SEZEN AKSU’NUN ÖLEN BABASININ SIRLARI: ‘SELAM SÖYLEYİN O CAHİL HAVVA İLE ADEM’E…’

🔵 2010 YILINDA YAPILAN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ REFERANDUMUNDA AKP İKTİDARINA “YETMEZ AMA EVET” DİYEREK DESTEK VEREN ÜNLÜ SANATÇI SEZEN AKSU

Bir dönem ‘Yetmez ama evet’ kampanyasının önde gelen isimlerinden olan sanatçı Sezen Aksu, kendisine ‘yetmez ama evetçi’ diyen TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’a açtığı tazminat davasını kazandı. 30 bin TL talep eden Aksu, hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulan Yanardağ’ı icraya verdi.

Merdan Yanardağ’ın Sezen Aksu’nun açtığı davaya konu olan sözleri ise şöyle:

“Sezen Aksu’ya ben hatırlatmak isterim, Sezen Aksu bu ülkedeki en kirli yetmez ama evetçilerden biridir. Altını çizerek söylüyorum, en kirli. Çünkü biz hayır kampanyası yürütürken kişisel olarak, gazeteci olarak, aydın olmaya çalışan insanlar olarak, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları olarak Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının yarısını iki cihanda birden lekeli olmakla suçladı. Biz bunu unutmadık Sezen Aksu. Ki niye şaşırıyorsun? Senin verdiğin yetkiyi, sizin verdiğiniz yetkiyi AKP iktidarı tepe tepe kullanıyor. Niye şaşırıyorsun? Bu cehennemin yolunu döşeyenlerden biri de sensin. Maalesef sensin.

Bu yüzden ben senin şarkılarını artık dinlemiyorum. Haberini yaptık, biz haberde objektifiz. Haberde de hiçbir sıfat kullanmadık. Hiçbir yorum ve değerlendirme yapmadık. Tarkan da retweetlemiş, mesajını paylaşmış Sezen Aksu’nun. Tarkan’ın daha tutarlı olduğunu düşünüyorum ben. 2010 referandumunda bugünkü bu berbat yargı düzeninin temelleri atılan o dönemde, hayır kampanyası yönetenlere ‘iki cihanda birden lekeli’ dedi. Ben hiçbir zaman unutmadım, unutmayacağım da. Öyle bir hava eti ki o zaman AKP’yi desteklemek neredeyse ilericilik, solculuk haline getirilecekti birileri tarafından.

Gördünüz mü kendinizi parçaladığınız iktidarın memleketi nasıl bir noktaya getirdiğini? Tebrik ederim sizi. Şimdi istediğiniz yerinize kına yakabilirsiniz. Şu arada İkizdere falan vazgeçin bunlardan, bunlar sizin işiniz değil, biz mücadele ediyoruz merak etmeyin. Biz buradayız, meydan boş değil. Biz o gün de mücadele ettik, bedelini ödedik, hapis yattık gerekirse, hakkımızda davalar açıldı. Para cezaları kesildi. Gazetelerimiz kapatıldı, televizyonlarımız basıldı, evlerimiz talan edildi, basıldı. Bilgisayarlarımıza el konuldu, telefonlarımıza el konuldu ama biz mücadele ettik. ‘İki cihanda birden lekelisiniz’ lafını bir gün yutacaksınız siz, yuttunuz da zaten. Bunu unutmayın.”

🔵 SEZEN AKSU: ‘KONU BEN DEĞİLİM, KONU MEMLEKET; 47 YILDIR YAZIYORUM, YAZMAYA DEVAM EDECEĞİM”..!

Beş yıl önce çıkan ‘Şahane Bir Şey Yaşamak’ şarkısında geçen “Selam söyleyin o cahil Havva ile Adem’e…” sözleri nedeniyle iktidar tarafından hedef gösterilen Sezen Aksu’dan açıklama geldi..

  • Sezen Aksu:

“Ben avım, sen avcı, vur bakalım…”

  • İktidar tarafından hedef alınan sanatçı Sezen Aksu, dün yazdığı ‘Avcı’ isimli şarkısının sözlerini paylaşarak:

– “Sonuç olarak 47 yıldır yazıyorum…. Yazmaya da devam edeceğim” dedi. Aksu’nun ‘Avcı’ isimli şarkısında “Beni öldüremezsin / Sesim, sazım, sözüm var benim / Ben derken ben herkesim” ifadeleri yer aldı.

“BENİ ÖLDÜREMEZSİN, BEN HERKESİM”..!

Aksu,”Malumunuz olduğu üzere konu ben değilim, konu memleket.Sonuç olarak 47 yıldır yazıyorum…. Yazmaya da devam edeceğim” ifadelerini kullandı.

– Sezen Aksu’nun açıklaması şöyle:

Merhaba,

Öncelikle bireysel veya kurumsal olarak, ayrıca TV kanallarındaki açık oturumlarda, sağduyulu açıklamalarıyla farklı açılardan ele alıp konunun anlaşılmasına çalışan, destek mesajları veren, arayan soran, tanıdığım tanımadığım tüm dostlarıma teşekkür ederim.

Malumunuz olduğu üzere konu ben değilim, konu memleket.
Kendimi bildim bileli çeşitli insanlık hallerini gözlemliyor ve söze döküyorum biliyorsunuz.

Mesela 2010’da şu şarkıyı yazmışım:

HOP DEDİK

O ne dedi? Bu ne dedi? Kim ne dedi?
Harcanan hayatlar bunlar
Vermişler ateşe yedi düveli
Hababam kaynıyo’ kazanlar

Hadi buyurun, biz gönüllüyüz
İple çekiyoruz vaktimizi
Kim en günahsızsa gelsin
Gelsin ilk o vursun bizi

Dizilmişler bi’ de dizi dizi
Hiçbirinde yok tek bi’ yara izi
Ateşe de yürürüz evelallah
Aşk yaksın yakacaksa bizi

Hadi siz düşünün, top bizde
Mangal gibi yürek çok bizde
Alevere dalavere yok bizde
“Yok” dedik, “Yok” dedik

Kırılıp dökülüyoruz lakin
Direniyoruz sakin sakin
E siz de dilinize biraz hâkim
“Hop” dedik, “Hop” dedik

Ya seyirci ya yanansın
Ortası yok, sınanansın
Ya emniyet şeridinde
Ya uçurtmaya uyansın

Aşağıdakini de dün gece (21 Ocak 2022) yazdım.

AVCI

Sen beni üzemezsin
Zaten çok üzgünüm
Nereye baksam acı
Nereye baksam acı
Ben avım sen avcı
Vur bakalım….

Sen beni sezemezsin
Dilimi ezemezsin
Nereye baksam acı
Nereye baksam acı
Kim yolcu kim hancı
Dur bakalım…

Beni öldüremezsin
Sesim, sazım, sözüm var benim
Ben derken ben herkesim

Sonuç olarak 47 yıldır yazıyorum…. Yazmaya da devam edeceğim.

Sezen”

Cumhuriyet

🔵 SEZEN AKSU VE YÜZLERCE YILLIK ‘ŞATHİYE’ GELENEĞİMİZ..!

Sezen Aksu’nun “Şahane Bir Şey Yaşamak” isimli bir şarkısında geçen ‘cahil’ ifadesi kıyametler kopardı.  

Evvela şunu belirtmek gerekir ki Sezen Aksu eleştirilmez, tenkit edilemez birisi değil.. Tenkit de etimolojik olarak mükemmel bir kelimedir.. 

Akit, nakit gibi değer ve zaman anlamı taşıyan kavramlarla aynı kökü paylaşır. Oysa linç, anlamsal kavramda da pratikte de hiç hoş bir ifade değildir..

  • Öte taraftan şu soruyu da sormak Müslüman camianın en doğal hakkıdır;

Bilhassa popüler sanatçılar resmi ideoloji, askeri vesayet ve dine düşman cenah için de ifadeleri bu denli kolay kurabiliyor mu? 

Dolayısıyla Sezen Aksu’nun Hazreti Adem ve Havva konusunda bu denli rahat ifadeler kullanması elbette muhafazakarları öfkelendirecekti..

Dolayısıyla maksudumuz Sezen Aksu Hanımefendi’yi aklamaktan çok, muhafazakâr camianın öfkeyle hareket edip kendisi ile çelişmemesi adına birkaç hatırlatma yapmak olacaktır..
 

Sezen Aksu.jpg
Sezen Aksu// cafemedyam

Öncelikle Sezen Aksu’nun kötü niyetli olduğu ön kabulünden hareket edelim..

  • Usta sanatçı, Hazreti Âdem ve Havva’ya hakaret etmek istedi ve şu sözleri yazdı: 

“Binmişiz bir alamete 
Gidiyoruz kıyamete 
Selam söyleyin o cahil
Havva ile Âdeme”


Eğer ki Sezen Aksu hakaret etmiş ve bir peygamberi aşağılamak istemişse, onu linç etmek Müslümanca bir tavır değildir.. En güzel protesto Süleyman Çelebi’nin 1640’ta Vesîletü’n Necât’la yaptığı usuldür..  

Ol hikâye şudur, Acem elinden bir vaiz Bursa Ulu Camisi’ne gelir ve vaaz verir. ‘Âmene’r-Rasûlü’ diye bilinen ve “Biz, O’nun peygamberleri arasında bir fark gözetmeyiz” ayetini yorumlarken, Hz. Peygamberin meziyetlerini hor görür..  

Süleyman Çelebi, caminin de imamlarındandı ve isteseydi Acem vaizi linç ettirebilecekken ona verilebilecek en güzel cevabın Hazreti Peygamberin meziyetlerini öven daha yüce sözler söylemek olduğuna karar verdi..

  • Daha oracıkta ilk beyit kalbine nakşedilir;

“Ölmeyüp İsâ göğe bulduğı yol, 
Ümmetinden olmagıçün idi ol

(İsa ölmeyip de göğe gidecek yolu bulduysa
Senin ümmetinden -Hz. Muhammed- olmamasındandı)”


Elbette Süleyman Çelebi burada Hazreti İsa’yı aşağılamıyor; dümdüz okunursa ne yazık ki bu anlamı çıkarmak da mümkün..

Çelebi, burada Hazreti İsa’nın yüceliğini kabul ediyor ve sınır olarak verip Hazreti Muhammed’i o çizginin ötesine taşıyarak yüceliğine yücelik katıyor..

Yani iki peygamber yücelikte yarıştırılıyor. Özetle birinin yüceliğini daha fazla övünce, öteki aşağılanmış olmuyor.. 

  • Ve Çelebi devamında şu veciz ifadeleri kullanıyor:

“Hem dahi Mûsâ elindeki âsâ 
Oldu onun izzetine ejdehâ 
Çok temennâ kıldılar Hak’tan bular 
Ki Muhammed ümmetinden olalar 
Gerçi kim onlar dahi mürsel durur 
Lâkin Ahmed efdal ü ekmel durur 
Zira efdallığa ol elyak durur 
Onu öyle bilmeyen ahmak durur”

  • Nitekim Süleyman Çelebi, eserinin ön sözünde meramını şu sözlerle anlatır:

“Rahmân ve Rahîm olan Allahu Teâlâ’nın ismiyle başlarım. Muhammed aleyhisselâmı bütün yaratılmışların sebebi, en şereflisi ve en azîzi yapan, makâm-ı Mahmûd ile sefâat hakkını vererek O’nu bütün Peygamberlerden üstün kılan, ismini O’nun ismiyle yan yana yazarak hasedçi şeytanın burnunu sürtüp, O’nun şânını yücelten Allahu Teâlâ’ya hamd-u-senâlar olsun..

Muhammed aleyhisselâm, Allahu Teâlâ’nın indinde çok makbûldür. Allahu Teâlâ’nın melekleri O’nun yardımcılarıdır. Ağaçlar, toprak ve taşlar, O’nunla konuştular. O’nu sevenler dünyâda ve âhirette sevilip kurtulurlar. O’na düşman olanlar kovulup Cehennem’e atılırlar. Bizi Muhammed aleyhisselâmın ümmeti yapmakla şereflendiren Allahu Teâlâ’ya hamdederim..

Şerîki ve benzeri olmayan, mekândan münezzeh bulunan Allahu Teâlâ’nın bir olduğuna şehâdet ederim. O, herkesin kendisine muhtâç olduğu, ibâdet ettiği ve yöneldiği Allahu Teâlâ’dır. O, şânı yüce, kullarını merhametle bağışlayandır..

Güzel ahlâk ve cömertlik gibi pek çok meziyetleri ortaya çıkaran, vâdedilen kıyâmet gününde, her tarafta şefâati kabûl edilir bir şefâatçi olan Muhammed aleyhisselâmın, Allahu Teâla’nın kulu, resûlü ve habîbi olduğuna şehâdet ederim. Allahu Teâlâ, O’na seçilmişlerin en üstünleri olan temiz âline ve Ashâb-ı Kirâm’ına sonsuz rahmet etsin..”


Süleyman Çelebi, o gün Acem vaizi linç edip kovabilirdi de. Bunun yerine bugün dahi yüzbinlerce insan tarafından mütemadiyen okunan mükemmel bir eserin meydana gelmesini sağladı..

Dolayısıyla Sezen Hanım’ın hakaret ettiğini kabul ettikten sonra gösterilecek en güzel protesto ve tepki Hazreti Adem peygamberin övülmesidir..
 

Adem ve havva miyatürü.jpg
Adem ve Havva miyatürü// cafemedyam

Yüzlerce yıllık ‘şathiye’ geleneğimizi ne yapacağız..!?

Sezen Aksu’nun şarkısında Hz. Adem ve Havva’ya hakaret ettiği ve art niyet taşıdığı çıkarsaması belki zorlama bir yorumdur.. 

Olayı politikleştirmeden şarkıyı dinlediğimizde, Sezen Hanım’ın aşırıya kaçan bir ironi yaptığını anlıyoruz. Yani Hazreti Adem ve Havva’ya bir düşmanlık söz konusu değil.. 

Eğer aşırıya kaçan ironi günah ve hakaret ise 800 yıllık ‘şathiye’ geleneğimizi ne yapacağız..!?

Dolayısıyla Sezen Aksu eleştirilecekse Müslüman camianın öfke ile hareket edip, kendi değerlerine zarar vermemesi son derece önemlidir.. Aksi halde karşı cenah dindarları kendi sermayesi ile vurabilir..

Şathiye tasavvufi edebiyatın önemli bir türüdür. Dudaklarda bir tebessüm uyandırmak maksadıyla söylenen manzumeler hakkında kullanılan bu tabirin manası, üzerinde benlik ve dava kokusu bulunan sözler anlamını ihtiva eder..

Genellikle inancın zahiri hükümlerine aldırış etmeyen ya da bu hükümleri ciddiye almayan özellikler barındırır. Mansur’un ‘Enel Hak’ vecizesi bu türün ruhunu oluşturur..

Bu şiirler isyan ve teslimiyet arasında çok ince bir çizgide yürür.. 

  • Eğer bu şiirleri hakaret penceresinden göreceksek Yunus Emre, şu şiirde Hazreti Adem’e açıkça hakaret etmiş olur:

“Gelmeden dedin hakkıma kem diye 
Dogmadan dedin asi Adem diye
..
Ben mi düzdüm beni sen düzdün beni
Pür ayıp nüçün yarattın ya gani
..
Kıl gibi sırattan Adem mi geçer 
Ya üzülür ya dayanır ya uçar”
 

Yunus emre temsili.jpg
Yunus Emre temsili// cafemedyam

Şimdi bu dizelerden hareketle koskoca Yunus Emre, Hazreti Adem’e “isyankar” ve “tüm günahların müsebbibi” mi demiş oluyor..!?
  • Bir başka şathiyede Kaygusuz Abdal, şu ifadeleri kullanır:

“Yeri göğü ins ü cinni yarattın 
Sen ey mimar başı eyvancı mısın 
Ayı burcu günü çarhı var ettin 
Ey mekan sahibi rahşancı mısın? 
Denizleri yarattın sen kapaksız 
Suları yürüttün elsiz ayaksız 
Yerleri temelsiz göğü direksiz 
Durdurursun acep iskancı mısın? 
Kullanırsın kanatsızca rüzgarı 
Kürekle mi yaptın sen bu dağları 
Ne yapıp da öldürürsün sağları 
Can verub can alırsın sen cancı mısın? 
Sekiz cennet yaptın sen Adem içün 
Adın büyük bağışla anın suçun 
Adem’i çıkardın cennetten niçün 
Buğday nene lazım harmancı mısın?”
 

Kaygusuz Abdal temsili.jpg
Kaygusuz Abdal temsili// cafemedyam

Önceki şiirde Yunus Emre tüm günahların kaynağı olarak Hazreti Adem’i gösterirken; Kaygusuz Abdal, Adem babamızı cennetten kovduğu için asıl suçlunun Allah olduğunu ima ediyor..

Elbette bu dümdüz bir okumanın sonucudur, bunu zahire saplanıp kalan gözlere ve gönüllere izah etmek mümkün değildir..


Nitekim Hallacı Mansur’un Hallaç sıfatı da buradan gelir, yani sırrı avama izah etmeye çalışmasından gelir..

Mansur, sıradan akılların anlamayacağı ve hakaret olarak algılayacağı o yüce sırrı; bir hallaç pamuğu gibi ifşa etmeye çalışmasından dolayı bu unvanı alır ve bedeli elbette ki canı olur..

  • Divan-ı Hikmet’te bu hikâye şöyle anlatılır:

“Mansûr der ‘ene’l-Hak’ erenlerin işi doğru; 
Mollalar der: ‘Doğru değil’ gönlüne kötü gelip 
Söyleme ‘ene’l-Hak’, ‘kâfir oldun Mansûr’ deyip 
Kur’ân içinde budur’ deyip, öldürdüler taş atıp. 
Bilmediler mollalar ‘ene’l-Hakk’ın manasını 
Zahir ehline hâl ilmini Hak görmedi münasip”
 

Ahmet Yesevi - Divanı hikmet.jpg
Ahmet Yesevi, Divan-ı Hikmet// cafemedyam

  • Ahmet Yesevi, sözlerini bir adım ileri taşır ve Mansur’un Allah’a hakaret ettiğini düşünenlere şöyle hücum eder:

“Aşk yolunda âşık olup Mansûr geçti 
Belini bağlayıp Hak işini sıkı tuttu 
Melâmetler ihanetler çok işitti 
Ey müminler hem Mansûr oldum ben işte”


Meseleyi çok gerilere götürmeye gerek yok yoktur.. Ziya Paşa da şathiye geleneğine fazlasıyla yaslanır..

  • Eğer ki mananın künhüne bakılmayacaksa Ziya Paşa şu dizelerle dinden çıkmış olur;

“Gerdûn bir âsiyâb-ı felâket-medârdır
Güya içinde âdem-i âvâre dânedir 
Yâ Rab! Nedir bu keşmekeş-i derd-i ihtiyaç?
İnsanın ihtiyâcı ki bir lokma nânedir 
Bir fâilin meâsiridir cümle hâdisât
Ne iktizâ-yı çerh ü ne hükm-i zamânedir”

  • Ziya Paşa bir kenara şimdi Mehmet Akif Ersoy şu dizeleri kullandı diye Allah’a karşı asi mi oldu diyeceğiz;

“Sendense eğer çektiğimiz bunca devâhî 
Kimden kime feryâd edelim söyle İlahî?
Kimden kime şekvâ edelim biz de şaşırdık!”

  • Daha da yakın geçmişe geldiğimizde Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nun da ‘şathiye’ geleneği uyarınca Hazreti Adem meselesinde ironiyi fazlasıyla zorladığını görüyoruz;

“Hep aynı hikaye 
Yine aynı Adem 
Yine aynı Havva
Yine aynı armut
Kalanlara Yasin 
Gidenlere mevlit”


Konu daha çok su götürür..

Konfüçyüs der ki; “Ben parmağımla ayı gösteririm, ahmaklar parmağıma bakar.”

Meseleyi yalnızca hakaret kisvesine indirgeyenler ve bu topraklarda yaşayan insanların peygamber sevgisi üzerinden kitleleri galeyana getirenler, acaba Ahmet Yesevi’yi, Yunus Emre’yi Hallac-ı Mansur’u, Nesimi’yi ve dahi Mevlana’yı hakkıyla okusalar neler yaparlar?

© The Independentturkish//Mehmed Mazlum Çelik

🔵 “ERDOĞAN’DAN ‘SEZEN AKSU’ ÇIKIŞI: ‘O UZANAN DİLLERİ YERİ GELDİĞİNDE KOPARMAK BİZİM GÖREVİMİZDİR”..!

Cuma namazını Üsküdar’da bulunan Çamlıca Cami’nde kılan Erdoğan, 2017 yılında çıkardığı ‘Şahane Bir Şey Yaşamak’ şarkısındaki sözler sebebiyle gündem olan sanatçı Sezen Aksu’yu hedef aldı..

  • Erdoğan:

“Hakaretlerin bini bir para. Bütün bunların karşısında dimdik duracak olanlar sizlersiniz. Hz. Adem efendimize kimsenin dili uzanamaz. O uzanan dilleri yer geldiğinde koparmak bizim görevimizdir. Havva validemize kimsenin dili uzanamaz. Onlara da had bildirmek bizim görevimizdir.”

🔵 BARIŞ YARKADAŞ: “AKP İÇİN DEĞER MİYDİ SEZEN AKSU”..!?

“AKP’nin üst yönetiminin gözünü öyle bir kin bürümüş ki; AKP’ci Sezen Aksu’ya bile tahammülleri yok. Oysa ki; Sezen Aksu, kendisini AKP için feda etmişti”

  • Korkusuz yazarı Barış Yakadaş:

“Aksu’ya yönelik sempatim, 2010 yılındaki referandumda söylediği sözlerden dolayı bitmişti. O sözleri hiçbir zaman affetmedim. Bana ve benim gibi düşünen milyonlarca insana “İki cihanda da lekelisiniz” gibi küstahça sözler eden bir şarkıcıyı dinlemenin ve değer vermenin bir anlamı yok. Bu yüzden, neredeyse şarkılarıyla büyüdüğümüz Sezen Aksu’yu silmiştim… Benim gibi milyonlarca kişi de aynı duyguyu yaşadı ve yaşıyor..

Zaten Sezen Aksu, kendisini var eden toplumsal kesimle arasındaki bağı kopardıktan sonra bir daha üretemedi… Akılda kalan tek bir şarkı bile yapamadı. Şarkıları dillerden dillere dolaşmadı. Sezen Aksu’yu görenler, ‘’İki Cihanda Lekelisiniz’’ sözünü hatırladı..

Dünden beri AKP’lilerin sosyal medyadaki saldırılarına maruz kalıyor. Bir zamanlar cansiperane savunduğu AKP’liler yaptığı son şarkıda geçen ‘Adem ile Havva cahiline söyleyin’ dizesi yüzünden Aksu’yu topa tutuyor..

Sizin de gördüğünüz üzere, Sezen Aksu, referandum sırasında “Hayır” oyu vereceğini açıklayan milyonlarca kişiye hakaret etmesine rağmen, ne kapısına dayanan oldu, ne de AKP’li vekil gibi tepki gösteren AKP’nin üst yönetiminin gözünü öyle bir kin bürümüş ki; AKP’ci Sezen Aksu’ya bile tahammülleri yok. Oysa ki; Sezen Aksu, kendisini AKP için feda etmişti.

AKP’li üst düzey isimlerin Sezen Aksu’ya yönelik tepkilerini görünce, şunu düşündüm…

Acaba Sezen Aksu ‘’Ben ne yaptım? Kimlere ne için destek vermişim… Nasıl bir felakete yol açmışım’’ diye düşündü mü? Acaba bir pişmanlık duygusu yaşadı mı? Bugün referandum yapılsa, kendisine tahammül edemeyenler için yine oy ister mi? Bizler için yine “İki Cihanda Lekelisiniz” der mi? Acaba, son pişmanlık fayda eder mi? Bir zamanlar “Değer mi hiç? Değer mi, değer mi değer mi söyle” şarkısıyla dillerden düşmeyen Sezen Aksu’ya şimdi sormak gerekir:

“AKP için değer miydi Sezen Aksu?

Değer mi, değer mi, değer mi söyle…”

Korkusuz, Independent Türkçe

İktidar medyası, Sezen Aksu’yu şarkısı üzerinden hedef gösterdi..!

Sezen Aksu’nun 2017yılında müzisyen Yaşar Gaga ile çıkardığı ‘Şahane Bir Şey Yaşamak’ şarkısı gündem oldu..

Şarkıda geçen, ‘Binmişiz bir alamete. Gidiyoruz kıyamete. Selam söyleyin o cahil Havva ile Adem’e…’ sözleri, iktidara yandaş Yeni Şafak gazetesi tarafından hedef gösterildi..

Sezen Aksu’ya Mustafa Sandal’dan destek geldi..

“Sezen Aksu’dan dini değerlere hakaret” başlıklı haberde Aksu’nun yazdığı şarkıda “Binmişiz bir alâmate. Gidiyoruz kıyamete. Selam söyleyin o cahil Havva ile Adem’e…” sözlerini dine hakaret olarak yorumladı.. Haberin ardından sosyal medyada troller tarafından #sezenaksuhaddinibil hashtagi açıldı..

Pek çok ünlü isim, şarkısı üzerinden hedef gösterilen Sezen Aksu’ya destek verirken; şarkıcı Mustafa Sandal da, Aksu’yu eleştirenlere Twitter’dan tepki gösterdi..

  • Sandal:

“Sen otur oturduğun yerde gördüğüm kadarıyla bir gram aklın var onu da bu ülkenin en derin ozanlarından biri olan sanatçının ne dediğini anlamaya çalışmakla yakma güzel kardeşim!.. Bir şarkı sözünü böylesine çarptırmak akıl ve mantık dışıdır. #sezenaksu”

https://twitter.com/ihsaneliacik/status/1483170965630722049?t=r_xFhbJCpcSaY4tEO6VUKA&s=19

🔵 SEZEN AKSU’NUN 23 AĞUSTOS’TA HAYATINI KAYBEDEN BABASININ FETHULLAH GÜLEN İLE OLAN GEÇMİŞİ..!

Barış Terkoğlu, sanatçı Sezen Aksu’nun 23 Ağustos’ta hayatını kaybeden babasının Fethullah Gülen ile olan geçmişine ayna tuttu..

“Sezen Aksu’nun Baba Evindeki Yalnızlık” başlıklı yazıda, Aksu’nun babası Sami Yıldırım’ın, Fethullahçıların gözde kapatılan okulu Yamanlar Koleji’nin kurucusu ve ilk müdürü olduğu anlatıldı..

Sami Yıldırım’ın Fethullah Gülen ile olan yakın ilişkisine dikkat çeken Terkoğlu, Gülen’in Yıldırım’a “hocaların hocası” dediği anları aktardı..

  • İşte Barış Terkoğlu’nun “Sezen Aksu’nun Baba Evindeki Yalnızlık” başlıklı o yazısı:

Cenazelerde yalnız ölüler mi gömülür? Yoksa birikmiş anılar da kefenlenip bir daha açılmayacakmış gibi toprağa mı karışır? 

Sezen Aksu’nun babasının son vedasını izliyordum. Aksu, 3 buçuk yıl önce annesi Şehriban Yıldırım’ın cenazesinde şarkıcı Mustafa Ceceli’ye ezan okutmuştu..

Babası Sami Yıldırım için de aynı şeyi istemişti. Ama Ceceli yurtdışındaydı. Ceceli, Fethullah Gülen gibi 90’lı yıllarda ABD’ye yerleşen ‘sosyete şeyhi’ Ahmet Hulusi’nin takipçisiydi.. Çareyi, ezanı bir kasete okuyup Sezen Aksu’ya vererek buldu.. 

Demek, boşandığı eşinin özel hayatını ilgilendiren yatak odası kasetini, geçen yıl milletin önüne atarak iki kadının hayatını zehir eden Ceceli’nin sesi çok önemliydi! Ah gizli çekimler, cemaatler, magazin kişileri ve bizim bitmeyen hikâyemiz…

🔵 FETHULLAHÇILARIN ‘YAMAN DEDE’Sİ..!

Haberlerde hep ‘emekli okul müdürü’ yazıyordu ama öğrencileri neden pek de ortada görünmüyordu?

 
Fethullahçılar ona ‘Yaman Dede’ diyorlar. Sebepsiz değil. Sezen Aksu’nun babası Sami Yıldırım, 1979 yılında İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Yardımcılığı’ndan emekli olmuş bir öğretmendi..

Erzurumlu Gülen de hareketinin temellerini İzmir’de Kestanepazarı Camii’nde atmıştı..

Yıldırım, Gülen’e inanan müritlerinden biri oldu. 
FETÖ için eğitim, ‘altın nesil projesi’nin en önemli ayağıydı..

Galatasaray Lisesi ya da Robert Kolej’in karşısına bir model olarak İzmir’de Yamanlar Koleji’ni koydu.. Kurucusu ve ilk müdürü Sami Yıldırım’dı.. 

  • Örgütün medyacısı Faruk Mercan, Doğan Kitap’tan çıkan ‘Fethullah Gülen’ kitabında o günleri şöyle anlatmıştı: 

‘Gülen henüz İstanbul’daki büyük servet sahiplerini harekete geçirebilecek durumda değildi, ama yıllardır İzmir’de verdiği vaazları hiç kaçırmayan hatırı sayılır bir esnaf grubu vardı..

Gülen, Ege Bölgesi’nin bu insanlarını, sonraki yıllarda kolejlere dönüşecek olan öğrenci yurtları açmaya teşvik etti. İlk öğrenci yurdunun temeli 1972’de İzmir Bozkaya’da atıldı..

1976 yılında faaliyete geçen 200 öğrenci kapasiteli bu yurt, tam on yıl sonra 1982 yılında Yamanlar Koleji’ne dönüşecekti ve okulun ilk müdürü, sanatçı Sezen Aksu’nun babası Sami Yıldırım olacaktı.’ 

  • Örgütün dergisi Aksiyon, Sami Yıldırım’ı 17 Aralık 2007’de ’Eğitimin Yaman Dedesi’ diyerek şöyle tanıtıyordu:


‘Nice öğrenci, nice öğretmen dünyanın dört bir yanına yayıldı bu liseden..

Amalisenin kuruluşundan bugüne değişmeyen tek bir kişi vardı: O da ilk gün müdür olarak kapıdan içeri giren ve bugün hâlâ danışman sıfatıylaburada hizmetlerine devam eden Sami Yıldırım.’ 

Haber çıktığında ‘Yaman Dede’ 80 yaşındaydı, kendi ifadesiyle ‘hizmet’e devam ediyordu. ‘Neden ediyorum’ diye başladığı cümleyi ‘bu okullardaki öğrencilerin sayısı ne kadar artarsa ben Türkiye’nin geleceğinin o kadar daha sağlam temeller üzerine oturacağına inanıyorum’ diye bitiriyordu.

🔵 YAMANLAR KOLEJİ’NİN SONU..!

Gülen ile Yıldırım’ın dostluğu kâh Yamanlar Koleji’nin müdür odasında kâh İstanbul Altunizade’de Gülen’in misafirlerini kabul ettiği katta sürdü..

Gülen, Yıldırım’ın yıllar önce öğrencilere yaptığı sabah konuşmalarını okuldaki özel odasından dinliyordu..

Yıllar sonra FETÖ okulları pıtrak gibi çoğaldığında Gülen’in misafirlerine okulların sunumunu yapan da ‘Yaman Dede’ydi.. 

  • Yıldırım, Gülen’in ona karşı derin hislerinin ifadesini Aksiyon’a şöyle anlatmıştı: 

‘(Gülen) Kürsüden beni gördü. İltifat etti. ‘Hocam da buradaymış’ dedi. ‘Hocaların hocası’ diye beni oradakilere lanse etti.. Büyük bir alkış koptu. Sonra dışarı çıktım. Bahçede etrafıma toplanan gençler elimi öpmeye başladı.. Hocaefendi’nin iltifat ettiği birine gösterilen saygıydı bu.’ 

Sami Yıldırım son yıllardaki politik çizgisini ‘her konserden önce dua ister’ dediği Sezen Aksu gibi oluşturdu..

Gülen’in mezardakileri bile oy kullandırmaya çağırdığı, sonunda da yargıyı ele geçirdiği 12 Eylül referandumundan önce, Zaman gazetesine ’Her maddesine inanarak ‘evet’ diyorum’açıklamasıyaptı..

 
Sanki hiç bitmeyecekmiş gibi sürdürdüğü ‘hizmet’i için ‘hele 2027 yılına (yüz yaşına) bir gelelim, o zaman hep beraber oturup, tamam mı devam mı diye bir karar veririz’ diyordu, olmadı. Onun ellerinden çıkan ‘altın nesil’ devleti ele geçiremeden lanetlendi.. 

Yarattığı Yamanlar Koleji’ne FETÖ darbesinden sonra kayyım atandı. Okulun adı değişti, imam hatip oldu. Gülen’in eşyalarıyla müze gibi düzenlenmiş mahrem odaya polis girdi..

Bugün ‘Yamanlar Koleji mezunuyum’ diyen birileri neredeyse yok. Zira ‘önemli adamlar’ özgeçmişlerinden okulun adını silmekle uğraşıyor. Cenazesi yeni kalktı ama elleriyle yarattığı düzen, Sami Yıldırım’ı aslında çoktan öldürmüştü..

3 yıl önce, 15 Temmuz darbesinden 4 buçuk ay önce, Sezen Aksu’nun annesi öldüğünde, Gülen ABD’den bir taziye mesajı yayımlamıştı..

Sami Yıldırım için ‘aziz dost’, Sezen Aksu için ‘güzide sanatçımız’ diyor, ailenin acısını paylaşıyordu. Bu kez merak edip Gülen’in sitesini açtığımda bir başsağlığı mesajı bulamadım. Belki de FETÖ lideri eski dostu için taziyesini başka yolla yapmıştı.. 

‘Baba evindeyim bugün 
Tepemde dolunay
Nasıl doluyum 
Birikmiş yalnızlıklar’ 

Aşkta ya da ayrılıkta, hayat içimizi yakan Sezen Aksu şarkıları gibi. Çünkü yalnızlığın bile bir garip sebebi var.”

Odatv.com// Barış Terkoğlu

İLGİLİ HABER
https://www.cafemedyam.com/2021/11/25/yandas-sarkici-cengiz-kurtoglu-is-insanina-bicakla-saldirdi/

Share this content:

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.