BİLİM & TEKNOLOJİ

Astım: Kesin tedavisi olmasa da kontrol altına alınabilen bir rahatsızlık

Astım dünyada en sık görülen ama bulaşıcı olmayan kronik bir solunum hastalığı olarak kabul ediliyor.

Astımdan korkmayın ama kontrol altına alın!
www.cafemedyam.com
🔴 UZMANLARLA SİZLER İÇİN BU KEZ ASTIMI MASAYA YATIRDIK!

Dünyanın en sık görülen kronik solunum hastalığı astımın kesin tedavisi olmasa da kontrol altına alınabilen bir rahatsızlık. Yani korkmak yerine kontrol altına almak en doğrusu ..

Tekrarlayan nefes darlığı, hırıltı, göğüste baskı hissi ve öksürük gibi belirtilerle kendini gösteren astım, kronik bir akciğer hastalığı ..

Ne yazı ki şu anda kesin bir tedavisi yok! Yani bir kere astım olursanız, uzun süre onunla yaşamak zorundasınız ..

Ama endişe etmeyin, semptomları kontrol altında tutmaya yardımcı olabilecek tedavileri var ..

Kronik ama bulaşıcı değil

Astım dünyada en sık görülen ama bulaşıcı olmayan kronik bir solunum hastalığı olarak kabul ediliyor.

– Astımlı bir kişinin akciğerlerdeki hava geçişleri, küçük hava yollarının etrafındaki kasların iltihaplanması ve sıkışması nedeniyle daralıyor.

Bu da öksürük, nefes darlığı, göğüste sıkışma, hırıltı gibi semptomlara neden oluyor ..

Bu belirtiler aralıklı olsa da çoğunlukla geceleri ya da egzersiz sırasında görülüyor ..

Astım belirtileri normalden daha kötü hale gelirse buna “astım krizi” veya “alevlenme” deniyor.

Bu arada geçmeyen astım atakları yaşıyorsanız, tedavinizde bir değişikliğe ihtiyacınız olabilir, mutlaka uzman hekime danışmanız yararınıza olabilir ..
 

www.cafemedyam.com
Peki, niçin bazı insanlar astımı olurken, bazılarının olmuyor?

Bu konuda bazı tanıdık fikirler var; çevresel etkiler, genetik faktörler, enfeksiyon ya da kişilerin tıbbi durumuyla alakalı olabileceği gibi… 

Dünyada 340 milyon astımlı var

Araştırmalara göre, dünyada 340 milyon astım hastası var .. Her yıl 400 bin insan astım nedeniyle yaşamını yitiriyor ..

Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD) resmi sitesinden paylaştığı bildiriye göre, ülkemizde 4 milyonun üzerinde astım hastası bulunuyor ..

TÜSAD astım tedavisinde etkili sonuç alınabilmesi için, ilaçların doğru alınması çok önemli olduğunu, ilaçların kesilmesi, düzensiz kullanılması ya da dozları doğru uygulanmadığı takdirde şiddetli ataklar ortaya çıkabileceği uyarısını da yapıyor ..

Astım tamamen tedavi edilebilen bir hastalık değil ama tetikleyicilerini kontrol altına almanın çok mühim olduğunu bir kez daha vurgulayalım..

Astım tetikleyicileri kişiden kişiye değişiyor. Peki, bu tetikleyenler neler? 

Toz, küf, dış havanın kirli olması, tütün dumanı, hamamböceği alerjeni, yanan odun veya otlardan kaynaklanan duman, evcil hayvanlar ve grip gibi enfeksiyonlar bilinen en yaygın tetikleyicileri arasında yer alıyor ..

Kişinin astım tetikleyicisinin ne olduğunu iyi öğrenip kendini koruması gerekiyor. Uzmanlar astım hastalarının tedavilerini hekim gözetiminde planlamasını istiyor .. Ancak düzenli ilaç tedavisiyle ataklar kontrol altına alınabiliyor ..

Astımla yaşamayı öğrenmek insanın hem yaşam kalitesini artırıyor hem de onu hayata bağlıyor. 

Düşük ve orta gelirli ülkelerde astım ya yetersiz teşhis ediliyor ya da yetersiz tedavi ediliyor .. 

Şarkıcı, yazar, sporcu, sinema yıldızı kısaca dünya çapında ün salmış parlak kariyerleriyle ışıldayan isimler… Onların da astım hastası olduğunu okuduğunuzda gözlerinize inanamayacaksınız .. 

Ünlü rapçi Eminem de astımlı

Marshall Mathers sahne adıyla Eminem bir astım hastası. Annesine göre, Marshall Mathers çocukluk yaşlarından beri solunum yolu hastalıklarından muzdarip ..

Her zaman astımlı olan ünlü rapçi her nasılsa astım semptomlarını o kadar iyi frenlemeyi başarmış ki nefes almak için bile duraksamadan tekerlemeler söyleyebiliyo .r. 

Amerikalı 76 yaşındaki Oscar ödüllü sinema oyuncusu Diane Keaton da astımın hastası. Ünlü yıldız, astımın tedavisi olmadığı için amacının onu kontrol altına almak olduğunu söylüyor ..

Futbol ikonu da astımlı

Tüm zamanların en ikonik sporcularından biri gösterilen eski futbolcu David Beckham da yıllar önce Los Angeles’taki bir futbol maçından sonra “Yıllardır hafif bir astımım var ama kariyerime olumsuz etkisi yok” dedi ..

Amerikalı sempatik aktrist Jessica Alba da geçtiğimiz aylarda bir röportajında, “Gerçekten kötü bir astımım vardı. 4 ila 12 yaşları arasında çok sık hastanedeydim” diye konuşmuştu .. 

İrlandalı efsane rock grubu U2’nun solisti ve şarkı sözü yazarı Bono’nun da astım hastası olabileceğini hiç tahmin eder miydiniz? Ama öyle!

Üstelik bu Bono’nun baş vokaller yapmasına veya kendini tüm kalbiyle insani yardım çalışmalarına vermesine engel olmamış ..

Bu arada ünlü rockçının çocuklarından biri de astım hastası. Bu da astımın genetik bir hastalık olabilir iddiasını hafızalara getiriyor, değil mi?

Dünyaca ünlü İngiliz yazar Charles Dickens, kariyeri boyunca “Oliver Twist”, “İki Şehrinsi” ve “Bir Noel Şarkısı” da dahil olmak üzere klasik roman kaleme aldı. O da maalesef ki astım hastasıydı .. 

Atletizm sporcusu Jackie Joyner-Kersee, üç Olimpiyat altın madalyasının yanı sıra, iki bronz ve bir gümüş Madalya kazandı ..

Bir röportajında, astım olduğunu ama bunu bir dezavantaj görmediğini söyledi.


Pop yıldızı Pink de iki yaşından beri ciddi solunum sorunlarıyla boğuşuyor ..

Bir zamanların en çekici sinema oyuncusu ve model Sharon Stone da astımla yaşayanlardan .. 

Grammy ödüllü Amerikalı saksafoncu Kenneth Gorelick, sahne adıyla Kenny G de akut astım hastası ama hiçbir şey onu saksafoncu olma hayalini gerçekleştirmekten alıkoyamadı ..


Görüldüğü gibi, astım hastalığı kimseye yabancı değil aslında.

Şu durumda hayattaki her şey gibi onunla da inatlaşmak yerine, iyi geçinmek herkesin faydasına görünüyor.

Artık sözü işin uzmanlarına bırakalım… 

Dünyada ve Türkiye’de oldukça yaygın!

– Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Seha Akduman:

“Astım, ataklar halinde gelen nefes darlığı veya öksürük krizleri ile karakterize kronik bir hastalıktır. Hastalığın temelinde hava yollarının aşırı duyarlı olması yatar. Bu aşırı duyarlılık sonucunda bronşlarımız daralır, bronş duvarında ödem ve balgam üretiminde artış meydana gelir. Toz, duman, koku gibi uyaranlardan sonra nefes darlığı ve göğüste baskı hissi gibi yakınmalar başlar ..


Ülkemizde yaklaşık her 100 erişkinden 7’sinde, her 100 çocuktan 14’inde görülmektedir. Astımın en önemli belirtilerinin, koku, duman ve alerjen maruziyetinden sonra başlayan nefes darlığı, öksürük, göğüste baskı hissi ve nefes açlığıdır. Bu şikâyetler nöbetler halinde gelir. Genellikle gece veya sabaha karşı ortaya çıkar ve mevsimsel değişiklik gösterir. Kendiliğinden veya ilaçlarla düzelir. Soğuk algından sonra uzamış öksürük de astımın önemli belirtilerindendir..”

www.cafemedyam.com
🔴 ASTIM ATAKLARININ EN YAYGIN SEBEPLERİ
Stres yine karşımızda!

– Dr. Akduman:

“Alerjenler; vücudumuz için zararsız olan, ancak duyarlı kişilerde bağışıklık sisteminin reaksiyonuna neden olabilen maddelerdir. Çocuklarda astımın yüzde 80’i, erişkinlerde yüzde 50′ si alerji kaynaklıdır. En sık karşılaşılan alerjenler, polenler, ev tozu akarları, küf mantarı sporları, hamamböceği, hayvan tüyleri ve yumurta, fıstık, balık, buğday, soya gibi gıdalardır..”

Pek çok hastalık gibi astımlı hastalar için de hava kirliliği, soğuk hava, sigara, stres ve duygusal değişimlerin negatif etkileri oluyor ..

– Dr. Akduman:

“Hava kirliliği ve sigara; astımlı hastalar zararlı gaz ve ağır metallerden daha çok etkilenir ve atak geçirmelerine neden olabilir. Stres ve duygusal değişiklikler de astım belirtilerinin ortaya çıkmasına neden olabilir. Sık ve derin nefes almalara neden olan ağlama veya gülme hava yollarını uyarabilir. Huzursuzluk ve sinirlenme de astım belirtilerini tetikleyebilir ..

Egzersiz yani fiziksel aktivite, kontrolsüz astımlılarda ataklara neden olabilir. Veya tek başına egzersiz ile astım yakınmaları başlayabilir. Egzersizle tetiklenen astım tanımı nadir görülmekle birlikte öyküde mutlaka sorgulanması gerekmektedir.  Soğuk hava; bronşlarda alerjik reaksiyonlarda olduğu gibi reaksiyonlara yol açarak astımı tetikleyebilir. Sadece soğuk havanın tetiklediği astımlı bir hasta grubu vardır ve yine öyküde mutlaka sorgulanmalıdır ..”
 

www.cafemedyam.com
Dr. Öğr. Üyesi Seha Akduman

Fiziksel muayene ve solunum fonksiyon testi

Astım tanısının, fizik muayene ve solunum fonksiyon testi ile konulduğunu söyleyen Dr. Akduman, “Tanıyı desteklemek için alerji testleri de yapılabilir. Akciğer grafisi, tomografi, kan tetkikleri ile KOAH, zatürre, akciğer kanseri gibi benzer şikayetlere sebep olabilen hastalıkların dışlanması için yapılır” bilgisini paylaştı. 

Ayrıca Dr. Akduman, astımın çeşitlerinin tetikleyicilerine göre yapıldığına dikkati çekti ..

– Dr. Akduman:

“Alerjik astım, soğuk ile tetiklenen astım, egzersiz ile tetiklenen astım, öksürük varyant astım ve mesleki astım gibi çok alt grup olsa da günümüzde genel tanım olarak ‘bronşiyal astım’ tanımlamasını kullanıyoruz. Bu sınıflamalar genellikle tetikleyicilere göre yapılmaktadır. Öksürükle giden astımda, tipik hırıltı ve nefes darlığı yakınmaları beklenmez ve bu hasta grubunda kuru inatçı ve ataklar halinde öksürük ile ortaya çıkar..”

“Hastanın eğitimi tedavinin en önemli basamağı”

Astım tedavisinin, hastanın atak sıklığına ve solunum fonksiyon testine göre belirlendiğini belirten Uzman Dr. Akduman, “Her basamakta ilaç dozları ve sıklıkları değişir. Ataklara sebep olan etkenlerin net belirlenmesi, bu etkenlerden uzak durulması ve ilaçların düzenli kullanılması oldukça önemlidir. Hastanın eğitimi tedavinin en önemli basamağını oluşturur. Atak geldiğinde doktora başvuracağı süreye kadar kurtarıcı ilaçlarının doz ve sürelerini hastanın veya yakınlarının öğrenmesi gerekmektedir” diye konuştu.
 

“Amaç kontrolü sağlamak!”

Kronik bir hastalık olan astımın halen kesin bir tedavisi olmadığı için hastanın ilaçlarını düzenli kullanması ve 3 aylık periyotlarla muayenelerinin sürdürmesinin önemine değinen Dr. Akduman şunları söyledi…

– Dr. Akduman:

“Yapılan tetkiklerde ilaç dozlarının gözden geçirilmesi önerilir. Amaç en az ilaç ile tam kontrolü sağlamak..

Kronik akciğer hastalığı olan astımda solunan havanın kalitesinin çok önemli olduğunun altını çizmek istiyorum..

Hastaların zararlı gazlardan, deterjanlardan, tozlardan, hava kirliliğinden, sigara dumanından uzak durmaları önemli. İlaçlarını düzenli kullanmaları, doktoru önermedikçe ilaçlarını kesmemeleri de. Solunum yolu enfeksiyonlarının ağır geçirebilecekleri için astımlı hastaların zatürre, grip ve Kovid aşılarını mutlaka yaptırmaları önerilir..”

Bazı meslek kollarının astım hastalığında tetikleyici rol oynaması dikkat çekici.

– Uzman Dr. Akduman:

“Mesleki astım, iş yeri dışında hiç şikâyeti olmayan hastaların iş yerinde öksürük, nefes darlığı yakınmalarının ortaya çıkması olarak tanımlanabilir. Özellikle çalıştığı iş yerinde maruz kaldığı alerjen ve partiküller nedeni ile astımı başlayabilir. Bu grup hastanın iş yeri hekimi ve Meslek Hastalıkları uzmanları ile ortak takibi gerekir..”

 “Şiddetli ataklar ölüm riskini artırır”

Astım atağının semptomsuz bir hastada öksürük, balgam, hırıltı yakınmasının başlaması ya da olan şikâyetlerin artmasıyla tanımlandığını söyleyen Uzman Dr. Akduman:

“Bu hasta grubunda kurtarıcı ilaç olarak tanımladığımız etkisi kısa sürede başlayan nefes açıcı ilaçlar başlanır. Astım atak derecesine göre ayaktan takip edilebileceği gibi şiddetli olgularda yoğun bakım desteği gerekebilir. Kontrolü güç, şiddetli ataklarda ölüm riskinin arttığı biliniyor. Bu sebeple hastaların yakın takibi önerilmekte..” dedi.

Bazen bilmeden, bazense bilerek insan sağlık sorunlarını ihmal edebiliyor. Böyle bir ilgisizliğin ya da bilmezliğin geri dönüşü ise elbette hoş olmuyor.

Uzman Dr. Akduman, ihmal edilen ve uzun yıllar tam kontrol altında olmayan hastalarda yıllar içerisinde kalıcı hasarlar geliştiğini ve akciğer kapasitesinin geri dönüşümsüz olarak azaldığını vurguladı..

– Dr. Akduman:

“Astımda hava yollarındaki daralma geri dönüşümlü olarak kabul edilse de sık atak geçiren ve kontrolsüz kalan hastalarda KOAH’ta olduğu gibi hava yollarında geri dönüşümsüz kısıtlanma gelişebilir. Özellikle ileri yaşlarda karşımıza çok sık çıkan bu sorun, düzenli ve uygun ilaç kullanımı ile önlenebilir.”

“Alerjik astım her geçen gün artıyor”

Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı, Alerji – Immunoloji Uzmanı Prof. Dr. Gülden Paşaoğlu Karakış da Türkiye’de erişkin yaşta astım görülme sıklığının yüzde 7-8 olduğunu belirterek, bu oranın yarısının alerjik astım olduğuna dikkati çekti.

Bunda kirli hava, şehir hayatı, kötü beslenme, stres, sedanter hayat gibi risk faktörlerinin etkisi söz konusu. 
 

www.cafemedyam.com
Prof. Dr. Gülden Paşaoğlu Karakış

Alerji tam olarak nedir ve nasıl gelişir?

– Prof. Dr. Karakış:

“Alerji, vücudun çeşitli uyaranlara karşı geliştirdiği aşırı duyarlılık reaksiyonu ..

Alerji normalde doğada var olan zararsız maddeleri duyarlı kişinin vücudunun yabancı madde olarak algılaması ve bu maddeye karşı bağışıklık sisteminin aşırı tepki vermesidir. İnsan vücudu doğadaki bir madde ile ilk kez karşılaştığında bağışıklık sistemi tarafından antijen olarak tanınır ve ona özgü (IgE) antikor geliştirir. Bu doğadaki alerjene duyarlanma sonucu bu madde o kişi için ‘alerjen’ haline gelmiştir” ifadelerini kullandı ..

Alerjen vücuda tekrar girdiğinde göz, burun, ağız, deri ve bağırsak gibi dış yüzeyi olan organlardaki mast hücreleri denilen hücrelerce bu IgE antikoru kullanılarak histamin ve başka kimyasallar salgılayarak o bölgede bir yangı oluşur. Örneğin; bu yangı polen, ev tozu akarı veya mantar sporu gibi solunumla alınan alerjenlerle olursa burunda saman nezlesi (alerjik rinit),  alt solunum yollarında astım, deri de ise atopik dermatit veya besinlerle bağırsaklarda olursa besin alerjisi şeklinde ortaya çıkar.

“Nöbetler halinde gelir”

– Prof. Dr. Karakış:

“Alerjik reaksiyonlar, alerjenin giriş yerine bağlı olarak göz, burun, sinüsler, boğaz, alt solunum yolları, mide, bağırsaklar veya deride oluşabilir ..

 
Bu reaksiyonların; alerjik konjuktivit, alerjik rinit, alerjik astım, alerjik ürtiker veya atopik dermatit, besin alerjisi, ilaç alerjisi, mesleki alerjiler ve arı alerjisi şeklinde ortaya çıkabiliyor ..

Astım öksürüğü kuru, inatçı ve tekrarlayıcıdır .. Nöbetler halinde gelir, sıklıkla gece ve sabaha karşı başlayıp uykudan uyandırabilir. Bu bulgular dışında hırıltı astımın en önemli bulgularından biridir. Özellikle nefes verirken göğüsten ıslık sesine benzer bir ses duyulur. Sıklıkla tekrarlayan hırıltılarda astım akla getirilmelidir. Bir diğer astımda sık gördüğümüz belirti ‘nefes darlığı’dır. Öksürük gibi ataklar halinde görülür, bazen gece uykudan uyandırabilir. Özellikle ağır egzersizle, hızlı hareketle, parfüm, deterjan veya diğer kokularla artabilir..

Astım tedavisinde kullanılan tedavi yöntemlerini şu şekilde gruplandırabiliriz. Alerjenden Korunma, İlaç tedavisi, Antiallerjik ilaçlar, Kortizonlu ilaçlar (spreyler, yetmezse ağızdan veya enjeksiyonla), Kortizon ve nefes açıcı spreyler, Montelukast (anti inflamatuar), Aşı tedavisi, Antikor tedavileri, Alternatif Tedaviler (nefes, yoga, homeapati vs.)”

🔴 ALERJİK HASTALIKLARDAN KORUNMAK İÇİN NE YAPMALI?

– Prof. Dr. Karakış:

“Koruma yöntemleri hastanın duyarlı olduğu alerjene bağlı olarak değişir. En sık rastlanan ev tozu akarlarından korunmak için, hastanın özellikle yatak odasının, yatakların hijyenine dikkat edilmesi gerekir. Nevresim takımları mutlaka haftada bir değiştirilmeli ve en az 55-60 derecede yıkanmalı ve yatak odaları sık havalandırılmalı. Yatak odalarında toz tutabilecek tüylü eşyalar (battaniye, peluş, kadife örtüleri, perdeler) , oyuncaklar, duvardan duvara halılar bulundurulmamalı, mümkün olduğunca sade, kolay temizlenebilen eşyalarla döşenmelidir. Diğer taraftan elektrik süpürgelerle her hafta yatak odaları temizlenmeli, tozları alınmalı. Nem giderici aletlerin, temizlikte akarisid denen deterjanlarında yararı olabilir. Yatak, yastık ve yorganlarda bulunan milyonlarca toz akarına karşı bariyer özelliğine sahip anti-allerjik yatak kılıfları kullanılabilir. Bu kılıflar ev tozu akarlarının geçişini engelleyerek daha az solunmalarını sağlarlar..”

“Küf mantarlarına, polenlere duyarlı kişilerin de tedbiri elden bırakmamasını tavsiye ederim..”


– Ayrıca Prof. Dr. Karakış:

“Ev içinde mantar oluşması neme ve havalandırmaya bağlı olduğundan evde eski kitaplar, kağıtlar, yakacak odunlar ve meyva sebze gibi organik maddeler uzun süre tutulmamalı. Kirli ve küflü eşyalar düzenli olarak temizlenmeli, nemli yüzeyler sık sık çamaşır suyuyla temizlenmeli. Nemin azaltılması için bol bol havalandırılmalı. Nem gidericiler kullanılabilir. Banyo, hamam ve bodrum gibi nemli ortamlarda mümkün olduğunca az zaman geçirilmeli..

 

Dış ortam alerjeni polenler içinse, polenlerin yoğun olduğu dönemlerde pencereler kapalı tutulmalı. Ev içinde havalandırma sistemleri ve hava filtreleri kullanabilir. Dış ortam aktivitelerini azaltmak, özellikle polenlerin yoğun olduğu saatlerde mümkünse dışarı çıkmamak, yeşil alanlardan uzakta durmak, dışarı çıkmak zorunda kalındığında eve girer girmez duşa girmek ve kıyafetleri değiştirmek ve de dışarıdayken maske kullanmak yararlı olabilir..”

“Alerjisi olanların ev içi hayvanlara yönelik önlemler alması gerekir”

– Prof. Dr. Karakış:

 “Kedi veya köpeğin mümkünse evden uzaklaştırılması, uzaklaştırılamazsa yatak odasına alınmaması, yatak kılıflarının sık değiştirilmesi, hava filtreleri kullanılması ve ev hayvanlarının sık yıkanması ve tüylerinin kısaltılması faydalı olur. Ayrıca hamamböcekleri için ilaçlama yapılması, evin yoğun temizliği, yiyeceklerin ve su kaynaklarının ortadan kaldırılması ve de giriş noktalarının kapatılması gerekmektedir. ..”

🔴 BESLENME VE YAŞAM ŞEKLİ ÖNEMLİ
“Besin alerjisi olanların, alerjisi olan besinleri diyetten çıkarılmalı”

– Prof. Dr. Karakış:

“Ayrıca alerji yapan ilaçların kesinlikle kullanılmaması, onların yerine alerji uzmanlarınca test edilerek önerilen ilaçların kullanımı mühim. Böcek sokmaları için riskli kişilerin yanında koruyucu anti-allerjik ilaçları taşımaları koruyucu önlemler arasında sayılabilir. Ayrıca astımlı hastalar astımlarını tetikleyebilecek kirli havadan, tozlu, ağır kokulu, nemli ortamlardan, çamaşır suyu, deterjan gibi kimyasallardan uzak durmaya dikkat etmeliler..”

Fast food tetikleyebilir

– Prof. Dr. Karakış:

 “Günümüzde özellikle fast-food tarzı, işlenmiş, katkılı gıdaların, karbonhidrat ve doymuş yağ asidi fazla gıdaların tüketimi, aşırı beslenme ile kilo artışı ve egzersizin çok az olduğu sedanter yaşam tarzı astım görülme sıklığında önemli artışa neden oldu..

Maalesef henüz astımı tamamen yok eden bir tedavi yöntemi yok. Ancak alerjik astımda sadece ev tozu akarı veya polenlere karşı duyarlığı olan hafif veya orta şiddette alerjik astımlı hastalarda alerjen immunoterapi (alerjenle aşı tedavisi) ile yüzde 100 olmasa da en az yüzde 60-70 civarında küratif sonuçlar elde edilebilmektedir. Ancak alerjen immunoterapi alerjik reaksiyon riski olup mutlaka bu konuda eğitimli ve deneyimli alerji uzmanları tarafından acil önlemlerin alınabileceği hastane gibi donanımlı ortamlarda yapılması, gereken özel bir tedavi yöntemidir..”

“Peki, çocuklar ve yetişkinlerde alerjik astımın seyri farklı mı? Yaş farkının olumlu ya da olumsuz bir etkisi var mı?”

– Prof. Dr. Karakış:

“Evet, çocuklukta görülen alerjik astımın yarısı ergenlikte düzelebilir. Ancak daha sonra hasta çok sık ve ağır enfeksiyon, yoğun stress, kilo artışı, sigara, hava kirliliği, kötü beslenme gibi bağışıklık sistemini etkileyen bazı risk faktörlerine maruz kalırsa hastalık tekrarlayabilir. 

Yetişkinlerde genellikle yaş ilerledikçe alerjenden korunmaya, tedaviyi düzenli kullanıma ve risk faktörlerine dikkat etmeye bağlı olarak gerileyebilir. Ancak son yıllarda genel olarak hava kirliliği, fazla kimyasallara maruz kalma, kötü beslenme, doğal hayattan uzak, kapalı ortamda yaşam ve stress gibi risk faktörlerinde artış nedeniyle maalesef artık ileri yaşlarda daha fazla alerjik astım görülmektedir .”.

İhmale gelmez! 

Hastalığın önemsenmeyerek tedavinin ertelenmesi veya farkında olmadan ilerlemesi halinde, hastanın öksürük, nefes darlığı ve hırıltı gibi yakınmalarını kontrol altına alınmasının zorlaşacağını belirten Prof. Dr. Karakış, şu uyarılarda bulundu:

“Günlük aktiviteleri ve gece uykuları bozulur. Kortizonu daha yüksek dozda kullanmak gerekir ve böylece yan etkiler artar veya daha pahalı antikor ilaçlarla tedavi etmek zorunda kalırız. Ayrıca ağır astımda küratif tedavi olan alerjen aşı tedavisi de yapılamaz.”

© The Independentturkish//Gülay Fırat 

3 Mayıs Dünya Astım Günü: Astım hem çocukları hem de yetişkinleri etkileyebiliyor
🔴 UZMANINDAN ASTIM HASTALARI İÇİN KRİTİK UYARI!
“çoğu anne-babanın astım hastası çocuklarının spor yapması ya da açık havada oyunlar oynamasından tedirgin..!”

“Uzmanlar çocuğun kontrollü şekilde spor yapmasını öneriyor. Astımı kontrol altında olan çocukların aktif olması ve spor faaliyetlerine katılmaları, solunum kaslarını güçlendirmelerine yardımcı olur..”

  • Erişkin Alerji İmmünoloji ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ali Kutlu:

“Astımın en yaygın çocukluk çağı kronik hastalığı.. Neredeyse her 10 çocuktan 1’i astımlı..”

“SPOR KASLARI GÜÇLENDİRİYOR..!”
  • Prof. Dr. Kutlu:

“Bırakın çocuklarınız spor yapsın..

Spor astımlı çocukların solunum kaslarını güçlendirmede yardımcı olur.. Çoğu anne-baba astım hastası çocuklarının spor yapmasını ya da açık havada oyunlar oynamasını istemez, bundan tedirgin olur. Ancak uzmanlar bunun tam tersini öneriyor. Astımı kontrol altında olan çocukların aktif olması ve spor faaliyetlerine katılması, solunum kaslarını güçlendirmeye yardımcı olur..

Genellikle astım bebeklik ve çocukluk çağlarında başlar, ancak orta ve ileri yaşlarda da görülebilir. Ülkemizde ilaçlarla kontrol altına almakta zorluk çektiğimiz ağır astım vakalarına Batı ülkelerine göre daha az rastlanıyor..

Özellikle hastalığı geç yaşta başlamış, kilolu, eşlik eden inatçı sinüzit yakınması ve-veya ilaç alerjisi olan hastalarda ağır astım daha sık gözleniyor..” 

“MODERN YAŞAM VE  HAVA KİRLİLİĞİ ŞİDDETİNİ ARTIRIYOR..!”
  • Prof. Dr. Ali Kutlu:

“Modern yaşam koşulları, küresel ısınma ve hava kirliliğindeki artışa bağlı olarak astım hastalığının da şiddeti arttı..

Hastalarda hava yolları çeşitli tetikleyicilere maruz kaldığında öksürük, hırıltılı solunum, nefes darlığı, göğüste sıkışma hissi gibi yakınmalar ortaya çıkmaktadır..

Bu tetikleyicilerden en önemlileri ev tozu akarları, küfler, polenler gibi alerjenler, iç ortam ve dış ortam kirleticileri, viral ve bakteriyel ajanlar olup hastaların neredeyse yarısında herhangi bir alerjik duyarlılık tespit edilemez..” 

“GENETİK FAKTÖRLER HASTALIKTA ETKİLİ..!”
  • Prof. Dr. Ali Kutlu:

“Astımın genetik yönü olan bir hastalık.. Özellikle anne- babasında astım olan, alerjik kaşıntılı deri hastalığı ve grip benzeri burun tıkanıklıkları, burun akıntısı yaşayan çocuklarda tekrarlayan hırıltılı öksürük büyük oranda astımı düşündürür..

Solunum yoluyla kullanılan astım ilaçları hem çok etkili hem de yan etkileri önemsenmeyecek kadar azdır..

Halk arasında yan etkileri nedeniyle kullanım korkusu oluşturan steroid ilaçlar astım hastalığının tedavisinde temel ilaçlardır ve solunum yoluyla alındığında yan etkileri sıklıkla önemsenmeyecek derece azdır..”

“TEDAVİSİ KİŞİDEN KİŞİYE DEĞİŞİYOR..!”
  • Prof. Dr. Ali Kutlu:

“Çoğu astımlı hastanın ilaç tedavisiyle hastalığını kontrol altına alarak sorunsuz bir hayat yaşayabildiğini, özellikle hafif astımlı çocuklarda ergenlikle birlikte hastalığın ortadan kalkabildiğini söylemeliyim..

Astımın seyri ve şiddeti, tedaviye yanıt, kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Tanı geciktikçe tekrarlayan bronşit atakları ve gereksiz ilaç kullanımları söz konusu olabilir..

Tedavide hedef, hastaların mümkün oldukça şikâyetlerinin olmaması, günlük kişisel ve mesleğinin gereği olan işlerini kısıtlanma olmadan yapabilmesi, hastalığa bağlı iş ve okul devamsızlığının olmamasıdır..

Hastalığın seyrini değiştirebilecek, hastalığı tam olarak ortadan kaldırabilecek bir ilaç tedavisi yoktur.. Bazı hastalarda alerji aşısı tedavileri kalıcı etkiye sahip olabiliyor.. Bunun kararını mutlaka alerji uzmanları vermelidir” diyerek açıklamalarını sonlandırdı..” 

🔴 SALGIN İZOLASYONU SONRASI ÇOCUKLARDA ASTIM GÖRÜLME SIKLIĞI ARTABİLİR..!
“ilerleyen dönemlerde çocuklarda astım vakalarının artabilir..!”
  • Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu:

“Salgında izole bir yaşam süren çocuklar, doğadaki zararsız mikroorganizmalarla karşılaşamadıkları için immün sistemleri gelişemedi..

Astımı; ‘Savunma sisteminin kendi kendine yaptığı, hava yollarının daralmasıyla ilerleyen, dış ortamlardan gelen bazı etkenlere karşı da aşırı duyarlılık gösteren bir hastalık’ olarak tanımlayabiliriz..”

Astım//www.cafemedyam.com
🔴 AŞIRI HİJYEN VE AŞIRI HİJYENSİZLİK ASTIMA NEDEN OLABİLİYOR!
  • Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu:

“Astım, tüm dünyada yüzde 5 ile 20 arasında görülüyor, yaklaşık 300 milyon civarında insanı etkileniyor.. Bu hastalığın yılda 250 bin kişinin ölümüne neden olduğunu belirtmeliyim..

Astım savunma sisteminin aşırı duyarlılığını gösteren bir hastalık olduğu için ana tedavinin savunma sistemini baskılayıcı ilaçlardan oluştuğunu ifade etmeliyim..”

“Astıma yol açan ‘hijyen teorisi‘..!”
  • Akkoyunlu:

“Erken çocukluk döneminde eğer izole bir fanus içerisinde yaşamışsa, yani etraftaki mikroplardan biraz daha uzak kalmışsa, buna bağlı olarak savunma sistemi kendi gelişimini tamamlayamıyor, astıma neden oluyor..

Astıma, ‘aşırı hijyen veya aşırı hijyensizliğin’ yol açabildiğine dikkat çekmek isterim.. Alerjen etki oluşturabilen hayvan tüyleri, mantar veya maytlara (mite) erken dönemde maruz kalmanın, deterjan gibi çözücülerin çok kullanılmasının ya da hava kirliliği yoğun olan bölgelerde yaşanmasının da astıma sebep olabildiğini biliyoruz..

Astım, gelişmiş ülkelerde daha fazla görülüyor..

Türkiye’nin şehirleşme potansiyelinin artması, bununla beraber hijyen maddelerinin daha yoğun kullanılması, hava kirliliğindeki artışlar tamamıyla ele alındığında, astım rakamında bir artış görüyoruz..

Tam olarak bir sayım yapılmış değil, bölgesel çalışmalar var. Bu bölgesel çalışmalar üzerinden belli rakamları biliyoruz..

Pandemi öncesinde yapılan çalışmalarda 3,5 milyon civarında astım hastasının olduğunu biliyorduk.. Şu anda astım yükünün, özellikle viral enfeksiyonların tetiklenmesiyle beraber çok daha arttığını, çocuklarda biraz daha fazla arttığını görüyoruz.. Bunun da 4,5 milyonun biraz daha üzerinde bir rakama tekabül ettiğini biliyoruz..”

“TÜRKİYE VE DÜNYADA, SALGININ ARDINDAN ASTIM HASTALIĞI ARTABİLİR..!”
  • Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu:

“Çocuklar dışarı çıkamadılar, toprakla haşır neşir olamadılar, doğayla yaşayamadılar.. Doğada, çevremizde var olan, belki de çok zararlı olmayan mikroplarla fazla karşılaşamadılar.. Buna bağlı olarak immün sistemleri gelişemedi..

Nasıl bu çocuklar sosyal bir ortama çıkıp insani ilişkileri sağlayamadıkları için ileride bazı problemler yaşayabilecekleri düşünülüyorsa, savunma sistemi de böyledir..

Başka canlılarla ilişki kuramadığından kişisel gelişimini bu çocuklarda sağlayamadı. Buna bağlı olarak, hijyen teorisinin desteklediği gibi çocuklarda çok daha fazla astım olma ihtimali var. İlerleyen süreçte bu daha da yüksek şekilde görülecek..

Bu sadece Türkiye’nin değil tüm dünyanın problemi..

Pandemiler sonrasında bu hastalıkların piklerini görebiliyoruz.. Ayrıca, pandemiyi yapan viral enfeksiyonlar da astımın ortaya çıkmasını ve tetiklenmesini sağlıyor..

Salgında hem çocukların izole yaşaması, bakterilerden uzak kalması, aynı zamanda viral enfeksiyonların da desteğiyle beraber ilerleyen süre içerisinde çok daha fazla astım vakaları görmeyi bekliyoruz..”

🔴 MASKE, ASTIMIN ORTAYA ÇIKMASINI ENGELLEYEN BİR BARİYERDİ!
  • Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu:

“Salgın süresince maske kullanımının astım hastaları üzerindeki etkileri..

Astım, maytlar, ev tozu akarları veya polenler gibi bazı tetikleyicilerle beraber etkilendiği için maskenin kullanımı, astımın ortaya çıkmasını veya alevlenmesini engelleyen bir bariyer görevi görüyordu..

Bu, astımlılar açısından pozitif bir olaydı. Hatta astımlılara salgından önce de bunu öneriyorduk..

Salgında temizlik malzemeleri ve dezenfektanların yoğun kullanılması ise hastaları olumsuz etkiledi..

Covid-19’un da astımı tetiklediğini ifade etmeliyim..

Özellikle bahar aylarında, 10.00-16.00 saatlerinde toz ve polenlerin yoğunlaştığına dikkati çekerek, bu saat aralığında dışarı çıkacak hastalara maske takmalarını öneriyoruz..”

endüstrileşmeye paralel olarak astım sıklığında artış// www.cafemedyam.com
🔴 HAVA KİRLİLİĞİ VE TOZ TAŞINIMI ASTIM RİSKİNİ ARTIRIYOR!
“hava kirliliği yüksek bölgelerde yaşamanın astım gelişme riskini artırdığı, çöl tozlarının yaşandığı dönemlerde ise özellikle çocuklarda astım kaynaklı hastaneye yatışlarda yoğunluk görüldüğü..!”
  • Türk Toraks Derneği Astım ve Alerji Çalışma Grubu Sekreteri Doç. Dr. Ebru Damadoğlu:

“Ülkelerde endüstrileşmeye paralel olarak astım sıklığında artış görülmekte..

Genetik geçişli bir hastalık olan astımın görülme sıklığı, erişkinlerde yüzde 5-10, çocuklarda ise yüzde 10-15 düzeyinde..

Ebeveynlerden birinde astım varsa çocuklarda astım görülme oranı yüzde 25 ama iki ebeveynin de astımı varsa bu oran yüzde 50’lere yükseliyor..

Hayvan tüyü, polen, ev tozu akarı alerjilerinin de astım gelişme riskini artırdığını belirtmeliyim..

Hava kirliliği yüksek olan bölgelerde yaşamak da astım gelişme riskini artırabiliyor. Çöl tozu, kum fırtınalarıyla ilgili de yapılmış çalışmalar var, sadece yaşandıkları bölgede etkili olmuyor, binlerce kilometre ileri saçılabiliyorlar..

Çalışma sonuçlarına göre, çöl, kum ve toz fırtınaları yaşandığı dönemlerde özellikle çocuklarda astım kaynaklı acil başvuruları ve hastaneye yatışlarda artış görülüyor..

Olumsuz etkilerden korunmak için astım hastaları internet veya telefonlarına indirebilecekleri uygulamalarla hava kirlilik düzeylerini takip edebilirler.. Hava kirliliğinin yoğun olduğu, toz, kum fırtınalarının yaşandığı dönemlerde mümkün olduğu kadar kapalı ortamlarda bulunmalılar..”

🔴 COVİD-19 ASTIM HASTALARINDA DAHA AĞIR SEYRETMİYOR..!
  • Doç. Dr. Ebru Damadoğlu:

“Covid-19’un astım hastalarında diğer kişilere göre daha ağır seyretmediğini, ayrıca uzun süreli maske kullanımının astımı tetiklediğine ilişkin de bilimsel verinin bulunmadığını söylemeliyim..

Astım hastalarının asla sigara içmemesi gerekiyor.. Sigara dumanı astımın kontrolsüz olmasına neden oluyor. Astım hastalarının bulunduğu kapalı ortamlarda da sigara içilmemesi lazım..

Hastaların kimyasal dezenfektan, yağ çözücü, çamaşır suyu gibi güçlü temizlik malzemelerinden, ayrıca alerjik duyarlılıkları bulunan unsurlardan uzak durması gerekmektedir..”

“Astımın etkilerini kontrol altına alacak güncel tedavi yöntemleri..!”

“Tedavideki en önemli değişiklik, hastaların şikayetleri arttığında kullandıkları fısfıs şeklindeki ilacın tek başına kullanılmaması oldu.. Hastaların bu nefes açıcı ilacın yanında mutlaka kortizon içeren, hava yoluyla alınan ve astımda görülen iltihabı düzelten kortizonlu ilaçları da alması gerekiyor..

Kuru öksürük atakları, göğüste hırıltı, kuş-ıslık gibi seslerin olması durumunda mutlaka uzman bir doktora başvurulması gerekmektedir..

Astım tanısının kişinin hastalık öyküsünün alınması ve solunum testleri gibi yöntemlerle konulduğunu belirtmeliyim..”

🔴 3 MAYIS DÜNYA ASTIM GÜNÜ!

3 Mayıs Dünya Astım Günü ile ilgili açıklamalarda bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü şunları söyledi..

  • Prof. Dr. Tevfik Özlü:

“Astım hem çocuklarda hem de erişkinlerde sık görülen bir hastalık.. Her 3-4 evden birinde astımlı bir hasta bulunmakta.. rAstım nefes darlığı, öksürük, hırıltı, göğüste sıkışma ve efor sırasında tıkanma gibi semptomlarla kendini belli eder..

Tedavi edilmezse kişiyi sınırlar, günlük işlerini yapmasını engeller, uykusunu bozar, yaşam kalitesini kötüleştirir. Günümüzde astım etkin ve güvenli olarak tedavi edilebilmektedir..

Astımı yok edemiyoruz, ama kontrol altına alabiliyoruz. Yani, tedaviyle astımlı hasta astımı olmayan bir kişi gibi sağlıklı, normal bir yaşam sürdürebilir.. Ne var ki, astımlı hastaların çoğu maalesef, tıbbın sunduğu bu imkandan yeterince yararlanamamaktadır..

Tedaviye rağmen semptomları sürmekte ve hastalık, yaşamını kısıtlamaya devam etmektedir.. Çünkü astımın kontrol altına alınabilmesi, sadece hekimin çabasıyla mümkün olmaz.. Hasta ve yakınlarının da elini taşın altına koyması ve sorumluluk alması gerekmektedir..

Hekim tanıyı koyar ve tedaviyi belirler. Tanıda ve tedavi seçiminde hastanın verdiği bilgiler ve hastanın tercihleri çok önemlidir..

Hele tedavinin uygulanması, tedaviye uyum tümüyle hastanın ve yakınlarının sorumluluğundadır.. Tavsiyelere uymak, astımı tetikleyen faktörlerden kaçınmak, ilaçlarını doğru zamana ve doğru teknikle kullanmak, takip ve kontrollerini aksatmamak ve hekimiyle işbirliği yapmak hasta tarafının sorumluluğudur..

Hastalığını günlük olarak ölçmek; durumunda değişiklik olduğunda bunu erken fark edip, tedavisinde buna uygun modifikasyonlar yapmak; bu yeterli olmazsa hekimine gecikmeden başvurmak yine hastaya düşmektedir..

Buna ‘Öz yönetim’ diyoruz. Astımlı hastalar ve yakınları hekimlerince hastalıkları ve tedavileri hakkında eğitilmeli ve hastalıklarının yönetiminde aktif olarak sorumluluk üstlenmelidirler..

Bu durumda astımlı hastalarımızın, hiç astımı olmayan kişiler gibi tümüyle normal ve sağlıklı olarak yaşamaları mümkün olacaktır..”

🔴 ASTIM HASTALIĞININ ASLA İHMAL EDİLMEMESİ GEREKEN BELİRTİLERİ!

Astım, solunum yollarını tıkayan ve nefes almayı zorlaştıran kronik bir hastalık olarak tanımlanıyor..

Astımda, hava yolu etrafındaki düz kaslar, alerjenler, duman, soğuk hava veya egzersiz gibi tetikleyicilere yanıt olarak kasılıyor ve mukus adı verilen yapışkan salgının üretimi artıyor; bu durum hava yolunun daralmasına neden oluyor..

Çeşitli tetikleyicilere yanıt olarak gelişen astım atakları hırıltıya, nefes darlığına ve öksürüğe neden olabiliyor..

“Astım hem çocukları hem de yetişkinleri etkileyebiliyor..!”

Bunun yanı sıra;

* Hava kalitesi düşük olan şehirlerde yaşayanlar

* Sigara içenler veya bulundukları ortamlarda sigara dumanına maruz kalanlar (pasif içiciler)

* Alerjisi olan kişiler

* Ailesinde astım hastası veya alerjik bireyler olan kişiler astım için risk altında görülüyor..

🔴 ASTIMIN BELİRTİLERİ!

Astım genellikle alevlenmelerle seyreden bir hastalık olarak tanımlanıyor. Alevlenme dönemleri egzersiz sırasında, alerjenlere ya da kimi kimyasallarla ortaya çıkmakla beraber aşağıdaki belirtiler görülüyor:

*Nefes alırken hırıltı veya ıslık sesi

*Öksürük

*Göğüste ağrı veya sıkışma

*Nefes darlığı 

Astımın nedeni bilinmemekle birlikte, araştırmalar sonucunda astımın genetik nedenler ile enfeksiyonlar, çevresel etkenler ve kişilerin tıbbi durumuna bağlı olarak geliştiği düşünülüyor. Astım, hastadan hastaya büyük farklılıklar gösterebiliyor. Astımın tetikleyicileri arasında aşağıdaki gibi faktörler yer alıyor;

*Polenler

*Evcil hayvanlar

*Toz akarları

*Egzersiz

*Duman

*Aşırı sıcak ve aşırı soğuk hava koşulları

*Hava kirliliği

*Kimyasal kokular veya dumanlar

*Obezite

*Stres ve duygudurum bozuklukları (depresyon gibi)

*Gastroözofageal reflü hastalığı (GERD)

*Kimi viral hastalıklar

*İlaçlar

*İşlenmiş yiyecek ve içeceklerde sülfitler ve koruyucu maddeler

🔴 TANI YÖNTEMLERİ!

Astım şüphesinde doktorunuz tıbbi öykünüzü dinleyecek ve fizik muayene yapıyor. Tanının netleştirilebilmesi için istenebilecek kimi testler ise şunlar:

SPİROMETRE..!”

Astım tanısında önemli testlerden biri, bu test temelde akciğer kapasitesini ve solunumda alınan hava miktarıno ölçerek bronşların ne düzeyde daraldığının anlaşılmasına yardımcı oluyor.

Akciğer fonksiyonlarındaki değişikliği tespit etmek amacıyla kullanılıyor.

GÖRÜNTÜLEME..!”

Göğüs röntgeni veya bilgisayarlı tomografi (BT) taraması. Astıma eşlik eden yapısal sorunlar veya enfeksiyonlar varsa ortaya çıkmasını sağlıyor..

METAKOLİN TESTİ..!”

Metakolin adı verilen ilaç, düşük dozlarla ve kontrol altında solunum yoluyla hastaya veriliyor ve hastanın bronşlarının metakoline duyarlılığı (metakolin ile daralıp daralmadığı) tespit ediliyor.

<p><strong>ALERJİ TESTİ</strong></p>
<p>Deri testleri veya kan testleri ile yapılıyor. Hastada alerjiye neden olan maddelerin astım ataklarını tetikleyebileceği göz önünde bulundurularak gerekli tedavilere başlanıyor.</p>
<p>Bunların yanı sıra doktorunuz, solunum yollarına bronkodilatör (solunum yollarınızı açan ilaç) vermeden önce ve sonra spirometri testi ve zirve akım ölçümü testi yapabiliyor. Aradaki fark, astım tanısının konulmasında yardımcı oluyor.</p>

ALERJİ TESTİ..!”

Deri testleri veya kan testleri ile yapılıyor. Hastada alerjiye neden olan maddelerin astım ataklarını tetikleyebileceği göz önünde bulundurularak gerekli tedavilere başlanıyor.

Bunların yanı sıra doktorunuz, solunum yollarına bronkodilatör (solunum yollarınızı açan ilaç) vermeden önce ve sonra spirometri testi ve zirve akım ölçümü testi yapabiliyor. Aradaki fark, astım tanısının konulmasında yardımcı oluyor.

🔴 TEDAVİ YÖNTEMLERİ!

Astım hastalığının kesin bir tedavisi yok, fakat hekiminiz tarafından verilen ilaçları düzenli olarak kullanarak astım kontrol altında tutulabiliyor. Astım tedavisinin temelinde semptomlar ile tetkiklere dayalı olarak, periyodik kontrollerle uygulanan basamak tedavisi uygulanıyor. Belirti ve bulguların derecesine bağlı olarak ilaçlarınız ve dozları değişebiliyor..

Bunun yanı sıra, hekiminiz aşağıda görebileceğiniz gibi yaşam tarzı değişiklikleri de tavsiye edebiliyor:

*Sigarayı bırakmak

*Evcil hayvanlara karşı alerjiniz varsa kontrol altına almak

*Kimyasal duman ve kokuları önlemek

*Tozlu ve küflü ortamlardan uzak durmak

*Aşırı soğuktan korunmak

*Uygun egzersizler yapmak

🔴 ASTIMA SEBEP OLDUĞU BİLİNEN AZOT DİOKSİT TESPİTİNİ ETKİN BİR ŞEKİLDE YAPAN BİR SENSÖR GELİŞTİRİLDİ!
“NANOTEKNOLOJİK SENSÖRLER AKCİĞERLERİMİZİ KORUYABİLİR..!”

California Üniversitesi Berkeley’deki biliminsanları tarafından, astıma sebep olduğu bilinen ve çok yaygın olarak karşılaşılan bir gaz olan azotdioksit (NO2) tespitini etkin bir şekilde yapan bir sensör geliştirildi..

Astıma sebepolduğu bilinen ve çok yaygın olarak karşılaşılan bir gaz olan azot dioksit (NO2) tespitini etkin birşekilde yapan bir sensör geliştirildi..

Özellikle fosilyakıtların çokça yakıldığı ve endüstriyel faaliyetlerin yoğun olduğu yerlerde fazlaca bulunan azotdioksit gazının mevcut teknolojiyle kolayca ve ucuz bir şekilde tespit edilmesi mümkün değil..

Bu bölgelerde yaşayan insanlar günlük hayatta havadaki azotdioksit miktarını kolayca ve gerçek zamanlı olarak ölçebildikleri takdirde olumsuz sağlık etkilerini enaza indirmek için gerekli önlemleri daha kolay alabilir..
 

1.jpg
Oda sıcaklığında çalışan ve geleneksel sensörlere göre daha az enerji tüketen 2 boyutlu (2B) sensör üretildi.//cafemedyam


ABD’de nanoteknoloji alanında önde gelen NanoLetters Dergisi’nde yayımlanan araştırmanın sonucuna göre; bu sensör azotdioksiti diğer gazlardan çok etkili bir şekilde ayırt edebiliyor ve benzer aygıtlara kıyasla çok daha hızlı çalışıyor..
 

2.jpg


CaliforniaÜniversitesi Berkeley’deki biliminsanları tarafından geliştirilen yeni nanoteknolojik sensör kolayca giyilebilir cihazlara da dönüştürülebileceğinden astım ve benzeri sağlık sorunları yaşayanlara günlük hayatlarında yoğun azot dioksit bulunan ortamlardan kaçınmaları için yardımcı olabilecek..

Azotdioksit (NO2) birçok endüstriyel proseste ara ürün olarak ortaya çıkan sağlığa zararlı bir gaz..
 

3.jpg


Özellikle yapay gübre üretiminde küresel olarak her yıl milyonlarca ton salınan bu gaz, aynı zamanda içtenyanmalı motorlar tarafından da üretilip atmosfere salınmakta..

Aynı şekilde, evlerde yanan şofben ve ocaklardan da az miktarda da olsa azotdioksit çıkıyor.. 
 

4.jpg


ODTÜ Fizik ve Matematik bölümlerinden mezun olduktan sonra YaleÜniversitesi’nde fizik alanında yüksek lisans ve doktorasını yapan Mehmet Doğan, ABD’deki LawrenceBerkeley Ulusal Laboratuvarı ve California Üniversitesi Berkeley’de doktora sonrası çalışmalarını sürdürüyor..
 

  • Bu araştırmanın teori ve hesaplama kısımlarını yürüten Doğan:

“Düşük miktarlarda bile düzenli olarak maruz kalındığında akciğerlere hasar verdiği bilinen bu gaz, birçok çalışmada özellikle astım ve benzeri solunum hastalıklarıyla ilişkilendirilmiş durumda” diyor. 

“Birçok başka gazla reaksiyona girebildiğinden asit yağmurlarına da sebep olabiliyor..!”

Atmosferdeki NO2 miktarının ozon miktarını da etkilediğinden aynı zamanda dolaylı yoldan bir seragazı olarak da nitelendiğini söyleyen Doğan:

“Birçok başka gazla reaksiyona girebildiğinden atmosferdeki nitrik asit miktarını artırıp asit yağmurlarına da sebep olabiliyor” uyarısında bulunuyor. 
 

5.jpg


“Birçok zararı olan bu gazı pratik bir şekilde tespit edebilmek endüstriyel prosesleri, otomobil egzozlarını, gazlısoba ve benzeri aygıtları daha etkili bir şekilde kontrol etmek için kritik bir öneme sahip” diyen Doğan:

“Fakat bu gaz renksiz ve kokusuz, aynı zamanda da insan duyuları tarafından algılanabilecek seviyelerin çok çok altında dahi zararlı olabiliyor, dolayısıyla yüksek teknoloji ürünü sensörlere ihtiyacımız var” şeklinde konuşuyor..
 

6.jpg


Grafen gibi malzemelerden yapılan diğer 2B cihazların aksine, bu yeni 2B sensör, amonyak ve formaldehit gibi diğer toksikgazlara minimal bir tepki vererek, nitrojendioksit moleküllerini çok etkili bir şekilde tespit etmiş oluyor.. 

“Bu sensör birkaç dakikada ölçüm alıp sıfırlanabiliyor..!”

Mevcut çalışmanın baş yazarı olan Amin Azizi, CaliforniaÜniversitesi Berkeley’deki çalışmalarından önce Pennsylvania EyaletÜniversitesi Malzeme Araştırmaları Enstitüsü’nde doktorasını tamamladı..  

Azizi, yeni 2B sensörün milyarda 50 parçacığa (50 pbb) kadar düşük yoğunlukta nitrojendioksit konsantrasyonlarını algılayabildiğini söylüyor.. 
 

  • Rakip 2B malzemeler kullanarak yapılan sensörlerin aksine, bu sensörün çokhızlı çalışabildiğini de sözlerine ekleyen Azizi:

“Benzer sensörlerin NO2 gazını algılaması ve bir sonraki ölçüm için sıfırlanması saatlerce sürebilirken, bu materyal bunu birkaçdakikada yapabiliyor, bu da pratikliğini ciddi bir şekilde artırıyor” diyor.. 

“Mikroskopik boyutlarda üretilebileceği için akıllı telefonlara ya da saatlere de entegre edilebilecek..!”

Yeni sensörün sadece ultraince değil, aynı zamanda esnek ve şeffaf olmasının onu giyilebilir çevre ve sağlık izleme sensörleri için mükemmel bir aday haline getirdiğini belirten Doğan:

“Nanoteknoloji temelli bu cihaz mikroskopik boyutlarda üretilebileceği için akıllı telefonlara ya da saatlere de entegre edilebilecek” diye belirtiyor ve ekliyor:

“Bu sensörün bir diğer özelliği de oda sıcaklığında ve atmosferik nem koşullarında çalışabilmesi. Mevcut sensörlerin çoğu, uygun performansı elde etmek için genellikle yüksek sıcaklıklarda ve kuru ortamlarda çalıştırılmak durumunda. Bu da bizim sensörümüzü ayrıştıran en önemli özelliklerden biri oluyor.”
 

7.jpg


Azizi ve Doğan sensör özelliği gösteren yeni 2B malzemenin nasıl geliştirildiğini ve diğer özelliklerini ABD’de yayımlanan önde gelen fizik dergisi PhysicalReview Letters’ta ayrıntıyla anlatıyorlar..

NO2 sensörü olmasının yanında bu malzemenin diğer kullanım alanları aktif araştırma konusu.. 

Sensörün pratikte kullanıma geçmesiyle ilgiliyse Doğan:

“Biz bu malzemenin sensör özelliklerini bilimsel olarak gösterdik, şimdi iş bunu günlükhayatta uygulamaya geçirmek isteyecek mühendislere düşüyor” diyor..

Lawrence Berkeley UlusalLaboratuvarı’nın Malzeme Bilimleri Bölümü’ndeki fakülte üyeleri Alex Zettl ve Marvin Cohen, çalışmanın ortak liderliğini yaptı..

🔴 ASTIM NEDİR?

Astım hava yollarının duyarlılığının artmasına bağlı olarak gelişen kronik bir hastalıktır..

Tekrarlayan öksürük ve hışıltı ile karakterizedir..

Astımda hem büyük hem küçük hava yolları etkilenebilir. Astım her yaşta görülebilirse de  vakaların %30’u yaşamın ilk yılında ortaya çıkar..

 Son yıllarda tüm alerjik hastalıklarda olduğu gibi astım görülme sıklığı da artmıştır..

Hastalık sıklığında artış nedeni olarak kapalı ortamlarda yaşama, ev tozları ve akarlar gibi ev içi alerjenlere maruziyet sorumlu tutulmaktadır.. 

Astımda hava yollarında daralma ve krizler şeklinde ataklar tipiktir..

Astımlı hastalarda bronşlarda mikrobik olmayan iltihap vardır. Buna bağlı olarak bronşlarda salgılar artar, bronş duvarı kasılır ve  hasta astım atağı geçirir ..

Toz, duman, koku, polenler atağı başlatabilir. Astım alerjiye bağlı olabileceği gibi alerjiden bağımsız gelişebilir.. 

🔴 ALERJİK ASTIM NEDİR.?

Kadınlarda daha sık görülen alerjik astım, özellikle bahar aylarında kendini gösterir..

Alerjik astıma sıklıkla alerjik rinit eşlik eder..

Alerjik astım, alerjik faktörlere bağlı gelişen bir astım türüdür..

 

🔴 ASTIMLI HASTALAR NELERE DİKKAT ETMELİDİR?

Özellikle yatak odasında halılar, kilimler, kadife perdeler, peluş oyuncaklar gibi toz tutan eşyalar kaldırılmalıdır..

Yatak ve yorgan, yün ya da pamuk yerine sentetik olmalıdır..

Çift nevresim kullanmak faydalı olabilir..

Çarşaf ve nevresimler, haftada bir 50 derecede yıkanmalıdır..

Halılar güçlü elektrikli  süpürgelerle temizlenmelidir..

Ev ortamı nemli olmamalıdır ve iyi havalandırılmalıdır..

Alerjik astımı olanlar bahar aylarında araba ve evlerin pencerelerini kapalı tutmalıdır.. Evde mümkünse evcil hayvan bulundurulmamalıdır.. Polen mevsiminde maske kullanılabilir..

Dışarıdan gelindiğinde kıyafetler değiştirilmeli ve yıkanmalıdır.. Üzerinde küf ve mantar üremiş eşyalar evden uzaklaştırılmalıdır..

Astımlı hastalar sigara içmemeli ve sigara içilen ortamlarda bulunmamalıdır.. 

Astımlı hastalar solunum yolu hastalıklarına daha kolay yakalanırlar.. Bu nedenle her yıl eylül- ekim aylarında grip aşısı yaptırmaları uygun olur..

Enfeksiyon durumlarında uygun antibiyotik yanında ilaç dozları artırılır. Soğuk havadan kaçınmak doğru olacaktır.. 

Bazı astımlı hastalarda egzersiz astım atağını başlatabilir..

Bu nedenle egzersize başlamadan önce solunum yolunu genişletici ilaç almalarında fayda vardır..

Tozlu ortamlarda egzersizden uzak durmak gerekir.. 

Bazı astımlı hastalarda mide reflüsü bulunur. Mide reflüsü atakları artırabilir..

Bu nedenle uygun şekilde tedavi edilmelidir. 

Astım hastalığı çocuk hekimleri, iç hastalıkları uzmanı, göğüs hastalıkları uzmanı ve alerji uzmanı tarafından takip ve tedavi edilebilir..

🔴 ASTIM HAKKINDA DOĞRU SANILAN 10 YANLIŞ BİLGİ!
1- “Astım ilerleyici bir hastalıktır..!” 
  • Doğrusu

KOAH’ın aksine astım hastalığının zamanla ilerleme ihtimali az oluyor. Özellikle doğru ilaç kullanımı ve hekimin düzenli takibiyle astım tam olarak kontrol altına alınabiliyor..

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu:

“Hastaların çok az bir kısmında inhaler ilaçların doğru kullanımına rağmen hastalık olumsuz seyir gösterebiliyor.. Bu hastalar sık olarak ağızdan veya iğne şeklinde kortizon kullanmak zorunda kalabiliyor..”

2- “ASTIM SADECE ALERJİK BÜNYELİ KİŞİLERDE OLUR..!”
  • Doğrusu: 

Toplumdaki yaygın inanışın aksine, tüm astım hastaları alerjik bünyeye sahip değiller..

Astım hastalarının yüzde 30-40’ında ‘non-alerjik astım’ adı verilen alerji dışı etkenlere bağlı astım gelişiyor..

Bu kişilerde sık geçirilen solunum yolu enfeksiyonları, mesleki ve çevresel zararlı etkenlere maruziyet gibi etkenler nedeniyle hava yollarında aşırı duyarlılık meydana geliyor ve bunun sonucunda astım gelişebiliyor..

3- “Astımlı hastalar spor yapamazlar..!”
  • Doğrusu: 

Toplumda astımlı hastaların spor yapamayacaklarına ve aktivitelerini kısıtlamak zorunda olduklarına yönelik yaygın bir inanış var.. Oysa hastalık kontrol altına alındıktan sonra astım hastaları her türlü sporu yapabilir..

Örneğin yüzmek vücuttaki tüm kasları çalıştırdığı için astımda özellikle önerilen bir spordur..

4- “Astım sadece nefes darlığı yapar..!”
  • Doğrusu: 

Astım bazı hastalarda nefes darlığı olmadan, sadece öksürükle seyredebiliyor..

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu:

“Uzayan öksürük şikayetlerinde akla öksürük varyantlı astım gelmeli..

Astımın bu türünde genellikle gece uykudan uyandıran ve egzersiz, sigara dumanı, parfüm ile yemek kokusu gibi ağır kokularla artış gösteren öksürük şikayeti oluyor..”

5- “ASTIM HASTALARINDA sürekli nefes darlığı sorunu yaşanır..!”
  • Doğrusu: 

Astımın en önemli özelliği değişken hava yolu tıkanıklığı yapması..

Dolayısıyla astım hastalarının sürekli nefes darlığı sorunu yaşadığına yönelik bilgi doğru değildir.. Bazen haftalar, hatta aylar boyunca hiçbir şikayeti olmayan astım hastasında, genelde bir viral enfeksiyon veya fazla miktarda alerjene maruz kalma sonucu astım belirtileri gelişmeye başlayabiliyor..

Tüm astım hastalarının yüzde 5’ini oluşturan ağır astımlılarda sürekli nefes darlığı ve öksürük gibi sorunlar yaşanabiliyor..

Hastaların yüzde 95’inde ise belirtiler aralıklı olarak görülüyor.. 

6- “Çocukluk döneminde oluşan astım hayat boyu devam eder..!”
  • Doğrusu: 

Astım çocukluk çağında erkeklerde, erişkin dönemde ise kadınlarda daha fazla tespit edilen bir hastalık..

Çocukluk döneminde ortaya çıkan astımda belli yaş dönemlerinde şikayetler tamamen geçebiliyor..

Örneğin akciğer gelişiminin olgunlaştığı 6-7 yaş aralığında yakınmalar ortadan kalkabiliyor.. Eğer bu dönemden sonra şikayetler devam ederse ergenlik çağından sonra özellikle erkek çocuklarda astım şikayetlerinin tamamen düzeldiği gözlemlenebiliyor..

7- “ASTIM İLERİ YAŞLARDA GÖRÜLMEZ..!”
  • Doğrusu: 

Astım genellikle çocukluk ve gençlik döneminde başlıyor.. Ancak bu durum ileri yaşlarda astımın gelişmeyeceği anlamına gelmiyor..

Astım orta yaş döneminde başlayabileceği gibi, 60 yaş üstü popülasyonda da, aşırı duyarlı olan bronşların herhangi bir nedenle tetiklenmeleri sonucu başlayabiliyor.. 

8- “Hamilelikte astım ilacı kullanılmaz..!”
  • Doğrusu: 

Hamilelikte astım ilaçlarının önemli bir bölümü kullanılabiliyor..

Astımlı hamilelerin ilaç kullanmamaları nedeniyle sürekli nefes darlığı sorunu yaşamaları bebeği strese sokabiliyor ve oksijensiz kalmasına neden olabiliyor..

Bunun sonucunda düşük, erken doğum ve bebeğin yeterince gelişememesi gibi ciddi sonuçlar oluşabiliyor..

Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu:

“Astımda solunum yoluyla alınan gerek kortizon gerekse bronş genişletici ilaçların hamilelik döneminde de hastanın ihtiyacı kadar kullanılmasında hiçbir sakınca yok..

Eğer astımlı hamilenin burun şikayetleri varsa, burundan kullanılan sprey kortizon ve antihistaminik damlalar soruna yol açmıyorlar.. Daha ağır astımlı hamilelerde gerekirse tablete veya iğne yoluyla kortizona da başvurulabiliyor..” ..

9- “Astım tedavisinde kullanılan ilaçlar zarar veriyor..!
  • Doğrusu

Astım tedavisinde kullanılan kortizonlu spreyler normal dozlarda kana karışıp, kalıcı bir yan etkiye neden olmuyorlar..

Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu:

“Ses kısıklığı ve ağız içinde oluşan yaralar gibi yan etkiler özellikle hastanın ilacını kullandıktan sonra ağzını suyla çalkalamadığı durumlarda ortaya çıkabiliyor..

Astım spreylerinde bulunabilen diğer grup, bronş genişletici ilaçlardır. Bu ilaçların da çarpıntı, titreme ve kas krampları yapma gibi yan etkileri seyrek olarak görülebiliyor..

Ancak bu yan etkiler ilaçlara kısa süre ara vermeyle geçebileceği gibi devam edildiği takdirde de bir süre sonra azalmaya başlıyor..”

10- “İklimi güzel olan yerlere gitmek astım hastalığını geçirir..!”
  • Doğrusu: 

Kronik bir hastalık olan astım bazı iklim ve hava koşullarında daha ağır seyredebiliyor..

Özellikle aşırı rutubetli, trafik ve sanayiden kaynaklı olarak havası kirli bölgeler astım açısından önemli bir sorun oluşturuyor.. Astım hastalarının bir bölümünde yakınmalar bu çevresel etkenlerden uzaklaşıldığında bile düzeliyor..

Ancak bu iyilik hali sadece hastaların o bölgede kaldıkları sürece geçerli. Hastalar hava kirliliği olan şehre geri döndüklerinde yakınmaları çok kısa sürede eski haline dönüyor..

Mevsim geçişlerinde astım krizlerine dikkat edin

🔴 MEVSİM DEĞİŞİKLİKLERİNİN YAŞANDIĞI BU AYLARDA ASTIM VE ALERJİK PROBLEMLER BERABER GÖRÜLEBİLİR..!
  • Dr. Mehmethan Turan:

“Polen uçuşları en sık nisan, mayıs ve haziran aylarında görülüyor. Doğa canlanıyor, ağaçlar, çimenler ve çiçekler açmaya başlıyor. Bunların açması ile beraber havada uçan toz partikülleri, astım hastalarımızın yaklaşık yüzde 20’sinde alerjik kökenli olduğu için atak alevlenmeye sebep oluyor. Gerekli önlemleri almak, öncesinde ilaçları kullanmak gerekir..

Astım hastalıkları iki bölüme ayrılır..

Astım alerjik ve alerjik olmayan olarak ikiye ayrılıyor. Alerjik olmayanlarda bu tür atak alanı çok fazla görmüyoruz..

Sadece mevsim değişikliklerinde çeşitli enfektif alanlara maruz kalma, üşütme veya gribal problemlerden dolayı bir atak görülebilir ama alerjik olarak görülmez. Alerjik astımlılarda ise bu mevsimlerde çok ciddi ataklar görebiliyoruz..”

https://www.cafemedyam.com/2021/05/19/akciger-testi-dogru-mu-aldatmaca-mi/

İLGİLİ HABER

© The Independentturkish // Esra Öz

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top
%d blogcu bunu beğendi: