Hürmüz Boğazı’nda Gerilim Yeniden Tırmandı: ABD-İran Ateşkesi Kritik Eşikte
Hürmüz Boğazı’nda ABD ve İran arasında yaşanan karşılıklı saldırılar, haftalardır kırılgan şekilde devam eden ateşkesi yeniden tehlikeye soktu. Bölgeden gelen son bilgiler, iki tarafın da doğrudan askeri hamlelerde bulunduğunu gösterirken; küresel enerji piyasaları ve diplomatik çevreler alarm durumuna geçti.
ABD Başkanı Donald Trump, yaşanan saldırılara rağmen ateşkesin hâlâ yürürlükte olduğunu savundu. İran devlet televizyonu ise birkaç saat süren yoğun çatışmaların ardından bölgedeki durumun “normale döndüğünü” duyurdu.
ABD ve İran Karşılıklı Olarak Birbirini Suçladı
İran yönetimi, ABD güçlerini Hürmüz Boğazı’nda iki gemiyi hedef almak ve sivil yerleşim alanlarına saldırmakla suçladı. İran ordusuna göre Bandar Khamir, Sirik kıyıları ve Qeshm Adası çevresinde hava saldırıları düzenlendi.
Yaklaşık 150 bin kişinin yaşadığı Qeshm Adası’nda bir su arıtma tesisinin de bulunduğu belirtilirken, İranlı askeri yetkililer saldırıların bazı bölgesel ülkelerin desteğiyle gerçekleştirildiğini öne sürdü.
ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) ise İran’ın üç Amerikan destroyerine füze, insansız hava aracı ve küçük botlarla saldırdığını açıkladı. ABD tarafı, USS Truxtun, USS Rafael Peralta ve USS Mason gemilerine yönelik saldırı girişimlerinin püskürtüldüğünü belirtti.
Trump: “Bizimle Dalga Geçtiler”
Donald Trump, Washington’daki açıklamalarında İran’ın saldırılarını küçümseyici bir dille değerlendirirken oldukça sert mesajlar verdi.
“Bugün bizimle dalga geçtiler. Biz de onları yerle bir ettik.”
Trump ayrıca İran’ın “normal bir ülke olmadığını” savunarak, İran liderlerinin nükleer silaha sahip olmaları durumunda bunu kullanmaktan çekinmeyeceklerini ileri sürdü.
ABD Başkanı, diplomatik çözüm ihtimalinin tamamen ortadan kalkmadığını da vurguladı:
“Anlaşma olmayabilir ama her an olabilir.”
Petrol Fiyatları Sert Yükseldi
Hürmüz Boğazı’ndaki çatışma haberlerinin ardından küresel piyasalarda petrol fiyatları hızla yükseldi. Brent petrolün varil fiyatı kısa sürede 101 dolar seviyesine kadar çıktı.
Uzmanlara göre Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek uzun süreli bir kriz, dünya enerji arzının önemli bölümünü etkileyebilir. Boğaz, küresel petrol taşımacılığı açısından kritik öneme sahip su yollarından biri olarak kabul ediliyor.
Ateşkes Öncesi Gizli Diplomasi İddiası
Çatışmalardan hemen önce ABD ve İran arasında Pakistan aracılığıyla yürütülen gizli diplomasi trafiği dikkat çekmişti. İki tarafın geçici bir mutabakat zaptı üzerinde çalıştığı öne sürülüyordu.
Ancak İran içindeki bazı üst düzey isimlerin taviz verilmesine karşı çıktığı belirtiliyor. Tahran’daki bazı siyasi çevrelerin, ABD’de yaklaşan ara seçimleri bekleyerek daha avantajlı bir anlaşma elde etmeyi hedeflediği ifade ediliyor.
ABD’den Yeni Operasyon Mesajı
CENTCOM tarafından yapılan açıklamada, İran’ın saldırılarından sorumlu görülen füze rampaları, insansız hava aracı merkezleri ve komuta noktalarının hedef alındığı duyuruldu.
ABD tarafı, gerilimi artırmak istemediğini söylese de Amerikan güçlerinin bölgedeki pozisyonunu koruyacağını ve saldırılara anında karşılık vereceğini açıkladı.
Trump yönetimi ayrıca “Özgürlük Projesi” adı verilen operasyon kapsamında Hürmüz Boğazı’nda sıkışan ticari gemilere askeri koruma sağlamayı sürdürüyor.
İsrail-Lübnan Gerilimi de Yeniden Tırmanıyor
Bölgedeki kriz yalnızca ABD ve İran ile sınırlı değil. İsrail’in Beyrut’un güneyine düzenlediği son hava saldırısı sonrası Lübnan’daki tansiyon da yeniden yükseldi.
Hizbullah’a bağlı üst düzey bir komutanın öldürüldüğü saldırının ardından, ABD Dışişleri Bakanlığı İsrail ile Lübnan arasında 14-15 Mayıs tarihlerinde yeni görüşmeler yapılacağını doğruladı.
Diplomatik kaynaklar, ABD-İran arasında sağlanacak olası bir anlaşmanın Lübnan ve İsrail hattındaki gerilimi de azaltabileceğini düşünüyor.
Hürmüz Boğazı Neden Bu Kadar Önemli?
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olarak görülüyor. Günlük milyonlarca varil petrol bu dar su yolundan geçiyor.
Bu nedenle bölgede yaşanacak her askeri gerilim yalnızca Orta Doğu’yu değil, Avrupa’dan Asya’ya kadar tüm küresel ekonomiyi etkileyebiliyor.
Uzmanlar, mevcut ateşkes tamamen çökerse enerji fiyatlarında çok daha sert dalgalanmalar yaşanabileceği konusunda uyarıyor.
Suudi Arabistan Trump’ın “Özgürlük Projesi”ni Engelledi — Körfez’de Büyük Kriz
Hürmüz Operasyonu
Suudi Arabistan’ın, ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndaki petrol tankerlerine askeri refakat sağlamak amacıyla planladığı
“Özgürlük Projesi” operasyonuna üs ve hava sahası desteği vermeyi reddetmesi, Washington ile Riyad arasında
sessiz ama tarihi bir kırılmaya yol açtı.
Beyaz Saray’ın İran’a yönelik “Destansı Öfke Operasyonu” sonrası ikinci aşama olarak hazırladığı plan,
Donald Trump yönetimi tarafından Körfez’de deniz güvenliğini sağlama girişimi olarak sunuluyordu.
Ancak Riyad yönetimi, operasyonun kontrolsüz biçimde İran ile doğrudan ABD çatışmasına dönüşebileceği endişesiyle projeyi veto etti.
Prens Sultan Üssü Krizin Merkezinde
ABD yönetimi, operasyon için Suudi Arabistan’daki kritik öneme sahip Prens Sultan Hava Üssü’nü kullanmak istedi.
Fakat Veliaht Prens Muhammed bin Selman yönetimi, Washington’a açık şekilde “izin verilmeyeceği” mesajını iletti.
Kulis bilgilerine göre Trump ile Muhammed bin Selman arasında yapılan doğrudan görüşme bile Suudi tarafını ikna etmeye yetmedi.
Bu gelişme, son yıllarda ABD-Suudi ilişkilerindeki en ciddi stratejik görüş ayrılıklarından biri olarak değerlendiriliyor.
Riyad Neden Geri Çekildi?
Suudi yönetiminin temel korkusu, Hürmüz Boğazı’nda yaşanacak en küçük askeri temasın bile İran tarafından
“ateşkes ihlali” sayılmasıydı. İran daha önce yaptığı açıklamalarda, ABD’nin tanker eskortu sağlamasını
veya İran gemilerine müdahale edilmesini savaş nedeni kabul edeceğini duyurmuştu.
Riyad ayrıca İran’ın olası misillemelerinin yalnızca ABD üslerini değil, Körfez’deki enerji tesislerini,
petrol altyapılarını ve kritik limanları hedef alabileceğinden endişe ediyor.
Suudi yetkililer özellikle 2019’daki Abkayk petrol tesisi saldırısının benzeri bir senaryonun yeniden yaşanmasından korkuyor.
O saldırı sonrası dünya petrol piyasaları ciddi şekilde sarsılmıştı.
Trump Geri Adım Attı
Trump yönetimi operasyonu günlerce “denizlerde özgürlüğün garantisi” olarak tanıttıktan sonra aniden geri adım attı.
Trump yaptığı açıklamada İran ile anlaşma ihtimalinin güçlendiğini ve Çin’in de diplomatik süreçte rol oynadığını öne sürdü.
Ancak Washington kulislerinde asıl nedenin Suudi Arabistan’ın desteğini çekmesi olduğu konuşuluyor.
Bu durum ABD Savunma Bakanlığı içinde de şaşkınlık yarattı. Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth
ve Genelkurmay Başkanı General Dan Caine gün boyunca operasyonun başlayacağı yönünde sert mesajlar vermişti.
BAE ile Suudi Arabistan Arasında Gerilim Büyüyor
Krizin dikkat çeken bir diğer boyutu ise Körfez içindeki çatlakların derinleşmesi oldu.
Birleşik Arap Emirlikleri’nin İran konusunda Suudi Arabistan’dan çok daha agresif bir tutum aldığı belirtiliyor.
BAE yönetimi, İsrail ile geliştirdiği yakın ilişkiler ve İbrahim Anlaşmaları sonrası bölgede daha sert güvenlik politikaları savunurken,
Riyad daha temkinli hareket ediyor.
Bazı Körfez kaynaklarına göre Abu Dabi yönetimi, Suudi Arabistan’ın İran karşısında “fazla yumuşak” kaldığını düşünüyor.
Husiler ve Kızıldeniz Riski
Suudi Arabistan’ın bir diğer korkusu da Yemen’deki Husi hareketinin savaşa yeniden dahil olması.
Husilerin Kızıldeniz’de gemilere saldırması halinde küresel enerji sevkiyatının ciddi biçimde aksayabileceği belirtiliyor.
Uzmanlar, Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’in aynı anda kriz bölgesine dönüşmesinin dünya ekonomisinde yeni bir enerji şoku yaratabileceğini ifade ediyor.
Petrol Fiyatları ve Küresel Piyasalar Alarmda
Analistler, Körfez’deki gerilimin sürmesi halinde petrol fiyatlarında sert yükselişler görülebileceğini belirtiyor.
Hürmüz Boğazı üzerinden dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte biri geçiyor.
Özellikle Çin, Hindistan, Japonya ve Avrupa ülkeleri bölgedeki olası bir askeri tırmanıştan doğrudan etkilenebilir.
ABD donanmasının bölgede yeni askeri konuşlanmalara hazırlanabileceği belirtilirken, İran Devrim Muhafızları’nın da
alarm seviyesini yükselttiği iddia ediliyor.
Ortadoğu’da Yeni Dönem
Uzmanlara göre yaşanan kriz yalnızca bir askeri operasyonun iptali değil; aynı zamanda Suudi Arabistan’ın
artık Washington’un her stratejisini koşulsuz desteklemeyeceğinin açık göstergesi.
Riyad yönetimi son dönemde Çin ve Rusya ile diplomatik ve ekonomik ilişkilerini derinleştirirken,
ABD’nin bölgedeki geleneksel etkisinin de sorgulanmaya başladığı yorumları yapılıyor.
Önümüzdeki günlerde İran-ABD görüşmelerinin seyri, Körfez’deki askeri hareketlilik ve petrol piyasalarındaki gelişmeler
küresel dengeleri belirleyecek en kritik başlıklar arasında yer alacak.
Suudi Arabistan ABD’nin Hürmüz Planına Destek Vermedi: Körfez’de Yeni Dönem Başlıyor
Ortadoğu’da tansiyonu yükselten yeni gelişmede Suudi Arabistan’ın, ABD’nin Hürmüz Boğazı merkezli askeri planına destek vermeyi reddettiği ortaya çıktı. Washington yönetiminin bölgede petrol tankerlerine askeri koruma sağlamayı amaçlayan girişimi, Riyad’ın üs ve hava sahası kullanımına izin vermemesi sonrası askıya alındı.
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi tarafından hazırlanan planın, İran’a yönelik baskıyı artırmayı hedeflediği belirtiliyordu. Ancak Suudi Arabistan, operasyonun doğrudan bir deniz çatışmasına dönüşebileceği ve tüm Körfez bölgesini ateşe atabileceği endişesiyle mesafeli davrandı.
Riyad Yönetimi Çatışmanın Büyümesinden Endişe Duyuyor
Suudi Arabistan’ın özellikle İran’ın olası füze ve insansız hava aracı saldırılarından çekindiği ifade ediliyor. Riyad yönetimi daha önce enerji tesislerini hedef alan saldırıların ekonomik etkilerini yaşamıştı. Bu nedenle yeni bir bölgesel savaş ihtimali, petrol ihracatı açısından ciddi risk olarak görülüyor.
Diplomatik kaynaklara göre Suudi yetkililer, ABD’nin askeri planının net sınırlar içermediğini ve küçük bir gerilimin hızla kontrolden çıkabileceğini düşünüyor. İran tarafı ise Hürmüz Boğazı çevresindeki herhangi bir askeri eskort girişimini provokasyon kabul edeceğini daha önce açık şekilde ilan etmişti.
Trump Yönetimi Geri Adım Attı
Washington’da operasyon günler boyunca güçlü açıklamalarla savunulmuştu. ABD Savunma Bakanlığı, planın deniz ticaretini koruyacağını ve petrol tankerlerinin güvenliğini sağlayacağını öne sürüyordu. Ancak Suudi Arabistan’ın desteğini çekmesi dengeleri değiştirdi.
Trump’ın yaptığı son açıklamada İran ile diplomatik temaslarda ilerleme kaydedildiği savunuldu. Beyaz Saray ayrıca Çin’in arabuluculuk girişimlerinin de etkili olduğunu belirtti. Buna rağmen uluslararası basında operasyonun durmasının temel nedeninin Riyad’ın kararı olduğu yorumları öne çıktı.
Birleşik Arap Emirlikleri Daha Sert Tutum İstiyor
Körfez’de dikkat çeken başka bir gelişme ise Birleşik Arap Emirlikleri ile Suudi Arabistan arasındaki yaklaşım farkı oldu. Abu Dabi yönetiminin İran konusunda daha sert adımlar atılmasını istediği belirtiliyor.
İsrail ile yakın ilişkiler geliştiren Birleşik Arap Emirlikleri’nin, bölgedeki güvenlik risklerine karşı daha agresif politikaları desteklediği ifade ediliyor. Buna karşılık Riyad yönetimi, geniş çaplı bir savaşın ekonomik ve siyasi sonuçlarının ağır olacağını düşünüyor.
Petrol Piyasaları Alarmda
Uzmanlar, Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanacak olası bir askeri krizin dünya enerji piyasalarını ciddi biçimde etkileyebileceğini belirtiyor. Küresel petrol taşımacılığının büyük bölümü bu kritik geçiş noktasından sağlanıyor.
Özellikle Asya ekonomileri için bölgedeki enerji akışı hayati önem taşıyor. Çin, Japonya ve Hindistan gibi ülkelerin Körfez petrolüne bağımlılığı nedeniyle bölgede yaşanacak yeni bir çatışmanın küresel ekonomik dalgalanmalara yol açabileceği değerlendiriliyor.
Husiler ve Kızıldeniz Riski Yeniden Gündemde
Suudi Arabistan’ın çekincelerinden biri de Yemen’deki Husilerin yeniden devreye girme ihtimali oldu. Uzmanlar, Husilerin Kızıldeniz’de ticari gemilere yönelik saldırıları artırmasının küresel lojistik zincirini daha da zorlayabileceğini belirtiyor.
Riyad yönetiminin bu nedenle perde arkasında diplomatik temaslarını artırdığı ve çatışmanın Yemen cephesine sıçramasını önlemeye çalıştığı ifade ediliyor.

Ortadoğu’da Güç Dengeleri Değişiyor
Analistler, yaşanan gelişmenin sadece askeri bir operasyonun iptali olmadığını düşünüyor. Suudi Arabistan’ın artık Washington’un bölgesel politikalarına eskisi kadar otomatik destek vermediği yorumları dikkat çekiyor.
Son yıllarda Çin ve Rusya ile ilişkilerini güçlendiren Riyad yönetimi, dış politikada daha bağımsız hareket etmeye çalışıyor. Bu durum, Ortadoğu’daki güç dengelerinde yeni bir dönemin başladığı şeklinde değerlendiriliyor.
İlgili Haberler
Dış Kaynaklar