Evliliklerde tatmin duygusunu azaltan ve iletişimi engelleyen tehlike

Evliliklerde tatmin duygusunu azaltan ve iletişimi engelleyen tehlike

"PARTNERİNİZ TELEFONUNA BAKARKEN 'AH, BU İLGİNÇ BİR MAKALE' DERSE BU BİR BAĞLANMA ARZUSUDUR."

♦ANHEDONİ NEDİR VE ANHEDONİ NASIL GEÇER?

Evliliklerde tatmin duygusunu azaltan ve iletişimi engelleyen tehlike

Hayatın renkleri, bazen belirgin bir solgunluğa dönüşebilir. Bu, genellikle çevrenizdeki dünyadan alınan keyiflerin veya yaşamın küçük zevklerinin hissedilememesiyle kendini gösterir. Bu durum, psikolojik bir durum olan anhedoninin belirtisi olabilir.

Anhedoni, genellikle keyif alınan aktivitelerden zevk almanın kaybedildiği bir durumu ifade eder. .

-Basit bir yemek, bir dost sohbeti veya sevilen bir aktivite, anhedoniyle mücadele eden kişiler için zevksiz hale gelebilir..

Duygusal veya psikolojik sorunların bir belirtisi olabilen bu durum, yaşam kalitesini ciddi manada etkileyebilir.

Tedavi sürecinin kişiye özel olması ve genellikle profesyonel yardım gerektirmesidir. Bu süreçte, anhedoniye neyin neden olduğunu anlamak ve nasıl bir etkisi olduğunu keşfetmek kritik öneme sahiptir…

♦ANHEDONİ NASIL ORTAYA ÇIKAR?

Anhedoni, genellikle psikolojik bozuklukların belirtisi olarak ortaya çıkar..

-En yaygın olarak majör depresyon, şizofreni ve anksiyete bozuklukları gibi durumlarla ilişkilendirilir..

-Kronik stres, travmatik deneyimler ve bazı beyin hasarları da anhedoniye neden olabilir…

Genellikle, bir kişi bir zamanlar keyif aldığı etkinliklere ilgisini kaybettiğinde  anhedonik teşhisi konulur..

Anhedoni belirtileri çeşitli formalar alabilir;

-Sosyal anhedoni..

Sosyal anhedoni, sosyal etkinliklere karşı ilgisizlik veya keyifsizlik durumudur.

-Fiziksel anhedoni ..

Fiziksel anhedoni, dokunma veya yeme gibi fiziksel duyumlardan keyif alamama durumudur..

-Cinsel anhedoni ..

Cinsel anhedoni, cinsel etkinliklerden keyif alamama durumuyla karakterizedir.

♦ANHEDONİ NASIL ÖLÇÜLÜR?

Anhedoni ölçümü, kişinin yaşamındaki zevk alma kapasitesinin kapsamlı bir değerlendirmesini içerir. Farklı ölçekler kullanılarak bu durum belirlenir..

Montgomery Asberg Depresyon Değerlendirme Ölçeği,

Beck Depresyon Envanteri gibi ölçekler depresyon düzeyini ve bu süreçte zevk alamama durumunu ölçer.

-Ayrıca, psikotik bozuklukların değerlendirilmesi için Negatif Belirtileri Değerlendirme Ölçeği de kullanılır..

Bu ölçeklerde, bitkinlik, hissedememe, zevk alamama gibi belirtiler değerlendirilir.

Kişinin motivasyon kaybı, önceden keyif aldığı aktivitelere karşı duyduğu ilgisizlik ve genel mutsuzluk hali de anhedoni testi için dikkate alınır..

Özellikle Beck Depresyon Envanteri’nde, zevk alma, sosyal ilgi ve cinsellik gibi durumlar 21 maddelik bir ölçekle değerlendirilir ve bu sonuçlar anhedoni alt puanı olarak kabul edilir..

Anhedoni ölçümü, genel olarak kişinin yaşam kalitesini ve psikolojik sağlığını anlamak için önemli bir araçtır..

♦ANHEDONİ NEDENLERİ NELERDİR?

Anhedoni nedenlerinin tam olarak belirlenememiş olmasına rağmen, bir dizi faktörün etkili olduğu düşünülmektedir..

Bu nedenleri şu şekilde sıralayabiliriz:

●     Depresyon, şizofreni, Parkinson hastalığı ve anksiyete bozukluğu gibi psikolojik ve nörolojik rahatsızlıklar

●     Ağır bir kayıp ya da travma sonrası yaşanılan yoğun üzüntü

●     Düşük eğitim seviyesi

●     Sürekli stres altında olan veya yoğun baskı altında olan kişilerde zihinsel yüklenme

●     Alkol ve uyuşturucu maddelerin aşırı kullanımı nedeniyle beyindeki dopamin dengesinin bozulması

●     Maddi güvencesizlik veya yoksulluk gibi faktörlerin sebep olduğu düşük sosyoekonomik durum

●     Sürekli kaygı hali (anksiyete)

●     Erteleme alışkanlıkları ve isteksizlik

●     Dikkat eksikliği gibi odaklanma sorunları

●     Hedeflere ulaşma konusunda sürekli motivasyon eksikliği

♦ANHEDONİYİ ETKİLEYEN DURUMLAR NELERDİR?

Anhedoni, genellikle daha büyük bir psikolojik veya nörolojik durumun belirtisi olarak kabul edilir. 

Anhedoni hastalığı beynin nörobiyolojik yapısına bağlı olarak ortaya çıkar. Bu durumu etkileyen çeşitli faktörler mevcuttur.

Travmatik Yaşantılar

Travmatik yaşantılar, anhedoniye yol açabilecek önemli faktörlerden biridir. Bir kişi ciddi bir travma yaşadığında, beynin keyif ve zevk algılama yeteneği ciddi şekilde etkilenebilir. Travmanın etkileri genellikle uzun süreli olup, bu da kişinin yaşam kalitesini düşürebilir ve anhedoniye neden olabilir. Bu nedenle, travmatik bir olaydan sonra profesyonel yardım almak önemlidir.

Cinsel İstismar Geçmişi

Cinsel istismar geçmişi de anhedoniye neden olabilir. Cinsel istismarın travmatik etkileri genellikle kişinin genel yaşam memnuniyetini ve zevk alma kapasitesini olumsuz etkiler. İstismar mağdurları, yaşadıkları travmanın etkileriyle başa çıkmakta zorlanabilir ve bu da anhedoniye yol açabilir.

Fiziksel veya Duygusal İhmal

Fiziksel veya duygusal ihmal, kişinin yaşamdan keyif almasını ve olumlu duyguları deneyimlemesini engelleyebilir. İhmal edilen kişiler genellikle değersiz ve sevilmemiş hissederler, bu da genel yaşam memnuniyetini ve keyif alma yeteneğini azaltabilir.

Kalıcı Hastalıklar

Kalıcı hastalıklar, sürekli stres, ağrı ve düşük yaşam kalitesine yol açarak anhedoniye neden olabilir. Bu hastalıklar aynı zamanda psikolojik zorluklara, belirsizliğe ve endişeye yol açar, bu durumlar da kişinin hayattan zevk almasını azaltabilir veya tamamen kaybedebilir.

Yeme Bozuklukları

Yeme bozuklukları genellikle genel yaşam kalitesini düşürür ve kişinin kendine bakış açısını olumsuz etkiler. Bu durum, kişinin hayattan zevk alma yeteneğini etkileyebilir ve anhedoniye yol açabilir.

Anhedoniye etki eden faktörler geniş bir yelpazede yer alır ve genellikle bir dizi etmenin kombinasyonu sonucu ortaya çıkar. Tam bir değerlendirme ve doğru tedavi için profesyonel bir uzmana başvurmak önemlidir.

♦ANHEDONİ SEMPTOMU GÖRÜLEN BOZUKLUKLAR NELERDİR?

Anhedoni, genellikle daha büyük bir ruh sağlığı bozukluğunun belirtisi olarak görülür. Bu belirti, depresyon, şizofreni, madde bağımlılığı ve bazı anksiyete bozukluklarında sıklıkla rastlanır..

 

Major Depresif Bozukluk, anhedoninin en yaygın görüldüğü durumlardan biridir. Kişiler, genellikle önceden zevk aldıkları etkinliklerden artık zevk alamazlar. Bu, depresyonun temel tanı ölçütlerinden biridir ve genellikle sürekli bir üzgün ya da boş hissiyle birlikte görülür..

 

Anhedoni, şizofreninin negatif belirtilerinden biri olarak da görülür.  Şizofreni, genellikle halüsinasyonlar, sanrılar ve düşünce bozukluklarıyla ilişkilidir, ancak anhedoni gibi negatif belirtiler de yaygındır..

 

Madde bağımlılığı durumunda, anhedoni genellikle uzun süreli madde kullanımının bir sonucu olarak görülür. Madde kullanımı, beynin ödül sisteminin işleyişini değiştirir ve kişinin artık madde kullanmadan zevk almasını zorlaştırır..

 

Son olarak, anhedoni, posttravmatik stres bozukluğu ve sosyal anksiyete bozukluğu gibi anksiyete bozukluklarında da görülebilir. Kişinin sürekli anksiyete ve stres altında olması, zamanla zevk alma yeteneğini etkileyebilir..

 

♦HAYATTAN KEYİF ALAMAMA SEBEPLERİ VE BAŞA ÇIKMA YOLLARI

 

Hayattan keyif alamamak genellikle ruhsal rahatsızlıkların bir belirtisi olabilir ve birçok farklı sebepten kaynaklanabilir..

Depresyon, anksiyete, şizofreni ve madde bağımlılığı bu sebepler arasında en yaygın olanlarıdır. Bunların yanı sıra, kronik stres, travmatik yaşantılar, fiziksel hastalıklar veya genel yaşam memnuniyetsizliği de bu duruma yol açabilir..

 

Başa çıkma yollarına gelirsek, ilk adım genellikle profesyonel yardım almak olmalıdır. Psikologlar veya psikiyatristler anhedoniye neden olan altta yatan durumları belirlemekte ve uygun tedavi planlarını oluşturmakta yardımcı olabilirler. Terapi, ilaç tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleri, genellikle anhedoni tedavisinin temel bileşenleridir..

 

Yaşam tarzı değişiklikleri arasında düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme ve yeterli uyku gibi adımlar yer alır. Bu adımlar genellikle genel ruh sağlığını iyileştirir ve anhedoni belirtilerini hafifletmeye yardımcı olur. Ayrıca, sosyal aktivitelere katılım ve hobilerin geliştirilmesi de keyif alma yeteneğini geliştirebilir..

 

Anhedoniyi yenebilmek için kişisel bakım ve kendine yönelik şefkat son derece önemlidir. Bu, bireyin yaşadığı zorlukları kabul etmesini, kendine karşı anlayışlı olmasını ve yaşamından keyif alabilmek için gereken adımları atmasını teşvik eder. Anhedoni, doğru yardım ve destekle yönetilebilir ve üstesinden gelinebilir bir rahatsızlıktır..

 

♦ANHEDONİ NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Anhedoni tedavisinde mutlaka profesyonel bir destek almak gerekir..

Tedavi için anhedoni ilaçları ve psikoterapi genellikle başvurulan seçeneklerdir..

 

 Anhedoni tedavisinden kullanılan ilaçlar antidepresanlar ve anksiyete ilaçlarıdır. Ancak, tedavi planı kişiye özel olarak belirlenir ve altta yatan nedenlere göre değişebilir..

 

Tedaviye başlamadan önce, hayattan zevk alamama nedenlerini anlamak kritik önem taşır. Bu nedenler genellikle kişinin yaşam öyküsü ve kişisel deneyimlerine bağlıdır. Terapi, anhedoniye neden olan olumsuz deneyimlerin ve düşüncelerin çözülmesinde etkili bir araçtır. Bu süreç zor olabilir, ancak adım adım ilerlemek önemlidir..

 

Tedavide sosyal desteğin rolü de vurgulanmalıdır. Aile, arkadaşlar ve diğer önemli kişilerden gelen sosyal destek, kişinin kendini daha iyi hissetmesine ve yaşamından daha çok zevk almasına yardımcı olabilir. Özellikle zor zamanlarda, destekleyici bir çevrenin varlığı anhedoni yaşayanlar için büyük bir fark yaratabilir.

Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, yeterli uyku ve yeni hobi bulmak gibi yaşam tarzı değişiklikleri genellikle tedavi planının bir parçasıdır. Bu eylemler, beynin serotonin ve endorfin gibi ‘mutluluk hormonları’nı salgılamasını teşvik ederek anhedoni belirtilerinin hafiflemesine yardımcı olabilir.

♦HAYATTAN NASIL ZEVK ALINIR?

Hayattan zevk almak, her bireyin hak ettiği bir durumdur.

Ancak bazen yaşam koşulları, ilişkiler veya iş hayatı gibi etkenler bu keyfi engelleyebilir. Böyle bir durumda, öncelikle hayatınızda sizi mutsuz eden durumları belirlemek önemlidir. Mutluluk, genellikle hayatınızdaki olumsuzlukların ortadan kaldırılması veya yönetilebilir hale getirilmesi ile gerçekleşir.

Bireysel mutluluk yolculuğumuz, öncelikle hayatımızdaki mutsuzluk kaynaklarını belirlemekle başlar. Hayatımızı gölgelendiren faktörler neler? Bu olumsuzluklar ekonomik mi, ilişkisel mi yoksa profesyonel mi? Mutsuzluğunuzun kaynağını tespit ettikten sonra, bu durumu çözümlemeye veya yönetilebilir hale getirmeye çalışabiliriz. Bazen bir işi değiştirmek, bazen bir ilişkiyi düzeltmek veya bazen de yaşam tarzında minik değişiklikler yapmak gerekebilir.

Zorlandığımız anlarda ise kendimize bazı önemli sorular sormak yardımcı olabilir: “Ne zamandır bu durum beni mutsuz ediyor?”, “Mutsuzluğum hayatımın hangi alanlarını etkiliyor?” ve “Uyku ve iştahım üzerinde ne tür etkileri var?” Bu sorular, mutluluk yolculuğumuzda bizi doğru yöne sevk edecektir.

Hayattan zevk alamama hastalığı ya da anhedoni tedavisi sürecindeyken veya herhangi bir mutsuzluk dönemindeyken, yaşam tarzı üzerinde bazı düzenlemeler yapmak da faydalı olabilir..

-Kendinizi iyi hissettiren aktivitelere yönelmek, sevdiklerinizi yanınıza almak, yeni bir hobi edinmek veya uyku düzeninizi gözden geçirmek gibi basit eylemler büyük farklar yaratabilir..

 

Ancak, bu süreçte en önemli olan şey sabırlı olmak ve kendinize zaman vermektir. Hayattan zevk almayı yeniden öğrenmek, biraz zaman ve sabır gerektirir ancak sonunda kesinlikle buna değer..

♦EVLİLİKLERDE TATMİN DUYGUSUNU AZALTAN VE İLETİŞİMİ ENGELLEYEN TEHLİKE: ANHEDONİ

‘SOSYAL ANHEDONİ’ DİYE BİLİNEN PSİKOLOJİK BİR RAHATSIZLIĞIN EVLİLİKLERDEKİ TATMİN SEVİYESİNİ AZALTTIĞI BELİRLENDİ

Araştırmacılara göre sağlıklı ilişkiler için özellikle olumsuz faktörleri bilmek gerek

Araştırmacılar, evlilikler üzerindeki olumsuz etkilerin daha fazla incelenmesini istiyor

Uzmanlar sosyal anhedoni diye bilinen psikolojik bir rahatsızlığın evliliklerdeki tatmin seviyesini azalttığına dikkat çekiyor.

Motivasyon, haz beklentisi ve ilgide azalmayla kendini gösteren sosyal anhedoninin eşler arasında uyumsuzluğa ve zamanla yıkıcı bir iletişime yol açabileceği belirtiliyor.

♦ANHEDONİYE DAİR BİLİNENLER

İnsanların sosyal canlılar olduğu sık sık vurgulanıyor. Ancak bazı kişiler, sosyal etkileşimlere daha az ilgi gösteriyor.

Bazı yorumlara göre bu kişilerin, “ait olma ihtiyaçları” daha az.

İşte bu durum sosyal anhedoniyle ilişkilendiriliyor. Ancak anhedoni, içe dönük olmak veya sosyal kaygı taşımakla aynı şey değil. Sosyal anhedonisi olan kişiler, sosyal etkileşimlerden zevk almadıkları için bu etkileşimlere girmede daha isteksiz davranıyor.

Aslında iki tür anhedoni var. Fiziksel ve sosyal anhedoni.

İlkinde kişi başka bir kişinin fiziksel dokunuşu veya yemeğin tadı gibi fiziksel duyumlardan zevk alamayabilir. İkincisinde ise bireyler diğer insanların arkadaşlığından haz duyamayabilir.

Her iki anhedoni türü de depresyon belirtileriyle birlikte veya şizofreni gibi diğer ruhsal durumlarda ortaya çıkabilir. Ayrıca bazı ilaçların yan etkisi olarak da görülebilir.

Ancak sosyal anhedoni, fiziksel muadilinden daha yaygın. Belirtileri arasında ise şunlar yer alıyor:

-Sosyal geri çekilme..

-İlişki kurmaktan kaçınma..

-Duygusal tepkilerde azalma..

-Depresyon..

-Uyum sağlamakta zorluk..

♦EVLİLİKLERİ NASIL ETKİLİYOR?

Sosyal anhedonisi daha fazla olan kişilerin evliliklere ve uzun süreli ilişkilere girme olasılığının daha düşük olduğu düşünülüyor.

Öte yandan, yakın zamanda Singapurlu araştırmacılar, bir bireyin sosyal anhedonisinin evlilikteki her iki partner üzerindeki etkisini inceledikleri bir çalışma yayımladı.

Türünün ilk örneği diye nitelenen çalışmada yeni evli 100 çift incelendi. Çiftler, anhedoni düzeylerinin, ilişkilerindeki çatışma seviyesinin ve evlilikten duydukları memnuniyetlerin değerlendirileceği anketlere katıldı.

Anketler sosyal anhedoninin geçerli olduğu ilişkilerde “talep-geri çekilme” adı verilen bir iletişim türünün hakim olduğunu gösterdi.

Bu dikkat çekici iletişim modelinde bir partnerin bir sorunu tartışmaya çalıştığı, diğerininse tartışmadan kaçındığı veya tartışmayı bitirdiği görülüyor.

Akademik dergi Journal of Personality’de yayımlanan çalışmanın yazarları, sosyal anhedoninin romantik ilişkiler ve evlilikler üzerindeki olumsuz etkilerinin daha fazla araştırılmasını istiyor.

Independent Türkçe, IFL Science, Good Teraphy, Brain and Behavior//Derleyen: Çağla Üren

Www.cafemedyam.com

 EVLİLİKLERİN BOŞANMAYLA SONUÇLANMASININ ARDINDAKİ 4 BÜYÜK FAKTÖR

“Bu çiftler, düğünden ortalama 5,6 yıl sonra boşanıyor”

ABD’li akademisyen John Gottman, çiftlerin boşanmasıyla yakından bağlantılı 4 faktör olduğunu söylüyor.

Washington Üniversitesi’nde psikoloji alanında fahri profesör olan Gottman, onlarca yıldır konuyla ilgili araştırmalar yürütüyor.

Bu çalışmalar boşanma tahminleri ve evliliklerin istikrarına odaklanıyor.

Gottman 4 faktörlü teorisini 1993’te yayımlanan “Boşanmayı Ne Önceler?” (What Predicts Divorce?) adlı kitabında dile getirmişti.

Akademisyene göre 4 faktör, evli çiftlerin ayrılıp ayrılmayacağını gösteren en problemli iletişim davranışlarını meydana getiriyor.

Araştırmacının internet sitesinde “Mahşerin Dört Atlısı” adı verilen bu faktörlerin görüldüğü çiftlere dair şu ifadeler yer alıyor:

Mahşerin Dört Atlısı’na sahip olan çiftler, düğünden ortalama 5,6 yıl sonra boşanıyor.

Bahsi geçen 4 faktör ise şöyle sıralanıyor:

Küçümseme: Partnerin endişelerini ciddiye almamak, genellikle lakap takmak, iğnelemek, düşmanca mizah, göz devirmek, alay etmek vb. gibi davranışları içerir.

Eleştirellik: Partnerin karakterine, inançlarına, kişiliğine, görünümüne veya eylemlerine yönelik ısrarlı saldırılarla karakterize edilir.

Savunmacılık: Eleştiri veya tavsiyeyle yaklaşıldığında sorumluluğu reddedenlerde görülür.

Duvar örmek: Partnerin görmezden gelinmesine yol açar. Karşı taraf genellikle meşgulmüş gibi davranarak iletişimden kopar.

Yüzlerce çifti içeren 7 araştırmanın bulgularını inceleyen Gottman, bu faktörlerin verilerle uyumlu olduğunu savunuyor.

Buna göre Mahşerin Dört Atlısı’na bakarak, hangi çiftlerin boşanacağını ve hangilerinin birlikte kalacağını yüzde 90’ın üzerinde doğrulukla tahmin etmek mümkün.

Gottman’a göre boşanmayla bitecek evliliğin en güçlü göstergesi “küçümseme”. 

Ancak bir evliliğin sonucunun belirlenmesinde rol oynayan daha birçok etken mevcut. Örneğin, çiftlerin kişilik yapıları da çok önemli.

Bağlanma arzusu bir numara

Akademisyen daha önce Julie Gottman’la birlikte 40 binden fazla çift üzerinde çalıştıklarını açıklamıştı.

Gottman, mutlu ilişkideki bir numaralı kuralın “bağlanma arzusu” olduğunu belirtmişti.

Uzmanlar bu arzunun, “partnerinin dikkatini çekmeye çalışmak” ve “bir sorunu masaya yatırmak” gibi davranışlarla görüldüğünü söylüyor.

“En mutlu çiftler, partneri bağlanma arzusu gösterdiğinde bunu fark edecek ve gerekirse ilgilenmek için meşgul olduğu işi bırakacak kadar anlayışlıdır” diyen Gottman, şu örneği vermişti:

“Partneriniz telefonuna bakarken ‘Ah, bu ilginç bir makale’ derse bu bir bağlanma arzusudur.”

Independent Türkçe, IFL Science, CNBC//Derleyen: Çağla Üren

Bir Cevap Yazın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

CAFEMEDYAM sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et