GÜNDEM

TURNİKE SİSTEMİ: ADNAN OKTAR’IN İSTİSMARI SES KAYDIYLA ORTAYA ÇIKTI!

SAVCI MÜTALAADA “TURNİKE” SİSTEMİNİN DETAYLARINI ANLATTI

🟢 ADNAN OKTAR VE ÖRGÜTÜNE YÖNELİK YENİDEN YAPILAN YARGILAMA MÜTALAA AŞAMASINA GELDİ

✅ Savcıya göre iradeleri fesada uğratılarak kandırılan kadınlar örgüte köle yapıldı..

– Kamuoyu, Adnan Oktar örgütünün kadınlarıyla kapatılan A9 TV kanalı sayesinde tanışmıştı 

Adnan Oktar’ın örgüt üyelerine telkini…

– Adnan Oktar:

“Kadınların enaniyetleri yüksek olduğundan İslam’a hizmet edemezler. Bu yüzden kadınlarının kibirlerinin kırılması gerekir. Bunu yapabilmek için de onlarla ‘sindirim sistemlerinden’ cinsel ilişkiye girmek günah değildir. Birden fazla erkekle bu yöntemle ilişki yaşayan kadınların kibirleri kırılır ve onları İslami tebliğe hazır hale getirir.” 


✅ Adnan Oktar liderliğindeki silahlı suç örgütü üyelerinin tekrar edilen yargılanmalarında savcı mütalaasını açıkladı..

Birçok sanık hakkında ceza isteyen savcı, kamuoyunda çokça tartışılan “turnike” sisteminin amaç ve yöntemlerine ilişkin bilgiler de paylaştı..

Şüpheliler, örgüt içinde gerçekleşen cinsel saldırı ve istismar iddialarının gerçeği yansıtmadığını ve rıza dahilinde gerçekleştirildiğini savunmuşlardı..

🟢 SAVCI” “KADINLARIN İRADELERİ FESADA UĞRATILDI VE KÖLELEŞTİRİLDİLER”

✅ Savcı mütalaada, bunun “rıza” kapsamında değerlendirilemeyeceğini, kadın ve kız çocuklarının iradeleri fesada uğratılarak köleleştirildiklerini ifade etti.. 

MÜTALAADA: Bu sistemle, hedef seçilen kadınların ve küçük yaştaki kızların Oktar’ın tüm emirlerini sorgusuz yerine getiren, cinsel saldırı başta olmak üzere hakaret, dayak gibi eylemlerine tepki veremeyen bir “köle/eşya” haline getirilmesinin sağlandığı belirtildi..

✅ Mütalaada, sistemden çıkmak isteyenlerin şu yöntemlerle korkutulduğuna değinildi..

– Kendileriyle ilişkiye girenlerin silahlı olmasının sağladığı korkutucu güç ..

– Örgütten daha önce ayrılan şahıslara sosyal medya üzerinden yürütülen karalama kampanyası ..

– İlişkilerin kayda alınması ve bunun şantaj malzemesi olarak kullanılması ..

– Evlenme vaadinde bulunan örgüt üyesinin, olayları ailesine ve çevresine anlatacağı tehdidinde bulunması ..

🟢 SAVCI: “ONCA İŞKENCEDEN SONRA KURTULUŞU OKTAR’DA ARADILAR “

– SAVCI:

“Onlarca kişinin cinsel saldırısına maruz kaldıktan sonra artık evlenme umudu kalmayan kadınlar sistemden kurtulmanın tek yolunun Oktar’a teslim olmak olduğunu düşündüler..

Sistematik şekilde kişiliği bitirilmiş, psikolojisi bozulmuş hale gelen kadınlar yaşadığı psikolojik ve cinsel şiddetin ardından Oktar’ı bir kurtuluş vesilesi olarak gördü..

Onun da tacizlerine karşı koyamayarak örgüte entegre aşamasında tam teslimiyet yaşadı..”

Savcıya göre sistem onlarca yıl boyunca ardında sayısız mağdur bıraktı; iradesi zarara uğratılarak sistemin içine sokulanların kişilikleri bitirildi, ailelerinden koparıldı, psikolojileri bozuldu ve köleleştirildiler..

– SAVCI:

“Sanıklar ve örgüt yöneticileri, cinsel saldırıların hangi amaçla gerçekleştirildiğini, yapılan dini telkin ve evlenme vaatlerinin mağduru aldatmaya ve aldatılmış rızasını elde etmeye yönelik olduğunu biliyordu. Bu kadınlar, örgütten ayrılma imkanını mental olarak yitirdikten sonra Oktar’ın cinsel tatmini amacıyla sunulmak için kullanılmaya başlandı..”

🟢 SİYASİLERLE DE İLİŞKİ KURDULAR

Bu yöntemle örgüte kazandırılan kadınlar aynı zamanda örgütün insan kaynağı olarak da kullanıldı. Birer eşya mahiyetinde örgütün vitrinine koyularak dış dünyaya bir yaşam tarzı modeli sunuldu. Böylece örgüt daha geniş kitlelere yayılmayı hedefliyordu. Kimileri ise örgütün lobicilik ve uluslararası faaliyetleri kapsamında finans sağlandı. Örgütün hukuk birimi ise örgüte muhaliflerin kişi ve ailelerin sindirilmesi, siyasiler ve kamu ile yakın ilişki kurulması gibi eylemler yaptı. Ancak soruşturma sırasında herhangi bir siyasetçinin ismi dosyaya girmedi..  

 
 

© The Independentturkish// Cihat Arpacık

🟢 ADNAN OKTAR’IN İSTİSMARI SES KAYDIYLA ORTAYA ÇIKTI: 9 YAŞINDAKİ KIZINI VERMİŞ!”

İstanbul’da 2013 yılında 9 yaşındaki öz kızı S.M.’yi tanıştırdığı Adnan Oktar’la evlenmesini isteyip, tacizde bulunmasına göz yumduğu iddia edilen anne Dilek Ç. (45) hakkında 2 ayrı suçtan 26 yıl 6 aya kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı..

Annesinin küçüklük fotoğraflarını örgüte verdiğini iddia eden, şu anda 18 yaşında olan mağdur S.M., o yaştaki çocuğun iddialarına inanılmayacağını düşündüğünden Oktar ve annesinin ses kayıtlarını aldığını belirtti..

S.M. şikayeti nedeniyle örgüt üyelerinin kendisini tehdit ettiğini belirterek, “Biz yaşadığımızdan utanmayalım bunu yapanlar utansın. Cezasının olması gerek” dedi.

“Beni Adnan Oktar’a pazarlayan öz annem Dilek Ç.’den davacı ve şikâyetçi değilim, çünkü her ne olursa olsun o benim annem. Adnan Oktar isimli şahıstan beni yanına zorla getirttiği, cinsel tacizde bulunduğu için davacı ve şikayetçiyim”

MAĞDUR ÇOCUK SES KAYITLARI SUNDU

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan 20 sayfalık iddianamede Adnan Oktar Suç Örgütü’nün kuruluşu ve tarihsel gelişimi anlatıldı..

Olay sırasında 9 yaşında olan müşteki S.M.’nin Emniyet Müdürlüğü’ne sunmuş olduğu ses kayıt incelemesine göre; annesi Dilek Ç.’nin kendisini Adnan Oktar’la evlenmesi için yönlendirdiği, evlenirse boğazda evinin olacağını ve lüks araçların olacağını belirterek Adnan Oktar’ın bu durumda ‘Bir taş ile iki kuş vuracağını’ söylediği belirtildi..

ŞÜPHELİ ANNE: BENİ ALSA KOŞA KOŞA GİDERİM HER ŞEYİMİ BIRAKIP

Şüpheli Ç.’nin mağdur S.M.’yi kast ederek “Verdim gitti” şeklinde söylemlerde bulunduğu anlatılan ses kayıtlarında, Oktar’ın mağdurun yaşının sorun olmadığını ve evliliklerinin de normal bir evlilik olmayacağını söylediği anlatıldı..

Mağdurun “Bana sorulması lazımdı” demesi üzerine şüpheli anne Dilek Ç.’nin “Valla millet hocanın peşinde, hoca senin peşinde, daha ne istiyorsun? Beni alsa koşa koşa giderim, her şeyimi bırakıp” dediği belirtilen ses kayıtlarında, Adnan Oktar’ın mağdur için ‘Sultanım’ diye bahsettiği de ifade edildi..

🟢 OKTAR’IN KENDİSİNE TACİZDE BULUNDUĞU SIRADA ANNESİ DE YANINDAYMIŞ

Mağdur çocuk S.M.’nin ifadelerine de yer verilen iddianamede, İsviçre’de yaşadıkları sırada 8 yaşındayken annesinin kendisi adına sosyal medya hesabı açtığını, kendisinin makyajlı ve bikinili fotoğraflarını bu hesapta paylaştığını ve Adnan Oktar grubunda yer alan kişileri eklediğini söylediği kaydedildi..

Örgüt mensubu olan kişilerin annesiyle iletişime geçtiğini ve Adnan Oktar’ın kendisiyle görüşmek istediğini kaydeden mağdur çocuk S.M. 9 yaşındayken bir gece saat 02.00’da annesinin kendisini uyandırdığını, makyaj yaptığını ve dekolteli elbise giydirerek Adnan Oktar’ın yanına götürdüğünü söylediği ifade edildi..

Adnan Oktar’ın kendisine tacizde bulunduğu sırada annesinin de yanında olduğunu söyleyen S.M., kendisine 13 buçuk yaşından sonra bu evde kalacağının söylendiğini belirtti..

OKTAR’I İSTEMYEN KIZINI TUVALETE KAPATARAK DÖVDÜ

Adnan Oktar’ın kendisine dekolteli kıyafetler aldığını, bunları giymesini istediğini söylediğini kaydeden mağdur çocuk, İsviçre’ye geri döndüklerinde annesinin Adnan Oktar hayranlarına “Benim kızım Mehdi Adnan Oktar’la evlenecek” şeklinde konuştuğunu söyledi..

Oktar’ın yanına gitmek istemediğini annesine söylediğinde şüpheli Dilek Ç.’nin kendisini tuvalete kaparak dövdüğünü vurgulayan mağdur çocuk, bu sebeple korktuğunu ve kendisinden istenileni yapmak zorunda olduğunu ifade etti. Babasının yanına gitmeden yaşadıklarını ses kaydına aldığını söyleyen mağdur çocuk, ses kayıtlarını babasına dinlettirdiğini, velayetini babasının aldığını söyledi..

Devletin kendisini koruduğunu ve annesinin kendisine yaklaşmasını söylediğini kaydeden mağdur çocuk, ifadesinde:

 “Beni Adnan Oktar’a pazarlayan öz annem Dilek Ç.’den davacı ve şikâyetçi değilim, çünkü her ne olursa olsun o benim annem. Adnan Oktar isimli şahıstan beni yanına zorla getirttiği, cinsel tacizde bulunduğu için davacı ve şikayetçiyim” dedi.

ŞÜPHELİ ANNE SUÇLAMAYI KABUL ETMEDİ BABA ŞİKAYETÇİ OLDU

Şüphelinin ifadesine de yer verilen iddianamede şüphelinin ses kayıtlarını ve üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini kaydettiği hatırlatıldı. Mağdur çocuğun babası S.M’nin şikayetçi olduğu vurgulandı.

26 YIL 6 AYA KADAR HAPSİ İSTENDİ

İddianamenin değerlendirme kısmında ise Adnan Oktar’ın 9 yaşındaki mağdur çocuğu 10 kere gördüğü ve tacizde bulunduğu belirtildi. Şüpheli Dilek Ç.’nin Adnan Oktar’a “Aşkım, bir tanem” şeklinde hitap etmediği zaman dövdüğü ve kızı olan mağduru örgüte kazandırmaya çalıştığı belirtildi.

İddianamede şüpheli Dilek Ç.’nin “Kan hısımlığı ilişkisi içinde bulunan çocuğun cinsel istismarı” ve “Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” suçlarından toplamda 14 yıldan 26 yıl 6 aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istendi.

Tutuklu şüpheli önümüzdeki günlerde iddianameyi kabul eden İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak..

🟢 MAĞDUR ÇOCUK DHA’YA KONUŞTU

DHA’ya konuşan ve şu an 18 yaşında olan mağdur S.M. ise Adnan Oktar’ın çok kez cinsel ve sözel tacizine maruz kaldığını belirterek:

“Bunların hepsini ses kaydına aldım, mahkemeye sundum. Çünkü ben anlattığımda kimsenin bana inanacağını, o yaştaki bir kız çocuğuna inanacaklarını düşünmüyordum” diyerek kendisine yapılan tacizin ses kayıtlarında mevcut olduğunu söyledi..

Mağdur S.M.

 “Ben şu an sadece buna ‘dur’ denilmesini istiyorum. Daha fazla bunun hiçbir kız çocuğuna yaşatılmasını istemiyorum. Bunu yaşayan kız çocuklarının da kendilerinden utanmaması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bizim bir suçumuz yoktu. Küçük kız çocuğuydum 9 yaşında ne olduğunun farkında değildim, nasıl olduğunun hiçbir şeyin farkında değildim. Fakat bir şekilde çok şükür kurtuldum. Bu yüzden de 2015’te ifade vermek istedim yeniden dava sürecinde” şeklinde konuştu.

Şikayetçi olmasının ardından örgüt üyelerinin kendisine internette açılan hesaplar üzerinden saldırdığını ve iftiralar atıldığını belirten S.M.:

 “9 yaşındaki bir kız çocuğu nasıl 60 yaşındaki bir adam tarafından tacize uğranılmak ister?” dedi.

ŞİKAYETİNİ GERİ ÇEKMESİ İÇİN ÖRGÜT MENSUPLARINCA TEHDİT EDİLDİĞİNİ İDDİA ETTİ

Örgüt üyelerinin kendisini ve babasını tehdit ettiğini kaydeden S.M.:

 “Çok yoruldum ve devletimizin gerçekten bunun için bir şey yapmasını istiyorum. Çünkü benim gibi birçok insan var ve birçok insan bu adamların yaptığının altında kalıyor. Sırf bu yüzden çünkü kendileri üste çıkıyorlar bir şekilde. Adımıza hesaplar açıp olmayan şeyler yazıyorlar” ifadelerini kullandı.

Öz annesinin kendisinin küçüklük fotoğraflarını örgüte verdiğini vurgulayan S.M. sözlerini şu şekilde sonlandırdı: 

“Ben yaşayamıyorum, ben numaramı kullanamıyorum, ben birine ismimi verirken korkarak yaşıyorum. Birisi bulur görür bir şey olur. Beni yine bulurlar rahatsız ederler diye. Çünkü ben gerçekten tehditlerden çok yoruldum artık. Ben normal bir şekilde yaşamak istiyorum. 18 yaşındaki bir kızın yaşadığı gibi hayatıma devam etmek istiyordum. O yüzden rica ediyorum lütfen bunlara ‘Bir dur’ deyin artık. Bunlar devam etmesin. Biz yaşadığımızdan utanmayalım bunu yapanlar utansın. Cezasının olması gerek. Hiçbir şekilde bunun devam etmemesi gerektiğini düşünüyorum.”

🟢 MAHKEME ‘KİM BU HOCA’ DİYE SORMAMIŞ: ÇOCUKLA EVLENMEYE ÇALIŞAN ADNAN OKTAR

Barış Terkoğlu, Adnan Oktar’la evlendirilmeye çalışan bir çocuğun hikâyesini ve yargılanan “anne”nin mahkemede kendisini nasıl savunduğunu anlattı..

Bir tarafta “Dayanamıyorum” diyerek kendisini aşağıya bırakan bir çocuk.. Öte yanda devlet desteğiyle örgütlenmiş bir cemaat..

Bir tarafta atılmış bir çığlık.. Öte yanda sesleri yumrukla bastıran ensesi kalın adamlar..

Enes’in intiharından sonra tartışma yine başladı.. İktidardakiler cemaat eleştirilerine karşı defansa geçerken, muhalefettekiler cılız konuşmalar yaptı.. En çok da “Enes’in ailesinin rızası var, size ne oluyor” demelerine şaşırdım.. Ailenin rızası her şey mi?

– Biz bu tartışmayı yaparken, gazetelerin iç sayfalarında bir haber vardı. Konu Adnan Oktar cemaati idi. Yargılanan ise bir anne:

“İstanbul’da 2013 yılında 9 yaşındaki öz kızı S.M’yi, tanıştırdığı Adnan Oktar’la evlenmesini isteyip tacizde bulunmasına göz yumduğu iddiasıyla tutuklanan anne Dilek Ç. ilk kez hâkim karşısına çıktı.”

Haber, sosyal medyaya taştı. Oktarcılar liderlerine iftira atıldığını söylediler. Anne Dilek Ç’nin de kendilerini doğruladığını anlatıyorlardı.

“PEKİ, KİM HAKLIYDI?: 11 YAŞINDA EVLİLİK”

Mahkeme kayıtlarına göre S.M., 2003 doğumlu. 2007 yılında İran asıllı babası ile annesi Dilek Ç. boşandı.. Velayet annesinde kaldı. Anne daha sonra yeniden evlendi. İsviçre’ye yerleşti. İki ülke arasında bir hayat sürmeye başladı..

Derken…

Dilek Ç., Adnan Oktar cemaati ile tanıştı. Müridi oldu. Hatırlayın, o günlerde cemaat devletin başköşesinde ağırlanıyor, siyasetçiler cemaat yayınlarında yer buluyordu..

Küçük S.M., başından geçenleri önce dayısına, sonra İran’daki babasına anlattı..
  • S.M’nin avukatının 2014 tarihli şikâyet dilekçesinden aktarayım:

“Davalı anne, henüz 11 yaşındaki S.M’yi 50 küsur yaşında zengin ve nüfuzlu bir adamla imam nikâhlı evlendirmeye çalışmaktadır.”

  • İşte o dilekçede şu ayrıntı dikkat çekiciydi:

“Mağdur küçük ile davalı annesinin konuşmalarını içeren ses kayıtlarını içeren bir adet CD mevcuttur.”

Küçük S.M., annesinin kendisini neye zorladığını büyüklerine anlatabilmek için, konuşmalarını kayıt altına almıştı..

“GİT FERRARİ’YE BİN”

Konuşmaların yer aldığı tutanakları açtım. Gördüklerime inanamadım. Sayfalar dolusu konuşmada, anne, küçük kızını Oktar ile evlenmeye ikna etmeye çalışıyordu..

– İlk kayıtta şöyle:

“Anne Dilek Ç.: Evet, yaşlı bir adam ama kral. Git Porche’ye bin, Ferrari’ye bin, Boğaz’da evin olsun

(…)

S.M.: İşte problem ne biliyor musun? Çok yaşlı ya… Ben evlendiğim zaman benden bir şeyler bekliyor.

Anne: Genç olsa ne oluyor? Aha Salih! Genç, beş parasız yaşıyorlar.

S.M.: Ama çok yakışıklı bir çocuk Salih.

Anne: Mal! Yakışıklı senin giyinmeni sağlıyor mu?

S.M.: Ama işte her şey gerçekten para mı anne?

Anne: Evet! Şimdi küçüksün büyüyünce anlarsın. Benim şimdi hizmetçim olsa, kadın yemeğimi yapsa, temizliğimi yapsa…”

“ANNE, YAN ODADA KALACAK”

Bir başka ses kaydında cemaatten Arzu Ç’nin de dahil olduğu üç kişilik bir konuşma var..

– Nikâh yaşının, “aynı odada kalma” yaşının kaç olduğu tartışılıyor:

S.M.: (Adnan Oktar) 13 buçuk yaşında tamamsın dedi. 11 yaşındayım şu an.

Anne: Hayır buluğa erecek yaşını söylemiş o, iki sene sonra buluğa eriyorsun.

S.M.: Adamın cinleri var ha!

Anne: ‘Adamın’ deme terbiyesiz, ‘hocamın’!

S.M.: Hocamın, hocamızın, canımın, aşkımın!

Anne: E zaten cinleri var, söyledi ya! ‘Cinci talebem var’ dedi. Her şeyi biliyor.

S.M.: 16 yaşında da evlerine gideceğiz beraber dedi. S.M. ile biz aynı, yani ben ve o aynı odada kalacak, annem de yan odamızda kalacak.

Anne: Ay kız! Bana ‘annemiz’ dedi. Kız… Annemiz… Ay uçacaktım neredeyse!

(…)

S.M.: Ama sadece Arzu Abla, benim için problem 58 yaşında olması.

Anne: Ayyy salak! O kudrette bir insan 58 değil, 90 yaşında olsa ne olur? Deli!

S.M.: Yani soruyorum.

Anne: Kızım teknoloji diye bir şey var, yaşlanma mı kaldı? Millet yaşıyor kaç yaşına kadar.

Arzu: Çok büyük fırsat, eşi benzeri yok biliyorsun yani bu dünyada.

(…)

S.M.: Sen niye yan odamızda kalıyorsun, aynı odada kalmıyorsun bizimle, ben onunla aynı odada kalıyorum?

Anne: Kızım bana da nikâh düşmüyor. Ben de aynı odada sizinle kalabilirim. Çünkü annesi olacağım onun.

S.M.: Sana nikâh düşemez. İkimize birden nasıl nikâh yapsın anne?

Anne: Öyle değil, öyle değil, günah olmuyor!”

“VERDİM GİTTİ”

– Uzun konuşmalarda küçük S.M’nin annesinden istenmesi hikâyesi de var:

S.M.: O anda sordu. ‘S’yi verdin mi bize, verdin mi bana’ dedi. O da ‘Verdim gitti’ dedi. Ama orada bana sorulması lazımdı yaa!

Anne: Sus be! Sana ne soracağım?

Anne: 10 yaşında bir çocuğa ne soracak? ‘Bana gelecen’ mi diyecek? Allah Allah!

S.M.: Ama sen gitmeyeceksin anne, ben gideceğim!

Anne: Evet. Valla millet Hoca’nın peşinde, Hoca senin peşinde, daha ne istiyorsun? Beni alsa, ben koşa koşa giderim her şeyimi bırakıp.

Arzu: Ay bu nasıl bir nimettir, farkında ol tatlım. Valla çok büyük bir nimet bu.”

“HOCA ÇOK YAKIŞIKLI”

– Anne Dilek Ç., kızını ikna için uzun konuşmalar yapıyor:

Anne: Zengin bir adam, güçlü bir adam, maddiyati olan bir adam, her anlamda gücü olan bir adam, hayatına bak… Gel benim gibi sürünme. Bulaşık yıka, temizlik yap… Bak görüyorsun herkesin hayatını… Beren’in kocasını gördün mü sen? Ne kadar çirkin bir adam. Beren ne kadar güzel bir kız.

S.M.: Hocayla evleneyim diyorsun?

Anne: Herkes evleniyor çirkin adamlarla. Vallahi Beren’in kocası benim kocamdan çirkin.

S.M.: Ama Hoca da çirkin.

Anne: Hiç de değil, çok yakışıklı!

S.M.: Ama yaşlı!

Anne: Hocam dediklerini duysa ne kadar üzülür biliyor musun! Sana söylüyorum, şu laflarına dikkat et diye, terbiyesiz!”

‘O ÇOK GÜZEL BİR HANIM’

Söz konusu kayıtları dinleyen Türk yargısı ne mi yaptı? Yıl 2014’tü. Oktar cemaati oldukça güçlüydü. Müritleri bakanlarla poz veriyordu…

Mahkemedeki anne baba kavgasında “Kim bu hoca” diye soran olmadı. Adnan Oktar’ın adı, velayet kavgasına karıştırılmadı. Çocuk babaya “mecburen” verildi..

Duruşmadan S.M. ile çıkan baba, taksiye bindi. Hızla İran konsolosluğuna gitti. Oktar’ın adamlarının arabaları, babayı durdurmak için takipteydi. S.M. ve babası gizlice havaalanına giderek Türkiye’yi terk etti..

Dört yıl sonra, 2018 yılında, Oktar cemaatine yapılan operasyonda, bu kez meselelerden biri S.M. idi..

– Küçük S.M’nin Oktar’ın yatağında çekilmiş fotoğrafı, lüks evindeki pozları, televizyonda Oktar’ın S.M. için kullandığı ifadeler dikkat çekti:  

“Dünya tatlısı S… O çok güzel bir hanım, çok güzel bir kız. Şeker, kaymak, bal ve reçelden oluşuyor.”

Cemaatin mensupları artık hapisteydi. Baba, şikâyetçi olması için çağrıldı. O kadar güvenmiyordu ki… Yapılan anlaşmayla polis, Türkiye’ye inen uçağın içine girdi. Babaya kimlik gösterdi. Uçaktan Emniyet’e kadar birlikte gittiler. Küçük S.M. de yeni hayatını sürdürdüğü ülkeden verdiği ifadeyle şikâyetini anlattı..

Cemaatin imamlarından Tarkan Yavaş, yedi aylık firardan sonra yakalanınca, evinden anne Dilek Ç’nin nasıl ifade vermesi gerektiğinin notları da çıktı..

Firardaki anne ise geçen yaz Ankara’da havalimanında yakalandı ve tutuklandı. Geçen haftaki duruşmada kendisini, üçüncü evliliğini Türkiye’de ünlü bir siyasetçinin yakınıyla yaptığını söyleyerek savundu. Tabii bu sözler de tutanaklara girmedi!

Türkiye’nin bilmediği bu olay, üçüncü sayfa haberi olarak geçip gitti. Oysa mesele; güç sahibi, siyasetçilerle iç içe bir cemaatin suçlarından biriydi.. Dini hikâyeler, çocuk evliliğine gerekçe yapılmış, güç ise ikna için kullanılmıştı..

Başı dönen anne, kızını kurtarmak için değil, rızası için çalışmıştı. Hadise cemaat içinden taşmış, yargıya kadar ulaşmış, onlar bile “güçlü cemaate dokunmadan” meselenin üstünden atlamıştı.. 

Kısacası “Annenin ya da babanın oluru var” demek çocukların yaşadıkları çileye sebep olamaz!

Enes ya da S.M… Çocuk çığlıklarına kayıtsız anneler ve babalar. Yüzü güçlüye, sırtı mazluma dönük devletliler… Çocukların fısıltılarını artık duyun!

🟢 “ADNAN OKTAR’IN TALİMATIYLA KADINLARA ‘TURNİKE SİSTEMİ’ KURDUK!”
TURNİKE SİSTEMİ’ İTİRAFI…

✅ Adnan Oktar organize suç örgütüne yönelik açılan 77’si tutuklu 238 sanıklı dava…

Görülen duruşmada etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan tutuksuz sanık S.S.T. dinlendi. S.S.T., Adnan Oktar’ın talimatıyla örgüte yeni katılan kadınların, ‘Turnike Sistemi’ adı verilen olayla toplu cinsel ilişkiye sokulduğunu öne sürdü.

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi karşısındaki görülen 72. duruşmaya tutuksuz sanık “Cinsel istismar” ve “Terör örgütü üyeliği” suçundan yargılanan S.S.T. ile taraf avukatları katıldı. Sanık S.S.T.’nin baskı altında olmadan kendini rahat ifade etmesi için alınan karar gereği duruşma salonuna diğer sanıklar ve izleyiciler alınmadı. 

KADINLARA ÖNCELİK VERİLİYORDU

S.S.T.:

”Ankara’da üniversite okurken 2001 yılında Oktar grubuyla bir kişi aracılığıyla tanıştım..

Bana Harun Yahya kitapları okumamı tavsiye etti. Ben kitapları okuyarak bu grupla yakınlaştım. Harun Yahya kitapçıklarını Ankara’da dağıtmaya başladım, İbrahim Tuncer ile temas halindeydik. 2003 yılları arasında dini tebliğ olayı çok gündemdeydi. ‘Dini tebliğ etmemiz lazım’ diyorlardı ve bayanlara öncelik veriyorlardı.”

https://www.cafemedyam.com/2020/06/27/hem-mafyanin-avukati-hem-ulusalci-kemalist-hukukcu-olunmaz/

KIZI ERKEKLER GRUBUYLA TANIŞTIRMAM GEREKTİĞİNİ SÖYLEDİLER”

S.S.T.:

”Örgüt bize, kadınlarla tanışmamız gerektiğini ve dini kadınlara tebliğ etmemiz gerektiğini söyledi..

O zamanlar dini tebliğ etmek aklımızda. Camide bir kadının telefonunu aldım, bir yandan kız arkadaşım oldu bir yandan da dini tebliğ ediyordum. Adnan Oktar’ı çok övüyorlardı bana. Dini tebliğ etmem gerektiği söyleniyordu, sonra kitapla yapamayacağımı söylediler. Kızı erkeklerden oluşan kardeşler grubuyla tanıştırmamı söylediler. Biz de Oktar’a biat ettiğimiz için o zamanlar dediklerini yapıyordum.”

TURNİKE SİSTEMİNDEN HABERİM YOKTU

S.S.T.:

”Örgüte dini amaçlarla girdim..

Benim turnike sisteminden haberim yoktu. Kız arkadaşımın zamanla üzerine düştüler. Kızın İstanbul’a gidip Oktar’la ve Bora Yıldız’la görüşmesini istediler ama ‘Örgüt isterse fiziksel temasa da başvurabilirler. Kız seni ararsa da açma’ dediler..

Benim içim içimi yedi o zaman. Sonradan öğrendim ki Bora Yıldız kızla cinsel temasta bulunmuş, daha sonrasında Oktar’a götürmüşler..

Beni kızdan uzaklaştırıp artık kardeşlerle görüşüyor dediler. Birisi kızla özel bir yakınlaşma yaşıyorsa, örgüt kızı ondan ayırıyordu. ‘Kızla tek kalma bütün kardeşler görsün’ diyorlardı. Kızı herkesle tanıştırıp ‘turnike’ denen sistemi uyguluyorlardı.”

🟢 ‘‘ASKERLİKTEN SÜREKLİ SOĞUTUYORLARDI BİZİ”

İstanbul’da bir örgüt evine yerleştirildiğini öne süren S.S.T. örgütün kendisini fosil sergisinde çalışmak için işe soktuğunu ve orada dini tebliğlerde bulunmaya devam ettiğini söyledi. S.S.T. askerlik zamanı geldiği zaman ise “Adnan Oktar ‘Sen burada lazımsın. Askerlikten daha önemli işlerimiz var burada. Sen yüksek lisans yap’ dedi. İstanbul Üniversitesi’nde iki defa yüksek lisans yapıp, tez aşamasında bırakıyordum. Bedelli çıkana kadar 5 yıl daha okudum. Askerlikten sürekli soğutuyorlardı bizi” ifadelerini kullandı. 

”KIZ ARKADAŞINI TURNİKEYE SOKACAKSIN DEDİLER”

Oktar’ın programında kadınların dekolte giyinmesine de değinen sanık “Eskiden bayanların dekoltelerle dini anlatma şekli yoktu, biz o bayanların yanından geçemezdik. Göz göze gelemezdik. O zamanlar bu cemaat çok kapalıydı. Yayınlarda dekolte kıyafetler, danslar yoktu. 2012 yıllarında bayanlar artık ifşa oldu. Ben de kendime ‘Burada ne yapıyorum’ demeye başladım. Mustafa Erol’un ifadesinde bir kız vardı. Sürekli bana ‘Onu turnikeye sokacaksın’ diyorlardı, o benim kız arkadaşımdı. Beni günlerce Oktar çağırdı. Oktar beni aşağılayıp ‘Bu kız turnikeye girecek’ dedi. Ben de bir müddet sonra böyle bir şeyi kaldıramadım” şeklinde beyanda bulundu. 

🟢 ‘‘DOKTORLAR VE AVUKATLAR TURNİKE SİSTEMİNE SOKULMUYORDU”

Mahkeme Başkanı sanığa turnike sistemine giren kızların olup olmadığını ve sanığın da bu sisteme girip girmediğini sordu. Sanık da “Bu örgüte kız kazandırmak için turnikeye sokmanız gerekiyordu. Evlilik vaadi veriliyordu kızlara, doğacak çocuklarının ismi bile konuluyordu cemaatte. Kız da bunu kabul ederdi ‘Ama sonra örgütten çıkacağız’ derdi. Kız da bunu kabul ederek erkeklerle birlikte oluyordu. Bora Yıldız bu işin başındaydı. Özellikle Oktar ‘Avukatlara ve doktorlara yönelin’ diyordu. ‘Bunlar ileride işimize yarar’ diyorlardı. Oktar ‘Hem sağlık hem hukuki bakımdan güçlü olmamız gerekiyor’ diyordu. Çok güçlü kişileri turnike sistemine dahil etmiyorlardı. Oktar ‘Onu bana getirin. Önemli bir kadın değilse hem tanışın hem de kardeşlerle cinsel anlamda görüştürün’ diyordu.” şeklinde cevap verdi. 

https://www.cafemedyam.com/2020/04/30/adnan-oktar-cemaatine-dair-her-seyi-anlatti/

”HER GÜN AYNI PASTAYI YEMEYİ SEVER MİSİN?”

Sanık turnike sistemiyle ilgili şu detayları anlattı: “Evde kız arkadaşı olanlar, kızları ikna ettikten sonra kızlar eve kendileri geliyordu. Normal kızlar geliyor önce bel altı olmayan muhabbetler yapılıyordu. Sonra cinsel birliktelik yaşıyordu. Kimse zorla bu işe sokulmuyordu, telkinlerle yapılıyordu. Kızla birlikte olmak için ‘Yemek yeme’ kodu kullanılıyordu, bu kodları Adnan Oktar belirlemişti. Gitmeyen kardeşleri sen eşcinsel misin diye aşağılıyorlardı. O da turnikeye girerdi. Kızlarla ilk dışarıda buluşurlardı. İkinci buluşmada kardeşler anlatılırdı, örgütten bahsedilmezdi ‘Havuzlu evlerimiz var’ denirdi. Üçüncü buluşmada kız eve gelirdi, erkek arkadaşıyla birlikte olurdu. Ciddi ilişkiymiş gibi başlardı, sonra onun tecrübesi artacak ve cinselliğin değerinin olmadığı anlaşılacaktı. Evlenmeden yaşa gör, aklın dışarıda kalmasın mantığını anlatılırdı.  ‘Her gün aynı pastayı yemeyi sever misin? Her gün çikolatalı pasta, limonlu pasta yerseniz sıkılırsınız. Bir gün de muzlu pasta, frambuazlı pasta yiyin’ derdi Adnan Oktar. Kızlar kabul ederdi, tabi ki de kabul etmeyen kızlar da vardı. Kızlar hep evlilik istiyordu”

KIZ ARKADAŞIMIN TURNİKEYE GİRMESİNE RAZI DEĞİLDİM

Örgütten 2014 yılında ayrıldığını itiraf eden sanık “Ayrılırken kız arkadaşıma ‘Ben gidiyorum sen de benimle geliyor musun’ dedim. O da ayrılmak isteyince ayrılıp Ankara’ya geldik, şimdi de evliyiz. Ben kız arkadaşımın turnikeye girmesine de razı değildim. Razı olmayınca bana ‘Seni kızdan koparırız’ diyorlardı Adnan’ın talimatıyla. Ben de kıza söylüyordum” dedi. Sanık turnike sisteminde iki kadınla birlikte olduğunu söyledi, Sanığın ifadelerinin bitmesinin ardından çapraz sorgusu yapıldı. Ara kararını açıklayan heyet, duruşmayı 6 Temmuz’da görülmek üzere erteledi. 

https://www.cafemedyam.com/2020/05/16/sabah-gazetesi-yayin-yonetmeni-adnan-oktar-grubunda-imam-cikti/

İLGİLİ HABER

Cumhuriyet

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top