2026’da Erkeklik Ne Anlama Geliyor?
2026’da Erkeklik Ne Anlama Geliyor?
2026’da Erkeklik Ne Anlama Geliyor? Yeni Araştırma Toplumu Uyarıyor: Her 5 Erkekten 1’inde “M Faktörü” Bulunuyor
Erkeklik kavramı uzun yıllardır sosyologların, psikologların ve siyaset bilimcilerin tartışma alanlarından biri olmayı sürdürüyor. Ancak dijital çağın etkisiyle birlikte erkek kimliğine ilişkin tartışmalar yeni bir boyut kazandı. Sosyal medya platformları, podcast yayınları ve çevrimiçi topluluklar aracılığıyla yayılan yeni ideolojiler, yalnızca bireysel düşünceleri değil, aile ilişkilerini ve toplumsal yapıyı da etkilemeye başladı.
İsviçre’de gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırma ise bu dönüşümün düşündüğümüzden daha derin olabileceğini ortaya koyuyor. Zürih Üniversitesi araştırmacıları tarafından yürütülen ve 6 binden fazla kişinin katıldığı çalışmada, erkek üstünlüğü, kadın düşmanlığı, cinsiyet eşitliğine karşıtlık ve şiddet eğilimi gibi düşüncelerin ortak bir temel üzerinde şekillendiği belirlendi.
Araştırmacılar bu ortak zihniyeti “M Faktörü” olarak adlandırıyor.
6 Binden Fazla Kişiyle Yapılan Çalışma
Zürih Üniversitesi bünyesindeki Jacobs Üretken Gençlik Gelişimi Merkezi araştırmacıları, İsviçre’deki erkek ve baba örgütlerinin çatı kuruluşu Mencare ile iş birliği yaptı. Araştırma kapsamında 16 ile 64 yaş arasındaki 6 binden fazla kişiye erkeklik anlayışı, toplumsal cinsiyet rolleri, aile yaşamı, cinsellik, ilişkiler ve şiddet deneyimleri hakkında sorular yöneltildi.
Çalışmanın temel amacı, son yıllarda hızla büyüyen ve “manosphere” olarak adlandırılan çevrimiçi erkek egemenliği kültürünün erkeklik anlayışı üzerindeki etkilerini daha iyi anlamaktı.
2026’da Erkeklik Ne Anlama Geliyor?

M Faktörü Neyi İfade Ediyor?
Araştırmanın başındaki sosyolog ve kriminolog Denis Ribeaud’a göre M Faktörü, erkekliğin tehdit altında olduğu inancıyla şekillenen bir tutumu temsil ediyor.
Bu düşünce yapısı;
- Erkek üstünlüğü fikrini benimsemeyi,
- Kadınlara yönelik aşağılayıcı tutumları,
- Şiddeti meşrulaştırmayı,
- Cinsiyet eşitliğine karşı çıkmayı,
- Cinsel azınlıklara karşı olumsuz görüşleri
aynı çatı altında bir araya getiriyor.
Araştırmacılar, bu görüşlerin birbirinden bağımsız olmadığını, tam tersine ortak bir zihinsel yapıdan beslendiğini belirtiyor.
Her Beş Erkekten Biri Yüksek Risk Grubunda
Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri de erkeklerin yaklaşık yüzde 20’sinin M Faktörü ölçeğinde yüksek puan alması oldu.
Özellikle genç yetişkin erkeklerde oran daha yüksek görünüyor. 18-24 yaş grubundaki erkeklerin yaklaşık üçte biri yüksek puan kategorisine girerken, bunların yarısı “gerçek erkeklerin toplumda giderek dışlandığını” düşündüğünü ifade ediyor.
Uzmanlar, genç erkeklerin yaşadığı kimlik krizleri, ekonomik belirsizlikler ve sosyal yalnızlığın bu düşünceleri besleyebileceğini değerlendiriyor.
Eğitim ve Sosyoekonomik Durum Belirleyici Olabiliyor
Çalışma, eğitim seviyesi ile M Faktörü arasında güçlü bir ilişki bulunduğunu ortaya koydu.
Daha düşük eğitim seviyesine, daha sınırlı kariyer fırsatlarına ve daha düşük gelir düzeyine sahip erkeklerde M Faktörü puanları daha yüksek çıktı.
Buna karşılık, yüksek eğitim düzeyi ve sosyal yaşama daha fazla katılım gösteren bireylerde bu puanların belirgin şekilde düştüğü görüldü.
Araştırmacılara göre sosyal dışlanma hissi ve gelecek kaygısı yaşayan bireyler, katı erkeklik anlayışlarını bir kimlik kaynağı olarak benimsemeye daha yatkın hale geliyor.
İncel Kültürü ve Şiddet Eğilimleriyle Bağlantı
Araştırmada dikkat çeken bir diğer bulgu ise yüksek M Faktörü puanına sahip bireylerin incel topluluklarıyla daha fazla bağlantılı olmasıydı.
Ayrıca bu kişilerin;
- Aşırı pornografi tüketme,
- Kontrolcü ilişki davranışları gösterme,
- Yakın partner şiddetine karışma,
- Otoriter ebeveynlik anlayışını benimseme
olasılıklarının daha yüksek olduğu tespit edildi.
Araştırmacılar, bu durumun yalnızca şiddet uygulama riskini artırmadığını, aynı zamanda bireylerin şiddete maruz kalma ihtimalini de yükselttiğini belirtiyor.
Sosyal Medya ve “Manosphere” Etkisi
Son yıllarda sosyal medya platformları üzerinden yayılan erkek merkezli içeriklerin etkisi de araştırmada dikkat çekilen konular arasında yer aldı.
Podcast yayınları, YouTube kanalları ve çevrimiçi topluluklar aracılığıyla yayılan “alfa erkek” söylemlerinin özellikle kendine güven sorunu yaşayan genç erkekler üzerinde etkili olduğu değerlendiriliyor.
Uzmanlara göre, sosyal izolasyon yaşayan ve aidiyet arayışı içinde olan bireyler, bu tür içeriklerde kendilerine açıklama ve kimlik bulmaya çalışıyor.
Boşanma Davalarında Yeni Bir Dinamik mi Doğuyor?
Amerikalı aile hukuku uzmanları ve terapistler de son yıllarda benzer eğilimlerin evlilik ilişkilerine yansıdığını belirtiyor.
Özellikle geleneksel cinsiyet rollerine dönüş talep eden, kadınların ev içindeki rollerine ilişkin daha katı beklentiler geliştiren erkeklerle ilgili boşanma davalarında artış yaşandığı ifade ediliyor.
Uzmanlara göre süreç çoğu zaman ani yaşanmıyor. Küçük anlaşmazlıklar ve değer çatışmaları zaman içerisinde ilişkilerin temelini zayıflatabiliyor.
2026’da Erkeklik Ne Anlama Geliyor? Uzmanlardan Çözüm Önerileri
Araştırmacılar, tek bir “doğru erkeklik” modelinin bulunmadığını vurguluyor.
Özellikle aktif babalığın desteklenmesi, çocukların duygusal gelişimine daha fazla önem verilmesi ve genç erkeklerin toplumsal yaşama katılımının güçlendirilmesi öneriliyor.
Okullarda toplumsal cinsiyet, duygusal farkındalık ve sağlıklı ilişki becerileri üzerine eğitimlerin yaygınlaştırılması da çözüm yolları arasında gösteriliyor.
Uzmanlara göre erkeklik, değişmez ve tek biçimli bir kavram değil. Toplumlar değiştikçe erkeklik anlayışı da dönüşüyor. Bu nedenle erkek kimliğinin üstünlük veya baskı üzerinden değil, sorumluluk, empati ve karşılıklı saygı temelinde yeniden tanımlanması gerektiği ifade ediliyor.
S.S.S.
M Faktörü nedir?
Kadın düşmanlığı, erkek üstünlüğü düşüncesi ve şiddet eğilimleriyle bağlantılı ortak bir zihinsel yapıyı tanımlayan kavramdır.
Her erkekte görülüyor mu?
Hayır. Araştırmaya göre erkeklerin yaklaşık yüzde 20’si yüksek risk grubunda bulunuyor.
En çok hangi yaş grubunda görülüyor?
18-24 yaş arasındaki genç erkeklerde daha yüksek oranlar tespit edildi.
Sosyal medya etkili mi?
Uzmanlara göre çevrimiçi erkek egemenliği toplulukları ve algoritmalar bu düşüncelerin yayılmasında rol oynayabiliyor.
Uzmanlar ne öneriyor?
Aktif babalık, duygusal eğitim, sosyal katılım ve sağlıklı erkeklik modellerinin desteklenmesi tavsiye ediliyor.