DÜNYA

21 Mayıs 1864 Büyük Çerkez Sürgünü ve Soykırımı’nın üzerinden 158 yıl geçti

.

✳ÇERKES SOYKIRIMI’NIN 158’İNCİ YILDÖNÜMÜ: ‘YENİ BİR GELECEK HAZIRLAMAYA GAYRET EDİYORUZ’.. !
✴”Türkiye’de 4 ila 7 milyon arasında Çerkes yaşiyor..!”
  • KAFFED Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Dinçer:

“Türkiye’deki Çerkesler… Çerkesler anavatanları ile ilişkilenmek, oranın vatandaşı olmak ve organik ilişkide olmak istiyorlar..”

21 Mayıs 1864 Büyük Çerkez Sürgünü ve Soykırımı’nın üzerinden 158 yıl geçti..

Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED)… Çerkesler;

Rusya’dan Çerkes Soykırımı ve Sürgünü’nü tanıma, mağdurlara mülkiyet ve tazminat hakkı, anavatana dönüş, Çerkes dili ve kimliğine yönelik tehditlerin ortadan kaldırılması talebiyle çağrıda bulunacak..

Ancak benzer çağrı Türkiye için de geçerli..

Türkiye’de 4 milyondan fazla Çerkes yaşıyor. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana asimilasyona maruz kalan Çerkesler, ‘Çerkes Soykırımı ve Sürgünü’nü tanıması’, ‘hak ve özgürlük temelli yeni bir Anayasa’, ‘anadil, kimlik ve kültürel hakların kurumsal ve yasal güvence altına alınması’, ‘Çerkesce TV ve radyo yayınları yapılması’, ‘Çerkes kültürüne yönelik çalışan sivil toplum kuruluşların desteklenmesi’ çağrılarını yineleyecek..

Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED), 54 üye dernek ile Türkiye ve Kuzey Kafkasya’da yaşayan Çerkeslerin en örgütlü federasyonu olarak biliniyor..

Türkiye’deki Çerkeslerin yoğun yaşadıkları bölgelerde örgütlenmeleri bulunuyor..

Federasyon, bağlı dernekler vasıtasıyla bir yandan kültürel ve ana dili ile ilgili çalışmalar yaparken diğer yandan da gerek Türkiye gerekse Rusya ve dünya ölçeğinde bir hak arama mücadelesi veriyor..

▶️”Çerkez Türk mü..!?”

Kendileri Kafkas halkları arasına dahil edilir. Rusların soykırımından kaçıp Türkiye’ye yerleşen Çerkesler Türk kültürünü benimsemişlerdir. Kafkasya’nın Rusların eline geçmesinden ötürü Çerkesler halk tarafından Rus olarak bilinmektedir..

▶️”Çerkez hangi ırktan..!?”

Günümüzdeki Çerkeslerin ataları, Meot kabileleri olarak bilinmektedir. Arkeolojik araştırmalar sonucu ortaya çıkan bulgular Meot kabilelerinin Kafkasya’nın yerli halkı olduğunu göstermektedir..

▶️”Çerkez Çeçen aynı mı..!?”

Çerkes grubuna dâhil olan halklar çeşitli diller ve bunların lehçelerini kullanmaktadır. Çerkes gruplarından Adige, Abaza, Vubıh, Lezgi, Çeçen, Avar ve bazı Dağıstanlı grupların Kafkas dil grubunun Kuzey bölümünü oluşturduğu bilinir. Karaçay ve Balkarlar ise Türk dili konuşmaktadır.

▶️”En çok Çerkez hangi ilde..!?”

Boyları Türkiye’deki bütün Çerkes boyları İstanbul ilinde de yaşasa da, Anadolu’da yoğun bir şekilde yerleşik bulunduğu iller şöyledir: Abzehler: Samsun, Sinop, Tokat, Afyonkarahisar, Balıkesir, Sakarya (Akyazı ilçesi) Şapsığlar: Samsun, Balıkesir, Afyonkarahisar, Bolu, Aydın, Sakarya, Bursa.

✳ÇERKESLER ÜLKELERİNE DÖNEBİLME UMUTLARINI KORUYOR..!
  • KAFFED Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Dinçer:

“1864 yılında Kafkas Rus Savaşı’nın kaybedilmesiyle bir buçuk milyona yakın insan başta Osmanlı İmparatorluğu olmak üzere birçok ülkeye sürgün edildi..

Türkiye’de 4 ila 7 milyon arasında Çerkesin yaşadığını belirtmeliyim..

Bu insanlar; anavatanlarıyla irtibat halinde olmak, geri dönmek, anavatanlarıyla ilgili haklarını almak konusunda istekliler. Ancak bunun kitlesel bir geri dönüş dalgasına dönüşeceğine olan inancımız artık çok zayıfladı..

Buna rağmen kimlik bilincine sahip milyonlarca Çerkes anavatanları ile ilişkilenmek, oranın vatandaşı olmak, orada mülk edinmenin imkanlarına sahip olmak ve en önemlisi anavatanlarıyla organik ilişkide olmak istiyorlar..

Ancak bu koşullarda bile hâlâ bu çok mümkün ya da en azından kolay görünmüyor. Zira soykırım ve sürgünün birinci dereceden müsebbibi olan Rusya Federasyonu bunu kolaylaştırma konusunda herhangi bir adım atmış ya da olayı kabullenmiş değil..

Ancak her şeye rağmen tekrar dönebilme umut ve iradelerini koruyorlar. 21 Mayıs’ı bu anlamda artık bir yas ve matem günü olmaktan çıkarıp bir mücadele ve hak arayışı gününe dönüştürmek istiyorlar..”

İLGİLİ HABER

ASİMİLASYONDAN KURTARABİLDİKLERİMİZLE BİR GELECEK HAZIRLAMAYA GAYRET EDİYORUZ’

✳ÇERKESLERİN ASİMİLASYONDAN ÇOK FAZLA KORUNABİLDİKLERİNİ SÖYLEYEBİLMEK MAALESEF MÜMKÜN DEĞİL..!
  • KAFFED Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Dinçer:

“Görece olarak kırsal bölgelerde kümelenen Çerkesler dışa kapalı olmanın sağladığı avantajlarla 1960-70’e kadar kendilerini iyi koruyabilmiş, dillerini, kültürlerini sosyal dokularını muhafaza edebilmişlerdir..

Ancak gerek globalleşen dünyanın gerekse ulus devlet politikalarının getirdiği olumsuzlukları biz de her yönüyle yaşadık, yaşamaya da devam ediyoruz. Bugün bu asimilasyondan kurtarabildiklerimizle yeniden bir gelecek hazırlamaya gayret ediyoruz..”

▶️”Çerkezlerin mezhebi nedir..!?”

Mozdok’daki Hristiyan Kabardeyler gibi bazı küçük istisnalar dışında Çerkeslerin büyük çoğunluğu kendini Müslüman olarak tanımlıyor. Ancak, Çerkesler arasında İslam’ın beş şartı olan şahadet, namaz, oruç, zekat, hac gibi şeriatın temel prensiplerini yerine getiren insan sayısı azdır.

✳SEÇMELİ DERSLER OLUMLU AMA HAYATA GEÇİRİLEMİYOR..!-
  • Prof. Dr. Ümit Dinçer:

“Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), 2012 yılında ‘Yaşayan Diller ve Lehçeler’ projesi kapsamında okullarda Çerkezcenin seçmeli ders olarak okutulabilmesine karar verdi.. Kararı ‘olumlu’ buluyorum..

Ancak sadece hukuki düzenlemeler yapılarak hayata geçirilemiyor maalesef. Bunun için gerekli yönlendirmeleri ve diğer düzenlemeleri de yapmak gerekiyor..

Bugün bakıldığında Çerkeslerin yoğun olarak yaşadıkları yerlerde bile ders seçiminin de sınıf açma oranlarının da son derece düşük olduğunu görüyoruz.. Bu gerek okul yöneticilerinin çıkardıkları zorluklar gerekse aile üzerindeki psikolojik korku ikliminden kaynaklanıyor..

Bunun daha yapıcı bir zemine oturtulmasının ve anadilini seçme konusunda ailelerin yüreklendirilmesinin, sistemin kolaylaştırılmasının gerektiğine inanıyoruz..”

✳ÇERKESCE BİLME ORANI GİDEREK DÜŞÜYOR..!
  • Prof. Dr. Ümit Dinçer:

“Çerkesce bilenlerin sayısının her geçen gün düştüğünü belirtmeliyim.. Çerkesce okuma yazma oranı, Çerkesce bilme oranının da çok altındadır. Şu anda 40 yaşın altındaki nüfusta Çerkesce bilme oranının giderek düştüğünü söylemek zorundayız..

Okuma-yazma ise tamamen farklı bir konu. Şu anda dil bilenlerin çoğu anadillerini ailede öğrenmişler, yaygın bir eğitim ile değil. O sebeple çoğunluk ‘okuma ve yazma’ bilmez idi. Son 15-20 yılda derneklerimizin yaptığı çalışmalarla okuma-yazma bilenler giderek arttı ama hâlâ dili bilenlerin oranı yüzde beşi aşmıyor…”

Duvar//Ferhat Yaşar

İLGİLİ HABER

✳ÇERKESLER NE İSTİYOR..!?
✴”Hem diaspora hem anavatanda sınırlı kalan anma etkinlikleriyle Çerkesler, Çarlık Rusyası’nın mirasçısı Rusya’dan soykırımı tanımasını ve yok oluş sürecini durduracak yasal değişiklikler istiyor..!”

Çar Birinci Petro, dönemin jeostratejik koşullarında “Kafkasya’yı elinde tutan dünyaya hükmeder” diyordu.. Ne gerekiyorsa yapılmalıydı. Çerkes soykırımı ve sürgünü bu hedefin sonucuydu..

Çerkeslerin yaşadıkları, üzerinde en az çalışılmış tarihsel trajedilerden birisi..

İlki 1556’da yaşanan, sonuncusu 1864’e kadar aralıksız 101 yıl süren işgal savaşlarının ardından Çerkesler özgür topraklarından sökülüp atıldı. Vadileri kanla sulandı. Köyleri yakıldı.. Ekin ve bahçeleri yok edildi. Barbarlık tarihinin en feci tablolarından biriydi.. Nüfusun yüzde 85-90’ı öldü ya da sürüldü..

✴”Simgesel tarih 21 Mayıs 1864. Kafkasya’nın düştüğü gün..!”

Osmanlı limanlarına gönderildiler. Karadeniz’in dalgalarında ölüm tabutlarına dönüşen gemilerle. Açlıktan ve salgın hastalıklardan ölüm vardı; binlercesi gemilerde, binlercesi vardıkları sahillerde..

Hassas bölgelerde denge kurma, savaşçı açığını giderme, tampon bölgeler kurma ve toprakları işleme ihtiyacına göre Osmanlı coğrafyasına dağıtıldılar..


Üzerinden 158 yıl geçti..

Çerkeslerin torunları dağıldıkları coğrafyalarda etkin bir nüfus olarak varlık göstermelerine, Osmanlıdan beri var olan sivil toplum tecrübelerine ve kamusal güçlerine rağmen yaşananlar hâlâ anlatılamamış bir hikâyedir!


Hem diaspora hem anavatanda sınırlı kalan anma etkinlikleriyle Çerkesler, Çarlık Rusyası’nın mirasçısı Rusya’dan soykırımı tanımasını ve yok oluş sürecini durduracak yasal değişiklikler istiyor..

Tarih sahnesine çıkış yeri olarak gördüğü Kiev’e yönelirken imparatorluk dönemine ‘kopmaz’ bir bağ atan Rus devlet aklı, Kafkasya’ya gelince tarihle bağını koparıyor; “Rus-Kafkas Savaşları imparatorluk dönemindeydi” diyor..

Rusya lideri Vladimir Putin, Ukrayna’da 2014’ten itibaren kamusal alanda dilleri, isimleri, sembolleri ve kültürel öğeleri iptal edilen Rusların hakları için yürüttüğü savaşı haklı gerekçelere dayalı “özel operasyon” olarak sunuyor..

Lakin Rusya Federasyonu içinde Moskova’ya bağlılığını tartışmaya açmayan Kafkasya’nın otokton halklarının milliyet haklarına kuşku penceresinden bakıyor..

✴”Kremlin için Kafkasya hâlâ hasım güçler tarafından kışkırtılabilir, isyana kaçabilir hassas bir bölge..!”


Elbette Rusya’nın federatif sistem içinde milliyetlerle kurduğu ilişkisi çok farklı. Denetimli de olsa siyasi ve kültürel özerklik tecrübesi ırkçı, tekçi, ulusalcı rejimlerle kıyaslanamayacağı gibi kendini demokrasi liginde gören bazı ülkeleri de kasabilir..

Sivil ayağının çok zayıf bırakıldığı, merkezi planlama ve kontrolün baskın olduğu özel bir milliyet hakları manzumesi..

İçinde anadilde eğitim, etnik dillerde basın-yayın, yerel kültürün desteklenmesi, sembollerin yaşatılması, özerk parlamento ve hükümet de var..

Özerklerin otonom derecesi tartışılabilir. Elin üstünde el, iradenin üstünde irade var. Bazen atanmışlar seçilmişlerin patronu, bazen Siloviki her şey. Yine de Rusya’yı kendi kulvarında değerlendirmek lazım.. Ya da özerkliklerin daraltılmasına yönelik yeni eğilimler üzerinde durulabilir..


Duma ya da Federasyon Konseyi geçmiş yıllarda soykırımı tanımaya yanaşmadı. Fakat Kafkasya’da Çerkes nüfusun yaşadığı Kabardey-Balkar Cumhuriyeti ve Adıgey Cumhuriyeti aksini yaptı. Bu da mesele yapılmadı. Kabarbey-Balkar, Karaçay-Çerkes ve Adıgey’in başkentleri Nalçik, Çerkesk ve Maykop’ta anıtlar dikildi. Buralarda anma etkinlikleri resmi katılımlarla yapılıyor..


Son yıllarda anadilde eğitim hakları gerilerken 21 Mayıs 1864’ü anma etkinlikleri de bu yıl Ukrayna savaşına takıldı. Nalçik’te Lenin Bulvarı boyunca geçit töreni ve yürüyüş yasaklandı. Sadece kurbanlar anısına 101 yıllık savaşın her bir yılına mum yakılması ve çiçek bırakılmasına izin verildi. Kafkasya’da en büyük Çerkes nüfus bu cumhuriyette.
Adıgey’de yürüyüş ve miting iptal edildi. Filarmoni Salonu’nda ağıt (ğıbze) ve şiir dinletisi olacak. Cumhuriyette nüfusun dörtte biri Çerkes (Adıge).
Karaçay-Çerkes’te atlı yürüyüş hariç diğer etkinliklere kısıtlama getirilmedi..


Çerkeslerin birkaç köy dışında tamamen yok edildiği Karadeniz kıyısındaki Şapsığ bölgesinde miting yerine meşe ağacının etrafında dua edilip denize çiçek bırakılacak..

✴”Ukrayna savaşına Kafkasya çok kurban verirken bu tür yasakların ters tepeceği aşikâr..!”

Kabardey-Balkar İnsan Hakları Merkezi Başkanı Valeri Hatujuko da Kabardey Balkar yönetimini bu kararıyla provokasyon yapmakla suçluyor.. Huzurları kaçan Çerkes sivil toplumu şimdilik gelecek yıl kısıtlamasız etkinliklerin sürmesini umuyor..

Diasporada ise ilk etkinliğin yapıldığı 1989’dan bu yana 21 Mayıs farkındalığı giderek belirgin hale geliyor..

Bir anıtın dikilmesi bile ancak 1994’te Çarşamba- Kızılot’ta mümkün olabilmişti.. Etkinlikler dernek çatısı altında içe dönüktü. Son 20 yılda hem Çerkeslere geçmişi hatırlatma hem de ötekilere kendini anlatma çabası arttı..

Karadeniz sahilindeki Kefken’de meşaleli yürüyüş, Üsküdar’da Kız Kulesi’nin karşısında ya da Beşiktaş sahilinde boğazın sularına karanfil atma ve İstiklal Caddesi’nde Rus Konsolosluğu’nun önünde gösteri derken bu yıl daha güçlü bir katılımla seslerini duyurmayı hedefliyorlar..

Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED), 21 Mayıs Cumartesi günü İstanbul Yenikapı’da miting düzenliyor..

✳PEKİ, ARADAN 158 YIL GEÇTİKTEN SONRA ÇERKESLER NE İSTİYOR..!?

1970’lerde çok konuşulan ama pratikte karşılık bulamayan geri dönüş bugün yeniden sivil toplumun bir talebi olarak öne çıkıyor..


✴”56 derneğin çatı kuruluşu KAFFED, Rusya’dan beklentilerini şöyle sıralıyor..!”

– Çerkes soykırım ve sürgünü tanınmalı.

– Mağdurlara mülkiyet ve tazminat hakkı sağlanmalı.

– Ön koşulsuz anavatana dönüş hakkı tanınmalı.

– Çerkes dili, kimliği ve kültürüne yönelik tehditler ortadan kaldırılmalı.

✴”Anavatandaki Çerkes nüfusundan 6-7 kat daha fazla Çerkes barındıran Türkiye’den de talepler var..!”

– Çerkes soykırım ve sürgünü tanınmalı..

– Hak ve özgürlük temelli yeni bir anayasa hazırlanmalı..

– Anadil, kimlik ve kültürel haklar kurumsal ve yasal güvence altına alınmalı..

– Çerkesce TV ve radyo yayınları yapılmalı..

– Çerkes kültürüne yönelik çalışan sivil toplum kuruluşları desteklenmeli..

– Kuzey Kafkasya Cumhuriyetleri ile ilişkiler geliştirilmeli..

– Abhazya ve Güney Osetya tanınmalı..

KAFFED Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Dinçer, İstanbul’un sürgünün hafıza merkezi olduğunu, bu yüzden buradan Rusya’ya seslenmek istediklerini belirtiyor..

Onlarca ülkeye dağılmış Çerkeslerin kültürel varlığını sürdürebilmek için anavatanla bağların geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Dinçer, Türkiye’deki mevcut eğitim politikasının da Çerkes dili ve kültürünün yok oluşunu durdurmaya yardımcı olmadığının altını çiziyor..

Anavatanda özerk cumhuriyetler dil ve kültürün devamlılığı açısından önemli varlıklar olarak görülürken son yıllarda kaygıları artıran gerilemeler yaşanıyor..

Rusya bir yandan Rus diasporasıyla ilişkisini ‘doğal vatandaşlık’ düzeyine yükseltirken diğer yandan diasporadaki Çerkeslere tüm yabancılara uyguladığı prosedürleri işletiyor.. Caydırıcı yaklaşımlar da cabası..

Oturum izni ve vatandaşlık almak isteyenlere potansiyel problem olarak bakılıyor..


Rusya, Ukrayna’ya Ruslar aleyhine çıkan yasaları ve uygulamaları ‘soykırım’ olarak müdahale gerekçesi yapıyor.. Ki 2014’ten itibaren Ruslara karşı alınan önlemlerin ruhunda bir ‘neo-nazi’ sıçraması görmek mümkün..


Aynı şekilde Kremlin, Kırım’ın iltihakını savunurken Tatarlara Ukrayna’nın tanımadığı hakları tanıdığını da söylüyor. Fakat federatif yapının temeline dinamit koyan bir merkezileşme siyaseti adım adım ilerliyor..


Putin, Lenin ve Stalin’in milliyetler siyasetini eleştirirken bariz bir şekilde özerk cumhuriyetleri zayıflık ve dağılmanın nedeni olarak resmediyor. Dediğim gibi halihazırda pratikte cumhuriyetlerin otonomik karakterleri aşındırılıyor..

Putin’in Çeçenya’daki savaşın gölgesinde cumhuriyetlerde başkanların halkoyuyla seçilmesine son vermesi en kritik adımdı. 2019’da çıkartılan dil yasası da ciddi bir darbe oldu… 35 resmi dilden 34’ünde anadilde zorunlu eğitim seçmeli derse dönüştürüldü. Dersler de haftada iki saate indirildi. .Son olarak 28 Mart’ta Duma’ya vatandaşlık yasasında bir değişiklik teklifi sunuldu. Teklifte “yurttaş”, “Rusya toprakları dışında yaşayan, Rusçaya hâkim, tarihsel olarak Rusya topraklarında ikamet eden halklara ait olup onların soyundan gelen kişiler” olarak tanımlanıyor. Fakat tarihsel olarak Rusya topraklarında ikâmet eden halkların listesinde Çerkesler yok. Kategoride olanlar “Ruslar, Beyaz Ruslar ve Ukrayna halkları.”
Bu gelişmeler Putin’in Ukrayna’ya girmenin arifesinde yaptığı konuşmanın mantığına uygun.
Çerkesler dil ve kültürün yok olması açısından devamlılık arz eden bir soykırım sürecinden söz ederken seslerini yükseltmekte haklılar. Artık bu ses duyulmalı.

Duvar//Fehim Taştekin 


İLGİLİ HABER

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top