GÜNDEM

Siyonizmin Filistin üzerindeki hâkimiyetini kolaylaştırmada II. Abdülhamid’in rolü…

.

FİLİSTİN, ABDÜLHAMİD EFSANESİ VE GERÇEKLER “
II. Abdülhamid dönemini (1876-1909) ele alan bir çalışma yayınlandı

Her şeyden önce şunu söylemek gerekir ki, ilk göçler 1882yılında başlıyor ve hemen ardından düzenli bir şekilde koloniler kuruluyor..

Ancak asıl büyük göçlerin Abdülhamid döneminin sonlarında, 1900’den sonra başladığını ifade etmek gerekir..

Artık resmi anlatı haline gelen Sultan Abdülhamid’in TheodorHerlz’in Filistin’den toprak talebine karşılık vermektense kendi hayatından vazgeçmeyi tercih ettiğini söylediğine dair muhayyel anlatı, muhafazakâr sağcı aklın hayal dünyasında bir gergef gibi işlenen, tarihsel gerçeklerden uzak bir tapınma ayinine dönüşmüş görünüyor..

Halbuki tarihi belgelere inildiğinde gerçekliğin çok farklı yüzleriyle karşılaşmak mümkün..

Her şeyden önce şayet Osmanlı yönetimi gerçekten Siyonist göçü ve Siyonist kuruluşlara toprak satışını engellediyse ve buna karşı var güçleriyle mücadele ettilerse o zaman ilk Siyonist yerleşim birimleri nasıl oluyor da Abdülhamid tahta geçmeden hemen önce 1882yılında kuruluyor ve 1890 yılında göçler büyük bir hız kazanıyor?

  • Geçtiğimiz yıllarda Arap dünyasının önde gelen yayınevlerinden, merkezi Beyrut’taki Arap Birliği Araştırmaları Merkezi (Merkezu’d Dirasati’l Vahdeti’l Arabiyye) II. Abdülhamid dönemini (1876-1909) ele alan bir çalışma yayınladı:

“Devru Teshili Abdülhamid es Sani fi Teshili’s Seytarati’s Suhyuniyye Ala Fılıstin” (Siyonizmin Filistin Üzerindeki Hakimiyetini Kolaylaştırmada II. Abdülhamid’in Rolü). Kitabın Yazarı Fedva Nusayrat Ürdünlü bir kadın akademisyen.

Eser Sultan II. Abdülhamid’in Siyonist harekete karşı nasıl bir tutum aldığını, Siyonist devletin önünü açan ilk yerleşim birimlerinde o dönemdeki gözle görülür artışın nedenlerini, Osmanlı yönetiminin Siyonist faaliyetin genişlemesini önlemekte ne kadar başarılı olduğunu ortaya çıkarmayı amaçlıyor..

Her şeyden önce şunu söylemek gerekir ki, ilk göçler 1882yılında başlıyor ve hemen ardından düzenli bir şekilde koloniler kuruluyor..

“ANCAK ASIL BÜYÜK GÖÇLERİN ABDÜLHAMİD DÖNEMİNİN SONLARINDA, 1900’DEN SONRA BAŞLADIĞINI İFADE ETMEK GEREKİR.”

Tahta geçtiğinde Abdülhamid, ülkeyi imparatorluğun toprak bütünlüğünü tehdit eden uluslararası ve iç krizlerle karşı karşıya kalmıştı..

Hazine boştu, imparatorluk sürekli kan kaybediyordu, ordu disiplini kaybetmiş ve yabancı özel şirketler (başta Rothschild olmak üzere) imparatorluğun ekonomik kaynaklarına el koymuştu (Düyun-u Umumiye’nin bu süreçte kurulduğunu biliyoruz)..

Bütün bu ekonomik ve siyasi zorlukların yanı sıra güçsüzleşen devlet üzerindeki yabancı baskılar, Abdülhamid’in Filistin’le ilgili kararlarında önemli rol oynuyordu..

Osmanlı İmparatorluğu’nun Arap ülkelerinde hüküm sürdüğü dönemde Yahudi tebaa, serbestçe Filistin’e gidip gelebiliyor ve Kudüs, Safed, Tiberya ve el Halil kentinde kendilerine göre kutsal sayılan yerlerde ikamet edebiliyordu..

SİYONİSTLERİN DE BULUNDUĞU YABANCILAR FİLİSTİN’DEN RAHATLIKLA TOPRAK ALMAYA BAŞLADILAR.

1869yılında yani, Abdülaziz döneminde yabancıların Hicaz bölgesi hariç imparatorluğun her yerinde mülk edinebileceği yönünde ferman çıkınca aralarında Siyonistlerin de bulunduğu yabancılar Filistin’den rahatlıkla toprak almaya başladılar..

İlk başta Osmanlı Devleti bunun nedenini araştırmadı. Bunun birkaç nedeni vardı. 1881 yılında Yahudilerin Rusya’da maruz kaldığı uğradığı pogrom (büyük katliam), Rotschild ve Hirsch gibi bazı zengin Yahudilerin Yahudi göçünü finanse etmesinin yanı sıra bazı Siyonist kuruluşların göçe desteğiydi..

İmparatorluk, Filistin’e Yahudi göçünün artmasının ardından 1882Nisan’ında Yahudilerin Filistin’e yerleşmesine izin verilmeyeceğini ilan etmişti. Aynı karara göre fermanları kabul etmek şartıyla Yahudiler, yerleşmek istedikleri herhangi bir eyalete göç edebilir, almak istedikleri araziyi harç ve vergilerden muaf bir şekilde satın alabilir, askerlik hizmetinden muaf tutulabilir ve diğer konularda olduğu gibi ibadetlerini yerine getirebilirlerdi..

Yurtdışından gelen Yahudiler, 150aileden fazla olmamak üzere herhangi bir bölgeye yerleşme iznine sahipti.

Araplar ve Yahudiler arasındaki çatışmalar 1886’da alevlenince Arapların payitahta tepkisinin artması üzerine bir süreliğine Filistin’e Yahudi göçü yasaklandı ve Yahudilere, 1888yılında sadece üç aylık bir süre için Kudüs’ü ziyaret etmelerine izin veren bir ferman yayınlandı..

Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Fransa, vatandaşları ile ilgili getirilen bu kısıtlamaları protesto edince Osmanlı İmparatorluğu söz konusu sınırlama ve yasaklardan feragat etmek zorunda kaldı..

1877 yılında Kudüs mutasarrıfı olan Rauf Paşa’nın Osmanlı vatandaşlığı almak isteyenlere yüksek vergiler getirerek ve kanunlara aykırı bir şekilde Filistin’de ikamet eden yabancıların önlerine engeller koyduğu kayıtlarda geçiyor..

Rauf Paşa, Bab-ı Ali’den Filistin’in yabancı göçmenlerin özgürce ikamet edebileceği ve yaşayabileceği bölgeler arasından çıkarılmasını talep etmiştir..

Bab-ı Ali’nin bu talebe yanıtı “Filistin’e hac ve ticaret için gelen Yahudiler orada bir aydan fazla kalamazlar ve bu süre dolar dolmaz ülkeyi terk ederler” şeklinde bir karar çıkarmak olsa da Rauf Paşa’ya göre Filistin’e Yahudi göçünü hızlandıran bu tür kararlardır..

1890yılı Yahudi göçünün görece ivme kazandığı bir yıldır..

Sultan Abdülhamid, 1896’da Yahudilerin bir İsrail Devleti kuracaklarından korktuğu için Filistin’e yerleşmelerini engellemek amacıyla kendi el yazısıyla bir ferman yazar..

Ancak bütün bunlar hiçbir işe yaramayacak ve Yahudi göçü bir yıl içinde üçe katlanacak, Yahudi nüfusu oranı yüzde 5’ten yüzde11’e çıkacaktır..

Abdülhamid, Avrupa ülkelerinin bakısı sonucunda Yahudilerin tamamen özgür bir şekilde olmasa da Filistin’e sınırlı bir şekilde yerleşmesine izin vermek durumunda kalacaktır..

Bu ise Siyonistlerin önce siyasi ve ekonomik nüfuzlarını güçlendirmek daha sonra da Siyonist bir devlet kurmak için elinde güçlü bir dayanak oluşturacaktır..

https://www.cafemedyam.com/2020/08/29/osmanli-hayranligi-sizi-bir-yere-goturmez/

Nitekim bütün tarihçiler ilk Siyonist yerleşim birimlerinin Abdülhamid’in tahta geçmesinden dört yıl önce 1882 yılında kurulduğunda hemfikirdir..

Ancak bu zamana kadar düzensiz bir şekilde başlayan ve 1900 yılına kadar devam eden Yahudi göçü, bu yıldan sonra sistematik bir hal almıştır..

Bu süreçte kurulan Yahudi yerleşim birimleri, Mikfaya İsrail (1870), Bitah Tekva (1878), Zahron Yakub, Rişon Litsuyun (Bu yerleşim birimine ait toprakları Osmanlı yönetimi ahalinin vergileri ödeyememesi nedeniyle Rusya’dan gelen Yahudilere açık mezat usulü satmıştır) ve daha birçok yerleşke…

YAHUDİ GÖÇÜNÜN HIZLANMASINI ENGELLEMEMİŞ, TERSİNE ARTIRMIŞTIR.

İşin garip tarafı Yahudi göçünü engellemek amacıyla çıkarılan fermanlar, yerleşim birimlerinin artışını ve Yahudi göçünün hızlanmasını engellememiş, tersine artırmıştır..

Bir başka husus ise Yahudi göçünün engellenmesine ilişkin fermanlar, aslında fermandan önce satın alınan yerleşkeleri meşrulaştıran bir işlev görmüş ve Osmanlı hükümeti bu yerleşkelerin yasallığını tanımıştır..

Siyonist iş adamı BaronRotschild bu durumdan faydalanarak başkaları adına satın aldığı araziyi kendi adına tescil ettirmiş ve Yahudiler bu kez Filistin yakınlarındaki bölgelerde özellikle de bugünkü Suriye sınırları içerisinde toprak alımını hızlandırmıştır.

Bu gelişmeler üzerine yerli Arap ahalinin tepkisi doruğa çıkmış ve arazi satışına izin verilmesi nedeniyle 1895öncesinde bölgede isyan patlak vermiştir..

1897yılında İsviçre’nin Basel kentinde Theodor Herlz önderliğindeki meşhur Dünya Siyonist Kongresi yapıldığı sırada Filistin toprakları üzerinde 45 bin dönüm arazi üzerinde 4bin 530 nüfusa sahip 19 yerleşke kurulmuştu bile..

Buna Siyonistlerin Şeria Nehri’nin batısında almış olduğu 10 bin dönümlük ve doğusunda almış olduğu 20 bin dönümlük arazi dahil değildir. 19. yüzyılın sonuna gelindiğinde sadece 28 bini Kudüs’te olmak üzere Yahudi nüfusu toplam 50 bine ulaşmıştır..

Rothschild’in Abdülhamid ve yönetimi ile iyi bir ilişkisi vardı, çünkü Londra’daki Rothschild Bankası Osmanlı İmparatorluğu’na büyük krediler temin etmişti ve bu da Osmanlı İmparatorluğu’nun politikasını etkilemişti..

Dolayısıyla Abdülhamid döneminde Filistin’deki nesnel koşullar, yabancı Yahudilerin Filistin’e gelip toprak satın almaları ve ikamet etmeleri için büyük bir fırsat sunmaktaydı..

Yahudi göçünün önlenmesi için önce ferman çıkartılıp ardından bunların değiştirilmesi, Filistin’e Yahudi yerleşimini hızlandırmak isteyen Siyonist hareket için müthiş bir kanuni boşluk doğurmuştu ve yerel yöneticilerin elini kolunu bağlayan bir durumdu. Yabancı ülkeler, Bab-ı Ali’den Yahudilerin yerleşmesine kısmî izin veren imtiyazlar alarak elde ettikleri gayrimeşru hakları kalıcı hale getirmiş oldular..

Kısacası padişah, araziyi doğrudan satmayı reddetmiş olsa da, bazen göçleri görmezden gelerek bazen de arzularına cevap veren yasalar çıkararak aslında Yahudilerin isteklerine zımni olarak onay vermiş oluyordu..

https://www.cafemedyam.com/2020/10/14/filistin/
“SİYONİSTLER KUDÜS’E SORULURSA MUTLAKA HÜKÜMET KURARLAR”
“Sultan Abdülhamid, tabiri caiz ise bilhassa Kudüs’te Siyonistlerle köşe kapmaca oynamıştı”

Osmanlı devleti tarih içerisinde Musevi vatandaşlarıyla yakın bir ilişki kurdu..

Musevi tebaanın Osmanlı’da kendilerini birinci derece vatandaş olarak görebilmeleri için devletin tüm kademelerinde görev almalarına imkân tanındı ve bilhassa ekonomik anlamda güçlenmeleri desteklendi..

Nitekim Siyonizmle mücadeleyi devlet politikasına dönüştüren Sultan İkinci Abdülhamid döneminde dahi Musevi kökenli NazırPaşalar önemli bir çoğunluğu oluşturuyordu..

Sultan Abdülhamid, sanıldığı gibi Avrupa ve Rusya’da büyük acılar çeken Yahudilerin Osmanlı topraklarına gelerek yerleşmelerine de karşı değildi..

Hatta Siyonizmin en büyük destekçisi olarak kabul edilen Theodor Herzl ile Sultan Abdülhamid düşman olmadıkları gibi dost oldukları da söylenebilir.. 
 

Theodor Herzl.jpg
Theodor Herzl/ cafemedyam


Nitekim Sultan Abdülhamid’in Herzl’i düşman olarak görmediğini gösteren en önemli delil, devletin en şerefli madalyalarından birisi olan Mecidiye Nişanı’nı Herzl’e takmasından da anlamak mümkündür.. 

Ayrıca Yahudilerin İspanya’dan kurtarılarak Osmanlı topraklarına getirilmesinin 400. yılının tüm yurtta coşkuyla kutlanması talimatını veren de Sultan Abdülhamid’dir..
 

Abdülhamid.jpg
Sultan II. Abdülhamid/cafemedyam

SİYONİSTLER VE ABDÜLHAMİD NASIL KARŞI KARŞIYA GELDİ?

Herzl’in Sultan Abdülhamid’e yaptığı, Kudüs başta olmak üzere Filistin topraklarına yerleşme talebi de sanıldığının aksine evvela büyük bir tepki ile karşılanmadı; ama SultanAbdülhamid bu teklifi kabul etmedi.. 

Sultan Abdülhamid, değerli müttefikleri olarak gördüğü AvrupaYahudilerini kaybetmemek adına onların Filistin teklifine hayır dese de Irak ve civarında Yahudilerin gelerek yerleşmelerine müsaade edeceğini de beyan ediyordu..

Siyonistler ise ekonomik olarak iflas etmiş Osmanlı’nın taleplerine karşı direnemeyeceğini düşünerek Kudüs başta olmak üzere Filistin’e yerleşme fikrini bir ülkü haline getirdi.. 

Sultan Abdülhamid, Siyonistlerin bu tutumunu görmezden gelmemiş ve en basit ifadeyle AvrupalıYahudilere, Filistin konusunda savaş açmıştı..

Nitekim devlet belgelerinden de anlaşılacağı üzere Padişah, Kudüs’e ziyarete dahi gelen her Yahudi’nin yakından izlenmesini emretmiş ve en önemlisi Filistin’deki satılıp alınan her karış toprağı yakından incelemişti.. 
 

Memurları Uyaran Talimatname.png
Memurları uyaran talimatname/cafemedyam


Sultan Abdülhamid, Filistin’deki toprakların Siyonistlere satılmasının önüne geçilmesi konusunda devlet memurlarına mütemadiyen talimatnameler göndertmiş, müspet vakıfların Kudüs’teki arazileri alması için desteklemiş ve Kudüs’te şüpheli gördüğü arazileri bizzat satın alarak şahsi mülküne eklemişti.

Belgelerden anlaşıldığı üzere Sultan Abdülhamid, tabiri caiz ise bilhassa Kudüs’te Siyonistlerle köşe kapmaca oynamıştı. 

BELKA VİLÂYETİ’NDE SİYONİSTLERİN ENGELLENMESİ: DEVLET İÇİNDE DEVLETE MÜSAADE VERİLMİYOR “

Siyonistler, Sultan Abdülhamid’den ilk ve en önemli talebi Belka vilayetinde özerk bir Yahudi kolonisinin kurulmasına müsaade edilmesi olacaktı..

  • Abdülhamid, bunun devlet içinde devlet kurmak anlamına geldiğini biliyor ve Heyet-i Vükela kararıyla tüm devlet memurlarına bu konuda uyanık olmaları emrini gönderiyordu;

“Sûret-i ma’rûza hükümet içinde bir hükümet demek olarak politikaca ve idarece mehâzîri müstelzim olacağı cihetle zaten şâyân-ı kabul olmadığı gibi Belka Sancağı arazisi birtakım aşâyir ve urbân cevelângâhı olduğundan oraların tanzim ve ıslah-ı idaresiyle kabil-i iskân bir hale getirilerek husul-i ma’mûriyeti Devlet-i Aliyye’ce matlub…”
 

Belka Vilayeti'ne dair Abdülhamid'in iradesi.png
Belka Vilayeti’ne dair Abdülhamid’in iradesi/ cafemedyam

ABDÜLHAMİD’DEN KUDÜS’ÜN İSTENMESİ RESMİ EVRAKTA “

Sultan Abdülhamid’den başta Kudüs başta olmak üzere Filistin bölgesinden para ve siyasi destek karşılığı toprak isteyen TheodorHerzl bu teklifi bir defaya mahsus yapmamıştır.

Herzl’in, zengin iş adamı ve medya patronu Mösyö Newlinsky’i YıldızSarayı’na göndererek Filistin’i istemesi resmi kayıtlara da geçecekti.. 

  • Newlinsky, Girit’teki buhranı da fırsat bilerek Siyonistlerin bu masumane teklifini kabul etmeleri halinde Osmanlı’nın tüm dertlerinden kurtulacağını şu sözlerle bildirecekti:

“Hükûmet-i Seniyye’nin ahvâl-i maliyesi Musevî sermayedârânın mu’âveneti olmadıkça ıslâh olunamayacakdır. Bu sermayedârân ise Hükûmet-i Osmaniyye’nin zîr-i idaresinde olarak Arz-ı Filistin’in bir kısmında müstemlekât tesisi müsaadesinden başka bir şey istemiyorlar..

Cedd-i celîlü’şşân- ı cenâb-ı padişâhî Sultan Selim Hân Hazretleri vaktiyle memâlik-i garbiyye Musevîlerinin Memâlik-i şahane’ye gelmelerine müsaade buyurmuşlardı. Bu defa zât-ı şahane de Musevîlerin şu mes’ûlünü is’âf buyururlarsa hiçbir zarar görmezler. Çünkü Yahudiler politika ile asla iştigâl etmezler..

Diğer tarafdan Hükûmet-i Seniyye müsaade-i matlûbeyi vermediği takdirde Yahudiler maksadlarýna başka yoldan başka vasýtalar ile nâil olacaklardır: Yahudilerin akıllı, servet sahibi olduklarını inde’l-hâce matbûâtla da iş görebileceklerini düşünmelidir..”
 

Newlinsky'in teklifi.png
Newlinsky’in teklifi/cafemedyam

  • Mösyö Newlinsky, sözlerinde özetle diyordu ki;

“Filistin’i bize verin sizi tüm dertlerinizden kurtaralım. Bu sizi politik olarak da zora sokmaz; çünkü Yahudiler siyasetle uğraşan bir millet değildir, eğer ki siz Yahudilerin teklifini kabul etmezseniz, Yahudiler zaten bir yolunu bulup o toprakları alacaklar.”


Abdulhamid’in bu sözlere ne cevap verdiği bilinmese de Kudüs’teki tedbirleri artırmasından anlaşıldığı üzere bu sözler Yıldız Sarayı’nda pek hoş karşılanmamıştı..

FARKLI YOLLARLA İŞGAL BAŞLIYOR”

Mösyö Newlinsky’in Siyonistlerin farklı yollarlada olsa Filistin’i Osmanlı’dan alacağını beyaneden sözlerini doğrulayan gelişmeler kısa sürede cereyan etmeye başladı.. 

Avrupalı Yahudiler çeşitli yollarla Filistin’de toprak satın almaya başlaması Sultan Abdülhamid tarafından fark edilerek müdahale edildi; fakat Siyonistler yüksekfaizli kredilerle bu toprakları haczetme yoluna gitti.. 

Bu yol da İstanbulhükümetince engellenmiş ve Filistin’de hiçbir toprağın bankalara rehin verilemeyeceği ve güvence olarak gösterilmeyeceğine dair kanun irade edilmiştir..
 

Filistin topraklarının bankalara rehin verilemeyeceğine dair emir.png
Filistin topraklarının bankalara rehin verilemeyeceğine dair emir/ cafemedyam

SİYONİST GÖÇLERİNİN ENGELLENMESİ

Siyonist Yahudiler, bir yandan Filistin’den toprak satın almak için Abdülhamid ile köşe kapmaca oynarken bir yandan Filistin’e yerleşebilmek için çeşitliyollar deniyorlardı..

Sahte kimlik kullanmak, devlet memurlarına rüşvet vermek ve turist olarak gelip yerleşmek buyollardan bazılarıydı..

  • Hükümet ise bu konuda oldukça kararlıydı. Bazı devlet memurlarının konuyu ciddiye almaması veya göz yumması halinde soruşturulup cezalandırılacakları İstanbul’dan şu sözlerle bildiriliyordu:

“Devletçe ittihâz olunan kararın hilâfına hareketle muhacirîn-i merkûmenin kaza-i mezkûrde sâkin olmalarına müsaade eden memurların tahkikiyle haklarında muamele-i lâzımenin icrasına müsâra’at edildiği gibi Akka Sancağı’nın Arz-ı Filistin’den ma’dûd olması ve her tarafına ecânib ile muhacirîn-i Museviye kesretle vürûd ederek hadd-i zatında derkâr olan ehemmiyet-i mevkiiyenin bir kat daha tezâyüd eylemesi cihetleriyle livâ-i mezkûre bundan böyle gelecek Musevîlerin kat’iyyen kabul edilmemesi lâzım gelenlere þedîden tenbîh olunup zikrolunan…”

Elçilik yapan büyük edebiyatçı hükümeti uyarıyor

Türk edebiyatının büyük şairlerinden Abdülhak HamidTarhan, büyükelçilik yaptığı yıllarda Rusya’dan Filistin’e yönelik Siyonist göçlerine dair hükümeti ikaz ederek gerekli tedbirlerin alınması ve bu konuda müsaade edilmemesi gerektiğini hükümete bildirecekti..
 

Abdülhak Hamid'in uyarısı.png
Abdülhak Hamid’in uyarısı/ cafemedyam

  • Tarhan, Osmanlı aleyhinde yazan Times muhabiri Gladstone’nin bir anda Osmanlı muhibbi olmasının bu göçlerle alakalı olduğunu belirterek şu sözlerle uyaracaktı:

“Mösyö Gladstone işbu mektubda ahvâl-i vâkı’aya teessüfle bazılarının zannettikleri gibi kendisinin sözlerine Rusya Hükûmeti’nin hüsn-i kabul göstermesi me’mûlünde olmadığını beyân etdikten sonra -Birçok Musevîlerin Arz-ı Filistin’e muhâceretleri için olan teşebbüsâtı kemâl-i şevk ve muhabbetle görüyorum ve taraf-ı hazret-i Şehriyârî’den bu bâbda ızhâr-ı medet ve himayet buyurulur ise pek ziyade memnun olurum demiş ve Times gazetesi bu mektub dan bahisle -Türkler aleyhinde bir zaman bunca şedîd lisanlar kullanmış olan Mösyö Gladstone’un el-hâletü hâzihî Rusya’dan tard olunan Musevîlerin Arz-ı Filistin’de yerleşmeleri teşebbüsâtından dolayı zât-ı hazret-i Padişâhî’den muâvenet taleb etmesi garâib-i ahvâldendir.”

SİYONİSTLER KUDÜS’E SOKULURSA MUTLAKA HÜKÜMET KURMAK İSTEYECEKLER

Siyonistler her ne kadar tekliflerinde Yahudilerin siyasetle iştigal etmeyeceğini bildirse de Sultan Abdülhamid, Kudüs’e Yahudi girişlerinin başlaması halinde Siyonistlerin mutlaka hükümetkurmaya çalışacağını biliyordu..

  • Bu sebeple Yıldız Sarayı’ndan gönderilen yazıda Kudüs Mutasarrıflığı şu sözlerle uyarılacaktı;

“Musevîlerin Kudüs civarında ictimâ ve iskân etmeleri ileride orada bir Musevî Hükûmeti teşkilini intâc edebileceði mülâbesesiyle kat’â caiz olmadıkdan baþka zaten Memâlik-i şahane arazi-i hâliyeden ma’dûd olmadığına ve medenî Avrupalıların memleketlerinden tard etdikleri eşhâsın Memâlik-i şahaneye kabulüne bir sebeb olmayıp hususuyla ortada bir Ermeni fesadı mevcud iken bu suret asla caiz olamayacağına nazaran ne merkûmûnun ne de sair Musevîlerin kabul olunmayarak Amerika’da iskân etmek üzere geri gönderilmeleri zımında ba’demâ ayrı ayrı ma’rûzâta hâcet kalmayacak…”


Sultan Abdülhamid, Ermeni sorunu ortadayken bir de Yahudidevleti kurma hayali peşinde koşan Siyonistlere rıza gösterilmemesini ve Siyonistlerin yakalanarak Amerika’ya gönderilmesini istemektedir..

Başka belgelerden de okuduğumuz üzere Amerika’ya gitme imkânı bulunmayan Siyonistlerin biletleri de bizzat YıldızSarayı tarafından alınacak bu kişiler Kudüs’ten uzaklaştırılacaklardı..

SULTAN ABDÜLHAMİD KUDÜS’ÜN TOPRAK ZENGİNİYDİ “

Sultan Abdülhamid, özellikle Kudüs bölgesindeki toprak alışverişlerini yakından takip ediyordu.. 

Siyonistlerin ve siyonizme yakın vakıfların buralardan toprak almasını engellemek için elindengeleni yapıyordu..

Bu minvalde bazı vakıfların bölgede arazileri satın almasına yardım ettiği gibi stratejik noktalardaki bazı arazileri bizzat satınalarak koruma altına almaya çalışıyordu..

Bu teşebbüs öyle bir noktaya varmıştı ki Filistin’in enbüyük toprak zengini Sultan Abdülhamid olmuştu.. 

Derin Tarih’ten Taha Kılınç’ın işaret ettiği üzere 11Nisan 1909’da Tel Aviv kurulurken 27 Nisan 1909’da Sultan Abdülhamid tahttan indirilecekti..

Yani aynı ayın içerisinde İsrail Devleti’nin temeli atılırken buna karşı en büyük mücadeleyi veren isim Sultan Abdülhamid tahttan indirilecekti..

İLGİLİ HABER

*Daha ayrıntılı bir okuma için Devlet Arşivleri’nin hazırladığı Osmanlı Belgelerinde Filistin çalışması incelenebilir.

Duvar/ İslam Özkan

© The Independentturkish / Mehmed Mazlum Çelik 

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top