GÜNDEM

Prof. Dr. Üşümezsoy: “8,1’lik deprem olacak, Marmara boydan boya kırılacak şeklindeki tez çürütüldü”

Jeoloji mühendisleri Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ile Türkiye’nin deprem bakımından en tehlikeli bölgelerini ve alınması gereken tedbirleri konuştuk ..

Düzce’deki 6 büyüklüğündeki deprem sonrası oluşan artçıları gösteren haritayı paylaşarak stres biriken ve risk taşıyan fay hattını açıkladı

🔴 DÜZCE DEPREMİNİ BİR YIL ÖNCEDEN BİLEN PROF. ŞENER ÜŞÜMEZSOY YENİ OLACAK DEPREMİN YERİNİ AÇIKLADI

– Prof. Şener Üşümezsoy:

“Bu harita çok belirgin şekilde Düzce’deki Gölyaka fayının kırılmasıyla açığa çıkan stresin Çilimli fayına aktarıldığını göstermektedir. Yani kırılan fay yüzeye doğru değil daha derine doğuya doğru gidiyor. Artçılar bunu gösteriyor..”

YENİ OLACAK DEPREMİN YERİNİ AÇIKLADI

– Prof. Üşümezsoy:

“Bu harita çok belirgin şekilde Gölyaka fayının kırılmasıyla açığa çıkan stresin Çilimli fayına aktarıldığını göstermektedir. Yani kırılan fay yüzeye doğru değil daha derine doğuya doğru gidiyor. Artçılar bunu gösteriyor..” 

– Prof. Şener Üşümezsoy:

“Bu harita çok belirgin bir olayı göstermektedir. Geçtiğimiz günlerde Düzce Gölyaka’daki 6’lık deprem sonrası artçılar kuzey doğuya ve doğuya doğru ilerlemekte bu da Karadere Gölyaka fayının havza içine doğru ilerlediğini göstermektedir.”

“ÇİLİMLİ FAYINDA STRES BİRİKİYOR”

– Prof. Şener Üşümezsoy:

“Havzanın güneyinde 12 Kasım’da kırılan Düzce fayı. Batısında ise Karadere fayı vardır ..

Kuzey doğusunda ise Gölyaka fayının kırılmasıyla açığa çıkan stresi alan Çilimli fayı görülmektedir ..

– Çilimli fayına bir stres aktarımı olduğunu artçılardan da açıkça görmekteyiz ..

Bu harita bunun en büyük kanıtıdır ..

Yani kırılan fay yüzeye doğru değil daha derine doğru gidiyor. Artçılar bunu gösteriyor ..

Bunun dışında Hendek fayı deniliyor ama orası hiçbir depremin tetikleyeceği bir fay değil. Buraya bir stres aktarılmıyor. Yani sırada Hendek fayı mı var denilmiş ama asıl risk söylediğim gibi Çilimli fayındadır ..”

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy söyledi. Söylediği yerde deprem oldu
🔴 DEPREM UZMANI PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY’UN DİKKAT ÇEKTİĞİ FAY HATTINDA 4.7 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM OLDU

Üşümezsoy yaşanan deprem sonrası yeni açıklamalarda bulundu

23 Kasım’da Düzce’de meydana gelen 6 büyüklüğündeki depremden sonra tüm Türkiye’de deprem tehlikesi yeniden gündemin birinci sırasına oturdu ..

Kamuoyu Marmara’da özellikle İstanbul’u etkileyeceği düşünülen büyük depremi tartışırken ünlü deprem uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy  yaptığı açıklamalarda dikkat çektiği fayda Düzce’de 4.7’lik bir deprem meydana geldi ..

STRES DOĞUYA DOĞRU GİDİYOR

Yaşanan deprem, Prof. Üşümezsoy’un stresin kaydığına dikkatini çektiği Çilimli fayına doğru gittiği iddialarını destekler nitelikte oldu .. 

Üşümezsoy iddia edildiği gibi sıradaki fay hattını Hendek değil Çilimli olduğunu ve stresin doğuya doğru gittiğini belirtmişti ..

🔴 ÇİLİMLİ FAYINA DİKKAT
Prof. Şener Üşümezsoy yaşanan deprem sonrası değerlendirmelerde bulundu.

Üşümezsoy, yaşanan depremle birlikte eldeki verilerin Çilimli fayının aktif olduğunu ve stresin bu fay hattına doğru ilerlediğini vurguladı ..

– Üşümezsoy:

 “Çilimli fayında yapılan hendek çalışmalarında fayda, havzayla masif arasında bir makaslama bölgesinin geliştiği ve bu makaslama bölgesinin tek fay hattı yerine büyük bir kuşak oluştuğu görülmektedir .. Bu kuşakta bütün deformasyonların etkileri ve makaslama etkileriyle kayaların parçalanması, breşleşmesi ve killeşmesi geniş bir kuşak içindedir ve bu anlamda fayın aktif olduğunu göstermektedir ..”

“HENDEK FAYINDA STRES YÜKLENMESİ YOK”

– Üşümezsoy:

“Hendek fayında bir stres gözlemlenmediğini, bu fayın aktif olmasına rağmen stres yüklenmediğine dikkat çekmek istiyorum.. Yapılan araştırmalarda bu sonuçlar belirgin olarak görülmektedir. Bu sabah olan 4.7’lik depremdeki düzlem açıkça Çilimli fayına doğru yakınlaşmaktadır. Dün yayınlanan ve yeni fay hattının Çilimli’ye doğru gittiğini belirttiğimiz haberden sonra, Çilimli’ye doğru giden fayda sabah 8 sularında 4.7’lik bir deprem oldu ..  

Kabartmalı topoğrafik haritada gördüğünüz gibi düzlük Düzce çukur, çukurluğun batısındaki fay Karadere ve Gölyaka fayı, çukurun güneyindeki düzce fayı kırmızıyla çizilmiş ve sonrasında üzerinden beyazla geçilmiş, bu kırılmış stresi bitmiş fay ..

Delta çukurunun Düzce çanağının kuzeyindeki kırmızıyla gösterilen Çilimli fayı, kırılan fayın batısındaki Hendek fayı stresi yüklenmemiş olan bir fay, aktif olmasına rağmen.

Karadere fayı kırıldığı zaman stres Karadere fayına doğru akmış ama Karadere fayının devamında Çilimli fayı iz taşıyan fay ..

BÖLGEDE YAŞANAN DEPREMLER VE TETİKLENMELER

– Üşümezsoy:

“Yaşanan deprem sonrası oluşan depremlerin sürekli havza içine doğru ilerlediğini ve bu artçılarla birlikte Çilimli fayı bu Gölyaka depremindeki fayın kırılmasıyla açığa çıkan stresin transfer edildiği komşu fay olarak stresle yüklenen fay olduğu görülüyor ..”

– Üşümezsoy:

“Yukarıdaki dem haritasına baktığımızda Elmacık dağının güney kenarında 1957 Bolu depremi, 1967 Adapazarı Mudurnu depremi görülmekte. Keza 1999 17 Ağustos batısında yer alan Karadere depremi. Daha sonra da 12 Kasım kuzeyindeki deprem ile Elmacık bloğu çepeçevre sarılmış durumda. Son Gölyaka depremi ve kırılan fay havza içine giren Elmacık bloğunu doğudan çeviren Karadere fayının uzanımında yer alıyor; Gölyaka fayı diyoruz. Orada olan artçılar sürekli havza içine doğru ilerledi ve son olarak dün olan artçı ile iyice Çilimli’ye yaklaştı. Çilimli de hemen bu fayın kuzeyinde havza kenarında yer alan bir fay ve karakter yanaltım ve bindirme fayı. Düzce havzasına kuzeyindeki bloğun bindirmesi sonucu oluşan Çilimli fayı bu Gölyaka depremindeki fayın kırılmasıyla açığa çıkan stresin transfer edildiği komşu fay olarak stresle yüklenen fay olduğu görülüyor.”

🔴 “DEPREMLER BİRBİRİNİ TETİKLİYOR”

– Üşümezsoy:

“Tetiklenmelere bakarsak 1944 depremi, 1957 Bolu fayını tetikledi Bolu batısındaki Mudurnu vadisi fayı 1967’de tetiklendi ve kırıldı; aynı şekilde Bolu fayının az kırılan kesiminde de kırılma oldu. Daha sonra 1967’deki Sapanca fayı tetiklenince fayın bir ucu batıda gölcükteydi ve bu fay Gölcük depremini tetikledi. Gölcük depremi de Karadere fayını tetikledi. Karadere fayı kuzeye doğru giden, Elmacık bloğunun doğu kenarında kuzey doğru çıkan bu Elmacık bloğunun kuzey kenarındaki Düzce fayını kırdı.”

ÇİLİMLİ’YE DİKKAT

– Üşümezsoy:

“Son deprem, Gölyaka depremi esas olarak Düzce fayının kırılmasıyla tetiklenmiş bir faydır. Kısmen de 17 Ağustos’taki kırılmadan tetiklenmiştir. Bunun yarattığı yırtılma Düzce fayından gelen stresler Gölyaka’yı kırdıktan sonra Gölyaka ova içine doğru ilerleyen büyük olasılıkla ovada fayın arazide görülmediği derinde devam eden bir uzanımı olduğu ortaya çıkmaktadır ..

Bunun de tetikleyeceği ve stres aktaracağı fay Çilimli fayıdır, bu fayda Düzce havzasının kuzey kenarındaki bindirme fayla sınırlanmıştır. Kuzeyle sert kayalar havza üzerine doğru bindirmektedir ve bunun doğudaki devamı ise Yığılca fayıdır ..

Daha çok göze batan Hendek fayı ve ona paralel gelen fay sistemi makaslama kuşağı ise geniş bir kuşak olup burada Karadere fayının stres yüklenmesi ve Karadere fayının kırılmasıyla Hendek fayında stres negatif olarak düşmüştür ama Karadere fayının Gölyaka kesimindeki stres kuzeye Çilimli fayına geçmiştir ..

Ama Çilimli’den Yığılca’ya geçip geçmeyeceği belirgin değildir ..”

🔴 PROF. ÜŞÜMEZSOY DÜN ÇİLİMLİ FAY HATTINA DİKKAT ÇEKMİŞTİ
Prof. Üşümezsoy Düzce’deki 6 büyüklüğündeki deprem sonrası oluşan artçılardan stres biriken ve risk taşıyan fay hattını açıkladı.

– Üşümezsoy; 

“Bu harita çok belirgin şekilde Gölyaka fayının kırılmasıyla açığa çıkan stresin Çilimli fayına aktarıldığını göstermektedir. Yani kırılan fay yüzeye doğru değil daha derine doğuya doğru gidiyor. Artçılar bunu gösteriyor.” 

Prof. Üşümezsoy büyük depremdeki 3 önemli yeri açıkladı.
🔴 DÜZCE DEPREMİNİN TETİKLEDİĞİ YERİ DE SÖYLEDİ
Deprem Profesörü Şener Üşümezsoy, 99 depreminde kırılan fayların komşu faylara stres yüklediklerini belirterek 6,0 büyüklüğünde meydana gelen Düzce depreminin Hendek fayını tetikleyebileceğini açıkladı.

Düzce’de meydana gelen 6,0 büyüklüğündeki depremin ardından deprem yeniden ülke gündemine oturdu.

Deprem konusuna ilişkin açıklamalar yapan Şener Üşümezsoy, Çilimli fayı ve Hendek fayının üzerinde Düzce depreminden kaynaklanan bir stresin söz konusu olduğunu söyleyedi..

– Şener Üşümezsoy:

“17 Ağustos’taki kırılan Yalova Çınarcık fayının kuzeyinde bir dizi İstanbul’a doğru gelen Tuzla’ya Pendik’e gelen ikinci kollar kırılmıştır. Bunun güney bloğunda ise hala çalışmakta olan Esenköy’den hareket ederek Teşvikiye’ye doğru giden diğer ikincil kolların kırılmasını öngörüyoruz. Bunlar ters fay olabilir, normal fay olabilir. Burada bunu anlatmamın sebebi diğer bir kol söz konusu Karadere fayına paralel gelen daha batıda olan Hendek fayıdır. Hendek fayının 1943’de kırıldığı düşünülüyor ve Hendek’te yaptığım arazi çalışmalarında fayın netleşmiş bir çizgisinin olmadığını ve birçok deformasyon kuşağı olduğunu gördüm. 17 Ağustos’ta kırılan Sapanca fayından Karadere fayına yüklendiği gibi ‘Hendek fayına da stres ne kadar yüklenmiştir’ sorunu karşımızda. Hendek fayı doğuya doğru ilerlediği zaman Düzce Ovası’nın kuzey bölümündeki Çilimli fayına ulaşıyor. Ondan daha ileride ise ters fay olarak Yığılca fayı bir kuşak oluşturuyor. Hendek fayı üzerinde ‘17 Ağustos’ta stres yüklenme gerçekleş midir’ sorusunu cevaplamak için Hendek’e gittiğimde elde ettiğim sonuçlara göre Hendek çok kollu bir fay sistemi ve geniş bir makaslama sistemi var ve çözüme açık değil. Fakat sistemin birebirini ardalayan kırılmasıyla 17 Ağustos ve 12 Kasım depremler içinde bu Hendek fayında enerji yüklenmesi göremedik. Bu olumlu bir sonuç. Fakat Karadere fayının kuzey bölümündeki Gölyaka kesiminde neden bu gecikme oldu sorusu? Aslında o fay hem Karadere fayından 17 Ağustos’taki depremde bir tetiklenme aldı ve büyük bir kısmı Düzce’ye gitti. Ama Düzce fayının stresinin büyük bir kısmı yönü ters de olsa Karadere’nin kuzeyindeki devamı olan Gölyaka fayına yüklendi ve böylelikle bu deprem oldu. Peki, ‘Düzce fayı Hendek fayını Çilimli fayını da stres yüklemiş midir’ sorusuna baktığımız zaman “yüklenmiştir” diye cevap verilir. Bu anlamda Çilimli fayı ve Hendek fayının üzerinde Düzce depreminden kaynaklanan bir stres söz konusudur.” 

🔴 HEM HENDEK HEM DE ÇİLİMLİ FAYLARI TEHLİKELİ OLABİLİR..

– Üşümezsoy:

 “Düzce fayının tehlikeli olmasının nedeni Bolu fayının 1967’de tekrar kırılmasının batı kesimi ve Adapazarı depreminde bu stresin Sapanca’ya doğru yüklendiği bir yapıyı görüyoruz..

Adapazarı depreminde hem Sapanca fayına doğru ilerlemiş diğer taraftan Düzce fayına doğru ilerleyerek bu fayı kırmıştır. 67’den 99’a kadar olan kesimde Sapanca fayında kırılmaya neden olmuştur o da ana Gölcük fayını kırmıştır ..

Bu denklemle devam edersek Sapanca’nın Akyazı’dan Karadere fayını kırması Düzce fayına stres aktarımına sebep olmuştur. Ama Düzce fayı, paralel bir fay olmasına karşılık Elmacık Dağı’nın kuzeyindeki Düzce fayına stres yüklemiştir ..

Bu nedenle de Düzce fayı 99’da kırılmıştır. Hendek fayı da yön olarak Düzce fayından özellikle Çilimli fayına doğru bir yüklenme olabilir. Düzce fayının kırılmasıyla hem Hendek hem de Çilimli faylarına yüklenme olmuş olabilir..” 

🔴 KOMŞU FAYLARDAKİ STRES AKTARIMI YENİ DEPREMLERE NEDEN OLABİLİYOR

– Üşümezsoy:

 “Gölyaka depremini iyi anlamak için 17 Ağustos depremini, 1952 Bolu depremini, 1967 Adapazarı depremini bilmemiz gerekiyor. 1952 Bolu depreminden sonra yetersiz kırılan kesimiyle 67 depremi üst üste geldiler ve bu anlamda Bolu depreminde kırılan fay 67 depreminde bir daha kırıldı. Buna üzerleme depremi diyoruz. Bu 67’de kırılan fay hattına verev gelen Gölcük’ten Sapanca’ya Sapanca’dan Akyazı’ya doğru gelen fay hattı 67 Adapazarı fayıyla verev olarak kesişti. 99’da fay hattı kuzey doğuya doğru Karadere fayına ilerledi. Karadere fayı, Efteni Gölü’ne doğru ulaştığında doğuya doğru Düzce fayına stres yükledi.

17 Ağustos’ta birinci aşamada Sapanca kırıldı. En zayıf yer orasıydı. Ondan sonra ikinci aşamada Gölcük fayı kırıldı. Üçüncü aşamada Akyazı’dan Karadere’ye doğru kırıldı. Dördüncü aşama ise Yalova Çınarcık fayı kırıldı. Bu anlamda Karadere fayından Düzce fayına büyük bir stres yüklendi. Düzce fayında stres yüklenimi 99’da gerçekleşti. 99’da eğer Düzce fayı kırılsaydı o zaman beşinci segment kırılacaktı.

Bu tip kırılmalara kazkad deprem diyoruz. Arka arkaya kırılan faylar birbirlerini tetikleyerek gelir. Her fayın kırılıp etrafındaki komşu faya stres aktarımını ve zincirleme fay kırılımının teorisiydi ve burada dayandığı temel sorun fay üzerinde fay düzlemine dik gelen kuvvetle (normal kuvvet) fay düzlemine paralel gelen kuvvete de ters yönde olduğu için makaslama kuvvet diyoruz. Dik yöndeki kuvvetin egemenliğinde fay sıkışıyor ve burada sürtünme kat sayısına çarpılarak fay yırtılmıyor. Fayın iki yanı istediği kadar gerilse de bir yayın gerilmesi gibi gerilse de burada sıkışmıyor.

Bu süreç içinde giderek bu hareketsiz kalan kitlenme miktarı belli bir boyuta geldikten sonra yırtılıyor ve deprem başlıyor.

Bu aspartinin yırtılmasıyla deprem başladığı zaman kazkat depremde bu en kuvvetli asparti dediğimiz Gölcük’te 6 metrelik atıma dayalı asparti söz konusu. Ama Sapanca’daki 3 metrelik bir atıma dayanan asparti. 3 metrelik bir atıma ulaştığı zaman fay üzerinde büyük bir kırık olduğu için o 3 metre kırılınca onun bu fay düzlemi üzerindeki sıkıştırma kuvveti ve makaslama kuvvetinin toplam bir stres boşalımı yandaki komşu fay hattına geliyor. Komşu fay hattı da tam 6 metrelik yırtılma sınırında geldiği için Gölcük fayı 6 metre atımla yırtılıyor. Ana enerji boşalımı burada söz konusu oluyor. Bunu takip eden evrede Karadere fayında 3 metrelik bir atımla stres buraya gidiyor. Yani Sapanca fayının iki yanına da stres aktarımı söz konusu. Biri ana aspartiyi kırdı ve büyük depremi yaptı. Diğeri ise kuzey doğuya doğru dönmüş Karadere fayındaki aspartiyi harekete geçirdi. Aspartinin kırılması sonrası onun ucundan Düzce fayına stres aktarıldı ama Düzce fayı kırılamazken Çınarcık fayı kırıldı. Fakat Çınarcık fayı 1894’de daha önce kırılmış olduğu için fazla miktarda stres birikimi yoktu sadece 60 santimetrelik atımla gerçekleşti. Daha sonradan yapılan detaylı çalışmalar sonucunda yırtılmanın ana aspartide değil daha küçük bir aspartide başladığı ve bundan sonra ana aspartinin yıkılmaya başlandığı düşünülüyor. Bu teoriyi bir kenara koyarsak Düzce fayındaki stres aktarımı ile Düzce fayındaki stres birikimi bundan 2 ay sonra bunu yırtıyor. Karadere fayı Kuzey Anadolu’ya giden bir fay hattı olduğu için de bir stres birikimi var ve hatta Akyazı’daki Sapanca fay hattından gelen stres Karadere fay hattına yükleniyor. O Karadere fay hattı da stresini Düzce fayına verdiği için kuzey doğu aktarımı düşüyor. Zaman içinde bu geçen yıl 5 büyüklüğündeki deprem Düzce fayıyla Karadere fayının birleştiği yani Gölyaka’ya doğru giden Karadere fayının kuzey kesimine stres yükleniyor. Niye 17 Ağustos’ta kırılmadı dersek orada Düzce fayından yaklaşık 20 km derinlikte 40 50 km uzunlukta bir fay olan Düzce fayında çok büyük bir stres aktarımı oldu ve bu stres aktarımı batıya olan kesimi de 6 büyüklüğünde deprem olan Karadere fayına etki etti. Diğer doğu ucu ise Bolu’ya doğru giden fay üzerinde gerçekleşti. Bu açıdan bakıldığında her bir deprem yandaki komşu faya stres aktarıyor. Bu komşu faydaki stres aktarımına bağlı olarak da bu aktarımlar yeni bir deprem olabiliyor..” 

🔴 ” ‘8,1’LİK DEPREM OLACAK, MARMARA BOYDAN BOYA KIRILACAK’ ŞEKLİNDEKİ TEZ ÇÜRÜTÜLDÜ ANCAK TÜRKİYE’DEKİ BAZI İSİMLER BUNUN FARKINDA DEĞİL”
www.cafemedyam.com
🔴 TÜRKİYE’NİN DEPREM BAKIMINDAN EN RİSKLİ YERLERİ NERESİ?
Jeoloji mühendisleri Prof. Şener Üşümezsoy ile deprem gerçeğini ele aldık.

– Prof. Dr. Üşümezsoy:

“Deprem açısından en risksiz yer, İstanbul’un da içinde bulunduğu Kuzey Marmara”

Deprem gerçeği kendisini unutturmuyor. Türkiye’nin farklı noktaları sarsılmaya devam ediyor ..

Coğrafi konumu nedeniyle deprem kuşağında yer alan Türkiye’deki herhangi bir sarsıntıda gözler direkt Marmara’ya çevriliyor ..

En merak edilen yerlerin başında da 20 milyon nüfuslu İstanbul geliyor ..

Jeoloji mühendisleri Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ile Türkiye’nin deprem bakımından en tehlikeli bölgelerini ve alınması gereken tedbirleri konuştuk ..

🔴 “EN RİSKSİZ YER, İSTANBUL’UN DA İÇİNDE BULUNDUĞU KUZEY MARMARA”
Prof. Üşümezsoy’a göre asıl tehlike İstanbul’da değil, ülkenin farklı noktalarında ..

– Prof. Dr. Şener Üşümezsoy:

“Marmara’nın kuzeyini deprem bakımından riskli bulmadığımı söylemeliyim .. En risksiz yer, İstanbul’un da içinde bulunduğu Kuzey Marmara ..

Kumburgaz’da risk küçük, heyelan riski olabilir. 35 kilometrelik bir fay, 6,5 büyüklüğünde deprem riski var ..

Güney Marmara’da Bandırma üzerinden Yenice Gönen’den Ayvacık’a kadar uzanan hatlar var. 1953’te Yenice Gönen kırıldığı için onun kuzeyindeki Sarıköy fay hattında risk taşıyan bölge söz konusu ..

Kuzey kenar fayı ölü bir fay, Kuzey Anadolu Fayı’nın batı kolu Silivri’de başlar, Ereğli sırtını keser, Tekirdağ’dan geçerek, Yunanistan’a kadar giden bir hat ..

2014’te Gökçeada’dan Halkidiki’ye giden hat kırıldı. Bu anlamda Kuzey Marmara ve devamında risk taşıyan küçük bir bölge. Marmara Bölgesi en risksiz yer .. 

Özellikle de İstanbul ve Tekirdağ’ın içinde bulunduğu Kuzey Marmara. Belki de yakın gelecekte Türkiye’nin en risksiz yerlerinden biri İstanbul olacak ..”

🔴 “MARMARA BOYDAN BOYA KIRILACAK, 8,1’LİK DEPREM OLACAK TEZİ ÇÜRÜDÜ”
“Deprem uzmanı” olarak da anılan Üşümezsoy, geçerliliğini yitiren çalışma ve makaleler üzerinden “felaket tellallığı” yaptıkları gerekçesiyle bazı meslektaşlarına da tepkili ..

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy:

“‘8,1’lik deprem olacak, Marmara boydan boya kırılacak’ şeklindeki tezin çürütüldüğü ancak Türkiye’deki bazı isimlerin bunun farkında olmadığını söylemeliyim..

1999 depreminden sonra Marmara Denizi’nin haritasını alıp, ‘burası boydan boya kırılacak’ diyerek makale yayımlayıp ya da yayımlananları kullanıp yaygara kopardılar ama çöp oldu ..

Bu görüşte olanların Marmara’nın en kuzeyini 180 kilometrelik fay olarak gördüklerini hatırlatırım ..

1999 depreminden sonra ‘7’nin üzerinde 3, 7,4’lük ise 2 deprem olacak’ denildi .. Nature’da da böyle bir makale çıktı. Bizzat makaleyi yayınlayanlar arasında olan bilim insanı Ronald Armijo hatalı olduklarını kabul ederek, ‘Bizler o zaman ne fayın yerini ne de depremleri biliyorduk’ dedi .. Ama bizimkiler hatalarından dönmedi. Ne yazık ki ’25 yıl geçti, büyük depreme 5 yıl kaldı, risk büyük’ söylemlerini hala kullananlar var .. 

Bana göre burada 50 kilometrelik bir fay bulunuyor ve bu da en fazla 7 büyüklüğünde depreme neden olabilir .. Bu fay iki parçadan oluştuğu ve İstanbul’a yakın parçasında fay bulunmadığından, bahsedilen büyüklükte yıkıcı bir deprem söz konusu değil .. 

Marmara’da Kumburgaz’da fay var, en fazla 6,5’luk deprem yapar ama söylendiği gibi büyük İstanbul depremine neden olmaz ..

Erzincan’ın doğusundan Yedisu’ya giden fay riskliydi, geçenlerde kırıldı ..

Sivrice yani Hazar Gölü’nün 2 yanında fay var. Doğu Anadolu fay sisteminin parçası demiştim, kırıldı..

Bilim insanlarının çoğu jeolog olarak arazide çalışan kişilerden değil, salt kağıt üzerinden yorum yapan kişilerden oluştuğundan bu nedenle de çokça yanılmaktalar.. ‘Bilimsel makale’ denilen pek çok işi ise “çöp yığını” olarak nitelendiriyorum..”

www.cafemedyam.com
Gölcük depremi / Fotoğraf: AA

🔴 TÜRKİYE’NİN DEPREM BAKIMINDAN EN RİSKLİ YERLERİ NERESİ?

Peki Marmara’da -özellikle de kuzeyinde- düşünüldüğü derecede bir risk yoksa nerede var?

– Prof. Üşümezsoy deprem konusunda riskli şu üç noktaya dikkati çekti:

1- Doğu Anadolu fayının batı kesimi. Malatya ve Adıyaman’a giden bölüm riskli ..

2- Ardahan’a doğru giden yerde risk var ..

3- Erzincan ile Karlıova arasındaki Yedisu fayında risk bulunuyor ..

“İzmirli jeologların Tuzla fayında büyük risk olduğu söylemlerine katılmıyorum”

Ege’deki olası durum da merak konusu. Dönem dönem sallanan, Bayraklı’da yıkıcı sonuçlar doğuran İzmir ve çevre kentlere ilişkin olarak ..

Prof. Üşümezsoy:

“Ege’de parmağın açılarak aralarında çukurların oluşturduğu sistem var. Batıya doğru genişliyor. En kuzeydeki Middilli fayı, Foça çukurunda 6,2’lik depremle kırıldı. Sakı kırıldı. 6,9’luk depremle Bodrum kırıldı. Kırılmayan İzmir’in kuzeyinde körfezdeki fay hattı. İzmir’deki bu fay hattı, Narlıdere sırtlarında oluşan bir fay ve İzmir körfezine açılıyor. Kırılma periyodunu bilemediğimizden ne zaman kırılacağını kestiremiyoruz. Ege’deki tüm faylar kırıldı, Bodrum, Sisam, Midilli…” 

“İzmirli jeologların Tuzla fayında büyük risk olduğu söylemlerine katılmıyorum”

Prof. Üşümezsoy

“Doğanbeyli’deki deprem bunun başlangıcı olarak nitelense de 1688’de kırıldığından, İzmir’de kuzeydoğu girişli Tuzla fayında risk beklenmiyor ..”

“Daha fayların ne zaman ve kaç yılda bir kırıldıkları bile doğru dürüst bilinmiyor”

Türkiye’nin depreme hazırlık konusunda yeterli tedbirleri almadığı da sıkça tartışılan bir konu ..

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy da bu görüşte .. Hatalı yerleşime dikkati çeken Üşümezsoy’a göre en büyük sorun Türkiye’nin deprem hafızasının zayıflığı ..

Verilen kayıpların ve çekilen acıların üstünün örtüldüğüne işaret eden Üşümezsoy, maddi manevi zayiatların bu nedenle katlandığını ifade etti.

Prof. Üşümezsoy, daha fayların özelliklerinin bile doğru dürüst bilinmediği gerekçesiyle tepkili.

Fayların ne zaman ve kaç yılda bir kırıldıkları, şiddetin burada nasıl bir dağılım gösterdiği gibi kritik faktörlerden emin olunup, binaların o etkiye dayanacak şekilde yapılması gerektiğini vurgulayan Şener Üşümezsoy, ağır kayıplar veren İzmir’in Bayraklı ilçesini örnek verdi.

🔴 “ÇİĞLİ VE BAYRAKLI’DA ZEMİN GERÇEK KARA NİTELİĞİNDE DEĞİL, İMAR İZNİ VERİLMEMELİ”
“İzmir ve çevresinde meydana gelen depremler adeta bir test gibi uyarıyor”

– Prof. Şener Üşümezsoy:

” Zeminin imara uygun olmadığı alanlardaki yerleşim tehlikesine dikkati çekmek istiyorum.. Bayraklı gibi yerlerde hasar gören evlerin yeniden yapılarak yaşanılması hatalı ..

Buranın deltadan gelme bir yer olduğu gerekçesiyle çok kötü bir zemininin bulunduğunu ifade etmeliyim .. İmar izninin en baştan verilmemesi gerekirken, depremde hasar gören evlerin bile yeniden yapılıp burada yaşanılmasına tepkiliyim ..

Bayraklı gibi yerlerin zarar görmesi için depremin illa burada gerçekleşmesine gerek bile yok .. Çeşme ya da Sisam’daki depremler en çok Bayraklı’da hissediliyor .. Fayda mesafe önemlidir ama Bayraklı gibi yerler çok uzakta olsa da kötü zeminden dolayı çok hissedilir. Bu tip yerler imara açılmamalıdır. Sadece Bayraklı değil, Körfez’deki depremde yıkılan yerler de aynı şekilde ..”

🔴 “BATAKLIĞA KURULAN ŞEHİRLER MEZAR OLUYOR”
“Yerleşimlerin hem zeminlere göre hem de etkiden uzak olacak şekilde yapılması gerekirken bu durum hiçe sayılıyor”

Prof. Üşümezsoy:

“Bataklığa kurulan şehirler mezar oluyor. Doğal park olması gereken yerlere şehir kuruyoruz. Uzun bir tarihsel süreçte öğrenip köylerimizi yukarı çıkarıyoruz, Gölcük’teki gibi ..

Tabiat yasası ‘en üst yasa’ .. İnsanoğlu ders almama konusunda inatçı davransa da doğanın 250 yılda bir sarsıcı şekilde etkisini gösterdiğini hatırlatayım..”

www.cafemedyam.com
İzmir’in Bayraklı ilçesinde iki yıl önceki bilanço ağır olmuştu / Fotoğraf: AA 

“Çiğli ve Bayraklı çamurdan katılaşmış bir zemine sahip, gerçek kara niteliğinde değil, imar verilmesin”

Şener Üşümezsoy’a göre bazı jeologlar sürekli ‘Büyük deprem olacak’ şeklinde savaş tatbikatı yapar gibi deprem fayları üzerine haberler yapıp korku salsalar da asıl büyük deprem başka yerde gerçekleşecek ..

Ancak bu depremlerin de “uyarıcı” nitelikte olduğunu ve zemin etüdü görevi gördüğünü belirten Üşümezsoy, imar verilmemesi gereken yerleri ise şöyle sıraladı ..

Prof. Üşümezsoy:

“Tuzla fayı denilen, İzmir’e doğru giden, kuzey-güney gidişli bir fay hattını sürekli gündeme getiriyorlar. Ama bu fay Kuşadası Körfezi’ndeki fay sisteminin bir parçası. Yani merkezinde Kuşadası alanından batıya, egeye doğru açılan V şeklinde bir fay sistemi. Güneyinde İkara ve Samos vardı, o depremi sizin yazınızla tanıttık. Kuzeyinde ise Seferihisar’dan Çeşme’nin güneyinden ve Sakıza doğru gidip Ege’ye doğru inen bir fay sistemi var. Onları kesen kuzeydoğu yönünde ikinci bir fay sistemi var. Bu oluşan deprem doğu, kuzeydoğu, güneybatı yönlü giden bir sistem ama İzmir’deki faylarda oluşan bir deprem değl ama en büyük etkisini özellikle daha önce de belirttiğimiz gibi Çiğli ve Bayraklı bölgesinde hissedildi çünkü o bölgeler hep altını çizdiğimiz gibi, çamurdan katılaşmış bir zemine sahip yani Gediz Deltası denize doğru ilerledikçe bir kara oluşturuyor ama o kara, gerçek bir kara niteliğinde değil. Sertleşmemiş tabakalar oluştuğundan orda çok hissediliyor. Çiğli ve kesimindeki alanın riskli olduğunu hep söyledik, imar verilmesin dedik ama bir kat daha yapmanın peşindeler.  Aslında bu depremler test gibi uyarıyor! Zemine ilişkin araştırma sonucu veriyor ve ‘Zemin kötü, imar yapmayalım’ diyor. Diğer taraftan İzmir Körfezi’nin güneyinden Narlıdere kuzey kesimindeki fay hattı bölgesi de hissedilir durumda ama tarihsel depremlerin olduğu Narlıdere fayı değil, Sakız’ın güneyindeki fay. Ama yine de İzmir’in yumuşak zeminli kesimlerinde net şekilde hissediliyor.”

www.cafemedyam.com



Depreme ilişkin bir harita da paylaşan Şener Üşümezsoy, çemberlerin içindeki mavi renkli yerlerin depremi hissedenlerin bulunduğu alan olduğunu dile getirdi ..

Üşümezsoy, yeşilleri ‘kuvvetli hissedenler’, sarıya doğru olan yerleri ise ‘daha kuvvetli hissedenlerin bulunduğu alanlar’ olarak niteledi..

– Prof. Şener Üşümezsoy: 

“Hissedilme alanına detaylı şekilde bakıldığında deprem ağırlıklı olarak Bayraklı bölgesinde daha kuvvetli hissedildi. Çeşme’nin güneyinde ve Sakız’ın doğusunda da kuvvetli hissedildi ..

Renkli bölgeler deprem zeminlerinin kalitesini gösteriyor.. 4,5’luk bir fay ve bu bölgelerden uzak olduğu halde kuvvetli hissedilen bölgeler, zemin etüdü yapar gibi test ettiriyor bize. Yıldız depremin olduğu nokta. Kırmızı çizgiler ise bölgedeki belirleyici ana faylar. Çeşme güneyi ve Sakız fayı, İkara fayı, Sisam fayı ve kuzeydoğu güneybatı girişli açılma transfer fayları..”

www.cafemedyam.com

– Prof. Şener Üşümezsoy: 


“Fay düzleminin çözümüne bakıldığında, projeksiyonda kırmızı çizginin fayı gösterdiğini, okta ise fayın iki yanındaki blokların hareket yönünün görüldüğünü belirtmeliyim..

Bu anlamda haritaya bakıldığında doğu-kuzeydoğu, batı-güneydoğu gidişli bir fay hattında olan bir kırılma, mavi yönlerde bloklar genişliyor, beyaz bölgede ise sıkıştırma kuvvetlerinin ana yönü oluyor. Böyle olunca yaklaşık doğu-batı yönlü bir sıkıştırmayla, kuzeydoğu güneybatı gidişli bir fay, bu bir yırtılma fayını temsil ediyor. Depremin olduğu bölge, güneyde İkara fayı, Sisam fayı, kuzeyde ise Çeşme ve Seferihisar fayını kuzeydoğu yönlü yırtan bir fayı gösteriyor..”

🔴 “BUNDAN SONRA ASIL RİSK, AYDIN, DENİZLİ VE KUŞADASI’NDA”
“Yakın zamanda İzmir’in merkezinde yıkıcı bir deprem görülmeyecek”

– Prof. Dr. Üşümezsoy:

“Kentin kuzeyinde kordon boyunca devam eden fay 350 yıldan beri stres biriktiriyor ..

www.cafemedyam.com
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, haritalar eşliğinde İzmir’deki deprem sonrasında fayların durumunu ve artçıları değerlendirdi / Fotoğraf: AA
www.cafemedyam.com

– Prof. Dr. Şener Üşümezsoy:

“Fay hareketliliği incelendiğinde İzmir açısından yıkıcı başka bir sarsıntının görülmeyeceğini ifade etmeliyim..

İzmir bloğu içinde kuzey güney gidişli, yanal atımlı faylarda bir stres yüklenmesi yok. Bu da bu fayların aktif olmadığını veya bu depremle bağlantılı bir stres yüklenmediğini, bu depremden çıkan stresi alan komşu faylar olmadığını gösteriyor ki, bu da İzmir açısından rahatlatıcı bir olay. Kırılan fay, Samos Adası’nı çevreleyen faylar, sarıyla çevrili faylar. Kuzey-güney gidişli faylar, hem deniz içinde hem karada bulunuyor. Ama İzmir bloğu içinde artçı girişimi görmüyoruz. İzmir bloğunu kat eden kuzey gidişli yanal atımlı faylarda bir aktivite görülmemesi sevindirici..”

www.cafemedyam.com
“Samos’tan kuzeye bakan fay düzleminin üzerindeki kırılmaları görüyoruz”

– Şener Üşümezsoy:

“Sarı-kırmızı paralel çizgiler ise İzmir bloğu (yarımadası) içindeki kuzey güney-gidişli yanal atımlı transfer fayları. Ama onlar için de artçıları görmüyoruz. Artçılar doğu-batı gidişli fay düzlemi içinde yerleşmiş, yani Samos’tan kuzeye bakan fay düzleminin üzerinde kırılmaları görüyoruz”

www.cafemedyam.com
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy / Fotoğraf: Twitter 

Harita üzerinden artçıların şiddetlerini de yorumlayan Jeoloji Mühendisi Üşümezsoy, en yüksek ivmelere bakıldığında Bornova’nın göze çarptığını belirtti..

– Jeoloji Mühendisi Üşümezsoy:

“İçerideki en yüksek şiddet 8, derece olarak düşerek 7,6,5’e doğru düşmekte ve şiddetin azalım eğrilerini görüyoruz, bu anlamda bölgede etkilerini anlamak için bu haritayı renklerle okumak gerekiyor. Kabaca turuncu 8, içeride koyu sarı 7, giderek sarı 6, yeşil 5, mavi de4-5 şiddetinde olduğunu gösteriyor. Geniş bölgedeki uzak etkileri, deprem alnı dışındaki alanda 4-3-2 gibi bir dağılım göstermekte. Buradan çıkan sonuca göre, merkezde küçük bir alan 8 şiddetinde, Körfez 7 şiddetinde, İzmir’e doğru 6 ve 5 şiddetine doğru düşüyor. Yıkımın olduğu zayıf kesimde şidddet bir bükülme yaratıyor, artan bir durum söz konusu. Uzak etkileri, Körfez dışındaki alanda 4-3-2 gibi bir dağılım göstermekte. Depremdeki peak (zirve) yer ivmeleri ve max intensity (en yoğun) etkileriyle en çok ivme ve hızın arttığı kesimler, yıkım yerini işaret etmektedir. Deprem şiddeti, yırtılma merkezinde 8-7-6 diye giderken, İzmir’de 6 ile 5 arasına inmiştir. Peak (zirve) ivmelere baktığımızda, yıkım Bornova ve Söke’de. Bu peak ivmelerin ve şiddetin maksimum arttığı kesimler, Söke’ye doğru giden Dibek yarımadasının vadisinde ve İzmir’in doğusundaki vadide yer almaktadır. Buradaki zeminler, dolgu zemindir.”

www.cafemedyam.com

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Jeoloji Mühendisleri Odası Balıkesir İl Temsilcisi Aysun Aykan ise Türkiye’nin önemli bir bölümünün deprem tehlikesi altında olduğu görüşünde.

Türkiye’nin, dünyanın en aktif tektonik kuşaklarından Alp-Himalaya tektonik kuşağı içinde yer aldığını belirterek jeolojik yapı nedeniyle daima yıkıcı deprem riskinin bulunduğu uyarısı yapan Aykan, sözlerini şu ifadelerle sürdürdü..

www.cafemedyam.com

Aysun Aykan:

“Türkiye’de çok sayıda deprem üretecek fay hatları vardır ve yerleşim birimlerinin çoğunluğu, bu fay hatlarının üzerinde, yakınında veya etki alanında kurulmuş bulunmaktadır. Bu yüzden ülkemizin önemli bir bölümü deprem tehlikesi ve riski altındadır.”

“5,5 ve üzeri büyüklükte deprem üretme potansiyeline sahip yaklaşık 500 diri fay bulunuyor”

Aysun Aykan:

:Türkiye topraklarının üzerinde 7 büyüklüğünde deprem oluşturabilecek çok fazla fay hattı bulunuyor.. Ülkenin “Diri Fay” haritasına bakıldığında 5,5 ve üzeri büyüklükte deprem üretme potansiyeline sahip yaklaşık 500 fay bulunduğunu ifade etmeliyim..

Son yapılan çalışmalara göre şehir merkezinden fay geçen 24 kent bulunuyor..

Bolu, Bursa, Balıkesir, Sakarya, Kocaeli, Manisa, İzmir, Aydın, Muğla, Denizli, Burdur, Kütahya, Eskişehir, Konya, Aksaray, Tokat, Kayseri, Osmaniye, Hatay, Maraş, Erzurum, Hakkari, Erzincan ve Bingöl gibi 24 kentimiz, 80’i aşkın ilçemiz ve 502 mahallemiz doğrudan fay hatları üzerindedir!

“Marmara’da 7,6 büyüklüğünde deprem olabilir”

Prof. Üşümezsoy’un aksine Aykan’a göre Marmara’da risk büyük..

Yapılan bilimsel çalışmalara ve tarihsel dönemde meydana gelen depremler göz önünde bulundurulduğunda 7’nin üzerinde, en fazla ise 7,6 büyüklüğünde deprem ihtimali olduğunu söylemeliyim..

Ayrıca Bingöl, Balıkesir ve Kahramanmaraş’a dikkati çekmek istiyorum..

Bu depremden 28 milyon kişi etkilenecek ..

Olası depremin Marmara denizine kıyısı olan bütün illeri; İstanbul, Balıkesir, Bursa, Yalova, Çanakkale, Kocaeli, Tekirdağ’ı etkileyecek.

Kuzey Anadolu fayının başı olan Bingöl ve Balıkesir, Kahramanmaraş taraflarındaki fay segmentleri de sismik boşluk sınıfında tanımlandığından buralarda yakın gelecekte deprem olacağını gösteriyor; bu yüzden buralara dikkat edilmesi, hazırlık yapılması gerekiyor ..”

“Yalnızca ruhsatsız ve kaçaklar değil, ruhsatlı yapılarda da risk var!”

Kentsel ve kırsal yerleşim alanlarından geçen diri fayların unutulduğu vurgulayan Aykan, güvenli yapılaşmanın ilk adımı olan zemin ve temel etüt raporlarını denetleyen bir yapı kontrol sisteminin kurulmamasından şikayetçi ..

Mevcut mevzuatın uygulanmasını belediyelerin istemediğini ileri süren Aykan, deprem zararlarının etkilerinin azaltılması konusunda birçok ülkede uygulanan “Fay Yasası”nın da olmamasını eleştirdi ..

Kayıplardan ders alınmadığını anımsatan Aykan, yapı denetimi yapılan çok sayıdaki ruhsatlı yapının yıkılması, ağır hasar görmesiyle deprem riskinin sadece ruhsatsız ve kaçak yapılarda olmadığının da görüldüğüne işaret etti.

“Türkiye Afet Risk Azaltma Planı’nı (TARAP) uygulamak şart”

Depremlerin bir doğa olayı olduğu gerekçesiyle gerçekleşmesini doğal karşılayan Aykan’a göre anormal olan gerekli önlemlerin alınmayışı.

Denetim eksikliğine vurgu yapan Aysu Aykan, 2022’de yürürlüğe giren “Türkiye Afet Risk Azaltma Planı’nın (TARAP)” uygulanmasıyla afetlere daha hazır ve dirençli hale gelmenin mümkün olabileceğini sözlerine ekledi. 

© The Independentturkish//Lale Elmacıoğlu

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top
%d blogcu bunu beğendi: