GÜNDEM

‘TAHİR ELÇİ’ DOSYASI

Diyarbakır eski Baro Başkanı Tahir Elçi’nin katledilmesine ilişkin üçü polis dört kişinin yargılandığı davanın duruşması, Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Tahir Elçi davasında mahkeme heyeti salonu terk etti: Hukuka aykırı bir durum
🔴 ‘BU DÜNYA ADALETLE AYAKTA DURUR’

Diyarbakır’da görülen Tahir Elçi davasında, mahkeme heyeti duruşma salonundan çıktı. Tahir Elçi davası avukatlarından Ahmet Özmen, mahkeme heyetini eleştirerek, “Hukuka aykırı bir durum” dedi.

Diyarbakır eski Baro Başkanı Tahir Elçi’nin katledilmesine ilişkin üçü polis dört kişinin yargılandığı davanın duruşması, Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

AHMET ÖZMEN: HUKUKA AYKIRI BİR DURUM

Mahkeme heyetinin salonu terk ettiği duruşmayla ilgili Tahir Elçi davası avukatlarından Ahmet Özmen, Gazete Duvar’a yaptığı açıklamada duruşmada yaşananları anlattı:

“Müdahil avukatı konuşurken mahkeme başkanı, heyetle birlikte salonu terk etti. Bir saattir mahkeme heyetinin yerini almasını bekliyoruz. Son olarak mübaşir salona gelerek bir anonsta bulundu. Heyetin salona gelmeyeceğini ve duruşmanın kesin bir şekilde bittiğini söyledi. Bu hukuka aykırı bir durum. Mahkeme heyeti, açılan bir duruşmayı neticelendirmek zorunda. Ara kararının açıklamak zorunda ve ara kararını duruşma salonunda taraflara tebliğ etmek zorunda.”

‘BU DUVARIN HARCINDA EMPATİ YOKSUNLUĞU VAR’

Türkan Elçi duruşmada söz aldı. Elçi, yaşanan haksızlıkları vurgulayarak “İlk duruşmaya geldiğimiz gün yargının ülke genelindeki pratiğini bildiğimiz halde yine de adaleti bulma yönünde umudumuzun olduğunu dile getirmekte beis görmemiştik… fakat anlaşılamadığımızı, en doğal hakkımız olan adaletle aramıza gün geçtikçe bir duvarın örüldüğünü kısa sürede idrak ettik” dedi. Eşinin ölümünden sonra devam ettiği hukuk fakültesini bitirerek avukat olan Türkan Elçi konuşmasında, “Yükselen bu duvarın harcında empati yoksunluğu var. Çünkü dört yılı aşkın bir zaman sonra açılması beklenen bir davadan medet uman mağdurlar olarak sanık muamelesi gördük dışarıya atılmak istendik” ifadelerini kullandı.

Türkan Elçi sözlerine şöyle devam etti: “Yükselen bu duvarın harcında empati yoksunluğu var. Çünkü dört yılı aşkın bir zaman sonra açılması beklenen bir davadan medet uman mağdurlar olarak sanık muamelesi gördük dışarıya atılmak istendik. 

Bu duvarın harcında toplumun genelinde ve bu davanın özelinde adalet bekleyenlerin derdini anlamada kayıtsızlık, devletin yargıcı olma kaygısı, devletin polisini yargılayamama, cezasızlık geleneği, kendine yakın hissetmediklerine önyargı var. Oysaki Kuranda geçen Maide 8. ayetinde ‘Ey iman edenler Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin. Adil olun. Bu Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allaha karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır’ der.

Bu duvarın harcında zulüm var. Vatandaş anasının ak sütü kadar helal olan adalete erişemiyorsa, ortada zulüm var demektir. Adaletin zıddı zulümdür. Adalet insaflı davranma çerçevesinde tanımlanır, zulüm başkasının hakkını yemek, hakkına engel olmak, hakkını eksik vermek, eziyet etmekle eş anlamlıdır. Aynı zamanda adalet yükümlülük olarak da kabul edilir. Biz defalarca olay anından bugüne kadar hakkımız olan adaleti dile getirdik; bu sözcüğün anlamını yitirdiğinin de farkındayız. Konfüçyüs ‘Kelimeler anlamlarını kaybettiğinde insanlar özgürlüklerini yitirir’ der. ‘Adalet’ sözcüğünün anlamını yitirdiğini bu salonda görebiliyoruz.”

‘BU DÜNYA ADALETLE AYAKTA DURUR’

Mevlana’nın sözlerinden örneklerle konuşmasını sürdüren Türkan Elçi, “Mevlana’ya sorarlar ‘zulüm nedir’, ‘Zulüm bir şeyi yerinde kullanmamaktır’ der. ‘Adalet nedir?’ diye sorduklarında ‘bir şeyi yerine koymak’ diye yanıt verir. Mülklerin temeli adaletle tanımlanıyorsa mülkün vatandaşlarına bu hakkı teslim etmek, dağıtmak keyfiyete göre değil, mecburiyettir… Sokrates’e sormuşlar ‘Bu dünyayı ayakta tutan şey nedir? ‘Bu dünya adaletle ayakta durur, zulüm geldiği zaman o devletin varlığı düşünülemez’ diye cevap vermiştir.

Bizim bugün hakkımız olan adaleti teslim etmeyecekseniz zulmetmiş sayılırsınız. Ördüğünüz bu duvarın, zulümden müteşekkil olduğunu da ahir ömür hatırlatacağız. İki yıldır meslektaşlarım bu duvarı aşmak için ellerinden gelen çabayı avukatlık etiğine dikkat ederek, davayı şova dönüştürmeden, sadece hukukun gerektirdiği bir çabayla emek sarf ettiler, bu çabalarından dolayı da ayrıca onlara şükran borcum var. Bu salonda, hakkımız olan adalete ulaşamayacağımız yönünde hukuksuzluklarla çizilmiş huzura uzak olduğumuzu anlatan karanlık bir tablo hasıl oldu. Bugün burada, bu tabloyu tarife çalışıyoruz. Bu tabloya bir toplumun beklentileri, insanca bir hayat tahayyülü, barışçıl dünya talebi, şiddetin savaşın karşısında aydın bir insanın kendini yükümlü hisseden iffetli ve cesaretli duruşu hapsolacaktır” dedi. 

‘HER TÜR MAHKEMEDEN DAHA YÜKSEK BİR MAHKEME VARDIR, O DA VİCDANDIR’

Haksızlıkların dile getirilmesi gerektiğini ifade eden Türkan Elçi, şunları söyledi: “Şahsi menfaatinden çok uzak, inandığı bir ideal için katledilmiş birinin yakını olarak başkalarının vebalini boynumda taşıma niyetimin olmadığını bir kez daha dile getirmek isterim. Albert Camus’un biyografisinde şöyle bir paragraf geçer. ‘Ama bir insanın öldürülüşünü görmezlikten gelmek, kolay iş değil. Açıkçası böyle bir şey ancak söz konusu insana insan gözüyle bakmadığınız zaman mümkündür.’ İnsana insan gözüyle bakabilmemiz de ancak içimizde taşıdığımız vicdanla mümkündür. Victor Hugo’nun dediği gibi ‘En mükemmel adalet vicdandır.’ Mahatma Gandhi, ‘Her tür mahkemeden daha yüksek bir mahkeme vardır, o da vicdandır. O, diğer bütün adalet sistemlerinin üzerindedir’ demiştir. Vicdan sözcüğüne evrensel ve ulusal hukuk uygulamasında özel anlam atfedildiği de unutulmamalıdır.

Hukukun, kanunların, toplumun tanrısal bir paye biçmiş olduğu bu makamın bağımsız, objektif, kendi şahsi menfaatlerinden çok uzak, tarafsızlığını hissettirmesi vereceği karar kadar, kararın oluşturulduğu süreçte de tarafsızlığını hissettirme sorumluluğunun olduğunu hatırlatmak istiyoruz. İki yıllık sürecin sonunda yargının tarafsızlığına güvendiğimizi dile getirmeyi çok isterdik. Kendimizi huzurlu ve hakkı teslim edilmiş bir vatandaş olarak hissedebilmemiz için aleyhimize işleyen her durumda umudumuzu kaybetmeden hakkımız olan adaleti karar anına dek bu salonda düşlemekten ve talep etmekten geri durmayacağımızı bir kez daha dile getireceğiz.”

BU DAVA SAHİPSİZ DEĞİL’
www.cafemedyam.com
🔴 TAHİR ELÇİ DAVASI 8 AY SONRAYA ERTELENDİ

Tahir Elçi’nin öldürülmesiyle ilgili Diyarbakır 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava, 8 ay sonraya ertelendi. Duruşma sonrası açıklama yapan avukatlar, karara tepki gösterdi.

Diyarbakır Barosu eski Başkanı Tahir Elçi’nin öldürülmesiyle ilgili bugün Diyarbakır 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma, 8 ay 12 gün sonraya ertelendi.

Karara tepki gösteren baro başkanları ve avukatlar, duruşmanın ardından adliye binasının önünde açıklama yaptı. Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren, “Ömrünü faili meçhul cinayetlere adamış Tahir Elçi dosyasını, faili meçhul bırakmayacağız” dedi.

‘MAHKEME HEYETİ SORUŞTURMA AŞAMASINDAKİ ETKİSİZ VE İSTEKSİZ SÜRECİ DEVAM ETTİRİYOR’

Mahkeme heyetinin duruşma salonunu terk ettiğini hatırlatan Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren, yaptığı açıklamada yaşananları şöyle anlattı: “Mahkeme heyeti, yaptığımız savunmaları gerekçe göstererek duruşma salonunu terk etti. Yaptığımız görüşmelerden sonra duruşma salonuna tekrar gelen mahkeme heyetine taleplerimizi yineledik ama maalesef duruşmaya başlarken dile getirdiğimiz soruşturma aşmasındaki etkisiz ve isteksiz sürecin kendileri tarafından sürdürüldüğünü bir kere daha gördük. Biz de buradan bir kere daha sesleniyoruz, ömrünü faili meçhul cinayetlere adamış Tahir Elçi dosyasını, faili meçhul bırakmayacağız.”

‘BU DAVA SAHİPSİZ DEĞİL’

Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Gökhan Bozkurt, davayı sahipsiz bırakmamak için Diyarbakır’da bulunduklarını belirterek “Bunca yıllık meslek hayatımda görmediğim bir şey gördüm; yargılama yapmamak için mahkeme heyeti küserek salonu terk etti. Bunlara şahit oluyoruz ama bunlara şahit olmayan bir ülke için bütün barolar çalışmaya devam edeceğiz. Bu dava sahipsiz değildir” dedi.

Ankara Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu ise, “Bugün en meşru haklardan biri, sayın Türkan Elçi’nin anlaşılma talebiydi. Sadece görmek değil, aynı zamanda anlamamız lazım. Tahir Elçi’nin başına gelenleri herkes gördü. Şimdi bir tek şey istiyor, anlamak… Bunun hukuk dilindeki karşılığı da şudur: Adalet. Yaşam hakkını, insan haklarını savunmak adına burada olmaya devam edeceğiz. Anlaşılmak, talebimizin yerine getirildiğini, adil bir yargılamanın yapıldığını görmek istiyoruz” diye konuştu.

‘MAHKEME ADİL DAVRANMIYOR’

Duruşmanın ardından gazetecilere açıklamada bulunan CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, 2 yılda 6 duruşmanın yapıldığını hatırlatarak, duruşmanın sekiz aya sonraya ertelenmesinin adil bir yargılanma olmayacağına ve adaletin gerçekleşmeyeceğine işaret ettiğini söyledi. Hazırlanan iddianamenin olayı aydınlatacak bir iddianame olmadığını vurgulayan Tanrıkulu, şunları söyledi: “İki yıldır yürütülen dava adil yargılanma kurallarından uzaktır. Müdahil tarafın talepleri yerine getirilmektedir ve müdahil taraftan habersiz kararlar alınmaktadır Sayın Ahmet Davutoğlu’nun tanıklığından, duruşma olmaksızın vazgeçilmiştir. Mahkeme olayı aydınlatmaktan uzaktır, taraflıdır ve adil davranmamaktadır. Tahir Elçi’nin katilleri belidir. Bir siyasi suikaste kurban gitmiştir. Bu yargı düzenini protesto ediyoruz.”

Yaşamını adadığı değerlerin sözcüsü olmaya devam edeceğiz
www.cafemedyam.com
🔴 İZMİR BAROSU’NDAN TAHİR ELÇİ AÇIKLAMASI

2015’te katledilen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’yi anan İzmir Barosu, “Ölümündeki karanlık güçlerin ortaya çıkarılmasını sağlamak için davasının takipçisi olacağız” diye vurguladı.

İzmir Barosu, 28 Kasım 2015’te katledilen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin ölüm yıldönümü dolayısıyla yazılı açıklama yayınladı.

O dönem katıldığı bir televizyon programında ifade ettiği düşünceler nedeniyle toplumsal lince maruz kalan ve gözaltına alınan Tahir Elçi’nin, serbest bırakıldıktan bir ay sonra öldürüldüğü hatırlatılan açıklamada, Sur’da, Dört Ayaklı Minare önünde basın açıklaması yaparken kurşunlara hedef olanın yalnızca Tahir Elçi değil, aynı zamanda barış ve demokrasi talebi olduğu vurgulandı.

Olaydan sonra yürütülen soruşturmada, savcıların birkaç kez değiştirildiği ve olay yeri incelemesinin cinayetten beş ay sonra yapılabildiğine dikkat çekilen açıklamada, polis kamerasının olay anına ilişkin kaydında kesinti saptandığı, sokakta ve yakındaki iş yerinde yapılan kamera kayıtlarının tutulduğu hard disklerin boş olduğunun tespit edildiği belirtildi.

‘ÖLÜMÜNDEKİ KARANLIK GÜÇLERİN ORTAYA ÇIKARILMASINI SAĞLAMAK İÇİN DAVANIN TAKİPÇİSİYİZ’

İddianamenin ise olaydan dört buçuk yıl sonra hazırlandığı, yargılamanın beş yıl sonra başlayabildiği kaydedilen açıklamada, “İki yıldır devam eden davada, olayın aydınlatılmasına yönelik talepler reddedilmekte, gerçeğin ortaya çıkması için verilen hukuksal mücadele sürekli olarak engellenmektedir. İzmir Barosu olarak insan haklarının ve hukukun üstünlüğünün savunucusu, barışın elçisi, dostumuz ve meslektaşımız Tahir Elçi’yi sevgi ve özlemle anıyor; ölümündeki karanlık güçlerin ortaya çıkarılmasını sağlamak için davasının takipçisi, yaşamını adadığı değerlerin sözcüsü olmaya devam edeceğimizi yineliyoruz” denildi.

Tahir Elçi Vakfı’nın ilkini düzenlediği İnsan Hakları ve Özgürlük Ödülü, İran’da katledilen Mahsa Jîna Amini’ye atfedildi.
www.cafemedyam.com
🔴 TAHİR ELÇİ ÖDÜLÜ’NÜN İLKİ MAHSA JÎNA AMİNİ’YE ATFEDİLDİ

Tahir Elçi Vakfı ve Diyarbakır Barosu’nun, 28 Kasım 2015 tarihinde Sûr ilçesinde bulunan Dört Ayaklı Minare önünde açıklama yaparken katledilen Tahir Elçi’yi anma etkinleri kapsamında İnsan Hakları ve Özgürlük Ödülü töreni düzenledi. Tahir Elçi Konferans Salonu’nda düzenlenen törende, Elçi anısına ve ödül törenin içeriğine dair slayt gösterimi yapıldı.

AMİNİ’YE ATFEDİLDİ

Mezopotamya Ajansı’nın aktardığı habere göre, Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi, bu yıl ilk defa düzenlenen ödülü İran’da “ahlak polisleri” tarafından katledilen Mahsa Jîna Amini’ye atfettiklerini belirtti. Elçi, “İlk ödülümüzü Mahsa Amini’ye verme kararı aldık. Her türlü şiddete karşıyız. Bu yüzden de bu kararı aldık. İçimiz buruk çünkü böyle bir vahim bir olaya veriyoruz. Binlerce İran ve Afgan kadınlarının yanındayız. Duygularımız onlarla” dedi.

Elçi, konuşmasının ardından ödülü, Mahsa Jîna Amini’nin ailesi adına bir kişiye takdim etti.

Daha sonra Ma Music Orkestrası sahne aldı. Etkinlik, İran ezgileriyle son buldu. 

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top
%d blogcu bunu beğendi: