DÜNYA

Macaristan: Viktor Orban, ‘yeni faşizm’ ve süreç olarak faşizm

.

Macaristan seçimleri: Viktor Orban muhalefetin ortak adayına karşı zafer kazandı..!
Macaristan’da Pazar günü yapılan genel seçimlerde 12 yıldır kesintisiz iktidarda olan Viktor Orban büyük bir zafer kazandı..!”

Iktidardaki FİDESZ-Hristiyan Demokrat İttifakı 199 sandalyeli parlamentoda 135milletvekili kazanarak, şimdiye kadar sahip olduğu üçte ikilik parlamento çoğunluğunu korumayı başardı..

Altı muhalefet partisinin oluşturduğu muhalefetittifakı seçmenden beklenen desteği göremedi..

Muhalefet blokunun aldığı oy oranı, ittifakta yer alan partilerin ayrı ayrı katıldıkları 2018 genelseçimlerinde aldıkları oy toplamının da altında kaldı..

Muhalefetittifakı parlamentoda sadece 56 sandalye kazanabildi..

Kamuoyu araştırma şirketlerinin seçim araştırmaları, seçim öncesi gerçekleştirilen son yoklamalarda iktidar partisinin birkaç puan avantaja sahip olduğuna işaret ediyordu ancak Viktor Orban’ın seçimleri bu kadar büyük bir farkla kazanabileceği beklenmiyordu..

orban zafer konuşmasından bir kare
Fotoğraf altı yazısı,Viktor Orban// cafemedyam
  • Viktor Orban:

“Partim en zor koşullarda, tarihindeki en büyük zaferi kazandı..Öyle büyük bir zafer kazandık ki, bu zafer Ay’dan bile göründü, ama en azından Brüksel’den bu muazzam zaferin çok net görüldüğüne eminim, bu zafer yürekli Macar ulusunun zaferidir..”

Peter Marki-Zay: ‘Yenilgimiz ülkedeki demokrasi eksikliğinin sonucu’..!

Muhalefet ittifakının ortak başbakan adayı olan Peter Marki-Zay ise seçim yenilgisini kabul etti..

Muhalefet ittifakının ortak başbakan adayı Peter Marki-Zay
Fotoğraf altı yazısı,Muhalefet ittifakının ortak başbakan adayı Peter Marki-Zay// cafemedyam
  • Marki-Zay:

“Yenilgimizi, ülkede demokrasinin eksikliği, iktidar ve muhalefetin sahip oldukları maddi imkânlar arasındaki farklar ve Orban’ın yalana dayalı kampanyasi ile açıklayabiliriz.. Mücadeleyi bırakmama sözü veriyorum..”

Muhalefet ittifakı içindeki diğer partilerin liderleri, ortak başbakan adayları olan Peter Marki-Zay’ın seçim sonrasındaki konuşmasında kürsüde yer almadı..

Seçim sonuçlarının ele alındığı ilk değerlendirmeler, Orban karşıtı partileri en sağdan en sola kadar çok farklı görüşlere ve programlara sahip olmalarına rağmen bir araya getiren ittifakın, bu partilerin tabanlarında gerektiği gibi hazmedilmediğine işaret ediyor..

Muhalefet blokunda yer alan aşırı sağ Jobbik partisinden, sol partilerle yapılan iş birliğine karşı olduğu için ayrılan radikal bir grup tarafından kurulan ve seçimlere katılan Memleket Partisi’nin, yüzde beşlik barajı aşarak sürpriz bir şekilde parlamentoya girmiş olması da bunun kanıtı olarak gösteriliyor..

“Kritik seçim..!”

Seçimler, son dönemin en kritik seçimleri olarak görülüyordu..

Macaristan’da, yüzde onu yurt dışından olmak üzere yaklaşık 8milyon seçmen bulunuyor..

Üç seçim kazanan ve 12yıldır kesintisiz iktidarda olan Viktor Orban için 2022 yılı seçimlerini ‘kritik seçim’ haline getiren en önemli gelişme geçtiğimiz yıllarda Orban muhalefetinin en sağdan en sol partilere kadar bir seçim ittifakı kurarak bir araya gelmesi olmuştu..

Muhalefetin seçimlere ortak adaylarla katılması hamlesi, iktidar değişikliği isteyen kamuoyunun ölçülebilir desteğiyle karşılaşmıştı..

Ancak muhalefetin ittifak girişimiyle kamuoyu önünde sağladığı bu avantaj Rusya-Ukrayna savaşının başlamasının ardından gelen Orban’ın hamleleriyle ve büyük seçim kampanyasıyla dengelendi..

Seçim öncesi yapılan son seçim anketlerinde de iktidar partisi FİDESZ, 2-3 puan önde görünüyordu..

Macaristan 3 Nisan Pazar günü son dönemin en kritik seçimlerine gidiyor. 12 yıldır kesintisiz iktidarda olan Viktor Orban için 2022 yılı seçimlerini "kritik seçim" haline getiren en önemli gelişme geçtiğimiz yıllarda Orban muhalefetinin en sağdan en sol partilere kadar bir seçim ittifakı kurarak bir araya gelmesi oldu.
Viktor Orban// cafemedyam
Viktor Orban: Ulusal kahraman mı, demokrasiyi tasfiye eden otoriter bir lider mi..!?
“Macaristan Başbakanı Orban tartışılan ve halkı bölen bir lider..!”

Kendi taraftarları Orban’i, Macaristan’a şahsiyet kazandıran, ulusal kültürü, gururu geliştiren bir siyaset dehası olarak görüyor..

Ülkenin yaklaşık diğer yarısı ise Orban’i, ilkelere, programlara önem vermeyen, iktidar için en tehlikeli manevralara, kampanyalara bile girişmekten çekinmeyen, yolsuzluklara göz yuman popülist baskıcı bir lider olarak görüyor..

Viktor Orban iktidarda geçirdiği on iki yıl içinde sadece Macaristan kamuoyunu bölmekle kalmadı, Avrupa Birliği siyaset sahnesinde de önerdiği program ve önlemlerle tartışma yarattı.. Orban karşısında kayıtsız kalınamadı, Avrupa kamuoyu da Orban karşıtları ve taraftarları olarak ikiye bölündü..

‘Liberal’ demokrasilerden ‘otoriter’ demokrasilere giden yol..!

Her ne kadar Orban on milyon nüfusa sahip küçük bir ülkenin üzerinde çok konuşulup tartışılan siyasi lideri olsa da aslında onun tarafından savunulan görüşler Soğuk Savaş’ın ardından dünyanın pek çok yöresinde destek gören popülist siyasetlerin bir modeli olarak değerlendirilmeli..

Bu popülist siyasetler açısından; Lliberal demokrasilerin, Batı uygarlığının XX. yüzyılda yarattığı kurumsal işleyişe dayanan modeli artık iflas etmiştir.. İki kutuplu dünyadan çok merkezli dünyaya geçişin sancıları, ülkeler açısından ulusal değerlerin ve ulusal güvenliğin ön plana çıkarılmasıyla aşılabilir..

Bu görüşlere göre ulusal güvenlik ise pek çok durumda demokrasinin bilinen modeliyle çelişebilir..

Yani ulusal güvenliğin sağlanması açısından gerekirse bir kısım demokratik temel haklardan bir süreliğine vazgeçilebilir..

Orban tarafından ‘illiberal’ yani liberal olmayan demokrasi olarak tanımlanan bu model, egemenlik hakkını bir kez seçmenden alan lidere geniş yetkiler tanımakta ve gerekli görürse demokratik hakları, muhalefetin imkanlarını, söz ve kanaat özgürlüklerini kısıtlamayı serbest bırakmakta.

“Kuvvetler ayrılığı..!”

Orban rejiminin en karakteristik özelliklerinden biri, klasik demokrasilerde seçimlerle gelip giden siyasi hükümetlere karşı devlet kurumunun tarafsız kalabilmesini, süreklilik taşımasını sağlayan ve toplumsal denge yaratan kuvvetler ayrılığının ortadan kaldırılmasıydı..

▶️Viktor Orban genel seçimlerde eline geçirdiği üçte ikilik parlamento çoğunluğuyla hemen anayasayı değiştirdi..

▶️En yakın çalışma arkadaşlarından birini devlet başkanı seçtirdi.. Parlamento’yu da pek çok alanda işlevsizleştirdi..

▶️Ardından da kademe kademe devlet kurumlarının tarafsızlığını ortadan kaldırdı.. Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Sayıştay, Başsavcılık, Hakimler Yüksek Kurulu gibi önemli kurumların başına kendi taraftarlarını getirdi..

▶️Radyo ve televizyonu denetleyen üst kurum da ilk etapta sıkı disiplin altına alındı.. Ardından devlet radyo ve televizyonlarının sıkı denetim altına alınması geldi..

▶️Bunu ise muhalif basının susturulması izledi.. Ancak bu, yasaklamalarla, kapatma ve hapis cezalarıyla değil, vergi yaptırımlarıyla, devlet ilanlarının kesilmesiyle ya da bazı durumlarda kuruma mahsus yasal sorunlar yaratarak gerçekleşti..

İhalelerin yandaşlara dağıtılması yolsuzluk mu? Yoksa ulusal sermayenin güçlendirilmesi mi..!?

✳Orban rejiminin en çok tartışılan uygulamalarından biri devlet ihalelerinin başta utangaç bir şekilde, sonra da giderek daha cüretkar bir şekilde FİDESZ yanlısı yatırımcı ve girişimcilere dağıtılmasıydı ki bunlar arasında Viktor Orban’ın damadı da vardı..

Söz konusu yatırımların çoğunda ihale genellikle adrese teslim hazırlanıyordu.. Yani son anda açıklanan ihalede ancak tek bir girişimcinin koşulları ihale şartlarına uyuyordu..

Bu yöntemle, Viktor Orban’ın çocukluk arkadaşı olan sıradan bir tesisat ustası on yıl içinde ülkenin en zengin iş adamı haline geldi..

✳Yeni türeyen yatırımcıların çoğu geri planda offshore şirketlerle varlıklarını oradan oraya aktaran, önemli FİDESZ bağlantıları olan yeni zenginlerdi..

Zaman zaman ortaya çıkan yasal sorunlar ve açık yolsuzluklar da mahkemeler tarafından önemli bulunmuyordu..

Muhalefetin diline doladığı örnekler, eleştiriler pek etkili olmuyordu, çünkü bu işin ideolojik açıklaması da hazırdı: hükümet, yeni bir ekonomik döneme girildiğini vurguluyor, bu yeni dönemde Macar ulusal sermayesinin yaratılmasının zorunluluğundan bahsediyordu..

Tamamen denetim altına alınan medya yardımıyla da kamuoyu etkisizleştiriliyordu..

✳Kamuoyunun duyarsızlığında elbette önemli faktörlerden biri de daha önce, yani muhalefetin iktidarda olduğu dönemlerde de örnekleri görünen yolsuzluklardı..

‘Bal tutan parmağını yalar”‘düşüncesi insanların tepki vermesini engelliyordu..

Macaristan ve Avrupa Birliği..!

AB, Macaristan’daki Orban rejimi tarafından 12 yıl içinde gündeme getirilen, ve liberal demokrasiler tarafından ‘hukuk devletinin tırpanlanması’, Orban taraftarları açısından ise ‘ulusal egemenliğin güçlendirilmesi’ olarak tanımlanan pek çok uygulamaya karşı çıktı.

✳AB’nin tepkisi sadece ilkesel değildi..

Brüksel, AB tarafından Macaristan’a akıtılan büyük yatırım fonlarının, şaibeli bir şekilde eşe dosta dağıtıldığı iddialarından da rahatsızdı.. Bu konuda hazırlanan bazı raporlar da bu iddiaları doğruluyordu..

Ancak AB’nin tepkileri uzun bir dönem etkili olmadı.. Bunun belki en önemli nedeni AB’nin kendi iç sorunları ve AB işleyişini ve karar mekanizmalarının çalışmasını belirleyen mevzuatın işi sürüncemeye bırakan yavaşlığıydı..

✅Ancak AB’nin ataletinde burada iki önemli unsuru daha hatırlatmak gerekir..

Bunlardan biri Macaristan ve Polonya’nın başını çektiği ve V4 ülkeleri olarak anılan dört Doğu Avrupa ülkesinin Brüksel’e karşı savunma amaçlı başarılı bir lobi çalışması yürütmüş olmasıydı..

İkinci önemli unsur ise, AB idaresinde ağırlığı tartışılmaz olan Almanya’nın gösterdiği hoşgörüydü..

Başta Macaristan ve Polonya olmak üzere Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri ile çok ciddi ekonomik ilişkiler geliştirmiş olan Almanya bu ülkeleri katı AB yaptırımlarıyla karşısına almak istemiyordu..

Anketler ne diyordu..!?

Seçim öncesindeki kamuoyu yoklamaları, Viktor Orban’ın kazanma ihtimalinin yüksek olduğuna işaret ediyordu ve bu seçimlerin sonucunu da, diğer iki seçimde de olduğu gibi Orban’a üçte iki çoğunluk getiren yurt dışı oyların belirleyeceği tahmin ediliyordu..

✳Macar seçmenlerinin yüzde onu komşu ülkelerdeki etnik vatandaşlardan ve Batı Avrupa ülkelerinde çalışan Macarlardan oluşuyor..

Macaristan’a komşu ülkelerde yaşayan yaklaşık bir buçuk milyon etnik Macar’a FİDESZ iktidarı döneminde vatandaşlık hakları verildi..

Muhalefetin karşı çıktığı referandumla sağlanan vatandaşlık ve oy kullanma hakkıyla, etnik Macarlar seçim sonuçlarını belirliyor denilebilir çünkü önceki seçimlere göre yurt dışı oyların yüzde 92’si Orban’ı destekliyor..

Batı Avrupa’da çalışan göçmen Macarlar arasında Orban desteği düşük..

Muhalefete göre Orban hükümeti bu nedenle de yurt dışı seçmenlerin oy kullanma hakkını farklı değerlendiriyor: Etnik Macarlara posta yoluyla oy kullanma hakkı verilirken, batıda yaşayan göçmen işçi Macarlara ise oy kullanmak için büyükelçiliklere ya da konsolosluklara gitmeleri öneriliyor..

Seçim sonrasında Macaristan’ı neler bekliyor..!?
“Seçimin ardından Macaristan’ı neler beklediği konusunda neredeyse bir görüş birliği var..!”

Macaristan’ın gündemi ekonomik ve siyasi sıkıntılar olacak..

Bunun birinci nedeni önce salgın sonra da savaş nedeniyle dünyayı da egemenliği altına alan ekonomik daralma, artan enflasyon ve ulusal para birimlerindeki değer kaybı..

Ancak herkesin hemfikir oldu bir diğer husus da Orban hükümeti tarafından uygulanan seçim bütçesinin ekonomide yarattığı hasar..

✅Macar hükümeti bir yıldır vatandaşlarına para dağıtıyor..

Asgari ücrete ve emeklilik maaşlarına yapılan zamlar, artırılan sosyal ve aile yardımları, akaryakıtta ve temel bazı gıda maddelerinde altı aydır uygulanan zam yasağı, elektrik ve doğalgaz zamlarının ertelenmesi ve son olarak da yatırımların seçim nedeniyle yön değiştirmesinin faturası seçimler sonrasında etkisini gösterecek..

“Ancak unutulmaması gereken bir diğer önemli durum da AB’nin artık kendi içindeki dağınıklığa son verme kararlılığı..!”

Rusya’ya karşı alınan önlemler, bu önlemlere Macar hükümetinin ayak sürüyerek uyması ve buna karşı gösterilen tepki artık Brüksel’in Avrupa’nın doğusundaki “haylazlıklara” hoşgörü göstermeyeceğini işaret ediyor..

Bu nedenle AB yardımlarının azalması, hatta kesilmesi de söz konusu olabilir..

✅Macaristan’ın Rusya ile denge politikasına şiddetle karşı çıkan Polonya’nın tavrı nedeniyle Macaristan’ın V4 ülkeleri desteğini kaybetmesine de kesin gözüyle bakılıyor..

Seçimlerden 4. kez zaferle çıkan Orban’ı ve Macaristan’ı zor bir sonbahar bekliyor..

BBC//Tarık Demirkan

Viktor Orban’ın zaferi AB için neden kötü haber..!?
Macaristan’da dün yapılan genel seçimde 12 yıldır iktidarda olan Başbakan Viktor Orban büyük bir zafer kazandı..!”

Orban’ın dünyanın dikkatle takip ettiği seçimde elde ettiği zaferin Avrupa Birliği (AB) için büyük bir baş ağrısına neden olabileceği düşünülüyor..

Viktor Orban, AB ile yıllardır hukukun üstünlüğü, basın özgürlüğü ve göç gibi önemli konularda fikir ayrılığı yaşadı..

“Budapeşte ile Brüksel şimdi ise Rusya’nın Ukrayna’yı işgali konusunda anlaşmazlık içinde..!”

✳Viktor Orban, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile sürdürdüğü yakın ilişki ile tanınıyor..

Macaristan, birçok AB ülkesi gibi Rusya’dan enerji ithal ediyor.. Ancak uzmanlar, bundan öte iki lider arasındaki benzerliklere dikkat çekiyor..

✳İkisinin de AB’yi, siyasi muhalefeti, araştırmacı basını ve LGBT hakları gibi konuları küçümsediği düşünülüyor..

Ancak Viktor Orban elbette hem AB hem de NATO üyesi bir ülkenin lideri olarak Putin’den çok farklı..

Viktor Orban
“Rusya’nın Ukrayna’yı işgali..!”

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, Macaristan’daki seçim kampanyasının son haftasında en baskın konu oldu..

AB ve NATO, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini çok sert bir şekilde kınıyor, bu dönemde her iki ittifakın da Putin ile ilişkileri bozuldu.. Bu da Macaristan’ı zor bir konumda bırakıyor..

24 Şubat’ta başlayan işgalden hemen önce konuştuğum bir AB ülkesinin dışişleri bakanı, “Budapeşte’deki arkadaşımız için endişeleniyorum” ifadesini kullanmıştı..

Batı ülkeleri işgalin ardından Rusya’ya karşı yaptırım uygulamaya başladığında Macaristan katılmaya karar verdi..

Ancak Macaristan’da muhalefet liderleri, devlet medyasının Ukrayna’daki savaş konusunda Rusya yanlısı ve propaganda içeren haberlere yer vermesinden şikayetçi. Liderler, Mart başında Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’na (AGİT) bu konuda resmi şikayette bulundu..

Orban Budapeşte'de oy kullanıyor
Viktor ,Orban Budapeşte’de oy kullanıyor// cafemedyam

Ukrayna ile sınır paylaşan Macaristan’a Rusya’nın işgalinden bu yana neredeyse 400 bin kişi göç etti..

✳ Viktor Orban, Macaristan’ın iki dev ülke arasındaki savaştan uzak durması gerektiğini, karışmanın Macaristan için çok tehlikeli olacağını söyledi..

Orban, Ukrayna’ya silah desteği göndermeyi ve başka ülkelerin silahlarını Macaristan aracılığıyla göndermesini reddetti..

Viktor Orban aynı zamanda Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’i eleştiren tek AB lideri oldu..

Hükümet, Zelenskiy’nin Macaristan’da muhalefet ile işbirliği yaparak Macar birlikleri savaşa sürüklemekle suçladı..

Viktor Orban’ın oligarkları..!
  • Siyasi yorumcu Peter Kreko:

“Macaristan’da Ukrayna savaşı konusunda çok ciddi miktarda dezenformasyon dolaşıyor.. Hatta o kadar çok ki Macarlar savaşı Ukrayna’nın başlattığını düşünüyor..”

✳Macaristan’da çoğu devlet ve özel basın kurumu Orban destekçileri tarafından yönetiliyor..

Viktor Orban yanlısı figürler aynı zamanda ülkedeki birçok önemli şirketin, üniversitenin ve sivil toplum kuruluşunun da başında yer alıyor..

Uzmanlar, ülkede giderek büyüyen Orban destekçisi elit ve zengin sınıfa “Orban’ın oligarkları” lakabını taktı..

Viktor Orban

Macaristan giderek tecrit ediliyor..!”
  • Peter Kreko:

“Pazar günü sandıklarda konuştuğum Orban karşıtı seçmenlerin bile büyük çoğunluğunun Ukrayna’daki savaşı kimin başlattığı ve ölümlerden kimin sorumlu olduğu konusundaki kararsızlıkları şaşırtıcıydı..

Bu kararsızlık, Ukrayna bayraklarıyla sarıp sarmalanmış diğer AB ülkelerine kıyasla çok farklı..

Viktor Orban, kendisini pragmatik bir siyasetçi olarak tanımlıyor.. Berlin Duvarı’nın yıkılışından sonra çok açık bir şekilde komünist karşıtı olan Macar lider, bugün nostaljik milliyetçi ve muhafazakar olarak tanımlanabilir..

Ancak yıllardır doğu ve batı müttefiklerle çeşitli işbirlikleri yapan ve sınırları zorlayan Orban’ın Ukrayna konusundaki tutumu AB ve NATO ülkeleri için rahatsız edici..”

“Macaristan bu dönemde giderek izole oluyor..!”
  • Peter Kreko:

“Orban, en yakın AB müttefiki olan, ancak Rusya konusunda çok sert ve eleştirel bir tutuma sahip Polonya’yı bile kendisinden uzaklaştırmayı başardı..

Ancak her şeye rağmen Orban, AB’nin en deneyimli liderinden biri olduğu için AB ve NATO onu tamamen dışlamak istemeyecektir..

Batı’nın Putin’e karşı tam birlik içinde olmayı hedeflediği bu dönemde Orban, AB için keskin bir diken olabilir..”

BBC//Katya Adler

Viktor Orban karşısında birleşik muhalefet neden başarısız oldu..!?
Macaristan genel seçimlerinin en büyük sürprizi seçimler öncesi uzun çalışmalar sonucunda bir araya gelen ve ön seçim yoluyla ortak adaylar saptayan muhalefetin büyük bir yenilgiye uğramasıydı..!”

Yenilgi tanımlamasının kriteri sadece muhalefet ittifakının 12 yıldır devam eden Viktor Orban iktidarına son verememesi değildi..

Viktor Orban, Pazar günü yapılan 2022 seçimlerinden, bir önceki yani 2018 genel seçimlerinde aldığı oyları artırarak çıktı..

Muhalefet ise 2022 yılı genel seçim sonuçlarına göre Orban’ın oy oranını yakalamak şöyle dursun, muhalefet ittifakında yer alan partilerin 2018 yılında aldıkları oy toplamının da altına düştü, parlamentodaki sandalye sayısı da azaldı..

✳Muhalefet temsilcileri ilk etapta yaptıkları açıklamalarda seçim sisteminin demokratik olmayışından yakındılar..

Orban ve cephesinin devlet imkânlarını da kullanarak gündeme getirdikleri “tam saha prese” karşı koyabilecek maddi imkânlara sahip olmayışları da vurgulandı, yalana ve siyasi ahlaktan uzak iddialara dayandırılan karalama kampanyalarının etkisinden de söz edildi..

Elbette bunların her biri bir miktar doğruluk içeriyor. Ancak acaba sorun bunlardan mı ibaret..?

Muhalefetin kendi iç işleyişi, ittifak süreci, seçim kampanyasının idaresi hatasız mıydı..?

Bu yenilgi yanıt bulunması gereken bir dizi ağır soruyu muhalefetin önüne koymuş durumda..

Elbette yanıtlar seçimin yarattığı hayal kırıklığının ardından süreç içinde bulunacak, yenilginin kodları çözülmeye çalışılacak..

Viktor Orban 12 yıldır iktidarda
Viktor Orban 12 yıldır iktidarda// cafemedyam
Seçim aritmetiğinde 5+1 her durumda 6 eder mi..!?

Üzerinde en çok tartışılan konu, seçim ittifakında bir araya gelen ve ortak noktası sadece Orban’ı iktidardan indirmek olan “sağ” ve “sol” partilerin kendi doğal tabanlarına ne kadar hakim olabildikleri, ve seçimlerde kendi seçmen kitlelerini ortak adaylara oy vermeleri konusunda ne kadar yönlendirebildikleri..

✳Yorumcular özellikle radikal sağ “Jobbik” Partisi üzerinde duruyorlar..

Milliyetçi Jobbik Partisi 2018 seçimlerinde %20 gibi çok yüksek bir oy alarak Fidesz’in ardından ikinci büyük parti olarak meclise girmişti..

Ancak seçim sonrası parti içinde yaşanan iç çatışmalar, Orban’a karşı ittifak konusunun da gündeme gelmesiyle derinleşmiş ve parti içinde radikal bir grubun partiden ayrılmasını beraberinde getirmişti..

Daha sonraki süreçte Jobbik tabanının sol partilerle iş birliğine sıcak bakmadığı sinyalleri parti üst yönetimi tarafından çok ciddiye alınmadı ve sonuçta 3 Nisan’da sandıktan çıkan büyük hezimet, Jobbik tabanının parti yönetimini cezalandırdığını ortaya koydu; Jobbik partisinin güçlü olduğu bölgelerden ortak muhalefete yeteri kadar destek gelmemişti..

Dahası Jobbik’ten ayrılan bir grubun oluşturduğu yeni radikal sağ parti %5’lik barajı aşarak parlamentoya girmeyi başardı.. Bu da önümüzdeki dönemde Jobbik partisinin doğal tabanındaki erozyonun devam edeceğinin bir işareti..

Muhalefetin ortak adayı Peter Marki-Zay
Muhalefetin ortak adayı Peter Marki-Zay// cafemedyam

Elbette partiler arasındaki “kan uyuşmazlığı” tartışması sadece Jobbik seçmeni ile sınırlı değil..

Sol partilerin seçmenleri arasından da ortak listelerdeki Jobbik adaylarına oy çıkmadığı kanısı çok yaygın..

Sonuçta muhalefet partileri bir önceki seçimlerde tek tek aldıkları oy miktarı ile karşılaştırıldığında 2022 seçimlerinde ittifak olarak tam bir milyon daha az oy aldı..

Yani siyaset aritmetiğinde 5+1=6 sonucunu vermedi, partilerin tabanlarının hazımsızlığı toplam oyları artırmadı, tersine azalttı..

Ön seçim başarı şansını mutlaka artırır mı..!?

Macar muhalefet ittifakı tek turlu dar bölge seçim sistemi uygulaması nedeniyle seçim bölgelerinde FİDESZ adayı karşısına tek adayla çıkmak için ön seçimlere gitti..

Ön seçimin amacı söz konusu seçim bölgesinde en güçlü adayın hangi partiden olacağının tespitiydi..

Ancak ön seçimlere isteyen herkes katılabildiğinden, belki de demokratik olma çabası nedeniyle tamamen denetimsiz bir aday belirleme süreci yaşandı..

Pek çok yörede güçlü gibi görünen partinin önerdiği adayın, aslında tüm seçmenlerin oyunu alabilmekten hayli uzak bir profil çizdiği sonra anlaşıldı..

Bazı yerlerde milletvekili aday adayı seçilen kişilerin yolsuzluklarda adı geçtiği, ya da geçmişte savunulamayacak ırkçı açıklamalar yaptığı anlaşıldı..

Her ne kadar bu kişiler daha sonra geri çekilseler de bu, seçmenler nezdindeki güveni azalttı..

geleneksel kıyafetleriyle kadın Macar seçmenler

✳Ön seçim, milletvekili adaylıklarında olduğu gibi ortak başbakan adayının kim olacağının tespitinde de sakatlıklar içeriyordu..

Beş adayın arasından aday sayısını önce üçe, sonra bire indiren ve tamamen kamuoyuna açık yapılan ön seçim sistemindeki boşluklar, sürpriz bir şekilde aslında arkasında bir parti bile bulunmayan küçük bir şehrin muhafazakâr belediye başkanının öne çıkmasını sağladı..

Bu yöntemle muhalefetin ortak adayı haline gelen Peter Marki-Zay’ın ülke genelinde bir kampanyayı kaldırabilecek kapasitede olup olmadığı çok tartışıldı..

Kampanya sürecindeki hataları, yanlış açıklamaları nedeniyle birçok kez seçmenden özür dilemesi, muhalefetin Orban karşısındaki başbakan adayının ağırlığını azalttı..

Muhalefet liderleri arasındaki uyumsuzluk, muhalefetin toplam etkisini ne kadar azalttı..!?

Muhalefet liderleri ön seçim sürecinden başlayarak, seçim kampanyası boyunca bir türlü kendi aralarında bir koordinasyon oluşturamadılar.. Pek çok kez aynı konuda farklı görüşler dile getirildi..

Elbette bu farklılıkların temelinde partilerin farklı ideolojilere dayalı politikalarının birbirinden hayli uzak olması yatıyordu.. Ama muhalefet liderlerinin seçim gafları sadece bunlarla açıklanabilecek türden değil..

Ülkeyi birlikte yönetmeye, ağır memleket sorunlarını çözmeye aday liderlerin belli bir konuda birbirinden farklılıklar içeren açıklamalar yapması seçmende elbette güvensizlik yarattı..

zay'in üzeri boyanmış bir seçim reklamı
cafemedyam

Muhalefet liderleri bunun farkına vardıklarında tamamen geri plana çekilip kampanyanın görünürdeki temsil yüzünü sadece Peter Marki-Zay’a bıraktılar, ancak muhalefetin ortak başbakan adayının her konuda bol bol açıklama yapması ve bunların bir kısmının muhalefetin bileşenleri tarafından savunulamaması sorunlara neden oldu..

Seçim kampanyası boyunca zaman zaman muhalefet liderleri alttan alta diğer liderleri eleştiren açıklamalar da yaptılar.. Bu ise seçmenin “kendi arasında bile anlaşamayan” partilere duyduğu güveni azalttı..

“Çok başlılık” gelişmeler karşısındahızlı tavır almayı engelledi mi..!?

Macaristan’daki seçim süreci savaş süreciyle de iç içe geçti.. Aslında Rusya’nın Ukrayna’ya, tüm dünya tarafından mahkûm edilen kanlı bir savaş başlatması muhalefet açısından avantaj olarak değerlendirilebilirdi.. Çünkü Viktor Orban iktidardaki özellikle son yıllarını Avrupa Birliği’ne karşı Rusya ile denge politikası inşa etmekte kullanmıştı..

Orban doğalgaz ve ham petrol alabilmek için Rusya’ya belli tavizler de vermişti..

Her yıl tekrarlanan Orban ve Putin zirveleri ile iki ülke arasındaki ilişkilerin ulaştığı nokta, AB ve ABD tarafından Orban’ın eleştirilmesine neden oluyordu..

İşte patlayan savaş bu yakınlık nedeniyle Orban’ı zor durumda bıraktı..

Ancak Viktor Orban, derhal yeni bir strateji geliştirdi: “Savaşın dışında kalma, Macaristan’ı barış ve güvenlik içinde tutma” sloganını seçim sloganı haline getirdi. Devlet medyasının propaganda imkânları harekete geçirildi..

Muhalefet ise AB ve NATO çizgisinde kalmaya özen gösterdi. Ancak pratikte neler yapılması gerektiği konusunda kendi aralarında bir mutabakata varıncaya kadar FİDESZ propaganda mekanizması harekete geçmiş ve halkın gözünde muhalefet “ülkeyi savaşa sokmak istiyorlar” damgasını yemişti bile..

Seçim kampanyasının son günleri hep bu iddiaların yeniden gündeme getirilmesi ve muhalefet tarafından tekzip edilmeye çalışılmasıyla geçti..

orban oy kullanırken
cafemedyam

Negatif seçim kampanyası mı, program ağırlıklı pozitif kampanya mı..!?

Muhalefetin başarısızlığında belki de en önemli unsurlardan biri kampanyanın üzerine oturtulduğu ana ilkeydi..

Viktor Orban’ın sadece seçimlerde de değil, yıllardır her fırsatta sürdürdüğü kampanyaların en temel özelliği halkı bölen, düşman yaratan, toplumu kamplara ayıran”negatif” kampanyalar olmasıydı..

Bu kampanyalar karşı tarafı aşağılayan, zan altında bırakan, güvenilmezlik kuşkuları yaratan, farklılıkları dışlayan ve sonuçta kendi taraftarlarının saflarını, yaratılan korku çemberinde sıkılaştırmayı hedefleyen çalışmalardı..

Muhalefet son seçim kampanyasında Orban’ı kendi silahıyla vurmayı denedi.. Birleşik muhalefetin tüm seçim faaliyetleri Orban rejiminin olumsuzlukları ve yolsuzluk, hırsızlık iddiaları üzerine kuruldu..

✳Muhalefet iktidara gelirse neyi nasıl yapacağı üzerine derli toplu bir program ortaya koyamadı..

Elbette Orban’ın da sunduğu hiçbir program yoktu ama onun güvencesi, masaya koyduğu yıllardır denenen, sınanan kendi şahsıydı.. Muhalefet ise bir kumar oynadı, Orban’ı eleştirmekten başka yapacaklarıyla ilgili masaya somut bir dayanak sunamadı..

Bu ise birbirinden ayrı kamplar halinde, kendi gerçeklerini yaşayan kesimleri birbirine yakınlaştırmaktan, henüz kararsız seçmeni ikna etmekten, toplumu bütünleştirmekten ziyade ayrışmayı derinleştirdi ve bundan kazançlı çıkan da, bu işi çok daha iyi yapan Viktor Orban oldu..

BBC//Tarık Demirkan

Orban, ‘yeni faşizm’ ve süreç olarak faşizm..!

“Macaristan’da, Victor Orban, altı partili “muhalefet ittifakı” karşısında ezici bir seçim zaferi kazandı..!”
  • İttifakın lideri Marki-Zay:

 “Sonucun böyle olacağını asla düşünmemiştik..Yenilgimiz ülkedeki demokrasi eksikliğinin sonucudur”..  İ

lk tepkim (Twitter) “Seçimlerden önce aklınız neredeydi? Niye, insanları kandırıp seçimlere demokrasi varmış gibi girdiniz?” oldu..

Sonra, Orban rejimi gibi rejimlere karşı mücadele edebilmek açısından önemli bulduğum iki konu üzerinde düşünmeye başladım: Birincisi, “Yeni faşizm” ve faşizmin süreç olarak gelişme özelliği. İkincisi de emekçi sınıfların, ekonomik çıkarlarına aykırı siyasi partilere oy vermeleri..

DEMOKRASİ VE SÜREÇ OLARAK FAŞİZM..!
“Demokrasiye, “Kimin için” sorusunun ışığında, iki açıdan yaklaşabiliriz..!”

(1) “Devlet biçimi” olarak demokrasi. (2) “Haklar ve özgürlükler” olarak demokrasi..

▶️Birincisi, coğrafyası, kurumsal özellikleri bir sınıfa atıfla tanımlanabilen (proletarya demokrasisi/ burjuva demokrasisi gibi) ve sosyalizm açısından, devlet sönümlenirken,  “gerçekleşerek”  sönümlenecek bir “yapıntı”..

▶️Öbürü ise genişleme, daralma “spazmları” içinde ve sosyalistler açısında sürekli genişleme yönünde ilerletilmesi gereken bir süreç..

Günümüzde, kapitalist demokrasinin sınırları plütokrasiye (yüzde 1) kadar daralmıştır; seçimlere indirgenmiştir; “haklar ve özgürlükler” ekonomik zeminlerinden koparılarak, kimliklerin özgürlük taleplerine hapsedilmiştir..

Yeni faşizm işte bu kapitalist demokrasi içinde, toplumu kimliklerin hak talepleri üzerinden kutuplaştırarak gelişiyor..

Yeni faşizm, parlamentoyu işlevsizleştiriyor, yürütmeyi, kapitalist ekonominin yönetimini, kaynak dağıtma süreçlerini, lider-parti-hareket “bir”liğinin iradesine tabi kılıyor, yargıyı ve güvenlik güçlerini bu “bir”liğin yandaşlarıyla dolduruyor, basını ele geçirip eleştirileri susturuyor..

Bu pratik, kültürü (hatta bireylerin bilişsel haritalarını) ırkçı, dinci, milliyetçi, eril ve homofobik bir ideolojiyle, liderlik kültüyle yeniden şekillendirerek ilerlerken “demokrasi”, her iki anlamda da giderek yok oluyor.. 

Yeni faşizmde, seçim süreci, muhalefetin kazanmasını olanaksızlaştıracak (kamuoyu yoklamalarının sonuçlarını anlamsızlaştıracak) biçimde yeniden düzenleniyor..

Demokrasi, genel seçimlere indirgenmiş olduğundan, seçimlerin yapılıyor olması yeni faşizmi gizlemeye devam ediyor..

Yeni faşizmin bu özelliklerini anlamadan, inşa sürecini durdurmayı başarmadan seçimlere odaklanan bir muhalefet pratiği, süreç olarak faşizmi meşrulaştıran, kazanımlarını koruyan bir fanteziye dönüşüyor..

“EKONOMİK ÇIKAR, SİYASİ TERCİH..!”

Liberalizmin kaba materyalizmi, bireyleri biyolojik varlıklarına indirger, esas olarak rasyonel ekonomik beklentilerle davrandıklarını düşünür..

Bu beklentilerle hareket eden bireylerin kaotik toplamı olarak, “işleyen serbest piyasa” fantezisinin ve “kapitalist gerçekçiliğin” egemenliği için, bireylerin bilişsel haritalarının bu varsayımlarla oluşması gereklidir.. 

Ne yazık ki bireyleri biyolojik varlıklarına indirgeyerek düşünme eğilimi, “materyalist” boyutundan dolayı sık sık sosyalistleri de etkisi altına alarak kapitalist gerçekçiliğin içine hapsedebiliyor.. 

“Biyolojik varlığın” arzuları, beslenme, üreme ve barınma dürtülerinden kaynaklanırken toplumsal bir varlık olan insan, “biyolojik varlığını” belli bir toplum biçiminin ve kültürün koyduğu sınırlar, tanımlar içinde yaşıyor..

 “Biyolojik varlığın” arzuları da bireyin karşısına, bunları sınırlayan etkenlere ilişkin, adalet ve özgürlük kaygıları süzgecinden geçerek (yeniden tanımlanarak) geliyor; Marx’tan alırsak, “bilinçlerini” (ve benimsedikleri değerleri) “sosyal varlıkları” belirliyor.. Bu nedenle, hayat pahalılığından yakınan, hatta greve çıkan emekçiler, çoğu kez ekonomik çıkarlarıyla değil, adalet, özgürlük anlayışlarıyla, ahlaki değerleriyle en uyumlu buldukları siyasi hareketleri destekleyebiliyorlar.

Son Macaristan seçimlerinde, geçmişte Türkiye’deki seçimlerde, bu sorunu rejimin (dinci, milliyetçi değerlerini) dilini benimseyerek aşmaya çalışmanın, pratikte seçmenin rejimi temsil eden değerlere olan güvenini artırdığını, rejimi destekleyenlerin tercihlerine sadık kaldıklarını gördük.. Bu değerlere, bir de süreç olarak faşizmin getirmeye devam ettiklerini ekledik mi, ortaya genel seçimler açısından iyimser bir tablo çıkmıyor. 

Cumhuriyet// Ergin Yıldızoglu

‘Güçlü lider’, Orban ve Erdoğan..!
“Macaristan’da beklenen oldu, Viktor Orban kendisine karşı birleşen altı partili koalisyonu kolayca yendi..!”

Tartışmalar var, bu koalisyonun gösterdiği lider uygundu, uygun değildi ama çok daha iyi birisini gösterselerdi de Orban kazanacaktı..

✳Evet, Orban otokrata yakın, demokratik hak ve özgürlükleri fazla takmayan, bu açıdan AB’den epey dayak yiyen hatta dışlanan; seçim yasasında değişikliklerle, dahası kanıtlanan oy hileleriyle kendisine avantaj sağlayan… 

✳Ve özellikle devlet medyasını tamamen kontrol altına alan, muhalefete neredeyse zerre söz verdirmeyen, seçim konuşmasını günde dokuz kez yayımlatan, muhalif basını da kontrol etmeye çalışan ve ülkenin en yaygın izlenen internet gazetesini satın aldıran bir kimse…

✳Bu kadar değil; LGBTİ+ başta olmak üzere ayrımcılık ve nefret politikasını yer yer ırkçılık düzeyine vardırıyor, eski Büyük Macaristan ve üstün Macar propagandasıyla, gerçekleşmeyeceğini bilse bile seçmenin duygularını okşuyor..

✳Üniversitelerde cinsiyet ayrımı üzerine araştırmaları yasaklıyor; yıllık çalışma saatini 250’den 400’e çıkarıyor..

✳Hun / Atilla soyundan geldik, Türklerle akrabayız diyor, dilde Türkçe ile kardeşliği araştırma enstitüsü kuruyor..

✳Göç verdiği için nüfusu artırma politikası izliyor, RTE’den farklı olarak, üç çocuk yapanlara 30 bin Avro ve vergi muafiyeti veriyor..

“EKONOMİDE BAŞARILI..!”

RTE ile yoğun benzerlikleri var yukarıda saydığım pek çok açıdan; hukuk, seçim yasası, yasaları keyfi uygulama, medya kontrolü, tarih…

Fakat Orban ekonomi konusunda, ülkemizin “baş ekonomisti” ,“güçlü lider” RTE’den ayrılıyor..

▶️Enflasyon Avrupa’ya uyumlu yükseldi: 8.3 (bizde yüzde 61-140)..

▶️Adam başına düşen milli gelir (dolar): 2010: 13 bin 179. 2011: 14 bin 224. 2012: 12 bin 234. 2017: 14 bin 615. 2018: 16 bin 730. 2019: 16 bin 734 (tüm zamanların en yükseği).

Bu rakamı Türkiye rüyasında görmedi. 12 bini bir ara gördük, sonra sürekli aşağıya düştü. Bugün 9 bin civarında..

▶️Gelelim Macaristan’daki aylık kazanca: 2002 Şubatı’nda 389 dolardan Aralık 2021’e gelindiğinde, ortalama 1517 dolardı.

▶️10 milyonun hemen altında bir nüfus, emek verimliliği artıyor, işsizlik yüzde 4.5 ve yüksek bir işgücüne katılım: Yüzde 63. 

Orta ve Doğu Avrupa’nın en büyük elektronik üreticisi; elektronik imalat ve araştırma, ülkedeki inovasyon ve ekonomik büyümenin ana itici unsurları arasında..

Son 20 yıl içinde Macaristan, mobil teknoloji, bilgi güvenliği ve ilgili donanım araştırmaları için de önemli bir merkez oldu…

“ÜCRET EŞİTLİĞİ ÇOK İYİ..!”

✳Gini, yani ülkelerde gelir eşitliğini ölçen katsayı bakımından Macaristan, Avrupa’nın iyilerinden: 0.28. 

“Güçlü lider” Erdoğan, politikalarıyla çalışan kesimlerden aldı, sermayeye yükleyip durdu, Türkiye’yi Avrupa’nın en eşitsiz ülkesi yaptı, katsayı bizde 0.44’e yaklaştı..

✳İhracatı, aylık 10-12 milyar dolar arasında..

Yıllık ortalama 132 milyar dolar. Türkiye’nin 8’de biri nüfusu var, o zaman 8 ile çarparsak 656 milyar ihracata denk gelir tahmini olarak. AKP geçen yıl 230 milyar doları gördü diye bayram etti.. Bunu da nasıl bulduk: Ücretleri son derece düşük tutarak, dış ticaret mallarını rekabet edici düzeye yükselterek, çalışanları ezerek..

✳Dış ticaret dengesi 250 milyon dolar kadar artı veriyor!!!

✳AB içinde ama AB politikalarına bağımlılığı kesin değil, kendine özgü bir ekonomi politikası izliyor.. 

Putin’e destek veriyor, Çin ile özel ilişkileri var; yani dış politikalarıyla AB ve ABD’de hiç sevilmiyor.

“‘GÜÇLÜ LİDER GEREKLİ’ LAFLARI..!”

Bunları niye yazdım?

Şu sıralarda Erdoğan’ın Rusya-Ukrayna arasındaki ilişkilerde ülke için fırsat yaratmasına bakarak ülkemizin ne kadar “güçlü lidere ihtiyacı” olduğunun kanıtı üzerine güzellemeler yapıyor iktidar kalemleri.. Hatta birisi “Nobel” verilmesini bile önerebiliyor.. 

Her şey had safhada!

“Güçlü lider” ülkeyi ekonomik olarak çökertti ve yoksullaştırdı.

Bu kadarı yetmemiş! 

Son tutamakları da Ukrayna kalmış!

Cumhuriyet//Orhan Bursalı

“İKTİDAR VE MUHALEFET NATO’CULUK YARIŞINDA..!”

Neyse ki Erdoğan, Pakistan’daki meclis feshi konusunda bir açıklama yapmadı..!

4 Nisan kuruluş tarihi vesilesiyle NATO’culuk propagandalarının zirve yaptığı, ABD’yle ilişkileri düzeltmek için Ukrayna krizinin fırsata dönüştürülmeye çalışıldığı ve Türk-Amerikan Stratejik Mekanizması’nın kurulduğu şu günlerde, Pakistan’daki Amerikancı darbe girişimini boşa düşüren meclis feshine itiraz, Ankara’nın Moskova ve Tahran’dan başlayarak Pekin’e kadar uzanan siyasetlerini sıkıntıya sokabilirdi zira… 

✅Bu arada önemli bir not: İktidarın Amerikancılık/NATO’culuk gazına bastığı şu günlerde, CHP dahil altılı muhalefetin bazı bileşenlerinin de benzer şekilde Amerikancılık/NATO’culuk gazına basması, muhalefetin Washington’a “Biz iktidardan daha çok NATO’ya bağlıyız” özetli mesajlar vermesi, iki kere tuhaf.. 

▶️Birinci tuhaflık şurada: Amerikan düzeni değişiyor. ABD Genelkurmay Başkanı Milley’in de son olarak önemle belirttiği gibi, “Çin ve Rusya yeni bir dünya düzeni inşa etmeye çalışıyor..”. 

▶️İkinci tuhaflık da şurada: Türk halkı da anketlerde bu eğilimi yansıtan tutumlar sergiliyor. Örneğin Ukrayna krizinde ABD/NATO’nun sorumlu olduğunu belirtenler, Rusya’nın sorumlu olduğunu belirtenlerden iki kat fazla. Kısacası Amerikancılık Türkiye’de kaybediyor.. 

Ancak iktidar da ve daha tuhaf şekilde muhalefet de NATO’culuk yarışında..!

MACARİSTAN’DA NATO’CULUK KAYBETTİ..!

Macaristan seçimleri ile Türkiye’de yapılacak seçimlerin “tek adama karşı altı partili muhalefet bloku” üzerinden benzerlik kurarak yorumlanmasına genel olarak karşıyım..

Zira iki ülke arasında en başta ekonomi düzleminde büyük fark var.. Ama ille de bir karşılaştırma yapılacaksa, muhalefetin çıkarması gereken ders üzerinden bir değerlendirme yapılabilir. 

“Orban Macaristan’da 6’lı muhalefete karşı yine kazandı..!”

Çünkü..

✅Orban iktidarı Ukrayna krizinde, Rusya’ya yaptırımlarda, NATO’nun Ukrayna’da frenlenmesinde olumlu bir rol oynadı.. Tersine Macaristan 6’lı muhalefeti ise NATO’culuk yaptı..!

 Macaristan’ın 6’lısı, Viktor Orban’ın karşısına eski bir Orban’cıyı çıkardı!

Buradan hareketle bir Macaristan-Türkiye karşılaştırması yaparsak: 

✳Türkiye’deki muhalefetin başarısı NATO karşıtı pozisyon almasında (en azından NATO’culuk yapmamasında) ve Erdoğan’ın karşısına eski Erdoğancı bir ismi ya da Erdoğan’ın pek çok seçimde eskittiği bir ismi sürmemesindedir..

Cumhuriyet //Mehmet Ali Güller

NE OLMUŞTU?

Viktor Orban: ‘Yüzyıllarca Türk halklarıyla birlikte yaşadık, bundan gurur duyuyoruz’..!
Orban, 11 Kasım'da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir araya geldi
Viktor Orban, Erdoğan ile bir araya gelmişti// cafemedyam
İstanbul’da gerçekleşen Türk Konseyi zirve toplantısının kapanış konuşmasında Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Macaristan’ın Türk halklarının Avrupa Birliği içinde çıkarlarını korumak için elinden gelen her çabayı sarf edeceğini söyledi..
  • Macaristan Başbakanı:

“Macar halkını Türk halkları ile yüzyıllarca önceye uzanan tarihsel ve kültürel ortak miras birbirine bağlamaktadır. Bizi Avrupa’da Barbar Hunlar ve Atilla’nın halkı diye aşağıladılar. Ancak bizim halkımız bu tarihsel mirasla gurur duymaktadır…

Macaristan’ın Asya ile olan ilişkilerini geliştirmekte kararlı olduğunu, Türkiye’nin yanı sıra Özbekistan ve Kırgızistan ile de stratejik ortaklık ilişkileri kurduğunu açıklamak istiyorum..

Avrupa Birliği içinde sadece Budapeşte’de temsilciliği olan Türk Konseyi’ne üye ülkeler arasında yatırıma yönelik finansal işbirliğinin geliştirilmesi için bir Türk Yatırım Fonu kurulması gerekiyor..

Eğer böylesi bir yatırım fonu oluşturulursa konsey içinde gözlemci sıfatıyla yer almakla beraber Macaristan’ın da bu fona üye olacağını ve mali anlamda katkıda bulunacağını söylemeliyim..”

“Orta Asya ve Orta Avrupa birbirine bağlanabilir..!”

Orban, Macaristan’ın da dahil olduğu V4 ülkeleri grubunun dönem başkanlığının Macaristan’a devredileceğini söyledi.

Orban Viktor’a göre bu dönem Türk Konseyi ülkeleri ve V4 ülkeleri olarak adlandırılan Macaristan, Polonya, Çekya ve Slovakya arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi için mükemmel bir fırsat yaratabilir.

Macaristan başbakanı V4 ülkeleri dönem başkanlığının Macaristan’a devredildiği süre içinde, yani 1 Temmuz 2022 tarihine kadar V4 ülkeleri ve Türk Konseyi’ne bağlı ülkeler arasında bir zirve toplantısı düzenlemek istediklerini de açıkladı.

İki kıtada on ülke arasında düzenlenecek olan bu zirveye Budapeşte’nin ev sahipliği yapması planlanıyor.

Türkiye ile Akdeniz’e uzanan Orta Asya ülkeleri ve AB üyesi dört ülkenin katılımıyla gerçekleşecek bu zirvenin, Brüksel ile ciddi tartışmaları olan Budapeşte’nin stratejik ağırlığını artıracağını düşünene gözlemciler var..

BBC//Tarık Demirkan

İLGİLİ HABER

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top