EKONOMİ

Borsalar nasıl işliyor ve para kazanıyor?

.

Enflasyonun yükselmesi neden borsanın işine yarıyor..!?
“Türkiye’de enflasyon 20 yılın en yüksek seviyesinde..!”

Kredi risk primi 600’e dayandı. Borsa’daki yabancı yatırımcı oranı tarihin en düşüğünde. Böyle bir ortam nasıl oluyor da hisselere yarıyor?

Fotoğraf: AP// cafemedyam

  • Bazı istatistikler vererek başlayalım: 

✳Mart 2017’nin sonunda 3 lira 64 kuruş olan 1 dolar, 2022’nin mart sonunda 14 lira 66 kuruştu.. 
 

✳Yani, Türk Lirası’nın dolar karşısındaki beş yıllık kaybı yüzde 400’ün üzerinde.. Ülkede tarımdan sanayiye ithal edilen her ürün, yüzde 400’lük bir maliyet yükünün altında.. 
 

✳Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), 8 Nisan’da önemli bir veri açıkladı.. Küresel gıda fiyatlarının tarihin en yüksek seviyesinde.. Hatta Rusya-Ukrayna savaşıyla tahıl ve bitkisel yağ piyasalarında başlayan sarsıntının devamının geleceği öngörülüyor.. 
 

✳Dünya Bankası ise enflasyonu yüzde 5’ten yüksek olan gelişmekte olan ülkelerin oranının yüzde 71,4, gelişmiş ülkelerin oranının ise yüzde 44,1 olduğunu söylüyor.. 

  • Tüm bunlar bizi nereye taşıyor?

Daha yüksek enflasyona.. Yani fiyatlar kadar artmayan maaşlar, enflasyonla birlikte erimeye devam ediyor.. 

Bu eriyiş de hâliyle insanları, önce “paramın değerini nasıl koruyabilirim?”e daha sonra yatırım araçlarına itiyor.. 

✳Türkiye’de en fazla tercih edilenler döviz ve altın..

Ve bir yatırım aracı daha var ki bugün gördüğü ilgiyi son 36 yılda görmedi.. Hisse senetlerinden bahsediyoruz…

✳Borsa İstanbul’un verilerine göre Mart 2022 itibarıyla, Türkiye’deki hisse senedi yatırımcısının sayısı 2 milyon 377 bin.. Bu sayının tamamını yerli yatırımcılar oluşturuyor.. 

Borsa İstanbul’un kurulduğu 1986’dan 2020’ye kadarki yatırımcı sayısı ise yaklaşık 1 milyon 100 bindi.. Yani 34 yılda ancak çıkılan sayıya ulaşmak için iki yıl yetti..

✳Yabancı yatırımcı sayısı ise 13 bin 300.. 

Bunda tabii ki insanların yatırım arayışının yanı sıra küresel piyasalardaki para bolluğu da etkili.. 

Zira başta ABD olmak üzere, hemen her ülke, ekonomilerini canlı tutmak, likiditeyi artırmak için parasal genişlemeye gitti.. Son dönemde küresel merkez bankalarının düşük faiz politikasına geçmesiyle yavaş yavaş kısılmaya başladı.. 

Enflasyonun borsa üzerindeki üç etkisi..!

1997’den bu yana borsanın içinde olan Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Kaderli ile enflasyonun borsa üzerindeki etkisinin detaylarını konuştuk.. 

  • Prof. Dr. Yusuf Kaderli:

“Enflasyonla borsa arasında doğru yönlü bir ilişki olduğunu söylemeliyim.. Bunun üç şekilde gerçekleştiğini ifade edebilirim..

✅- “Bunlardan ilki enflasyonun, şirketlerin duran varlıklarına etkisi..!” 

Enflasyon yükseldiğinde şirketlerin sahip olduğu duran varlıkların da fiyatı yükseliyor.. 

Örneğin bir binanın fiyatı 1 milyon lira ise yüksek enflasyon nedeniyle, bir sene sonra 2 milyon liraya çıkabiliyor.. Benzer etki, diğer tüm demirbaşlarda da görülüyor.. 

Dolayısıyla hisse seneleri, aynı zamanda bir şirketin tüm varlığını da temsil eden bir varlık olduğu için, enflasyondan ‘olumlu’ etkileniyor..

Mesela, PETKİM’i ya da TÜPRAŞ’ı bugünkü inşaat maliyetleriyle yeniden kurmaya kalksanız karşınıza çıkacak olan rakam, belki de şu anda PETKİM’in borsada sahip olduğu değerden çok daha yüksek..

O yüzden enflasyonist dönemlerde biz genellikle hisse senetlerinde artış bekleriz.. 


✅- “Enflasyon-borsa ilişkisindeki ikinci etki ise hisse senedinin bir “enflasyondan koruma aracı”na dönüşmesi..!” 

1990’lı yıllarda çok yüksek enflasyon vardı.. Yüzde 100’ü aşan bir enflasyon hakimdi.. O dönemde hisse senetlerinin en az enflasyon kadar arttığını görürdük.. Hatta enflasyonu üçe, dörde katlayan birçok hisse senedi olduğunu da gördük.. Şu anda da benzer bir dönemdeyiz.. 
 

Yusuf Kaderli.jpg
 Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Kaderli / Fotoğraf: www.adu.edu.tr//cafemedyam


Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) son açıkladığı mart enflasyonu yüzde 61. Üretici enflasyonu (ÜFE) ise yüzde 115.. 

  • Prof. Dr. Yusuf Kaderli:

“Hissedilen ve açıklanan enflasyon ayrımı gündemin üst sıralarında yer alıyor. .Halkın daha çok hissettiği, yüzde 115’lik ÜFE. Daha gerçekçi olan yüzde 100’e yakın olan..

Rusya-Ukrayna arasındaki gerginliğe, Türkiye’nin CDS primlerinin 500-600’lere dayanmasına rağmen hisse senetleri, ciddi bir ralliye başlamış durumda.. Arada sırada küçük düşüşler olsa da savaşın başından bugüne kadar hemen hemen her gün yükselen bir piyasa var.. 

Bunun bir numaralı nedeni olarak enflasyonu koyuyorum..

Dünyada da bu böyle hatta. Mesela ABD faiz artırıyor. Hatta politika faiz artışını biraz daha yükseltme kararı alabilir.. Yani 25 baz puandan 50 baz puana, hatta belki iki kere üst üste 50 baz puan artışa çıkarabileceği senaryoları konuşuluyor.. 

Geçmişte, normal şartlarda ABD bu tür faiz artırımlarına girdiğinde borsa bundan olumsuz etkilenirdi.. Ancak o dönemlerde enflasyon yoktu.. 

Bugün ABD’de son 40 yılın en yüksek enflasyonu yaşandığı için faiz artırımlarına rağmen enflasyon neredeyse iki haneye yaklaşmak üzere.. Mevcut durumda Amerika Birleşik Devletleri’nin enflasyonu yüzde 7,9. 

Sırf bundan dolayı ABD’de de borsa, faiz artırımlarından olumsuz etkilenmiyor. Yani orada da enflasyon, borsayı olumlu etkiliyor.. 

hisse
Fotoğraf: Unsplash.com/@jsnbrsc// cafemedyam

✅- “Enflasyonun, şirketlerin gelir tablosuna etkisi de önemli bir konu..!” 
  • Prof. Dr. Yusuf Kaderli:

“Enflasyonun duran varlıklara etkisi bilanço tarafıydı.. Bunun bir de gelir tablosu tarafı var.. Gelir tablosunda en önemli kalem ciro..

Enflasyonist ortamda şirketlerin maliyetleri de artıyor.. Şirketler de hâliyle bunu ürünlerinin fiyatlarına yansıtıyor.. Bu nedenle firmalar, geçen yıla göre satış miktarlarını artırmasa bile sırf enflasyon kaynaklı yeni zamlar koyuyor.. Hasılat rakamı doğal olarak yükseliyor ve gelir tablosuna ‘olumlu’ yansıyor..
 

✴Şirketlerin maliyetinin yükseldiği hep konuşuluyor.. Tamam ama maliyetler yükseldiğinde şirketler de zararına satış yapmıyor.. 



✴Bu maliyetler, fiyata ekleniyor. Dolayısıyla hasılat kalemi büyüdüğü için biz bunu gelir tablosunda fiktif de ‘enflasyon kaynaklı’ kârlar olarak görüyoruz.. 



✴İster gelir tablosu tarafından ister bilanço tarafından bakın, sonuçta şirketleri temsil eden hisse senetlerinin bundan ‘olumlu’ etkilenmesi bekleniyor ve nitekim öyle de oluyor.. 

Borsa, 3 milyon yerli yatırımcıya ulaşabilir..!
  • Prof. Dr. Yusuf Kaderli:

“Borsa İstanbul’un kuruluşundan bu yana 1,1-1,2 milyon yatırımcıyı zor biriktirdiğini hatırlatırım.. Pandemide eve kapanmalar ve genişleyici para politikalarından doğan para bolluğu nedeniyle 2020’den itibaren borsaya giriş hızının çok kuvvetlendiğini ifade etmeliyim. . 

Ancak bugüne bakıldığında, iki yıl öncesine kıyasla bu hızda bir azalma var.. Bu yavaşlamanın gerekçesi ‘Zaman zaman gelen sert düşüşlerde, yatırımcılar ciddi zarar ettiler. Özellikle bu işi yatırım değil de trade amaçlı (al-sat amaçlı) yapanlar büyük zarara girdiler.. Biraz küsme oldu..”

borsa istanbul aa.jpg
Fotoğraf: Anadolu Ajansı// cafemedyam
  • Prof. Dr. Yusuf Kaderli:


“Özellikle 2021’in ikinci yarısından itibaren artan halka arzlarla birlikte, bu halka arzlara, 5,6, hatta 10 kat gibi olağanüstü bir ilgi geldi..

Borsanın özellikle ralli yaptığı dönemlerde biz ilginin arttığını ama gerileme dönemlerinde bu ilginin durulduğunu görüyoruz.. Fakat bu asla bir gerileme şeklinde olmuyor. O yüzden başlayan bu ilginin, yatırımcı sayısını 3 milyonlara çok rahat götüreceğini düşünüyorum..” . 

Türkiye’nin hisse senedi piyasası ile ilgili son dönemde en çok konuşulan konulardan biri de yabancı yatırımcının borsadan çıkması.!. 
“Yüzde 60-70’lerde olan yabancı yatırımcı oranı, yüzde 37’ye kadar geriledi..!”
  • Prof. Dr. Yusuf Kaderli:

“1997’den beri borsadayım ve yabancı yatırımcının oranı genellikle yüzde 60-70’lerden aşağı kolay kolay düşmez.. Zaman zaman sert geri gelişlerle yüzde 50’lere dayansa da hiçbir zaman yarıdan az olmazdı..

Her zaman yarıdan fazlası yabancı yatırımcıydı..Bugün bu oranın yüzde 37’lere kadar gerilediğini hatta yüzde 35-36’ları zorladığı zamanların bile olduğunu söyledebilirim..  

Pek çok uzmanın da bu konuyla ilgili hemfikir olduğu gerekçe, yabancı yatırımcının güven kaybı yaşamış olması… 

Murat Uysal Naci Ağbal AA
16 ay görevde kalan Murat Uysal’ın (solda) yerine Naci Ağbal atanmış, Ağbal’ın da görevi 4,5 ay sürmüştü/ Fotoğraf: AA// cafemedyam

Örneğin, 2015-2018 yılları arasında Maliye Bakan olarak görev yapan, 7 Kasım 2020’da Merkez Bankası Başkanlığı görevine geldikten 4,5 ay sonra bu görevden alınan Naci Ağbal, pek çok yabancı yatırımcı için son damlaydı.. 

✳Yabancı yatırımcının çok yoğun şekilde çıkış yaptığı dönem, sayın Naci Ağbal’ın Mart 2021’de görevden alınmasıyla birlikte başlayan dönem..

O zamana kadar Naci Ağbal’ın göreve gelmesi, devamında bana göre çok müthiş sayılabilecek sözlü iletişimi, piyasaya güven vermesi, ciddi oranda yabancı yatırımcıyı Türkiye’ye çekmişti..

Sayın Ağbal’ın görevden alınmasıyla artık Merkez Bankası’nın bağımsız olmadığı kesinleşti..” 
 

Yani zaten belliydi ama o karar, en önemli dönüm noktalarından biri oldu.. Her şey iyi giderken, yabancılar nezdinde hiç iyi karşılanmadı.. 

Devamında da “faizin indirilmesiyle enflasyonun düşeceği” gibi dünyanın hiçbir yerinde olmayan bir yaklaşımın inada dönüştürülmesi ve bir para politikası aracıymış gibi kullanılması, Türkiye için negatif bir durumdu.. Yabancılar için gerçekten güven kalmadı.. 

Gerek siyasi anlamda, gerek hukuki anlamda, gerek ekonomik anlamda reform bekleyen yabancılar, üstüne üstlük bunlarla da karşılaşınca hızla Türkiye’den çıkmaya başladılar.. 


Gain TV’de yayınlanan “Yatırım Tavsiyesi Değildir” adlı belgeselde konuşan Stratejist Işık Ökte, şunları söyledi..

  • Işık Ökte:

“Adam bakıyor, ‘Ülkede makro bazda bir şey daha kötüleşiyor. Bir dakika ben Naci beye güvenip alım yaptım’ diyor ama Ağbal bir anda görevden alınıyor..

Mayıs 2013’ten bu yana sürekli bir para çıkışı olduğunu söylemeliyim.. Her buraya giren yabancı, aldığımız yanlış kararla ‘Allah kahretsin’ deyip çıkmış. Eskiden Boston’dan, New York’tan, Singapur’dan, Dubai’den, Abu Dhabi’den buraya bakan çok büyük kurumsal yatırımcılar vardı. Nerede şimdi o adamlar..?”

Bir dönem 500 doları bile gören BIST 100, 160 dolar seviyesinde..!”

Türk Lirası’nın döviz karşısında rekor düzeyde değer kaybetmesiyle ortaya çıkan diğer bir husus da Türkiye’deki şirketlerin değerinin dolar bazında ucuzlaması.. 

Borsa İstanbul’da işlem gören piyasa ve işlem hacmi açısından en yüksek 100 hisse senedinin performansını ölçen BIST 100 endeksi, teknik bir formülle iki şekilde hesaplanıyor: TL bazlı ve Döviz (genelde dolar hesaplanır) bazlı.. 

✳Ya da daha basit bir tabirle, her şey dolar cinsinden bir fiyatı olduğu gibi BIST 100 endeksinin de var.. 

Buna göre BIST 100 endeksi, 11 Nisan 2022 itibarıyla 2 bin 440 puan seviyelerinde.. BIST 100 hesaplaması formülünün Türk Lirası baz alınarak yapılan hesap sonucu oluşan bu puan, yıl başında bin 857 puandı. Yani, borsada TL bazda yüzde 30 bir değerlenme var.. 

 

BIST 100 dolar bazlı
BIST 100’ün dolar bazlı değeri/ Grafik: Tradingview// cafemedyam



Dolar bazında bakıldığında ise yıla 150 dolar seviyesinde başlayan BIST 100, bugün 166’ya kadar yükselmiş durumda.. 2021 başında bu değer, 200 dolar seviyesindeydi.. 

“İstanbul borsasının daha önce üç kez 500 dolar seviyesini gördü.  Türk şirketleri bu seviyedeyken değerli oldu..!”
  • Prof. Dr. Yusuf Kaderli:

“Türkiye’deki şirketler, bugün bu kadar ucuz olmasına rağmen gerçek anlamda bir yabancı girişi görülmüyor..

Gerçek anlamda yabancı etkisinden söz etmek için yabancı yatırımcı oranının yeniden yüzde 50 üzerine çıkması lazım. Yabancılar artık kesin olarak geri dönüyor demek için henüz erken..

Bir hesaplamayla örnek verirsek.. Bugün yeniden BIST 100’ün 500 dolar değerinde olduğunu düşünelim. Dolar/TL, 14 lira 70 kuruş seviyesinde. İkisini çarpınca 7 bin 350 puan gibi TL bazlı bir değer ortaya çıkıyor..

Şayet yabancı girişi söz konusu olursa bu direkt, 7 bin 7 bin 500’e gidecek demek değil.. 



Eğer yabancı girerse ülkeye döviz girecek. Bu da döviz üzerinde aşağı yönlü bir baskı yaratacak.. Döviz aşağı giderken, Borsa çok hızlı yukarı gitmeye başlar.. Bir yerde buluşurlar.. 



Örneğin Dolar/TL 12’ye düşerse 500’le çarpınca 6 bin puana tekabül eder; 10 liraya düşerse 5 bine tekabül eder.. Döviz düşmeye, borsa çıkmaya başlar ve biz yine 500 dolara gideriz..” 


✅Yani Kaderli’nin açıklamasına göre Borsa’nın TL bazlı değerini, 7 bin puan üzerine çıkaracak etken, yabancıların doğrudan kendisi değil, yabancılar sayesinde dövizin düşmesi. 

Işık Ökte ise Gain’e yaptığı açıklamada “Türk borsası krizde. Bu kadar kötü bir fiyatlamayı ne FETÖ darbe girişimi sonrası, ne 17-25 Aralık döneminde, ne Bernanke sonrası gördüm” diyor.. 

Türkiye’de hisseyi elde tutma süresi 48 günden 17 güne geriledi..!

Türkiye borsasını şirketlerin ve borsanın değeri anlamında, dünyanın en güçlü borsası ABD ile kıyaslamak güç.. 

Zira, S&P 500’de sıralanan şirketlerin en sonundaki şirket bile, bugün BIST 100’deki şirketlerin tamamını satın alabiliyor.. 

  • Prof. Dr. Yusuf Kaderli:

“ABD’nin ilk 50 ya da 60’daki şirketlerinden tek bir tanesinin bile Türkiye’deki tüm borsa şirketlerini satın alabiliyor olması, bizim derinlik ve büyüklük anlamında çok da büyük bir borsa olmadığımızın kanıtı..”
 

Borsa İstanbul

Fotoğraf: AA// cafemedyam


Ancak Kaderli’nin açıklamasına göre Türkiye, değer anlamında ABD ile kıyaslanamaz seviyede olsa da “borsadaki işlem hacmi” konusunda önemli bir yerde..  

Çünkü Türkiye’deki yatırımcı, elindeki hisseyi uzun süre elinde tutmak yerine çok fazla al-sat yapıyor..

 

“Bizde al ve tut yok..!”
  • Prof. Dr. Yusuf Kaderli:

“Sermaye piyasası raporlarına göre elde tutma süresi 17 güne düşmüş.. Bu yaklaşık 10 yıl önce 48 gündü. 10 yıldan beri her yıl, düzenli olarak düşmüş bugün 17 güne kadar gerilemiş.. Bu aynı zamanda Türkiye borsasının kumarhaneye doğru gittiğinin kanıtlarından bir tanesi..”

“BIST 100’ün 500 dolar seviyesini sadece yerli yatırımcıyla görmesi bir hayal..!”

Burada önemli bir detayı aktarmakta da fayda var.. 

“Borsa İstanbul’daki yabancı yatırımcı” denildiğinde anlaşılması gereken yabancı yatırımcının sayısı değil. Yatırımcıların elindeki hisselerin değeri.. 

Yani “Yabancı yatırımcının oranı yüzde 37” cümlesi, “hisse senetlerinin borsaya kote olmuş toplam değerinin yüzde 37’si yabancıların elinde” anlamına geliyor.. 

 

Yerli yatırımcı borsa

Merkez Kayıt Platformu’nun hazırladığı grafikte sarı çizgi, hisse senedi piyasasındaki yerli yatırımcıyı gösteriyor..// cafemedyam

  • Profesör Kaderli:

“2,3 milyon yatırımcının tamamı yerli.. Yabancılar çok az. Ancak Borsa’nın yüzde 65’ine sahip olduklarında da sayıca çok azlardı.. Çok ciddi meblağlarla girdikleri için çok ciddi değere sahiplerdi..

Son iki yılda borsaya giren yerlilerin sayısında rekor artış olsa da BIST 100’ün yeniden 500 dolar seviyesini görmesi için yabancı varlığı şart.. 

Şunu net söyleyebilirim eğer yabancı girişi olsaydı Borsa’nın şu anda gördüğünüz rallisi çok daha ciddi seviyelere gelebilirdi. O nedenle mevcut ralli, belirli bir yere kadar gidebilir ve sınırlı kalır..
 

Borsa, yerli ilgisi sayesinde çıkabildi. Normal şartlarda yabancılar yüzde 70’ten yüzde 60’a düştüğü zaman bile bizim borsamız yerle yeksan olurdu.. 



Olmadı. Neden olmadı? Ciddi bir yerli ilgisi, yabancı satışını karşıladı. Yabancılar bu kadar çok çıkış yapmasına rağmen, yerlilerin parası sayesinde satışlar karşılandı ve hisse senetleri, yerlilerin eline geçti.. 



Ancak daha da yukarı gitmesi ve dolar bazında eski tarihi zirveleri test etmesi, kesinlikle yabancı girişine bağlı. Diğer türlü 500 dolarlar, sadece yerli ilgisiyle hayal..” 

Borsa’daki yerli ve yabancı yatırımcı yapısı..!

Borsa İstanbul’a bağlı veri analiz sistemi Merkezi Kayıt Kuruluşu’nun verilerine göre Mart 2022 itibarıyla 2 milyon 377 bin 553 yerli yatırımcının portföy değeri 649 milyar 924 milyon Türk Lirası.. 

13 bin 300 yabancı yatırımcının elindeki portföy büyüklüğü ise 381 milyar 171 milyon Türk Lirası.. 

Yani yerli yatırımcının 180’de biri kadar eden yabancı yatırımcı, yerlilerin portföyünün yaklaşık yarısı değerinde bir portföye sahip.. 

Her iki yatırımcıya da detaylı olarak baktığımızda karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor: 

 Yerli yatırımcıYabancı yatırımcı
 Portföy değeri (TL)Yatırımcı sayısıPortföy değeri (TL)Yatırımcı sayısı
0-10000028 milyar 988 milyon2 milyon 19 bin 533145 milyon 9 bin 607
100001-25000028 milyar 745 milyon182 bin 143130 milyon825
250001-50000030 milyar 179 milyon86 bin 436133 milyon380
500001-100000032 milyar 360 milyon46 bin 563223 milyon306
1000001 +531 milyar 799 milyon42 bin 878380 milyar 540 milyon2 bin 189
cafemedyam


Türkiye’deki 2,3 milyon yerli yatırımcıdan 100 bin liranın altında bakiyesi olanlar, 2 milyon 19 bin kişi. Yani toplam yatırımcıların yüzde 85’i küçük yatırımcı.. 

1 milyon TL’nin üzerinde portföy büyüklüğüne sahip olanların sayısı en az ancak portföy değeri (531 milyar 799 milyon TL) en yüksek grup.. 

Yabancı yatırımcıya baktığımızda ise 9 bin 607 kişinin 100 bin lira altında portföyü var. Ancak Borsa’ya esas değeri, 380 milyar 540 milyon liralık portföy büyüklüğüyle 2 bin 189 yabancı yatırımcı getiriyor.. 

Yabancının elindeki hisse senedi 60 milyar dolardan 18 milyar dolara geriledi..!”

Yıllar içerisinde yabancı yatırımcının elinde tuttuğu Borsa İstanbul’a ait hisseler dramatik bir azalış gösterdi.. 

Merkez Bankası’nın verilerine göre hazırlanan aşağıdaki tabloya göre Mart 2015’te yabancıların elinde tuttuğu hisse değeri yaklaşık 53 milyar dolardı. Bu değer, 2014’ü 60 milyar dolar üzerinde kapatmıştı..
 

 Yabancıların hisse senedi stoku (aylık/$)
Mart 201552 milyar 945 milyon
Mart 201740 milyar 563 milyon
Ekim 202019 milyar 354 milyon
Ocak 202128 milyar 920 milyon
Haziran 202121 milyar 71 milyon
Aralık 202118 milyar 434 milyon
Mart 202217 milyar 687 milyon 
Nisan 202218 milyar 482 milyon
cafemedyam


2017’nin mart ayına kadar 40 milyar dolara gerileyen yabancı yatırımcı hisse portföyü, tarihler Ekim 2020’yi gösterdiğinde yarı yarıya düşmüştü.. 

7 Kasım 2020’de Naci Ağbal’ın göreve getirilmesinin ardından hızla yükselen yabancı payı en yüksek, 28 milyar 920 milyon dolarla Ocak 2021’de gördü.. 

Ağbal’ın aynı yılın mart ayında görevden alınmasının ardından bu değer, 6,5 milyar dolar kadar azaldı.. 

2021’in ortasında 21 milyar 71 milyon dolar olan yabancı payı, geçen yılı düşüşle kapattı.. 

Mart 2022’de 17 milyar 687 milyon dolar olan yabancıların elindeki hisse senedi değeri, nisanın ilk haftasında bir miktar artışlar 18,5 milyar dolara yaklaştı.. 

© The Independentturkish//Gökçen Tuncer

KATAR’IN BORSA İSTANBUL’A ORTAK OLMASI NE ANLAMA GELİYOR..!?
Katar imzalanan anlaşmayla Borsa İstanbul’un yüzde 10’luk payını satın alarak ortaklarından biri oldu..!

Peki bu satın alma ne anlama geliyor? Borsa İstanbul’un yapısı nasıl değişti? Dünyadaki diğer borsaların sahipleri kim?

KATAR’IN BORSA İSTANBUL’A ORTAK OLMASI NE ANLAMA GELİYOR?

Katar, artık Borsa İstanbul’un ortaklarından biri..

Katar, imzalanan anlaşmayla Borsa İstanbul’un yüzde 10’luk payını satın aldı..

Katar devletinin yatırım fonu olan Katar Yatırım Otoritesi’nin (QIA) ortaklık için ne kadar ödediği açıklanmadı..

Böylece Türkiye Varlık Fonu’nun Borsa İstanbul’daki payı yüzde 80,6’a düştü..

Katar ile anlaşma imzalanmadan önce Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF) Borsa İstanbul’daki payı yüzde 90,6’ydı..

Borsa İstanbul’un diğer ortakları ise şöyle: Yüzde 1,30’una Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB), yüzde 2,30’una Borsa İstanbul A.Ş., yüzde 5,80’ine aracı kurumlar, bankalar, kıymetli maden, döviz şirketleri ile diğer şirketler sahip..

Bu anlaşma, Katar ve Türkiye arasındaki ilişkilerin daha da güçlenmesi olarak değerlendiriliyor..

Son yıllarda iki ülke arasında yapılan ticari anlaşmaların sayısının artması, Türkiye’nin Katar’ı Batılı ortaklarının yerine mi koymaya çalıştığı sorusunun ortaya çıkmasına neden olmuştu..

Diğer yandan Avrupa Birliği halen Türkiye’nin en büyük ticaret ortaklarından biri..

AVRUPA, BORSA İSTANBUL’DAN ÇEKİLMİŞTİ..!

2015 yılında Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile Borsa İstanbul arasında strateijik ortaklık anlaşması imzalanmış, böylece Borsa İstanbul’un yüzde 10’luk payına EBRD sahip olmuştu..

Ancak 2019 yılında Halkbank’ın eski yöneticisi Hakan Atilla’nın Borsa İstanbul Genel Müdürü olarak atanmasının ardından EBRD payını TVF’ye geri sattı..

“İLİŞKİLER 2016’DAN BERİ GÜÇLÜ SEYREDİYOR..!”

Bloomberg, Katar’ın Borsa İstanbul’dan pay satın almasına ilişkin haberinde iki ülke arasındaki ilişkilerin 2016’daki darbe girişiminden beri güçlendiğine vurgu yaptı..

Suudi Arabistan öncülüğündeki Körfez ülkelerinin uyguladığı boykot sırasında Türkiye’nin Katar’a destek verdiği belirtilirken Türkiye’nin 2017’den beri Katar’daki üste askerlerinin bulunduğu aktarıldı..

2018’deki kur krizi sırasında Katar, Türkiye’ye 15 milyar dolar yatırım yapmış ve kredi hattının açtığını belirtmişti..

Bu yıl da iki ülkenin merkez bankaları aralarındaki swap anlaşmasının limiti 15 milyar dolara yükseltildi..

“KATAR YİNE ZOR ZAMANDA YETİŞTİ..!”

İngiliz Financial Times gazetesi ise Katar’ın yine Türkiye ekonomisinin zor bir döneminde çeşitli anlaşmalarla yetiştiğini aktardı..

Gazete yapılan bu anlaşmaların, miktarları düşük bile olsa Türkiye’nin doğrudan yabancı yatırıma ihtiyaç duyduğu bir dönemde önemli olduğunu vurguladı..

Türkiye’ye yapılan doğrudan yabancı yatırım geçen yıl 5,6 milyar dolara düşmüştü, bu da son 15 yılın en düşük verisi olmuştu..

Türkiye’yi ziyaret eden Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad el Sani ile Erdoğan, toplamda 10 anlaşmaya imza attı..

Borsa İstanbul’a dair yapılan anlaşma ise borsaların yapısının nasıl olduğu ve diğer ülkelerde borsaların nasıl yönetildiğine dair soru işaretlerinin de ortaya çıkmasına neden oldu..

BORSALAR NASIL İŞLİYOR VE PARA KAZANIYOR..!?
Borsaların nasıl yönetildiği düşünülürse herhangi bir finansal kurumdan farklı olmadıkları görülebilir..!”

Ancak bir borsanın performansı, o ülkenin ekonomisinin gücüne ve yabancı yatırımcının duyduğu ilgiye işaret ettiği için bulunduğu ülke açısından önem taşır..

Borsalar, bir yatırım aracı olan tahvil, bono ve hisse senedi gibi menkul kıymetlerin alınıp satıldığı pazar yerleri olarak tanımlanabilir.

Tarih içinde borsaların kurulmasına ihtiyaç duyulmasının önemli bir sebebi şirketlerin hisselerini satacakları bir pazara ihtiyaç duymaları ve bu pazarın bir otorite tarafından düzenlenmesi gerekliliği oldu.

Borsalar, işlem yapılan şirketlerden ve menkul kıymetleri alıp satan taraflardan aldıkları işlem ücretleriyle gelir elde eder..

https://www.cafemedyam.com/2020/02/14/feto-borsasinda-son-nokta/

DİĞER ÜLKELERDE BORSALARIN SAHİBİ KİM..!?
Borsaların nasıl yönetildiği ve şirket yapıları her ülkede değişiyor..!”

Örnek vermek gerekirse NYSE Euronext adlı çok uluslu şirket, bünyesinde birden fazla borsayı bulunduruyor.

New York Menkul Kıymetler Borsası, Euronext ve NYSE Arca gibi birçok menkul kıymet borsası işleten NYSE Euronext, piyasa değeri açısından dünyanın en büyüğü..

Almanya’da borsa işleten bir şirket olan Deutsche Borse, halka açık bir şirket olan NYSE Euronext ile birleşmek istemişti; ancak bu birleşme hiçbir zaman gerçekleşemedi..

ABD’deki Nasdaq borsası da halka açık bir şirket..

Japonya’daki Tokyo Menkul Kıymetler Borsası ise bankalar ve yatırım şirketlerinin sahipleri arasında bulunduğu bir anonim şirket..

İşlem kapasitesi açısından dünyanın en büyük dördüncü borsası olan Londra Borsası ise halka açık bir şirket olan London Stock Exchange Group tarafından işletiliyor..

BORSA İSTANBUL NE ZAMAN KURULDU..!?
Türkiye’de Borsa İstanbul (BIST) ilk olarak İstanbul Menkul Kıymetler Borsası adıyla 1985 yılında kuruldu..!”

Türkiye’deki borsaları tek çatı altında toplayan Borsa İstanbul’un da tarihinde başka ülkelerin borsalarında pay sahibi olduğu görüldü..

Borsaları işleten farklı şirketlerin birbirini satın aldığı ya da ortaklık kurduğu sık rastlanan bir durum..

2015’ten beri halka arz erteleniyor..

Diğer ülkelerdeki borsaları işleten çoğu şirket gibi halka arz olmak Borsa İstanbul’un da 2015 yılından beri gündeminde..

Ancak bu adım sürekli erteleniyor..

Borsa İstanbul Genel Müdürü Hakan Atilla, şubat ayında Borsa İstanbul’un bu yılın sonunda halka arza arz edilmeye hazır olacağını söylemişti..

“Katar’ın Borsa İstanbul’a ortak olmasına tepki..!”

CHP Sözcüsü Faik Öztrak:

 “Sakarya Tank Paleti verdiler, yetmedi. Kanal İstanbul arazilerini peşkeş çektiler, yetmedi. Katarlı yayıncıya 300 milyon TL kıyak çektiler, yetmedi. Şimdi Borsa’nın yüzde 10’unu Katar’a veriyorlar. Oldu olacak Türkiye’nin tapusunu da Katar’ın üstüne yapın!” 

BORSADA PARADAN PARA KAZANMANIN SIRRI: VOLATİLE, OYNAKLIK..!
Volatile, hisse senetleri, döviz fiyatları için kullanılan bir sözcük..!”

Oynak, artıp azalan, inip çıkan, istikrarsız demek..

Sevgili okurlarım, bir emirle veya bir konuşmayla Türk Lirası’nın değerini istediğim zaman düşürüp istediğim zaman yükseltiyor olsam, sırf bu gücümü kullanarak her hafta servetime servet katardım..

Yöntem çok basit:

Önce, o günkü fiyattan dolar satın alırdım..

Sonra bir emir ya da bir demeç verir doların fiyatını Türk Lirası karşısında beklenmedik biçimde fırlatırdım..

Fırlamış olan doların fiyatı en yüksekteyken, dolarlarımı Türk Lirası’na çevirir, bu kez Türk Lirası’nı yükseltici işler yapardım..

Vatan-millet nutuklarıyla herkesi ellerindeki doları satmaya teşvik ederek ve birtakım ilave iç ve dış siyasal, ekonomik, mali kararlarla Türk Lirası’nın değerini yükseltir yani doların fiyatını düşürürdüm..

Piyasalar ilk şoku atlatıp aldığım yeni önlemlerin de etkisiyle doların fiyatı biraz düşünce, bu kez elimdeki Türk Lirası’yla yine dolar alır, böylece servetimi, aradaki dolar fiyatı farkı kadar, hem de dolar bazında artırırdım..

Elbette bunu yapabilmek için, Türk Lirası’nın değerinin bir düşmesi, bir artması yani doların fiyatının bir yükselmesi, bir azalması gerekiyor..

Tabii yükselişten sonraki düşmeler doları tam eski fyatına getirmez, eskisinin biraz üstünde bir istikrara kavuşturur..

Böylece genel olarak Türk Lirası’nda bir değer kaybı ve dolarda bir fiyat artışı ortaya çıkar ve toplum bundan çok zarar görür, ama bu eğilimler iki ileri bir geri biçiminde olduğu için bu “hıçkırıklı” değişmelerden yararlanır, servetime servet katardım..

Şimdi sıra somut bir hesap örneğiyle bu süreci anlatmaya geldi:

Diyelim ki doların fiyatı 4 Türk Lirası ve 400 bin liram var..

4 liradan dolar alırım, 100 bin dolarım olur..

Bir emirle veya bir demeçle doları fiyatını 5 liraya sıçratırım..

100 bin dolarımı 5 liradan satarım, 500 bin liram olur..

Sonra, yeni bazı atama ve ilişkiler yoluyla doların fiyatının 4.5 liraya düşmesini sağlarım..

Elimdeki 500 bin liranın tümüyle 4.5 liradan dolar satın alırım; 500 bin lira bölü 4.5 eşittir 111 bin 111 dolarım olur.

Böylece servetim, durduğu yerde 11 bin 111 dolar artar..

Aynı işlemi iki ileri bir geri olarak doların fiyatı 4 liradan 13.4 liraya yükselene kadar sürdürürüm; servetime servet katarım..

Şimdi aynı örneği son günlere uygulayalım:

Diyelim ki pazartesi günü 11 milyon liram var ve doların fiyatı 11 lirayken, dolar satın alırım; elime 1 milyon dolar geçer..

Dolar salı günü 13.5 liraya gelince 1 milyon dolarımı satarım; 13 milyon 500 bin liram olur..

Sonra çarşamba günü yurtdışından borç para bulduğumu veya bir yabancının Türkiye’ye yatırım yapacağını ilan ederim ve doları 12 liraya düşürürüm; fiyatı düşünce de elimdeki Türk Lirası’yla dolar satın alırım:

13 milyon 500 bin bölü 12 eşittir 1 milyon 125 bin.

Yani 11 milyon liramla üç günde havadan 125 bin dolar kazanırım..

Elbette bu işlemleri yapan zenginler veya kamu fonlarını kullanlar ya da değişmelerden haberdar ettiğim yandaşlar, öyle birkaç milyonla değil, milyarlarla oynuyorlar ve milyonlarca dolar kazanıyorlar.

Üstelik bu hesap günlük bazda, yani çok yavaş alım-satım işlemlerine göre yapıldığı için, saatlik/dakikalık değişmelerde yapılan alım satımlardan kazanılan paraları kapsamıyor…

Ve unutmayın, bu süreç, dolar fiyatının her artış-düşüşü sonrasında, ben gücümü sürdürdüğüm sürece, tekrarlanır!

Bilmem anlatabildim mi?

Emre Kongar

İLGİLİ HABER

Cumhuriyet

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top