SIYASET

NECİP FAZIL KISAKÜREK, SULTAN 2. ABDÜLHAMİT İÇİN ‘ULU HAKAN’ DİYEN TESCİLLİ BİR ATATÜRK VE CUMHURİYET DÜŞMANIDIR!

AYNI ANDA KISAKÜREK’E VE ATATÜRK’E SAYGI DUYAMAZSINIZ..!

🌐 Aynı anda Kısakürek’e ve Atatürk’e saygı duyamazsınız ..!
✳ Kitle partileri, elbette toplumun genelinden oy toplamaya çalışır; ancak bu durum Türkiye’de gerçekten çığırından çıktı; seçmenleri aptal yerine koyma aşamasına geldi ..!

İlginç olan şu ki aslında cumhurbaşkanı olarak toplumun tümünü kapsayıcı olması gereken Erdoğan, ucube başkanlık sistemi yüzünden partili cumhurbaşkanı olunca, eskisi gibi yalnızca kendi tabanını hoşnut edecek şekilde politika yapmayı sürdürüyor..

Muhalefet liderleri ise herkese şirin görünmek için adeta yırtınıyor. Örneğin Meral Akşener, birkaç gün önce “ ‘Bütün yollar bitişecek, çoğu gitti, azı kaldı.’ Üstad #NecipFazılKisakürek’i saygı ve rahmetle anıyorum” şeklinde bir tweet paylaştı..

Bunu Akşener yerine Davutoğlu yazsa demediğini bırakmayacak olanlar ise nedense sustu.. Siyaset o kadar kaypaklaştı ki adamına göre tepki verme ikiyüzlülüğü normalleşti..

✳ KESKİN U DÖNÜŞLERİ VE SİYASET..!

Kısakürek, Akşener’in “Kahrolsun istibdat, kahrolsun zulüm, yaşasın özgürlük!” sloganını kullanarak hedeflediği despotik rejimin simgesi Sultan 2. Abdülhamit için “Ulu Hakan” diyen tescilli bir Atatürk ve Cumhuriyet düşmanıdır.. 

Kısakürek’in 1943’te Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreterliği’ne yazı yazıp, kurduğu Büyük Doğu dergisinde CHP ölçütlerinde yayın yapılacağını söyleyerek 5 bin liralık depozito istediği bilinir. Bunun belgesi de var.. 

O tarihlerde Atatürk devrimlerine sahip çıktığı sanılıyordu. Daha sonra CHP’den milletvekili olmak için adaylık başvurusu yaptı ama kabul edilmeyince, Bahçeli’nin 15 Temmuz’dan sonraki U dönüşüne benzer bir dönüş yaparak, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı yazılar yazmaya başladı..

O kadar ki 1946’ya gelindiğinde, Büyük Doğu şeriatı öven ve Cumhuriyet devrimlerine sert eleştiriler yönelten bir içerikle çıkarıyordu; emperyalizm, komünizme karşı dini öne çıkarırken, artık o da laiklik karşıtı olmuş, yeni kurulan Demokrat Parti’ye yanaşmıştı..

✅Erdoğan’ın “en çok Necip Fazıl Kısakürek’ten etkilendiğini”  söylemesinin nedeni de şairin 1946 sonrasındaki dönemidir.. Çünkü Adnan Menderes’e hitaben “Başbakan’ın kölesi olmaktan şeref duyduğunu” ilan eden Kısakürek, siyasal İslamcılığın ideoloğu, teorisyenidir.  

Nitekim Akşener’in yanı sıra Erdoğan, Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu ve Yeniden Refah Partisi lideri Fatih Erbakan da Kısakürek’i anmayı unutmadı..

✅Kumar, içki gibi kötü alışkanlıkları ve paraya olan düşkünlüğü ile sık sık medyanın da gündemine gelen birini anmak için siyasal İslamcılar seferber oldu.. 

Meral Akşener’in coşkusu, aslında milliyetçi sağdan gelen bir siyasetçi olduğu için, beni şaşırtmadı ama aklıma Kısakürek’in CHP’ye hakaretleri geldi. CHP’yi “küfür sıçanı”, “veba deposu sıçan” diye niteleyen şair, bu partinin “gebertilmesi” gerektiğini yazmıştı..

✳ İLKESİZ SİYASET MİDE BULANDIRDI ..!

Hadi diyelim Akşener, ortağına yapılan hakaretleri umursamadı ve Kısakürek’e hayatının son döneminde ülkücü olduğu için sahip çıktı… 

✅Ancak şunu hatırlatalım kendisine: Atatürk’e saygı duyuyorsanız, Kısakürek’e duyamazsınız. İkisi aynı anda olmaz. Necip Fazıl, iyi bir şair olabilir ama siyasi açıdan çizdiği zikzaklar, mide bulandıracak kadar keskindir. 

İlkesizliğin bu derecesinden rahatsız olmayanlar, 6-7 yıl önce Erdoğan’a ağır hakaret eden ama bugün onun en büyük destekçisi olan Bahçeli’den de rahatsız olmuyor demektir.. 

Herkese mavi boncuk siyaseti kabak tadı verdi!

✳ Kısakürek’i saygıyla ananların laiklik yorumu..!
✳ 29 Mayıs’ta yeniden yuvarlak bir masa etrafında bir araya gelen altı muhalefet lideri, 10 maddelik bir bildirge açıkladı..!

Özetleyecek olursak:

– Kuvvetler ayrılığı ilkesine dayalı Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem (GPS)…

– Özgürlükçü bir kamu düzeni…

– Çoğulcu, katılımcı ve özgürlükçü demokrasi…

– Düşünce, ifade ve basın özgürlüğü…

– Sosyal devlet ve gelir adaleti…

– Bağımsız ve tarafsız yargı…

– Üretim ve istihdam odaklı bir ekonomi politikası…

– Siyasi etik reformu…

– Etkin ve itibarlı bir dış politika…

Hepsi olumlu ancak bir ilke daha var:

– O da “özgürlükçü laiklik”!

  • Şöyle yazıyor metinde:

“Ortak hedefimiz, bugüne kadar vatandaşlarımızın elde ettiği insan hakları kazanımlarını daha da ileri götürerek evrensel standartlara tam anlamıyla ulaştırmaktır. Kimseyi yaşamın hiçbir alanında ayırımcılığa maruz bırakmayacak, kimseye de özel bir ayrıcalık tanımayacağız. Kamusal ve özel yaşamda herkesin inanç pratiğine saygılı olmayı özgürlükçü laiklik anlayışın zorunlu bir gereği olarak görüyoruz. Bu bağlamda din ve vicdan özgürlüğü çerçevesindeki kazanımların koruyucusu ve güvencesi olacağız.”

Mart ayında 6’lı ittifak tarafından imzalanan uzlaşma metni konusunda bir yazı yazmış ve laikliğin sadece bir yerde anılarak geçiştirilmesini eleştirmiştim.. 

Bu kez laiklik, metne yine “din ve vicdan özgürlüğü” başlığı altında ve “özgürlükçü laiklik” şeklinde geçmiş. 

Yuvarlak masadakiler, ya laikliğin ne olduğunu bilmiyor ya da biliyor ama anayasal ilke olduğundan onu da anmak zorunda hissettiklerinden, eğip bükerek içini boşaltmaya çalışıyor…

✅Laiklik, doğası gereği özgürlükçüdür. Çünkü laiklik, tarihteki gelişimine de bakarsanız, teokrasi karşıtlığıdır. Teokratik bir devlette vatandaşlık yoktur; tebaa-kulluk vardır ve orada yasaların kaynağı insan aklı değildir. 

✅Laiklik, ülkenin referanslarını dinden almayan yasalarla yönetilmesidir; toplum ve devlet düzeninin akla ve bilime dayanmasıdır. 

✅“Özgürlükçü laiklik” ifadesi ile varılacak nokta ise İslamcılıktan icazet alarak sulandırılmış, esnetilmiş ve içi boşaltılmış sözde bir “laikliktir.”

✳ 6’lı masa, “özgürlükçü laiklik” diyerek,  Erdoğan’ın yaklaşımını benimsemiştir..! 

Unutanlara hatırlatayım:

Tarih 5 Şubat 2011.

O dönemde Başbakan olan Erdoğan, laiklik ilkesinin anayasaya girişinin yıldönümünde şu açıklamayı yaptı..

  • Erdoğan:

“Laiklik ilkesinin özgürlüklerin önünün tıkayan, insan hak ve hürriyetlerinin önüne set çeken, yasakçı bir zihniyetle ele alınması, her şeyden önce çağdaş, özgürlükçü, demokratik bir Türkiye’yi öngören anayasamızın ruhuna ters düşecektir. Laiklik, farklı inanç ve yaşam biçimleri için bir güvence olarak algılanmalı, herkesin yaşam tarzına saygı çerçevesinde, özgürlükçü bir yaklaşımla yorumlanmalı.”

Eline Kuran’ı alıp miting kürsüsünden sallayanların, devlet yönetimine ve yasalara dini referanslar katanların, oturduğu makamı unutup “İslam bize göre değil, biz İslama göre hareket edeceğiz”, “Elhamdülillah şeriatçıyım” diyenlerin, laikliği türban meselesine indirgeyerek yorumlaması şaşırtıcı değil.

Karamollaoğlu’nun, Akşener ve Gültekin Uysal’ın, AKP’nin içinden çıkan Davutoğlu ile Babacan’ın, anayasal ilke olan laikliği çarpıttıkları ortada olsa da yıllardır izledikleri siyaseti düşününce Erdoğan’ın yorumuna katılmalarını garipsemiyorum..

✅ Zaten Necip Fazıl Kısakürek gibi bir siyasal İslamcıyı saygıyla ananların farklı düşünmesini beklemem..

Ancak Kılıçdaroğlu’nun kendi partisinin ilkelerinden biri olan laikliğin İslamcı bir yaklaşımla yapılan yorumuna desteği dikkat çekici.. 

Bu tartışmanın sırası mı diyenlere de yanıt vereyim: 

Yüzlerce sarıklı ve cüppeli hafızın İstanbul sokaklarında tekbir getirerek yürüdüğü ve bu görüntülerin cemaat üyelerince “Şeriat is loading!” diyerek paylaşıldığı, Yargıtay’da dualı açılış töreninin yapıldığı, tarikatlar tarafından kuşatılmış Türkiye için geç bile!

Cumhuriyet// Zülal Kalkandelen

🌐 Necip Fazıl onları yazmak için para alıyordu..!

TBMM’de bütçe görüşmeleri sırasında Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, muhalefete çatarken Necip Fazıl’dan şu alıntıyı yapmış…

  • Nihat Zeybekçi


“Bugün bizim muhalefet iktidarı düşürmek hırsıyla vatanı düşürmeye bile razıdır..”


Bakanın bu sözleri üzerine ortalık birbirine girmiş, milletvekillerinin yumruk yumruğa gelmelerine ramak kalmış..


CHP’lilerin büyük tepkisi söz konusu tümcenin ünlü Büyükdoğu gazetesinde yayımlandığı 1956 yılında Türkiye’de ana muhalefette bugünkü gibi, yine onların bulunmasından kaynaklanıyor..


✅Necip Fazıl, Kadri Gürsel’in önceki gün köşesinde yazdığı gibi, basın özgürlüğünü, demokrasiyi hiçe sayan, bunları kendi baskıcı, yasakçı, dinci ideolocyasını iktidara getirmek için araç olarak kullanmaktan kaçınmayan, Türkiye’de oportünist sağın sık sık başvurduğu, kumarhanede basıldığında oraya “edebi tetkiklerde bulunmak için” gittiğini söyleyebilecek kadar pişkin, temizliği çok kuşku götüren bir kaynaktır..


 Özgür Mumcu, dininin ve kininin davacısı gençlik emeli peşinde olan Necip Fazıl’ın bıraktığı teokratik, totaliter rejim özlemi mirasını anlattı köşesinde..


Basınımızın duayeni, Altan Öymen de anı türünün başyapıtları arasında yer aldığı tartışma götürmez dev eserinin “Öfkeli Yıllar” adlı bölümünde, Necip Fazıl’ın o dönemde iktidarın para vererek istediğini yazdırdığı “besleme basın”ının öncüleri arasında olduğunu anlatır..

Altan Öymen, “Öfkeli Yıllar”ın 461- 465. sayfaları arasında, Necip Fazıl’ın kendi ifadesine dayanarak, önceleri haftalık olarak çıkan Büyükdoğu dergisinde sürekli olarak övgüler düzülen Tevfik İleri’nin aracılığıyla, Başbakan Menderes ile nasıl görüştüğünü ve Büyükdoğu’nun günlük gazeteye dönüşmesi için kendisine nasıl para verildiğini anlatır..


✳ Şimdi Menderes’ten para isteyen görüşmesinden olumlu sonuç almış olan Necip Fazıl’ı dinleyelim..
  • Necip Fazıl Kısakürek:


“… Başvekâletten çıkınca doğru Tevfik İleri’ye koştum ve Başvekille bütün konuşmalarımızı tek tek anlattım ve müjdeyi verdim..


Evet, dedi arkanızdan telefon etti ve o da kısaca anlattı… Siz gelir gelmez kendisini telefonla aramamı istedi..


… Telefon ahizesi Tevfik İleri’nin kulağında:


– Her şeyi anladım. Kendisine anlatır ve onun adına teşekkür ederim..


Tevfik İleri ahizeyi yerine bıraktı ve mes’ut gözlerle bana baktı..

  • Tevfik İleri:


– Size söyleyemediği bir sözü bana söyletiyor. Öğleden sonra Başvekâlete gidecek ve Müsteşar Salih Korur’u göreceksiniz. Size Beyefendi’nin emriyle 5000 lira takdim edecek. Bu gazetenin kuruluncaya kadarki masraflarınız ve rahatınız içindir…”


Ne var ki sonra parayı almak için gittiği Ahmet Salih Korur, Necip Fazıl’ı hiç memnun bırakmamıştır. Necip Fazıl o bölümü de şöyle anlatır..

  • Necip Fazıl Kısakürek:


“… Ankara masonlarının üstadı olan mumaileyh bizden ziyade efendisine beslediği gizli nefret hissiyle paraları her sayışta yüzümüze bir tokat atarcasına elindeki desteden 5000 lira ayırdı ve önümüze doğru itti:
– Al!
Onca kasadarlığı bana ‘sen!’ diye hitap etmesine yetiyordu…”


Ve Necip Fazıl, daha sonra verilecek olanlardan ayrı olarak, gazete çıkana kadar rahatı için verilen 5000 lirayı alır..

Bu olaydan sonra da Necip Fazıl gazetesinde iktidarı öven muhalefete söven yazılar yazmaya koyulur..


Hatta bir ara daha da ileri giderek, akıl da verir..

  • Necip Fazıl Kısakürek:


” İsmet Paşa intihar etmelidir!”


İşte Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin referans gösterdiği Necip Fazıl ile “Büyükdoğu”sunun günlük gazeteye dönüşmesinin öyküsü bu..


✅60 yıl önce Necip Fazıl’a bastırıyorlardı parayı, yazdırıyorlardı istediklerini…


Yani 60 yılda medya cephesinde yeni bir şey yok!


Basına yaklaşımı ve basından referansı bu olan bir iktidarın basın özgürlüğü klasmanında 180 ülke arasında 155’inci sırada olmasında şaşıracak bir yön yoktur..


Hani ne demiş büyüklerimiz:
– Bana referansını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.

Cumhuriyet// Ali Sirmen

🌐 Necip Fazıl’ın Kaleminin Kirası 147 Bin 500 Lira..!

Menemen’deki gerici ayaklanmada öğretmen yedek subay Kubilay’ın (Mustafa Fehmi) şehit edilmesi..


Anadolu Aydınlanması’nı engellemeyi amaçlayan gericilerin kalkışmasını, o süreçte deliğe girmiş yılan, Şeyh Sait’i de hain olarak niteleyen Necip Fazıl Kısakürek..

Kısakürek 1947 yılına kadar edebiyatçı idi. Büyük Doğu dergisinin başlangıçtaki yazarlarına ve İnönü Armağanı adaylığına bakarsanız CHP’ye pek de uzak olmadığı söylenebiliyordu..


Necip Fazıl’ın 26 Kasım 1938’de Cumhuriyet’te çıkan ve Atatürk’e övgüler sıraladığı makalesini de okuyabilirsiniz..

  • İşte o yazıdan iki cümle:


Hiçbir Türk, devlet reisine bütün dünyanın bu türlü bir saygı göstereceğini  ümit edemezdi..

Osmanlı İmparatorluğu’nun yarı dünyaya sahip olduğu devirlerde bile böyle bir ihtirama (saygıya) hedef olabilmiş hükümdar  yoktu..”

18 Nisan 1947 tarihi Kısakürek’in yeni dünyasının başlangıcı oldu denebilir..


Kısakürek de 1947 yılında piyes yarışmasına özgülenen İnönü Armağanı’nın katılımcılarından biriydi..


CHP’nin, özel bir yasa ile koyduğu İnönü Armağanı’nın İ. Galip Arcan, Prof. Sabri Esat Siyavuşgil, Ali Süha Delilbaşı, Bedrettin Tuncel, Kenan Akyüz, Lütfü Ay, Atıf Okay’dan oluşan seçici kurulu

birinciliği, Kısakürek’in “Sabır Taşı”, ikincilik Ahmet Muhip Dıranas’ın “Gölgeleri” ile İlhan Tarur’un “Bir Gemi” adlı eserlerine oy çokluğu ile verildi..


Ama CHP yönetimi ödülü iptal etti..


Kısakürek, yukarıda tarihlediğim dergisinin o sayısında çok sert bir açıklama yayımladı..


CHP yönetimi ile seçici kurulu ağır biçimde eleştirmekle kalmadı  “ödülü hileli bir biçimde iptal eden parti yönetimine dava açacağını” da belirtti..


Necip Fazıl’ın yeni yolu artık “İdeolocya Örgüsü” kapsamında öngördüğü “Başyücelik Emirleri”ni yaşama geçirme çabasıydı..


Bugüne ve kafadarlarına bakarsanız “başarısız oldu” deme olanağını bulamazsınız.

Önce Kadri Gürsel, ardından da Özgür Mumcu, Ali Sirmen Usta, Emre Kongar Hoca, Necip Fazıl’ın ipliğini pazara çıkardılar..


Hem kendi ağzından, hem de kimi anılardan aktardıkları ile Demokrat Parti döneminde Adnan Menderes’in karşıtlarına bazen sövmek, bazen de yermek için kalemini örtülü ödeneğe nasıl kiraladığını anlattılar..


Ben de kiralamanın sekiz yıllık dökümünü yapayım dedim..

✳ İşte Kısakürek’in çoğu ünlü Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri’nin aracılığı ile örtülü ödenekten aldığı kalem kiralarının dökümü ve açıklamaları:


1951: 5000 TL (Başbakan’ın emriyle)
1952: 50.000 TL (Muhtelif tarihlerde)
1954: 18.500 TL
1955: 10.000 TL (Muhtelif tarihlerde)
1956: 34.000 TL (Muhtelif tarihlerde)
1957: 5.000 TL
1958: 10.000 TL (Bir kısmı Tevfik İleri eliyle)
1959: 10.000 TL (Bir kısmı Tevfik İleri eliyle)
Necip Fazıl Kısakürek adına yapılan ödemeler 142 bin 500 lira tutuyor..


Büyük Doğu’nun künyesinde sahiplerden biri olarak görünen eşi Neslihan Kısakürek de 1957 yılında ilki 3000 TL, ikincisi 2000 TL olmak üzere 5.000 TL almış..

Böylelikle örtülü ödenekten alınan kira toplamı da 147 bin 500 liraya yükselmiş..


O süreçteki dolar ya da Atatürk Altını fiyatları ile oranlarsanız muazzam bir para. Yine o yıllarda bütçeden Cumhurbaşkanı ile Başbakan’a ayrılan “Temsil Ödeneği”nin yıllık 3000 lira olduğu da başka bir gerçek..

İstanbul’da gazetecilerin asgari ücretinin 450 TL olduğunu da anımsatayım..

Örtülü Ödenek haber ve yorumları yapan meslektaşlarıma da bir önerim var..


Yüksek Soruşturma Kurulu’nun 1960’ta Başbakanlık Müsteşarı  Ahmet  Salih Korur’un tuttuğu defterleri denetleyen bilirkişisinin raporunu incelerseniz ilginç sonuçlara ulaşabilirsiniz..

Cumhuriyet// Orhan Erinç

🌐 Necip Fazıl Kısakürek Atatürk hakkında kitap yazdı..!
✳ Irak İslami Parti eski Başkanı ve Müslüman Kardeşler’in tanınan liderlerinden Prof. Dr. Muhsin Abdülhamit, Necip Fazıl Kısakürek’le olan anısını anlattı..!

Müslüman Kardeşler’in tanınan liderlerinden olan Irak İslami Parti eski Başkanı Prof. Dr. Muhsin Abdülhamit, usta şair ve yazar Necip Fazıl Kısakürek’in Atatürk hakkında bir kitap yazdığını fakat kitapta kendi ismini kullanmadığını iddia etti..

Muhsin Abdülhamit Abdülhamit, Kısakürek’e Mustafa Kemal hakkında bir kitap yazmasını önerdiklerini, onun da Atatürk ve İslam’a yaklaşımı hakkında farklı isimle Arapça bir kitap hazırladığını ve “Put Adam” ismiyle basılan kitabın eski bir askerin adıyla yayınlandığını iddia etti..

Abdülhamit’in Rudaw’a verdiği röportajdaki ilgili bölüm şöyle..

– 1968’de Suriye üzerinden Türkiye’yi ziyaret ettiniz. Bu sadece bir ziyaret miydi, partinin size verdiği bir görev miydi?

  • Prof. Dr. Muhsin Abdülhamit:

— Bağdat’taki Müslüman Kardeşler liderlerinden biri benden ve mühendis Orhan Muhammed Ali’den İstanbul’a gitmemizi istedi.. Orada Necip Fazıl Kısakürek adındaki büyük Türk şairi ile görüştük..

Necip Fazıl Atatürk’ü iyi tanıyan biriydi. İslami düşüncüleri yüzünden birçok defa yargılanmıştı..

Ona, ‘Arap dünyasının bir kısmı Atatürk’ü İslamı yasaklayan, bir kısmı da büyük bir lider olarak tanıyor. Bu yüzden biz Atatürk hakkında hakikatleri anlatan bir kitap yazmanı istiyoruz’ dedik. O da bu teklifimizi kabul ederek bu kitabı yazdı..

– Peki kitapta Atatürk’ün bilinmeyenlerini anlattı mı..!?

  • Prof. Dr. Muhsin Abdülhamit:

— Evet, O Atatürk’ün bütün bilinmeyenlerini biliyordu. Dört yıl sonra telgrafla bizi Bağdat’a geleceğinden haberdar etti.. 1972 yılında Bağdat’a geldi, havaalanında karşıladık.. Atatürk hakkında “Put Adam” diye bir kitap yazmıştı. Kitap Arap dünyasında çok ses getirdi. Şu ana kadar en az on defa basılmıştır..

– Peki bu kitap yüzünden Türkiye’de sorun yaşamadı mı..!?

  • Prof. Dr. Muhsin Abdülhamit:

— Hayır. Çünkü kitabı Necip Fazıl’ın adına değil emekli bir subayın adına yayımladık.. Bu konuyu daha sonra Türkiye’den bazı arkadaşlarla konuştuk. Hatta Türkiye’den bir dergi geldi ve bu konuda benimle röportaj yaptı.. ‘Neçip Fazıl’ın Atatürk hakkında bir kitabı varmış’ diye sordular. Ben de tüm olanları anlattım. Çünkü kitabı çeviren kişi, ‘benden sonra her şeyi anlatabilirsin’ diye vasiyet etmişti..

🌐 Necip Fazıl Kısakürek kimdir, hangi eğitimleri aldı, eserleri nelerdir..!?
✳ Çocukluğu dönemin ünlü hâkimlerinden olan büyükbabası Mehmet Hilmi Bey’in Çemberlitaş’taki konağında geçti..!

15 yaşına kadar önemli hastalıklar geçirdi. 4-5 yaşlarında iken dedesinden okumayı öğrendi ve büyükannesi Zafer Hanım’ın da etkisi ile tutkulu bir okuyucu haline geldi. Başarılarla dolu eğitim hayatının ardından unutulmaz bir Türk şair olarak adını edebiyat tarihine altın harflerle yazdırdı. Necip Fazıl Kısakürek kimdir? Necip Fazıl Kısakürek hangi okullarda okudu? Necip Fazıl Kısakürek eserleri nelerdir?

1904 yılında İstanbul’da Maraşlı bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelen Necip Fazıl’ın babası o sırada hukuk öğrencisi olan ve daha sonraki yıllarda Bursa’da âzâ mülazımlığı, Gebze savcılığı ve Kadıköy hâkimliği görevlerinde bulunan hukukçu Abdülbaki Fazıl Bey, annesi Girit ensarlarından bir ailenin kızı olan Mediha Hanım’dı. Ailenin tek çocuğu idi. Ailesi ona “Ahmet Necip” adını verdi. Necip adını, babasının büyükbabası Necip Efendi’den aldı. Necip Fazıl Kısakürek kimdir? Necip Fazıl Kısakürek ailesi kimler? Necip Fazıl Kısakürek nerede eğitim aldı? Necip Fazıl Kısakürek eserleri nelerdir?

✳ NECİP FAZIL KISAKÜREK EĞİTİM HAYATI..!

Necip Fazıl Kısakürek, 26 Mayıs 1904 günü İstanbul’da doğdu. Babası Abdülbaki Fazıl Bey, annesi ise Mediha Hanım’dır..

Dini eğitimini babasından alan Necip Fazıl, öğrenimine mahalle mektebinde başladı..

✅1912 yılında ise Gedikpaşa’daki Fransız Frerler Okulu’na girdi. Bir süre sonra bu okuldan ayrılarak Amerikan Koleji’ne kaydoldu. Fakat bu okuldan atılması üzerine eğitimine Emin Efendi Mahalle Mektebi’nde devam etti..

Ardından önce İstanbul Büyük Reşit Paşa Numune Mektebi’ne oradan da Rehber-i İttihat Okulu’na gitti..

Ailesinin Heybeliada’ya taşınmasından dolayı Heybeliada Numune Mektebi’ne geçti.. Daha sonra ise Mekteb-i Fünun-u Bahriye-i Şahane’ye girdi..

✅Hocaları arasında Yahya Kemal ve Hamdullah Suphi gibi isimler vardı. Şiire olan ilgisi artan Necip Fazıl, “Nihal” isminde haftalık bir dergi çıkardı..

1921 yılında Darülfunun Felsefe Şubesi’ne kaydoldu. Bu okulda birçok ünlü edebiyatçı ile tanıştı. “Yeni Mecmua” dergisinde şiirleri yayınlandı.. 1924 yılında aldığı bursla Paris’teki Sorbonne Üniversitesi’ne girdi. Burada Henri Bergson’la tanıştı..

✅Türkiye’ye döndükten sonra Felemenk Bahr-i Sefid Bankası’nda ve Osmanlı Bankası’nın çeşitli şubelerinde çalıştı. 1929’da İş Bankası Ankara Şubesi’nde görev yaptı..

✳ NECİP FAZIL KISAKÜREK HANGİ DERGİLERİ YAYIMLADI..!?

Necip Fazıl, 24 yaşındayken yayımladığı ikinci şiir kitabı Kaldırımlar ile tanınmıştır..

1934 yılına kadar sadece şair olarak tanınmış ve o devirde Türk basınının merkezi olan Bâb-ı Âli’nin önde gelen isimleri arasında yer almıştır..

1934 yılında Abdülhakîm Arvâsî ile tanıştıktan sonra büyük bir değişim yaşayan Kısakürek, 1943-1978 arasında 512 sayı yayımlanan Büyük Doğu Dergisi yoluyla İslamcı görüşlerini kamuoyuna duyuran ve Büyük Doğu Hareketi’ne önderlik eden bir şairdir. Dergi, Türkiye’de antisemitizmin yayılmasında öncü bir rol oynamıştır..

17 Eylül 1943’te “Büyük Doğu” dergisinin ilk sayısını çıkardı. Dergi zaman zaman kapatıldıysa da 1978 yılına kadar yayın hayatına devam etti..

Necip Fazıl Kısakürek, 25 Mayıs 1983’te vefat etti..

İLGİLİ HABER

Ahmet Necip Fazıl Kısakürek (26 Mayıs 1904, İstanbul – 25 Mayıs 1983, İstanbul), Türk şair, romancı, oyun yazarı ve İslamcı ideolog.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top