EĞİTİM

LAİKLİK, HEPİMİZ İÇİN!

Mustafa Kemal Atatürk:
“Mümkün müdür ki bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça  diğer kısmı göklere yükselebilsin”

Tarihçi Doç. Dr. Birten Çelik ve tarihçi Prof. Dr. Hakkı Uyar, kadın mücadelesinde laikliğin önemini anlattı.
🔵 İRAN’DAKİ MOLLA REJİMİNE KARŞI EYLEMLER BİR KEZ DAHA ORTAYA KOYDU: LAİKLİK, HEPİMİZ İÇİN!

✅ İran İslam Cumhuriyeti’nde başörtüsü takma kurallarına uymadığı gerekçesiyle ahlak polisi tarafından gözaltına alınan ve işkenceye uğradığı belirtilen Mahsa Amini’nin yaşamını yitirmesi ve ardından başlayan eylemler, laikliğin yaşamsal önemini bir kez daha ortaya koydu..

– Türkiye’de de yankı ve destek bulan eylemler, bir yandan kadınların Cumhuriyet Devrimi’yle özgürleşmesini diğer yandan da özellikle son dönemde tarikat ve cemaatler tarafından hedef alınmasını gündeme getirdi.. 

✅ Osmanlı’da fikirsel düzeyde ve İstanbul’la sınırlı kalan devrimleri yaşama geçiren, üzerine katarak Anadolu’ya yayan ve Anadolu’yu Aydınlanma’ya götüren Cumhuriyet devrimi, Türkiye’yi bölgesindeki ülkeler içinde kadın hakları ve laiklik açısından öne çıkardı..

– Kurtuluş Savaşı’nda kahramanca mücadele eden Türk kadını, savaştan sonra da sürdürdüğü mücadelesiyle devrimde etkin rol oynarken birbirini izleyen devrimler, Laik Cumhuriyeti pekiştirdi..

🔵 ‘KADINLAR HAKLARINI MÜCADELE YÜRÜTEREK KAZANDI’
“ULUS İÇİN ÖNEMLİ”

– Tarihçi Doç. Dr. Birten Çelik:

“Atatürk’ün ‘Mümkün müdür ki bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça  diğer kısmı göklere yükselebilsin’ sözlerinde kendini bulan zihniyet dönüşümü, laik atılımlarla sağlamlaştırıldı.. 

✅ Bu düşünce, dağılmaya başlayan imparatorluğun yerine bir ulus devlet anlayışının oluşturulmasında da önemli görüldü..

– 1913’te kurulan Osmanlı Müdafaa-i Hukuk-ı Nisvan Cemiyeti, kuruluş amacı ile bu anlayışa hizmet etti. Cemiyetin kurucu üyeleri Ulviye Mevlan ve Nezihe Muhittin ile birçok aydın kadın, kadın hakları konusunu hem bastıkları Kadınlar Dünyası dergisinde hem de toplantılarında gündeme getirdi..

– Bu girişimler, Türk Kurtuluş Savaşı’nda önemli roller yüklenen Türk kadınının 1923’te Kadınlar Halk Fırkası kuracak kadar cesaretle hareket etmesini de sağladı..

✅ CHP’den önce kurulan bu parti, kadınlara seçme ve seçilme hakkı istediği için resmi olarak kurulamadı ve Mustafa Kemal Atatürk’ün talebiyle Kadın Birliği adı altında örgütlendi..

– “Kadının yeri evidir, anne olarak ulusuna hizmet etmeli” anlayışının hâkim olduğu ortamda mücadelesini sürdüren kadınlar, Atatürk’ün de desteğiyle 1930’da belediye seçimlerine katılma ve aday olma, 1934’te de eşit yurttaş olarak seçme ve seçilme hakkını elde etti..

– 1920’lerden itibaren Türkiye’de kadınlar, kazanımlarını arttırmak için mücadele etti ve onların mücadelesi Türk devriminin de bir parçasıydı.”

🔵 ‘OTORİTER REJİMLER KADIN ÜZERİNDEN DE TOPLUMA BASKI KURARLAR’
“YAPTIKLARI PAHALIYA PATLADI”

Doç. Dr. Birten Çelik:

“İran’da solun ‘Şah rejimi’nden kurtulmak için mollalara destek verdiğini ancak ‘İslam devrimi’nin ilk olarak solu hedef alarak yok ettiğini belirtmeliyim..

Molla rejimin ilk hedefi kadınlar oldu ve onları kıyafetleriyle sınırladı. Amini’nin öldürülmesiyle başlayan protesto olayları İran’da başta kadın hakları olmak üzere kısıtlanan tüm özgürlüklere karşı bir direnişi başlattı..”

🔵 “CUMHURİYETİN OSMANLI’DAN DEVRALDIĞI SİYASAL VE TOPLUMSAL MİRAS PEK DE PARLAK DEĞİLDİ”
” okumuş, eğitimli yöneticileri bile kadınlara siyasal haklarını vermekte pek de istekli değildi.”

– Prof. Dr. Hakkı Uyar:

“Türkiye’nin tarihsel birikimi, bölgesindeki ülkelerden farklı.. Nüfusun büyük bölümü köylüydü, okuryazarlık oranı çok düşüktü. Dolayısıyla geleneksel/dinsel bir toplum yapısında kadınların siyasal ve toplumsal hayatta rol oynamaları pek de beklenemezdi. İşin daha vahim tarafı ise dönemin okumuş, eğitimli yöneticileri bile kadınlara siyasal haklarını vermekte pek de istekli değildi..”

“Kadına hak vermediniz, bari alkışlamayın yahu”

Prof. Dr. Hakkı Uyar:

“1924 Anayasası’nın tartışmaları sırasında kadınların seçme ve seçilme hakkının gündeme geldiğini, milletvekillerinin itiraz ettiğini ve teklifin ‘alkışlarla’ reddedildiğini söylemeliyim..

Dönemin Kütahya milletvekili Recep Peker, ‘Kadına hak vermediniz, bari alkışlamayın yahu’ tepkisini gösterdi..

Tepkiler nedeniyle saltanatı ve halifeliği kaldıran devrimci ama ‘erkek’ Meclis, kadınlar konusunda devrimci tavır sergileyemedi..

Kadın hakları zamana yayılarak topluma kabul ettirildi.. Karma eğitim, Medeni Kanun ile hukuk eşitliği, seçme ve seçilme hakkına dikkat çekmek istiyorum..”

“Kadınlar, tarihimizde ilk kez görünür hale geldi. Bunu Türk Devrimi’nin getirdiği laiklik ve ümmetten millete geçiş süreci sağladı.”

Prof. Dr. Hakkı Uyar:

“Kadınların seçme ve seçilme hakkını elde etmesinin ardından CHP tarafından önce ‘kadınların parti yönetimine alınması ve delege seçilmesi istendi’, ardından belediye meclislerinde ve köy ihtiyar heyetlerinde kadın oranının yüzde 20’nin altında kalmamasına dikkat edilmesi bildirildi..

Daha sonra da il genel meclisine kadın üyelerin alınması ve CHP’ye kadın üye kayıtlarına hız verilmesi konusuna dikkat çekildi..

Kadınlar, tarihimizde ilk kez 1930’larda eğitim, kültür, siyaset, toplumsal ve ekonomik hayatta gerçek anlamda görünür hale geldi. Bunu Türk Devrimi’nin getirdiği laiklik ve ümmetten millete geçiş süreci sağladı..

Türkiye’de devrim sürecini gerçekleştirirken Atatürk, Milli Mücadele’yi kazanmış, düşmanı ülkeden kovmuş olmanın verdiği karizmaya dayandı..”

“Cumhuriyeti kuranlar dine değil, toplum üzerinde din adına hareket edenlerin tahakküm kurmalarına karşıydı”

– Prof. Dr. Hakkı Uyar:

“Diyanet İşleri Başkanlığı’nın da kurulmasıyla din adamları denetim altına alındı ve siyasetin dışında tutuldu.. Hızlı devrimlerle Ortaçağ kurumları tasfiye edildi..

✅ Cumhuriyetin ikinci yüzyılına girerken Türkiye halen demokrasi, hukuk devleti ve çağdaşlık noktasında ciddi eksiklere sahip. Bunun ana nedenlerinden biri şüphesiz Atatürk ve İnönü dönemi sonrasında kurucu kültürün değerlerinden uzaklaşılması..

– Ancak yine de Türkiye, bölge ülkelerinin çok ilerisinde. Cumhuriyeti kuranlar dine değil, toplum üzerinde din adına hareket edenlerin tahakküm kurmalarına karşıydı. Bugün karşı karşıya olduğumuz tehlikeler, onların ne kadar haklı olduklarını ortaya koyuyor..”

🔵 ATATÜRK DEVRİMLERİ DİNCİLERİN KORKUSU
Ortadoğu’da din baskısının sonuçları görüldükçe Türkiye’de laikliği benimseyenler artıyor

✅ İran’daki kadın eylemleri, kadının toplumdaki yeri kadar İslami açıdan da tartışma yarattı..

– Bazı kesimler İran’daki rejimin “gerçek İslamı yansıtmadığını” savunurken bazı kesimler de İran ile Türkiye arasındaki dini yaklaşım farkına işaret ediyor..

🔵 “İRAN’DA KADINLAR ‘İRAN İSLAM DEVRİMİ’NDEN BU YANA ÖZGÜRLÜK SAVAŞI VERDİ”

– İlahiyatçı ve felsefeci Prof. Dr. Hasan Aydın:

“Devrimlerin dayattığı örtünme yasası ve yaşam biçimi dayatması, daha baştan beri eleştiri konusu..

Bu protestolara ve eleştirilere rağmen örtünme, önceleri devlet daireleri ile sınırlıyken daha sonra tüm kamusal alanlarda zorunlu hale getirildi..

Bugün İran’da sokaklarda kadınların örtünmesini denetleyen ahlak polisleri var; devlet ve İslam adına kadınları irşad ettiklerini (yol göstermek) savunuyorlar..”

✅ İran’da yaşananlar üzerinden dini tartışma yaşanıyor.. Şiilik olarak bilinen İran İslamı, sünni Müslümanlıktan farklı.. Buna karşın uygulamada ortak yönler var..

– Özellikle Sünni Selefi gelenekte, dinsel metinlerin literal anlamlarına sarılanlar, kadınların örtüsüz dışarı çıkmalarını hoş karşılamıyor.. Sünni Müslüman devletlerde, bu yüzden kadın haklarına yönelik büyük kısıtlamalar söz konusu..

– Türkiye’de Selefi kesimler ile tarikatlar, kadının toplumsal yaşama dahil olmasından, eğitim almasından, kimi kadınların başörtüsü takmamalarından epeyce rahatsızlık duyuyor.. Bu konuda sık sık sosyal medya aracılığıyla açıklama yapıyor, kadın özgürlüklerinin artırılmasından şikâyet ediyorlar..”

🔵 ‘ANADOLU HOŞGÖRÜSÜNÜ KORUYOR’

Prof. Dr. Hasan Aydın:

“Tarikat ve cemaatlerin kadın özgürlüklerini hedef alan şikâyetlerinin toplumda etki yaratmadığını söyleyebilirim.. Bunun üç nedeni var..

– İlki; Anadolu İslamının kendine özgü yapısı. Anadolu İslamı, Türk kültürüyle yoğrulmuş bir İslamdır ve tüm Araplaştırma ve İslamlaştırma politikalarına rağmen kendi bilgeliği ve hoşgörüsünü hâlâ koruyor..

– İkincisi; Anadolu bilgeliğine ve Batı Aydınlanma geleneğine dayanan Atatürk devrimleri. Atatürk devrimlerin laik temelleri gereği kadın haklarını öncelemesi, kadının eğitimini, politik özgürlüklerini ve sosyal yaşama katılımını yasal olarak garanti altına alması, kadın hakları bağlamında Türkiye’yi İslam toplumları arasında ayrıcalıklı bir yere oturtuyor..

– Üçüncüsü; laikliğin getirdiği hak ve özgürlükleri gittikçe önemseyen kitlelerin artışı. Özellikle kadınların sosyal yaşama dahil olmaları, Anadolu’da halk kitlelerince önemseniyor ve destekleniyor. Hatta kadınlarımız, kız çocuklarının okumasını, iş sahibi olmasını, kimseye muhtaç kalmamalarını çok önemsiyor. Hatta köklü İslami duyarlılığı olanlar bile elde edilen kazanımlardan vazgeçmek istemiyor.” 

🔵 ‘LAİKLİK PANZEHİR’
“Türkiye’de kadınlara ilişkin çözülmeyi bekleyen pek çok sorun var”

Prof. Dr. Hasan Aydın:

“Çocuk gelinler, namus cinayetleri, kadınların okullaşma oranındaki sayısal düşüklük, kadına yönelik şiddet, kadın istihdamının azlığı, ilk akla gelenler. Bunların acilen çözülmesi gerekiyor. Kuşkusuz çözüm, laik, akılcı ve bilimsel düşünceyle sorunlara yaklaşmaktan geçiyor. Türkiye halkı, Ortadoğu’da din baskısı sonucu yaşanan insan hak ve özgürlükleri ihlallerini gördükçe, laikliğin her türden ayrımcılığın panzehri olduğunu daha yakından kavrıyor ve bu kavrayışı kökleşiyor” . 

🔵 “DİKTATÖREL SİYASAL İSLAMA KARŞI MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

– Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) Başkanı Canan Güllü:

“İran’da yaşananlar üzerinden Türkiye’ye dikkat çekmek, kadınların isteklerine işaret etmek istiyorum..

Türkiye’nin kuruluş vizyonu, çağdaş, demokratik, laik ve hukukun üstünlüğünü gözeten ilkelerden oluşuyor.. Bu da bize kadın-erkek eşitliğinin sağlandığı, parlamenter sistemde yasama, yargı ve yürütme organlarının hukuka aykırı hareket edemeyeceği, bilimi temel alan eğitim ile batıl inançlardan uzaklaşan, din ile devlet işleri arasında kalın bir çizginin varlığının kabul edilerek kamusal alanda çalışmaların yürütülmesini sağlayacak bir duruşu ifade eder. Bu vizyon, anayasanın dört maddesi içinde vücut bulmuş ve değiştirilemeyeceği güvenceye alınmıştır..” . 

‘Yasalarda hissedilir oldu’

Canan Güllü:

“1850’li yıllardan itibaren kadın mücadelesinin temel isteği ‘yasalar önünde eşitlik’.. Yasal olarak sağlanan bu eşitlik ile kadınlar eğitime erişebilecek, birey olduğu kabul edilerek seçecek ve seçilebilecek, yargı önünde şahitliği eşitlenecek ve dogmalarla tarikat ve cemaatlerle sosyal yaşamdan ayrılıp hane içine kapatılmayacaktı..

Geçmişin mücadelesi, Cumhuriyet kurulurken emeğin karşılığını yasal boyutlara eriştiren Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları ile garantiye alınmıştır..

Bizim yasalarımızda iktidarın siyasal İslam ayağının sesi, 2010’dan itibaren hissedilir konuma geldi. Müftüye nikâh yetkisi, erken yaş evliliğinin yapılmasına yol göstericilik, Anayasa Mahkemesi’nin kararı ile resmi nikâh olmadan dini nikâh kıyılması, kadınların kıyafetleri üzerinden hedefleştirilmesine yönelik imam söylemleri ve özellikle Ayasofya camisinin açılışında Diyanet’in laiklik aykırı konuşması ile hız alan kültürel faaliyetlerin yasaklanması…

Aslında İran ve Afganistan’daki arkadaşlarımızın anlattığı süreç, İstanbul Sözleşmesi ile aile ve LGBT’lerin insan haklarına yönelik tavırlar, ülkemizde de ‘şeriat isterük’ diyenlerin varlığını ortaya koyuyor..”

‘GELECEĞİNDE DE VARIZ’

Canan Güllü:

“Özellikle son dönemde, ‘olmayan İslam kuralları ile kadının cinsel obje olduğu ve bu nedenle sakınılması gerektiği’ fikrinin empoze edildiğini, tarikat ve cemaatlerdeki cinsel istismar vakalarının kamuoyuna yansıdığını söylemeliyim..

Zihniyet dönüşümü kadınları da etkiledi.. İtalya’da yönetime seçilen ilk kadın başbakanın kürtaj karşıtı olmasının, kadın hakları açısından eril zihniyet taşıyor olmasının tehlikesinin de farkındayız. Bu, geleceğe geniş perspektiften bakarak haklara sahip çıkmamızı gerektiriyor..

Bizim elimizdeki en iyi avantaj, İran’da yönetime gelen bir cumhurbaşkanı eşinin kurumumuzu ziyaret ederken ‘Sizde yasalarla laiklik, eşitlik güvence altında. Biz de o yok’ demesiydi. Bizdeki güvence kadınlardaki zaman zaman delinse de 100 yıllık bir sahipleniş. Çünkü bu ülkenin kurtuluşunda da kuruluşunda da vardık ve geleceğinde de var olacağız..”

🔵 ‘LAİKLİKTEN ÖDÜN VERMEYECEĞİZ’

Canan Güllü:

“Kadınlar, ‘laiklikten ödün vermeyen bir devlet yönetimi, özellikle artan kadın cinayetleri nedeniyle toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması, öncelikle kesintisiz eğitim için 4+4+4 sisteminin kaldırılarak kız çocuklarının okullaşmasının sağlanması, karar mekanizmalarında eşit kadın temsili, istihdamda var olması adına yasalarla eşitliğin sağlanması’ taleplerini dinlendiriyor..

TKDF’nin de bu yönde mücadele verdiğini belirtmeliyim.. Dünya ile entegrasyon sürecini de yakın takip edip, diktatörel siyasal İslama karşı mücadele etme kararlılığındadır..”

Cumhuriyet// Sefa Uyar

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top
%d blogcu bunu beğendi: