GÜNDEM

Gazeteci Hrant Dink, 15 yıl önce bugün, uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi!

.

“Hrant Dink’siz 15 yıl…”

Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, 15 yıl önce bugün, çalıştığı gazetenin önünde, uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi..

Cinayeti azmettirenlerin yargılandığı dava ise halen sonuçlanmış değil..

Devlet görevlilerinin planlayıcısı olduğu ortaya çıkan ve 17 yaşındaki saldırganın gerçekleştirdiği cinayetin azmettiricileri ise cezasız kaldı..

  • Başına gelecek saldırıyı sezen Dink, cinayetten önce şu satırları kaleme almıştı:

“Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz. Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler.. Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce..”

Dink’in katledilmesi, Türkiye’de çok önemli bir eşiğin aşılmasına sebep oldu. O günden sonra Türkiye’de sadece etnik azınlıklar değil, din, düşünce, mektep, mahalle ayrımı daha da keskinleşti..

Hrant’ın ölümü de, katillerinin yargılanması da bağlamından kopan unsurlarla doluydu..

Önce Hrant’ın Diaspora Ermenilere yönelik eleştirel yaklaşım içeren yazısında yer alan “Türk’ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeni’nin Ermenistan ile kuracağı asil damarında mevcuttur” cümlesi bağlamından kopartıldı. Bu kopuş, Dink’in katledilmesine giden yolu açtı..

Sonra ise Dink’in katillerinin yargılanması bağlamından kopartıldı.. Bozma kararları, kumpas davaları, değişen savcılar, sahte delillerle bağlamından kopartılan davada, kamuoyunu tatmin eden bir cezalandırma hiçbir zaman yapılmadı..

“UTANÇ FOTOĞRAFI”

Hrant Dink, 19Ocak 2007’de Şişli’deki Agos gazetesinin önünde uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitirdi..

Bölgedeki güvenlik kameralarında görüntülerine ulaşılan ve daha sonra kimliği belirlenen 17 yaşındaki Ogün Samast, 20Ocak 2007’de Samsun Otogarı’nda yakalandı..

Dink’i öldüren Ogün Samast’ın, polislerle kol kola ve espriler eşliğinde, “Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terk edilemez” sözünün yer aldığı Türk Bayrağı önünde fotoğraflarla videolarının çekilmesi büyük tepkiye neden oldu..

Samast’la birlikte gözaltına alınan Yasin Hayal, Zeynel Abidin Yavuz, Ersin Yolcu ve Ahmet İskender, 24Ocak 2007’de tutuklandı..

Soruşturma ilerledikçe farklı tarihlerde Erhan Tuncel, Salih Hacısalihoğlu, Tuncay Uzundal, Veysel Toprak, Osman Alpay, İrfan Özkan ve Mustafa Öztürk de tutuklandı..

“BEBEKTEN YARATILAN KATİLLER”

Hrant Dink öldürüldüğünde, katilinin 17 yaşında olması…

  • Rakel Dink:

 “Yaşı kaç olursa olsun; 17 veya 27, katil kim olursa olsun, bir zamanlar bebek olduklarını biliyorum.. Bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılmaz kardeşlerim..” 

Karanlığın sorgulanmasından kaçanlar, Hrant’ın katilinin yargılanmasın da kaçmaya çalıştı.. Samast, cinayetin işlendiği sırada yaşının 18’den küçük olması nedeniyle görevsizlik kararı vererek, Dink’in öldüren Samast hakkındaki dosyayı İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi..

İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi, 25 Temmuz 2011’de Ogün Samast’ı, “tasarlayarak öldürmek” ve “ruhsatsız silah taşımak” suçlarından 22 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırdı..

“MEĞER KUMPAS’MIŞ!”

Açılan ana davada mahkeme, ilk kararını 17Ocak 2012’de açıkladı..

Tutuklu sanık Yasin Hayal’i, “Hrant Dink’i tasarlayarak öldürmeye azmettirmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptıran mahkeme, “silahlı terör örgütü yöneticisi olmak” suçundan ise beraatına karar verdi..

Tutuklu sanık Erhan Tuncel’i, “patlayıcı madde imal etmek ve kullanmak” suçlarından 10 yıl 6 ay hapse mahkum eden heyet, “silahlı terör örgütünün yöneticisi olmak” ve “tasarlayarak öldürmeye azmettirme” suçlarından beraatını kararlaştırdığı Tuncel’i tahliye etti.

Yargıtay’la yerel mahkeme arasında gidip gelen mahkemede, cinayette sorumluluğu olan kamu görevlilerine hiç dokunulmadı..

Devletin yargı erkinin Dink davasında neden işlemediği ise 17-25 Aralık operasyonlarından sonra anlaşıldı..

2013’teki operasyonlardan sonra iktidar, o zamana kadar “cemaat” dedikleri Fetullahçı yapılanma ile “mücadele” yapıldı.. Ardından FETÖ’cü darbe girişimi yaşandı.. Bu dönemde Fethullahçı hakim ve savcıların Ergenekon, Balyoz gibi davalarla kumpas kurduğu kabul edildi..

Öte yandan, Hrant Dink’in ailesi, 6Mart 2014’te, cinayette sorumluluğu bulunan kamu görevlileri hakkında İstanbul Valiliği’nin soruşturma izni vermemesi ve yapılan itirazın da reddedilmesi üzerine Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu..

“GİDİP GELEN SAVCILAR, İADE EDİLEN DOSYALAR…”

Cinayette ihmali olduğu söylenen dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah başta olmak üzere 9 kamu görevlisi hakkında açılan soruşturmaya ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliği’nce verilen takipsizlik kararı, Dink Ailesi’nin itirazı üzerine 6Haziran 2014’de kaldırıldı.

Bu kararla birlikte yıllarca davadan uzak tutulan kamu görevlilerinin yargılanmasının yolu açıldı..

*Dosya savcı Yusuf Hakkı Doğan’a verildi..

Doğan, cinayetten yaklaşık 8 yıl sonra yargılama yolu açılan, aralarında eski İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek, eski İstihbarat Daire Başkanlığı C Büro Müdürü Ali Fuat Yılmazer ve eski İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın da bulunduğu şüpheli kamu görevlilerinin ifadelerini aldı..

*Bu süreçte soruşturmayı yürüten savcı yine değişti. Dosya artık Gökalp Kökçü’ye emanetti..

Savcı Kökçü, aralarında Celalettin Cerrah’la birlikte, eski İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun, eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler ve eski emniyet müdürü Coşgun Çakar’ın da aralarında bulunduğu 26 kamu görevlisi hakkında, “tasarlayarak kasten öldürmek, silahlı örgüt kurmak ve üye olmak, resmi belgede sahtecilik, resmi belgeyi yok etme, görevi kötüye kullanma ve kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi” gibi suçlardan iddianame hazırladı..

Bir dönemin en güçlü polislerinden olan Fethullahçı Ramazan Akyürek 27Şubat, Ali Fuat Yılmazer de 28Mayıs 2015’te, bu soruşturma kapsamında tutuklandı..

Ancak kamu görevlilerinin yargılanması engellemek için mücadele verenler de vardı..

Savcı Kökçü’nün kamu görevlileriyle ilgili hazırladığı iddianame, “eksiklikler olduğu” gerekçesiyle iade edildi. İddianame, üçüncü kez yollandığı başsavcılıkça onaylandı..

“MAHKEME BAŞKANI: ROMAN GİBİ OKUSAN, ÖLDÜRÜLECEĞİ BAŞINDAN BELLİ”

FETÖ’nün 15Temmuz 2016’daki darbe girişiminden sonra ülkede en büyük değişim geçiren alanlardan birisi de yargıydı..

Yüzlerce hakim ve savcı ihraç edilirken, dosyalar yeni heyetlere verildi.. Bu değişimden Dink davası da etkilenecekti..

Darbe girişiminin hemen ardından, 8Ağustos 2018’da görülen duruşmada, Ramazan Akyürek ve Ali Fuat Yılmazer’in de aralarında bulunduğu bazı sanık avukatları, müdafilikten çekildi..

  • Mahkeme Heyeti Başkanı Canel Rüzgar’ın şu sözleri duruşmaya damga vuracaktı:

“Dink’in o dönemlerde, o atmosferde ciddi ölüm tehdidi aldığı belli. Trabzon’da görev yaptığınız dönemde size belgeler getiriliyor. Klasörlerde kronolojik sıraya giderseniz dosya zaten bağırıyor. Diyor ki, ‘Bu adam ölecek.’ Fiziki takip, yazışma belgeleri var. ‘Tedbir alın’ deniyor. Roman gibi okusanız, son sayfaya gelmeden, ilk 50 sayfada ne olacağı, Hrant Dink’in öldürüleceği belli”

“SON KARAR”

Kamu görevlilerinin yargılandığı davada, AKP’nin siyasi davalarına bakan hakim Akın Gürlek’in başkanlığındaki Mahkeme Heyeti, kararını 26Mart 2021’de açıkladı..

*Sanıklardan eski emniyet müdürleri Celalettin Cerrah ve Sabri Uzun hakkındaki “görevi kötüye kullanma” suçundan açılan davanın dosyasının zaman aşımı nedeniyle düşmesine hükmeden heyet,

*eski Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay hakkında “görevi ihmal” suçundan dosyanın zaman aşımından düşürülmesine, “ihmali davranışla kasten öldürme” ile “resmi belgeyi yok etme” suçlarından beraatine karar verdi..

*Eski emniyet müdürleri Engin Dinç ve Ahmet İlhan Güler’in, “ihmali davranışla kasten öldürmek” suçundan beraatine, “görevi ihmal” suçundan dosyanın düşürülmesine karar veren heyet,

*sanıklardan Ahmet Çetiner, Birol Ustaoğlu, Hüseyin Yılmaz, Ali Poyraz, Hamdi Egbetan, Hacı Ömer Ünalır, Murat Bayrak, Tamer Bülent Demirel, Ercan Demir ve Muhittin Zenit hakkında, kimi suçlardan zaman aşımı nedeniyle düşme, davanın reddi ve beraate yönelik hükümler kurdu..

*Tutuklu sanıklar eski Emniyet Müdürü Ali Fuat Yılmazer ağırlaştırılmış müebbet hapis,

*Ramazan Akyürek ağırlaştırılmış müebbet hapis,

*Muharrem Demirkale iki kez müebbet hapis,

*Yavuz Karakaya 12 yıl 6 ay hapis,

*Ali Öz, Okan Şimşek, Veysal Şahin, Gazi Günay 28 yıl dörder ay hapis,

*Osman Gülbel 16 yıl 8 ay hapis,

*Mehmet Ayhan, Uğur Karakaya, Faruk Sarı, Hasan Durmuşoğlu 16 yıl üç ay hapis,

*Volkan Şahin, 12 yıl 6 ay hapis,

*Ercan Gün 10 yıl hapis,

*Mehmet Ali Özkılınç, 10 yıl hapis,

*Şükrü Yıldız 3 yıl 9 ay hapis,

*Bekir Yokuş 10 yıl hapis,

*Önder Arız 3 yıl 9 ay hapis,

*Mehmet Uçar 3 yıl 9 ay hapis,

*Metin Yıldız 3 yıl 4 ay hapis,

*Abdullah Dinç ve Ahmet Faruk Aydoğdu 6 yıl üçer ay hapis,

*Metin Balta 6 yıl 8 ay hapis,

*Yakup Kurtaran ve Özkan Mumcu 7 yıl altışar ay hapis cezasına çarptırıldı.

“KARAR TEMYİZDE”

Ana davanın gerekçeli kararı da 14Temmuz 2021’de açıklandı.

Bu kararda, İstihbarat Daire Başkanlığı’nda görevli olan sanıklardan Ramazan Akyürek ve Ali Fuat Yılmazer’in cinayetin tasarlama şeklinde tespit edilen eylemlerinden dolayı sorumlu oldukları belirtildi..

Son karara karara cezaların yetersiz olduğunu öne süren Dink ailesi avukatları itiraz etti.. Karar şu anda temyiz aşamasında..

Yani geride ise 12 Eylül Dönemi’nde, kendisini ve çevresini korumak için ismini “Fırat” olarak değiştiren, ana dilini konuşmak bir yana, ailesinin kendisine verdiği ismini dahi kullanmaktan imtina eden Hrant Dink’in katledildiği anın fotoğrafı ve yıllardır süren davalar kaldı.

“HRANT DİNK DAVASINDA KARAR AÇIKLANDI”
AGOS GAZETESİ GENEL YAYIN YÖNETMENİ HRANT DİNK’İN ÖLDÜRÜLMESİNE İLİŞKİN DAVA…

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in katledilişinin 14’üncü yılında, kamu görevlilerinin de dahil olduğu davada karar çıktı.

Mahkeme çok sayıda isim hakkında hapis cezası verirken Eski Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan, davaya ve cinayete dair Cumhuriyet’e dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

FETÖ LİDERİ Fethullah Gülen, eski savcı Zekeriya Öz, Ekrem Dumanlı, Adem Yavuz Arslan’ın da bulunduğu 13 firari sanığın dosyasının ayrılmasına karar verildi.

YILMAZER VE AKYÜREK’E AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET”

*Eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer’e tasarlayarak kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis verildi. Yılmazer, resmi belgeyi yok etmek suçundan ise 4 yıl 6 ay hapse çarptırıldı.

*Eski Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek’e tasarlayarak kasten adam öldürmek suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis verildi. Akyürek, resmi belgeyi yok etmek suçundan ise 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı.

*Gazeteci Ercan Gün silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 10 yıl hapis cezası aldı.

*Eski Emniyet Müdürleri Celalettin Cerrah ve Sabri Uzun’a , kamu görevlisinin görevi ihmal suçundan zaman aşımı nedeniyle “düşme kararı” verildi.

*Dönemin Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay, “İhmal nedeniyle adam öldürmek” ve “resmi belgeyi yok etme” suçlarından beraat etti. “Görevi ihmal”den ise zaman aşımı nedeniyle dosyası düştü.

*Dönemin İstanbul Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde görevli astsubay Yavuz Karakaya, “Anayasayı ihlal”den müebbet hapis ve “kasten öldürmeye yardım” suçundan 12 yıl 6 ay hapis cezası aldı.

*Eski polis memuru Muhittin Zenit’e üç suçtan beraat verilirken görevi ihmal suçu ise zaman aşımı nedeniyle düşürüldü.

“ESKİ EMNİYET GENEL MÜDÜR YARDIMCISI ARSLAN: BAZILARI ÇOK RAHATSIZ OLDU”

Hrant Dink cinayeti ile ilgili adı medyada sık sık geçen Eski Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan, daha öncesinde Dink davasında tanık olarak ifade vermiş bir isim.

Arslan geçmişteki ifadelerinde, cinayetin asıl sorumluların kimler olduğuyla ilgili görüşlerini dile getirdiği için o dönem emniyet içindeki bazı kişilerin rahatsız olduklarını söyledi.

  • Eski Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan:

“Hrant Dink cinayeti FETÖ’nun bana kumpas kurmasının en önemli sebeplerinden biridir. Onun için benim hayatımda önemli bir yeri vardır” 

2003 yılında Emniyet Genel Müdür Yardımcısı olarak katıldığı Emniyet Terfi Şurasının, FETÖ’cu polis amirlerinin hukuksuz olarak ikinci defa terfi ettirilmesi için toplanmasına ve alınan kararlara muhalefet şerhi koyan tek Genel Müdür Yardımcısı olan Arslan:

“Yurt dışına gönderilecek irtibat görevlisi ve misyon koruma görevlisi seçimlerinde de o zamanki adıyla Fethullahçı yapının amaçlarını gerçekleştirmesine mâni oldum..

Devamında görevden alındım. İdari yargı kararıyla göreve döndüm. O yıllarda Özel Yetkili savcı ve mahkemelerin yürüttüğü pek çok asker, aydın, bürokrat ve yurtseverin tutuklandığı Ergenekon, Balyoz, Şike kumpası vb. operasyonların uydurma olduğunu, bunların başka amaç taşıdığını her platformda söyledim.. 

İçişleri Bakanlığı benim idare yargı kararıyla göreve başlama kararıma Danıştay’a itiraz etti. Danıştay’ın oy birliğiyle lehime karar vermesi sonrası artık bir suç işlemedikten sonra Emniyet Genel Müdür Yardımcılığından alınmam imkansız hale gelmişti..

Bu karardan 4-5 ay sonra bildiğiniz gibi ilgisiz bir şekilde 2009 yılında uyuşturucu örgütüne yardımcı olduğum gerekçesiyle tutuklandım ve görevden alındım. Bana ve benimle tutuklanan insanlara zulüm yaşatılan süreç sonucu 24 kişi de berat etti..

Mahkemenin benimle ilgili karar gerekçesi çok önemlidir, yeterli delil olmadığından değil, ‘iddia edilen olaylarla hiçbir ilgim olmadığı mahkemece sabit olduğu’ gerekçesiyle beraat ettim.. 

Bana yapılan kumpasta rol oynayan polis, savcı ve hakimler de FETÖ örgüt üyesi olduklarından, bir kısmı tutuklu bir kısmı ise firardadır. Bu kişiler izah edeceğim gibi Dink cinayetinde de aktif görev üstlendiği ortaya çıkan kişilerdir.” 

“ZAMANIN İÇİŞLERİ BAKANI SÖYLEDİKLERİMİN GERÇEK OLMADIĞINI İSPAT ETMEYE ÇALIŞTILAR” 
“İÇİŞLERİ BAKANI, ‘MÜMKÜN DEĞİL’ DEDİ”
  • Emin Arslan:

 “28.05.2010 tarihine yargılandığımız İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada bana operasyon yapılmasının nedenlerinden biri de Dink cinayeti idi..

Hrant Dink cinayeti konusunda araştırmalar yapan gazeteci, asker, bürokrat, siyasetçi, hâkim, savcı ve iş insanlarının dinlendiğini, iyi araştırılırsa bunların ortaya çıkarılabileceğini söyledim. Duruşmadaki bu açıklamam, ertesi günü gazetelerde yer aldı.. 

Ama zamanın Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) başkanı, İçişleri Bakanı ve bazı siyasetçileri bunun mümkün olmadığı yönünde açıklamalar yapıp, söylediklerimin gerçek olmadığını ispat etmeye çalıştılar.” 

Dink cinayeti ile ilgili ifadesi alınmak üzere Savcı Selim Berna Altay’ın tarafından çağrıldığını belirten Arslan:

“28.05.2010 tarihli duruşmadaki savunmamda, Hrant Dink cinayetiyle ilgili süreçte görevini yapmayan emniyetçileri her ortamda açıkça eleştirmem nedeniyle İstihbarat Daire Başkanlığı personelinden bazılarının çok rahatsız olduğu, bana bir sıkıntı yaşatılacağı uyarısının yapıldığı, ama benim tutumumu değiştirmemem üzerine bu komplonun yapıldığını anlatmıştım..

Duruşma sonucu savcı Selim Berna Altay verdiği mütelada tahliyemizi istemiş, bir üyenin muhalif kalmasıyla bire iki kararla tahliye edilmiştik. O yıllarda Özel Yetkili Mahkemelerde ağırlıkları olmalarına rağmen FETÖ’cüler henüz tam kontrolü sağlayamamışlardı..

Duruşma sırasında önündeki bilgisayarda oyun oynayan bizi hiç dinlemeyen hâkim İdris Asan ise tahliye edilmemize muhalif kalmıştı..

O dönemde özel yetkili mahkemelerde FETÖ’ye karşı direnen Yılmaz Alp Oktay Kuban gibi hâkimler bizim mahkemede görevliydiler. FETÖ kumpaslarını yaşayan, FEÖT’cu savcı ve hâkimlerin ne yaptıklarını bilen bu hâkimler, onların sağlam delil ve gerekçelerle de yargılanmasını sağlayacak hukukçulardı. Ama nedense FETÖ’nun ne olduğunun anlaşılması sonrası yapılan yargılamalarda kendilerine böyle bir görev verilmedi.. 

Tahliye edilmemize muhalefet şerhi koyan hâkim İdris Asan ise hizmetleri karşılığı Yargıtay üyeliğine seçildi. FETÖ operasyonlarında da tutuklandı. Savcılıkta verdiğim bilgileri idari makamlara da göndermiştim. Ama kimse üzerinde durmadı.”

Tahliye olduktan sonra Emniyet Genel Müdür yardımcılığından alınarak “kızak” bir görev olan Araştırma Planlama Koordinasyon Dairesi (APK) uzmanlığına atandığını kaydeden Arslan:

 “Yaşananların esas sorumlusu olan o günlerin İçişleri Bakanı ve Emniyet Genel Müdürleri hiçbir şekilde kimse tarafından rahatsız edilmedi. İfademi alan savcı Selim Berna Altay’a ise birçok suç isnat edildi ve büyük sıkıntılar yaşattılar. Kendisine bir daha tek başına etkin olabileceği bir görev verildiğini duymadım.” 

Eski Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan / cafemedyam

“FETÖ’YE KARŞI HİÇBİR TEDBİR ALMAYAN, SORUŞTURMAYAN ZAMANIN SİYASETÇİLERİNİ VE YETKİLİLERİNİ İNSANLARIN UNUTMAMASI GEREKİYOR”
“OPERASYONA UĞRADIM AMA GENEL MÜDÜRÜN HİÇ UMURUNDA OLMADI”
  • Emin Arslan:

“Dink’in öldürüleceği istihbaratının bir Yardımcı İstihbarat Elemanı (YİE) vasıtasıyla alınmasına rağmen ilgili birimce gereğinin yapılmadığı, içinde YİE elemanı olan ve birden fazla ili ilgilendiren operasyonlarda esas görevin ve koordinasyonun İstihbarat Daire Başkanlığı C şubesinin görevi olduğu, bu görevini yapmadığını, İstanbul’u gerektiği şekilde uyarmadığını, elemanı hizmetten çıkardıklarını, eylem yapacak grubun kontrolsüz hale geldiğini İstanbul’a bildirmediklerini, o tarihte Emniyet Genel Müdür Yardımcısı ve 25 yıl istihbarat hizmetlerinde çalışmış, İstihbarat Dairesinin 4 yıl başkanlığını yapmış bir kişi olarak bu sorumsuzluğu mesleki her platformda dile getirdiğimi açıkladım.

Dink cinayeti sonrası konuyu araştıran Başbakanlık Teftiş Kurulu müfettişleri de bilgime başvurmuşlardı. Onlara da gerçekleri anlattığımı ifademde belirttim. O yıllarda Emniyet Genel Müdür Yardımcısı’yken yaptığım bu konuşmalar nedeniyle İstihbarat Daire Başkanlığının benden rahatsız olduğu bazı meslektaşlarım tarafından bana uyarı şeklinde iletildi.. 

Zamanla uyarıların dozu arttı ve benim Ergenekon ve benzeri bir operasyona ekleneceğim söylenmeye başlandı. Ben de görüştüğüm yüksek yargı mensubu, diplomat, asker ve benzeri tüm kişilerle ilgili açıklayıcı bilgileri yanlış anlaşılma olmasın diye Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal’a söylüyordum.. 

Fakat bana söylendiği gibi gözdağı verir şekilde Zekeriya Öz tarafından 2. Ergenekon iddianamesinin 1475. Sayfasında alakasız bir şekilde, şüpheli, tanık ve başka konumda olmaksızın masal gibi ismim geçirildi.. 

Birkaç gün sonrada Yeni Şafak gazetesinde bu konu haber yapıldı. Emniyet Genel Müdürünü bilgilendirerek Yeni Şafak gazetesine gerçekleri gösteren bilgi ve evrakları gönderdim. Onlar düzeltme yayınladı ama iddianamede ismim devam etti. Nedenlerini sıralayıp bana bir operasyon yapılacağını da kendisine bilgi notu şeklinde resmi yazıyla Genel Müdür Oğuz Kaan Köksal’ı bilgilendirdim. Operasyona uğradım ama genel müdürün hiç umurunda olmadı.

Yine ifademde açıkladığım gibi, o yıllarda İstihbarat Daire Başkanlığı C şubesinin koordine ve görev alanına giren; Trabzon’da Rahip Santora cinayeti, Malatya’da yayınevinde ki katliam, Dink cinayeti olayları yaşanıyordu. İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü yapan Ali Fuat Yılmazer’in, yukarıda belirtilen olayların gerçekleştiği zamanda İstihbarat Başkanlığı C şube müdürü olduğunu öğrendim. Bu kişi benim başkanlığım zamanında da pasif bir görev yapıyordu.

Tutuklu olduğum süreçte de bürokrat, siyasetçi, hâkim, savcı telefon dinlemelerinin inanılmaz şekilde yapıldığı bilgisi ulaştırıldı. 2013 yılında kurulan TBMM telefon dinleme komisyonu, 17 Nisan 2013 tarihinde dinlemelerle ilgili bilgime başvurdu. Orada İstihbarat Daire Başkanlığına vakit geçirilmeden baskın yapılmasını, hangi suç konusu malzemelerin bulunacağını ve neler yapılması gerektiğini açıkladım. Ama komisyon başkanı Zeyid Aslan beni meslektaşlarıma iftira atmakla suçladı. Bende kendisine, ‘Siz sordunuz. Ben de yıllardır söylediğim gerçekleri ayrıntılı olarak size bir daha anlattım. Ama beni suçluyorsunuz. Sadece bizleri ve muhalifleri mi dinlediklerini sanıyorsunuz. Hükümet olarak sizi de dinliyorlar, uygun zamanda kullanırlar siz de görürsünüz’ dedim. 9 ay sonra söylediklerim ve hükümetin başbakanının bile dinlendiği, 17-25 Aralık 2013 teki yaşananlarla doğrulandı.”

“KRİPTO FETÖ’CULARI UNUTMAMALI”
  • Cuma Dink davasında verilen karara ilişkin konuşan Arslan:

“Emniyetçi ve hukukçu olarak kararın gerekçesini bir bütün olarak görmeden yapılacak değerlendirmelerin yanlış sonuca götürebileceğini biliyorum. Ama medyada yer alan bilgilerden benim 2010 tarihinde savcıya bilgilerini verdiğim sorumluların cezalandırıldığı izleyebildim.. 

Fakat bu cinayette görevini yapmayan FETÖ’cuları aklamaya ve cinayeti FETÖ’cuların üzerinden alıp başka mecralara, yurtseverlerin ve askerlerin yargılandığı Ergenekon kumpasına bağlamak isteyen algı uzmanlarına ve kripto FETÖ’culara ulaşılmamış gibi görünüyor. Ki bunların çoğu güya Dink cinayetinin açığa çıkarılmasını isteyen grubun içine görünüyorlardı.

Duruşmada ve savcıya verdiğim ifadelerde, bizlerin ve görüştüğümüz kişilerin telefonlarının o dönemde İMEİ numarası üzerinden dinlendiğini açıklamıştım. Bu yönüyle onlar da Dink cinayetinin karartılmasında, mecrasının değiştirilmesinde faaliyet gösterdiler. Bunların sadece telefon dinlemelerinden değil Dink cinayetiyle de bağlantılı olarak yargılanması adaletin tecellisi için gerekliydi. Yine bu cinayetle ilgili FETÖ’cu polis ve adliye mensuplarının verdiği bilgilerle cinayeti karartmaya çalışan belirli sözde medya mensuplarıyla, Dink cinayetinin aydınlatılmasını istermiş gibi davranan grubun içindeki FETÖ’nun talimatlarıyla hareket eden kiripto FETÖ’cuları da unutmamak gerekir. Bunlar da cinayetin uzun süre sürüncemede kalmasından sorumludurlar. 2014’e kadar hükümet ortağı gibi hareket eden FETÖ’cular, bu algı uzmanlarının yaydığı sahte bilgiler, Dink’in çevresinde görünen ama FETÖ’ye hizmet eden kişilerin gayretleriyle siyasi makamlar da dâhil pek çok yetkiliyi yanılttılar. 2010 yılında söylediğim İMEİ numarası üzerinden sahte isim ve gerekçelerle telefonların dinlendiğini söylediği konular 2014 yılında delilleriyle ortaya çıkınca gerçekler bütün yönleriyle görülmeye başladı. Adliyelerin FETÖ’culardan arındığı oranda dava hız kazandı.”

“A HABER FETÖ TEHLİKESİNİ ANLATTIĞIM KISIMLARI VERMEDİ”

Arslan’ın 25 Şubat 2016 tarihinde A Haber’e FETÖ ile mücadelenin nasıl yapılması gerektiğine ilişkin verdiği röportajda açıklamalarının kritik kısımların yayınlanmamıştı.

  • Bu durumun kasıtlı olup olmadığına ilişkin sorularımızı yanıtlayan Arslan:

 “O dönemki röportajımda, Fetö ile mücadelenin nasıl yapılması gerektiği, Doğu Akdenizde’ki ihtilaflı bölgedeki eski güçlü durumumuz ile kumpas operasyonlar sonrası buradaki gücümüze büyük darbe vurulduğu, bu bölgede görevli bütün gemilerin sorumlusu subaylar ile hepsinden sorumlu komutanın tutuklandığı, güçsüz duruma düşürüldüğümüz, bunun bize ilerde büyük problemler yaşatacağı konularında açıklamalarda bulunmuştum. Emniyet ve kritik bürokratik kademelere ileride yeni FETÖ olabilecek şucu-bucu diye belirli yapılara mensup görevlilerin atandığı, TSK’daki paralel yapıya dokunulmadığı ve bu durumun çok tehlikeli olduğunu anlatmıştım. Bunlar ve benim özellikle yayınlanmasını istediğim TSK’daki durum ile bazı eleştirel konular yayınlanmadı. Bunu röportajı yapan arkadaşa sorduğumda ifadelerimin çok kez tekrar verilmesine rağmen zaman darlığı gerekçe gösterildi. Aynı yıl büyük bir gazeteye verdiğim röportajda da TSK ile ilgili uyarılarım gerektiği şekilde yine yer darlığı gerekçe gösterilerek yer verilmedi. Sonraki yıllarda yönetimle ters düşülmemesi için röportajlardan çıkarıldığını, TSK’daki FETÖ’cu örgütlenme ile ilgili tehlikeye dikkat çektiğim bölümlerin ise Genelkurmay adli müşavirinin medyayı korkutması nedeniyle çıkarıldığını öğrendim. Anlatımlardan da görüleceği gibi uyardığım her konunun doğruluğu 4-5 yıl sonra anlaşıldı. Ülke gerçekleri ve mesleki tecrübelerim doğrultusunda gördüğüm aksaklıkları sosyal medyada paylaşıyorum. Yetkili makamlara ulaştırıyorum. 4-5 yıl geçmeden gerekli tedbirler alınmasını umuyorum” dedi.

NE OLMUŞTU?

“Hrant Dink cinayeti”
14 yıl sonra dava hangi aşamada?

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink 14 yıl önce, o dönem 17 yaşında olan Ogün Samast tarafından vurularak öldürüldü. Dink’in ölümünde ihmali ve sorumluluğu olmakla suçlanan yedisi tutuklu, 13’ü firari 76 kamu güvenlik görevlisinin yargılandığı davada son aşamaya gelindi.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 130. duruşmada sanıkların büyük kısmı ile taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmada mahkeme heyetinin, sanıklara son sözlerini sorması ve davanın karara bağlanması bekleniyordu.

Ancak mahkeme, bir üye hakimin kalp ameliyatı geçirmesi nedeniyle bu celsede kararını açıklamayacağını belirterek duruşmayı 26 Mart tarihine erteledi.

Duruşma öncesi Hrant’ın Arkadaşları İnisiyatifi Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önünde açıklama yaptı.

  • İnisiyatif adına konuşan Bülent Aydın:

“Hrant Dink cinayeti davası 2007’den bu yana yani 14 yıldır sürüyor. Hrant için, adalet için demeye devam edeceğiz. Bu cinayetten hemen sonra yüz binlerce kişiyle Hrant Dink’in arkasından yürürken söylediğimiz gibi bu cinayetin üstündeki karanlık perde kalkana, tüm ortakları gerçekten yargılanana ve hak ettikleri cezayı bulana kadar ‘Hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeniyiz’ demeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

İLGİLİ HABER

BBC Türkçe

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top