 oranında tepkisini ‘bir şekilde müdahale edilmesi gerektiği’ yönünde gösteriyor..

Partiler.png
Milliyetçi, muhafazakar ve sağ partiler, eşcinselliğe daha olumsuz yaklaşıyor / Görsel: Independent Türkçe// cafemedyam

Siyasi kimliklerde cinsiyet algısı 

“Siyasi görüşünüz olarak kendinizi nasıl tanımlarsınız?” sorusu alt başlığında dile getirilen “Eşcinsellik doğal bir durumdur ve insan doğasında var” düşüncesine “evet” diye yüksek oranda cevap verenler genelde Kemalist, sol ve liberal görüşlü olanlar olarak öne çıkıyor..

 
Buna göre Kemalistlerin yüzde 47,4’ü, solcuların 44,79’ü ve liberallerin yüzde 52,7’si insan doğasında olduğunu düşünüyor..

İslamcı, milliyetçi, muhafazakar ve merkez sağ görüşlü olanlar göre ise bu kesinlikle doğan bir durum değil ve insan doğasında yoktur.. 

“Çocuğu olanlar olumsuz bakıyor

Evebeynlerin durumuna gelince bu insanları çocuk sahibi olup olmamasına, çocuğunun kız veya erkek olup olmamışına göre değişiyor.. 

Çocuğu olmayan –bekar ya da evli – katılımcıların yüzde33,1’i LGBT denince aklına ilk gelenin eşcinsellerin özgürlüğü için mücadele etmek (yüzde 33,1) olduğunu belirtiyor..

Bu oran çocuğu olan ebeveynlerden en az yüzde 10 daha yüksek. Sadece erkek çocuğu olan ebeveynlerde oran yüzde23,2’ye; sadece kız çocuğu olanlarda yüzde 19,8’e ve hem kız hem erkek çocuğu olanlarda yüzde 17,7’ye iniyor..

Bir diğer farkları da LGBT denince aklına ilk önce dini ve kültürel değerlere karşı mücadele etmenin geldiğini belirtenler arasında en düşük düzeye sahip olmalarıdır (yüzde 8,1)..

Bu oran, sadece kız çocuğu olan ebeveynlerde yüzde 11,6’ya; sadece erkek çocuğu olanlarda yüzde 14,2’ye; hem kız hem erkek çocuğu olanlarda da yüzde 19,0’a çıkıyor.. 

Din.png
Dini inançlarını yerine getiren insanlar, eşcinselliğe zararlı buluyor / Görsel: Independent Türkçe// cafemedyam

⏺ DİNİ İNANÇ ARTTIKÇA OLUMSUZ BAKIŞ YÜKSELİYOR
Dini yaşantı açısından cinsiyet algısında inanmayanlar, yüzde74,6 oranıyla eşcinselliğin insan doğasında olduğu yönünde görüş bildiriyor..

✅ Burada “eşcinsellik doğal bir durumdur” demeyenlerin oranı ise yüzde 17,5.

İnanıyorum ama dini görevlerimi yerine getirmiyorum şeklinde kendisini tanımlayan katılımcıların yüzde39’ü “insan doğasında var” derken yüzde51,4’ü aksini savunuyor.. 

İnanıyorum ama dini görevlerimi kısmen yerine getirebiliyorum diyenlerden ise yüzde59,5 “insan doğasında yok” derken yüzde 28 ise “doğal bir durum” görüşünde.. 

“İnanıyorum ve dini görevlerimi yerine getiriyorum” şeklinde kendilerini tanımlayan katılımcıların sadece yüzde 16,1 durumu normal karşılarken yüzde 78’i ise tersini savunuyor. İnanma ve dini görevlerini yerine getirenlerde oran yükseldikçe eşcinselliği normal karşılamama oranı da doğal olarak yükseliyor.. 

Rapora imza atan iki akademisyen de bu duruma dikkati çekiyor. Onlara göre, sonuçta dini inanç ve yaşantı ile eşcinselliğe bakış arasında önemli korelasyonlar bulunuyor..

“Dini inanç ve yaşantı arttıkça eşcinsel ve LGBTİ+ grubuna karşı olumsuz bakış da yükselmektedir” denilen raporda şu cümlelerle son buluyor: 

“Salt inanma kadar inanmanın pratiklerini ortaya koyanlar arasında da önemli bir farklılaşma ortaya çıkmaktadır. İnanç ve inancın yaşantıya dönüşerek var oluşu durumunda, eşcinsellik ve onun örgütsel arayışı olan LGBTİ+’ya, karşı ve mesafeli bir tutum gelişmektedir. İnanma salt soyut bir düşünce olarak kaldığında ise eşcinselliğe karşı daha esnek, belirsiz ve normal algılayan bir bilinç gözlemlenmektedir.”

© The Independentturkish

⏺ LGBTİ+ BİREYLERİN AİLELERİ ÇOCUKLARININ ‘AÇILMA’ SÜRECİNİ VE YAŞADIKLARINI ANLATTI 
Her yıl 17 Mayıs günü Uluslararası Homofobi, Bifobi, Transfobi ve İnterfobi Karşıtı Günü olarak kutlanıyor..

17 Mayıs 1990 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü eşcinselliği hastalıklar listesinden çıkarmış ve 17 Mayıs 2004’ten beri dünyada, 2006’dan beri ise Türkiye’de Uluslararası Homofobi, Bifobi, Transfobi ve İnterfobi Karşıtı Gün olarak kutlanıyor..

Etkinliklerin koronavirüs gerekçesiyle ‘online’ ortama taşındığı bu dönem için euronews Türkçe olarak LGBTİ+ bireylerin aileleriyle konuştuk..

⏺ AİLELER ÇOCUKLARININ CİNSEL KİMLİKLERİYLE İLGİLİ İLK AÇIKLAMALARINI NASIL KARŞILADI, SOSYAL ÇEVRELERİNDEN NE GİBİ TEPKİLER GÖRDÜ?
“ÇELİK YELEK GİYİYOR ZANNETTİM”

✅ Kendini “trans kadın annesi” olarak tanımlayan Züleyha, çocuğunun başlangıçta kabullenmekte güçlük çektiğini söylüyor:

“Yaklaşık 7-8 yıl önce bir arkadaşım aracılığıyla öğrendim. Daha doğrusu çocuğumun eşcinsel olduğunu öğrendim. Ama benim çocuğum eşcinsel değilmiş..

Öğrendiğim zaman çok büyük bir şok geçirdim. Çok üzüldüm. Çok korktum. Çocuğum adına da korktum. Kendi adıma da korktum. Sinir krizleri geçirdim ve bu yüzden çocuğum evden ayrıldı..

Yaklaşık bir buçuk yıl kadar hiç görüşmedik. Sadece telefondan iletişim kurduk. Bir buçuk yıl sonra eve geldiği zaman sarıldık tabii. Çok özlemiştim. Sarıldığım zaman elim sert bir şeye değdi. Çelik yelek giyiyor sandım. Çünkü bu konuda ön yargılarımız vardı. Çok kötü ortamlar olarak biliyorduk. Eyvah dedim, bu çocuk çok kötü ortamlarda..

Daha sonra çocuğum benle görüşmek istedi ve onun evine gidip gelmeye başladım. Bir gün karşılıklı oturduk ve bana bir şey söylemek istediğini söyledi.. Orada ben bir şey yaptırdım dedi. Orada anladım ki benim çocuğumu ben eşcinsel olarak biliyordum ama çocuğum trans kadındı.. Çünkü göğüs yaptırmıştı..

O benim çelik yelek sandığım şey aslında çocuk göğüslerini saklamak için korse takmıştı. Tabii ki çok üzüldüm ama ona hiçbir şeyi belli etmedim. Sen mutluysan, ben de mutluyum dedim ve sarıldık. Ama içim de fırtınalar koptu yine.”

İnternet üzerinden eşcinsel, biseksüel, trans, interseks aileleri derneği LİSTAG’a ulaşan Züleyha, İstanbul’da CETAD’dan (Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Deneği) gönüllü psikiyatrların ve psikologların desteğiyle düzenlenen seminerlere katılmış.

‘Ebeveynlerin çocuklarının yanında durması önemli’

Eşcinsel annesi Günseli Dum, oğlunun eşcinsel olduğunu artık daha rahat söyleyebildiğini ifade ediyor:

“Bunu 12 sene önce belki bu kadar rahat söyleyemezdim ama şu an çok rahat söylüyorum. Kalabalıklara söylüyorum. Çünkü bu benim için bir utanç ya da saklanacak bir durum değil..”

Dum, eşcinsel çocukların toplumda maruz kaldıkları baskıya karşı ailelerinin desteğinin önemine vurgu yapıyor:

“Benim çocuğum da birçok eşcinsel çocuk gibi okulda ‘ibne’ denen çocuklardan ve ben bunu duyduğumda hemen okula gidip okul idaresiyle görüşme yaptım. Anneler, babalar bilgilenip çocuğunun yanında durursa birçok yerde o çocuk daha rahat davranabiliyor. Çünkü bizim çocuklarımız çok küçük yaşlardan kendilerine bir şey korunma mekanizması kurmak zorunda kalıyorlar. Burada da en güvendikleri şey anne baba olmalı. Böyle olursa onların hayatlarında bazı şeyler daha kolay oluyor.”

⏺ BİLGİLENDİKÇE GÜÇLENDİK

Eşcinsel Babası Ömer Ceylan ise, oğlunun bir akşam yemeği sırasında kendisine açıldığını ifade ediyor:

“Bana geldi, baba ben eşcinselim dedi. Ben de kendisine bu senin hayatın nasıl mutlu olacaksan öyle yaşa. Zor bir hayatın olacak ancak biz daima ailen olarak senin yanındayız dedim.”

Yaşadığı süreçle ilgili “bilgilendikçe güçlendik” ifadelerini kullanan Ömer Ceylan, sosyal çevresinde bu durumdan rahatsız olanların tepkilerini yüksek sesle dile getirmeye çekindiklerini belirtiyor:

“Bu konu hakkında, hiçbir bilgim yoktu. Bu işin üniversite bitirmiş olmakla da ilgisi yok. Bilgisizlik. Bu konu konusunda kulaktan dolma birkaç bilgi dışında hiçbir şey bilmiyordum. Ama ben oğlumun bir birey olduğunu düşündüğüm için, oğlumun yaşının 25- 26 civarında olduğu için, kendinden emin olarak bunu açıkladığını düşündüğüm için hiçbir zaman olumsuz bir tepki vermedim. Fakat bundan sonra biz 10 sene bunu kimseyle paylaşmadık..

Eşim, ben, kardeşim, eşimin kardeşi gibi 4-5 kişinin içerisinde 10 sene kadar bunu biz kimseyle paylaşmadık. Tabii bu da esas sorun bilgisizlik bir, el alem korkusu iki. CETAD ile tanışmamız bizim dönüm noktamız oldu. Çünkü orası Cinsel Eğitim Tedavi Araştırma Derneği, bizim bilgilenmemizi, psikiyatrlardan aldığımız bilgilerle bilgilenmemizi sağladı. Bilgilendikçe güçlendik. Güçlendikten sonra tabii ki dışarı açılmaya başladık.”

Kaos GL Derneği’nin, ‘2019 Yılında Türkiye’de Gerçekleşen Homofobi ve Transfobi Temelli Nefret Suçları Raporu’na göre nefret suçları kamusal alanlarda, görgü tanıklarına rağmen işleniyor, güvenlik güçleri ise pek çok vakaya gerekli önemi göstermiyor..

Euronews// Deniz Kılıç & Maria Askarova  Görüntü editörü • Mert Can Yilmaz

AVRUPA ADALET DİVANI EŞCİNSEL AİLELERİN BÜTÜN AB ÜYELERİNDE TANINMASINA HÜKMETTİ
Avrupa Adalet Divanı, bir Avrupa Birliği (AB) ülkesinde aile olarak kabul edilen eşcinsel çifterin ve çocukların statüsünün bütün üyelerde tanınmasına karar verdi.

Mahkemenin kararına göre herhangi bir AB üyesi ülkenin eşcinsel çiftin çocuğuyla ebevyn ilişkisi olduğunu kabul etmesi halinde çocuğun serbest dolaşım hakkının garanti altına alınması açısından diğer bütün üyelerin de bu kararı tanıması öngörülüyor..

Emsal dava Bulgar yetkililerin uyruğu farklı eşcinsel çiftin Sara isimli yenidoğan bebeğine “bir kişinin iki annesi olamaz” gerekçesiyle doğum belgesi vermemesi üzerine açılmıştı..

Mahkeme kararı bebek Sara’ya Bulgar pasaportu düzenlenmesini hükmetti..

“Gökkuşağı ailelerin haklarını eşit şekilde kullandığını görmek istiyoruz”

Sara’nın davasını LGBT+ hakları için çalışan sivil toplum kuruluşu ILGA-Europe Avrupa Adalet Divanı’na taşıdı..

Mahkeme kararıyla ilgili bir değerlendirmede bulunan ILGA-Europe dava ekibinin başındaki Arpi Avetisyan kararın bir AB üyesindeki ebeveynlik hakkının ulusal kimlik gerekçesiyle gözardı edilemeyeceği konusunda uzun zamandır beklendiği şekilde bir açıklık getirdiğini belirtti..

Avetisyan:

“Bu karar AB’nin gerçek bir eşitlik birliği olduğunun ifadesi ve gökkuşağı ailelerinin serbest dolaşım ve diğer temel haklarını herkes gibi eşit şekilde kullandığını görmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz. Bu kararın derhal uygulanması yalnızca bebek Sara ve ailesi için değil, AB çapında benzer zorluklar yaşayan bütün aileler için önemli” dedi.

“EMSAL DAVANIN AYRINTILARI”

Bulgar Kalina Ivanova ve Cebelitarık doğumlu İngiliz vatandaşı Jane Jones 2019 İspanya doğumlu Sara’nın bu ülkede düzenlenen doğum belgesinde bebeğin anneleri olarak kayda geçti..

Ancak ebeveynlerin İspanyol vatandaşı olmaması sebebiyle bebeğin İspanyol vatandaşı olarak kayda girmesi mümkün olmadı. İngiliz yasaları gereğince Cebelitarık doğumlu bebek İngiliz vatandaşı olarak da kaydedilemedi.

Bunun üzerine Ivanova Bulgar makamlarından bebeğin bu ülke vatandaşı olarak kaydedilmesi için başvuruda bulundu. Ancak eşcinsel evlilikleri ve birliktelikleri yasal kabul etmeyen Bulgaristan bu başvuruyu reddetti.

Kimlik, pasaport ve diğer resmi belgesi düzenlenemeyen ve vatansız kalma riski ile karşı karşıya kalan bebek Sara’nın eğitimi, sağlık ve sosyal güvenlik hakları tehlikeye girdi.

“EŞCİNSELLER DE AİLE KURMA HAKKINA SAHİPTİRLER!”
PAPA FRANCİS’TEN EŞCİNSELLER EVLİLİKLERİNE ONAY “

“Yasalarla güvence altına alınmalı”

Katoliklerin ruhani lideri Papa Francis:

“Eşcinseller de Tanrı’nın çocuklarıdır. Onlar da aile kurma hakkın sahiptirler. Yaratmamız gereken şey, sivil birlikteliklere ilişkin bir yasadır ki bu şekilde yasal güvenceye sahip olsunlar.”

Papa Franciscus, eşcinsellerin de aile kurma hakkı olduğunu ve onların kurduğu medeni birlikteliklerinin yasalarla güvence altına alınması gerektiğini söyledi.

ABD’de yaşayan Rusya doğumlu film yönetmeni Evgeny Afineevsky’nin, Papa Franciscus’u konu alan “Francesco” isimli belgesel filmi, ilk kez Roma Film Festivali’nde gösterildi.

“‘YASAL GÜVENCEYE SAHİP OLSUNLAR

Papa Franciscus:

“Eşcinsel insanların da bir aile içinde olma hakkı vardır. Onlar da Tanrı’nın çocukları ve aileye sahip olma hakları var. Kimse dışarıda bırakılmamalı veya bundan mutsuz olmamalı. Yaratmamız gereken şey, sivil birlikteliklere ilişkin bir yasadır ki bu şekilde yasal güvenceye sahip olsunlar. Bunun için mücadele ettim.”

Papa olmadan önce Buenos Aires Başpiskoposu olarak görev yaptığı dönemde eşcinsel evliliklere onay verdiği bilinen Papa Franciscus’un Afineevsky’nin filmindeki ifadeleriyle eşcinsellere yönelik katı tutumuyla bilinen Katolik Kilisesi’nde eşcinsel medeni birliktelikleri en üst düzeyde destekleyen ilk Papa olarak tarihe geçtiği belirtildi. 

https://www.cafemedyam.com/2020/05/16/erdogan-escinsellerin-de-yasal-guvence-altina-alinmasi-sart-video/
KATOLİK KİLİSESİ İÇİN DEVRİM

Roma Film Festivali’nde gösterilen belgesel filmdeki bu sözlerin, İtalyan basınına yansıması üzerine yapılan yorumlarda da “Söz konusu ifadelerin Katolik Kilisesi için devrim mahiyetinde olduğu” değerlendirmeler yer aldı..

Franciscus, 2013 yılında papa olarak seçildikten sonra yaptığı ilk dış gezi olan Brezilya dönüşünde uçakta gazetecilere, “Bir insan eşcinselse ve Tanrı’yı arıyorsa ben kimim ki onları yargılayayım” ifadelerini kullanmıştı.

Duvar

https://www.cafemedyam.com/2020/10/21/keskesor-diyarbakirda-yasayan-lgbti-bireylerin-kurdugu-bir-topluluk/
İLGİLİ HABER
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top
%d blogcu bunu beğendi: