SAĞLIK

PROF. DR. KÜÇÜKUSTA: ERKEN TEŞHİS, KANSERİ ÖNLEYEN BİR UYGULAMA OLMADIĞI GİBİ BUNUN BİRÇOK DURUMDA ZARARININ DAHA FAZLA OLABİLECEĞİ DE BİLİNMELİDİR

Tüm dünya 2019 yılının sonundan beri koronavirüs pandemisiyle mücadele etse de, kanser hala çağımızın hastalığı olmaya devam ediyor..

✳KANSERİ ÖNLEYEN MUHTEŞEM ÜÇLÜ..!

Modern tıp, hakkını teslim edelim ki kanserin erken teşhisi ve tedavisi konularında çok çalışıyor ama sıra kanserin önlenmesine gelince göstermelik çabalar dışında dişe dokunan bir gelişme yok..

Bunlar da kanserin birtakım ilaç ve aşılarla önlenmesini hedefleyen; yani gene endüstriye getirisi olan uygulamalar..

Oysa sadece kanserin değil günümüzde salgın mertebesine ulaşan tüm kronik hastalıkların altında beslenme hataları, hareketsizlik, stres, sigara-alkol, çevre kirliliği… gibi hayat tarzındaki yanlışlar yatıyor..

Tıp endüstrisine hiçbir faydası olmayan bu yanlışların düzeltilmesiyle en kötümser tahminlerle bile kanser ve kronik hastalıkların yarı yarıya azaltılması mümkün..

  • Frontiers in Aging adlı tıp dergisinde yayımlanan bir araştırma:

Bu araştırmada vitamin D3, omega 3 yağ asitleri (balık yağı hapları) ve evde herkesin kendi kendine yapabileceği basit egzersizler ile kanserleri önleyebileceği belirlendi..

Kısa adı DO-HEALTH olan bu çalışma İsviçre, Fransa, Almanya, Avusturya ve Portekiz’den en az 70 yaşında olan, ciddi bir hastalığı bulunmayan, akıl sağlığı yerinde 2157 kişi üzerinde yürütüldü..

Bu katılımcılar rastgele sekiz gruba ayrıldı..

Birinci grup: Günde 2.000 Ünite vitamin D3 ve haftada 3 kere evde basit bir kuvvet egzersiz programı..

– İkinci grup: Vitamin D3 + omega 3 yağ asitleri..

Üçüncü grup: Vitamin D3 + egzersiz programı..

Dördüncü grup: omega 3 yağ asitleri + egzersiz programı..

Beşinci grup: Vitamin D3..

– Altıncı grup: Omega 3 yağ asitleri..

Yedinci grup: Egzersiz programı..

Sekizinci grup: Plasebo..

3 senelik takip sonunda yapılan analizlerde, yüksek doz vitamin D3, omega 3 yağ asitleri ve evde yapılan basit egzersiz üçlüsünün 70 yaşın üzerindeki sağlıklı kişilerde kanser riskini yüzde 61 azalttığı bulundu..

Bu süre sonunda 119 katılımcıda kanser teşhis edilmişti ve her üç uygulama da tek başına kanser riskini azaltıyordu ama en etkili azalma üçünün birden uygulanmasıyla ortaya çıkıyordu..

NNT yani bir kanser vakasını önlemek için kaç kişinin tedavi edilmesini gerektiğini gösteren değer de 35 olarak tespit edildi..

Bu çalışma aslında bu üçlünün yaşlılarda kan basıncı, fiziki performans, hafıza-zihin, kırıklar ve enfeksiyonlara olan etkisini incelemek için planlanmıştı..

Kanser riskinin ciddi ölçüde azaldığını gösteren sonuçlar, araştırma verilerinin sonradan değerlendirilmesiyle elde edildi..

BU ÜÇLÜ NASIL ETKİLİ OLUYOR..!? (yüksek doz vitamin D3, omega 3 yağ asitleri ve evde yapılan basit egzersiz üçlüsü)

– Vitamin D, hücre çoğalması ve farklılaşmasında rolü olan sayısız genin çalışmasını düzenleyerek kanser hücrelerinin çoğalmasını baskılıyor..

Kanda vitamin D seviyesi ile total kanser riski arasında ters bir münasebet var..

Omega 3 yağ asitleri, enflamasyonu, hücre çoğalmasını ve anjiyogenezi baskılayarak, sağlıklı hücrelerin kanser hücrelerine dönüşmesini engelliyor. Lipit peroksidasyonu ve ferroptozis ile tümör büyümesini önlüyor.. 

Fiziki aktivite de bağışıklığı düzelterek, enflamasyonu azaltarak kanserleri önlüyor ve kanserli hastaların daha uzun ve kaliteli yaşamalarını sağlıyor..

Mühim olan adam gibi yaşamaktır..!

Bu araştırma aslına bakılırsa belirli vitamin, besin ögelerini ve egzersizi değil sağlıklı hayat tarzı unsurlarını inceliyor.. 

Mevsiminde ve gün içinde doğru zamanda yeteri kadar güneş banyosu yapanların ve adam gibi beslenenlerin vitamin D’yi hap olarak almalarına ihtiyaçları olmadığı gibi güneş ışınlarının bağışıklığa, kalp-damar sağlığına ve ruhumuza olan müspet etkilerini de elde etmiş olurlar..

Omega 3 yağ asitleri de başta balık ve diğer deniz ürünleriyle keten tohumu, ceviz gibi yiyeceklerde bulunuyor; yani bunun da hap olarak alınmasına gerek yok..

Üstelik de omega 3 yağ asitlerinin gıdalarla belirli bir kombinasyon içinde alınmasının faydası daha da fazla..

Fiziki aktivite zaten her zaman hatırlattığım çok önemli bir unsur ve bunun da maliyeti sadece bir spor ayakkabısı fiyatı kadar..

Bu maksatla spor salonlarına gidilmesi, kan ter içinde kalınması, deli danalar gibi koşulması gerekmiyor; bunlar aksine zararlı bile olabilir..

Egzersizin fark edilmeden yapılması ve günlük hayatın içine yedirilmesi kâfi.. 
 

✳GELELİM NETİCEYE..!

Büyük ölçüde endüstrinin hegemonyası altında olan modern tıbbın taramalara, kanser erken teşhis ve tedavisine odaklanmış olmasına diyecek bir sözüm yok..

Elbette bunlar da önemli ve elbette de yapılması gereken çalışmalar..

İsteyenler de tabii ki kanser taramalarına girebilir, erken teşhis için düzenli kontroller, tetkik ve tahliller yaptırabilirler ve bundan istifade edenler de mutlaka olabilir ama benim felsefeme göre esas yapılması gereken sağlıklı yaşamanın tüm icaplarını yerine getirmektir..

Mesela, sigara içen bir kişide kanserin erken teşhisine değil sigaranın bırakılmasına odaklanılması gerekir.. 

Erken teşhis, kanseri önleyen bir uygulama olmadığı gibi bunun birçok durumda zararının (overdiagnosis-overtreatment=gereksiz teşhis-gereksiz tedavi) daha fazla olabileceği de bilinmelidir.

Her zaman tekrarladığım gibi, sağlıklı yaşamanın, hastalıklardan korunmanın tıpla bir alâkası yok. Bunun için tek bir şart var..

Adam gibi bir hayat tarzı!

© The Independentturkish//Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta

Kaynak:

https://www.frontiersin.org/articles/10.3389/fragi.2022.852643/full
Makale adı: Combined Vitamin D, Omega-3 Fatty Acids, and a Simple Home Exercise Program May Reduce Cancer Risk Among Active Adults Aged 70 and Older: A Randomized Clinical Trial

✳KANSERDEN KORUDUĞU ÖNE SÜRÜLEN 10 BESİN ..!
Kanser düşmanı 10 besin..!

– Kanser tüm dünyada kalp ve damar hastalıklarından sonra en sık ölüme yol açan hastalıkların başında geliyor

Sağlıklı ve iyi beslenmek ise kanserle savaşta büyük rol oynuyor. İşte kanserden koruduğu öne sürülen 10 besin…

Tüm dünya 2019 yılının sonundan beri koronavirüs pandemisiyle mücadele etse de, kanser hala çağımızın hastalığı olmaya devam ediyor.

Dünyada her yıl 8 milyon insanın kanserden hayatını kaybettiği biliniyor.

Bu kişilerin yaklaşık üçte biri ise önlenebilir kanserlerden ölüyor. Kanserde genetik etkenler yüzde 5-10 arasında sorumlu olsa da, hastalık yüzde 90-95 oranında çevresel faktörlerden etkileniyor. Bu çevresel faktörlerin yüzde 30’unu da beslenme alışkanlıklarımız oluşturuyor. Bu yüzden sağlıklı ve iyi beslenmek, kanserle savaşta büyük rol oynuyor. 

İşte kansere karşı koruyan 10 besin…

SOĞAN VE SARIMSAK..!

Doğal antibiyotik olarak bilinen sarımsak ve soğan, kanser düşmanı besinlerin başında geliyor. Bu sebzelere kokusunu veren içerdikleri biyoaktif sülfür bileşikleri kansere karşı koruyucu etki gösteriyor. Özellikle gastrointestinal bölgedeki kanserlere karşı koruyucu olduğu biliniyor.

TURP..!

Turp çeşitlerinin, antioksidan açısından zengin olduğu biliniyor. Lif içeriği ve içerdiği glukosinolat birleşikleri ile kalın bağırsak kanseri başta olmak üzere, kansere karşı koruma sağlıyor. 1 kase turp rendesi tüketildiğinde günlük posa ihtiyacın yüzde 25’i karşılanmış oluyor.

ÇEKİRDEKLİ SİYAH ÜZÜM..!

Antioksidan açısından en güçlü meyvelerden olan siyah üzüme ilişkin yapılan çalışmalar; özellikle akciğer, kolon ve pankreas gibi türlerde kanserli hücreleri etkisiz hale getirdiğini gösteriyor. Uzmanlar, taze siyah üzümü çekirdekleriyle günde 1 salkım tüketilmesi gerektiğini söylüyor. Aynı şekilde çekirdekli kuru üzüm de tavsiye ediliyor.

BALIK..!

Uskumru, somon gibi yüksek omega 3 içeriğine sahip balıklar, özellikle göz ve beyin hücrelerinin korunmasında etkili rol oynuyor. Birçok çalışma meme, prostat ve bağırsak kanserlerinde koruyucu etki gösterdiğini de kanıtlıyor.

ISPANAK..!

Ispanak, içeriğindeki önemli vitaminlerden folik asit ve karotenler ve lutein gibi fonksiyonel bileşenler ile kansere karşı güçlü bir silah görevi görüyor. Çalışmalarda özellikle ağız, özefagus ve mide kanserine karşı koruyucu olduğu görülüyor.

PANCAR VE SİYAH HAVUÇ..!

Antosiyanin adlı mor pigmentler sayesinde oldukça etkili bir antioksidan işlevi gören siyah havucun birçok kanser hücresini baskıladığı, üremesini engellediği ve bağışıklığı güçlendirdiği biliniyor. Kırmızı pancar ise çok önemli kanser önleyici antioksidanlar olan betanin ve vulgaxanthin içeriyor. Ancak pancarın etkinliği uzun süre kaynatıldığı zaman büyük oranda azalıyor. Bu yüzden pancar ve havucu birer tane sıkıp içmeye dikkat edilmeli.

YEŞİL ÇAY..!

Yeşil çayın içindeki epigallokateşin gallat’ın kansere karşı potansiyel bir önleyici etkisi olduğuna dair ciddi çalışmalar yer alıyor. Ayrıca zengin polifenol içeriği sayesinde de kansere karşı koruyucu etkisi bulunuyor. 

DOMATES..!

Domatesin kırmızı rengini veren bir karotenoid türü olan likopen kanser hücrelerinin büyümesini durduruyor. Özellikle rahim ağzı kanserine karşı koruyucu etki gösteriyor. Uzmanlar, özellikle yaz aylarında likopen içeriği daha yüksek olduğu için sofralarda domatese daha fazla yer verilmesi konusunda uyarıyor.

SOYA FASULYESİ..!

Soya, kansere karşı koruyucu etkisini içeriğindeki izoflavonlardan alıyor. Daha fazla soya tüketen Asya toplumlarında meme kanserinin daha az olduğu biliniyor. Günde bir fincan pişmiş soya fasulyesinin meme kanserine karşı koruyuculuğu olduğuna dikkat çekiliyor.

ZEYTİNYAĞI..!

Akdeniz tipi beslenmenin vazgeçilmezi olan zeytinyağı, yüksek miktardaki tekli doymamış yağ asitleri, tokoferol ve fenolik bileşikleriyle kansere karşı koruyucu etki görevi görüyor. Zeytinyağı, günlük beslenmede olması gereken yağların başında geliyor. Zeytinyağı aynı zamanda karaciğeri temizleyici ve sindirimi düzenleyici etkisiyle de biliniyor.

İLGİLİ HABER

Cumhuriyet

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top