MAGAZİN

Öneri: Cin hastanesi açalım! Cinciye en çok kadınlar ve gençler gidiyor…

.

“CİN HASTANESİ ÖNERİSİNDE BULUNULDU! “

Yandaş Milat gazetesi yazarı, Nörolog Akupunkturist Yardımcı Doçent Dr. Ali Akben, Cin hastanesi önerisinde bulundu..

  • Ali Akben:

”Dünyanın belki ilk ve tek cin hastanesi başşehir Grozni’de. Hastane Müdürü ve aynı zamanda Sağlık Bakan Yardımcısı Davut beyin saatler süren anlatımı ile konu ile ilgili oldukça farklı şeyler öğrendiğimi itiraf etmeliyim. Modern tıp bilimi bu alanda çalışmayı safsata bulsa da birçok kültürde cinlerden kaynaklı hastalıkların olduğu ve farklı tedavi protokollerinin bulunduğu birçoğumuzun malumu.”

”Bu açık gerçeklik karşısında cinler hastalık sebebi olur mu gibi zor bir sorunun cevabını vermek biz hekimlere düşüyor.”

”Tipik sara nöbeti gibi seyretmeyen ve farklı nöbetlerle hekimlerin tedavi protokollerine direnen ve tetkik vasıtalarında herhangi bir bulgu vermeyen hastalar var.

Bu hastalar, hekimlerden bekledikleri faydayı göremeyince toplumda hoca, medyum, cinci, falcı, ocak gibi isimlerle anılan ve tedavi yetkisi olmayan hekim dışı kişilerden medet ummaya başlıyor.

Genellikle cahil cesareti mantığı ile sunulan çoğunlukla mantık dışı sözde tedavilerden hastalarımızın bir kısmının mağduriyeti ile ilgili sayısız örnekler var.

Sorunlarını çözememiş İki arada bir derede kalan bu hastalara biz hekimlerin sunacağı bazı alternatifler olmalıdır diye düşünüyorum.”

”Tüm bilimsel kabul görmüş yöntemlerin aydınlatmadığı bazı nadir hastalıklarda alternatif bazı uygulamalar sonuç veriyorsa ve bu hastalar bu yöntemlerle tedavi olup karşımıza iyileşmiş bir kişi olarak gelebiliyorsa bu durumda hekimlik hassasiyeti ve şüpheciliği ile bunun sebep sonuç ilişkilerini irdelememiz gerekir kanaatindeyim. Sağlık ve mutluluk dileklerimle.”

Odatv.com

“Cinciye en çok kadınlar ve gençler gidiyor…”
Gidenler ne diyor, hangi nedenlerden gidiyorlar? 2006’daki araştırmanın sahibi anlattı

Cin çıkarma seansında bir kadının oklavayla dövülerek öldürülmesi ‘cinci’ gerçeğini bir kez daha gündeme getirdi..

2006yılında cin inanışını ve cincilere gidenleri araştıran Doç. Dr. Turgay Şirin sorularımızı cevapladı..

İnsanlığın ilk dönemlerinden itibaren “şeytan”, “cin”, “peri”, “kötü ruh” gibi adlarla isimlendirilen varlıklara dair inanışlar, efsaneler oldu. Bunlar günümüzde de etkisini sürdürüyor..

İnanış bu varlıklara karşı korunmak adına tarihi süreçler içinde bazı ritüelleri de beraberinde getirdi..

Örneğin bugün Hıristiyanlığın Katolik inanışında ruhunu şeytanın esir aldığına inanılan insanlara bu alanda deneyimli rahiplerce yaptırılan “şeytan çıkarma” olarak bilinen ayin pek çok filme ve romana konu oldu.

Şeytan çıkarma ayini, Katolik kilisesince de kabul edilen bir ritüel.

Keza ilahi olsun olmasın neredeyse bütün dinlerde benzer uygulamalar var.

Türklerin İslamiyet’ten önceki dini olan şamanlıkta insanları huzursuz ettiğine inanılan doğaüstü varlıklarla mücadele ‘kam’ adı verilen o günün inanç önderlerinin işiydi..

Şamanlık inanışı sırasında ortaya çıkan nazar, muska, çaput bağlamak, kurşun dökmek gibi alışkanlıklar, Türkler, Müslüman olduktan sonra da unutulmayacak, bugünlere kadar gelecekti..

şeytançıkarma.jpg
Katoliklerde daha yaygın olan şeytan çıkarma ayini birçok filme konu oldu / Fotoğraf: BBC// cafemedyam

Katoliklerde ‘şeytan’, Müslüman ülkelerde ‘cin’ çıkarma

Nasıl Hıristiyan dünyasında şeytan çıkarma ritüeli varsa Müslüman ülkelerde de ‘cin çıkarma’ denilen uygulamalar görülüyor..

Ancak Katoliklerde bu iş bizzat kilisede, işin eğitimini alan kişilerce yapılırken Müslüman dünyasında özellikle Türkiye’de din adamlarının bu tür uygulamalara girmesine sıcak bakılmıyor..

*Bunun en büyük nedeni de Hazreti (Hz.) Muhammed’in sağlığında böyle bir işe yeltenmek yerine bu tür sıkıntılar halinde dua etmesi ve hadislerde dua edilmesini telkin etmesi..

Dolayısıyla Türkiye’de ‘cin çıkarma’ olayı halk arasında ‘cinci’ veya ‘cinci hoca’ olarak adlandırılan ancak gerçekten din adamı olmaktan ziyade her meslek grubundan olabilecek kişilerce yapılan ve çoğunlukla hurafe olarak nitelendirilen bir uygulamaya dönüştü..

Can verenler ve dolandırılanlar oluyor

Katolik inancına mensup insanların yoğunlukta yaşadıkları ülkelerde yapılan şeytan çıkarma ayinlerinde zaman zaman olumsuz olaylar olduğu, içinden şeytan çıkarılacağı iddia edilen kişinin can verdiği durumlar basına yansımıştı..

Türkiye’de daha çok ‘cinci’ olarak adlandırılan kişilerce dolandırılan hatta taciz edilen kişilere dair vakalar çok olsa bile hayatını kaybeden insan pek duyulmazdı.. Taa ki geçen günlere kadar..

özge.jpg
30 yaşındaki Özge Nur T’.nin cin çıkarma seansı sırasında aldığı darbelerle öldüğü öne sürüldü / Fotoğraf: Twitter// cafemedyam

“‘Cin çıkaracağız’ diye oklavayla dövülen kadın öldü”

Ankara’nın Keçiören ilçesinde psikolojik sorunlar yaşadığı öne sürülen 30 yaşındaki Özge Nur T.’nin eşi Selçuk T., ‘cinci’ olarak adlandırılan Erdal K.’ya başvurdu..

Erdal K.’nın yönlendirmesiyle eşine sözde ‘cin çıkarma seansı’ uygulayan Selçuk T., genç kadına oklava ile 100 kez vurdu..

Ayrıca hacamat uygulanan genç kadının yaşamını yitirmesi üzerine eşi Selçuk T. hakkında ‘Eşe karşı kasten yaralama ile ölüme sebep olmak’ suçundan dava açıldı..

Ölen genç kadının annesi, babası, kayınvalidesi, hacamat yapan kişi ile cinci Erdal K. hakkında da suça iştirakten hapis istemiyle dava açıldı..

turgayşirin2.jpg
Doç. Dr. Turgay Şirin, Türkiye’deki cin inanışını 2006 yılındaki yüksek lisans tezinde araştırdı / Fotoğraf: Independent Türkçe// cafemedyam

217 kişiyle yapılan araştırmaya katılanların yüzde 21,2’si cinciye gitmiş

Kamuoyunda ses getiren bu olayın ardından toplumda var olan cin inanışı ve cinciye gitme alışkanlığının boyutlarını araştırmaya başladık..

Halen İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesinde Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Manevi Danışmanlık ve Rehberlik Anabilim Dalı Başkanı olan Doç. Dr. Turgay Şirin’in 2006yılında MarmaraÜniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü’ndeki yüksek lisansı için hazırladığı “Metafizik varlıklardan cinlere inancın psiko-sosyal boyutları” başlıklı tezi bu konuda kapsamlı bilgiler veriyor..

*Tezde 102’si kadın, 115’i erkek 217 kişiyle yapılmış bir araştırmanın sonuçlarına da yer verildi..

Araştırma farklı semtlerde, farklı yaş ve sosyo-ekonomik koşullara sahip insanlar arasında yapıldı..

Bunlar arasında dikkat çekenlerden bir kısmını derledik..

Araştırmaya göre katılımcıların yüzde21,2’i cinciye gittiğini, yüzde78,8’i ise cinciye gitmediğini ifade etti..

turgayşirin1.png

Şirin’in tezinde cincilere gidenlerle ilgili bilgiler de verildi 

Gidenlerin yüzde 41.3’ü fayda görmediğini söyledi

Araştırmaya katılanlar arasında cinciye gittiğini söyleyenlerin yüzde41,3’ü faydasını görmediğini belirtti..

Yüzde32,6’sı ise cinciye gitmenin faydasını gördüğünü ifade ederken, yüzde26,1 gibi önemli bir kısım da kararsız olduğunu ifade etti..

gitmenedeni.PNG
Cinciye gitme nedenlerinde hastalıklar ilk sırada
  • Araştırmaya katılanlardan cinciye gittiğini belirtenlerin cevaplarına göre gitme sebeplerine ilişkin seçenekler arasında en çok tercih edilen üçü şöyle:

*Cinciye gidenlerin yüzde16,2’si hastalıktan kurtulmak,

*Yüzde 15,4’ü psikolojik olarak rahatlamak,

*Yüzde12,3’ü de cinlerden kurtulmak için seçeneğini üçüncü sırada gösterdi.

tablocinsiyet.PNG
Kadınlar daha çok cinciye gidiyor

Araştırmada cinciye gittiğini söyleyen yüzde21,2’lik kesimin yüzde13,8’ünü kadınlar oluştururken, geri kalan yüzde7,4’lük bölümü erkekler oluşturdu..

Cinciye gitmediğini söyleyen yüzde78,8’lik kesimin yüzde 45,6’sı erkeklerden, yüzde 33,2’si ise kadınlardan oluştu..

Yani bu bulgulara göre kadınların erkeklere nazaran daha fazla cinciye gittikleri anlaşılmakta..

yaşagöre.PNG
“Gençler cinciye gidenlerde ilk sırada

Şirin, araştırmasında cinciye gidiyorum diyen yüzde21,2’lik kesimdeki yaş gruplarını da inceledi..

Buna göre ilk sırada yüzde8,3 ile 21- 30 yaş aralığında olan deneklerin olduğu görülmekte..

Yine yüzde5,5 ile 31- 40 yaş aralığı ikinci sırada gelirken, 41- 60 ve 17- 20 yaş aralığı yüzde 3,7 ile üçüncü sırayı paylaşmakta..

Buna göre cinciye gitme açısından genç yetişkinlik ve yetişkinlik çağındaki bireylerin diğerlerine göre daha fazla olduğu belirlendi..

Deneklerin yarısından çoğu bazı ayetleri okuyarak tedavi olacağını düşünüyor

Araştırmaya katılanların yüzde53,1’i cinlerle ilişkilendirdikleri bir problem olduğunda insanların Kur’an’dan bazı ayetler okuyarak kendini tedavi edebileceğini düşünürken, yüzde28,2’si böyle bir durumda bir hekime gidilmesi gerektiğini, yüzde14,8’i de (31 kişi) böyle bir durumda bir cinciye gidilmesi gerektiğini düşünmekte..

cin.jpg

Cinlerle alakalı sorun yaşayanların yüzde14,8’i cinciye gitmek gerektiğini düşünüyor

Türkiye’de cin inancı güçlü, deneklerin yüzde 88’i inandığını söyledi

Tezdeki bilgilerden bir kısmı böyle. Araştırmanın sahibi Doç. Dr. Turgay Şirin’e de sorularımızı yanıtladı..

“Türkiye’de cin inancı ne kadar güçlü?

Deneklerin yüzde88’i cinlere inandığını ifade etmiştir. Katılımcılar değişik eğitim, kültür ve sosyal çevrelerden deneklerden oluşuyordu..

Ülkemizde cinlere inanç konusu yüksek düzeyde.. Çünkü din inancı özellikle İslam dini içerisinde önemli bir yer tutuyor. Kur’an-ı Kerim’de cin suresi var..

“Şeytan çıkarma ile cin çıkarma arasında benzerlikler var”

Katoliklerdeki şeytan çıkarma ile Türkiye’deki cin çıkarma arasında ne farklar var?

  • Doç. Dr. Turgay Şirin:

“Kültürler geride benzer özellikler gösteriyor bu cincilik konusunda.. Her toplumun kendi gelenekleri var geçmişten gelen..

Daha sonra değişik dinlerle temas edince eski geleneklerle yeni diniinanç sentezlenebiliyor.. Bu durum dünyada da bizde de böyle..

Yani ülkemizdeki cinlerle ilgili yapılan bu karşılaştığımız uygulamaların pek çoğunun OrtaAsya’da şaman kültürüyle ilişkili olduğunu görebiliyoruz..”

“Deneklerin yüzde 14,8’i cinlerle alakalı sorun halince ‘cinciye giderim’ dedi”

Cinci diye tabir edilen insanlara başvurulması yaygın görülen bir durum mudur?

  • Doç. Dr. Turgay Şirin:

“Araştırmada 14,8 oranında kişi cinlerle alakalı bir problem olduğunca cincilere gideceklerini söyledi.. Ancak araştırmayı 2006’da yapmıştık. Günümüzde bilgilendirme ve enformasyonun artmasıyla bu oranın azaldığını ümit ediyorum..”

“Sanayide çalışan kaynakçı cincilik yapıyordu”

Cinciler, genellikle din insanları mı yoksa farklı mesleklerden mi?

  • Doç. Dr. Turgay Şirin:

“Cincilere din adamı demek çok doğru değil. Nitekim, yaptığımız araştırmada, araştırmaya katılanların cincilerin birer din adamı olup olmadıkları yönündeki kanaatini sormuştuk..

Bu soruda düşük ortalama çıkmıştı. Yani araştırmaya katılanların cincileri birer din adamı olarak görmediklerini görmüştük..

Zaten onlara gidenler cincinin, bir din adamı olması gerekmediğini düşünüyorlar. Örneğin bir haberde cinci olarak tabir edilen kişi sanayide çalışan kaynakçıydı..”

“Hz. Muhammed döneminde de sonrasında da cinci hoca modelimiz yok”

Peki neden “cinci hoca” tabiri çok kullanılır?

  • Doç. Dr. Turgay Şirin:

“Öncelikle cincilerle din adamlarının ayrıştırılması gerekiyor. Çünkü gerçekten dini eğitim almış biri bu yollara başvurmaz..

İslam inancı içerisinde bu gibi durumlar net olarak tarif edilmiştir. Hz. Muhammed’in (s.a.v) hayatı bizim için örnektir. Onun hayatında haşa sopayla cin çıkardığı veya muska yaptığına dair bir uygulamaya rastlamadım..

Her zaman olduğu gibi Allah’a sığınarak ve ondan yardım isteyerek tedavi olmaya çalışmıştır pek çok konuda. Kendisine büyü yapıldığı anlatılır tefsirlerde.. Orada da Hazreti Muhammed (s.a.v) Kuran-ı Kerim’de Felak ve Nas Surelerini okuyarak ve Allah’a sığınarak bu işten kurtulmuştur..

Dolayısıyla bizim hem peygamber efendimiz döneminde hem sonrasında böyle bir cinci hoca modelimiz yoktur..”

medyum.jpg

Medyumların hepsi cinci olmamakla birlikte bazı cinciler kendilerini medyum olarak tanıtıyor..

“Cincilerin bazıları kendisini medyum, spiritüel uzman diye tanıtıyor”

Cinciler kendilerini günümüzde nasıl tanımlıyorlar?

  • Doç. Dr. Turgay Şirin:

“Cumhuriyet kanunları içerisinde cincilik yasaklanmıştır. O yüzden doğrudan cinci diyemiyorlar..

İçlerinden bazıları günümüzde medyum veya ne bileyim spiritüel uzman gibi isimler kullanıyorlar veya spiritüeldanışman gibi farklı isimler de kullanabiliyorlar.. Ve bu kişilerin, benim araştırma yaptığım dönem olan 2006’da bile bayağı bayağı websiteleri olduğuna hatta alışveriş merkezlerinde yerler açtıklarına şahit olmuştum..

Danışmanlık adı altında çalışıyorlardı ve elit kesim başta olmak üzere pek çok kesimden müşterileri vardı bu insanların. Yani burada şunu açıklayayım medyumların hepsi cincidir demiyorum. Ama bazı cinciler kendisini danışman, medyum, spiritüelkoç gibi isimler kullanarak tanıtabiliyorlar..”

bozukluk.png

Disosiyatif kimlik bozukluğunda hasta birkaç kişiliği birden taşıdığına inanıyor.. 

“Cin çıkarma adı altında çoklu kişilik tedavisinin psikiyatri gelişmeden el yordamı metodunu uyguluyorlar”

Cincilere başvuran insanlar genellikle psikolojik olarak sıkıntılı insanlar mı? Cin çıkaranlar aslında ne yapıyorlar?

  • Doç. Dr. Turgay Şirin:

“Başvuranlar arasında psikolojik sıkıntısı olan insanlar çok.. Örneğin tıp biliminde disosiyatif kimlikbozukluğu, eski adıyla çoklu kişilik bozukluğu dediğimiz bir rahatsızlık vardır.. 

1800’lü yılların başına kadar birçok ruhsal bozukluk gibi çoklu kişilik bozukluğu, kötü ruhlardan ve şeytandan etkilenme durumu olarak kabul edilirken, 19. yüzyılın başlarında ilk olarak dissosiyatif kimlik bozukluğu tanımlaması yapılmıştır..

Çoklu kişilik bozukluğu olarak da adlandırılan disosiyatif kişilik bozukluğu, bireyin kendi kimliğinin dışında başka kişi ya da kişilerin de var olduğunu iddia etmesiyle karakterize edilen bir ruhsalbozukluk olarak karşımıza çıkmaktadır..

Başka bir ifadeyle kişinin içinde başka bir bireyin daha var olduğunu hissetmesidir. Kişinin hissettiği bu farklı birey bazen birden fazla kişi de olabilir..  Bu kişiler, gerçekte kendisine ait olan duygu, düşünce veya algılarının, sanki içinde yer alan başka bir kişiye aitmiş gibi hissetmektedirler..

Kısaca bu durum farklı kişilik yapılarının bir arada yaşadığı bir kişilik bozukluğu olarak tanımlanabilir.. Ki bu ikinci kişiliklere biz alter kişilikler diyoruz.. Mesela yedi tane, sekiz taneye kadar olan görmüştüm..

Örneğin kişinin içinde iki tane erkek kişilik varsa bir tane kadın kişilik olabiliyor. İçlerinden biri lider kişilik oluyor.. Bazı tetikleyiciler o kişiliklerin ortaya çıkmasına sebep olabiliyor..

Hatta bazen ses tonlarının dahi değiştiğini görebiliyoruz. Mesela bir alt kişiliği çok mülayimken, diğer alt kişiliği çok saldırgan, diğeri çok agresif, diğeri çok zeki, diğeri vesaire. Dışa dönük diğeri içi kapanık olabiliyor..

İşte bu tür rahatsızlıkların artık günümüzde bilimsel sebepleri ve çözümleriyle ilgili pek çok ilerleme var.. Tedavi yöntemleri var. Psikoterapi yöntemleri var.. Bu terapi yöntemlerinde de o lider kişilikle konuşup diğer kişiliklere veda ettiriliyor mesela danışan. Onlarla vedalaşıyor vesaire. Böyle terapi uygulamaları var..

Aslında buna benziyor cin çıkarmak da. Yani bunun eski versiyonu gibi düşünebilirsiniz.. Yani kişi oraya gittiğinde ‘Şimdi ben sendeki cinle konuşacağım’ diyor. Aslında belki de o alter kişilik (kişinin içinde başka kişilik var sanması) ortaya çıkıyor.. Onu seçip ‘Buradan çık, bedenden çık, buradan git, işte kovuyorum’ gibi telkinlerde bulunuyor..

Aslında bir nevi biz bunun bugün daha temiz, daha bilimsel, daha güzel halini yaptığımız tedaviyi cinciler eski metotta, el yordamıyla psikiyatri ve psikoloji gelişmeden önce geliştirilmiş bir uygulamayla yapıyorlar şahsi kanaatimce..”

“İyi edeyim derken daha kötü sonuçlara da sebep olabiliyorlar”

Ters teptiği durumlar oluyor mu?

Doç. Dr. Turgay Şirin:

“Araştırmalar bize şunu gösteriyor ki daha kötü sonuçlara da sebep olabiliyorlar. Çünkü özellikle mesela bu musallat çıkarma meselelerinde bugün psikiyatri ve modern klinik psikolojinin verilerinin dikkate alınması gerekiyor.. Psikolojik etkileri olabiliyor..

Ama bu ters etki de yapabilir. Kişideki kimlik bozukluğunu daha ileriye götürebilir. Mesela o şizofrenideki hezeyanları daha ileriye taşıyabilir. İşte bu durumlarda cincinin sorumluluğu olmadığı için Cin dirençli çıktı..

İşte kovdum ama gitmedi. Benim gücüm yetmedi” diyerek işin içinden çıkabiliyor..”

cincihocasahtekar.jpg
Kendisine başvuran bir kadını taciz ettiği öne sürülen cinci Burhan D.,  hakkında “dini inanç ve duygularının istismarı suretiyle dolandırıcılık” ve “Tekke ve Zaviyelerle Türbeleri Seddine ve Türbedarlıklar ile Birtakım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun’a muhalefet” suçlarından 2 yıldan 7 yıl 3 aya kadar hapis cezası istenmişti / Fotoğraf: Twitter// cafemedyam

“Cincilere gidip dolandırılan çok”

Cincilere gidip de dolandırılan, tacize uğrayan çok oluyor mu?

  • Doç. Dr. Turgay Şirin:

“Karşılaştım evet. Yani saha araştırmalarında da buna çok denk geldim. Burada iki türlü durum oluşuyor.. Birincisi bazı cinciler para istemiyorlar.. Para istemiyorsa o doğru kişidir anlayışı var. Ancak mağdur olan çok kişi oluyor..”

“Cincilerin kendisinde de psikolojik bir problem olabilir”

Genel olarak cincilerin rolleri olumlu mu olumsuz mu?

  • Doç. Dr. Turgay Şirin:

“Araştırmada tıbbi bir bozukluk olduğunu anladıklarında hekime yönlendirdiklerine dair iyi örnekler duyduğum oldu.  Ama genel itibariyle çok nadir. Çoğunlukla bu iş suiistimal etmeye çok açık bir alan olduğu için cincilerde kendisini özel yetenekleri var zanneden bir psikolojik rahatsızlık semptomlarından birisi olabiliyor. Mesela belki kendisinde de bir problem olabilir. Problem noktasında fayda yerine zarar verebiliyor.. Tıbbi bir eğitimi olmadığı için karşındaki kişinin tıbbi veya psikiyatrik bir problemi var mı anlayamayacağı için tedavi etmeye kalkıyor. Bu da pek çok yeni rahatsızlığa neden olabiliyor.. Yani intihara teşviğe kadar götürebilecek telkinler oluşturabilir. Çok dikkatli olunması gerekir..”

“Cinciye değil doktora gidin. Danışacaksanız da Diyanet’e ve manevi danışmanlara başvurun”

Peki bu tür kişilere gidenlere ne önerirsiniz?

  • Doç. Dr. Turgay Şirin:

“Öncelikle bir rahatsızlıkları varsa doktorlara ve psikiyatristlere gitmeliler. Ayrıca dediğim gibi gerçek bir din adamı bunu yapmaz. Danışacakları bir konu varsa Diyanet İşleri Başkanlığımızın bünyesinde çalışan din uzmanlarına başvurmaları lazım..

Günümüzde ayrıca manevi danışmanlık ve rehberlik sahası var. Ben de çalıştığım üniversitede manevi danışmanlık ve rehberlik ana bilim dalı başkanı olarak görev yapıyorum..

Artık ülkemizde böyle modern bir bilimsel alan var. 2019 yılında ekim ayında manevi danışmanlıkla ilgili bir meslek standardı da yayınlandı. Dolayısıyla ihtiyaç duyan insanlar bu alanda çalışan eğitimli insanlara başvurarak “cinci” olarak adlandırılan insanlara giderek daha da mağdur olmaktan korunabilirler..”

© The Independentturkish// Ali Kemal Erdem

100 kez oklava ile vurdular: ‘Cin çıkartma’ seansında öldürüldü

Ankara’nın Keçiören ilçesinde psikolojik sorunları nedeniyle sözde hocanın yönlendirmesi ile cin çıkartma seansı uygulanarak eşi Selçuk Tekin tarafından sırtına 100 kez oklava ile vurulup, hacamat yapılan Özge Nur Tekin hayatını kaybetti..

Kurban kesimi sırasında fenalaşan Özge Nur Tekin, kaldırıldığı Yenimahalle Onkoloji Hastanesi’nde 8 Mart 2021’de hayatını kaybetti..

Tekin’in ölümünün şüpheli bulunması üzerine polis savcılığa bilgi verdi. Ölü muayene tutanağında Özge Nur Tekin’in sırt ve kollarında morluklar ile hacamat kesiklerini andıran yaralar tespit edilmesi üzerine savcılık soruşturma başlattı..

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Selçuk Tekin, 8 ay önce evlendiği Özge Nur Tekin’in ilk eşinden bir çocuğu olduğunu, evliliklerinin 6’ncı ayından itibaren sorun yaşamaya başladıklarını söyledi.. Selçuk Tekin, kendi ailesi ve eşinin ailesine durumu anlattığını, annesinin bir tanıdığı aracılığıyla Kayseri’de bulunan sözde hoca Erdal Kaya’ya ulaşıldığını ifade etti..

“SIRTINA 100 KEZ OKLAVA İLE VURDUM”

  • Selçuk Tekin, telefonla aradığı “cinci hoca” Erdal Kaya’nın, ‘Eşine cinler musallat olmuş; dediklerimi yaparsanız eşini kurtarırım’ dediğini belirterek:

“Önce telefondan dua okudu, eşim rahatladı. Ancak bir süre sonra rahatsızlanınca tekrar aradım, ‘Önce eşine 1 kurban keseceksin’ dedi. Sonra sırtına hafif şekilde 100 sefer oklava ile vurmamı ve ardından vücudundaki pis kanın temizlenmesi için hacamat yaptırmamız gerektiğini söyledi. Daha sonra da 23 gün kefaret orucu tutmasını istedi. Ben eşimin sırtına, baldır kısmına oklava ile 100 sefer hafif hafif ancak hissedilebilecek bir şekilde dua okuyarak vurdum. Eşimin ailesi ve benim ailem de odada bulunuyordu. Bu esnada ‘Cin çık cin çık’ diye hep beraber söyledik. Akabinde Sevim Özbaş adlı kişiyi eve getirip hacamat tedavisi yaptırdım. Hacamat sırasında odada kadınlar vardı. Bu tedavinin ardından eşim rahat bir şekilde uyudu. Ancak ertesi sabah tekrar rahatsızlandı” dedi.

“KURBAN KESERKEN EŞİM RAHATSIZLANDI”
  • Bir gün sonra Erdal Kaya’yı tekrar aradığını belirten Selçuk Tekin:

 “‘Kurban kesersen eşin rahatlar’ dedi. Biz de kurban kesmek için eşimin annesi Hatun Efe, babası Cemal Efe, annem Zöhre Tekin, kardeşim Nuri Tekin, akrabam Muammer Tekin ile eşimi de alarak Yakacık’ta bulunan kurban kesme alanına gittik. Eşim kurban kesmeye giderken oruçluydu. Kurban kestiğimiz sırada eşim rahatsızlandı ve bayıldı. Tekrar aradığım hoca, ‘Bir kurban daha keserseniz eşin kendine gelir’ dedi. Dediğini yaptık ve 2’nci kurbanı da kestik; ancak eşim kendine gelmedi. Bunun üzerine hastaneye götürdük; ancak hastaneye gittiğimizde öldüğünü söylediler..” 

“OKLAVA İLE VURUN DEMEDİM”

Selçuk Tekin’in ifadesi doğrultusunda Özge Nur Tekin’in babası Cemal Efe, annesi Hatun Efe, kayınvalidesi Zöhre Tekin, hacamat yapan Sevim Özbaş ile “cinci hoca” Erdal Kaya da gözaltına alındı..

  • Kayseri’de gözaltına alınan sözde hoca Erdal Kaya, sanayide kaynakçı olarak çalıştığını belirterek:

“Olay günü tanımadığım bir kadın arayarak, gelinini doktora götürdüklerini, herhangi bir rahatsızlığının bulunmadığını, psikolojisi ile ilgili kendisine danışmak istediğini söyledi. Kadına, dua etmelerini, tövbe etmelerini, zekat ve adaklarını yerine getirmelerini, fakir doyurmalarını söyledim. Kesinlikle oklava ile vurmalarını, hacamat yaptırmalarını söylemedim” dedi.

Erdal Kaya ayrıca, kendi çapında dini bilgileri olduğu için insanlara tavsiyelerde bulunduğunu, kesinlikle kimseden para almadığını belirtti..

“SIRT VE KOLLARI SİMSİYAHTI”
  • Genç kadına hacamat yaptığı belirlenen Sevim Özbaş ise ev kadını olduğunu belirterek:

“Bir tanıdığımın ısrarı üzerine hacamat yapmak için daha önce hiç görmediğim bu ailenin evine gittim. Yerde yüzü koyun yatan bir kadın vardı. Hacamat için kıyafetini çıkarttığında kadının sırt ve kollarını simsiyah olduğunu gördüm. Ne olduğunu sorduğumda, ‘İçine 3 harfliler kaçmış, Kayseri’de bulduğumuz bir hocanın talimatıyla sopa ile vurduk. Bu şekilde içindeki cini öldürmeye çalıştık’ dediler. Hacamat yaptıktan sonra kadın biraz rahatladı. Beni de tekrar evime bıraktılar. Ölümüyle ilgili bir şey bilmiyorum.l”

ADLİ KONTROLLE SERBEST BIRAKILDILAR

6 kişi, işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi. Savcılık genç kadının eşi Selçuk Tekin ve diğer 5 kişiyi tutuklanmaları talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk etti. Şüpheliler, adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakıldı. Soruşturmayı tamamlayan savcılık Selçuk Tekin hakkında ‘Eşe karşı kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma’, 5 kişi hakkında da ‘Suça iştirak etme’ suçundan 12 yıldan 18 yıla kadar hapis istemiyle iddianame düzenledi. İddianame, Ankara 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilerek dava açıldı..

Cin çıkartma seansında ölen Özge’nin eşi: ‘100 kere oklava ile dua okuyarak vurdum’
Yargılanan eş Selçuk Tekin’in duruşmadaki ifadesi ortaya çıktı..
Cin çıkartma seansında ölen Özge'nin eşi: '100 kere oklava ile dua okuyarak vurdum'

Selçuk Tekin duruşmada, sanık Kaya’nın kendilerini yönlendirdiğini belirterek:

“Eşimin sırtına, kalçasına ve baldır kısmına 100 kere oklava ile dua okuyarak vurdum” dedi.

Gözaltına alınan Selçuk Tekin, 8 ay önce evlendiği Özge Nur Tekin’in ilk eşinden bir çocuğu olduğunu, evliliklerinin 6’ncı ayından itibaren sorun yaşamaya başladıklarını söyledi.. Selçuk Tekin, kendi ailesi ile eşinin ailesine durumu anlattığını, annesinin bir tanıdığı aracılığıyla Kayseri’de bulunan ve kendisini ‘hoca’ olarak tanıtan Erdal Kaya’ya ulaşıldığını ifade etti..

5 KİŞİ DAHA GÖZALTINA ALINDI

Tekin, Erdal Kaya’nın yönlendirmesiyle eşinin sırtına oklava ile 100 kere vurduğunu, daha sonra hacamat yaptırdıklarını ve sabah da yine hocanın tavsiyesiyle eşinin oruç tuttuğunu ve kurban keserken fenalaştığını söyledi. Tekin’in ifadesi doğrultusunda Özge Nur Tekin’in babası Cemal Efe, annesi Hatun Efe, kayınvalidesi Zöhre Tekin, hacamat yapan Sevim Özbaş ile Erdal Kaya da gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen şüpheliler, adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakıldı.

12 YILDAN 18 YILA KADAR HAPİS İSTEMİ

Selçuk Tekin hakkında ‘eşe karşı kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma’, 5 kişi hakkında da ‘suça iştirak etme’ suçundan 12 yıldan 18 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

Ankara 1’inci Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya Selçuk Tekin, Cemal Efe, Zöhre Tekin, Sevim Özbaş ve avukatları katılırken, Erdal Kaya SEGBİS aracılığıyla Kayseri’den katıldı. Tutuksuz sanık Hatun Efe ise sağlık nedenleriyle duruşmaya katılmadı. Duruşmada savunma yapan Selçuk Tekin, hem kendisinin hem de eşinin ikinci evlilikleri olduğunu söyledi.

‘BİR HOCA BULUP OKUTALIM DEDİLER’

Olayı ve öncesinde yaşananları anlatan ‘Tekin, şöyle konuştu:

“Eşimin hiçbir rahatsızlığı yoktu. Olaydan önceki gece eşim, beni uykumdan uyandırdı ve kendisine musallat olduklarını söyledi. Hal ve hareketleri normal değildi, aklını yitirmiş gibi davranıyordu. Kedi geldi benimle konuştu, ‘eli yüzü yaralı bir kedi’ diye söyleniyordu. Eşimin ilk eşinden olan çocuğu da bizimleydi, o da sesleri duyunca korkup ağlamaya başladı. Eşim çocuğun oyuncaklarını atmaya ve evi dağıtmaya başladı. Sabah hem kendi ailemi hem de eşimin ailesini aradım. Durumu anlattım, ‘Onlar da bir hoca bulup, okutalım’ dediler. Telefonla Kayseri’de kalan Erdal Kaya’yı aradık. O telefonda eşimle konuşup, Kuran’dan sureler okumaya başlayınca eşim rahatladı. Sonra hoca ‘Kısas yapılması gerekiyor’ dedi. Bunun ne demek olduğunu sorduğumda bana, ‘Peygamberler zamanından gelen, çok eskiden beri yapılan vurma yoluyla cin çıkartılan bir uygulama’ olduğunu söyledi. Ayrıca eşime hacamat yaptırmamı, kurban kesmemi ve camilerde bulunan 22 musluğu değiştirmemi ve bu musluklardan akan suların eşime şifa getireceğini söyledi. Hocanın söylediği gibi eşimin sırtına, kalçasına ve baldır kısmına 100 kere oklava ile dua okuyarak vurdum. Daha sonra yine hocanın söylemesi üzerine, bir kadın gelerek eşime hacamat yaptı ve sabah oruç tutmak için sahura kalktık. Sabahta kurban kesmek için hep beraber kurban kesim alanına gittik. Orada bir tane kurban kestik eşim fenalaştı, o zaman hoca ‘Paran varsa, bir tane daha kes’ dedi. İkinci kurbanı keserken eşim kendini kaybetti. Hastaneye götürdük.”

MAHKEME ADLİ TIPTAN RAPOR İSTEDİ

Olay günü evde olan Özge Nur Tekin’in babası Cemal Efe ise kendisinin oklava ile vurma olayından haberi olmadığını, salonda çocuklarla ilgilendiğini söyledi. Özge Nur Tekin’e hacamat yapan Sevim Özbaş da ricayla tanıdıklara hacamat yaptığını söyleyerek, “Gittiğimde Özge yatakta yüzüstü yatıyordu. Kendinde değildi ve sırtında morluklar vardı. Morlukları sorunca ailesi ‘cin girdi, onu çıkarmak için yaptık‘ dedi. Sonra Özge’ye eğilip, hacamat yaptırmak isteyip istemediğini sordum. Kendisi de başıyla yaptırmak istediğini söyledi. Hacamat yaptıktan sonra biraz kendisine geldi. Yatağın başına oturduk ve ben ayrıldım” diye konuştu.

Mahkeme diğer sanık ve tanıkların ifadesini aldıktan sonra ara kararını açıkladı. Mahkeme adli tıp kurumundan Özge Nur Tekin’in kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için rapor istenmesine karar vererek, duruşmayı erteledi. 

Cumhuriyet

İLGİLİ HABER

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top