ABD-İran Geriliminde Yeni Kriz
ABD-İran Geriliminde Yeni Kriz: Füze Üsleri Vuruldu, Doha’da Kritik Görüşmeler Başladı
Orta Doğu’da tansiyon yeniden yükselirken, ABD ile İran arasındaki kırılgan ateşkes yeni saldırılar nedeniyle ciddi bir sınavdan geçiyor. ABD Merkez Komutanlığı’nın (CENTCOM) yaptığı açıklamaya göre Amerikan güçleri, İran’ın güneyindeki füze rampalarını ve mayın döşemeye çalıştığı öne sürülen tekneleri hedef aldı. Saldırıların, bölgede görev yapan Amerikan birliklerini koruma amacıyla “öz savunma” kapsamında gerçekleştirildiği belirtildi.
Söz konusu operasyonlar, İranlı üst düzey müzakerecilerin Katar’ın başkenti Doha’da diplomatik temaslarda bulunduğu sırada gerçekleşti. İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi’nin de içinde bulunduğu heyet, Katar Başbakanı ile savaşın sona erdirilmesine yönelik olası anlaşma seçeneklerini görüşmek üzere bölgeye geldi. Bu nedenle saldırılar, devam eden barış görüşmelerini riske atan bir gelişme olarak yorumlandı.
ABD Başkanı Donald Trump ise görüşmelerin “iyi ilerlediğini” savundu ancak anlaşmanın başarısız olması durumunda yeni askeri operasyonların gündeme gelebileceğini söyledi. Trump yaptığı açıklamada, “Ya herkes için harika bir anlaşma olacak ya da hiç anlaşma olmayacak” ifadelerini kullandı. Washington yönetiminin sert mesajları, diplomatik süreç ile askeri baskının aynı anda sürdürüldüğünü ortaya koyuyor.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Hindistan ziyareti sırasında yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı’nın açık kalmasının küresel ekonomi açısından zorunlu olduğunu belirtti. Rubio, İran’ın bölgedeki hamlelerini “uluslararası hukuk açısından kabul edilemez” olarak nitelendirirken, müzakerelerde nihai metin üzerinde çalışmanın birkaç gün sürebileceğini ifade etti.
Öte yandan Trump’ın İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarının uluslararası gözetim altında ülke içinde imha edilmesine sıcak baktığını söylemesi dikkat çekti. Uzmanlara göre bu açıklama, Tahran yönetimine verilen önemli bir diplomatik taviz anlamına geliyor. Trump ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Mısır, Ürdün, Türkiye ve Pakistan gibi ülkelerin İsrail ile ilişkileri normalleştirmesini öngören İbrahim Anlaşmaları’nın genişletilmesini istediğini de dile getirdi.
İsrail cephesinde ise gelişmeler kaygıyla takip ediliyor. Başbakan Benjamin Netanyahu, Lübnan’daki Hizbullah’a karşı mücadeleyi sürdüreceklerini ve örgütü “ezmeye” kararlı olduklarını açıkladı. İran tarafı ise olası bir barış anlaşmasının sadece İran-ABD hattını değil, Lübnan’daki çatışmaları da kapsaması gerektiğini savunuyor.
İsrail basınında yer alan yorumlarda, Trump yönetiminin İran’la yürüttüğü görüşmelerde Tel Aviv’i yeterince bilgilendirmediği iddia edildi. Bazı analizlerde, ortaya çıkabilecek yeni anlaşmanın Barack Obama dönemindeki 2015 nükleer anlaşmasından bile daha esnek olabileceği öne sürülüyor. Bu durum, Netanyahu hükümetinde ciddi rahatsızlık yaratmış durumda.
Bölgede yaşanan askeri hareketlilik küresel piyasaları da etkiliyor. Petrol fiyatlarında sert dalgalanmalar görülürken, yatırımcılar taraflardan gelecek açıklamaları yakından takip ediyor. Brent petrolün varil fiyatı önce düşüş yaşasa da daha sonra yeniden yükselişe geçti. Analistler, piyasaların halen diplomatik çözüm ihtimalini tamamen göz ardı etmediğini belirtiyor.
Bu gelişmeler yaşanırken Suudi Arabistan’da hac ibadeti için bulunan milyonlarca Müslüman da bölgedeki krizi endişeyle izliyor. İran’dan yaklaşık 30 bin hacının Mekke’ye ulaştığı belirtilirken, savaş nedeniyle normal yıllara kıyasla katılımın önemli ölçüde düştüğü ifade edildi.
Uzmanlara göre önümüzdeki birkaç gün, hem Orta Doğu’daki güvenlik dengeleri hem de küresel ekonomi açısından kritik önem taşıyor. Doha’daki görüşmelerden çıkacak sonuç, ABD ile İran arasında yeni bir diplomatik sayfa açabileceği gibi daha büyük bir askeri çatışmanın da önünü açabilir.

ABD-İran Geriliminde Diplomasi ve Askeri Baskı Aynı Anda Sürüyor
Orta Doğu’da uzun süredir devam eden gerilim, ABD’nin İran’ın güneyindeki füze üslerine yönelik saldırılarıyla yeniden tırmandı. ABD Merkez Komutanlığı’nın (CENTCOM) açıklamasına göre operasyonlarda füze rampaları ve mayın döşemeye çalıştığı iddia edilen İran tekneleri hedef alındı. Washington yönetimi saldırıların “öz savunma” kapsamında gerçekleştirildiğini belirtirken, gelişme bölgede zaten kırılgan olan ateşkesi daha da tehlikeli hale getirdi.
Saldırıların zamanlaması ise dikkat çekti. İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi başkanlığındaki heyet, Katar’ın başkenti Doha’da savaşın sona erdirilmesine yönelik görüşmeler yürütüyordu. Katar Başbakanı ile yapılan temasların, ateşkesin kalıcı hale getirilmesi için önemli olduğu ifade edilirken, ABD’nin askeri hamlesi diplomatik süreci gölgede bıraktı.
ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen görüşmelerin olumlu ilerlediğini savunsa da başarısızlık ihtimaline karşı sert mesajlar vermeye devam etti. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Ya harika bir anlaşma olacak ya da hiç anlaşma olmayacak” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Washington’ın diplomasi ile askeri baskıyı eş zamanlı kullanmaya devam edeceğinin işareti olarak yorumlandı.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Hindistan ziyareti sırasında yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı’nın açık tutulmasının küresel ekonomi için zorunlu olduğunu söyledi. Rubio, bölgede yaşananların “uluslararası hukuk açısından kabul edilemez” olduğunu belirtirken, İran ile yürütülen müzakerelerde metin detaylarının çözülmesinin birkaç gün sürebileceğini ifade etti.
Trump yönetiminin İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarının uluslararası gözetim altında ülke içinde imha edilmesine sıcak bakması ise dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıktı. Uzmanlara göre bu öneri, Tahran yönetimine verilen önemli bir taviz anlamına geliyor. Aynı zamanda Trump’ın, Suudi Arabistan, Katar, Türkiye ve Pakistan gibi ülkelerin İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesini öngören İbrahim Anlaşmaları’nın genişletilmesini istemesi bölgedeki diplomatik dengeleri yeniden hareketlendirdi.
İsrail cephesinde ise gelişmeler kaygıyla takip ediliyor. Başbakan Benjamin Netanyahu, Hizbullah’a karşı mücadeleyi sürdüreceklerini belirterek Lübnan’daki çatışmaların sona ermeyeceğinin sinyalini verdi. İran tarafı ise herhangi bir barış anlaşmasının yalnızca İran-ABD ilişkilerini değil, Lübnan’daki çatışmaları da kapsaması gerektiğini savunuyor.
İsrail basınında yer alan analizlerde, Trump yönetiminin Tel Aviv’i yürütülen müzakereler hakkında yeterince bilgilendirmediği iddia edildi. Bazı uzmanlar, ortaya çıkabilecek yeni anlaşmanın Barack Obama döneminde imzalanan 2015 nükleer anlaşmasından daha esnek olabileceğini öne sürüyor. Bu durumun Netanyahu hükümetinde ciddi rahatsızlık yarattığı belirtiliyor.
Bölgedeki askeri hareketlilik küresel piyasalarda da etkisini gösterdi. Petrol fiyatlarında sert dalgalanmalar yaşanırken yatırımcılar taraflardan gelecek açıklamalara odaklandı. Brent petrol fiyatı kısa süreli düşüş yaşasa da daha sonra yeniden yükselişe geçti. Analistler, piyasaların halen diplomatik çözüm ihtimalini tamamen göz ardı etmediğini belirtiyor.
Öte yandan Suudi Arabistan’da hac ibadetini yerine getiren milyonlarca Müslüman da bölgede yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyor. İran’dan yaklaşık 30 bin hacının Mekke’ye ulaştığı belirtilirken, savaş nedeniyle bu sayının önceki yılların oldukça altında kaldığı ifade edildi.
Uzmanlara göre önümüzdeki günler Orta Doğu açısından kritik öneme sahip olacak. Doha’daki görüşmelerin başarısı, bölgede yeni bir diplomatik sürecin başlamasını sağlayabilir. Ancak müzakerelerin başarısız olması durumunda daha geniş çaplı bir askeri çatışma ihtimali de masada kalmaya devam ediyor.
Dış Kaynaklar
İlgili İçerikler
- İran-İsrail geriliminde son durum
- Hürmüz Boğazı krizi ve petrol fiyatları
- ABD’nin Orta Doğu politikası