GÜNDEM

KERBELÂ: KATLİAMIN ACISI UNUTULMADI

‘Kerbela savaşı bir demokrasi savaşıdır. İyiliğin ve kötülüğün arasındaki farkı anlamak için Kerbela bize yol gösteriyor. O gün din ile devlet işleri ayrıldı.’

🌐 İMAM HÜSEYİN, HAK ADINA KERBELA’YA GİTMİŞTİR ..!
✳ Kerbela, bâtıla karşı Hak duruşun adıdır..!

✅ İnsanlığı yoluna davet etmek için Kur’an-ı Kerim’ini tebliğ vazifesi ile görev verdiği Resulünü yanına aldıktan sonra Nübüvvet yolu son bulmuş, velayet yolu başlamıştır..

– Velayet yolunun başı da İmam Ali’nin olduğu Gadir-i Hum’da Allah’ın emri, Peygamber Efendimiz tebliği, 120 bin sahabenin şahitliği ile ilan edilmiştir.

Velayet, İslam tarihinde hep tartışmalara konu olmuş ve doğruyu ortaya koymakta İslam âlimleri tarihten bugüne fikir ayrılığına düşmüşlerdir..

✅ Bu konu hakkında çok kısa fikir teatisi yaparak farklı bir yaklaşımla belli verileri ortaya koyacak olursak; 

– Ebu Süfyan’ın ömrü Allah’ın Resulü Peygamber Efendimiz’le uğraşmakla geçmiştir..

– Ebu Süfya’nın öz oğlu Muaviye’nin ömrü İmam Ali ile uğraşmakla geçmiş..

– Muaviye’nin öz oğlu Yezid de İmam Hüseyin’i katlettirmiştir..

Hakkı ortaya koymak adına ne taraf Hak ne taraf batıl kararı size bırakıyorum.. 

Diğer taraftan birçok ispat ortaya koyabiliriz. Lakin en belirgini salâvattır.

✅ Allah salâvatında “Allahümme Salli Ala Muhammed ve Ala Ali Muhammed” İslam’ın özünü ortaya koyarak Muhammed’inin ardından Ali’sini ilan etmiştir..

Yakın tarihimizde bu konuda en sağlam fikirleri ayağı yere basan delilleri ile Merhum Prof. Dr. Haydar Baş hocamız ortaya koymuştur..

Türk milletini her fırsatta uyarmış, ömrü de hak adına mücadeleyle geçmiştir. Şu dönemde de dik duruşu ile ortaya koyduğu hak ve hukuk anlayışı ile Hüseyni duruşun sembolü Hüseyin Baş olmuştur..

Bu yolda da Haydar Baş hocamızın bıraktığı yerden üstüne koya koya hız kesmeden yol almaktadır..

✅ Peygamber Efendimizin Hak’ka yürümesinin ardından İmam Ali ile velayet yolu başlamıştır.

– İmam Hasan ve İmam Hüseyin’in ardından diğer hak imamlar velayet yolunu devam ettirmiştir..

İmam Hüseyin döneminde Kerbela’da, maymunlarla oynayan, aile efradıyla ilişkiye giren, çarşamba günü cuma namazını kıldıran Yezid’in, İslam ümmetine halife olamayacağının dünyaya haykırıldığı gün olmuştur..

Bugün dahi Hak adına Kerbela’ya giden İmam Hüseyin’in şahadeti konuşuluyor, Yezid’in şahsi kaygıları uğruna yaptığı vahşet anlatılıyorsa, bu İmam Hüseyin’in hak İmam olduğunun da ispatıdır..

✳ Konuyu iyi anlamak adına kaseti biraz geriye saracak olursak;

✅ Peygamber Efendimiz hanımı Ümmi Seleme annemizin evinde İmam Hüseyin’in şahadet şerbetini içeceğini söylemiştir.

– Kâsedeki toprağın kanlandıkça Hüseyin’inde şahadete yürüyeceğini belirtmiştir.. 

Kerbela’da Yezid soyu tarafından İslam karşıtı tavırlar, halka yapılan zulümler baş gösterince Can Hüseyin’e halk tarafından yazılan mektuplar çoğalınca İmam Hüseyin Kerbela’ya gitme kararı alır..

Bu esnada Ümmi Seleme annemiz Hz. Hüseyin’i yanına çağırır. Ve ona; “Hüseyin Kerbela’ya gitme. Seni şehit edecekler. Deden bu kâsedeki toprağı göstererek içindeki toprak kanlandıkça Hüseyin şahadet şerbetini içecek demişti” der..

Hüseyin şahadet şerbetini içeceğini bile bile cevabı şu olur:

“Olsun. Ben dedemin emaneti Kur’an-ı Kerim’i tebliğ için Kerbela’ya gideceğim..”

Ardından Kerbela’ya Hak adına 73 yareni ile gider.. 

✅ Dini, halifelik koltuğu uğruna kullanan Hakkı tanımayan zihniyet Hz. Hüseyin Efendimizi, 72 ok ve kılıç darbesi ile şehit ettikten sonra onun mübarek vücudunu çırılçıplak bıraktılar, başını gövdesinden ayırdılar, mızrağa taktılar ve bedenini atlara çiğnettiler..

– Hz. Hüseyin mazlumdu. Çünkü 72 yareni ile çıktığı yolculukta, şahadete yürüyeceğini bile bile 30 bin kişilik Yezid’in ordusu ile savaşmış; kanını, yapılan yanlışlıklara Kurân-ı Kerim’i tebliğ etmek adına çıktığı bu kutlu yolda ikaz için esirgememiştir..

Allah, Hak’kı unutan insanlığa Kerbela’da İmam Hüseyin’le hatırlatmıştır.?

İmam Hüseyin dedesinin emaneti Kur’an-ı Kerim’i tebliğ etmek adına şahadet şerbetini içeceğini bile bile Kerbela’ya hesapsız gitmiş, Kerbela’da Hak ile batılın ayrıldığı yer olarak hafızalara kazınmıştır..

✅ Kerbela olayının önemli iki yönü mevcuttur. Zorbalık, batıla sapma, Hakkı tanımama ve vahşete karşı dik duruş, hakkı ortaya koymak ve mazlumiyet vardır. 

– Hz. Peygamberin Hakka rıhletinin üzerinden henüz yarım asır geçmişken meydana gelen bu vahşet, İslam ümmetinin rayından çıkışının da ispatı olmuştur.

İmam Hüseyin’in canı ile verdiği mücadele, zulme karşı başlattığı kıyam, helalin ve haramın birlikte yaşandığı bir zamanda doğruların ortaya çıkması adına gerçekleştirilmiştir..

Bilerek ölüme gitmesi, kendisine nasbedilen imamet makamı konusunda halkı ayıktırmak içindir..

İmamet makamının mutlak sahibi olmasından ve kendinin dışındakilerin mutlak batılda olmasındandır..

Nasbedilmiş imam olduğunun ispatı, kanı ile verdiği bu mücadele ve şahadetidir.. 

Buradan hareketle İmam Hüseyin dedesinin Hak mücadelesinin devamı adına Kerbela’ya gidince yaşananlar batılın ortaya çıkmasına vesile olmuştur..

Allah insanlığa unutamayacağı bir olayla kendini hatırlatmış, batılı da net ortaya koyarak bir kez daha uyarmıştır..

Ondan dolayı Kerbela’yı çok iyi anlamak, algılamak ve yaşamak gerekir. Şayet Kerbela’da olup bitenler doğru yorumlanmaz ve nesillere doğru aktarılmaz ise hak ve bâtılı ayırma noktasında doğru adım atmamış oluruz.

✅ Kerbela sadece bir kesimin tutacağı yas değildir. Kerbela bütün Müslümanların yasıdır. Kerbela Hak ile bâtılın keskin çizgiyle ayrıldığı yerdir. Kerbela imandır..

– İmam Hüseyin şehadet şerbetini içeceğini bildiği halde, Yezid ve soyunun Allah’ın emrini, Peygamberimizin emanetleri Ehli Beyt ve Kur’an-ı Kerim’i yok sayarak ortaya koyduğu alçakça bâtıl tavra karşı ortaya koyduğu HAK duruştur. Kısaca Kerbela, bâtıla karşı Hak duruşun adıdır..

Kerbela doğru anlaşılırsa kime Hz. denilip, kime denmeyeceği noktasında çok önemli bir hazineye sahip oluruz..

✅ “Hepsi İslam’a hizmet ediyordu” mantığı tamamen İngiliz ve Yunan ajanlarının ortaya koyduğu bir tavırdır. Müslüman tavrı “Hâk Hüseyin, bâtıl Yezid’dir” mantığıdır.

– İslam coğrafyasında birçok yerde bu mantık hâkim olmadığı için karışıklık eksik olmuyor. Şayet İslam coğrafyası Hak’kı yaşamış olsa bu coğrafyayı kimse bugünkü kadar kolay kullanamazdı..

Gelecek nesillerimize Hak ile batılı çok iyi anlatmamız kaçınılmazdır. Hakkı yaşamak o kadar kolay değildir..

Hakkı yaşamak için Kur’an-ı çok iyi anlamak, Peygamberimizi çok iyi anlamak ve Hak yol Ali yolunu çok iyi anlayıp, yaşamaya çalışmak gerekmektedir..

✅ “Ben Ali’yi çok seviyorum” mantığı mükemmel bir mantıktır. Her daim her Müslüman İmam Ali’yi, İmam Hasan’ı, İmam Hüseyin’i sevmek zorundadır.

– Ama sadece sevmek yetmiyor. Onlar gibi yaşamaya çalışmakta gerekmektedir..

İmam Hüseyin Kur’an-ı Kerim üzre yaşamıştır. Bir santim dahi taviz vermemiştir. Ondan dolayı Kerbela olayını bütün Müslüman âlemi çok iyi algılaması gerekir.

– Allah birdir. Hz. Muhammed Allah-u Teâlâ’nın kulu ve Resulüdür. Peygamber efendimizden sonraki Müslümanlığın İmamı Allah’ın emri, Peygamberimizin Gadir-i Hum’da ki tebliği ile velayetin başı İmam Ali’dir.

✅ İmam Hüseyin’de Peygamberimizin torunu, Hz. Fatıma & Hz. Ali’nin evladı. Hak İmamlardan bir tanesidir..

Hz. Peygamber (sav) Veda Hutbesi’nde, “Size iki emanet bırakıyorum, birisi Allah’ın kitabı Kur’an-ı Kerim diğeri Ehl-i Beytimdir. Bunlara sıkıca sarılırsanız kurtuluşa ereceksiniz” demiştir..

Hz. Peygamber (sav), “Ehli Beyt’im Nuh’un gemisi gibidir. Ona binen kurtulur. Binmeyen boğulup helak olur” diyerek tek hak yolun Ehl-i Beyt olduğunu ortaya koymuştur..

Allah hepimize her daim hak yolunda olmayı nasip, Hüseyni duruştan santim şaşmadan hayat sürmeyi nasip eylesin..

✅ Bu arada da Cem evlerine yapılan saldırıyı kınıyor. Toplumuzu birbirine düşürmek isteyen güçlere karşı sağduyu tek yumruk olmaya davet ediyorum.

Şu mübarek Muharrem ayında oyuna gelmeden bir- beraber kardeşliğin büyüyerek arttığı bir ortamı sağlayalım. Emelleri kötü olanları oyunlarında boğalım.

Buradan hareketle Müslüman âleminin Muharrem ayını tebrik eder, tutulan oruçların yapılan duaların kabul ve makbul olmasını dilerim..

İsmail Çetin// Independent Türkçe

İLGİLİ HABER

🌐 SALTANATLA KİMSESİZLERİN MÜCADELESİ: KERBELÂ ..!
✳ Kerbelâ olayı, trajik yönünün yanı sıra alçakgönüllülük, sevgi, erdemli yaşam, haksızlığa karşı mücadele ve baş eğmezliğin de sembolüdür ..!

Ulusların köken ve geçmişlerinde söylenceler vardır. Toplumları bir arada tutan en önemli etkenlerden biri de ortak bir söylenceye sahip olmaktır. Onlara gerektiğinde cesaret, erdem, ahlak, dürüstlük vb. duyguları aşılamak için dilden dile aktarılarak gelen bu söylencelerin çoğunluğunun tarihsel gerçekliği yoktur, irrasyoneldirler. Buna karşın toplumlar bu söylencelere inanır; bir arada olmak, ortak değerler etrafında toplanmak, hedef belirlemek ve mücadele etmek için bu söylencelerle motive olurlar.

İslam dininde ise bu durum bir söylenceye değil, yaşanan somut olaylara dayanır. Bunların en önemlisi ise Kerbelâ’dır.

Kerbelâ katliamı, Müslümanlık tarihinde yaşanan en acı olaylardan biridir. Ama yalnızca Müslümanların değil, tüm insanlık tarihinde yaşanmış en acı olaylardandır. Yabancı araştırmacı Gibbon’un dediği gibi “Yıllar sonra bile insanlar nerede olurlarsa olsunlar Hüseyin’in bu trajik ölümü en soğukkanlı okuyucuyu bile üzecektir…” 

🌐 EVRENSEL NİTELİKTE ..!

Kerbelâ olayı bu trajik yönüyle birlikte, alçakgönüllülük, sevgi, erdemli yaşam, haksızlığa karşı mücadele ve baş eğmezliğiyle de bir sembol olarak tarihte yerini almıştır. Hz. Ali’den başlayarak tüm ehlibeyt, kendilerini topluma adamalarıyla, Hak ve halk uğruna mücadele edip şehit olmalarıyla evrensel nitelikte büyük simgelerdir. 

Hz. Ali, Sıffin Savaşı’nda savaşı kazanmak üzereyken Muaviye’nin ordusunun mızraklar üzerine Kuranıkerim’den sayfalar takarak yürümesi karşısında durmuş ve işin hakem aracılığıyla çözülmesini kabul etmiştir. Çünkü önemli olan siyasal bir hırs ve arzuyu gerçekleştirmek için savaşı kazanmak değil, Allah’ın kelamına uygun davranmak, dürüstlük, ahlak, adalet, sevgi ve saygı ilkelerini yaşatmak ve yaymaktır. Tüm hayatı boyunca bu ilkelere uyan Hz. Ali’den de başka türlü davranması beklenemezdi. Nitekim tüm ehlibeyt ve “On İki İmamlar” da bu inanç, düşünce ve duygularla yaşamış, davranmışlardır.

Kerbelâ olayını anlamaya çalışırken dönemin şartlarını ve ilişkilerini de göz ardı etmemek gerekir. Aynı kabile içinde ve aynı soydan gelenlerin (Haşim ile Umeyye) arasındaki rekabet çok daha eskilere dayanmaktadır. Bu rekabet daha sonraki kuşaklarda, özellikle peygamberliğin Haşim’in torununa gelmesinden sonra Emevi soyu tarafından bir düşmanlığa dönüştürülmüştür. Yezit’in dedesi Ebu Sufyan Hz. Muhammed ile babası Muaviye ise Hz. Ali ile uğraşmış ve savaşmıştır. Yezit de keza Hz. Hüseyin’le bunu devam ettirmiştir. Emevi soyu zaman zaman diğer soyların da desteğini alarak yönetime egemen olmak için insanlık dışı yöntemleri uygulamıştır. 


“Zalimin zulmüne karşı çıkmamak, mazluma yapılacak en büyük kötülüktür. Ben zalimlerle birlikte varlık içinde yaşamayı alçaklık sayarım. Zalime karşı gelerek bulacağım ölümü ise yücelik sayarım…”

Hz. Hüseyin


🌐 70 KEZ ÖLDÜRÜLSEK DE ..!

Hz. Hüseyin’in uğrunda mücadele ettiği değerlerle Yezit’in mücadele ettiği değerler bambaşkaydı. Bu durumu en yalın haliyle iki tarafın da kendilerine bağlılık gösterenlerin, bu bağlılık karşısında ne beklediklerine bakıp anlayabiliriz: 

“Yezit, Hüseyin’i öldürmeleri için halkı teşvik ettiğinde ona dediler ki “Karşılığında ne gibi meblağ vereceksin?” Ama Hüseyin’in ashabı diyordu ki “Biz seninleyiz. Eğer yetmiş kez öldürülsek de gene senden asla ayrılmayacağız ve senin yanında savaşıp öleceğiz.” George Cordak (Hıristiyan yazar ve din adamı). 

Emevi hükümdarı Muaviye iktidara yönelik siyasal amaçlarını ne pahasına olursa olsun elde etmeye uğraşmış, Sıffin’de Hz. Ali’ye yenileceğini anlayınca hileye başvurmuş ve Hz. Ali’nin vefatı ile de Emevi saltanatını kurma amacına ulaşmıştır. Hz. Ali’nin vefatından sonra Şam ve Mısır dışında bütün eyaletler Hz. Hasan’a biat etmişlerdi. Ancak Muaviye kendi iktidarı için tehlikeli saydığı Hz. Hasan’ı zehirletmekten de çekinmemiştir. Muaviye, ehlibeyte ve Hz. Ali yandaşlarına her türlü eziyeti yaptırmış, mescitlerde Hz. Ali’ye lanet okutmuş ve kendisinden sonra oğlu Yezit’in halife olmasını sağlamak yoluna gitmişti. 

Hz. Hasan’ın zehirletilmesiyle Yezit’in önünde en büyük engel olarak Hz. Hüseyin bulunmaktaydı ve Hz. Hüseyin’i kendisine biat ettirmenin hiçbir yolu yoktu. Biat etmesi için mektup yazdığı Hz. Hüseyin, bu teklifi reddederek aile fertlerini de yanına alıp Mekke’ye gitti. Hz. Hüseyin’in biat etmeyip Mekke’ye gittiğini öğrenen Küfeliler kendisine elçi göndermiş ve Küfe’ye gelmesini, kendisini halife olarak tanıyacaklarını söylemişlerdir. Hz. Hüseyin amcasının oğlu Müslim’i Küfe’ye gönderip oradaki durum hakkında bilgi almak istemiş, daha sonra kendisi de Küfe’ye doğru yola çıkmıştır. 

Önceleri Müslim’in etrafında toplanmaya başlayan Küfeliler, Yezit tarafından vali olarak gönderilen Ubeydullah’ın tehdit ve baskılarından korkarak uzaklaşmaya başlamışlardı. Hz. Hüseyin, Mekke’den Küfe’ye doğru yola çıktığında Müslim, Ubeydullah’ın adamları tarafından yakalanmış ve öldürülmüştü. Hz. Hüseyin kafilesiyle ilerlerken yolda, ünlü Arap Şair Ferezdak ile karşılaştı. Hz. Hüseyin ondan Küfe’deki durumu sorunca, Ferezdak, “Halkın kalbi seninle, kılıçları ise Beni Ümeyye (Emeviler) iledir; kaza ise gökten iner ve Allah dilediğini işler” dedi. Hz. Hüseyin de “Doğru söyledin, Allah’ın dediği olur” dedi ve yola devam edildi.

🌐 ASIL HEDEF HÜSEYİN ..!

Müslim’in başına gelenler her şeyi gösterdiği, hatta kendisi için canını ortaya koyduklarını söyleyenler dağılıp kaçtığı halde Hz. Hüseyin, Mekke’den yola çıkan ailesi ve fedakâr dostlarıyla, yola devam etmekten çekinmedi. Kendisine Küfelilere güvenmemesi konusunda birçokları tavsiyede bulunulduğu ve geri dönmeye ikna etmeye çalıştıkları halde Hz. Hüseyin yolundan dönmedi.

Kerbelâ’ya vardıklarında da kendisinden Yezit’e biat edilmesi istenen Hz. Hüseyin hiçbir şekilde biat etmedi. Hz. Hüseyin asıl hedefin kendisi olduğunu, dileyenlerin yanından ayrılmasını söylediği halde yanındakiler ayrılmadılar. Yezit’in ordusu karşısında küçük ama davasından vazgeçmeyen bu topluluğun yapacak fazla bir şeyi yoktu. Saldırılar başladığında Hz. Hüseyin’i korumaya çalışan bu insanlar birer birer şehit edildi.  

“Düştü Hüseyin atından

sahrayı Kerbelâ’ya

Cibril var haber ver

Sultan-ı Enbiyaya”

Kâzım Paşa 

🌐 KATLİAMIN ACISI UNUTULMADI ..!

10 Muharrem 61’de (10 Ekim 680) en son Hz. Hüseyin’e saldırıldı ve peygamberin torunu da şehit edildi. Henüz altı aylık olan Ali Asgar dahil, 72 kişinin şehit edildiği Kerbelâ’da hasta olduğu için İmam Zeynel Abidin’in öldürülmesi engellenmişti. 

Yezit’in komutanlarından Şimr, İmam Hüseyin’in mübarek başını keserek bir tepsi içinde Şam’daki sarayında Yezit’e sundu. Daha sonra sevgili imamın başı, Şam sokaklarında gezdirildi. Hz. Hüseyin’in ailesini getiren kafile Yezit’in sarayına getirildi. Kısa süre sonra ehlibeyt kadınlarını Yezit’in huzuruna çıkardılar. Kadınlar, İmam Hüseyin’in kesik başını Yezit’in önünde görünce feryat figan etmeye başladılar. Kadınlarla birlikte zincirli bir şekilde İmam Zeynel Abidin de Yezit’in huzuruna getirilmişti. Manzaranın dehşetinden Yezit’in yanında bulunanlar bile dehşete kapılmışlar ve bunu açıkça belirtmişlerdi. Yezit Hz. Hüseyin’i ortadan kaldırdıktan sonra artık rahatlamış sayılırdı. Şimdi ehlibeyte yalandan da olsa saygılı davranabilirdi.

Derhal Zeynel Abidin’in zincirlerini çözdürdü. Yezit’in kadınları da ehlibeyt kadınlarını teselli etmeye çalışıyorlardı. Artık Yezit yaptığı kötülükleri ve cinayetleri unutturabilmek için ehlibeyte iyi davranıyor, sarayda onlarla konuşuyor, her isteklerinin yerine getirileceğini belirtiyordu. Daha sonra Numan bin Beşir komutasındaki bir muhafız kıtası eşliğinde onları Medine’ye kadar götürttü. Yezit, Zeynel Abidin’i uğurlarken şu yalanı bile uydurabiliyordu: “Allah, İbni Mercame’ye lanet eylesin. Vallahi ben olsaydım babanın her isteğini yerine getirirdim. Lakin kaderi ilahi böyleymiş ne yapalım!” 

Üzerinden yüzlerce yıl geçmesine rağmen, acısı dün gibi taze duran, hafızalardan silinmeyen, yürekleri sızlatan Kerbelâ olayı kısaca bu şekilde olmuştur.

Cumhuriyet//Cemal Canpolat

NE OLMUŞTU?
🌐 BUGÜN BURADA HOŞGÖRÜ, ADALET, KARDEŞLİK VE İNSAN SEVGİSİ ÇİÇEK AÇMIŞTIR ..!
Kılıçdaroğlu, ‘Bugün burada Türkiye ve Arnavutluk halklarına Hacı Bektaşi Veli’den miras kalan hoşgörü, adalet, kardeşlik ve insan sevgisi çiçek açmıştır’ 

✅ CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve beraberindeki heyet bu sabah uçakla Tiran’a geldi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, CHP eski İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat ve Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç Heyette olan isimler di.

Kılıçdaroğlu helikopterle etkinliklerin yapılacağı Tomar dağına geçerek, Dünya Bektaşiler Birliği tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen Tomor Dağı Şenlikleri’ne katıldı.

Kemal Kılıçdaroğlu, Dünya Bektaşi Birliği Başkanı Dede Baba Edmond Mondi ile görüştü daha sonra kurban kesim törenine katıldı. Kerbela’da Hz.Hüseyin ile birlikte şehit edilen Ali Abbas’ın türbesini de ziyaret etti…

Kılıçdaroğlu, Arnavutluk Cumhurbaşkanı İlir Meta ile de bir görüşme gerçekleştirdi.

[Haber görseli]
Baba Ali Tomorri anıtı açılışı ..!

Celal Abbas Tomor Dağı etkinliklerine; İlir Meta’nın yanı sıra Kosova Başbakanı Ramush Haradinaj ve Makedonya Meclis Başkanı Talat Caferi de katıldı.

  • Kemal Kılıçdaroğlu:

‘Geçen hafta Türkiye’de Hacıbektaş ilçesinde Hacı Bektaşi Veliyi andık. Bugün burada Ali Abbas’ın huzurundayız.’

‘Bu mekanın manevi ruhuyla yoğrulmuş güzellik ve huzurun küresel düzeyde yayılması dünyadaki tüm kavgaların son bulması inancıyla huzurlarınızdayım.’

‘Manevi dünyamızda zulme karşı sembol olmuş, Ali Abbas dönemin zalimlerine karşı mazlumlara Tomor Dağı’ndan su taşıyan altın kol olmuştur. Bugün burada Türkiye ve Arnavutluk halklarına Hacı Bektaşi Veli’den miras kalan hoşgörü, adalet, kardeşlik ve insan sevgisi çiçek açmıştır.’

‘Tomor Dağında açmış bu çiçekler, 600 yıldır Sarı Saltuk, Hacı Baba, Gül Baba gibi Anadolu erenlerinin hoşgörü ve barış ruhuyla sulanmıştır. Bu ortak tarihin ve kültürün ışığında, yurtta barış cihanda barış şiarıyla hareket eden Mustafa Kemal Atatürk’ün cumhuriyeti kurar kurmaz yaptığı ilk anlaşmalardan birisi de Arnavutlukla imzaladığı dostluk anlaşması olmuştur.’

‘Anadolu’da ve Balkanlar’da yaşayan canların bundan sonra da Hacıbektaş ve Tiran’da her yıl düzenlenen bu etkinliklerle kardeşlik bağlarını daha da güçlendirerek yollarına devam edeceklerine inancım tamdır.’

[Haber görseli]
Doğu ile Batı arasında ki köprü ..!
  • Edmond Mondi:

‘Kerbela savaşı bir demokrasi savaşıdır. İyiliğin ve kötülüğün arasındaki farkı anlamak için Kerbela bize yol gösteriyor. O gün din ile devlet işleri ayrıldı. Onun için her yıl insanlara sevgiyi ve kardeşliği vermesi için Allah’a kurban kesiyoruz. Buraya başta ABD, Mısır ve Avusturalya olmak üzere çok sayıda misafir geliyor. Bektaşilik Doğu ile batı arasında bir köprüdür.’

[Haber görseli]
600 yıldır Ağustos ayında kutlanıyor ..!

Arnavutluk’ta bulunan Tomor Dağı’nın zirvesi, Bektaşilerin ziyaret yeri olarak kabul edilen bir bölge. Bektaşilik dünyası için son derece önem taşıyan Tomor Dağı Şenlikleri, yaklaşık 600 yıldır her senenin Ağustos ayında düğün havasında kutlanıyor. Ayine katılır gibi törene katılan kadınlar “tennure” denilen beyaz bir elbise giyiyor. Dünya Bektaşilerini bir araya getiren etkinliği on binlerce Bektaşi katılıyor.

[Haber görseli]

http://www.cumhuriyet.com.tr/ ALİ AÇAR

İLGİLİ HABER
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top