GÜNDEM

GENEL AF BEKLENTİSİ YÜKSELİYOR

GENEL AF OLAMAZ
“İnsanlık teamüllerine aykırıdır.. Bütün modern ülkeler genel af çıkarmıyor. Hapishanelerin sayılarını artırmak, onları modernize etmek şekli konulardır.. Şiddetin artmaması için mücadele edilip edilmediği önemlidir..”

AF TARTIŞMALARI: ,“Toplumsal mutabakatı sağlayarak bir plan ortaya koyulabilir”
🔴 CHP’Lİ ENGİN ALTAY’DAN AF AÇIKLAMASI

– CHP Grup Başkanvekili Engin Altay:

“Toplumsal mutabakatı sağlayarak bir plan ortaya koyulabilir. Ama burada olmazsa olmazlar var. Nedir? Terör suçları, asla… Kadına şiddet, taciz, tecavüz, cinayet… Çocuğa taciz. Uyuşturucu. Bunların affedilmesine, Sayın Genel Başkan’ımız kırmızı çizgiyi koydu..”

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, TBMM’nin yeni yasala yılının başlaması dolayısıyla verilen resepsiyonda, gazetecilerin sorularını yanıtladı..
“MECLİS’İN BİR GRUBU BEN ŞÖYLE BİR ÇIKARIYORUM DİYEREK AF ÇIKARMAMALI”

– Engin Altay:

“Affın bir parti tarafından ortaya koyulması ya da bir partinin mutfağında hazırlanmasından ziyade, parlamentoda grubu bulunan partilerin oturup Cumhuriyet’imizin 100. yılının arifesinde toplumsal mutabakatı sağlayarak bir plan ortaya koyulabilir. Ama burada olmazsa olmazlar var. Nedir? Terör suçları, asla… Kadına şiddet, taciz, tecavüz, cinayet… Çocuğa taciz. Uyuşturucu. Bunların affedilmesine, Sayın Genel Başkan’ımız kırmızı çizgiyi koydu..

Bunun dışında… Cumhuriyetimizin 100’üncü yılı sebebiyle; ‘kader mahkumları’ diye bilinen insanların bu beklentisine cevap vermek, düşünülebilir. Ola da bilir, belki çok da şık olur. Ama toplumsal mutabakat ve parlamento mutabakatı şart. Yani Meclis’in bir grubu ben şöyle bir çıkarıyorum diyerek af çıkarmamalı..”

🔴 HAPİSHANELERDEKİ DOLULUK ALARM VERİYOR, GENEL AF BEKLENTİSİ YÜKSELİYOR
” Siyasetçiler ne düşünüyor..!?”

Kapasitenin üzerindeki duruma karşı izlenecek politika merak konusu..

Salgın gerekçesiyle 2 yıldır sürdürülen açık cezaevi izinleri 31 Mayıs’ta sona erecek, tutuklu ve hükümlü sayısı 314 bini aşacak..

Kovid gerekçesiyle verilen açık cezaevi izinlerinin ardından yaklaşık 100 bin kişi yeniden hapishane yolunda ancak kapasite yetersiz..

✅Özellikle seçimlerin yaklaşmasıyla genelaf beklentisine sıcak bakanlar kadar karşı çıkanlar da var..

Koronavirüs salgını nedeni ile açık cezaevlerindeki mahkumların 2 yılda 12 kez uzatılan izinleri artık yenilenmeyecek..

31 Mayıs 2022 tarihinden itibaren açık cezaevi izinleri sona erecek mahkumlara hapishanelere dönmeleri için tebligat gönderilecek,  dönmeyenler firari sayılacak..

Kovid izinlerinin sona ermesiyle yatak kapasitesinin yetersiz kalma riski bulunuyor..

🔴 100 BİN MAHKÛM İÇİN İZİN SÜRESİ UZAYABİLİR
“AKP, 31 Mayıs’ta sona erecek olan izinlerin yeniden uzatılması taleplerini gündemine aldı..!”

Türkiye gazetesinde yer alan habere göre, AKP’nin Grup Yönetim Kurulunun son toplantısında, Covid-19 izinlerinin uzatılmasına ilişkin değerlendirmeler yapıldı.

  • Grup Yönetim Kurulunun bazı üyeleri:

“2 yıldır dışarıda olanlar, yeni bir hayata başladı. İşe başladılar veya iş kurdular. Bunları yeniden cezaevine göndermek doğru olmaz. Cezaevleri zaten kapasitelerini aştı. İzinlerin uzatılması daha doğru olur..”

Toplantıda, AKP’nin grup yöneticileri, kabinedeki ağırlıklı görüşün bu izinlere son verilmesi yönünde olduğunu, ancak konunun yeniden Erdoğan’la görüşüleceği bilgisini verdi..

Bu kapsamda Adalet Bakanlığı ile temasa geçilecek. İzinlerin uzatılmasına karar verilirse, 31 Mayıs’a kadar adım atılacak..

✅Salgın şartları sebebiyle 100 binden fazla hükümlü bu imkândan yararlanarak, kalan cezalarını dışarıda geçiriyordu. 

🔴 KAPASİTE 275 BİN 843, TOPLAM TUTUKLU VE HÜKÜMLÜ 314 bin 502

✅ Adalet Bakanlığı’na bağlı Ceza ve Tevkifevleri (CTE) Genel Müdürlüğü’nün 5 Mayıs 2022 tarihinde güncellediği verilere göre Türkiye’de..

-269 kapalı ceza infaz kurumu,

-86 müstakil açık ceza infaz kurumu,

-4 çocuk eğitimevi,

-10 kadın kapalı,

-7 kadın açık ve

-8 çocuk kapalı ceza infaz kurumu olmak üzere toplam 384 ceza infaz kurumu var..

Bu kurumların toplam kapasitesi 275 bin 843 kişi.. 

Türkiye’deki tutuklu ve hükümlü sayısına ilişkin veriler, mevcut kapasitenin üzerine çıkıldığını gösteriyor..

✅ Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü verilerine göre Türkiye’de -Kovid-19 iznine ayrılan hükümlüler dahil- 314 bin 502 tutuklu ve hükümlü var..

Bu kişilerin 96 bin 718’i açık ceza infaz kurumunda, 217 bin 784’ü ise kapalı ceza infaz kurumlarında bulunuyor.

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü- görsel 2
Görsel: Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü// www.cafemedyam.com

275 BİN 965’İ HÜKÜMLÜ, 38 BİN 537’Sİ TUTUKLU..!”

✅ Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü verilerine göre infaz kurumlarında kalanların dağılımı:

-Hükümlü sayısı 275 bin 965. Bu kişilerin 264 bin 935’ini erkekler, 10 bin 360’ını kadınlar, 670’ini ise çocuklar oluşturuyor.

-Tutukluların toplam sayısı ise 38 bin 537. Bu kişilerin 35 bin 318’ini erkekler, bin 813’ünü kadınlar, bin 406’sını çocuklar oluşturuyor..

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü- görsel 1
Görsel: Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü// www.cafemedyam.com

Hapishanelerdekilerin yüzde 96’sı erkek..!”

✅ Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Kasım 2021 tarihli açıklamasına göre..

-Cezaevlerinde 266 bin 831 tutuklu ve hükümlü bulunuyordu..

-Cezaevindekilerin yüzde 84,3’ünü hükümlüler, yüzde 15,7’sini de tutuklular oluşturdu.. 

-Ceza infaz kurumu nüfusunun yüzde 96’sı erkekler, yüzde 4’ü ise kadınlardan meydana geldi.

Hükümlü ve tutuklu sayısı -TÜİK.jpg
Hükümlü ve tutuklu sayısı (2011-2020) / Görsel: TÜİK// www.cafemedyam.com

Suç yılı 2019..!”

TÜİK verilerine göre özellikle 2019’da toplam tutuklu ve hükümlü sayısı adeta tavan yaptı..

Sayı 2020 yılında düşse de istisnai bir durum söz konusuydu. Düşüşte, Kovid salgını nedeniyle açık cezaevinde kalan denetimli serbestlik kapsamındaki hükümlülerin izne çıkarılması ve infaz paketinde yapılan düzenlemeyle 90 bin kişiye tahliye yolunun açılması etkili oldu..

Ceza infaz kurumu verileri- TÜİK.jpg
Görsel: TÜİK// www.cafemedyam.com

🔴 AVRUPA KONSEYİ RAPORU: TÜRKİYE EN FAZLA MAHKUM BULUNAN 2. ÜLKE
Avrupa Konseyi’nin çalışması da Türkiye’deki hapishane  nüfusunun  yüksekliğini gözler önüne serdi..

Lozan Üniversitesi’nin Avrupa Konseyi için yürüttüğü SPACE 1 adlı çalışmada yer alan “2020 Ceza İstatistikleri” raporuna göre Rusya 478 bin 714 mahkumla en fazla mahkum bulunan ülke olurken, onu 272 bin 115 mahkumla Türkiye izledi..

✅Türkiye, Avrupa Konseyi’nin 47 üyesi arasında, her 100 bin kişiye düşen tutuklu ve hükümlü sayısında ise ilk sırada yer aldı..

🔴 GENEL AF ÇIKAR MI?

Tutuklu ve hükümlü sayısı arttıkça hükümet düğmeye bastı..

✅ Ülkede son 16 yılda 227 cezaevi açılıp kapasite 275 bine yükseltildi ancak sorun kaynağında çözülmediği için sonuç alınamadı..

Cezaevleri dolup taşarken, siyaset mekanizmasının nasıl bir yol izleyeceği tartışılıyor..

2023 seçimleri öncesi genel bir affın söz konusu olup olmayacağı da merak konusu.. 

Tutuklu ve hükümlülerin durumuna ilişkin yaşananları, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, Türkiye Değişim Partisi (TDP) Genel Başkanı Mustafa Sarıgül ve Şiddetle Mücadele Vakfı Başkanı Adem Solak’la ele aldık..

cezaevi hapishane AA.jpeg

Asıl adı “Şartla Salıverme ve Erteleme Yasası” olan ancak kamuoyunda “Rahşan Affı” olarak bilinen yasa, 22 Aralık 2000 tarihinde Rahşan Ecevit’in önerisiyle çıkartılmıştı..

 Devlete işlenen suçların dışındaki suçlara erteleme ve şartlı salıverme getiren yasa sonrasında 70 bin kişilik cezaevlerinin doluluğu 40 binlere düşmüştü..

Genel af bazı kesimlerin tepkisini çekmiş, cezaevinden çıkan kişilerin bir bölümünün yeniden suça karıştığı da görülmüştü..

“İktidar kanadının adım atmasını bekliyoruz..!”

CHP İstanbul Milletvekili Av. Mahmut Tanal, genel affa ilişkin yorum yapmadı ancak açık cezaevlerindekilerin durumunu değerlendirdi.. 

Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün Kovid-19 izinlerinin mayıs sonunda biteceğini açıklamasıyla birlikte mahkumlar ve aileleri tarafından telefon ve mesaj yağmuruna tutulduklarını aktaran Tanal, bu konuda başından beri kalıcı çözümü savunduklarını ve iktidarın açık cezaevindekilerin durumuna ilişkin adım atmasının şart olduğunu ileri sürdü..

“Onlar öneri getirsin, biz destek verelim..!”

Böyle bir durumda kendilerinin de destek vereceğini kaydeden Tanal, şöyle konuştu..

  • CHP İstanbul Milletvekili Av. Mahmut Tanal:

“2 yıldır dışarıda olup işe giren, kendi işini kuran, evlenen, evlat sahibi olan, en önemlisi hiçbir suça karışmayan, topluma uyum sağlayan insanları, dört duvar arasına hapsederseniz, telafisi imkansız mağduriyetlere yol açarsınız. Yaklaşık 100 bin mahkum ve ailelerinin gözüne günlerdir uyku girmiyor. Belirsizliği ortadan kaldırmamız gerekiyor. Meclis üzerine düşen görevi yerine getirmelidir. Biz bir çözüm önerisi sunduk. Detayları ayrıca konuşulabilir. Şöyle ki: Denetimli serbestlik süresini, bir defaya mahsus olarak, 5 yıla çıkarırsak mağduriyeti engellemiş oluruz. Başka formülleri de konuşmaya hazırız. İktidar kanadının adım atmasını bekliyoruz. Sessiz kalmamalılar. Onlar öneri getirsin, anayasada 41. maddede güvence altına alınan aile kurumunun zarar görmemesi için biz destek verelim.”

Mahmut Tanal3.jpg
“Af konusu siyasi değil, vicdanidir; Affet Türkiyem..!”

Cezaevindekilerin durumunu gündemde tutan isimlerden olan Türkiye Değişim Partisi (TDP) Genel Başkanı Mustafa Sarıgül ise konuyu daha da ileri taşıdı ve genel af çıkarılması gerektiğini savundu. 

Türkiye’nin dört bir yanındaki cezaevlerinden yaptığı çağrısını yineleyerek af konusunun siyasi değil, vicdani bir durum olduğunu ileri süren Sarıgül, “Gelin hep birlikte bir af çıkaralım. Adı da ‘toplumsal barış affı’ olsun. Affet Türkiyem” diye konuştu.

“Toplumsal barış için af..!”

Genel affın ülkede giderek artan “kutuplaşma”nın sona erdirilmesi için de gerekli olduğunu ileri süren Sarıgül, sözlerini şu ifadelerle sürdürdü..

  • Türkiye Değişim Partisi (TDP) Genel Başkanı Mustafa Sarıgül:

“Son yıllarda yaşanan ekonomik kriz, işsizlik, eşitsizlik, haksızlık, geçim sıkıntısı ve kutuplaşma nedeniyle toplum gergin, toplum huzursuz, toplumsal barışa ihtiyacımız var. Artık barışmalı, kucaklaşmalı, birbirimizi affetmeli ve helalleşmeliyiz. Siyasi partilere düşen görev, bu ortamın sağlanmasına öncülük yapmaktır. Cezaevleri dolup taşıyor. Yaşanan ekonomik sıkıntılar, eşitsizlik ve haksızlıklar, maddi ve manevi yıkımlara, hatalara, neden oldu. Cezaevindeki kişi sayısı cumhuriyet tarihinin en yüksek rakamına ulaştı. 271 bin kapasiteli 384 cezaevinde toplam 314 bin tutuklu ve hükümlü bulunuyor. Bu 43 bin kişi yerlerde yatıyor demek, bu başlı başına bir sağlık sorunudur. Bu durum cezaevlerinde hijyen ve beslenme sorunlarına, hastalıklara, intiharlar ve ölümlere neden oluyor. 7 kişilik koğuşlarda 30 – 40 kişi kalıyor. Cezaevleri bırakın ıslah etmeyi en temel ihtiyaçları dahi karşılayamıyor.”

Türkiye’nin vicdanına seslendiğini kaydeden Sarıgül, yaptığı toplumsal af çağrısının destek bulacağına inandığını da sözlerine ekledi.

Mustafa Sarıgül TDP kaynak TDP.jpg
Mustafa Sarıgül / Fotoğraf: TDP // cafemedyam

“Cezaevinden çıkanlar iş bulana kadar devlet yardımı sağlayalım..!”

Mustafa Sarıgül’e göre affın yanı sıra bu kişilere geçmişi geride bırakıp yeni bir sayfa açma fırsatı da verilmeli. Suçlulara, intikam alınması gereken insanlar olarak değil, topluma kazandırılmaları gereken bireyler olarak bakılması gerektiğini savunan Sarıgül, yaptıkları hatalardan ders çıkaran herkesin ikinci bir şansı hak ettiği görüşünde. Sabıka kaydı düzenlemesi yapılarak bu kişilerin iş bulmalarına da yardımcı olunması gerektiğini savunan Sarıgül, “İş bulana kadar devlet yardımı sağlayalım. Mesleki eğitim verelim. İş kurmak isteyenlere kredi desteğinde bulunalım. Psikolojik danışmanlık hizmeti verelim. Toplumla kaynaşmalarını sağlayalım “dedi.

“9 milyon mülteciye 90 milyar dolar harcayan devletimiz, kader mahkumlarına da yardımcı olmalıdır..!”

Mültecilere yapılan yardımlara da değinen Sarıgül, “9 milyon mülteciye 90 milyar dolar harcayan devletimiz, kader mahkûmlarına da yardımcı olmalıdır” ifadelerini kullandı. 

“15 Temmuz darbe girişiminden sonra meslekten ihraç edilen 4 bin 500 hakimin verdiği kararlar şüphelere neden oluyor..!”

Mustafa Sarıgül’e göre yargılamaların hukuka uygun şekilde yapılıp yapılmadığına ilişkin de soru işaretleri var.

Yapılan adli hatalar nedeniyle haksız yere cezaevine düşenlerin bulunduğunu ileri süren Sarıgül, işlediği suç ile aldığı ceza orantısız olan mahkumların durumuna dikkati çekti.

Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın da bu durumu teyit eder nitelikteki bazı açıklamalarına değinen TDP Genel Başkanı, sözlerini şu ifadelerle sürdürdü..

  • Türkiye Değişim Partisi (TDP) Genel Başkanı Mustafa Sarıgül:

“Anayasa Mahkemesi’ne 2021 yılında 66 bin civarında başvuru yapılıyor. Bu başvuruların yüzde 73’ten fazlasında adil yargılanma şikayeti var. 2012 yılından bu yana verilen toplam ihlal kararları içinde yaklaşık yüzde 77 ile adil yargılanma hakkı ihlali birinci sırada. Mahkemeden çıkan her dört ihlal kararından üçünün hatta biraz fazlasının adil yargılanma hakkından veriliyor olması Türkiye’de iyi işleyen bir adliye sisteminin olmadığını gösterir. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra yaklaşık 4 bin 500 hakim meslekten ihraç edildi. Bu hakimlerin verdiği kararlar şüphelere neden oluyor. Devletin görevi adil yargılamaktır. Her ne sebeple, olursa olsun, adil yargılanmadığı için, bir kişinin dahi, özgürlüğünden mahrum kalması, insani ve vicdani açıdan kabul edilemez.”

Cezaevi adalet hapishane AA.jpg

Fotoğraf: AA

“Genel af devlet cinayetidir, aflar yeni failler doğurur..!”

Şiddetle Mücadele Vakfı (HEGEM) Başkanı Adem Solak ise genel af konusunda farklı görüşleri savundu.

Hapishanedeki bireyleri 40 yıldır incelediğini, 6 bin mahkumla çalıştığını ve bu konuda sayısız çalışma yaptığını belirten Solak, Türkiye’nin mağdurlar cehennemine döndüğünü ileri sürdü ve genel affı “devlet cinayeti” olarak niteledi.

“Şartlı erken tahliye sistemine geçilmeli, genel aftan kaçılmalı..!”

Adem Solak, mahkumların suçuna ve olayın özelliğine göre değerlendirilip, şartlı erken tahliye sistemine geçilmesi ancak genel aftan kaçınılması gerektiğini ileri sürdü.

Suça ya da kişiye, fiile, olayın özelliğine ve en önemlisi mağdur tarafın rızasına göre affın gündeme gelebileceğini ancak genel affın hiçbir şekilde söz konusu dahi olmaması gerektiğini dile getiren Solak, şu değerlendirmede bulundu..

  • Şiddetle Mücadele Vakfı (HEGEM) Başkanı Adem Solak:

“Bazı dosyalarda af olur ama şahsa değil devlete karşı işlenen suçlar affedilebilir. Örneğin birey kırmızı ışıkta geçmiştir, tabela kırmıştır, siyasi suç işlemiştir, evrakta sahtecilik yapmıştır, devlet bunları affedebilir. Ama Ahmet’i öldüren Mehmet’i affetme yetkisi ve hakkı devlette yoktur! Devlet bunu nasıl affediyor? Allah, ‘Kul hakkıyla gelmeyin’ diyor. Devlet, Allah’tan büyük mü? Kulun hakkını diğer kul affedebilir. Allah’ın affetmediğini devlet hangi hakla affediyor. Vatandaşın mağdur olduğu yerde hangi yetkiyle faili affediyorsunuz? Böyle bir hak, hukuk yok. Af kararı siyasi kanaatle verilemez. Bu olsa olsa devletin hukuksuzluğudur. Mağdur tarafın rızası var mı?”

Hapishanelerde sayısız çalışmaya imza atan HEGEM Başkanı Solak’a göre mahkumların çoğu da genel affa karşı. Çünkü bu kişiler bedel ödeyip, vicdanları temiz şekilde dışarı çıkmak istiyor ancak cezalarını çekmediklerinde böyle hissetmiyorlar..

“Yeni kişilerin hayatını nasıl riske atarsınız..!?”

Afların suçun katlanarak artmasına ve cezaevlerinin daha da yetersiz kalmasına neden olduğunu dile getiren Adem Solak, geçmişte uygulanan aflara bakıldığında tablonun net şekilde görüldüğünü aktardı.

Çıkan kişilerin ders almadığını ileri süren Solak, hapishaneye düşenlerin yarısından fazlasının cezaevinden çıktıktan sonra yine suç işleyip içeri düştüğünü aktardı.

Bu kişiler arasında çoğunluğu erken çıkanların oluşturduğunu belirten Solak, “Tarihimiz böyle kara lekelerle dolu. Bir insanın hayatı kutsaldır. Yeni kişilerin hayatını nasıl riske atarsınız?” diye sordu.

Prof. Dr. Adem Solak Facebook.jpeg
Prof. Dr. Adem Solak / Fotoğraf: Facebook// www.cafemedyam.com

“Suçla mücadelede yetersiz kalınıyor..!”

Gelişmiş ülkelerde affın olmadığına da değinen Adem Solak, aslolanın şiddeti azaltıcı adımlar atmak olduğunu vurguladı ve hükümetin bu konuda “yetersiz” kaldığını savundu.

Yapılması gerekenin suç işleyenleri salmak değil, önleyici tedbirler almak olduğunun altını çizen Solak, suçun önlenmesinin maliyetinin suç sonrası bedele göre 7 kat düşük olduğunu da sözlerine ekledi.

Suçların kategorilere ayrılması gerektiğini de savunan Solak’a göre şiddetle mücadelede başarılı olunursa suç dosyaları yarı yarıya azalacak. 

🔴 SUÇLARIN NEDENİ TÜRKİYE’DEKİ ŞİDDET KÜLTÜRÜ

Özellikle 2006-2007’den itibaren suç oranlarındaki yükselişe dikkati çeken Solak, “60 binlerden, erken infazla, denetimli serbestlikle bırakılanlar da eklendiğinde 600 binlere çıktı. 400 bine yakın fiili mahkum var. Adliyede 48,5 milyon dosya var, çok yüksek rakam. Bu suçların nedeni Türkiye’deki şiddet kültürü. Şiddete karşı adımlar atmak ve suçu işlenmeden engellemek şart” dedi. 

“Aile Bakanlğı’nın yaptığı cinsiyetler arası bölücülüktür..!”

Aile Bakanlığı’nı da eleştiren Solak, yapılan çalışmaların kadını korumayıp ötekileştirdiğini ileri sürerek “Bakanlığın yaptığı yeni nefretler üretmektir, cinsiyetler arası bölücülüktür. Şiddetle böyle mücadele olmaz. Erkek-kadın nefreti ortaya çıktı. Bakanlıkta şiddetin tanımı, türleri eksik. Kadına şiddet eylem planında tanım, türler eksik” ifadelerini kullandı. 

“Cezaevi doluluğu tartışmalarının Adalet Bakanlığı üzerinden sürdürülmesi yersiz..!”

Son olarak cezaevi doluluğu tartışmalarının Adalet Bakanlığı üzerinden sürdürülmesini “yersiz” bulan Adem Solak, bakanlığın günahı adeta kucağında bulduğu ancak işlerin sorumlusuymuş gibi görüldüğünü ileri sürdü. Solak sözlerini, hapishanelerdeki kalabalıklığın Milli Eğitim, Sağlık, Aile ve Kültür bakanlıklarının yanı sıra Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, kısacası devlet politikalarının meselesi olduğunu belirterek noktaladı..

© The Independentturkish// Lale Elmacıoğlu

🔴 YENİ BİR AF ÇIKARALIM, CEZAEVİNDEN ÇIKAN MAHKUMLARA EKONOMİK DESTEK VERELİM
“9 milyon Suriyeliye bakan Türkiye’min, 250 bin kader mahkumuna da bakacak gücü vardır..!”

Türkiye Değişim Partisi (TDP) Genel Başkanı Mustafa Sarıgül, yeni bir af çıkarılması gerektiğini savunurken, cezaevinden çıkacak mahkumlara ekonomik olarak destek verilmesi gerektiği görüşünü dile getirdi.

Sarıgül, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi. Ülkenin içinde bulunduğu sosyal şartların bir af çıkartmayı gerektirdiğini savunan Sarıgül, 9 Nisan’da af çağrısında bulunduklarını, o günden beri de af çağrılarını yinelemeye devam ettiklerini söyledi.

“Yeni bir af çıkartalım adı da toplumsal barış affı olsun” diyen Sarıgül, cezaevlerinden çıkacak mahkumlara psikolojik ve ekonomik destek verilmesi, vatandaşlarla kaynaşmalarına yardımcı olunması gerektiğini kaydetti.

Mustafa Sarıgül, “9 milyon Suriyeliye bakan Türkiye’min, 250 bin kader mahkumuna da bakacak gücü vardır” diye konuştu.

Türkiye’nin vicdanına seslendiğini söyleyen Sarıgül, oy alma gerekçesiyle bu çağrıyı yapmadıklarını, barış elini kader mahkumlarına uzatma çağrısında bulunduklarını öne sürdü.

Kovid-19 nedeniyle verilen açık cezaevi izinlerinin mayıs ayı sonunda sona ereceğine de işaret eden Sarıgül, “7 kişilik koğuşlarda 30-40 kişi kalıyor, izin sonrası 80 bin kişi cezaevlerine dönecek ve şartlar daha da ağırlaşacak. Zaten iki yıldır bu insanlar topluma alıştılar. Af çıkana kadar bunların sürelerini uzatmamız lazım” ifadelerini kullandı.

“Türkiye huzursuz olursa Avrupa da huzur bulamaz..!”

TDP Genel Başkanı Mustafa Sarıgül, mülteciler ve göçmenlerin giderek milli güvenlik sorunu haline geldiğini, huzursuzluğun hat safhada olduğunu, siyasi sorumluların bunu siyaset malzemesi yaparak gerginliği artırdığını söyledi. 

Avrupa’nın mülteci sorunun Türkiye’nin üzerine yıkıp kenara çekilmesine izin veremeyeceklerini söyleyen Sarıgül, “Avrupa şunu bilmeli, Türkiye huzursuz olursa Avrupa da huzur bulamaz” dedi.

Ekonomi politikalarını da eleştiren Mustafa Sarıgül, vatandaşın geçim sıkıntısı pahalılık ve zamlar altında bunaldığını belirterek, Türkiye’nin son 20 yılda, üretmeden tükettiğini, olanı harcadığını ve sıcak parayı da imar değişiklikleri ile inşaatlara harcadığını belirtti.

TDP Genel Başkanı Sarıgül, “Kredi kartları ile harcama yapmayı zenginlik saydık. Mucize adam ve formüllere gerek yok, zaman ekonomik milliyetçilik zamanı.” değerlendirmesini yaptı.

AA, Independent Türkçe

🔴 GENEL AF BEKLENTİSİ OLUŞTU: GENEL AFFA ABDULLAH ÖCALAN MI ENGEL?
“Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre infaz kurumlarındaki doluluk kapasitenin ü!stünde..!”

271 bin 823 kişi kapasiteli 384 cezaevinde 309 bin 558 tutuklu ve hükümlü var. Kalacak yerin olmadığı cezaevleri nasıl rahatlatılacak?

Diyarbakır Cezaevi’nden bir kare / Fotoğraf: AA

Türkiye’deki cezaevleri kapasitesi aşırı dolmuş durumda.

Tutuklu ve hükümlülerin yatacakları ranzaların konulacağı yer yok.

Binlerce kişi 4 veya 8 kişilik odaların 24’e çıkartılmış olması nedeniyle ancak kendine yer bulabiliyor.

Bu konuda tutuklu ve hükümlü yakınları çok dertli. Kimileri çocuklarının yere serilen yatakların üstünde uyuduğu iddiasında.

Belki fazla abartıyor olabilirler. Kapasite ne kadar aşılmış olursa olsun, hükümlü ve tutukluların yatabilecekleri ranzalar yer ayarlanabilir.

Ancak cezaevlerinde kapasitenin üstünde 37 bin 735 kişinin kaldığı itiraz edilmeyecek bir gerçek.

384 cezaevinde 309 bin 558 kişi tutuluyor..!”

Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün verileri bunu net bir şekilde gözler önüne seriyor..

Kurumun internet sitesinde yer alan “Ceza İnfaz Kurumları İstatistikleri”ne göre Türkiye’de 8’i çocuk kapalı infaz kurumu olmak üzere 384 cezaevi bulunuyor..

Bu cezaevlerinin kapasitesi ise 271 bin 823. Fakat halihazırda cezaevlerinde 309 bin 558 tutuklu ve hükümlü var..

Pandemi nedeniyle yaklaşık 82 bin kişiye izin verildi..!”

Yani mevcut kapasite 37 bin 735 kişiyle aşılmış durumda. Üstelik pandemi nedeniyle de 81 bin 815 kişi ise cezasını izinli olarak evinde çekiyor..

Eğer pandemi sebebiyle bu insanlara dışarı çıkma izni verilmemiş olsaydı cezaevlerinde kalanların toplam sayısı çok daha yükselmiş olacaktı. Bu da Türkiye’yi dünyada ikinci değil birinci sıraya taşıyacaktı..

Ekran Resmi 2022-04-06 13.26.51.png
Görsel / Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü// www.cafemedyam.com

271 bin 163’ü hükümlü, 38 bin 395’i tutuklu..!”

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre infaz kurumlarında kalanların dağılımı şöyle:

Hükümlü sayısı 271 bin 163. Bunların 260 bin 333’ünü erkekler, 10 bin 206’sı kadın ve 624’ü çocuklardan oluşuyor.

Tutukluların toplam sayısı ise 38 bin 395. Tutukluların 35 bin 240’ı erkeklerden bin 819’ü kadınlardan oluşurken bin 336’sı da çocuk.

Bu rakamlar 28 Şubat 2022 tarihiyle güncellenmiş durumda.

Türkiye’de yıllara göre ceza infaz kurumlarında kalan kişi sayısı sürekli artış gösterdi.

Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) göre 2011’de 80 bin 96 kişi olan tutuklu ve hükümlü sayısı 2019’da adeta zirve yaptı.

2019’da cezaevleri kapasitesi bugüne göre daha düşük olmasına rağmen infaz kurumlarında kalan tutuklu ve hükümlü sayısı 281 bin 605 oldu.

Ekran Resmi 2022-04-06 13.27.20.png
Grafik / Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü// www.cafemedyam.com

15 Nisan 2020’de kısmı af çıkarıldı..!’

İşte bu doluluk oranı nedeniyle 2020’de ceza infaz yasasında değişiklik yapıldı..

Milliyetçi Hareket Partisi’nin gündeme getirdiği ve AKP’nin desteklediği değişiklikle o dönemde kabul edilen değişiklikle ilk etapta 40 bin daha sonra toplamda 110 bin kişi tahliye edildi..

Gelinen noktada yine bir tıkanıklık yaşanıyor. Bu nedenle insanlar bir af çıkartılmasını istiyor..

Genel af isteniyor.!”

Aslında ceza infaz kurumlarındaki doluluğu büyük oranda gerçekleştirecek husus bir genel affın kabul edilmesinden geçiyor. Fakat kimse “genel af” talebini ağzına almak istemiyor..

Zira söz konusu bir genel affın İmralı’da tutuklu bulunan ve “terör örgütü kurmak, yönetmek”ten hüküm giyen Abdullah Öcalan’ı da kapsayacağından bu yönde bir öneri gündeme getirilmiyor..

1921’den bu yana kapsamı değişiklik gösteren toplam 52 adet af kanunu çıktı. Bunların arasında “genel af” da yer aldı..

7 Ocak 1922, 26 Aralık 1923, 20 Mart 1924, 26 Ekim 1933, 23 Şubat 1963, 3 Ağustos 1966 ve 15 Mayıs 1974’te olmak üzere toplamda 7 kez genel af ilan edildi..

Bunlara ek olarak kimi yıllarda ise kısmı aflar çıkartılarak cezaevindeki insan sayısı azaltıldı..

DSP’nin iktidarda olduğu dönemde çıkartılan ve adına “Rahşan Affı” denilen kısmı düzenleme dolayısıyla kamuoyunda büyük tepki oluşmuştu

🔴 RAHŞAN ECEVİT: BEN AFFI GARİBANLAR İÇİN İSTEDİM, KATİLLER YARARLANDI

12 Nisan 1991’de ise Terörle Mücadele Kanunu’nun geçici 4. maddesi uyarınca “şartla salıverme” hayata geçirildi. Çıkartılan afların arasında ise en çok “Rahşan Affı” olarak adlandırılan “Şartla Salıverme ve Erteleme Yasası” eleştirildi.

22 Aralık 2000’de Rahşan Ecevit’in önerisiyle çıkarılan, devlete karşı işlenen suçlar dışındaki suçlara erteleme veya şartlı salıverme yasası hayata geçirildi.. Cezaevlerinde yer kalmadığı için çıkarılan af yasasının ardından 70 bin kişilik kapasitesi dolan cezaevlerinin nüfusu 40 bine kadar düşmüştü.

Rahşan Ecevit daha sonra “Ben affı garibanlar için istedim, katiller yararlandı” demişti..

Alaattin Çakıcı çıktı..!”

AKP ise ilk başlarda devlete karşı işlenmiş suçların affedilebileceğini ancak kişilere karşı işlenmiş suçlarda yakınlarının bir inisiyatifte bulunma hakları olduğunu dillendirdi..

Fakat 2020’de gündeme getirilen kısmı afla onbinlerce serbest bırakıldı. 15 Nisan 2020’de kabul edilen “ceza ve güvenlik tedbirleri yasası” ile Alaattin Çakıcı başka olmak üzere pek çok kişi tahliye edildi..

Şimdi yeniden kapasitenin çok üstünde tutuklu ve hükümlü ile dolmuş hale gelen cezaevlerin nasıl boşaltılacağı tartışılıyor..

Tutuklu ve hükümlü yakınları bir “genel affın” çıkması gerektiğini dillendiriyor. Fakat genel affın çıkması halinde bundan Abdullah Öcalan’ın da faydalanacağı biliniyor. Bu nedenle pek “genel aftan” söz edilmiyor..

x720.jpeg
Cezaevlerinde kapasitenin çok üstünde tutuklu ve hükümlü kalıyor / Fotoğraf: AA// www.cafemedyam.com

🔴 CEZAEVLERİNDE ÖCALAN MAĞDURLARI OLUŞTU
“Cezaevlerinde yakınları bulunanlar ise insanların artık “Öcalan mağduru” haline geldiğini iddia ediyor..!”

Yıllardır cezaevleriyle ilgili çalışmalar yapan Şiddetle Mücadele Vakfı (HEGEM) Başkanı Prof. Dr. Adem Solak da ceza infaz kurumlarındaki doluluk oranının çok olduğunu düşünenlerden.

Geçmişte hem “genel af” hem de “kısmı aflar” çıkarıldığını ifade eden Prof. Solak, tutuklu ve hükümlülerin tamamını kapsayacak bir affın insanlık mantığına aykırı olduğu görüşünde.

“Genel af bir kenara bırakıldı, suça göre infaz kabul edildi..!”
  • Prof. Dr. Adem Solak:

“Modern dünyada genel affın bir kenara bırakıldığını artık suça göre infazın kabul edilir hale geldiğini söylemeliyim..

Modern devletlerin anlayışı da böyledir. Herkes aynı kategoriye koymak insani, hukuk ve kamu vicdanı açısından doğru bir şey değildir.. Geçmişte olanların arızalarını bu toplu sosyolojik olarak gördüğü için genel aftan vazgeçildi.. Bundan sonra da öyle bir af şekli olmaz..”

134236_184355518247745_8060854_o.jpeg
Prof. Dr. Adem Solak / Fotoğraf: Facebook// www.cafemedyam.com

“Durumumuz pek iç açıcı değil..!”
  • Prof. Dr. Solak:

“Ceza infaz kurumlarının başka müesseselerle kıyaslanmaması gerekir..

Yani diyelim kapasite yüzdür. İki yüz tane mahkumunuz var. Bunları serbest bırakamazsınız. Bütün dünyada böyledir. Öyle birebir örtüşmez..

Yani mahkum sayıları yüz bin kişi olarak hesaplanır. Buradan bakıldığında mahkum sayımız dünya standartlarına göre yüksek. Yani durumumuz pek iç açıcı değil..”

🔴 PANDEMİNİN BİTİŞİYLE SUÇ ARTIŞI HIZLANACAK
“36 Batı ülkesi arasında ikinci sıradayız..!”
  • Prof. Dr. Adem Solak:

“Amerika Birleşik Devletleri birinci sıradadır. İkinci sıradayız o da açık ara farkla..

Yüz binde hapsedilme sayısı..

*Almanya, Fransa ve İspanya ortalaması 85-90’dır.

*İngiltere ve Galler’de bu oran 145-150 arasıdır..

*Türkiye’de ise 400’ün üzerine çıktı..

Pandemi döneminde herkes evde olduğu için suç işleme oranları düştü. Dolayısıyla cezaevlerine girişte de bir düşüş yaşandı. Pandeminin bitişiyle birlikte suç artışı hızlanarak ilerleyecek. Sıkıntımız daha artacak. Ama genel bir af ile cezaevlerindeki sayının azaltılması olmaz.”

thumbs_b_c_7c4388f678cafb1f39f201f04f2675c0.jpeg
Pandemi nedeniyle yarı açık cezaevlerinde kalanların cezalarını evlerinde çekmeleri için izinli sayıldı. Bu izin 31 Mayıs 2022’ye kadar uzatıldı / Fotoğraf: AA// www.cafemedyam.com

“Şiddetin artmaması için mücadele önemlidir..!”
“Genel bir af olmaz..”
  • Solak:

“İnsanlık teamüllerine aykırıdır.. Bütün modern ülkeler genel af çıkarmıyor. Hapishanelerin sayılarını artırmak, onları modernize etmek şekli konulardır.. Şiddetin artmaması için mücadele edilip edilmediği önemlidir..”

© The Independentturkish// Adem Demir

İLGİLİ HABER

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top
%d blogcu bunu beğendi: