SAĞLIK

Obezite: Aşırı kilo sorununun en yaygın olduğu ülke Türkiye

.

✳DSÖ AÇIKLADI: ‘OBEZİTE AVRUPA’DA SALGINA DÖNÜŞTÜ, İLK SIRADA TÜRKİYE VAR..!
“Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Bölge Ofisinin dün yayınladığı raporla obezite oranlarının, Avrupa genelinde “salgın” boyutlarına ulaştığını ve hala yükselmeye devam ettiğini açıkladı..!”

Rapora göre Avrupa bölgesinde obezite ‘salgın boyutuna’ ulaştı, aşırı kilo sorununun en yaygın olduğu ülke ise Türkiye..

DSÖ Avrupa raporunda Avrupa’daki yetişkinlerin yüzde 59’unun (erkeklerde yüzde 63, kadınlarda yüzde 54) obez veya aşırı kilolu olduğu belirtilirken neredeyse her üç çocuktan birinin (erkek çocukların yüzde 29’u ve kızların yüzde 27’si) ya aşırı kilolu ya da obez olduğu açıklandı..

Avrupa’da ölüm sebeplerinin başında yer alan aşırı kilo, yıllık 1 milyon 300 bin kişinin ölümüne neden olduğu belirtildi..

“AŞIRI KİLO HASTALIKLARI..!”
  • Rapor:

“Aşırı kilo 13 çeşit kansere, kalp hastalıklarına ve tip 2 diyabete sebep oluyor.. Bölge genelinde (aşırı kilonun) yılda en az 200.000 yeni kanser vakasından doğrudan sorumlu olması muhtemeldir ve bu rakamın önümüzdeki yıllarda daha da artması beklenmektedir..”

“53 ÜLKEDEN HİÇBİRİ OBEZİTEYİ AZALTMA HEDEFLERİNE ULAŞMA YOLUNDA DEĞİL..!”

DSÖ, Avrupa bölgesini oluşturan 53 ülkeden hiçbirinin 2025 yılına kadar obezite artışını durdurmaya yönelik hedeflerine ulaşma yolunda olmadığını vurguladı..

Obezitenin nedenlerinin ‘sağlıksız beslenme ve fiziksel hareketsizliğin bir kombinasyonundan çok daha fazla karmaşık’ olduğunu belirten DSÖ, sağlıksız gıdaların çocuklara dijital olarak pazarlanması ve çevrimiçi oyunların yaygınlaşmasının obezite artışını tetikleyen çevresel faktörler arasında olduğunu ifade etti..  

“ŞEKERLİ İÇECEKLERİN VERGİSİ YÜKSELTİLSİN..!”

DSÖ’nün obeziteyle savaşma politikası olarak sunduğu çözümler arasında; şekerle tatlandırılmış içeceklerin daha fazla vergilendirilmesi veya daha sağlıklı gıdalar için sübvansiyonlar, sağlıksız gıdaların çocuklara pazarlanmasının kısıtlanması, sağlık hizmetlerinde obezite ve fazla kilo yönetimi hizmetlerine erişimin iyileştirilmesi yer aldı..

“TÜRKİYE’DE YETİŞKİNLERİN YÜZDE 66,8’İ FAZLA KİLOLU..!”

Rapora göre, obez veya fazla kilolu olan yetişkin sayısı göz önüne alındığında ilk sırada Türkiye bulunuyor. Rapordaki verilere göre Türkiye’de yetişkin nüfusun yüzde 66,8’i fazla kilolu, obez olarak nitelendirilenlerin oranı ise yüzde 32,1..

Türkiye’nin ardından, yetişkinlerde fazla kiloluların oranının en yüksek olduğu ülkeler sırasıyla Malta, İsrail ve İngiltere oldu..

Fazla kilo sorununun en az görüldüğü ülkeler ise yüzde 45 ile Tacikistan, yüzde 48 ile Özbekistan ve Kırgızistan..

✳TABLETLE YEMEK YEMEK ÇOCUKLARDA OBEZİTE NEDENİ..!
  • Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Onur Yılmaz:

“Çocuklar tabletle ya da ekranla yemek yedirilmeye çalışılıyor. Bu durum ileri dönemlerde hem çocuklarda ekran bağımlılığı yapabiliyor hem de obeziteye neden olabiliyor.. Bu tip alışkanlıklardan uzak durulması çocukların sağlıkla büyüyebilmesi için önemli..”

Obezite, dünyada özellikle gelişmiş ülkelerin en önemli sağlık sorunlarından biri.. 

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada 1, 9 milyar kişi fazla kilolu ve bunların 600 milyonu da obez olarak tanımlanıyor..

 Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2015 yılı Vücut Kitle İndeksi araştırmasına göre ise; Türkiye’de de her 100 kişiden 20’si, yani her 5 kişiden biri obez. Çocukların ‘büyüme’ dönemi ise bu süreçte büyük önem taşıyor..

obezite//www.cafemedyam.com
  • Dr. Onur Yılmaz:

“Büyümenin izlenmesi dinamik bir süreç olup, çocuk doktorlarının olmazsa olmazıdır..

Özellikle de çocuklarda herhangi bir problem olduğunda önceden teşhis koyabilmek ve farkına varabilmek için büyümenin, ağırlık ve boy uzaması değerlerinin düzenli olarak ölçülüp değerlendirilmesi gerekir..

Büyüme, hücrelerin büyüklük ve sayı olarak artışının vücudumuzda hacim ve kütle kazanmasıdır. Gelişme ise, hücrelerin ve dokuların işlevsellik kazanması ile mental, motor fonksiyon olarak dil gelişimi ve sosyal bilgiler artışıdır..

Büyümenin takibi de çocukların fonksiyonları hakkında bize bilgi verir. Özellikle biz yeni doğan döneminden 18 yaş sonuna kadar çocukları belli aralıklarla takip ederiz..” 

“BÜYÜME EĞRİLERİNE GÖRE TAKİP YAPMAKTA FAYDA VAR..!”
  • Dr. Onur Yılmaz:

 “Burada en kolay yöntem ağırlık ve boy takibidir. Bunları da büyüme eğrilerine göre takip edebiliriz..

Büyüme eğrileri de şudur: Doğumundan 18 yaşına kadar aynı cinsiyet ve ırktaki sağlıklı çocukların ölçümleri yapılarak bir tablo oluşturulur..

Bu tabloya göre çocukların büyümesini takip ederiz. Eğer ağırlık ve boy artışı bu tabloya göre ilerlemezse, biz çocuklarda herhangi bir sağlık problemi olup olmadığı ile ilgili testler yapmaya başlarız..

Ağırlık artışında ve boy uzamasında kronik azalmalar varsa, çocuğun bu durumu kronikleşirse belli bir süre sonra boy uzaması durur ve çocuk ailesinin genetik boy uzunluğunu yakalayamaz.. Bu yüzden de büyüme eğrilerine göre takip yapmakta fayda var..” 

“İLK 6 AY SADECE ANNE SÜTÜ..!”
  • Dr. Onur Yılmaz:

 “Sağlıklı beslenme anne karnından başlayarak bebeğin gelişimi açısından çok önemlidir. Annenin hamilelik ve emzirme döneminde bol sebze, meyve yemesi ve proteinden zengin beslenmesi gerekir.. Bu sayede anne sütü de içerik açısından çok daha sağlıklı olacaktır.. Özellikle çocukların iyi bir ağırlığa sahip olması, annenin beslenmesi ile başlar..

Bebeklerin mümkünse ilk 6 ayda sadece anne sütü ile beslenmesi bizim için çok değerlidir. İlk 6 ayda anne sütü olması çok önemli olmakla birlikte doğduğu günden itibaren D vitaminine, 4. aydan itibaren de demir ilacına başlamak çocuğun hem sağlık hem bağışıklık hem zeka gelişimi açısından çok önemli..

Çocuk 1 yaşına girdiğinde kendi başına yemek yiyebilmelidir. Kendi eliyle yemesi, nörolojik gelişimi ve küçük motor hareketlerinin hızlı gelişebilmesi için önem arz eder..” 

“ÇOCUKLARI BESLENME KONUSUNDA ZORLAMAMALIYIZ..!”
  • Yılmaz:

 “Çocuklar yemek yeme konusunda sürekli cesaretlendirilmeli ve asla zorlanılmamalıdır. Önce sevdiği yiyecekler verilmeli, sevmediği yiyecekler ise onlara faydaları anlatılarak yavaş yavaş tattırılmalıdır. Öğünler belli miktarlarda olmalı. Ne çok fazla ne de çok az olup çocuğun doyma kapasitesini aşmamalı ya da çocuk aç kalmamalıdır. Ebeveynlerin en sık yaptığı hatalardan biri ise, çocukların tabletle ya da ekranla yemek yedirmeleri. Bu durum ileriki dönemlerde hem çocuklara ekran bağımlılığı yapabilir hem de obeziteye neden olabilir. Tablet veya ekranla yemek yedirme alışkanlığından bu nedenle mutlaka uzak durulması gerekir” dedi.

‘PSİKOLOJİSİ İYİ OLMAYAN ÇOCUKLARDA BOY KISALIĞI GÖRÜLEBİLİR..!”

Psikolojisi bozuk olan çocuklarda boy kısalığı görüldüğünü kaydeden Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı..

  • Yılmaz:

“Psikolojik olarak geride olan çocuklar ile duygusal ya da farklı türlü istismara uğramış çocuklarda boy kısalığı görülebilir.. Onlar önceden fark edilip mutlaka psikolojik destek, vitamin ve mineral takviyesi yapılmalıdır. Psikolojik destek ile çocuk mutlu bir çocuk haline getirilip, yaşadığı olumsuzluklar engellenmelidir..”

✳ÇOCUKLARDA OBEZİTE, ERKEN ERGENLİĞE NEDEN OLUYOR..!
  • Prof. Dr. Gamze Varol:

“Çocukluk çağında obezite artan bir sorun haline geldi.. Birtakım kirli gıdalar ki; bu gıdaların içinde endokrin bozucu birtakım kimyasallar var. Bu gıdaların aslında çocukların olması gerektiği yaşta daha erken ergenliğe uğramasına neden olduğunu biliyoruz..”

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gamze Varol, obezitenin son dönemlerde dünyada ve Türkiye’de artmasıyla birlikte ciddi sağlık sorunlarını da beraberinde getirdiğini belirtti..

obezite//www.cafemedyam.com
“özellikle çocukluk çağında obezite giderek artan bir sorun haline geldi..!”
  • Prof. Dr. Varol:

“Pandemide de bunun arttığını gördük. Aslında istediğimiz şey fast food, gıda tüketilmesi değil. Çünkü kızartma olması, işlenmiş et ürünü olması, insanları daha çok yemeye yönlendirmesi ve hareketin de azalması, bunlar obeziteyle mücadelenin önünde önemli engeller..

Baştan beri dediğimiz gibi zamanında, mevsiminde tarladan toplanmış taze, pazardan ürünleri daha az katkılı ürünleri kullanmasını öneriyoruz biz herkesin..

Tabii çocukluk çağında beslenme ileriki yaşantının daha sağlıklı olup olmayışında çok önemli bir faktör. Çocukluk çağında ne kadar kaliteli dengeli ve güvenli gıda tüketirsek erişkinde de o kadar sağlıklı bir yaşantımız oluyor..

Ama bizler biliyoruz ki şu an hazır gıdaların işlenmiş et ürünlerinin içinde istemediğimiz çok katkı maddesi var. Bunların insan sağlığına, endokrin sisteme çocukların büyümesine gelişmesine, erişkinlerin belki de ileride hormonal, metabolik rahatsızlıklara neden olmasına yol açtığını biliyoruz. Bunlar mücadele edilmesi gereken, aslında üzerinde durulması gereken konular..

Ciddi bir beslenmede iyi yönde bir dönüşüme ihtiyaç var gibi görünüyor. Örneğin bir takım kirli gıdalar ki, bu gıdaların içinde endokrin bozucu birtakım kimyasallar var..

Bu gıdaların aslında çocukların olması gerektiği yaşta daha erken ergenliğe uğramasına neden olduğunu bizler biliyoruz. Yani biz buna erken yaşta ergenliğe girme diyoruz..

Çok sayıda olumsuz etkileri var. Bunun için bu alanın uzmanları önemli çalışmalar yapıyor. Bir kısmı beslenme ve çevresel faktörlerle ilişkili. O yüzden içinde ne olduğunu bilmediğimiz, emin olmadığımız gıdaları rafta satılan hazır paketli gıdaları işlenmiş et ürünlerini zamanında yetişmemiş malzemeleri, bitkileri, gıdaları tüketmememiz konusunda aslında biraz duyarlı olmalıyız..”

“KADINLARDA DAHA YAYGIN GÖRÜYORUZ..!
  • Prof. Dr. Varol:

“Obezite vücutta yağ oranının istenen düzeyin çok üstünde olması demek. Ve obeziteyle birlikte de ciddi sağlık sorunları ortaya çıkıyor..

İşte tansiyon, şeker hastalığı aslında obez olmanın bir sonucu gibi artık günümüzde. Maalesef kadınlarda çok daha fazla daha yaygın görüyoruz..

Bunun birçok nedeni var ama çocuklar dahil artık tüm yanlış beslenme, hareketsiz yaşam aslında obeziteyi arttırdı. Tabi burada sadece kronik hastalıkların nedenini obeziteye ve kötü beslenmeye yüklemek çok doğru değil..

Aslında yediğimiz, tükettiğimiz gıdaların miktarı kadar içeriği de önemli. Çünkü artık son dönemlerde önemli sağlık sorunları kronik hastalıklar kaynaklı biraz önce söyledim tansiyon dedim, kanserler.. Bunlar kronik hastalıklar çoğu da çevresel nedenli ve beslenmeyle çok alakalı” dedi.

  • Prof. Dr. Gamze Varol:

“Yenilen gıdaların miktarı kadar içeriğine de çok dikkat edilmesi gerekiyor..

tiğini ifade ederek, “

Tükettiğimiz gıdaların tarladan soframıza gelene kadar güvenli olduğuna emin olmamız lazım. Daha çok doğal gıdaları, mevsiminde gıdaları tercih etmemiz ve tüketmemiz lazım. Gıdaların sağlıklı olup olmadığı her zaman son kullanma tarihiyle ya da işte raf ömrünün uzun olmasıyla anlaşılmıyor..

Aslında o gıdanın tarlada nasıl üretildiği, hangi şartlarda üretildiği, ne kadar pestisi kullanıldığı ya da kullanılmadığı o mevsime özgü gıda olup olmadığı aslında bunlara bakmak lazım..

Belki de tarlada doğru tarım yapılarak üretilen gıdaların tüketilmesiyle biz obeziteyle de mücadele etmeye bir başlangıç yaratmış olabiliriz..”

✳YENİ TİP KORONAVİRÜS (Covid-19) SALGINI, HAREKET VE BESLENME ALIŞKANLIKLARINI DA OLUMSUZ ETKİLEDİ..!
“Güncel araştırmalara göre dünya genelinde 600 milyon kişi obezite ile yaşıyor. Fakat kronik, tekrarlayıcı ve ilerleyici bir hastalık olan obeziteden korunmak da mümkün..!”

Alınan enerjinin verilen enerjiden fazla olması durumunda vücutta ‘aşırı yağ birikmesi’ olarak tanımlanan obezite, günümüzde en önemli sağlık sorunlarından biri haline geldi..

Obeziteden korunmanın 5 etkili yolu
obezite//www.cafemedyam.com

Dünyada giderek yaygınlaşan obezite, yaşam kalitesini ve süresini anlamlı derecede etkiliyor..

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada 1, 9 milyar kişi fazla kilolu ve bunların 600 milyonu da obezite ile mücadele ediyor.

Ancak obezite tedavi edilebilen bir hastalık. Obezitenin tedavisinde diyet eşliğinde egzersiz veya cerrahi yöntemler uygulanıyor..

Uzmanlar, kişiye uygun tedavi yöntemini belirleyerek, kişinin sağlıklı kiloya ulaşmasını ve bu kiloyu korumasını amaçlıyor..

Obeziteyi yenerek yüksek tansiyon, kalp, uyku apnesi, meme kanseri, kalın bağırsak kanseri ve prostat kanseri gibi hastalıklarla da savaşabilir, sağlıklı bir yaşama adım atabilirsiniz..

Peki obeziteden nasıl korunabilirsiniz? 

İŞTE OBEZİTEDEN KORUNMANIN 5 ETKİLİ YOLU..!
“Diyetisyen Sude Özüm Konuk’a göre hayatınızda yapacağınız bu 5 değişiklik size yardımcı olabilir..!”
1-“SU TÜKETİMİNİZİ ARTIRIN..!”

Yaşamsal faaliyetlerin yerine getirilmesi için hayati öneme sahip olan su, metabolizmanın doğru çalışması için en önemli unsur..

Günlük alınması gereken su miktarı bireyden bireye farklılık gösterir.. Bu miktar kilogram başına 30-35 ml’dir. Ama maalesef yoğun gün temposu içerisinde yeteri kadar su içmeyi birçoğumuz unutabiliyor..

Bunun önüne geçmek için her zaman gözünüzün önünde durabilecek bir şişe taşıyabilirsiniz. Böylece hatırlamak daha kolay olacaktır. Ayrıca unutmayın suyun yerini başka hiçbir içecek tutamaz..

2-“FİZİKSEL AKTİVİTE DÜZEYİNİZİ ARTIRIN..!”

Dünya Sağlık Örgütü’nün önerilerine göre haftada en az 150 dakika boyunca orta tempolu fiziksel aktivite yapılmalı. Bununla birlikte günlük hayatınıza ekleyebileceğiniz, asansör yerine merdiven kullanmak, iş yerine yürüyerek gitmek ve her boş fırsatta bir fiziksel aktiviteye yönelmek gibi küçük değişiklikler size bu konuda yardımcı olacaktır.

3-“YEMEKLERİNİZİ SAĞLIKLI PİŞİRME YÖNTEMLERİ İLE PİŞİRİN..!”

Yemeklerinizi yaparken kızartma, kavurma gibi yöntemler yerine haşlama, buğulama, ızgara, fırınlama ve güveçte pişirme gibi sağlıklı pişirme yöntemlerini kullanmanız sağlığınız için daha doğru bir karar olacaktır.

4-“PORSİYON KONTROLÜNE DİKKAT EDİN..!”

Neyi ne kadar yediğinizin farkında olun. Bazı durumlarda besinleri iyi ve kötü diye ayırmak yerine porsiyon kontrolü sağlamaya dikkat edin. Böylece fazla enerji alımının önüne geçmiş olursunuz.

5-“BEYAZ EKMEK YERİNE TAM BUĞDAY EKMEĞİ TÜKETİN..!”

Beyaz undan yapılmış besinler yerine tam buğday undan yapılmış besinleri tüketmek, midenizde tokluk hissini artırarak fazla yemenizin önüne geçecek ve kan şekeriniz daha iyi dengelenecektir..

✳OBEZİTENİN DÜNYAYA MALİYETİ 1 TRİLYON DOLARI BULACAK..!
  • Dr. Yasir Musa Kesgin:

“Cünya genelinde 800 milyon kişi obezite ile yaşamakta.. Obezite yüzünden her yıl en az 3.4 milyon kişi hayatını kaybediyor.. Kalp hastalığı, felç ve diyabet riski, vücut kütle indeksinin (VKİ) artmasına bağlı olarak giderek artmaktadır.. Obezite sebebiyle yapılacak tedavi harcamalarının 2025’te 1 trilyon doları bulması beklenmekte..”

✳OBEZİTEDEN KORUNMANIN YOLLARI..!
  • Dr. Yasir Musa Kesgin:

“Obezite sıklığı 1975’den beri yaklaşık üç kat artmıştır. TÜİK verilerine göre 2008 yılından 2019 yılına kadar obez kadınların oranı yüzde 18,5 oranından yüzde 24,8’e, obez erkeklerin oranı yüzde 12,3’ten yüzde 17,3’e çıkmıştır..

Obeziteden korunmada sağlıklı beslenmek ve fiziksel aktivitenin arttırılması için günlük beslenmede, taze sebze ve meyvelerin, tam tahıl ürünlerinin, süt ve ürünleri, balık, tavuk ve diğer yağsız etler ile kuru baklagillerin tüketimi sağlıklı seçimlerdir.. 

İşlenmiş ve hazır besinlerden yağ ve şeker içeriği yüksek olanların tüketimi sağlıksız seçimlerdir. Günlük 2-2,5 litre sıvı ihtiyacının 1,5-2 litresi sudan gelmelidir..

Hazır meyve suları, gazlı içecekler ve kızartmadan kaçınmak gerekir. Aşırı tuz tüketiminden kaçınılmalı, gün boyu aktif olunmalıdır..” 

✳TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞININ OBEZİTE İLE İLİŞKİSİ: OBEZ VE İLERİ DERECE OBEZ..!
“TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞININ OBEZİTE İLE İLİŞKİSİ..!”

2019’un sonlarında ortaya çıkan, mahiyeti tam kavranamamış bir virüs, hükümetlerin aldığı sıkı tedbirlere rağmen küresel bir nitelik kazanmıştır..

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bu virüsü Kovid-19 olarak adlandırmış ve salgın endişesini gündeme getirmiştir..

Nitekim DSÖ 11Mart 2020’de bu virüsün bağlı olduğu hastalığı “pandemi” olarak dünyaya duyurmuştur.. 

Hükümetler konuyla ilgili sosyal izolasyon, karantina, sokağa çıkma yasakları, maske, sosyal mesafe gibi insan hareketlerini kısıtlamaya yönelik sıkı tedbirler almıştır..

Bu bağlamda eve kapanma, sosyal uzaklaşma, uzaktan çalışma gibi konular gündemimizi sıklıkla meşgul eder olmuştur..

Birden etkisi altına alıp acil tedbirleri gerekli kılan bu tür küresel salgın hastalıkların insan ve toplum psikolojisine etki edeceği aşikârdır..

Sosyal mesafe, karantina, izolasyon ve eve kapanmalar hayatın akışını etkilemiş, tabii olarak toplumda da gündelik farklı arayışları beraberinde getirmiştir..

Teknoloji bağımlılığı hareketsiz yaşam alışkanlıklarını tetikliyor..!

Teknolojinin yaygınlaşması ile birlikte internete ulaşmak oldukça kolaylaşmıştır. İnternet ve teknolojinin kullanımının yaygınlaşması teknolojiye olan bağımlılığı arttırmış, beraberinde internet bağımlılığı, mobil oyun bağımlılığı ve sosyal medya bağımlılığı gibi kavramları hayatımıza sokmuştur..

Pandemi şartlarının tetiklediği kısıtlılık ve hareketsizlik hali ve izole yaşanılan günler ekran başında geçen sürenin artmasına neden olmaktadır..

Bundan kaynaklı olarak da hareketsiz yaşam alışkanlıkları, psikososyal sorunlar, uyku ve beslenme düzeninin bozulması gibi faktörler karşımıza çıkmaktadır.. 


Teknoloji bağımlılığının ve buna bağlı olarak fiziksel hareketsizlik halinin eski normale dönüşle beraber ölümcül bir sonuca götüren obezite rahatsızlığının artmasında etken olduğu düşünülmektedir..

Obezite ve buna bağlı gelişen hastalıklarla mücadelede sağlık kurumları düzenli fiziksel aktiviteyi önermektedir.. 

OBEZİTE NEDİR..!?
Obezite en basit tanımı ile vücutta aşırı yağ birikimidir..!”

Harcadığınızdan fazla kalori alınması durumunda alınan fazla enerji vücutta yağ olarak depolanır ve obeziteye neden olur..

Günümüzde çocukları da etkileyen bu hastalık küçük yaşlarda insülin direnci veya diyabete; karaciğer yağlanması, kolesterol artışı, uyku apnesi, denge bozukluğu ve özellikle de omurga ve duruş bozukluklarına sebep olabiliyor..

Obez çocuklar ergenliğini tamamlamadan tedavi edilmediklerinde ilerleyen yaşlardaki hayat kalitelerinin oldukça düşük olması kaçınılmaz hale geliyor..

✳EN ÇOK RASTLANAN SAĞLIK SORUNLARINDAN BİRİ OLAN OBEZİTENİN GÖRÜLME SIKLIĞI GÜN GEÇTİKÇE ARTIYOR..!
“Stres ve hareketsiz yaşam, obezitenin en yakın arkadaşı olarak biliniyor..!”

*Peki bireyin günlük yaşantısını etkileyen obezite nedir?

*Kaç kilo aralığındaki kişilere obezite teşhisi koyulabilir?

*Obezite belirtileri nelerdir?

*Psikoloji üzerindeki etkileri nasıl değerlendirilir?

Yaşam kalitesini ve süresini anlamlı derecede düşüren bir sorun olan obezitenin tedavisinde, diyet eşliğinde egzersiz veya cerrahi yöntemler uygulanıyor..

 

obezite// www.cafemedyam.com

Buna ek olarak uzmanlar, en uygun tedavi yöntemini belirleyerek, kişinin sağlıklı kiloya ulaşmasını ve bu kiloyu korumasını sağlamaya yönelik tedaviler uyguluyor..

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından da obezite, sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanıyor.. 

“Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması-2010” ön çalışma raporuna göre Türkiye’de obezite sıklığı;

    *Erkeklerde yüzde 20,5

    *Kadınlarda ise yüzde 41,0

    *Toplamda yüzde 30,3

  • Diyetisyen Fatma Arslanhan: 

 “Obezite, vücutta sağlığı bozacak ölçüde aşırı ve anormal yağ birikmesidir..”

✳OBEZİTENİN BELİRTİLERİ NELERDİR..!?
  • Diyetisyen Fatma Arslanhan: 

“Obezitenin belirtileri arasında uyku bozuklukları, ayaklarda şişlik, sırt ağrıları, nefes alma sorunu, horlama, çabuk yorulma sayılıyor.. Genel de 15 yaş üstü her bireyde rastlanıyor..”

✳OBEZİTENİN PSİKOLOJİK YÖNÜ NASIL DEĞERLENDİRİLİR..!?
  • Diyetisyen Fatma Arslanhan: 

“Toplumun büyük bir kesiminde rastlanan obezitenin psikolojik sorunları beraberinde getirdiği biliniyor. Obez bireylerde, normal popülasyona göre beden imajlarından memnuniyetsizlik, benlik saygısında düşüklük, evlilik ya da birlikteliklerinde mutsuzluk, iş ve sosyal yaşamda yetersizlik, cinsel yaşamlarında güçlük gibi psikososyal problemlere daha sık rastlanıyor..” 

✳OBEZİTE HANGİ SAĞLIK SORUNLARINA YOL AÇAR..!?
  • Diyetisyen Fatma Arslanhan: 

“Obezite evreleri beraberinde birçok sağlık sorunu getiriyor.. Yüksek tansiyon, nefes darlığı, eklem ağrıları, halsizlik, diyabet, kaygı bozukluğu, kalp yetersizliği ve ilerleyen evrelerde obeziteye bağlı şiddetli organ bozuklukları obezitenin artışı ile sorunlar da artış gösteriyor..” 

✳OBEZİTENİN EVRELERİ NELERDİR..!?

*Evre 0: Obeziteye bağlı risk faktörü (tansiyon, şeker sorunu) yok..

*Evre 1: Obeziteye bağlı hafif risk faktörleri (sınırda yüksek tansiyon, açlık şekerinin bozukluğu, karaciğer enzimlerinin yüksekliği) ve belirtilerin (nefes darlığı, eklem ağrıları, halsizlik) bulunuyor..

*Evre 2: Obeziteye bağlı kronik hastalıkların (yüksek tansiyon, tip II şeker hastalığı, uyku apnesi, eklem bozuklukları, reflü hastalığı, polikistik over sendromu, kaygı bozukluğu) varlığı görülüyor..

*Evre 3: Obeziteye bağlı organ bozuklukları (kalp enfartüsü, kalp yetersizliği, şeker hastalığına bağlı gelişen komplikasyonlar, ileri eklem bozuklukları ve yaşamı kısıtlayıcı hastalıklar) görülüyor..

*Evre 4: Obeziteye bağlı şiddetli organ bozukluklarının varlığı görülüyor..

✳KAÇ KİLO ARALIĞINDAKİ KİŞİLERE OBEZİTE TEŞHİSİ KOYULABİLİR..!?
  • Diyetisyen Fatma Arslanhan: 

“Kişinin ağırlığının boyunun karesine bölünmesiyle elde edilen rakam ile kişinin obez olup olmadığı öğreniliyor..

Buna bağlı olarak,

20 – 24.9 ise normal

25 – 29.9 ise kilolu

30 – 34.9 ise obez

35 – 39.5 ise tip 2 obez

40 – 49.9 ise morbid obez

50 ve üzeri ise süper obez diye kabul ediliyor..”

✳OBEZİTEDEN KORUNMANIN YOLLARI NELERDİR..!?
“Obeziteden korunmanın yolları ise oldukça fazladır..!”
  • Diyetisyen Fatma Arslanhan: 

“Düzenli fiziksel aktivite, fast food tarzı beslenmeden uzak durma, meyve ve sebze ağırlıklı beslenme ile aslında obezite riski en aza indirilebilir..

1-Düzenli fiziksel aktivite yapmak..

2-Uzman kontrolünde diyet yaparak beslenme alışkanlıklarını değiştirmek,

3-Fast food tarzı beslenmeden uzak durmak..

4-Meyve ve sebze ağırlıklı beslenmek..

5-Hazır gıdalar yerine ev yapımı ürünler tercih etmek..

6-Yemeklerde hayvansal yağlar yerine zeytinyağı kullanmak..

7-Peynir ve yoğurdun az yağlı olanlarını tercih etmek..

8-Kırmızı eti yağsız, tavuğu derisiz tüketmek..

9-Düzenli olarak balık yemek.. 

10-Su ve şekeriz içecekleri tercih etmek..” 

✳OBEZİTE CERRAHİSİ NEDİR..!? 
  • Diyetisyen Fatma Arslanhan: 

“Vücut Kitle İndeksi 35 – 40 arasında olmakla birlikte obeziteye bağlı yoğun diyabet, kısırlık, eklem hastalıkları, solunum problemleri bulunan kişilerde ve bu oranın 40 veya üzerinde olduğu bireylerde obezite hastalığını tedavi etmek için sindirim sistemlerine cerrahi girişimde bulunulmasına obezite cerrahisi denilmektedir..”

TEKNOLOJİK ÜRÜNLER OBEZİTEYE DAVETİYE ÇIKARIYOR..!
Çocukları da etkilemeye başlayan ve çok ciddi sonuçlar doğuran obeziteye en büyük sebep giderek değişen yaşam tarzı olarak gösteriliyor..!”

Günümüzde ebeveynlerin daha yürümeye, konuşmaya başlamamış çocuklarına ilgi çekmek, sakinleştirmek maksatlı telefon, tablet ve televizyondan içerikler sundukları bilinmektedir..

Sanal dünyanın renkli dünyasıyla çok erken tanışan çocukların tablet ve bilgisayarlara olan bağımlıkları da erken yaşlarda tezahür etmektedir..

Bu durum haliyle oyun oynama alışkanlıklarını, fiziksel etkinlik düzeylerini sosyal ilişki kurma durumlarını olumsuz etkiliyor..

Oyun oynayarak atması gereken enerjisini bilgisayar, tablet, televizyon veya telefon başında hareketsiz kalarak içinde tutan çocuk erken yaşlarda sedanter bir yaşam sürmeye başlamaktadır..

Obeziteye götüren yolun başlangıcını oluşturan bu durumun yanı sıra fast food tarzı kötü beslenme alışkanlıkları, alınan ama kullanılmayan gereksiz kaloriler de obeziteye davetiye çıkarmaktadır..

✳ÇOCUKLARA FAST FOOD VERMEK ÖDÜL MÜ CEZA MI..!?

Çabuk hazırlanması, ulaşılması ve tüketilmesinin yanında içinde bulunan katkı maddeleriyle toplumun her yaş grubundan kabul ve talep gören fast food zincirleri, paketlenmiş hazır gıdalar ve çocukların bir türlü vazgeçemediği abur cuburlar, tehlikenin yaklaşmasına zemin hazırlıyor..

Ebeveynlerin tüm bu zararlı gıdaları çocuklarına ödül olarak vermesi zararlı gıdaları daha cazip hale getiriyor..

Ayrıca düzensiz öğün araları da tehlikenin gelişini hızlandırıyor.. Fast food ve atıştırmalıkların kalori oranlarının yüksek olması, karbonhidrat ve yağ yönünden zengin olması fiziksel aktivite azlığı ile buluştuğunda obezite kaçınılmaz hale geliyor..

OBEZİTE VE ŞEKER HASTALIĞININ İLİŞKİSİ..!
Obezite, önlem alınmadığında insülin direncine bağlı şeker hastalığına da sebep olabiliyor..!” 

İnsülin direnci vücudun insülin salgılamasına rağmen insülinin hücre içine girip glukozu taşıyamaması durumudur..

İnsülin etkisinin yetersiz olduğu durumlarda kanda ve organlarda yağ miktarı artar. İnsülin direncini arttıran etmenler hareketsiz yaşam biçimi ve yüksek kalori alımı sonrası oluşan aşırı kilodur..

Sedanter yaşam tarzı ve bu tür düzensiz beslenme alışkanlıkları erişkin tipi şeker hastalığının çocukluk çağında gelişmesini hızlandırıyor..

Ailede şeker hastalığı öyküsü varsa, bu risk çok daha yüksek oranlara çıkıyor..

 

“Genetik durumlar obeziteyi etkiliyor..!”

Çocuklarda obezitenin görülmesinde genetik faktörler ve hormonların payını da unutmamak gerekir.. Ailede şişmanlık genetikse çocukta da şişmanlık olması istatistiklere göre neredeyse yüzde80’dir

Eğer anne ya da babadan biri şişman veya obez ise çocuğun obez olma ihtimali yüzde40 oranındadır. Bununla birlikte hormonal unsurlar da obezite de araştırılması gereken konuların başında geliyor..

✅Tiroid bezi hastalıkları, böbrek üstü bezi hastalıkları gibi hormonal bozukluklar söz konusu ise obezite oluşma riski daha fazladır..

Fakat bu, genetik ve hormonal durumu düzgün olan lâkin teknoloji bağımlılığından mülhem sedanter yaşamı alışkanlık edinmiş bireylerin obez olmayacağı anlamına gelmemektedir..

OBEZİTEYE KARŞI ÖNLEM ALMAK MÜMKÜN MÜ..!?

İnsanları hareketsizleştirip tembelleştirmesine sebep olan teknolojik aletlerin hayatımızın her alanında kullanılmaya başlanması ve dengesiz beslenme ile birlikte obezite yetişkin-çocuk herkesi tehdit eder pozisyona gelmiştir..

Düzenli ve doğru beslenme alışkanlığı kazandırılması obezitenin önünü alacak bir yol iken en az bunun kadar önemli olan diğer bir husus televizyon ve bilgisayar kullanımına sınırlama getirilmesidir..

Bilhassa çocukların alışkanlıklarının perçinlendiği kişilik ve karakterin oluştuğu 6-7 yaşına kadar ekranlı teknolojik ürünlerden tutarlı sınırlamalarla uzak tutulması, kontrollü kullanımın sağlanması pedagoglar tarafından tavsiye edilmektedir.. 

Teknoloji bağımlılığı ve obezite ile mücadele etmek için sportif faaliyetler, hareket sağlayan aktiviteler, sosyal medya ve interneti doğru kullanma ile farkındalık oluşturmak obezite riskinin en aza indirilebilmesinde çok büyük önem arz ediyor..

Pandemi süreci ve sonrasında da ülkelerin bir kamu hizmeti olarak sunduğu fiziksel aktivite, beden eğitimi ve spor politikalarını geliştirmesi ve bunu toplumun her kesimine yaygınlaştırması gerekmektedir..

© The Independentturkish// Deniz Unay

✳OBEZ VE İLERİ DERECE OBEZ ..!
  • Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği (TEMD) Başkanı Prof. Dr. Füsun Saygılı:


”Bireylerin vücut kitle endeksi 30’un üzerindeyse obez, 40’ın üzerindeyse ileri derece obez kabul edilir. Türkiye’de her üç kişiden birinin obez olduğunu söyleyebiliriz..’

Sık görülen hastalıklarla ilgili doğru bilinen yanlışlar yaygın durumda. Bu hastalıkların bilinen yanlışlarını düzeltmek için buradayız.. 

Diyabet, D vitamini eksikliği, tiroid hastalıkları ve obezite en sık görülen önemli hastalıklar..

Obezite dünyada hızla artıyor ama Türkiye’de bunun daha hızlı olduğunu söyleyebiliriz..”

‘Türkiye’de 2000 ve 2010 yıllarında yapılan bir araştırmada, obezite hızının yüzde 50 arttığı ve erkeklerde ikiye katlandığı ortaya konuldu..

✅Obeziteyi vücut kitle endeksiyle hesaplıyoruz. Bireylerin vücut kitle endeksi 30’un üzerindeyse obez, 40’ın üzerindeyse ileri derece obez kabul ediliyor..

Ülkemizdeki obezite hastası oranı yüzde 32. Hastalığın tanısını bel çevresi ölçümünü alarak da koyabiliyoruz.. Endeks: kadınlarda 90, erkeklerdeyse 100 santimetre..”

  • TEMD Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Alper Sönmez:


✅”Türkiye’de her 8 kişiden biri diyabet hastalığına yakalanmış durumda ve ülkenin sağlık bütçesinin 4’te 1’i buna harcanıyor..


Türkiye’de diyabetin kontrolü sıkıntılı…

Kadınların durumu daha kötü. İşin zemininde obezite hastalığı var. Türkiye’de her 100 diyabet hastasından 90’ı kilolu veya obezite hastası.’..

Obezlerde kan şekeri kontrolü zor..

Sonuçlara göre, eğitim düzeyi düşük olan, egzersiz yapmayan, sigara içen ve sık hipoglisemi yaşayan diyabetlilerin kan şekerleri daha kötü durumda..

TEMD çalışmasının bir başka çarpıcı verisi de özel sağlık kurumlarında takip edilen diyabet hastalarının devlet veya üniversite hastanelerindekine göre daha iyi metabolik kontrollerinin olduğudur..

Bu durumun özel merkezlerde hastalara ayrılan zamanın daha fazla olması ve bu hastaların daha yüksek gelir ve eğitim düzeyleri olmasıyla ilgili olduğunu düşünüyoruz..

 Sivil toplum kuruluşları, basın, Sağlık Bakanlığı ve meslek örgütleri el ele verip Türkiye’de diyabet yönetiminin daha iyi hale getirilmesi için doğru adımları atması gerektiğini ifade etmek isterim.”

https://www.cafemedyam.com/2021/08/27/seker-ve-obeziteye-tek-dozda-son-bulusu/

İLGİLİ HABER

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top