SAĞLIK

PROSTAT KANSERİ

Özellikle ailede prostat kanseri hikayesi varsa kişilerin 40 yaşından itibaren, yoksa 45 yaşından itibaren prostat kanseri açısından kan tahlili ve muayene ile değerlendirilmesi gerekir. Prostat büyümesinde hasta idrar akış hızında zayıflık, sık idrara çıkma gibi durumlar yaşar. Prostatitler ise idrar yanmasıyla ortaya çıkabilir..!

✳SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİNDE PROSTAT KANSERİ TEHLİKESİ..!
Süt ve süt ürünleri özellikle kemik sağlığı başta olmak üzere vücudumuzun birçok fonksiyonu açısından önemli besin gruplarından birisi..!

Prof. Dr. Uğur Coşkun, süt ve süt ürünlerinin son dönemde özellikle erişkinlerde bazı kanserlerin riskini artırabileceklerine yönelik endişeler bulunduğunu söyleyedi..

  • Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof.Dr. Uğur Coşkun:

“Micheal Orlich ve arkadaşları tarafından süt ve süt ürünleri tüketiminin prostat kanseri riski açısından incelendiği bir çalışma yayınlandı..

American Journal of Clinical Nutrition dergisinde yayınlanan bu çalışmada süt ürünlerinin özellikle de süt tüketiminin fazla olduğu erkeklerde, daha az tüketenlere kıyasla prostat kanseri riskinin daha fazla olduğu belirtildi..

Başlangıçta kanseri olmayan 28 bin erkekte yapılan analizde, günde yaklaşık 2 bardak yani 430 gram süt veya süt ürünü tüketen erkeklerde, haftada yarım bardak süt veya süt ürünü tüketenlere göre (yaklaşık günlük 20 gram) prostat kanseri riski yüzde 25 daha fazla bulunmuş..

Aynı çalışmada yapılan analizde süt ürünleri dışında kuruyemiş, turpgiller ve diğer yeşil sebzeler gibi kaynaklardan alınan kalsiyumun prostat kanseri riskini artırmadığı saptanmış..

Buna göre deniyor ki süt ve süt ürünlerinin prostat kanseri riskini artırıcı etkisi kalsiyuma bağlı değil, süt ürünleri içerisindeki başka etmenlere bağlı olabilir..”

BU KİŞİLER KISITLAMAYA GİDEBİLİR..!
  • Prof.Dr. Uğur Coşkun:

“Prostat kanseri hormona duyarlı bir kanser türü.. Süt ve süt ürünleri içerisinde yer alan insülin benzeri büyüme faktörüne benzer uyarıcı moleküller bu artmış prostat kanseri riskinden sorumlu olabilir..

Bu çalışmada ortaya konulan risk artışı gerçekten önemli fakat daha büyük analizlerle ortaya konulmalı ve netleştirilmeli. Özellikle prostat kanseri riski fazla olduğu düşünülen erkeklerde süt ve süt ürünlerinde kısıtlamaya gidilebilir. Bu kişilerde yulaf, soya ve benzeri süt ürünleri diyetisyen önerileriyle takviye amacı ile kullanılabilir..”

✳Prostattaki 3 tehlikeye dikkat..!
Özellikle ailede prostat kanseri hikayesi varsa kişilerin 40 yaşından itibaren, yoksa 45 yaşından itibaren prostat kanseri açısından kan tahlili ve muayene ile değerlendirilmesi gerekir. Prostat büyümesinde hasta idrar akış hızında zayıflık, sık idrara çıkma gibi durumlar yaşar. Prostatitler ise idrar yanmasıyla ortaya çıkabilir..!
  • Doç. Dr. Hasan Hüseyin Tavukçu:

“Prostat erkeklerde idrar kesesi ve dış idrar kanalında yerleşmiş olup içerisinden meni kanalları dış idrar kanalına girer..

Prostat ile ilgili hastalıklar prostat kanseri, prostatın iyi huylu büyümesi-tıkanıklığı ve prostat iltihabı denilen prostatitlerdir..

  • Prostat kanseri

Prostat kanseri, prostatın dış kabuğuna yakın alanlarda geliştiği için erken dönemde genellikle belirti vermez.. Prostat kanseri açısından kan tahlili ve muayene ile değerlendirilmesi gerekir.. Eğer kan tahlilinde yükseklik veya muayenede anormallik saptanırsa prostattan iğne biyopsisi alınması gerekir. Biyopsi sonrası prostat kanseri tespit edilirse vücutta başka bir yere yayılma olup olmadığı radyolojik görüntüleme yöntemleri ile incelenmelidir. Metastaz yoksa ve hastalık prostata sınırlı ise tedavi olarak prostatın çıkarılması ameliyatı (radikal prostatektomi) veya radyoterapi (ışın tedavisi) hastanın durumuna göre önerilir. Ancak vücutta başka bir alana yayılma (metastaz) varsa hastaya hormonal tedavi ve kemoterapi seçenekleri düşünülmelidir..

  • Prostat büyümesi..

Prostat büyümesi.. Prostatın iyi huylu büyümesi-tıkanıklığı(BPH), dış idrar kanalına prostatın yaptığı basıya bağlı tıkanıklık olarak tanımlanır. Bu durumda hastanın idrar akış hızında zayıflık, kesik kesik idrar yapma, sık idrar, gece sık idrar, idrar kaçırma, idrar kesesini tam boşaltamama gibi şikayetleri olur. Hastalık ciddi düzeyde ise hasta idrarını yapmayıp sonda takılması gerekebilir. Hastanın yapılan tetkikleri sonrası semptomları hafif-orta düzeyde ise ilaçlarla tedavisi planlanır..

Ancak bazı durumlarda cerrahi tedavi gerekir. Örneğin; tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu, taşma tipi idrar kaçırma, idrar kesesinde taş veya divertikül (kesecik) bulunması, tekrarlayan idrar yapamamaya bağlı sonda takılmaları, böbrek idrar kanallarında genişleme ve böbrek yetmezliği ile BPH’a bağlı gözle görülen idrarda kanama durumlarında cerrahi tedavi mutlaka önerilir. Endoskopik prostat rezeksiyonları ile tedavi sağlanır. Tedavi için hangi yöntemin seçileceğine hastanın prostat boyutuna göre karar verilir. Genellikle 80 ml üzeri prostatlarda açık veya lazer enüleasyon prostatektomileri ve bipolar-plazmakinetik rezeksiyon sistemleri, 80 ml altındakilerde her türlü yöntem kullanılabili..

  • Prostat iltihabı..

Prostatitler, akut prostatit; ateşli ve ciddi düzeyde idrar güçlüğü ile birlikte olan prostat iltihaplanması iken kronik prostat; 3 aydan uzun süredir olan ve çoğunlukla idrar yanması ve göbek altı bölgelerde ağrı ile kendi gösteren bir klinik tablodur..

Akut prostatit yoğun antibiyotik tedavisi ile birlikte hastane yatışı gerektirebilir. Kronik prostatit tedavisinde genellikle semptomlara yönelik ilaç tedavisi uygulanır..”

✳İdrardaki bazı bakteriler agresif prostat kanserinin belirtisi olabilir..!
İngiliz bilim insanları, agresif prostat kanseri ile bağlantılı idrar bakterilerini belirlediklerini açıkladı..!

Uzmanlar, keşfin bu tehlikeli tümörleri tespit etme ve önlemede yeni yöntemler sağlayabilmesini umuyor..

Bakterilerin kansere mi yol açtığı yoksa sadece ek bir gösterge mi olduğunu söylemek için henüz çok erken..

İngiltere’de araştırmayı yapan East Anglia Üniversitesi ekibi, enfeksiyonu antibiyotiklerle temizlemenin kötü tümörleri önleyip önlemeyeceğini görmek istiyor. Ekip bu nedenle daha fazla araştırma yapmayı planlıyor.

Bakteriyel enfeksiyonun diğer kanserlerin gelişiminde rol oynadığı biliniyor. Örneğin Helikobakter pilori adlı bakteri mide kanserini tetikleyebilir, ama antibiyotik tedavisi ile bu riskten kurtulmak mümkün.

PROSTAT BÜYÜMESİ..!

Prostat kanseri her zaman ölüm riski içermez; bazı tümörler herhangi bir soruna neden olamayacak kadar yavaş büyüyor ve güvenli bir şekilde kendi haline bırakılıp gözetim altında tutulabiliyor.

Ancak agresif, hızlı büyüyen ve zarar veren türden tümörleri olan erkeklerde hızlı teşhis ve tedavi önemli.

Prostat spesifik antijen (PSA) tespiti için yapılan kan testi ve biyopsi gibi şu anda kullanılan testler, hangi kanserlerin zararlı olacağını her zaman tahmin edemiyor.

European Urology Oncology dergisinde yayımlanan son çalışma kapsamında araştırmacılar, idrar bakteri testinin ne kadar yararlı olduğunu değerlendirmek için prostat kanseri olan ve olmayan 600’den fazla hastayı inceledi.

Kanserleri agresifleşen erkeklerden alınan doku ve idrar örneklerinde yaygın olan beş bakteri türünü belirlediler.

prostat kanseri
YENİ BAKTERİLER..!

Bunların hepsi oksijensiz büyüyebilen bakteri türleriydi. Bazıları şimdiye kadar hiç tespit edilmemiş yepyeni türlerdi..

  • Araştırma ekibinden Dr. Rachel Hurst:

“İnsanların bu bakterileri nasıl aldıklarını, bunların kansere neden olup olmadıklarını veya zayıf bir bağışıklık tepkisinin bakterilerin büyümesine izin verip vermediğini henüz bilmiyoruz..

Ancak, bulgularımızın ve gelecekteki çalışmalarımızın, agresif prostat kanserinin gelişmesini yavaşlatabilecek veya önleyebilecek yeni tedavi seçeneklerine yol açabileceğini umuyoruz..

Çalışmamız ayrıca her erkeğin kanserine özgü en etkili tedaviyi belirlemede bakterileri kullanan yeni testlerin temellerini de atabilir.”

  • Araştırmayı yürüten Prof. Colin Cooper:

“Bulguların gerçekliğinden çok emin olduğumu, laboratuvar çalışmalarını yürütürken kontaminasyon ihtimalini bertaraf etmek için sıkı önlemler aldığımızı söylemeliyim. .

Bu bakterilerin bazılarının agresif tümörlerin gelişmesine yol açan hormonlar üretiyor olabileceğini düşünüyoruz.”.

  • İngiltere Kanser Araştırmaları Vakfı’ndan Dr. Sam Godfrey:

“İngiltere’deki her 10 kanserden yaklaşık dördü sigara ve obezite gibi bilinen risk faktörleriyle bağlantılıdır. Ancak kansere neden olan bakteriler gibi başka risk faktörleri de var ve biz bunları daha yeni tanımlamaya başlıyoruz..

Bu bakterilerin prostat kanseri büyümesine nasıl katkıda bulunduğunu belirlemek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç var; ancak bu araştırma, bu kanserlerin toplum üzerindeki etkisini azaltmaya yardımcı olacak yeni tarama ve önleme yöntemlerine yol açabilir..”

✳PROSTAT KANSERİNDE RİSK ORANI BELLİ OLDU..!
“Bir erkeğin hayat boyu prostat kanserine yakalanma riski yüzde 20 oranında..!”

“Prostat kanseri bilinenin aksine işeme ile ilgili belirti vermiyor..”

  • Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Şahan:

✅Kanser kalp rahatsızlıklarından sonra dünyada en sık ikinci ölüm sebebi.. Yılda yaklaşık 10 milyon ölüm kanser sebebiyle olmaktadır..

2000 yılından 2020’li yıllara gelindiğinde kansere bağlı ölüm oranları yüzde 27 oranında azaldığı tespit edilmiştir..

✅ Prostat kanseri erkeklerde en sık izlenen kanser türü olup, tüm kanser vakalarının yaklaşık 4’te birini oluşturmaktadır..

✅Bir erkeğin hayat boyu prostat kanserine yakalanma riski yüzde 20 civarındadır. Ancak bu hastaların sadece yüzde 3’lük kısmı prostat kanserine bağlı hayatlarını kaybetmektedir..

Bu durum prostat kanserinin özellikle erken dönemde teşhis konulması ve uygun tedavilerin uygulanmasıyla ilişkilidir..

✅Prostat kanseri bilinenin aksine işeme ile ilgili belirti vermez. Ancak ilerlemiş hastalıkta hastalığın yayılımına bağlı ağrılar oluşturmaktadır..

Ancak bu dönemde uygulanacak tedaviler, hastalığı tedavi etmekten ziyade hastanın hayat kalitesini düzeltmeye yönelik olabilmektedir.. Bu sebeple hastalık hala prostata sınırlı iken, yani vücuda yayılmamışken ve belirti vermeden erken dönemde teşhisinin konması son derece önemlidir..

Her erkeğin 50 yaşından sonra yılda bir kez üroloji uzmanına prostat muayenesi olması önerilmektedir..

Prostatın teşhisinde kullanılan temel yöntemler:

Makattan parmakla muayenesi ve PSA dediğimiz prostattan salgılanan bir enzimin kandaki düzeyinin ölçülmesi..

PSA yüksekliği veya parmakla muayene bulgusunda şüphe varsa kesin teşhis prostat biyopsisi ile prostattan örnek alınarak incelenmesi sonucu konur..

MR füzyon biyopsileri en güncel uygulamadır..

MR görüntüsü ile prostattaki kanser odağı tespit edilerek ultrason ile senkronize edilmekte ve ultrason rehberliğinde direkt kanserli dokudan örnek alınabilmektedir..

Böylece standart biyopsilere göre daha güvenilir örnekler alınabilmekte, daha yüksek oranda ve doğru bir şekilde kanser teşhisi konulabilmektedir..

Prostat kanserinde tedavi seçeneği, hastanın yaşı, genel durumu, hastalığın yaygınlığı ve tümörün karakterine göre değişmektedir..

✅Eğer erken dönemde teşhis konduysa, cerrahi olarak prostat ve çevre dokular tamamen çıkarılarak kanserden tamamen temizlenebilmektedir.

Ikinci bir seçenek radyoterapi ile prostatın tamamı ışınlanarak kanserli dokuların yok edilmesidir. Eğer kanserli doku küçük bir odakta ise fokal tedaviler (HIFU) ile sadece kanserli dokunun olduğu bölge ses enerjisinden faydalanılarak haraplanabilmektedir.

Çok küçük odakta düşük ilerleme potansiyeli olan hastalarda aktif izlem ile kanserin seyri gözlemlenirken, ileri evre kanserlerde hormon tedavisi, ilaç tedavisi (kemoterapi) veya takip gibi seçenekler uygulanabilmektedir..

Prostat kanseri tedavisinde, hastaya ve kansere bağlı özellikler ile hasta beklentileri göz önünde tutularak, doktor, hasta ve hastanın ailesi tarafından ortak verilen bir karar, en doğru yaklaşım olacaktır..” 

✳PROSTAT KANSERİ NEDİR..!?
İşte prostat kanserinin en yaygın 5 belirtisi..!”
  • Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Cevdet Kaya:

“Genelde sinsi ilerleyen ve belirti vermeyen prostat kanserinde bazı şikâyetlerin atlanmaması gerekir..

*İdrar yaparken yanma hissi,

*Sık idrara çıkma,

*Gece sıkça idrar için uyanma,

*Zor idrar yapma,

*Cinsel ilişkide boşalma sırasında ağrı ve yanma,

*Cinsel işlev bozukluğu,

*İdrarda ve menide kan gibi belirtiler görüldüyse mutlaka hekime danışılmalı.”

Orta ve ileri yaş erkeklerde en sık görülen kanser türü olan prostat kanseri hakkında bilgiler paylaşan Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Cevdet Kaya, erkeklerde yaşlanma, ailesel yatkınlık, genetik faktörler ile beslenme ve tuvalet alışkanlıklarının prostat kanseri gelişiminde çok önemli rol oynadığını belirtti..

ERKEN TANI HAYAT KURTARIYOR..!
  • Prof. Dr. Cevdet Kaya:

“Diğer kanser türlerinde olduğu gibi prostat kanserinde de erken tanının hastalığın ilerlemesine karşı en güçlü engel olduğuna dikkat çekmek istiyorum..

“Erken tanı almış prostat kanserinin tedavisi mümkündür. Erken tanı, prostat kanseri olan erkeklerde hayat kurtarıcı olmaktadır..”

VAKALARIN ÇOĞU BELİRTİ VERMİYOR..!”
  • Prof. Dr. Cevdet Kaya:

“Prostat kanserinde erken tanı için hastalığın belirtilerinin belirlenmesinin önem arz ettiğinin altını çizmelerimi..

Hastalığın belirtilerini bilmek, tanıyı ve tedaviyi erken yapmaya izin verecektir. Prostat kanserinde vakaların büyük bir kısmı asemptomatik yani belirtisiz olabilmektedir. Hastalarda kanser başlangıç evresinde herhangi bir belirti olmayabilir. Dolayısıyla erken tanı, ancak muayene ve PSA (Prostat Spesifik Antijeni) diye bilinen kan tahlili ve gerekirse de prostat biyopsisi (TRUS biyopsi) ile konulmaktadır..”

BU BELİRTİLER VARSA HEKİME BAŞVURUN..!
  • Prof. Dr. Cevdet Kaya:

“Asemptomatik olmayan prostat kanserinin en sık görülen 5 belirtisi hakkında şu bilgileri verebilirim..

İdrar yaparken yanma hissi, cinsel ilişkide boşalma sırasında ağrı ve yanma hissi. Sık idrara çıkma, gece sıkça idrar için uyanma. Zor idrar yapma. Ereksiyon kaybı (cinsel işlev bozukluğu). İdrarda ve menide kan..”

“AİLESİNDE PROSTAT KANSERİ GÖRÜLENLER ERKEN YAŞTA TARAMA YAPTIRMALI..!
  • Prof. Dr. Cevdet Kaya:

“Şikâyetlerden biri ya da birkaçını yaşayan orta-ileri yaş erkeklerin prostat hastalığı, prostat büyümesi veya kanser açısından kontrol edilmesinin son derece önemli..

İdrarını yaptıktan sonra rahatlayamama, kesik kesik idrar yapma, idrara başlarken zorlanma, idrar kaçırma ve aniden idrara sıkışma şikâyetleri olan erkeklerin de zaman geçirmeden üroloji doktoruna başvurmaları gerekmektedir..

Özellikle de ailesinde prostat hastası olan birisi bulunan erkeklerin daha erken yaşlarda asemptomatik (belirtisiz) prostat kanseri açısından üroloji uzmanına başvurmasını öneririm..

Sigara içimi ve yüksek doz alkol alımının prostat kanseri görülme riskini artırdığını da söylemeliyim..

Aşırı yağlı ve kızarmış hazır ürünlerin tüketiminden kaçınılarak obeziteden korunmanın ve kontrolsüz tansiyonun düzenlenmesi de prostat kanserinden korunmada oldukça önemli..”

“PROSTAT KANSERİ..!”

Prostat kanseri, erkeklerde en sık görülen kanser türüdür. Kansere bağlı ölümlerde ise ikinci sırada yer alır..

Prostat, erkeklerde bulunan, yaklaşık olarak bir ceviz büyüklüğünde, mesanenin altında yerleşmiş, üreme faaliyetleri için çeşitli salgılar üreten bir salgı organıdır..

Prostat kanseri, prostat dokusunu oluşturan bazı hücrelerin anormal seyir göstererek tümör yapıları oluşturması sonucu meydana gelir. Kanserler, prostatın sadece bir kısmından gelişebileceği gibi birden çok kısmında da gelişebilir..

Genellikle 65 yaş üstünde görülen bu hastalık erken dönemlerinde hiçbir belirti vermeyebilir. Fakat tedavi edilmezse zamanla büyüyerek idrar kanalına baskı yaratabilir. Böyle hastalarda idrar yapmayla ilgili bazı şikayetler meydana gelir..

Tanı ve tedavide geç kalınmış bazı hastalarda kanserli dokular prostat içinde sınırlı kalmayıp etraf dokulara yayılım gösterebilir..

PROSTAT KANSERİ DERECELERİ VE EVRELERİ ..!
TÜMÖR DERECESİ ..!”

Prostat kanserinin tedavisi, tümörün derecesi ve tümörün evresine göre planlanır..

Prostat biyopsisinde kanser saptanırsa, patolog tarafından kanserli doku değerlendirilir..

✅ En yaygın derecelendirme sistemi olan Gleason Skorlama Sistemi kullanılır. Sonuçlar, tümörün büyüme hızı ve normal dokudan farklılaşması hakkında fikir verir..

Düşük derece tümörün normal dokulardan aşırı farklılaşmadığı, yavaş büyüyeceği, yayılma riskinin az olduğu anlamına gelir.. Yüksek derece risk ise tümörün normal dokulardan oldukça farklılaştığını, büyük ihtimalle hızlı büyüyeceğini ve vücudun diğer bölgelerine yayılabileceğini belirtir..

PROSTAT KANSERİNİN EVRELERİ ..!”

Prostat kanserinde evreleme, tümörün prostatta ve çevresinde ne kadar yayıldığına bağlı olarak yapılır. Bu evreleme yapılırken şunlar göz önüne alınır.

*Tümörün boyutu

*Tümörün prostatın içindeki dokularda ya da çevresindeki yayılımı

*Kanserin lenf nodlarına yayılıp yayılmadığı

*Vücudun diğer bölgelerine yayılım durumu (metastaz)

EVRE 1..!”

İlk evrede tümör sadece prostat içindedir.

Tümör, rektal muayene ile hissedilemeyecek derecede küçüktür. Lenf nodlarına sıçrama veya vücudun diğer bölgelerine yayılımı yoktur. Derecesi düşüktür.

EVRE 2..!”

2. evrede tümör prostatın içine doğru ilerlemiştir ama çevresinde yayılmaz.

Bu evrede tümör rektal muayene ya da görüntüleme yöntemleri (MR) tespit edilebilir. Lenf nodlarına sıçrama veya vücudun diğer bölgelerine yayılımı yoktur.

EVRE 3..!”

Üçüncü evrede tümör prostat kapsülünün ötesine ve seminal vezikül (sperm kesesi) gibi dokulara yayılmıştır..

Lenf nodlarına sıçrama veya vücudun diğer bölgelerine yayılımı yoktur.

EVRE 4..!”

Dördüncü evrede kanser prostatın çevresindeki diğer dokulara yayılır..

Bu evrede genellikle lenf nodlarına, kemiklere, karaciğere ya da akciğerlere yayılım olabilir (metastaz).

Prostat kanserinin derecesini saptamak, uygun tedavinin uygulanması ve hastalığın seyrini takip etmek açısından çok önemlidir.

NEDENLERİ..!

Prostat kanserinde en önemli risk faktörleri yaş ve aile öyküsüdür.

YAŞ ..!”

Prostat kanserinin yaş ile görülme sıklığı artar. 70 yaş üzeri erkeklerin %50’sinde, 90 yaş üzerindekilerin de hemen hemen hepsinde mikroskobik düzeyde prostat kanseri tespit edilmektedir. Hastalığa 50 yaşından genç bireylerde sık rastlanmıyor.

Bu nedenle, erken teşhis için 50 yaşın üstündeki erkeklere prostat kanseri taraması öneriliyor.

AİLE ÖYKÜSÜ..!”

Yapılan çalışmalar hastaların yaklaşık % 15’lik bir bölümünde diğer aile üyelerinin de prostat kanseri öyküsü olduğunu ortaya koymuştur. Prostat kanserinin oluşmasından sorumlu kimi gen grupları tanımlanmıştır.

Bunların yanı sıra, obezite ve sigara kullanımı da prostat kanseri için tanımlanan risk faktörleri arasındadır.

BELİRTİLER..!”

Lokalize (prostata sınırlı) prostat kanseri sıklıkla hiçbir belirti vermeden gelişir..

Prostat kanserinin belirtileri şunlardır:

*İdrar yaparken yanma

*Zorlanma ve idrarda kanama

*Semende kanama

*İleri evrede kemik metasazları, buna bağlı kemik ağrıları ve bazen kırıklar

Tarama testi yaptırmayan ya da tanı almış olmasına rağmen rutin kontrollerini aksatan bireylerde prostat kanserinin tedavisi gecikmiş olur. Bu durumlarda hastalık ilerlemeye başlar.

TANI YÖNTEMLERİ ..!”

Günümüzde sağlıklı bir erkeğin prostat kanseri olacağını ortaya koyan bir erken tanı yöntemi yoktur.

Artan yaş ve genetik yatkınlık prostat kanserinde ortaya koyulmuş risk faktörleridir. Bu risk faktörlerinin ışığında hastalara erken tanı amaçlı testler yapılmaktadır.

Ailesinde prostat kanseri öyküsü olmayan erkeklerde prostat kanseri taraması 50 yaş ve sonrasında tavsiye edilirken, ailesinde prostat kanseri öyküsü olanlarda daha erken yaşlarda prostat kanseri için tarama tavsiye edilmektedir.

Tarama amaçlı olarak kullanılan yöntemler parmakla rektal muayene (prostata yönelik) ve kan testi ile PSA ölçümüdür.

KANSERİN TANISINDA PSA TESTİ VE PROSTAT MUAYENESİ ..!”

Kan örneğiyle bakılan PSA (prostat spesifik antijen) testi ile prostat kanseri erken teşhis edilebilir. Prostat kanserinin erken teşhisi, tedavi olanaklarının artması açısından önemlidir.

PSA, kanser dışında bengin prostat hiperplazisi – BPH (prostat büyümesi), prostatit (prostat iltihabı), cinsel ilişki, biyopsi, rektal prostat muayenesi, idrar yolu enfeksiyonu, idrar yolu girişimleri (sonda takmak) ve ameliyatları sonrasında yüksek çıkabilir.

Bu sebeple PSA’nın yüksekliği kanser olduğu anlamına gelmediği gibi düşüklüğü de kanseri ekarte etmek için yetersiz kalabilir. Bu sebeple prostat kanserinin taraması ve teşhisinde PSA testi, prostat muayenesi ile desteklenebilir. Bu tetkikler sonucu prostat kanserinden şüphelenilen hastalara prostat kanserinin teşhisi için bazı ilave tetkikler yapılabilir:

MULTİPARAMETRİK MR..!”

Prostat kanseri şüphesi olan hastalarda tanıyı destekleyebilecek bir görüntüleme yöntemidir. Kanserli olan hücre ve dokular hücre yoğunluğundaki artış ve kanlanma gibi kimi özellikleriyle sağlıklı olan dokulardan farklı bir görüntüye sahiptir. Bu sayede multiparametrik MR ile görüntülenmeleri mümkündür.

Bunun yanı sıra, Multiparametrik MR ile tümörün prostat kapsülünü aşıp aşmadığı ve olası lenf nodu sıçramaları tespit edilebilir. Ayrıca bu MR görüntüleri hastaya prostat biyopsisi yapılırken kılavuz olarak da kullanılabilir.

PROSTAT BİYOPSİSİ ..!”

Mikroskop altında incelemek ve çeşitli testler yapmak amacıyla, vücudun herhangi bir kısmından doku ya da hücre parçası alınması işlemine biyopsi denir.

Prostat biyopsisinde de prostatın farklı bölgelerinden örnekler alınır. Standart prostat biyopsisinde, lokal anestezi altında rektuma yerleştirilen özel bir cihaz yardımıyla prostattan rastgele parçalar alınır. Daha sonra, patolojik incelemelerde bu dokular içinde kanserli hücre olup olmadığına bakılır.

Teknolojinin gelişmesiyle yeni biyopsi yöntemleri geliştirilmiş bu sayede tanı doğruluk oranları arttırılmıştır. Prostat biyopsisi prostat kanseri teşhisi koymada ve tümörün hızlı ve agresif seyredip seyretmediğini belirlemede kullanılır.

STANDART PROSTAT BİYOPSİSİ ..!”

Prostat biyopsisi makat yolu ile özel bir ultrason eşliğinde, otomatik biyopsi iğneleri ile yapılıyor. Bu şekilde yapılan biyopsi işlemleri genelde lokal anestezi eşliğinde yapılıyor ve herhangi bir yatış gerektirmiyor.

Bu işlem esnasında ultrason kılavuzluğu, biyopsinin istenilen bölgelerden alınmasını sağlıyor. PSA yüksekliğinin sebebi aydınlatılamazsa, PSA yükselmeye devam ederse veya prostat biyopsisi sonucu şüpheli olursa biyopsiyi tekrar etmek gerekebiliyor.

MR-ULTRASON FÜZYON BİYOPSİ ..!”

Bu yöntemde hastanın daha önce çekilen multiparametrik MR görüntüleri, prostat biyopsisi yapılan ultrason cihazına aktarılarak tümörün tam yeri belirlenebilmektedir.

Böylelikle klasik biyopsilerdeki gibi “rastgele” parça almak yerine “hedef gözeterek” direk şüpheli odaktan biyopsi yapılır. Tümörün ya da şüpheli odağın tam yeri bulunabildiğinden çok sayıda parça almak yerine bu yöntemle daha az örnek alınması yeterli olabilmektedir.

Füzyon biyopsi uygulaması iki yöntemle yapılabilir. Bunlardan birisi perineal bölgede ciltten girilerek yapılan transperineal yöntemdir. Bu yöntem genel veya lokal anestezi ile yapılabilir.

Diğer yöntem ise rektumdan girilerek yapılan transrektal yöntemdir. Bu yöntem de lokal anesteziyle yapılabilmektedir.

TEDAVİ YÖNTEMLERİ ..!

Prostat kanseri tespit edildikten sonra tedavi, hastalığa bağlı faktörler (evresi, yaygınlığı) ve hastaya bağlı faktörler (genel durumu, yaşı, ek hastalıkları) göz önünde bulundurularak planlanır.

PROSTAT KANSERİNİN AMELİYAT DIŞINDA TEDAVİ ŞEKLİ MÜMKÜN MÜDÜR..!?

Prostat kanserinin tedavisi; ameliyat, radyoterapi, hormonoterapi şeklinde düzenlenebilmektedir. Hastanın içinde bulunduğu şartlar ve genel durumu göz önüne alınarak tedavi şekli belirlenir.

“PROSTAT KANSERİ VAKALARINDA GÜNÜMÜZDE SIK KULLANILAN TEDAVİ ŞEKLİ HANGİSİDİR..!?

Günümüzde prostat kanseri tarama testlerinin kullanımının artmasıyla erken evrede saptanabilmektedir. Çevreye yayılmamış erken evredeki (lokal) prostat kanserinde en sık kullanılan tedavi cerrahi tedavidir. Gereği halinde hormon terapisi veya radyoterapi ile kombine edilebilmektedir.

AKTİF İZLEM ..!”

Prostat kanseri Evre 1’de yavaş ilerler, bazen hiç belirti vermez ya da sağlık şikayetlerine yol açmaz. Doktorunuz bu evrede PSA değeri, rektal muayene ve ultrason gibi yöntemlerle kanserin ilerlemesini takip eder. Aynı zamanda tümörün yayılma riski (skorlama) değerlendirilir.

Aktif izlemde amaç yavaş ilerleyen ve düşük riskli olduğu tespit edilmiş hastaların gerektiğinde tedavi şansını kaybetmeyecek şekilde yakından takip edilmesidir. Bu sayede bir grup hastanın gereksiz tedavi alması önlenmiş olur.

NANOKNİFE ..!”

Nanoknife (nanonayf okunur) yöntemi, klinik olarak anlamsız tümör denilen küçük hacimli düşük riskli prostat kanserlerinin tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. Bazı karaciğer ve pankreas tümörlerinde de uygulanan bu yöntem, prostat kanserinin tedavisinde de güvenle uygulanmaktadır.

Nanoknife yönteminde 3-4 tane özel elektrot, ultrason yardımı ile prostatta bulunan tümörün çevresine yerleştirilir ve bu elektrotlara sırayla çok yüksek dozda (3000 volt-50 amper gibi); ancak kısa süreli elektrik akımı verilir. Bu bölgede elektromanyetik bir alan oluşur ve hücre duvarı geçirgenliği kalıcı olarak artar. Bu şekilde tümör hücreleri canlılıklarını kaybederler.

Bu yöntem dokularda ısı değişikliğine sebep olmadığı için sinirlere ve üretraya (mesaneden dışarıya açılan ve prostatın da içinden geçen tüp şeklindeki yapı) yakın tümörlere de uygulanabilir.

Bu yöntemle tedavi edilecek hastalar iyi seçilmelidir. Normalde aktif izlem yapılabilecek hasta grubuna kullanılabilecek bir tedavi yöntemidir.

Yapılan işlem sonrası prostatta sadece kanserli hücreler tahrip edildiğinden ilerleyen zamanda prostat dokusunun başka bir bölgesinden kanser gelişme riski vardır. şayet böyle bir durum gelişirse hastaya küratif (cerrahi, radyoterapi) tedavi planlanır. Yani bu yöntem, küratif tedavi gerekebilecek hastalarda bu tedavinin olabildiğince ertelenmesini sağlamaktadır. Bu şekilde küratif tedavilerden doğabilecek bazı yan etkilerin de ertelenmesi amaçlanır.

PROSTAT KANSERİNDE CERRAHİ TEDAVİ – RADİKAL PROSTATEKTOMİ ..!”

Yayılım göstermeyen prostat kanserinin tedavisinde, cerrahi olarak prostatın çıkarılmasıdır. Bu cerrahiye radikal prostatektomi ameliyatı denir. Radikal prostatektomi operasyonu geçiren düşük dereceli tümöre sahip hastaların 10 yıllık hastalığa özgü sağ kalım oranları %90’ın üzerindedir.

Prostat çıkarılırken idrar tutmaya yarayan yapılara zarar verilmemesi ve sinirlerin korunması önemlidir.

ROBOTİK CERRAHİ NE DEMEKTİR..!?

Robotik cerrahi, laparoskopik (kapalı) ameliyatların “da Vinci” isimli robot yardımıyla 3 boyutlu görüntü altında yapılmasıdır. Laparoskopik yapılabilen birçok ameliyat (ürolojik, genel cerrahi, kadın hastalıkları vb.) bu yöntemle yapılabilmektedir.

ROBOTİK CERRAHİDE CERRAHIN FONKSİYONU NEDİR..!?

Robotik cerrahi denilince ameliyatın robot tarafından yapıldığı şeklinde yanlış bir kanı vardır. Oysa ameliyatı gerçekleştiren kişi robot değil cerrahın kendisidir.

ROBOTİK CERRAHİ İLE PROSTAT KANSERİ AMELİYATININ KOMPLİKASYONLARI NELERDİR..!?

Prostat dokusunun bulunduğu anatomik yerleşim, ereksiyonu ve idrar tutmayı sağlayan yapılara çok yakındır. Bu sebeple prostat cerrahisinin en önemli komplikasyonları ameliyat sonrası ereksiyon kaybı ve idrar tutamama (inkontinans)’dır.

Robotik cerrahi ile prostat ameliyatındaki asıl amaç prostatın geride kanserli doku bırakmayacak şekilde çıkarılması, cinsel fonksiyonların devamını sağlayan sinirlerin korunması ve prostat çıkarılırken idrar tutmayı sağlayan yapılara zarar verilmemesi olarak sıralanabilir.

Mesane ile prostat arasında bulunan bir anatomik planın ortaya koyulması ile robotik prostat ameliyatlarında “Mesane Koruyucu Teknik” tanımlanmıştır. Bu teknikle yapılan ameliyat sonrası hastalarda idrar tutamama oranları çok azalmıştır.

ROBOTİK CERRAHİNİN AÇIK AMELİYATTAN FARKI NEDİR..!?

Geleneksel açık cerrahi yöntemde hastanın göbek altından yaklaşık 15 cm’lik bir kesi yapılır. Açık ameliyatın hem hasta hem de cerrahi ekip için birçok zorluğu bulunmaktadır.

Operasyondan sonra geç iyileşme süresi, uzun süre hastanede kalış, yara enfeksiyonu riski ve büyük bir yara izi bu cerrahinin hasta adına zorlukları olarak sayılabilir.

Cerrahi alanın darlığı sebebiyle el hareketlerinin yetersiz kalması ve iyi bir görüş alanının sağlanamaması sebebiyle ameliyat sürelerinin uzun olması ve komplikasyon oranlarının artması ise cerrahi ekip adına sayılabilecek zorluklardır.

Robotik cerrahi, Da Vinci adı verilen bir robotun hasta üzerine uygun şekilde yerleştirilmesi ve bu robotun kollarının, konsol cerrahı tarafından, konsol adı verilen kontrol ünitesinden yönlendirilmesi ile gerçekleştirilen bir ameliyat şeklidir. Genel prensipleri laparoskopik cerrahiye benzemektedir.

Robotik cerrahide kullanılan ameliyat kollarının ince yapısı, hareket kabiliyeti, titreşim engelleyici çalışma prensibi ve robotik sistemin gelişmiş görüntü sistemleri sayesinde prostat ameliyatı sırasında prostata yakın komşuluktaki yapılar daha rahat korunabilir olmuştur. Böylece ameliyat sırasında komplikasyon ihtimali aza inmekte, kan kaybı azalmakta ve ameliyat süresi kısalmaktadır.

Ameliyat sonrası ise ağrıda azalma, iyileşme süresinin kısalması, ilerleyen dönemde cinsel fonksiyonların kaybı ve sürekli idrar kaçırma gibi sosyal yaşantıyı büyük ölçüde etkileyen sağlık problemlerinin azalması gözlemlenmektedir.

Ameliyat hangi teknikle yapılırsa yapılsın, robotik cerrahi ile prostat kanseri ameliyatı sırasında da dikkat gerektiren aşamalar vardır.

Burada asıl amaç prostatın geride kanserli doku bırakmayacak şekilde çıkarılması, cinsel fonksiyonların devamını sağlayan sinirlerin korunması ve prostat çıkarılırken idrar tutmayı sağlayan yapılara zarar verilmemesi olarak sıralanabilir.

RADYOTERAPİ..!”

Radyoterapi (ışın tedavisi) kanser hastalığının radyasyon kullanılarak tedavi edilmesidir. Radyoterapinin amacı normal dokuya mümkün olduğunca az zarar vererek, kanserli hücreleri öldürmek veya bölünüp çoğalmalarını engellemektir.

Radyoterapi, cerrahi yöntemlere benzer şekilde lokal bir tedavi yöntemidir; etkisini de, yan etkisini de uygulandığı yerde göstermektedir. Lokalize prostat kanserinde radyoterapi, küratif bir tedavi yöntemi olarak kullanılmakla beraber, prostat komşu organlarına (lokal ileri) ve uzak organlara yayılmış (metastatik) hastalarda da palyatif (ağrı gibi şikayetlerin giderilmesine yönelik) ya da tümör yükü azaltma amaçlı tedavi olarak kullanılabilir.

RADYOTERAPİNİN YAN ETKİLERİ NELERDİR..!?

Radyoterapinin yan etkileri genellikle ilk günlerde değil, ilerleyen günlerde, doz arttıkça başlar. Her zaman meydana gelmeyeceği gibi kişilere göre de değişiklik gösterebilir.

Genel yan etkilerden bazıları ciltte irritasyon (rahatsızlık) ve yorgunluk hissidir. Prostat kanserinde kullanılan radyasyon tedavisi, erektil disfonksiyona (sertleşme bozukluğu) ve inkontinansa (idrar tutamama) sebep olabilir. Bunun dışında da sık idrara çıkma hissi ve idrarda kanama görülebilecek bazı durumlardır.

KEMO-HORMONO TERAPİ ..!”

Prostat kanserinin ilerlemiş safhalarında hastalık prostata sınırlı kalmayarak komşu dokulara ve uzak organlara yayılmış olarak tespit edilebilir. Hastalığın bu safhasında cerrahi yöntemler yetersiz kalacağından ilaç tedavileri tercih edilir.

Prostat dokusu erkeklik hormonu testosterona duyarlı bir organ olduğundan, hastalığın bu safhasında testosteron etkisini engelleyen ilaçlar (anti-androjen) kullanılır. Bu tedaviye hormonoterapi (hormon terapisi) denir.

Bu tedaviye yanıtsız olan veya direnç kazanan hastalara ise kemoterapi planlanır. Bu şekilde ileri evre prostat kanseri olan hastaların da yaşam sürelerinin uzatılabildiği bilimsel çalışmalarla ortaya koyulmuştur.

İLGİLİ HABER

Acıbadem Web ve Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır.

Cumhuriyet

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top