SAĞLIK

Rahim kanseri, Rahim ağzı kanseri: HPV aşısı

.

İÇİNDEKİLER

✳Rahim ağzı kanseri’ erkekler için de tehdit yaratıyor..!
Erkeklerde genital bölgede siğil olarak kendini gösterebilen HPV virüsü ile kadınlar arasında en sık görülen 4. kanser türü olan rahim ağzı kanseri arasında doğrudan bir ilişki bulunuyor..!

Yapılan araştırmalar eşleri rahim ağzı kanseri olan erkeklerin yüzde 75’inde HPV virüsü görüldüğünü gösteriyor..

HPV virüsünün etkileri kanser kadar tehlikeli..

Dünyada kadınlar arasında en yaygın görülen 4. kanser türü olan rahim ağzı kanseri, erkekler için de büyük bir tehdit yaratıyor. .

Bilimsel araştırmalar, dünyada erkeklerin yüzde 40’ında HPV görüldüğünü gösteriyor..

Ulusal Biyoteknoloji Bilgi Merkezi tarafından yapılan bir araştırmada, bin 160 erkeğin yüzde 65’inden fazlasında HPV tespit edilmesi bu hastalığın yarattığı tehlikeyi ortaya koyuyor..

Rahim ağzı kanseri// www.cafemedyam.com
Eşine rahim ağzı kanseri teşhisi konulan erkekler en riskli kesimi oluşturuyor..!
Araştırmalara göre bu kesimde HPV görülme oranı yüzde 75’e kadar çıkabiliyor..! 
  • Üroloji Uzmanı Op. Dr. Miraç Turan:

HPV virüsü ile dünyada kadınlar arasında cinsel yolla bulaşan en yaygın hastalık olan rahim ağzı kanseri arasındaki doğrudan ilişkinin erkekler için büyük bir tehlike yarattığına dikkat çekmek istiyorum..

HPV virüsü erkeklerde ilk etapta cinsel bölgede siğillerle kendini gösterebiliyor. Anüs, penis ve ağız ve gırtlak kanserlerine neden olabiliyor..

Tüm kanser türlerinde olduğu gibi, güçlü bağışıklık sistemi HPV virüsünün vücuttan temizlenmesinde başrolü üstleniyor.. Erken tanı ve doğru tedavi yöntemleri yüz güldürücü sonuçlar yaratıyor..

Araştırmalar, erkeklerin yüzde 75’inde virüsün 1 yılda tümüyle temizlendiğini gösteriyor. Siğiller, kansere dönüşmediği durumlarda ise taşıyıcı kimliğiyle bulaşıcılığını sürdürüyor..

SOSYAL VE PSİKOLOJİK ETKİLERİ KANSER KADAR TEHLİKELİ..! 

Genital siğillerin teşhisi ve tedavisi sırasında hastaların doğru bilgilendirilmesinin büyük bir önemi var..

  • Op. Dr. Miraç Turan:

 “Fiziksel sağlık için tehlike yaratan HPV virüsünün sosyal ve psikolojik etkileri kanser kadar tehlikeli! Teşhis ve tedavisinin oldukça sınırlı oluşu, kendini tekrar edebilmesi ve hastaların yanlış bilgilendirilmesi nedeniyle, genital siğiller erkeklerin hayatını kabusa çevirebiliyor..

Sosyal sorunların çoğu, bilgi eksikliğinden kaynaklanıyor. Bu sorunlar cinsel ilişkiyi bir fobiye bile dönüştürebiliyor..

Oysa alanında uzman bir ürolog tarafından yürütülen tedavi yöntemleri, hastaları bilgi kirliliğinden uzaklaştırarak bu sorunları ortadan kaldırıyor. Hastaya kendini rahat hissettiren, gizlilik esası benimseyen uzmanlar, sosyal problemlerin aşılmasında yol gösterici oluyor..

✳YAKILARAK İLERLEMESİ DURDURULUYOR..! 
Genital siğillerin tedavisi teşhis, tedavi ve sonrasını kapsayan uzun bir süreç..!
  • Üroloji Uzmanı Op. Dr. Miraç Turan:

Lokal anesteziyle yapılan kriyoterapi ve koterizasyon yöntemleriyle siğiller yakılarak ilerlemesi durdurulabiliyor. Ancak bu durum siğillerin yeniden tekrarlanmayacağı anlamına gelmiyor.. Virüsün ve bağışıklık sisteminin gücüne bağlı olarak siğiller kendini tekrarlayabiliyor..

Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi, sigara ve alkolün mümkünse tüketilmemesi, sağlıklı beslenme ve düzenli uyku alışkanlıklarının benimsenmesinin tedavide büyük rolü bulunuyor.. Bu kriterler kısa sürede virüsü vücuttan temizleyemese de yıllara bağlı olarak temizlenme ihtimalini artırıyor..

Son yıllarda erkeklere de uygulanan HPV aşıları, yüksek bir koruma sağlıyor. Virüsü öldürebilecek yeteneğe sahip olduğu belirlenen aşılar bulaşmayı önleyemiyor ancak HPV’nin kanser yapıcı etkisini ortadan kaldırabiliyor.. 

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ AHCC İLE DESTEKLEYEREK HPV TEMİZLENEBİLİR..! 

Japonya’da yetiştirilen Shiitake mantarının fermantasyonu sonrasında elde edilen alfa-glukan ağırlıklı Aktif Heksoz Korele Bileşik bağışıklık sistemini güçlendirerek HPV virüsünün vücuttan temizlenmesine yardımcı olabiliyor..

  • Op. Dr. Miraç Turan:

 Siğillere yapılan müdahaleler siğili yok ediyor ancak siğile neden olan HPV virüsünü yok etmiyor. HPV virüsünü yok edebilecek bir ilaç yok. Bunun için siğiller temizlendikten sonra hastaların bağışıklık sistemini güçlü tutması çok önemli. Bu noktada AHCC hastalarda HPV temizlenmesini destekleyerek siğillerin tekrarlanmasının önüne geçebiliyor..

Yapılan bir araştırmada 6 ay süreyle günde 1 gram AHCC desteğinin HPV virüsünün vücuttan yüzde 45 oranında temizlenmesini sağlayabileceği gözlendi..

Günlük kullanım miktarı günde 3 grama yükseltilerek, 6 ay süresince kullanıldığında HPV virüsünün yüzde 66.7’sinin temizlendiği, 12 ay kullananlarda ise yaklaşık yüzde 70’inin temizlendiği gözlendi..  

Op. Dr. Miraç Turan HPV hastalarına siğil temizleme işlemlerinden sonra, HPV temizlenmesi sağlanarak siğillerin tekrarlamaması için takip sürecinde AHCC’yi önerdiğini belirtti.. 

  • Op. Dr. Miraç Turan:

 “Cinsel temasın tam ya da yüzeysel olması virüsün bulaşması için yeterli. İlişki sırasında kondom kullanılması da virüsün bulaşma ihtimalini ortadan kaldırmıyor..

Üstelik yapılan en güncel araştırmalar, virüsün sadece cinsel yolla değil el teması veya oral seksle bulaşabileceğini de gösteriyor ki virüsün son yıllarda güçlendiğini ve kanser yapma olasılığını artırdığını da gözlemliyoruz..

Bu noktada bireylerin kendi başına hareket etmek yerine, deneyimli bir ürolog seçimiyle hastalığın tedavi sürecini ehil ellere teslim etmesi gerekiyor..

Danışman rolü oynayan deneyimli bir ürologun rehberliğinde, genital bölgede en az hasar ve iz bırakan etkin tedavi yöntemleriyle kanser riskinin önüne geçilebiliyor..

Cumhuriyet

✳BİR ARAŞTIRMAYA GÖRE HPV AŞISI, RAHİM AĞZI KANSERİNİ YÜZDE 90’A YAKIN ÖNLÜYOR..!
İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre HPV (human papillomavirus) aşısı, rahim ağzı kanserini yüzde 90’a yakın bir oranda önlüyor..!

İngiltere’de bu aşı 12-13 yaşlarında kız ve erkek çocuklarına ücretsiz uygulanmakta.. Türkiye’de de aşının ulusal aşı programına alınarak ücretsiz uygulanması için kampanyalar var..

İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre HPV (human papillomavirus) aşısı, rahim ağzı kanserini yüzde 90’a yakın bir oranda önlüyor..

Lancet isimli tıp dergisinde yayımlanan araştırma, aşının İngiltere’de 2008 yılında genç kızlara uygulanmaya başlamasının ardından meydana gelen gelişmeleri inceledi..

Araştırmaya katılanlar şu sıralar 20’li yaşlarında birer yetişkin..

Araştırma, aşının kanserden önceki gelişimleri ve rahim ağzı kanserini yüzde87 oranında engellediğini ortaya koydu..

İngiltere’deki Kings College London’dan araştırmaya katılan Prof. Peter Sasieni, “Etkisi çok büyük” yorumunda bulundu..

İngiltere Kanser Araştırma Kurumu (Cancer Research UK) da sonuçları tarihi olarak nitelendirerek aşının hayatları kurtardığının ispatlandığını aktardı..

Bütün rahim ağzı kanseri türleri virüsler yüzünden meydana geliyor, aşılama ile hastalığın tamamen ortadan kalkması hedefleniyor..

Araştırmacılara göre aşılanan kişilerin daha az sıklıkta simir testi yaptırması olasılığı da arttı..

İngiltere’de 11-13 yaş arasındaki kızlara aşı ücretsiz uygulanıyor..

2019yılından beri aşı erkek çocuklarına da uygulanmakta.

Araştırmaya göre HPV aşılama programı 450 kanseri ve 17.200 kanser oluşumunu engelledi..

Aşının ne kadar koruyuculuk sağladığı ya da bir noktada tekrar bir doz uygulanıp uygulanmaması gerektiğine dair tartışmalar ise sürmekte..

HPV, benzer tipteki bir grup virüse verilen isim. Virüsün adı “human papillomavirus” olarak literatüre geçti.

Rahim ağzı kanseri vakalarının %99’unda HPV bulunmakta..

TÜRKİYE’DE ÜCRETSİZ OLMASI İÇİN KAMPANYA VAR..!

Şimdiye kadar tespit edilen 100 çeşit HPV virüs türü var..

Dünya Sağlık Örgütü’nün rahim ağzı kanserini ortadan kaldırma çabaları kapsamında 100 ülkede aşılama programı uygulanmakta..

Türkiye’de de HPV aşısının ücretsiz uygulanması için kampanyalar yürütülüyor..

HPV aşısının Türkiye’de ulusal aşı programına dahil edilmesi TBMM’nin de gündemine taşınmıştı..

Aşının bir dozu Türkiye’de 700 TL civarında..

Üç doz yapılması gereken aşının toplam maliyeti böylece 2bin lirayı geçiyor..

✳HPV AŞISI: RAHİM AĞZI KANSERİNE KARŞI NASIL KORUMA SAĞLIYOR, AŞIYI KİMLER YAPTIRABİLİYOR..!?

Son araştırmalar, HPV (human papillomavirus) aşısının, rahim ağzı kanserini yüzde 90’a yakın bir oranda önlediğini gösterdi..

Son araştırmalar, HPV (human papillomavirus) aşısının, rahim ağzı kanserini yüzde 90’a yakın bir oranda önlediğini gösterdi.

Her yıl 300 binden fazla kişinin ölümüne yol açan rahim ağzı kanseri, dünya çapında kadınlarda en sık görülen dördüncü kanser türü..

✳HPV AŞISI KANSERE KARŞI NASIL KORUMA SAĞLIYOR..!?

HPV aşısı, çeşitli rahim ağzı kanseri türlerine karşı koruma sağlıyor..

HPV, benzer tipteki bir grup virüse verilen isim. Virüsün adı “human papillomavirus” olarak literatüre geçti..

Rahim ağzı kanseri vakalarının yüzde 99’unda HPV var..

Araştırmalar aşının HPV enfeksiyonuna karşı en az 10 yıl koruma sağladığını gösteriyor, uzmanlar ise korumanın daha uzun sürebileceğini düşünüyor..

Konuyla ilgili ilk büyük çalışma aşının çok etkili olduğunu ve rahim ağzı kanseri vakalarını yaklaşık %90 oranında azalttığını gösterdi..

Lancet isimli tıp dergisinde yayımlanan araştırma, aşının İngiltere’de 2008 yılında genç kızlara uygulanmaya başlamasının ardından meydana gelen gelişmeleri inceledi..

HPV AŞISI KİMLERE YAPILIYOR..!?

HPV aşısı, kız ve erkek çocuklar HPV virüsü ile temas etmeden önce yapıldığında en iyi sonucu veriyor..

Bunun nedeni, aşının yalnızca enfeksiyonu önleyebilmesi. Enfeksiyona yakalanıldıktan sonra aşı virüsü vücuttan atamıyor..

Bu virüsler oldukça yaygın, bu nedenle aşının gençlere cinsel yaşamları başlamadan önce yapılması ve böylece virüse karşı bağışıklık kazanmaları tavsiye ediliyor..

✳HPV NEDİR..!?

HPV (human papillomavirus), çok yaygın bir virüs grubunun adı..

100’den fazla farklı HPV türü var ve enfeksiyonlar genellikle herhangi bir semptoma yol açmıyor ancak bazı türleri siğillere neden olabiliyor. Bunlar elde, ayakta, cinsel organda veya ağız içinde görülebiliyor..

Fakat çoğu durumda insanların vücutları, bu kişiler enfekte olduklarını bile anlamadan, virüsü atıyor..

Yüksek risk taşıyan HPV türleri ise kansere yol açabilen anormal doku büyümesine neden olabiliyor..

✳HPV CİNSEL YOLLA BULAŞIR MI..!?
Uzmanı uyardı: ‘Cinsel yolla bulaşıyor, sık görülüyor’..!
  • Dr. Öğr. Üyesi İrem Küçükyıldız:

“Cinsel yolla bulaşan virütik hastalıklar içerisinde HPV virüs enfeksiyonları en sık görülen hastalıkları oluşturuyor..”

Sivas Cumhuriyet Üniversite Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi İrem Küçükyıldız, Human Papilloma Virüs(HPV) hakkında açıklamalarda bulundu..

  • Küçükyıldız:

“HPV seksüel geçişli enfeksiyonların en sık sebebi olarak gösterilmektedir. 45 yaşına kadar HPV enfeksiyonu geçirme oranımız yüzde 80-90 arasındadır.. Bulaşma genel olarak cinsel yol ile olmaktadır.. Cinsel bulaş için cinsel ilişki şart değildir.. Cinsel olmayan yollar ile de bulaş bildirilmiştir. Özellikle anneden bebeğe vertikal geçiş oldukça sıktır..” 

KADINLARDA EN SIK GÖRÜLEN KANSER..!

Dr. İrem Küçükyıldız, serviks kanserinin kadınlarda görülen en sık jinekolojik kanser türü olduğunu belirtti..

  • Dr. İrem Küçükyıldız:

“Fomitler üzerinden horizontal geçiş de her geçen gün artarak bildirilmektedir. Bununla birlikte farklı HPV tipleri, farklı vücut bölgelerini enfekte etme eğilimindedir ve bu nedenle farklı hastalıklarla sebep olabilmektedirler..

Aslında HPV’ye bağlı hastalıklar bir piramide benzer. Bu piramidin en tepesinde kanser yer almaktadır. Ve kanseri aslında HPVnin nadir bir komplikasyonu olarak görmek gerekir. Kanserden çok daha fazla oranlarda pap-smear bozuklukları, preinvazif hastalıklar ve siğiller yapmaktadırlar..

HPV ile enfekte olan kadınlarda en beklenilen ve olma ihtimali en yüksek olan sonuç; 2 yıl içinde bu HPV tiplerinden kurtulmaktır..

Serviks kanseri, dünyada kadınlarda en sık görülen jinekolojik kanserdir ve HPV ile ilişkili en yaygın kanserdir. Serviks kanserinin yüzde 99.7 sinde yüksek riskli HPV saptanmıştır..” 

✳PRİMER KORUNMA HPV AŞILARI İLE MÜMKÜN..!
  • Dr. Küçükyıldız:

“Serviks kanserinde primer korunma HPV aşıları ile mümkündür. Serviks kanserinde ikincil koruma serviks kanseri tarama programları ile sağlanmaktadır. Taramanın birincil hedefi, servikal kanseri önleme amacıyla, serviksin intraepitelyal prekürsör lezyonlarının doğru tespit edilmesi ve tedavisinin zamanında yapılmasıdır. Ülkemizde 2004 yılında Pap smear kullanarak toplum tabanlı servikal tarama programı uygulaması başlamıştır. 2014 yılında ulusal serviks kanser tarama programına HPV DNA testleri dahil edilmiştir. Bu testler Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Kadın Doğum ve Çocuk Hastanemizde yapılmaktadır..”

✳HPV çok bulaşıcı ve tenden tene yakın temasla yayılıyor..!

İnsanların yüzde 80’i 25 yaşına kadar HPV’ye maruz kalıyor..

Çoğu durumda, insanlar 18 aydan 2 yıla kadar enfekte kalıyor.

Cinsel sıvılarla yayılmadığı için teknik olarak, bel soğukluğu gibi hastalıkların aksine, cinsel yolla bulaşan bir hastalık değil..

Ancak genellikle dokunma dahil cinsel temas sırasında bulaşıyor..

✳HPV AŞISI DÜNYADA NE KADAR YAYGIN..!?

Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre rahim ağzı kanseri ölümlerinin neredeyse yüzde 90’ı düşük ve orta gelirli ülkelerde görülüyor..

Bu ülkelerde rahim ağzı kanseri, semptomlar belirene ve ileri aşamaya gelene kadar genellikle tanımlanamıyor..

Geçen yıl WHO, 2030’a kadar HPV aşısını yüzde 90’lık bir kesime uygulayarak hastalığı “gelecek yüzyılda” ortadan kaldırma planını açıkladı..

Şimdiden yüzden fazla ülke HPV aşısını uyguluyor..

Bununla birlikte, 2020 itibarıyla, düşük gelirli ülkelerin yüzde 25’inden azı ve düşük orta gelirli ülkelerin yüzde 30’undan azı aşıyı uygularken, yüksek gelirli ülkelerin yüzde 85’i aşıyı uygulamaya koydu..

WHO, rahim ağzı kanserinin Afrika’daki kadınlar arasında en yaygın ikinci kanser türü olduğunu, ancak en ölümcül olanı olduğunu söylüyor..

Bunun nedenleri arasında yetersiz tarama programları, tedaviye erişimdeki zorluklar ve aşı karşıtlığı bulunuyor..

Ruanda, Afrika’da aşı kampanyası başlatan ilk ülkelerden biriydi. 2011 yılında kız çocuklarına erken yaşta aşı uygulamak ve kadınlara rahim ağzı taraması yapılmasını sağlamak için bir plan başlattı..

İlk yıl, aşı için uygun görülen 10 kız çocuğundan 9’una aşı uygulandı ki uzmanlar bunu diğer ülkelere örnek olarak gösterdiler..

Ancak, kısırlığa yol açabileceğine dair yanlış bilgi nedeniyle bazı gelişmiş ülkelerde bile HPV aşı oranları kısmen düşük kaldı..

Şu anda, aşı için uygun görülen Japon kadınlarının %0,1’inden daha azı aşı olmuş durumda..

✳RAHİM AĞZI (SERVİKS) KANSERİ İLE İLGİLİ OLARAK BİRÇOK YANLIŞ, DOĞRU KABUL EDİLİYOR..!

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen, hastalıkla ilgili yaygın yanlışları ve doğruları sıraladı.

  • Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen:

”Rahim ağzı (serviks) kanseri; Kadın kanserleri arasında ilk sıralarda yer alan bir kanser türü. Görülme sıklığı dünya genelinde giderek artıyor..

Dünya genelinde 35-55 yaş arasında yaklaşık olarak; her yıl 570 bin kadına rahim ağzı kanseri teşhisi konuyor..

Erken dönemlerde sessiz bir seyir izleyen bu hastalığın ortaya çıkmasında en önemli etken HPV (Human Papiiloma Virus).

Kadın üreme organlarından uterus (rahim) armut şeklinde ve büyüklüğünde (8-9 cm) kas dokusundan zengin bir organ. Rahmin vajina ile birleştiği bölgeye rahim ağzı (serviks) adı veriliyor..

Erken dönemde belirti vermeyen rahim kanseri çoğu durumda iyice ilerleyip başka organların çalışmasını engellemeye başlayıncaya kadar ne yazık ki bilinmez kalıyor..”

DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR..!
  • Prof. Dr. Hüsnü Görgen

”Erken evlerde başka bir şikayet yaratmayan bu hastalıkla ilgili olarak birçok yanlış malesef doğru kabul ediliyor..

Hastalıkla ilgili yaygın yanlışları ve doğrularını şöyle sıralayabilirim:

GÖRÜLME SIKLIĞI..!

YANLIŞ:

‘Rahim ağzı kanseri çok nadir görülür.’ sözü doğru değil!

DOĞRUSU:

Rahim ağzı kanseri dünyada meme, kolorektal ve akciğer kanserinden sonra 4. sırada yer alıyor. Dünyada her yıl yaklaşık 570 bin kişi serviks kanserine yakalanıyor ve bu yakalananların yarısı hayatını kaybediyor. Türkiye’de de her 100 bin kadında 4,42 oranında görülen hastalık gelişmemiş ülkelerde çok daha sık görülüyor.

TEŞHİS..!

YANLIŞ:

‘Rahim ağzı kanseri erken teşhis edilemez ve önlenemez’ sözü doğru değil!

DOĞRUSU:

Rahim ağzı kanseri düzenli kontroller ve smear testleri sayesinde erken teşhis edilebiliyor ve böylece önlenebiliyor.

Pap smear testi ve HPV testi sayesinde de rahim ağzı kanserlerinin yüzde 90’ı erken dönemlerde, hatta daha hücre değişimlerinin ilk ortaya çıktı süreçte yakalanabiliyor.

Hastalığın gelişmesi uzun yıllar alıyor ancak bu sürede rahim ağzındaki hücreler HPV enfeksiyonu gibi birtakım faktörlerle karşılaşarak değişime uğruyor ve hücrelerde anormallikler saptanıyor.

Smear testi rahim ağzındaki bu hücresel değişikliklerin saptanmasına imkan veriyor. Böylece daha henüz kanser gelişmeden kanser öncesi lezyonlar saptanarak kolayca ve hastaya zarar vermeden tedavi edilebiliyor.

Rahim ağzı kanser taraması için 21 yaşından sonra her 3 yılda bir smear testi yaptırılması gerekiyor.

HPV VİRÜSÜ HAKKINDA..!

YANLIŞ:

‘Tüm HPV enfeksiyonları kansere yol açar.’ Bu, doğru bir bilgi değil!

DOĞRUSU:

Genital bölgeye bulaşan Human Papilloma Virüsünün (HPV) türleri, kansere yol açmadaki rollerine göre yüksek risk ve düşük riskli olarak adlandırılıyor.

Düşük riskli olan HPV türleri genital bölgede siğillerle kendini gösteriyor.

HPV Tip 16 ve 18 ise en sık saptanan yüksek riskli HPV türlerini oluşturuyor. Yüksek riskli HPV ile oluşan hücresel değişikliklerin bazıları 8-10 yıl içerisinde kansere dönüşebiliyor.

SMEAR TESTİ..!

YANLIŞ:

‘Smear testinde anormal hücre kanser demektir’ sözü doğru bir tanımlama değil!

DOĞRUSU:

Smear testinde anormal hücre görülmesi her zaman kanser anlamına gelmiyor.

Bu anormal hücrelerin ilerleyen dönemde kansere dönüşme riskine karşı hastanın incelenmesi ve takibi gerekiyor.

TEST YAPTIRMAK..!

YANLIŞ:

‘Smear testi yaptırmak ağrılı bir işlemdir’ Bu, yanlış olan bir kanı!

DOĞRUSU:

Smear testi, normal jinekolojik muayene sırasında rahim ağzına fırça sürülerek yapılan tamamen ağrısız bir işlem..

AŞI..!

YANLIŞ:

‘Aşı yaptırırsam rahim ağzı kanser olmam.’

DOĞRUSU:

Rahim ağzı kanserinden korunmada HPV aşısı önemli bir rol oynuyor.

HPV aşısının başlıca amacı; 1-) Rahim ağzı kanserinden, 2-) Genital siğillerden korunmak.

9 yaş ile 26 yaş arasında yaptırılabilen HPV aşısının 11-12 yaş civarında hem kız hem erkek çocuklara yaptırılması öneriliyor. Ancak aşı belli sayıdaki HPV tipine karşı yapılıyor, dolayısıyla tüm HPV tiplerini kapsamıyor.

Bu nedenle aşı yapılsa da Smear ile tarama testlerine devam etmek gerekiyor.

AMELİYAT OLANLAR..!

YANLIŞ:

‘Rahim ameliyatı olanlar da smear testi yaptırmaya devam etmeli’

DOĞRUSU:

Miyom, kanama gibi nedenlerle rahim ameliyatı (histerektomi) olanlarda smear yapılmasına gerek olmamakla birlikte ancak; kanser nedeniyle ameliyat edilenlerde smear takibi yaptırılması gerekiyor.

RAHİM AĞZI (Serviks) KANSERİ NEDİR..!?

Rahim ağzı kanseri, yılda yaklaşık 500.000 kişiyi etkileyen, kadınlarda en sık görülen 5 kanser türünden biridir.Rahim ağzı kanseri, ‘serviks’ denilen rahim ağzında gelişen bir kanser türü. Rahim ağzının yüzeyini oluşturan hücre tabakasının anormal hücrelere dönüşmesiyle ‘kanser öncülleri’ (CIN) denilebilecek hücreler ortaya çıkıyor. Kanser öncülleri erken saptanıp tedavi edilmediklerinde rahim ağzı kanserine dönüşebiliyorlar.

Bu değişimden sorumlu olan temel etken, ‘HPV’ olarak bilinen Human Papilloma Virüsü. HPV genital siğillere neden olan bir virüs olarak da biliniyor. Bu virüs cinsel yolla bulaşıyor..

CİNSEL BİRLİKTELİK YAŞAMIŞ BİR KİŞİYE YAPILAN HPV AŞISI KORUYUCU MUDUR..!?

Acıbadem Maslak Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum / Jinekolojik Onkoloji Uzmanı, Prof. Dr. Mete Güngör, Rahim Ağzı Kanseri (HPV) üzerine soruları yanıtlıyor.

RAHİM AĞZI (Serviks) KANSERİ BELİRTİLERİ..!

Rahim ağzı kanseri erken dönemde hiçbir belirti vermeyebilir. Ancak, vajinal kanamalar, vajende doluluk veya kitle hissi, vajinal akıntılar ve ağrılı cinsel ilişki sık görülen belirtiler arasında yer alıyor. Kanamalar cinsel ilişkisi esnasında olabileceği gibi sonrasında damla şeklinde ve kötü kokulu bir akıntıyla görülüyor.

Tümör, yukarı doğru endometriyal kaviteye (rahim içi boşluk), aşağıda vajinaya ve yanlarda pelvik duvara yayılabiliyor. Mesane ve rektumu doğrudan invaze (işgal) edebiliyor. Bu yayılımlara bağlı olarak kabızlık, kanlı idrar, vajenden idrar veya dışkı gelmesi ile idrar borusu genişlemesi veya böbreğin genişlemesi görülebiliyor.

Ayrıca pelvik duvar yayılımına bağlı olarak bacak ağrısı, şiddetli bel ve kasık ağrıları da görülürken ödem ortaya çıkabiliyor. Uzak organ metastazları, ekstra pelvik lenf nodu tutulumu, karaciğer, akciğer ve kemikte yayılım şeklinde olabiliyor. Rahim ağzı kanseri genellikle orta ve ileri yaş kadınlarda görülse de, herhangi bir yaşta ortaya çıkabiliyor.

RAHİM AĞZI (Serviks) KANSERİ RİSK FAKTÖRLERİ..!

Rahim ağzında gelişen hücre değişikliklerinin en sık sebebi HPV enfeksiyonlarıdır. HPV virüsü, cinsel ilişki sonrasında rahim ağzı hücrelerinin içine yerleşir. Kadınların yüzde 50-80’i, hayatlarının bir döneminde HPV enfeksiyonu ile karşılaşabilirler. Bağışıklık sistemimiz yüzde 90 ihtimalle bunları ihtimalle bunları 12-18 ay içinde ortadan kaldırır. HPV enfeksiyonu yaşamış olmak demek rahim ağzı kanseri olunacak anlamına gelmiyor.

HPV enfeksiyonlarının kanserojen tipli olanları rahim ağzı hücrelerinde genetik değişikliklere yol açıp kanserojen değişikliklere götürebilirler. Bu süre yaklaşık 10-15 yıl kadar sürer. Dolayısıyla takip ve tarama yöntemleriyle hekimler, kanser olunmadan kanseri tespit edip önleyebilirler.

✳HPV TESTİ NEDİR..!?

Acıbadem Maslak Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum / Jinekolojik Onkoloji Uzmanı, Prof. Dr. Mete Güngör, Rahim Ağzı Kanseri üzerine soruları yanıtlıyor.

RAHİM AĞZI (Serviks) KANSERİ TANI YÖNTEMLERİ..!

İlk bulgu olarak rutin jinekolojik muayene ve takibi sırasında PAP smear testi uygulanan hastalarda anormal PAP smear sonucu ortaya çıkıyor.

Anormal PAP smear testinin ardından, testin sonucuna göre, bir süre sonra ikinci defa PAP smear testi yapılabiliyor veya kolposkopi adı verilen cihazla rahim ağzının görüntülenmesi sağlanıyor. Ayrıca kolposkopi esnasında gerekli görüldüğü takdirde biyopsi işlemi de yapılabiliyor.

Bunların yanı sıra, rahim ağzı kanserinden korunmak ve erken teşhis sağlamak amacıyla da yapılan düzenli kontrollerde yine PAP smear’den faydalanılıyor. Bunun yanı sıra HPV-DNA denilen tetkik de tarama programlarında PAP smear’le birlikte veya tek başına kullanılabilen yöntemler arasında.

Normal şartlarda 20-30 yaş arasındaki kadınlarda HPV görülme olasılığı yüzde 30-50 oranında. Dolayısıyla bu grupta HPV testi yapıldığında hastaların büyük kısmında değerler pozitif çıkıyor ve HPV testinin anlamı kayboluyor.

Bu nedenle de 20-30 yaş arasında, üç yılda bir sadece smear testiyle takip öneriliyor. Sonrasında HPV’nin görülme ihtimali yüzde 7’ye düşüyor.

Dolayısıyla 30 yaşından sonra PAP smear’de yapılan sitolojik incelemeye HPV DNA testi de ekleniyor. Co-test olarak adlandırılan, PAP smear ile yüksek riskli HPV DNA testinin birlikte yapıldığı bu tarama sayesinde gereksiz biyopsi alma ve işlem yapma riski azalıyor. Hastalara daha uzun aralıklarla takip edilme olanağı sunuluyor.

Hastalığın tanısında; hasta anksiyetesini azaltan, inceleme maliyetini düşüren, doğruluk oranını yükselten bu testin sonucu negatif çıkarsa, hastanın bir sonraki takibi beş yıl sonra yapılıyor.

Yalnızca PAP smear’le devam edilmesi halindeyse üç yılda bir test yapılması gerekiyor..

✳KADINLARIN KAÇ YAŞINA KADAR DÜZENLİ PAP-SMEAR TESTİ YAPTIRMASI GEREKİR..!?

Acıbadem Maslak Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum / Jinekolojik Onkoloji Uzmanı, Prof. Dr. Mete Güngör, Rahim Ağzı Kanseri üzerine soruları yanıtlıyor..

RAHİM AĞZI KANSERİNDEN KORUNMANIN YOLLARI..!

*HPV virüsü riski aşı ile en aza indirilebiliyor. HPV aşısı, virüsün yol açtığı kanserlerden korunmada güvenli ve etkili bir yol..

*Ulusal ve uluslararası sağlık kuruluşları HPV kaynaklı kanserlerden korunmak için 11-12 yaş arasındaki tüm erkek ve kızlara iki veya üç doz HPV aşısı yaptırmalarını öneriyor. Eğer daha önce aşı yapılmadıysa, erkekler için 21 yaşına kadar, kadınlar için ise her yaşta HPV aşısı yapılabiliyor.

*21-65 yaş arası kadınlara yapılan smear ve HPV gibi rutin tarama testleriyle rahim ağzı kanseri erken teşhis edilebilir.

*Rahim ağzı kanserinden korunmak için cinsel yönden aktifseniz her cinsel temasta kondom kullanmanız gerekiyor. Bu, virüs riskini düşürse de, HPV prezervatifin kapsamadığı bölgelere bulaşabiliyor; bu nedenle prezervatifler HPV’ye karşı tamamen koruma sağlamayabiliyor. Karşılıklı bir şekilde tek eşlilik virüsün bulaşma ihtimalini düşürüyor.

RAHİM AĞZI (Serviks) KANSERİ TEDAVİ YÖNTEMLERİ..!

Rahim ağzı kanserlerinin tedavisinde kullanılan yöntemler, cerrahi ve radyoterapi olarak 2 ana grup altında toplanıyor. Radyoterapi, rahim ağzı kanserinde her evrede kullanılabilen bir tedavi yöntemidir. Erken evre kanserlerde hastalığın yayılımı çok daha az olduğundan cerrahi tedavi ön plana çıkıyor.

İleri evrelerde ise öncelikli tedavi biçimi, radyoterapidir. Cerrahi tedavide; yerleşimi rahim ağzı bölgesinde olan primer tümör ve muhtemel yayılım bölgelerinin temizlenmesi hedefleniyor. Cerrahi tedavi tümörün boyutuna göre aşağıda yer alan küçük cerrahi tekniklerden; tüm rahim, rahim ağzı ve lenf bezlerinin alındığı büyük cerrahi tekniklere kadar değişebiliyor.

LEEP (Loop electrosurgical procedure)..!

Rahim ağzı hücresel değişikliklerin tanı ve tedavisinde çok değerli bir araç. Elektriğin doku üzerindeki kesme ve kanamayı durdurucu etkisinden yararlanan bir yöntemdir.

Kriyoterapi..!

Hücrelerarası suyu kristalize ederek rahim ağzının yüzey dokusunun zedelenmesi ve hücre ölümüyle sonuçlanan bir yöntemdir.

Lazer tedavisi..!

Yayılan kanserde tüm lezyonun görülebildiği ve rahim içi küretaj sonucu temiz olan her vakada kullanılabilir.

Konizasyon..!

Rahim ağzı hücresel değişiklik tedavisinde büyük rol oynayan, rahim ağzından koni şeklinde bir parçanın çıkarıldığı cerrahi yöntemdir.

Bazı HPV Türleri Kanser Yapıyor..!

Günümüzde rahim ağzı kanseri gelişiminde HPV enfeksiyonunun bazı yardımcı faktörlerin etkisiyle kansere yol açtığı kabul ediliyor. Tüm rahim ağzı kanserleri yüzde 99.7 oranında HPV DNA’sı içeriyor. Deri ve mukozalarda tespit edilen bu virüsün 200’den fazla tipi bulunuyor ve bunların yüzde 40’ı anüs ve genital epitelyumda görülüyor. En etkili bulaşma yolu ise cinsel ilişki. Son çalışmalar, 15 anogenital HPV tipinin kanser açısından kesin olarak, 3 tipinin de muhtemelen yüksek riskli olduğunu gösteriyor. Bilimsel yayınlarda araştırmacılar, HPV varlığının rahim ağzında kanser gelişimi için gerekli olduğunu vurgularken, yeterli olmadığı konusunda ise birleşiyorlar.

Farklı Hastalıklar Aynı Belirtileri Gösterebilir..!

Rahim ağzı kanserinde hastalığın klasik belirtilerinin çoğu; vajinal enfeksiyon, uterus miyomları, polipler gibi kanser olmayan benign (selim) durumlarda da görülebiliyor. Dolayısıyla bu belirtilerin hangi hastalığa ait olduğunun bir uzman tarafından belirlenmesi gerekiyor.

✳HPV TESTİNİN POZİTİF OLMASI KANSER OLUNACAĞI ANLAMINA MI GELİR..!?

Acıbadem Maslak Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum / Jinekolojik Onkoloji Uzmanı, Prof. Dr. Mete Güngör, Rahim Ağzı Kanseri üzerine soruları yanıtlıyor..

RAHİM (Endometrium) KANSERİ NEDİR..!?

Kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olan rahim kanseri, erken dönemde tespit edilebilen bir hastalıktır. Tedaviye erken dönemde başlandığında ise başarı şansı yüksektir.

Kadınlarda en sık görülen kanserlerden biri olan rahim kanseri, birden fazla isimle biliniyor. Bunlar; endometrium kanseri, uterus kanseri, endometrial kanser. Rahim (uterus) kanseri, rahmin içini döşeyen tabakanın hücrelerinden kaynaklanıyor.

Sağlıklı hücreler, vücudun normal fonksiyon görmesi için belli bir düzende büyüyor, bölünüyor ve ölüyorlar. Ancak bazen hücreler değişiklere uğruyor ve büyümesi kontrol dışına çıkabiliyor. Bu hücreler yeni hücre gerekmediği halde bile bölünmeye devam ediyorlar.

Bu anormal bölünme komşu dokuları istila ederek tahrip etmeye başlıyor. Bu hücreler vücudun diğer bölgelerine yayılıp yolculuğunu sürdürüyorlar. İşte rahim kanserlerinde, buna benzer bir gelişim söz konusu. Kanser hücreleri uterusun içini döşeyen tabakada gelişiyor.

Sonrasında vücudun diğer organlarına doğru yolculuğa başlıyorlar. Bu kanser hücrelerinin neden geliştikleri tam olarak bilinmiyor. Ancak östrojen hormonunun rahim kanseri gelişiminde rol oynadığı düşünülüyor. Ayrıca rahim hücrelerinde kanser geliştiren gen değişikleri üzerinde de araştırmaların devam ettiği biliniyor.

RAHİM (Endometrium) KANSERİNDEN KORUNMA YOLLARI..!

*Sigara ve alkol gibi kanser yapıcı maddelerden uzak durmak,

*Doğum kontrol ilaçlarının kullanımı kanseri riskini azaltmaya yardımcı olmaktadır,

*Cinsel ilişki sırasında prezervatif koruyucu önlemler arasında ilk sıralarda yer almaktadır.

*Düzenli smear testi yaptırmak,

*HPV aşısı yaptırmak.

RAHİM (Endometrium) KANSERİ BELİRTİLERİ NELERDİR..!?

Endometrium kanserlerinin çoğu adetlerin kesildiği dönemde postmenopozal (menopoz sonrası) kadınlarda ortaya çıkıyor. Endometrium kanserinde menopoz sonrası görülen herhangi bir kanama, adet gören kadınlarda adet arasında kanama veya adet süresinin uzaması, anormal kanlı olmayan bir akıntı, pelvik ağrı, cinsel ilişki sırasında ağrı, kilo kaybı gibi bulgu ve belirtiler görülebiliyor.

Yumurtalıklardan (over) iki ana hormon salgılanıyor; Östrojen ve Progesteron. Bu iki hormon arasındaki denge, adet kanaması (menstrüel period) sırasında değişiyor. Siklusun erken döneminden itibaren endometrium (rahim içini döşeyen tabaka) kalınlaşıyor, eğer gebelik oluşmazsa kalınlaşan endometrium dökülüyor. Bu iki hormon arasındaki denge, endometriumun büyümesini stimüle eden (uyaran) östrojen lehine dönerse kadında endometrium kanserinin gelişme riski artıyor.

RAHİM (Endometrium) KANSERİ RİSK FAKTÖRLERİ..!: ÖSTROJEN ÖSTROJEN DÜZEYİNİ ARTIRAN FAKTÖRLER..!
  • Menstrüasyon görülen sürenin uzun olması:

Eğer menstrüasyon erken yaşta başlar (12 yaşından önce) veya menopoz geç yaşta olursa endometrim kanseri riski artıyor. Kadın ne kadar çok period yaşarsa, endometrium o kadar fazla östrojene maruz kalıyor.

  • Hiç gebe kalmamış olmak:

Kesin olmamakla birlikte gebelik, endometrium kanseri riskini azaltıyor gibi gözüküyor. Gebelikte daha fazla östrojen salınıyor ancak daha fazla da progesteron salgılanıyor. Artmış progesteron üretimi artmış östrojenin etkisini kompanse edebiliyor.

  • Ovülasyon düzensizliği:

Ovülasyon aylık olarak yumurtanın overden atılması demektir. Bu döngü östrojen tarafından düzenleniyor. Düzensiz ovülasyon veya ovulasyonun hiç olmaması, östrojene maruziyeti artırıyor. Ovülasyon düzensizliklerinin nedenleri arasında; obezite ve polikistik over sendromu (PCOS) sayılabilir. Obezite ve PCOS tedavisinde, aylık ovülasyon ve menstrüasyon tekrar düzenleniyor. Böylece, endometrium kanseri riskinin azaltılmasına çalışılıyor.

  • Obezite:

Östrojen kaynağı, sadece overler değildir. Yağ dokusu da östrojen salgılıyor. Obezitede vücuttaki östrojen düzeyi artıyor ve dolayısıyla kadınları endometrium kanseri için riskli gruba sokuyor. Obez kadınlarda endometrium kanseri riski 3 kat artıyor. Ancak zayıf kadınlarda da kanser görülebiliyor.

  • Yağlı diyet:

Bu tip diyet alışkanlığı, obeziteye yol açtığından endometrium kanseri riskini artırabilir veya yağlı besinler doğrudan östrojen metabolizmasını etkileyerek yine aynı sonuca yol açabilir.

  • Diyabet:

Endometrium kanserine diyabetli kadınlarda daha sık rastlanıyor, çünkü obezite ile diyabet sıklıkla birlikte görülüyor. Ancak diyabetli olan zayıf kadınlarda da kanser riski yüksektir.

  • Östrojen replasman tedavisi:

Östrojen endometrium büyümesini stimüle eder ve menopoz sonrası sadece östrojen tedavisi verilmesi kanser riskini artırır. Progesteron hormonu ile birlikte östrojenin kombine olarak verilmesi endometriumun incelmesine, dökülmesine ve endometrium kanseri riskinin azalmasına yol açar.

  • Over tümörleri:

Overin bazı tümörleri östrojen kaynağıdır ve östrojen düzeyini arttırmaktadır.

  • İleri yaş:

Endometrium kanserlerinin büyük bir kısmı 55 yaşından sonra görülüyor.

  • Meme veya over kanseri hikâyesi olması.
  • Tamoksifen kullanılması:

Meme kanseri olup tamoksifen tedavisi alan her 500 kadından birinde endometrium kanseri görülüyor. Tamoksifenin endometrium üzerinde, östrojen benzeri etkisi vardır ve endometriumun kalınlaşmasına yol açıyor. Bu nedenle endometrium kanseri riskini artırdığından tamoksifen kullanan herkesin yıllık periodik pelvik muayenesinin yapılması gerekiyor.

  • Herediter Nonpolipozis Colorektal Cancer (HNPCC):

Bu kalıtsal hastalıkta önemli bir DNA tamir geninde bozukluk vardır. Bu kalıtsal hastalığı olanlarda kolon kanseri ve endometrium kanseri görülme riski fazladır. Bu risk faktörlerinin bulunması endometrium kanseri olunacak anlamına gelmiyor. Ancak bu faktörler nedeniyle risk altında olunduğu ve olası bulgu ve belirtilere karşı duyarlı olunması gerektiği unutulmamalı.

RAHİM (Endometrium) KANSERİ TANI YÖNTEMLERİ..!

Öncelikle hastanın hikâyesi alınıyor ve fizik/pelvik muayenesi yapılıyor ve transvajinal USG uygulanıyor. Burada endometrium kalınlığı ve yapısı değerlendiriliyor. Daha sonra kesin tanı için yapılması gereken biyopsi; endometrial biyopsi şeklinde, anestezi gerektirmeden, ofis şartlarında yapılabiliyor..

Eğer yeterli doku alınamadıysa dilatasyon ve küretaj uygulanıyor. Ancak bu müdahale için ameliyathane şartları gerekebiliyor. Bu yöntemde; bütün endometrial tabakadan kazınarak örnek alınıyor ve patolojik incelemeye gönderiliyor..

Kesin tanı, bu dokuların mikroskop altında incelenmesi sonrası konuyor. Kanser tanısı konan hastaların yönlendirildiği uzman, jinekolojik onkolog oluyor. Daha sonra gerekirse, hastalığın yayılımının değerlendirilmesi için ileri tetkikler istenebiliyor..

(X-ray, CT, kan tetkikleri). Sonraki aşama; hastalığın evrelendirilmesidir. Evrelendirme, hastalığın cerrahi tedavisi ile birlikte yapılıyor..

ENDOMETRİUM (Rahim) KANSERİNİN ERKEN TEŞHİSİNDE HANGİ TEST VE TETKİKLER YAPILIR..?

Acıbadem Altunizane Hastanesi, Jinekolojik Onkoloji Uzmanı, Prof. Dr. Serkan Erkanlı; “Kadın Kanserlerinde Tarama” üzerine soruları cevaplıyor.

RAHİM (Endometrium) KANSERİ TEDAVİ YÖNTEMLERİ..

Endometrium kanseri erken tanı konduğunda tamamen tedavi edilebilen bir hastalık. Erken evrelerde hastaların 5 yıllık yaşam şansları yaklaşık yüzde 95. Tedavide en sık cerrahi olmak üzere, radyoterapi ve kemoterapi de uygulanabiliyor.

Cerrahi Tedavi..!

En sık kullanılan tedavi metodudur. Uygulanan cerrahi tedavide; uterus, overler ve tüpler çıkartılıyor. Ayrıca bölgesel lenf nodlarının çıkartılması ve çevre dokulardan örneklerin alınması gerekiyor.

Hastanın ilk cerrahisi, en önemli olan tedavisi olarak kabul ediliyor ve mutlaka bir jinekolog onkolog tarafından yapılması öneriliyor. Ancak hastalığın yaygınlığına göre cerrahi tedavi bazen yeterli olmadığından ek tedavilere ihtiyaç duyulabiliyor.

Radyoterapi..!

Eğer cerrahi sonrası eldeki bulgular kanserin tekrarlama riskini gösteriyorsa histerektomi (rahmin alınması) sonrası radyasyon tedavisi veriliyor.

Hormon Tedavisi..!

Eğer kanser vücudun diğer bölümlerine yayılmış ise tümörün büyümesini durdurmak için yüksek dozlarda progesteron, verilebiliyor.

Kemoterapi..!

Kemoterapi kanser hücrelerini öldürmek için yapılan ilaç tedavisidir. Bu ilaçlar genellikle kombinasyonlar halinde kullanılıyor. Eğer kanser ileri evrelere ulaşmış ve başka organlara yayılmış ise kemoterapi, kan yoluyla bu bölgelerdeki kanser hücrelerine ulaşıp bunları öldürmesi için veriliyor.

Tedavi sonrası hastalar düzenli aralıklarla takip ediliyor ve bu takipler sırasında; fizik muayene, pelvik muayene, AC grafisi ve laboratuvar testleri yapılıyor.

İLGİLİ HABER

Yurt Gazetesi

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top