GÜNDEM

Türkiye aşırı su kullanımı var: Sulamada kullanılan ilkel yöntemler yüzünden binlerce ton suyumuzu kaybediyoruz

.

✳SUYUN YÜZDE 74’Ü TARIMDA KULLANILIYOR AMA BİNLERCE TON SUYU HEBA EDİYORUZ..!
“İklim krizinin etkileriyle beraber uzmanlar, 2022 yazında yaşanacak kuraklık konusunda uyarıyor..!”
  • Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi (MKÜ) Su Kaynakları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Berkant Ödemiş:

“İklim kriziyle mücadelenin önemi.. İklim değişikliğinin etkileri içerisinde en fazla sorun yaratacak olan unsurları gidermek için bütün toplumun kültürel birleşmede yer alması gerekir..”

“2022’de kurak yaz uyarısı..!”
  • Prof. Dr. Berkant Ödemiş:

 “Su ve toprak kamu malıdır. Tapusu bizlerde olabilir ama tüm toplumun gıda gereksinimi bu alanlardan çıkıyor dolayısıyla keyfi bir kullanımın kesinlikle olmaması gerekir. Türkiye aşırı su kullanımı var ve hem aşırı kullanıyoruz hem de topraklarımızı tuzlu hale getirmiş oluyoruz..

Bu yıl içerisindeki yağışların önceki yıllar göre daha fazla olması ve kışın biraz daha sert geçmesi insanlarda kaybettiğimiz suları sanki kazanmışız gibi bir algıya neden oldu ama iklim değişikliğinin etkilerini yaşadığımız sürece kuraklık sorunları bizim kurak ülkelerde kuraklık her yıl ortaya çıkacak olması kaçınılmaz bir gerçek..

✅Kaynaklarımızı özenle kullanmaya dayalı alışkanlıklar edinmemiz gerekiyor..

✅Türkiye, iklim değişikliklerinden şiddetli şekilde etkilenecek ülkelerden bir tanesi..

Karbon emisyonlarını durdurmadığımız sürece sıcaklık dalgalanmalarından oldukça yüksek seviyede etkileneceğiz ve bunun en büyük etkisi de kuraklık sorunları..

Türkiye, yarı kurak iklime sahip bir bölgede. Bu konuda yapılması gereken en önemli şey iklim değişikliğinin etkileri içerisinde en fazla sorun yaratacak olan unsurları gidermek için bütün toplumun kültürel birleşmede yer alması gerekir aksi taktide geleceğimiz pek parlak değil.’’

✳SULAMADA KULLANILAN İLKEL YÖNTEMLER YÜZÜNDEN BİNLERCE TON SUYUMUZU KAYBEDİYORUZ..!
  • Prof. Dr. Berkant Ödemiş:

‘’Türkiye’deki su kaynaklarının kullanılabilir nitelikte olan kısmının yüzde 74’nü tarım alanlarında kullanıyor geriye kalan yüzde 13’lük kısmı sanayide geri kalan yüzde 3’lük kısmını da bizler evde kullanıyoruz..

54 milyar metreküpün 40 milyar metreküpü tarımda kullanılmış oluyor..

Tarım gibi çok su kullanan bir sektörü disipline etmediğimiz sürece su kaynaklarını düzgün bir şekilde kullanma şansımız maalesef yok..

Su ve toprak kamu malı tapusu bizlerde olabilir ama bütün toplumun gıda gereksinimi bu alanlardan çıkıyor dolayısıyla keyfi bir kullanımın kesinlikle olmaması gerekir..

Hükümetin bunu strateji haline getirmesi gerekir. Türkiye aşırı su kullanımı var ve hem aşırı kullanıyoruz hem de topraklarımızı tuzlu hale getirmiş oluyoruz..

Son 30 yılda yağışların azalmasıyla birlikte 71 bin tona yakın su kaybettik. Bu durum en çok tarım sektöründe toprakta depolanabilir su miktarını azalttı ve biz onun için yaz mevsimlerinde olağan şekilde bitkilerimizi yetiştirebilmek için sulama kullanıyoruz ama hale öyle ilkel yöntemlerle sulama yapıyoruz ki binlerce ton suyu sadece yanlış sulama yöntemleriyle toprağa veriyoruz aynı zamanda toprağın tuzlanmasını sağlıyor..

Toprak tuzlaması toprağı olumsuz etkiliyor ve yetiştirilen ürünlere yansıyor. Yanlış suma yöntemleri nedeniyle dakikada 16 dekara yakın alan tuzlanmaya başladı ve tarım alanları kaybolma duruma doğru gidiyor..’’

Sputnik//Atilla Güner

✳SU KAYNAKLARI ALARM VERİYOR: YERALTI SULARIMIZIN YAKLAŞIK YÜZDE 65’i TARIMA TAHSİS EDİLMİŞ DURUMDA..!
✴”Böyle giderse su sorunu 2040’ta krize dönüşebilir..!”
✴”Yeraltı ve yüzey sularının birlikte, nehir havzası ölçeğinde ele alınması ve su yasasının ivedilikle TBMM’den geçirilmesi gerekiyor..!”
  • Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız:

Yaşamın vazgeçilmezlerinden su kaynakları; nüfus artışı, sanayileşme, iklim değişikliği, kirlilik gibi nedenlerle baskı altında..

Bu duruma bir de su kaynaklarının yanlış kullanımı eklenince su kıtlığı riski büyüyor.. 

✳Türkiye’nin de yakın gelecekte su kriziyle karşılaşma tehlikesi bulunuyor..

Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü verilerine göre barajlardaki doluluk azaldı..

Suyun ileride ülkeler arasında savaş nedeni olacağı ileri sürülüyor / Fotoğraf: AA// cafemedyam
Kişi başına düşen su miktarı bin 346 metreküpe geriledi..!”

DSİ’nin çalışmasına göre, Türkiye’de kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 2000’de bin 652 metreküp iken, 2009’da bin 544 metreküpe, 2020’de ise bin 346 metreküpe geriledi..

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) projeksiyonlarına göre Türkiye nüfusunun 2050’de 94 milyon civarına yükselme ihtimali var.. Bu da kişi başına düşen su miktarının 1000 metreküpün altına inme riskini doğuruyor..

BM: Her 3 kişiden birinin güvenli içme suyuna erişimi yok..!”

Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre ise dünyada bugün her 3 kişiden birinin güvenli içme suyuna erişimi yok..

2050’ye gelindiğinde dünyada 5,7 milyar insanın yılda en az 1 ay suyun kısıtlı olduğu yerlerde yaşıyor olabileceği tahmin ediliyor..

Bununla birlikte 2040 yılına gelindiğinde su talebinin yüzde 50 artabileceği ve bu durumun da bu önemli yaşam kaynağı üzerindeki baskıyı artıracağı düşünülüyor..

“Yer altı suları değersizleştiriliyor, yanlış yönetiliyor..!”

BM Dünya Su Gelişimi 2021 raporunda ana tema, suyun değeriydi..

Raporda, atık su ve suyun kötü kullanımının ana nedeni, suyun gerçek değerini anlamamaya bağlanmıştı..

Bu yılki tema ise “yeraltı sularını görünür yapmak” olarak belirlendi..

✳”Yeraltı Suları: Görünmeyeni Görünür Hale Getirmek” başlıklı çalışmada, dünyadaki yeraltı sularının değersizleştirildiği, korunmadığı ve yanlış yönetildiği belirtildi..

“İçme ve sulama suyunun yüzde 50’si yeraltı sularından kullanılıyor..!”

22 Mart Dünya Su Günü’nde Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız’la gerek dünya genelinde gerek ise Türkiye özelinde azalan kaynakları, oluşan riskleri ve yapılması gerekenleri konuştuk..

Yıldız, hem dünya genelinde hem de Türkiye’de içme ve sulama suyunun yüzde 50’sinin yeraltı sularından kullanıldığına dikkati çekti..

“Yeraltı sularımızın yaklaşık yüzde 65’i tarıma tahsis edilmiş durumda..!”
  • Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız:

İklim değişikliğinin öncelikli etkisi yüzey sularında görülse de yer altı sularının verimli, planlı, akılcı kullanılmasının ülkeler için kritik bir strateji olduğun altını çizen Yıldız, yeraltı sularının bir rezerv (depo) özelliği taşıdığını belirterek, yanlış kullanımın sürmesi halinde büyük bir içme suyu krizinin yaşanabileceği uyarısı yaptı.. 

Dursun Yıldız’a göre hızlı artan nüfus, iklim değişikliği etkisi ve artan kirlilik, öncelikle yüzey su kaynaklarını baskılıyor, yeraltı sularının önemi daha da artıyor.. 

Yeraltı sularının kirletilmeden, sürdürülebilir olarak kullanılabilmesi, dünyanın su konusunda sıkıntı çekebilecek olan birçok ülkesi açısından ulusal güvenlik konusu haline geliyor..

  • Dursun Yıldız:

“Türkiye’nin yeraltı sularının yüzde 85’ini tahsis etmiş durumda olduğunu, bunun miktarını ve kalitesini kontrol edecek sistemin ise henüz tam oluşamadığını söylemeliyim..

Bu nedenle birçok bölgede aşırı çekim nedeniyle yeraltı sularının seviyesi azalıyor.. Daha çok tarımsal sulama olumsuz etki ediyor çünkü yeraltı sularımızın yaklaşık yüzde 65’i tarıma tahsis edilmiş durumda.. Yeraltı ve yüzey suyu birlikte ve nehir havzası ölçeğinde ele alınmalı..”

“Su yasası bir an önce TBMM’den geçmeli..!”
  • Dursun Yıldız:

Su yasasının bir an önce Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden (TBMM) geçmesi gerektiğini ifade etmeliyim.. Havza ölçeğinde ulusal su planında önerildiği gibi, havza yönetim heyetlerinin kurumsal yapısı güçlendirilerek, güçlü ve etkin bir su yönetimi oluşturulmalı. Böyle olursa taşkından da kuraklıktan da korursunuz..

Projeksiyonlar 2040 yılında Türkiye’nin birçok bölgesinde su kaynaklarının yetersiz kalabileceğini ortaya koyuyor.. Bu durumun önüne geçebilmek için kurumsal, yasal düzenleme şart..

Ancak su yönetiminde kullanıcıların kullanım alışkanlıklarını ve yöneticilerin yönetim anlayışını mutlaka değiştirmeleri gerekiyor..”

Dursun Yıldız.jpg
Dursun Yıldız / Fotoğraf: Su Politikaları Derneği// cafemedyam

“Ekolojik, ekonomik ve sosyal hedefler arasında denge şart..!”
  • Dursun Yıldız:

“Ekonomik düzen bozuldukça ekolojik denge, toprak, çevre kaynaklarının da bozulduğunu belirtmeliyim..

Sürdürülebilirlik ancak ekolojik, ekonomik ve sosyal hedefler arasında denge kurarak sağlanabilir..

Siyasetin bu konuyu; su, gıda, enerji ve çevre güvenliği bağlantılı ele alması gereklidir. Bu bir ulusal güvenlik konusudur..”

https://www.cafemedyam.com/2022/02/03/turkiye-kuruyor/

 

“Böyle giderse su sorunu 2040’ta krize dönüşebilir..!”
  • Dursun Yıldız:

Su konusunda katılımcı yönetim anlayışının şart olduğunu belirten Yıldız, özellikle tarım kooperatifleri ve sulama birliklerine işaret etti.

Dünyada konjonktürel olarak karşı karşıya kalınabilecek gıda güvencesi sorununun da aslında su yönetimiyle ortaklaşa ele alınması gerektiğini belirten Yıldız, “Noktasal çözümlerle kalıcı değil geçici fayda sağlanır. Böyle giderse su sorunu 2040’ta krize dönüşebilir. Çevre kirliliği ve bunun su kaynaklarına etkisi, iklim değişikliği, nüfustaki artış, tarımdaki aşırı kullanım, bireysel su israfı hep birlikte ele alınmalıdır” dedi.

“Türkiye’deki göller sahipsiz..!”

“Türkiye’de 60 yılda 60 gölün kuruduğuna ilişkin TBMM’ye sunulan rapor”

  • Dursun Yıldız:

“2 yıl önce göllerin durumuna ilişkin envanter tutuldu ancak bu konuda uygulamaya geçilmedi..

Göller ve sulak alanlarda değişen ekolojik denge kısa sürede yerine gelmiyor.. Bu işlerle ilgilenmesi gereken kurumlar arasındaki koordinasyon eksikliği nedeniyle riskin arttığını söyleyebilirim..”

kuraklık su iklim değişikliği AA.jpg
Fotoğraf: AA//cafemedyam

“Türkiye su zengini bir ülke değil..!”
  • Dursun Yıldız:

“3 ay önce bakanlığın yaptığı bir ankete katılanların yarısından fazlası Türkiye’nin su kaynaklarının çok yüksek olduğunu düşünüyor.. Bu algının da olumsuz etki ettiği görüşündeyim..

Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığını, bilakis uzun dönemdir kaynaklarının baskı altında olduğunu ifade etmeliyim.. Bu rezervlerin hem bölgesel olarak hem de kişi başına düşen su miktarı bakımından eşitsiz dağıldığına dikkati çekmek istiyorum..”

“Su kaynakları masa başı talimatlarla yönetilmez..!”

Yağışlardaki değişimin arttığını ve birçok yerde yağışların azaldığını ifade eden Yıldız, bölgesel kuraklıklara karşı önlem alınmazsa daha büyük risklerin ortaya çıkacağını vurgulayarak, “Su kaynakları masa başı talimatlarla yönetilmez” diye konuştu..

 

“Su kaynakları, siyasi iradenin ajandasının daha üst sıralarında yer almalı..!”

Su kaynaklarının korunmadığını ve tehdit altında olduğunu söyleyen Yıldız, bu rezervlerin “yanlış” yönetiminin su kıtlığı riskini daha da büyüttüğünü kaydetti.. 

Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığının altını çizen Yıldız, su kaynaklarının siyasi iradenin ajandasının daha üst sıralarında yer alması gerektiğini vurguladı.. 

Su kullanımı ve yönetiminde paradigmanın değişmesi çağrısı yapan Yıldız, “Su ve toprak kaynaklarına sahip çıkmamaya devam edilirse bu durum ulusal güvenlik sorunu yaratır. Su krizinde nüfus artışı en önemli etkenlerden. İklim değişikliğinden çok, yanlış su kullanımı kaynakların azalmasına neden oluyor” yorumunda bulundu..

İLGİLİ HABER

© The Independentturkish//Lale Elmacıoğlu

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top