SIYASET

AKP’NİN OSMANLICILIĞI: OSMANLI HAYRANLIĞI SİZİ BİR YERE GÖTÜRMEZ

Peki RTE neden çok yönlü ve tartışmalı bir padişah olan Abdülhamit’e bu kadar düşkün ve diğer padişahların adını bile anmaz?  Abdülhamit ile istibdat (diktatör) yönetiminin bir arada görüp eleştirilmesine de veryansın eder?

🌐 ERDOĞAN, ÇANKAYA’DA HANEDAN ÜYELERİNİ KABUL ETTİ ..!
✳ Erdoğan, Osmanlı padişahı 2’nci Abdulhamid’in torunu Abdülkerim Osmanoğlu ile Osmanoğlu’nun oğlu Orhan Osmanoğlu ve kızı Nurhan Osmanoğlu’yla görüştü ..!

✅ Erdoğan, 2’nci Abdulhamidin’in 3’üncü kuşak torunu Harun Abdülkerim Osmanoğlu ile Osmanoğlu’nun oğlu Orhan Osmanoğlu ile kızı Nurhan Sultan Osmanoğlu’yu kabul etti..

– Çankaya Köşkü’nde yapılan görüşmenin duyurusu ve fotoğrafı, hanedan üyelerinin sosyal medya hesaplarında paylaşıldı..  

  • Harun Abdülkerim Osmanoğlu:

 “Cumhurbaşkanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan beyefendi ile bir görüşme gerçekleştirdik. Güzel ağırlamaları ve sohbeti için kendilerine teşekkür ederim..” 

  • Nurhan Sultan Osmanoğlu:

i “Sayın. Cumhurbaşkanımız ile bir dizi görüşme sağladık. Çok güzel, çok keyifli sohbet ve muhabbet ettik. Dua ettik, dua aldık..” 

  • Orhan Osmanoğlu:

“Sayın Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’la dün buluştuk. Görüşme talebimizle ilgili detayları sizlerle paylaşacağız inşallah..”

Cumhuriyet

🌐 ERDOĞAN, ABDÜLHAMİD’İN TORUNLARIYLA NE GÖRÜŞTÜ ..!?
✳ ‘Yeniden Refah’ rahatsızlığı ..!

✅ Osmanlı padişahı 2’nci Abdülhamid’in torunu Orhan Osmanoğlu’nun aktardığına göre Erdoğan, görüşmede aileye Yeniden Refah Partisi saflarında bulunan Kayıhan Osmanoğlu’yla ilgili rahatsızlığını iletti ..

– Erdoğan, Osmanlı padişahı 2’nci Abdülhamid’in torunu Abdülkerim Osmanoğlu ile Osmanoğlu’nun oğlu Orhan Osmanoğlu ve kızı Nurhan Osmanoğlu’yla görüştü. Görüşmede ayrıca Nurhan Osmanoğlu’nun eşi Muhammed Osmanoğlu da yer aldı.. 

🌐 ORHAN OSMANOĞLU GÖRÜŞMEYİ ANLATTI ..!

✅ Görüşmede bulunan Orhan Osmanoğlu, görüşmenin ayrıntılarını, köşe yazarlığı yaptığı “ogunhaber.com” isimli sitede anlattı..

28 Temmuz Perşembe saat 16.30 yapılan görüşmeye kendisi, babası Harun Efendi, kız kardeşi Nurhan Sultan ve eşi Muhammed Osmanoğlu olmak üzere dört kişi katıldıklarını belirten Orhan Osmanoğlu, görüşmenin yaklaşık 1 saat 12 dakika sürdüğünü açıkladı..

  • Orhan Osmanoğlu:

“Cumhurbaşkanımız babamı çok samimi karşıladı kedisine ‘Harun Abi’ hitabıyla halini hatırını sordu. ‘Maşallah seni çok iyi gördüm’ diyerek çok samimi bir başlangıç yaptı..

Erdoğan’a, ‘Sayın Cumhurbaşkanım bizden istediğiniz bir şey var mı?’ diye sordum .. Erdoğan’dan bir şey talep etmedik.. Ben sadece soyadımdan dolayı asla şahsi menfaat peşinde düşmedim, düşmem de. Biz Osmanoğluyuz, biz her zaman veren el olduk inşallah hep öyle oluruz..” 

✳ ‘KAYIHAN OSMANOĞLU’ RAHATSIZLIĞI ..!

✅ Orhan Osmanoğlu’nun aktardığına göre Erdoğan görüşmede, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın yanında danışmanlık yapan kardeşi Kayıhan Osmanoğlu’yla ilgili rahatsızlığını dile getirdi..

  • Orhan Osmanoğlu:

“Bir mevzu daha vardı özellikle de kendileri tarafından bu konuda yanlış anlaşılma endişelerimizi de dile getirdik. Çünkü bizler en son kendisiyle yaptığımız görüşmede bizlere biraz kırgınlığı vardı. Bunun sebebi olarak da bizleri başka yerlerde, başka siyasi yollarda gördüğünü ifade etmişti. Bahsettiği Fatih Erbakan’ın yanında danışmanlık yapan kardeşim Kayıhan. Sayın Cumhurbaşkanımız bu olaydan biraz rahatsızdı. Biz bu konuya açıklık getirerek kardeşimin sadece danışman olarak orada bulunduğunu, hiçbir siyasi talebinin, milletvekili olmak vs. gibi olmadığını ifade ettik. Dışarıdan her kim bununla ilgili ne anlattıysa kendilerine yanlış aktarıldığını Kayıhan kardeşimin kendilerine saygısının hürmetinin çok olduğunu kendilerini çok sevdiğini de ekleyip bu konuda kendilerini bilgilendirdim.”

✅ Orhan Osmanoğlu, babası Abdülkerim Osmanoğlu’nun da Erdoğan’dan herhangi bir talepte bulunmadığını ancak bazı açılışlara davet edilirse memnun olacağını söylediğini belirtti..

– Osmanoğlu’nun anlatımına göre bu konu da 29 Mayıs’ya Atatürk Havalimanı’nda yapılan İstanbul’un Fethi’nin yıldönümü kutlamalarına kimsenin çağrılmaması üzerine yaşanan kriz üzerine gündeme geldi.. 

✳ HANEDANA ‘AÇILIŞ’ GÜVENCESİ ..!
  • Osmanoğlu:

Cumhurbaşkanımız en son yapılan İstanbul’un Fethi kutlamalarını herkese açık yaptıklarını ve herkesi, bütün halkı davet ettiklerini belirtti. “Özellikle ismen sizleri çağırmadığım için üzülmeyin” dedi..

✅ Ben de orda söze dahil olarak dedim ki, “Efendim biz gençler olarak koşarız geliriz, babamız 90 yaşına girmek üzere biz onu düşünüyoruz, o kalabalığa, halkın içine girmesi zor olur, davetli olarak protokolde bulunması katılmasını mümkün kılar, o nedenle böyle bir davet talebi söz konusu oldu” dedim..

Kendileri bana dönerek ‘Sen böyle durumlarda oraya geldiğinde ve Orhan Osmanoğlu olarak kendini tanıttığında bütün korumalarım, ekibim seni tanıyor asla böyle bir sıkıntı olmaz.’ şeklinde cevap verdi. Tabi o kalabalığa babamızı getirmemiz mümkün olmadığı için biz kendisine yine davet edilme konusunu ifade ettik. Başka bir talebimiz yoktu..”

İLGİLİ HABER
NE OLMUŞTU?
🌐 İSTANBUL’UN FETHİNİN YILDÖNÜMÜ’NDE DAVET KRİZİ’ YAŞANMIŞTI ..!

✅ Erdoğan’la görüşmesinin ayrıntıları merak konusu olan Osmanoğlu ailesi, hatırlanacağı üzere bundan 2 ay önce AKP’nin MKYK üyelerinden Mücahit Birinci ile sert bir tartışma içerisine girmişti..

Hanedanın en büyük ismli Harun Abdülkerim Osmanoğlu’nun kızı Nurhan Osmanoğlu, İstanbul’un Fethi’nin yıldönümü nedeniyle Atatürk Havalimanı’na yapılan millet bahçesi fidan dikme törenine hanedanın babasının davet edilmemesine sosyal medya hesabı üzerinden tepki göstermişti..

✅ Birinci’nin bu tepkiye “Fetih aziz milletimizin tamamının değeridir, mülküdür. Bir aileye ait değildir” yanıtı vermesi tartışmayı daha da büyütmüştü..

– Devam eden tartışmaya son olarak baba Osmanloğlu da sert bir açıklama ile dahil olmuş ve “Bizler Fatih’in Yavuz’un, Kanuni’nin ve dahi Abdulhamid Han’ın torunlarıyız. Sürgün yıllarını böyle bir günde gündeme taşımak kimsenin haddi değildir” ifadelerini kullanmıştı..

  • Abdulhamid’in torunu Nilhan Osmanoğlu:

“Bu yazıdaki tavrı üzülerek okudum. Sebebi rahmetli babanız Yavuz Bahadıroğlu belli ki sizler vefa duygusundan yoksunsunuz lakin bizler değiliz! Babanızın mücadelesini unutmayacağım. Sizi ve vicdanınızı, bu basit kalp kırıklığa verdiğiniz siyasi rant kokan tavrınızla bırakıyorum.

Cevabın içerisinde geçen “seyahat özgürlüğünüz de var” şeklindeki açıklama ile kendinizce bize sürgün günlerini Türkiye hanedanın giremediği günleri hatırlatıp aba altından sopa göstermek hadsizliğinde bulunamazsınız!!!

Burada 90 yaşındaki Osmanoğlu aile reisinin hatırlanması davet edilmesi beklentisi kalp kırıklığı dile getirilirken sizler bu ailenin siyaset üstü bir konumda olduğunu bilerek tüm enaniyetiniz ile bu cevabı veriyor ve bu cevaptan oy devşiriyorsunuz”

  • Abdulkerim Osmanoğlu, AKP’li Mücahit Birinci’ye yönelik sert bir açıklama …

“Biz Şeyh Edebali Hz.’den aldığımız düstur üzere süregelen Yavuz Sultan Selim Hanı’n devraldığı hilafet makamını yüzyıllarca temsil etmiş Osman Gazi torunlarıyız. Hanedan Sürgünü bu milletin ve bizlerin yüreğine düşürülmüş kor bir ateş iken bu meseleyei tekrar gündeme taşıyanlara ithafen; Bizler Fatih’in Yavuz’un, Kanuni’nin ve dahi Abdulhamid Han’ın torunlarıyız. Sürgün yıllarını böyle bir günde gündeme taşımak kimsenin haddi değildir. Necip milletimizin vicdanı bizler için en üstün mertebedir. 

Bugün yaşanılan, iktidar partisinin MKYK üyesinin enaniyet dolu üslubu ile “seyahat özgürlüğünüz var” şeklinde beyanatı sonrası yaşanılan bu talihsiz olayın tüm sorumlulularını önce Allah’a sonra necip milletimizin pirüpak vicdanına teslim ediyorum

Osmanlı Hanedan Aile Reisi

Harun Abdulkerim Osmanoğlu”

🌐 “AKP’NİN ‘OSMANLICILIĞI ’, İNGİLİZİN ‘BREXİT’İNE Mİ BENZİYOR!” ..!

1980’lerin ortasındayız. Ayhan Şahenk, eski İngiltere Başbakanı Edward Heath’i özel konuğu olarak davet etmiş.. Ben de bir akademisyen olarak Boğaz’daki teknede Heath ile Türkiye-Avrupa ilişkilerinin sohbetini yapmak üzere davet edilmişim.. Heath ile oldukça uzun konuşma imkânım oluyor..

Daha o tarihte, yaklaşık 35 yıl önce İngiltere’deki “muhafazakâr cephenin”, AB içinde, Almanya ve Fransa’nın gerisinde kalmasından ne kadar rahatsız olduğunu Heath’den dinliyorum..

 “Dünün” koskoca Birleşik Krallığı şimdi AB’nin (ve Almanya’nın) kuyruğundan giden bir “AB üyesi” haline sokulmuş! İngiltere’de “muhafazakâr cephe ve Heath” buna baş kaldırıyor..

Bütün bunları “Yolumun Kesiştiği Ünlüler” kitabımda yazmıştım. (*) Ve İngiltere “özel bağlarının” koptuğu dünyaya, şimdi Brexit ile dönmek istiyor: Avustralya, Yeni Zelanda, G. Afrika, Kanada ve hatta ABD ile stratejik özel bağları olan “eski Birleşik Krallık” günlerine!

✅ 35 yıl önce Edward Heath’in Boğaz’daki teknede bu anlattığı özlem bana, biraz da AKP ve Erdoğan’ın “ifadelerini ve özlemlerini” anımsattı..

– Bizimkiler de Osmanlı’nın, o hayal edilen “görkemli padişahlık”  dönemlerine dönülmesini Türkiye Cumhuriyeti’nin yerine Osmanlı’nın siyasal İslamla birlikte gelmesini istemiyorlar mı? En azından bunu ifade etmiyorlar mı?

Bizim siyasal İslamcılar ile İngiliz muhafazakârlar “biçimsel olarak” şeklen yakın görünseler bile işin özünde dağlar kadar fark var..

İlk olarak İngiltere’de muhafazakâr cephe, din-iman gibi konularla ilgilenmiyor.. İngiltere’nin ulusal boyutta ekonomik, siyasal, askeri ve kültürel olarak “AB içinde mi, AB dışında mı” daha mutlu olup olmayacağını değerlendiriyorlar. “Öbür dünya” ile değil, bu dünya ile ilgililer..

Diğer yandan, her iki olasılık da İngiltere için, “Batı kampına ve kapitalizmine yakınlaşmayı” ifade ediyor.. Avrupa’ya da ABD’ye de Pasifik’e de “daha yakın olsa” kapitalist kimlik değişmiyor..

Ve en önemli fark: İngiltere’de bu tür politika değişiklikleri, “içerde demokrasinin işlediği parlamenter bir düzen olarak yürütülüyor”. Oysa Türkiye’deki tek adam rejiminde, bu faktörler çalışmıyor.. Diyanet İşleri Başkanı’nın, Ayasofya’nın yeniden açılışından beri yaptığı açıklamalara bakılırsa İngiltere’de 500 yıl öncesinde bile görünmeyen bir gericilik ve çağdışılık söz konusu..

✅ Ve gelelim zurnanın “zırt” dediği noktaya: Türkiye’nin kurtuluşu, kuruluşu ve Atatürk devrimleri, “Sevr ile yıkılmış, parçalanmış, sömürgeleşmiş, işgal edilmiş” bir Osmanlı viranesine karşın ortaya çıkmış bir bağımsızlık ve çağdaşlaşma olayıdır..

Bu koşullar altında Osmanlıcılık yapmak, Sevr’e dönüş, ülkenin parçalanması, demokrasi yerine otokrasi, toplumsal kalkınma yerine toprak ve köy ağalarının egemenliğinin gelmesi, tarikatların sisteme egemen olması demektir..

Yaşamakta olduğumuz, “tarikatların devletin kurumlarını ele geçirme eylemleri”, İngiltere’nin AB’den çıkışı gibi değil, ülkenin demokrasiden çıkışı gibi düşünülmesi gerekir..

Dinci ideolojiye dayalı rejimlerde, iki keskin boyut geçerli olmak zorundadır:

Kamu yararı (ve toplumsal refah) yerine, daha bu dünyada yaşarken “öbür dünyanın hesapları bir maske olarak kullanılır”..

Dinci otokrasiler bir emperyal gücün himayesi altında çalışırlar, bizdeki FETÖ örneğinde olduğu gibi..

Türkiye’deki yapay kutuplaştırma, “çağdaş ve demokratik yaşam tarzı ile çağdışı, dinci yaşam tarzı arasındaki bir mücadeledir”. Atatürk devrimlerinin içeriğine bakın, uygarlık ve çağdışılık arasındaki farkı siyahla beyaz gibi görürsünüz..

Edward Heath bana söylediklerinde, “İngiltere için çağdışı bir dinci değildi”, olsa olsa biraz çağdışı kalmış bir muhafazakârdı!

Cumhuriyet// Erol Manisalı

İLGİLİ HABER
NE OLMUŞTU?
🌐 “ÖLÜMÜNDEN SONRA BÖYLESİNE BÜYÜK BİR SEVGİ İLE ANILAN BAŞKA BİR LİDER YOKTUR” ..!
Yakın geçmişte ulusal bayramlarımız, Cumhuriyetimiz, Atatürk unutturulmaya çalışılmıştı..

29 Ekim’lerde, 19 Mayıs’larda devleti yönetenler ya hasta oldular ya da başka işleri çıktı, törenlere katılmadılar. Anıtlara çelenk konulması bile yasaklandı..

✅ Bayramlar görülmemiş bir halk topluluğu tarafından coşkuyla kutlanıyor..

Atatürk görülmemiş bir sevgi ve saygıyla anıldı.. Belli ki AKP’nin bu unutturma eylemi geri tepti.. İnsanlar kendiliğinden çok daha büyük bir coşkuyla ulusal bayramlara, Mustafa Kemal’e sahip çıktılar.. 

🌐 “OSMANLI HAYRANLIĞI” ..!
Bay Erdoğan, 10 Kasım’da yapılan bir törende içindeki Osmanlı hayranlığını yeniden ortaya döktü. .

Bu kez Cumhuriyeti kötüleyip gerçek olmayan şeyler söyledi.. Harf devrimini kötüledi. ‘Bir gecede her şey sıfırlandı’ dedi.. Bu söylem bir cehalet değilse, açık bir hıyanettir..

✅ “Osmanlı’da okuma yazma oranı yüzde ondu..”

Okuma yazma bilenler askerler, bürokratlar ve elit bir tabaka idi. Halk kitleleri okuma yazma bilmiyorlardı. Harf devrimi ile çok kısa bir zamanda insanlar okuma yazma öğrendiler. Hiçbir şey sıfırlanmadı.

“‘Mustafa Kemal de bir Osmanlı subayıydı’ diyor..”

Ne olması gerekiyordu. Bugün Cumhuriyetten bakarken, Osmanlı’ya imrenebileceğimiz hiçbir şey yoktur. Osmanlı’da ulus yoktu. Türk yoktu. Türkler toplumun en eleştirilen kesimini oluşturuyorlardı.

“‘Türkten evliya sokma avluya’ o dönemin sözüdür..”

Osmanlı’da ümmet vardı. Tüm Müslümanlar ümmetin bir parçasıydı. Bugün hâlâ bu düşünceyi savunmak aymazlıktır. Arap ülkelerinin barış harekâtında bile bize karşı olduklarını, onca yardım ettiğimiz Filistin’in bile bize karşı olduğunu unutmadık.

Türk ulusunun öne çıkarıldığı, gerçek değerinin verildiği düzen Türkiye Cumhuriyeti’dir.

Atatürk, Türk ulusuna hak ettiği gerçek değeri verirken Anadolu’da bir Türk yurdu yaratmış ve insanlarımıza ulus bilinci vermiştir. Bu topraklarda yaşayan herkes Türk ulusunun onurlu ve özgür bir bireyi olmaktan onur ve mutluluk duymaktadır. Onun içindir ki 29 Ekim’lerde, 10 Kasım’larda halk kendiliğinden alanları salonları doldurmakta, Cumhuriyete ve Mustafa Kemal’e olan sevgisini, saygısını haykırmaktadır.

Gerçek durum apaçık böyle iken, Osmanlı hayranlığı yapmak, Osmanlı ile Cumhuriyeti karşılaştırmak, Osmanlı’yı öne çıkarmaya çalışmak, Cumhuriyeti eleştirmek boşunadır. Suları geriye akıtmak olanağı yoktur. 

✅ “Batı, dinde reformu yaşadı.. “

Kilisenin baskısı ve bağnazlığından toplum kurtulduktan sonra, Rönesansı yaşadı.. Avrupa; bilimde, kültürde, güzel sanatlarda çağ atlarken, Osmanlı yerinde saydı..

1450 yılında Johannes Gutenberg matbaayı bulduktan sonra ancak, 1727 yılında Macar asıllı olup sonradan Müslüman olan İbrahim Müteferrika matbaayı Osmanlı’ya getirebildi.. 277 yıl gavur icadıdır diye matbaa Osmanlı’ya giremedi..

1632 yılında Hazerfen Ahmet Çelebi, Galata Kulesi’nden kendi yaptığı kanatlarla uçarak ve Boğaz’ı geçip Üsküdar’a vardıktan sonra, bağnazların padişahı doldurmaları sonucunda Cezayir’e sürgün edildi..

Tarikatların, cemaatlerin egemen olduğu, bilime, aydınlanmaya önem verilmediği bir düzene nasıl özlem duyulabilir?

Bu özlem günümüzde bile tarikatların, cemaatlerin öne çıkarılmasına neden oluyor..

Okullarımız imam hatipleştirilmeye çalışılıyor. Diyanet, bilim dışı akıl almaz açıklamalar yapıyor.. Aile düzeni diyerek kadınların, kocalarının emri ve gerisinde olduğunu anlatmaya çalışıyor.. İlkokul çağında çocuklarımız, camilere götürülmeye çalışılıyor. Osmanlı bu yüzden battı..

Önemli ve geçerli olan bilimdir, akıldır.. ‘Yaşamda en büyük yol gösterici bilimdir’ sözü yüreklere kazınmıştır.. 

Atatürk, yaptığı dev devrimlerle Türk ulusunu çağdaş uygarlığın ötesine geçirmeye çalışmıştır..

Cumhuriyet bir Türk Rönesansıdır. Atatürk’ün tekkeleri, zaviyeleri kapatırken 1925 yılında söylediği;

🌐 ‘TÜRKİYE CUMHURİYETİ, ŞEYHLER, DERVİŞLER, MECZUPLAR ÜLKESİ OLAMAZ ..!

Sözü boşuna değildir.. Arap hayranlığı, ümmet kavramı , Osmanlı hayranlığı sizi ancak geriye götürür.. Bu düşüncelerle emperyalist ülkelerin oyuncağı olursunuz.. Geri kalırsınız.. Ulusunuzu mutsuz edersiniz.. Böyle düşünenlerin ülke yönetiminde olması hiçbir şeyi değiştirmiyor.

Türk devrimi, Cumhuriyet, Atatürk sevgisi ulusumuzun yüreğine kazınmıştır. Osmanlı hayranlığı boşunadır.

Yeri ve konumu ne olursa olsun hiç kimse ulusumuzu geriye götüremez..

 

cumhuriyet – Av. Erol Ertuğrul 

İLGİLİ HABER

https://www.cafemedyam.com/2019/11/10/ataturkun-dogdugu-pembe-boyali-eve-video-ile-yolculuk/

🌐 ERDOĞAN’IN ‘ABDÜLHAMİD’ DÜŞKÜNLÜĞÜ: ‘ABDÜLHAMİT SEVGİSİNİN ÜÇ KAYNAĞI ..!
✳ Gazeteci Orhan Bursalı, Erdoğan’ın 2. Abdülhamid hayranlığının neden kaynaklandığını yazdı ..!

✅ Erdoğan Abdülhamid’in ‘denge’ politikasını, sansürcülüğünü ve Meclis’i kapatmasını çok seviyor.. RTE Abdülhamit’i sevmesin de kimi sevsin ..

✅ RTE ve AKP iktidarı dönemi yaşansaydı, Abdülhamit II acaba bu kadar tartışma konusu olabilir, hakkında çok sayıda kitap yazılabilir ve dizi filmler çekilir miydi?

– Peki RTE neden çok yönlü ve tartışmalı bir padişah olan Abdülhamit’e bu kadar düşkün ve diğer padişahların adını bile anmaz? Meral Akşener’in Abdülhamit ile istibdat (diktatör) yönetimini bir arada görüp eleştirmesine de veryansın eder?

✳ Neden Abdülhamit cumhurbaşkanının adeta bamteli durumuna gelmiş gözüküyor ..!?

İlber Ortaylı, bir yazısında konuya dalmış. Ama siyaseti fazla karıştırmamış ve yukarıdaki sorulara girmemiş. Artılarını saymış, eksilerine ise sadece “sansür”ü eklemiş.. Onun zamanındaki büyük toprak kayıplarını normal görmüş, evet toprak kaybı ondan önce başladı, ama onun zamanında sürdü.. 

Osmanlı’yı parçalamak ve bölüşmek isteyen, İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya arasında denge denen, birini diğerine karşı kullanarak olası saldırıları durdurma politikasının gerçekten ustasıydı..

Fakat bu denge politikasının hep bir bedeli oldu..

Toprak kaybının ondan önce başladığı (Osmanlı’nın çöküş süreci) ne kadar doğruysa, bu denge politikasının da toprak kaybını önleyemediği, mesela Rusları durdurmak için İngiltere’yi devreye soktuğu ve bedel olarak da Kıbrıs’ı İngilizlere hediye ettiği de doğrudur..

✳ DENGECİLİĞİ BÜYÜK KAYIPLAR DA GETİRDİ ..!

✅ Abdülhamit ne yaparsa yapsın Osmanlı’yı parçalanmaktan, dağılmaktan kurtaramazdı..

Avrupa birinci emperyalist paylaşım savaşına gidiyordu ve hepsi aç kurtlar gibi “hasta adam” Osmanlı’yı yiyeceklerdi. Ayrıca imparatorlukların parçalanma ve ulus devletlerin ortaya çıkma dönemine girilmişti. Balkanların parçalanması, Balkan Harbi’nden önce, 1878’de Berlin’de yapılan kongrede kararlaştırılmıştı. Balkan Harbi boşuna bir savaştı ve imparatorluğa bedeli de çok ağır oldu..

Henüz daha Atatürk doğmamıştı, parçalanmanın gecikmesi ile Atatürk’ün sahneye çıkmasının koşullarının tarihsel büyük bir örtüşmeye denk gelmesi sayesinde, Cumhuriyet kuruldu..

✅ Atatürk’ten önce Osmanlı parçalanıp yok olsaydı, Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti’nden bahseder miydik?

🌐 ABDÜLHAMİT’TEN ÜÇ ÖĞRETİ ..!

✅ Şimdi gelelim RTE ve adamlarının Abdülhamit merakına:

– Abdülhamit’in üç şeyini çok seviyor RTE ve politik danışmanları..

1- İlki, diyelim ki denge politikası..

Bunu Rusya – Avrupa-ABD arasında uyguluyor. Aradan kazanç elde etmeye çalışıyor (Suriye!). Fakat bu politikanın ülkeyi çok zor durumlara soktuğu açık. Başlı başına bir mülteci sorunu bile ülkeyi yiyip bitiriyor. “Denge” politikasının henüz ülkeye önemli bir kazanç sağladığını söylemek mümkün değil..

2- İkinci sevgi kaynağı, Abdülhamit’in sansür ve egemenliği..

Türkiye medyası, Abdülhamit zamanına benzer özellikler taşıyor. RTE özel ve açık politikalarıyla bir iktidar medyası oluşturdu ve geri kalanlara da hayatı dar ediyor, cezalar, mahkemeler. Türkiye’de medya, uluslararası endekslerde en kötü ülkeler arasında. Seçim sürecinde muhalefete baskı ve yasaklar giderek artıyor ve mengeneler sıkışıyor..

3- Abdülhamit sevgisinin üçüncü kaynağı, Meclis’i kapatması.. Padişahlığından hemen sonra. Muhalifleri sürgüne gönderdi.. 

Bugünle ne alaka demeyin. Abdülhamit dönemini yaşamıyoruz. RTE en güçlü olduğu zamanda başkanlık anayasası ile kendini tartışmasız yasal tek adam yaptı. Ülkeyi yönetmek için meclise olan ihtiyacı en aza indirdi. Meclis epey vitrin meclisi oldu.

RTE Abdülhamit’e sevmesin de kimi sevsin… Meral Akşener çoook haklıdır!

Cumhuriyet//Orhan Bursalı

İLGİLİ HABER
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top
%d blogcu bunu beğendi: