SAĞLIK

Otizm…Tedavisi mümkün mü?

.

Dünya Otizm Farkındalık Günü..! 
“Dünyaya gelen her 59 çocuktan birinde Otizm spektrum bozukluğu bulunuyor..!”
"Dünya Otizm Farkındalık Günü"

✳Hastalığın erkek çocuklarda görülme oranı kız çocuklardan 5 kat daha fazla..

✳Otizm tanısı konulan çocukların yaklaşık yarısında zeka geriliği de tespit ediliyor..

✳Otizmli çocukların özel bir eğitime ihtiyacı var..

Otizme dikkat çekmek için Mavi Işık Yak Kampanyası’nın (Light It Up Blue) 2009 yılından beri Türkiye elçisi olan Tohum Otizm Vakfı açıklamalarda bulundu…

Dünyaya onların penceresinden bakmayı öğreniyoruz..!

2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü

2 Nisan Dünya Otizm farkındalık günü, otizm spektrumuna sahip kişilerin özelliklerini keşfetmek, herkesin anlayışını geliştirmek, onların yaşama adaptasyonunda adımlarını kolaylaştırmak ve onlara karşı nasıl bir davranış süreci izlemek gerektiği konusunda büyük bir farkındalık yaratıyor.. Böylece tüm dünyada öne çıkan bu tarih, farklı bir dünyanın da kapılarını aralıyor..

İLK OLARAK 1911 YILINDA TANIMLANDI..!”

Otizm Spektrum Bozukluğu, bir kişinin sosyal etkileşimlerde gezinme yeteneğini etkileyen ve aynı zamanda tekrarlayıcı ve kısıtlı davranışlara neden olan davranışsal ve iletişimsel etkilerle karakterize edilen gelişimsel bir bozukluktur..

“Otizm” kelimesinin ilk tarihsel olarak ilk ortaya çıkışı, 1911’de psikiyatrist Eugen Bleuler tarafından gerçekleştirildi ve bu terimi, aşırı bir sosyal geri çekilme olarak şizofreninin basit semptomları olarak kabul edilen belirli bir semptom kümesini tanımlamak için kullandı..

1943 yılında pediatrik psikiyatrist Dr. Leo Kanner: “Autistic Disturbances of Affective Contact” makalesinde Otizmi sosyal ve duygusal bir bozukluk olarak nitelendirdi ve 1944 yılında Hans Asperger “Otizm Psikopatolojisi Makalesi”nde bu durumu tanımladı..

Otizm, sosyal ve iletişim becerilerinde güçlük çeken normal zekalı çocukların bir bozukluğu olarak nitelendirdi..

Bu makaleler, 1980 yılında Otizmin şizofreniden ayrı bir bozukluk olarak sınıflandırılmasına yardımcı olan çalışmalara önemli bir katkı sağladı..

Son olarak, bir spektrum olarak otizm kavramı, 2013 yılında “Amerikan Psikiyatri Birliği” tarafından “Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı”nın beşinci baskısında, otizmin tüm alt kategorilerini ve ilgili koşulları tek bir birleşik kategoride birleştirerek geliştirildi..

Bu tanımlamada otizmde ortaya çıkan semptomların çeşitli özellikleri, şiddeti ve sunumu geniş bir şekilde ele alındı..

Otizm nedir? Nasıl fark edilir..!?

Otizm, doğuştan gelen ve genellikle yaşamın ilk üç yılında fark edilen karmaşık bir gelişimsel farklılık tır..

Otizmin, beynin yapısını yada işleyişini etkileyen bazı sinir sistemi sorunlarından kaynaklandığı düşünülmektedir.

Çocuğun çevresi ile yeterli sosyal ilişkiler kuramaması, dil/iletişim alanında belirgin gelişimsel sorunlar göstermesi ve takıntılı davranış biçimlerine sahip olması ile tanımlanır…

Otizmin nedeni nedir..!?

Otizmin nedeni günümüzde hala bilinmemektedir. Ancak genetik, çevresel ve ailesel etkenlerin etkili olduğu düşünülmekte dir.

Otizmin belirtileri nelerdir..!?
  • Otizmin başlıca belirtileri;

✅Başkalarıyla göz teması kurmamak,

✅İsmi söylendiğinde bakmamak,

✅Çocuğunuzun parmağıyla istediği şeyi gösterememesi,

✅Dönen nesnelere karşı aşırı ilgi duymak,

✅Sallanmak, çırpınmak, parmak ucunda yürümek gibi hareketlere sahip olmak,

✅Yaşıtlarının oyunlarına ilgi duymama,

✅Takıntılı davranışlar sergileme,

✅Konuşmada gerilik.

Belirtilerden bir yada birkaçı gözlemleniyorsa hemen bir çocuk ergen psikiyatristine başvurulmalıdır..

Otizm tedavi edilebilen bir hastalık mı..!?

Otizm hastalık değil, gelişimsel bir farklılıktır..

Din, dil, ırk, sosyal statü ayırt etmeyen otizmin, günümüzde bilinen tek tedavisi, tek ilacı vardır o da şudur;

✳Erken tanı ile yoğun ve sürekli özel eğitim..

Erken tanı ve doğru bir eğitim yöntemi ile yoğun olarak eğitim alan çocukların yaklaşık yüzde ellisinde;

Otizmin belirtileri kontrol altına alınabilmekte,

Gelişim sağlanabilmekte,

Büyük ilerleme kaydedilmekte ve

Hatta bazı otizmli çocukların ergenlik yaşına geldiklerinde diğer arkadaşlarından farkı kalmayabilmektedir…

Dolayısıyla bizim için burada en önemli nokta olabildiğince erken dönemde -18 ay civarı- tanı koyabilmek ve haftada en az 30 saati bulan yoğun bir eğitim almalarını sağlamaktır.

Özellikle 3 ile 5 yaş arasında bu yoğun eğitim çok kıymetlidir..

Dünyada ve Türkiye’de otizm oranları nasıl seyretmektedir..!?

✅Dünyada otizmin görülme sıklığı 59’da 1’dir..

Ülkemizde de her 69 çocuktan 1’inin otizmden etkilendiği düşünülmektedir..

✅Otizmin erkek çocuklarındaki yaygınlığı, kızlardan 5 kat fazladır..

Otizmin görülme sıklığı günümüzde çok büyük bir hızla artmaktadır. .

1985 yılında her 2.500 çocuktan birine konan otizm tanısı, 2001 yılında 250, 2013 yılında ise 88 çocuktan birine denk gelirken, Günümüzde doğan her 59 çocuktan 1’i otizmli olarak dünyaya gelmektedir.

Dünyada her 20 dakika da bir çocuk otizm tanısı almaktadır.

Ülkemizde;

0-19 yaş grubu arasında yaklaşık 434.010 otizmli çocuk/gencimizin 30.050’si okullaşabilmiş ve eğitime ulaşabilmiştir.

Ülkemizde yaklaşık 1.387.580 otizmli birey olduğu ve bu durumdan etkilenen 5.550.320 aile ferdi bulunduğu tahmin edilmektedir.

Otizm tanısı alan ailelere tavsiyeniz nedir..!?

Ailelere ilk önerimiz, çocuklarında gelişimsel bir farklılık gördükleri anda profesyonel yardım almaları, onu bir çocuk psikiyatristine götürmeleri…

Otizmin belirtileri en erken yaşamın ilk 6. ayında fark edilebilir.

Aileler başkalarıyla göz teması kurmamak, gözlerin bir yere takılıp kalması, ismi söylendiğinde bakmamak, sözleri tekrarlamak, parmağıyla ile istediği şeyi gösterememek, akranlarının oynadığı oyunlara ilgi göstermemek, sallanmak, çırpınmak, parmak ucunda yürümek, dönen nesnelere karşı aşırı ilgi ve takıntılı davranışlar gibi belirtilerden bir ya da birkaçını çocuklarında gözlemliyorsa bu belirtileri görmezden gelmesinler, hemen bir çocuk psikiyatristine başvursunlar.

Teşhis aldıktan sonraki süreçle ilgili en önemli önerimiz otizmin yaşam boyu devam eden bir süreç olduğunu daima hatırlamaları.

Bir anda her şeyin düzeleceği düşüncesi çok gerçekçi değil…

Otizmli çocuğu olan aileler yaşam boyu çocuklarını düzenli olarak psikiyatriste götürmelidirler.

Fakat doktor sürecinden de maksimum şekilde faydalanmak yine ailelerin elinde.

Çocuklarını sürekli gözlemleyip notlar tutmalı ve bu notları doktorla paylaşmalılar.

Gerekirse o doktorun da doğru kişi olup olmadığı sorgulanmalı.

Kullanılan ilaçların olumlu yada olumsuz etkilerinin de mutlaka takip edilmesi gerekiyor. İlacın 5 kriterde ilerleme konusunda yardımcı olması gerekiyor:

Hiperaktivite,

uyku,

iştah,

dikkat,

takıntı.

Eğer bu kriterlerde bir gelişme sağlanamıyorsa mutlaka doktora danışılarak ilaç değişikliğine gidilmeli.

Çocuktaki öğrenme kapasitesini artıran başlıca etkenler bunlar.

İlaç prospektüsüne yada yan etkilerine takılıp kalmak yerine ilacın bu 5 kriterde ne kadar katkı sağladığı gözlemlenmeli.

Otizmin tek tedavisinin;

Sürekli, yoğun ve özel eğitim olduğu unutmamalı.

Alternatif yöntemlere başvurmak yerine çocuklarımızı özel eğitimle iyileştirmenin yollarını aramak, umut ettiğimiz gelecekleri için endoğru karar olacaktır.

‘Light It Up Blue’ yani Mavi Işık Yak hareketi nedir..!?

2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’nde otizm farkındalığı yaratmak için ABD’de Autism Speaks tarafından başlatılan ve bütün dünyada ilgi gören ‘Mavi Işık Yak’ Kampanyası -Light It Up Blue-.

Türkiye’deki temsilcisi Tohum Otizm Vakfı

Bu çalışmaların bir uzantısı olarak 2014’ten bugüne İstanbul’da Boğaziçi Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve Galata Kulesi başta olmak üzere, tüm Türkiye’de ikonik binalar mavi ışıklandırılmakta dır.

2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’nde pek çok bina otizmin rengi olan mavi ışıkla aydınlatılmakta, binlerce kişi mavi giyerek mesajını vermekte ve haber spikerleri, bireyler, şirketler çalışanlarıyla mavi kurdeleler takmaktadır.

2 Nisan günü #otizmemaviışıkyak etiketi ile heryıl Twitter’da “trend topik” olarak otizme dikkat çekilmektedir.

Otizm Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Tam adıyla “Otizm Spektrum” bozukluğu ya da kısa adıyla otizm, kişinin ilk çocukluk döneminde başlayan ve hayatı boyunca tüm yaşam kalitesini etkileyen, sözel ve davranışsal bir bozukluk çeşididir..

Nörolojik ve ruhsal bir bozukluk olan otizmde erken tanı ve rehabilitasyon oldukça önemlidir..

İlk 3 yaş döneminde belirtileri ortaya çıkmaya başlayan otizmin tamamen atlatılması için herhangi bir tedavi yöntemi yoktur.. Bununla birlikte, hastalığın kişinin kaliteli bir hayat sürdürmesini ve toplum içinde sosyalleşmesini engelleyen etkilerini minimum düzeye indirmek için, çeşitli ilaç tedavileri ve rehabilitasyon yöntemlerinin uygulanması büyük yarar sağlamaktadır..

Otizm Spektrum Bozukluğu Neden Olur..!?

Doğuştan ya da sonradan gelişen bir rahatsızlık olan otizm, sosyo-ekonomik konum fark etmeksizin toplumdaki herhangi bir gruba ait bireylerde görülebilir.. Bu da hastalığın ortaya çıkışında beslenme, kültürel faktörler ve ekonomik koşulların etkisi olmadığının kanıtıdır..

Hastalığın genetik faktörlerle geçiş yaptığına dair önemli bulgular olmakla birlikte, hastalığın tam olarak hangi nedenle oluştuğuna dair kesin bir bilgi henüz bulunmamaktadır..

Otizmli bireyler üzerinde yapılan klinik çalışmalarda, çevresel faktörlerin de otizme yol açabildiği kabul edilmektedir..

Genetik yolla gelişen otizm çeşidinde, farklı birkaç genin hastalığın gelişiminde rol aldığı söylenebilir..

Bazı vakalarda Rett sendromu ve FXS sendromu bozuklukları otizmin ortaya çıkışıyla ilişkilendirilmiştir..

Çevresel faktörlerin otizmin ortaya çıkışını hızlandırması ya da hastalığa neden olup olmadığı günümüzde halen uzmanlar tarafından araştırılmaya devam etmektedir..

Otizmin ortaya çıkmasına sebep olabilecek çevresel faktörler arasında; gebelik sırasında alınan ilaçlar, viral enfeksiyonlar ve hamilelik sırasında meydana gelen sıra dışı komplikasyonlar gibi farklı etkenler değerlendirilmektedir..

Otizm Çeşitleri Nelerdir..!?

Otizm spektrum bozukluğu, hastalığın belirtilerine göre üç farklı şekilde sınıflandırılmaktadır..

Klasik Otizm: Sadece otizm olarak da bilinen klasik otizm, sosyalleşme ve iletişim sorunlarının ağır biçimde görüldüğü, dil ve konuşma gecikmeleri, davranış bozuklukları gibi belirtilerle kendini gösterir..

✅Asperger Sendromu: Otizmin daha hafif seyrettiği bu tip bozukluklarda, diğer otizm türlerinde olduğu gibi sosyal davranışlarda anormallik gözlenir.. Fakat Asperger sendromunda konuşma bozukluğu ve zihinsel engellilik gibi problemler görülmez..

Atipik Otizm: Klasik otizm ve Asperger sendromu ile ortak belirtileri bulunan, ancak tüm kriterleri taşımayan bireyler atipik otizm bozukluğu tanısı alır.. Bu tip otizm bozukluğu taşıyan kişiler, sosyalleşmede ve normal yaşamlarını sürdürmede ileri derecede sorun yaşamazlar ve topluma diğer otizm çeşitlerine göre topluma daha kolay uyum gösterirler..

Otizm Belirtileri Nelerdir..!?
  • Kendisiyle konuşan bireyleri duymamak ya da tepki vermemek
  • İsimle seslenilmesine herhangi bir biçimde cevap vermemek
  • Fiziksel temaslardan (dokunma, kucakta taşınma vb.) hoşlanmamak
  • Tek başına olmayı tercih etmek
  • Kelime ve cümleleri öğrenememek; düzenli cümle kuramamak ve konuşulanları anlayamamak
  • Sürekli aynı kelime ve cümleleri tekrarlamak
  • Hisleri ve duyguları tam olarak ifade edememek
  • Erişmek istenilen nesneleri işaret edememek ya da istenildiğinde onları getirememek
  • Göz temasından kaçınmak
  • Hırçınlık, öfke nöbetleri
  • Mizah, şaka gibi söylemleri anlayamamak
  • Sallanma, kendi etrafında dönme ya da çırpınma gibi hareketleri sürekli olarak tekrar etmek
  • Kendine zarar verebilecek davranışlar sergilemek (kendini ısırmak, başı yere ya da duvara vurmak gibi)
  • Birtakım rutinler oluşturmak ve bunların bozulmasına tahammül göstermemek
  • Koordinasyon bozukluğu
  • Ayak parmaklarının ucunda yürüme gibi farklı yürüme biçimleri geliştirmek
  • Eşyaları sürekli düşürmek, takılıp düşme gibi davranışları tekrarlamak
  • Bir yemeğe aşırı bağlılık göstermek ve/veya bazı yiyecek çeşitlerini tamamen reddetmek
  • Cansız nesnelerle insanlardan daha fazla temas kurmak
  • Işık, ses ve fiziksel temasa karşı aşırı duyarlılık göstermek; buna karşın ağrı, acı ve sıcaklık karşısında duyarsız davranmak
Otistik Bireylerin Yaşamı..!

Bebeklik döneminde ilk belirtilerini gösteren otizm, ileriki yaşlarda iyiye gitme eğilimi gösterebilir ve kişinin sosyal ortamlarda diğer kişilerle daha rahat iletişim kurmasına imkân tanıyabilir..

Bu şekilde hastalığın belirtilerini daha hafif hissetmeye başlayan otizmli bireyler, normal hayata yakın bir yaşam sürdürebilirler..

Bunun yanı sıra kimi bireylerde hastalığın etkileri olgunlaştıkça şiddetlenme eğilimindedir..

Bu bireylerin sosyalleşmesi, topluma dahil olması ve normal bir yaşantı sürmesi oldukça zorlaşır ve yaşamları boyunca kendilerine destek olacak bir bakıma ihtiyaç duyabilirler..

Tanı ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir..!?

Hastalığın ilaçla kesin bir tedavi yöntemi henüz olmasa da erken tanı hastalığın yarattığı sonuçları hafifletmede etkilidir..

Tedavi yöntemi olarak uygulanan rehabilitasyon ve ilaçlar, başta otizmli bireyin çevresindeki diğer kişilerin hayatını kolaylaştırmak ve son tahlilde otizmli bireyin zararlı davranışlarını azaltmayı amaçlamaktadır..

Otizm, istatistiksel olarak erkeklerde kadınlardan daha fazla görülür. Bununla birlikte, tüm dünya üzerinde otistik bireylerin sayısı gün geçtikçe artmaktadır..

Hastalığın erken teşhisi ileride yüksek maliyetlere neden olabilecek otizmin yavaşlatılması için son derece önemlidir.. Bu nedenle, 12 aydan itibaren tüm bebeklere otizm testi yapılabilir..

Dış görünüş itibariyle otizmli çocukların diğer çocuklardan hiçbir farkı yoktur. Davranışsal olan farklılıkların doğru olarak tespiti için ise testlerin mutlaka uzmanlar tarafından yapılması gerekir..

Çocuklarda otizm spektrumu bozukluğunun tanısını, çocuk ruh sağlığı doktorları ve çocuk nörologları belirleyebilir. Ülkemizde de bu alanda uzmanlığı bulunan ve önemli çalışmalar yapan birçok uzman doktor bulunmaktadır..

Otizm Bozukluğu Testi Nasıl Yapılır..!?

Hastalığın tanısının konulma aşamasında, çocuğun sosyal ve davranışsal gelişimi gözlenir..

Farklı gelişim dönemlerinde, normal koşullarda vermesi gereken davranışsal tepkilerin yokluğu otizmin varlığından şüphe edilebilecek başlangıç noktasını oluşturur..

Eğer çocuklar;

  • 6 aylık olduğunda hala gülümseme ya da mutlu bir ifadeyle tepki vermiyorsa,
  • 9. ayda sesleri ve farklı yüzleri ayırt edemiyorsa, öğretilen hareketleri taklit edemiyorsa,
  • 12. ayda mırıldanma ve konuşmaya çabalama gibi davranışlar göstermiyorsa,
  • 14. ayda elle işaret etme ya da erişmek istediği objeleri hala gösteremiyorsa,
  • 16. ayda basit bazı kelimeleri söylemeye başlamadıysa,
  • 18. ayda taklitçilik ve yalandan inanma gibi normal bebek davranışları sergilemeye başlamadıysa,
  • 24. ayda en az iki kelimelik cümleler kurmaya başlamadıysa

otizmin varlığı mutlaka araştırılmalıdır..

Otizm Bozukluğu Yaşamı Nasıl Etkiler..!?

Otizm tanısı konan çocukların büyük bir çoğunluğunda zekâ geriliği gözlenmektedir..

Bununla birlikte, daha küçük oranda bir bölüm otistik bireyin ileri zekâ kabiliyetine sahip olduğu; resim, müzik, diğer görsel sanatlar ve matematik gibi alanlarda üstün beceri gösterdikleri de görülmüştür..

Bu nedenle erken tanı ve tedaviye yönelik uygulamalar otistik bireyin tüm yaşamını olumlu yönde etkileyecek önemli bir unsur niteliği taşır..

Çocukluğunda tanısı konmuş otizmli birçok birey, arkadaş edinme ve bireysel yeteneklerini geliştirme konularında oldukça önemli gelişmeler kaydedebilmiş; iş bulabilme ve başkalarının yardımlarına daha az bağımlı bir biçimde yaşamını sürdürebilme gibi daha yüksek hayat standartları elde edebilmiştir..

Bu bağlamda, ebeveynlerinin çocuklarını ilk bebeklik dönemlerinden itibaren özenle ve dikkatli bir biçimde gözlemlemeleri, normalin dışındaki tüm davranışları objektif bir biçimde değerlendirerek uzman yardımına başvurmaları yaşam kalitesine dair büyük önem taşımaktadır..

İLGİLİ HABER

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top
%d blogcu bunu beğendi: