DÜNYA

Kazakistan’da neler oluyor?: Kim hangi konumda?

.

“Kazakistan protestoları: 7 soruda neler yaşanıyor ve dünya için neden önemli?”

Petrol zengini Orta Asya ülkesinde protestolar devam ederken eylemler bölgeye yayılma potansiyeli taşıyor

Kazakistan’da akaryakıt fiyatlarının artması üzerine patlak veren protestolar giderek daha yakıcı bir hal aldı. Rusya liderliğindeki askeri bir müdahalenin önünü açan ve hükümet karşıtı onlarca kişinin hayatını kaybetmesine neden olan çatışmaların nasıl bir yöne evrileceği tüm dünyada büyük bir merakla takip ediliyor. 

Ülkede sokaklara dökülen binlerce protestocu 1991’de bağımsızlığını kazanmasından bu yana Kazakistan’ı sarsan en ciddi krize imza atmış oldu. Ülkenin en büyük kenti Almatı’da Belediye Binası ateşe verildi. Öfkeli bir grup Almatı Havaalanı’nı ele geçirse de Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev dün havaalanında kontrolün yeniden sağlandığını açıkladı. 

Bununla birlikte protestocular polis araçlarını ateşe verirken iktidardaki Nur Otan partisinin binaları da hedefteydi. Polis göstericilerin 18 polis memurunun hayatını kaybetmesinden ve 353 kişinin yaralanmasından sorumlu tutuyor.

2019’da makamına oturan Tokayev büyük bir meydan okumayla karşı karşıya ve bu aynı zamanda bölgede ABD ve Rusya’nın çıkarlarının da yeniden karşı karşıya gelebileceği anlamını taşıyor. 

Peki zenginliğin küçük bir zümrenin elinde toplanmasına duyulan hoşnutsuzluğu da yansıtan protestolar nasıl başladı ve ne gibi sonuçlar doğurabilir.  

Protestolar nasıl başladı?

19 milyon nüfuslu ülkede protestolar 1 Ocak’ta çoğu aracı çalıştırmak için kullanılan L.P.G fiyatlarında uygulanan tavan fiyatın kaldırılmasıyla başladı. Bu hamle yakıt fiyatlarının bir anda fırlamasına ve bir gecede neredeyse iki katına çıkmasına neden oldu. 

Ancak protestoların altında yatan tek gerekçe bu değil. Sosyal ve ekonomik eşitsizliğe karşı duyulan öfke ve bu eşitsizliğin pandemiyle birlikte daha da derinleşmesi de öfkenin ortaya çıkmasında pay sahibiydi. 

Öte yandan Kazakistan’da çok sert biçimde müdahale edildiği için yıllardır nadiren gerçekleşen eylemlerin yükselişi, olayların ciddiyetine işaret ediyor.

reuters.jpg

Almatı’da birçok araç ateşe verilmişti (Reuters)

Hükümet verilerine göre Kazakistan’da ortalama maaş aylık 570 dolar olsa da pek çok kişi bundan çok daha az kazanıyor. 

Öte yandan Kazakistan’ın madencilik, bankacılık veya finans teknolojisi alanında faaliyet gösteren Vladimir Kim, Bulat Utemuratov, Vyacheslav Kim gibi zengin isimleri milyar dolarlara hükmediyor. 

Göstericilerin talepleri neler?

Her ne kadar akaryakıt fiyatlarına öfke duyulmasıyla başlasa da protestolardaki talepler bir hafta içinde çok daha geniş kapsamlı bir hüviyete büründü. Eylemcilerin talepleri arasında cumhurbaşkanının atadığı bölge liderlerinin seçimle belirlenmesi de yer alıyor. 

Bununla birlikte protestocular yaşam standartlarının artmasını talep ediyor. Ancak eylemcilerin örgütlü bir biçimde hareket etmediğini ve genel olarak bir lider etrafında birleşmediğini belirtmek önemli. 

ap.jpg

Uzmanlar Kazakistan’da şiddetin artabileceğini belirtiyor (AP)

Kazakistan’da halihazırda hükümete meydan okuyabilecek güçte muhalif politikacılar yok ve bu nedenle de alternatif bir hükümetin kurulmasını sağlayacak koşullar henüz mevcut değil. Bunun başlıca nedeni ülkenin uzun süredir herhangi bir muhalefet odağının ortaya çıkmasına olanak vermeyecek şekilde yönetilmesi. 

Nitekim eylemlerin ardından Kazakistan Başbakanı Askar Mamin başkanlığındaki hükümetin istifa etmesi protestoların durulmasının önüne geçmedi. 

Kazakistan’daki huzursuzluk bölge ve dünya için ne anlam ifade ediyor?

Rusya ve Çin arasında yer alan Kazakistan dünyanın en büyük kara sınırlarıyla çevrili ülkesi ve yüzölçümü açısından Batı Avrupa’nın tamamından daha büyük. 

Kazakistan’ın Rusya’nın müttefikleri arasında yer alması ve pek çok ABD şirketinin ülkede önemli yatırımlara sahip olması söz konusu eylemlerin dünyanın en güçlü ülkelerini de ilgilendirdiği anlamına geliyor. 

NATO’nun Rus versiyonu olarak bilinen Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’nün (KGAÖ) müdahalesinin söz konusu olmasıysa anlaşmanın koruma maddesinin ilk kez hayata geçirilmesi anlamını taşıyor. Bu da bölgede jeopolitik açıdan kapsamlı sonuçlar doğurabilir. 

2014’te Ukrayna’da 2020’deyse Belarus’ta gerçekleşen demokrasi yanlısı gösteriler düşünüldüğünde Kazakistan’daki gösteriler Kremlin’in bir diğer müttefikinde zorlu bir durumla karşı karşıya kalabileceğini de gösteriyor. 

Ukrayna ve Belarus gibi ülkelerde Moskova’nın gücünü pekiştirmeye çalıştığı bir dönemde bu protestolar Rusya’nın bölgedeki hakimiyetinin baltalanması tehdidini taşıyor. Eski Sovyetler Birliği ülkelerinde bu protestoların yakından takip edilmesiyse ileriki dönemde güç dengelerinin değişebileceğinin mümkün olduğu anlamına geliyor.

reuters2.jpg

Akaryakıt üretimi nedeniyle Çin, ABD ve Rusya’nın Kazakistan’da ciddi yatırımları bulunuyor (Reuters)

Exxon Mobil ve Chevron gibi petrol devlerinin bölgede on milyarlarca dolarlık yatırım yapması nedeniyle bölgede ABD’nin de çok ciddi çıkarları var. Chevron, Kazakistan’ın en büyük özel petrol üreticisi.

Öte yandan risk istihbarat şirketi RANE’de Avrasya araştırmacısı Matt Orr, 2019’da ABD petrol üreticilerinin Kazakistan’da çıkarılan petrolün kabaca %30’unu kontrol ettiğini, Çinli şirketlerin yaklaşık %17 ve Rus Lukoil’in yalnızca %3’lük üretim yaptığını dile getiriyor. 

Her ne kadar Kazak hükümetleri Rusya’yla bağlarını korusa da bir denge unsuru olarak ABD’yle yakın bağlarını sürdürdü. 

Hükümet protestolara nasıl tepki verdi?

Protestocuları “bir grup terörist” diye niteleyen Tokayev, Kazakistan’ın saldırı altında olduğunu ilan etmiş ve Rusya liderliğindeki ittifaktan müdahale etmesini istemişti. 

Olağanüstü hal ilanının ardından Facebook, Telegram, WhatsApp, WeChat gibi sosyal medya siteleri engellenmişti. 

Hükümetin istifa etmesiyle bir adım geri atılsa da henüz protestolar sönümlenmiş değil.. 

Ülkedeki ana siyasi aktörler kimler?

Üç yıldan kısa bir süre önce eski Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev istifa etmişti. 81 yaşındaki eski çelik işçisi Nazarbayev, Kazakistan’ın Sovyetler Birliği’nin parçası olduğu 1989’da iktidara gelmişti. 

Nazarbayev 2019’da iktidarı Tokayev’e devretmişti. Tokayev her ne kadar Nazarbayev’e şu ana kadar sadık kalsa da kendisine bir süredir daha güçlü bir rol biçmeye çalışıyor. Analistler, bunun da Kazakistan bürokrasisini ve seçkinlerini şaşırttığını ve hükümetin protestocuların taleplerine yavaş tepki vermesine katkıda bulunduğunu söylüyor.

Nazarbayev şu anda nerede?

Nazarbayev protestolar başladığından beri kamuoyu önünde konuşmadı ve ülkeyi terk etmiş olabileceğine dair söylentiler var.

Taldikorgan şehrinde protestocuların onun heykelini yıkmasıysa Nazarbayev’in “ulusun lideri” imajının birkaç gün içinde çarpıcı biçimde çözüldüğü anlamına geliyor. 

Kazakistan’ı gelecekte ne bekliyor?

Durum son derece öngörülemez ve ülkenin büyük bölümünde internet ve telefon kesintisi yaşanırken pek çok şey belirsizliğini koruyor. Protestolar kuvvetlenmeye devam ederken Tokayev’in sert söylemleriyse şiddetin artabileceğine işaret ediyor. 

Independent Türkçe//Derleyen: Esra Güngör

“Kazakistan’da neler oluyor?”

Kazakistan’da, akaryakıt zamlarını protesto eden yurttaşların başlattığı eylemler büyüdü, kitleselleşti, farklı bir boyut kazandı.. Hükümet istifa etti..

Göstericilerle güvenlik güçleri çatıştı. Olağanüstü hal ilan edildi..

Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, olayların arkasında dış güçlerin olduğunu, teröristlerin yurtdışında eğitildiğini açıkladı; Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’nden destek istedi.. Rusya’nın liderlik ettiği örgüt de Kazakistan’a asker yolladı..

Bu gelişmelerin olası sonuçlarını tartışalım..  

Birincisi, Kazakistan; jeopolitik önemi, zengin enerji kaynakları, dengeli dış politikasıyla Orta Asya’da, Türk dünyasında, Avrasya’da önemli bir ülke..

*2.7 milyon kilometrekarelik yüzölçümüyle dünyanın 9. büyük ülkesi. Rusya, Çin, Kırgızistan, Türkmenistan ve Özbekistan’la komşu.

*Nüfusu 19.2 milyon. Bunun kabaca yüzde 70’ini Kazaklar, yüzde 20’sini Ruslar oluşturuyor. Ruslar ülkenin kuzeyinde yoğun olarak yaşıyorlar..

*1991’de, bağımsızlık ilan edildiğinde Rusların oranı neredeyse yarıya yakındı. Ülkede Kazaklar ve diğer Türk kökenli yurttaşlar arasında da yer yer gerilim yaşandı. Kazak halkı arasında feodal bağların güçlü olduğu da unutulmamalı..

  

-İkincisi, geçmişte 2008, 2011, 2016, 2018, 2021 yıllarında irili ufaklı gösteriler olmuştu.. Son eylemler hayat pahalılığına, işsizliğe, yoksulluğa, yolsuzluğa karşı sokağa çıkan, demokrasi, özgürlük, insan hakları taleplerini dillendiren kitlelerin haklı, meşru talepleri olarak başlasa da ulaştığı boyut, geldiği nokta açısından, artık o denli masum değil. Eylemler; 2003, 2004, 2005 yıllarında Gürcistan, Ukrayna ve Kırgızistan’da yaşanan Soros destekli turuncu devrimleri çağrıştırıyor..

   

-Üçüncüsü, ülkenin kurucu cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, bölge dengelerini, Rusya, Çin, ABD arasındaki dengeleri gözeten başarılı bir dış politika yürüttü.. Türk dünyasında aksakal, bilge olarak öne çıktı.. Türk dünyasının güçlenmesine, Türk devletlerinin yakın işbirliğine, Türk Devletleri Teşkilatı gibi kurumlara öncülük edenlerden oldu..

*Kazakistan; 2015’te Türkiye, Rus uçağını düşürdüğünde Ankara ve Moskova arasında arabuluculuk yapmış, Suriye sorununda Türkiye, Rusya ve İran’ı buluşturan Astana Platformu’nun kurulmasında aktif rol almıştı.. 

-Dördüncüsü, olaylar, tam da ABD’nin Orta Asya’da üs aradığı bir dönemde başladı. Afganistan’da büyük hezimete uğrayan ABD, Orta Asya’da kalıcı üs edinip hem varlık göstermek hem de Rusya ve Çin’in etkisini kırmak istiyor..

*AB ve NATO, birkaç gün önce Ukrayna’yı görüştü. Ukrayna ve NATO, 10 Ocak’ta Brüksel’de Rusya’yı görüşecek. ABD ve Rusya heyetleri, 9 – 10 Ocak tarihlerinde Cenevre’de buluşacak..

*NATO – Rusya Konseyi, 12 Ocak’ta toplanacak. Bu nedenle olayların zamanlaması dikkat çekiyor. ABD ve AB; Ukrayna, Gürcistan ve Belarus’tan sonra, Kazakistan’daki gelişmeleri de bahane edip Rusya’ya baskı uygulamaya çalışırlarsa hem gerilim artar hem de sorunun çözümü zorlaşır.    

“RUSYA’NIN ETKİSİ, ÇİN’İN İLGİSİ, ABD’NİN HESABI”  

-Beşincisi, Kazakistan; Rusya’nın etkili olduğu Avrasya Ekonomik Birliği’nde, Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’nde üye.. Şanghay İşbirliği Örgütü’nün kurucularından.. Bununla birlikte Nazarbayev, Rusya ve Çin arasında dengeleri gözetti. Başkenti Almatı’dan Astana’ya taşıdı..

*2019’da Nazarbayev’den görevi devralan Cumhurbaşkanı Tokayev, başkentin adını Nur Sultan olarak değiştirdi..

*Nazarbayev Rusya’ya rağmen Kiril alfabesinden koptu, Latin alfabesine geçti, Rusçanın etkisini kırdı, Kazakçanın kullanımını geliştirdi, Kazaklaştırma politikası güttü.  

-Altıncısı, Çin’in Kazakistan’la ilişkileri gelişiyor. Petrol ve doğalgaz zengini olan, buğday üretim kapasitesiyle dikkat çeken Kazakistan, Çin’e doğalgaz satıyor..

*Çin; ABD, Türkiye ve Rusya’yla birlikte ülkedeki büyük yatırımcılar arasında, yatırımda Rusya’yı geçti..

*Türk iş dünyasının ise enerji, inşaat, gıda, otelcilik gibi sektörlerde yatırımları var. Kazakistan’da çok sayıda Türk yurttaşı yaşıyor. Ahmet Yesevi Üniversitesi de Kazakistan’da.  

-Yedincisi, Türkiye’nin ve Türk devletlerinin dengeli, dikkatli, özenli bir siyaset izlemeleri, hassas bir diplomatik dil kullanmaları önemli.. Kargaşayı iç savaşa götürecek açıklamalardan kaçınmak; Kazakistan’ın bağımsızlığı, bütünlüğü, egemenliği, siyasal birliği ve istikrarını savunmak şart. Bunu yaparken ülkedeki merkezi otoriteyle ilişkileri yürütmek önemli. Çünkü dış politika devletten devlete yapılır, kurumlar arasında yürütülür. Bu alanda popülizme, halk dalkavukluğuna, duygusal çıkışlara, iç siyasete yönelik söylemlere yer yoktur..

*AKP’nin Arap Baharı başladığında kullandığı dilin, “Sokağın sesine kulak veriyoruz”, “Yeni kurulmakta olan Ortadoğu’nun sahibi, öncüsü ve sözcüsüyüz”, “Arap liderlere karşı, Arap halklarının yanındayız”, “Bölgede Türkiye’den habersiz kuş uçmaz”, “Bölgeyi sokak sokak, karış karış biliyoruz”, “Arap liderlerle Erdoğan sandıkta yarışsa Erdoğan açık farkla seçilir” şeklindeki sloganların sonuçları görüldü..   

Özetlersek, Rusya; Kazakistan’da değil nüfuz kaybetmek, mevcut nüfuzunu daha da pekiştirmek ister. Bunun için elinde çok ve çeşitli araçlar mevcuttur. ABD’nin etkili olmasına tahammül etmez. Çin’in de etkisini artırmasına olumlu bakmaz. Çin de ABD’nin ülkede etkili olmasını istemez. Ekonomik olarak ağırlığını artırdığı Kazakistan’da, politik anlamda da güçlü olmak ister. Rusya da Çin de Kazakistan’daki istikrarsızlığın kendilerini çok rahatsız edeceğini bilirler.

Cumhuriyet//Barış Doster

“Kazakistan’dan Ukrayna çıkmaz”

Kazakistan’daki ayaklanma, birbiriyle mücadele eden iki büyük küresel gücün operasyonu olarak yorumlanıyor:

Bir taraf, olayların ABD’nin Rusya’yı hedef alan kadife devrim girişimi olduğunu; diğer taraf ise hem Ukrayna görüşmelerinde ABD’ye karşı güç gösterisi yapmak hem de Türk Devletleri Teşkilatı’nı zayıflatmak için Rusya’nın operasyonu olduğunu savunuyor..

Oysa bir büyük gücün, eğer içeride uygun dinamik yoksa, bir başka ülkede, sıfırdan, düğmeye basarak ayaklanma çıkarabilmesi kolay değildir..

Diğer yandan, olayları Rusya’nın eseri gören yorumun dayanaksız olduğu da ortada.. Zira Kazakistan’ı karıştırmak Rusya’nın elini ABD’ye karşı güçlendirmez ama Kazakistan’ın karışması, Ukrayna cephesini sağlamlaştırmak isteyen ABD’nin elini Rusya’ya karşı kesinlikle güçlendirir!

AYAKLANMANIN ZEMİNİ

Aralık ayında enerji sektöründe 40 bin işçinin işten atılması, yeni yılın ilk günlerinde Hazar Havzası’ndaki şirketlerde grev dalgası başlattı.. Tam da işten atmalar ve grevler sırasında Kazakistan hükümetinin yakıt fiyatlarına yüksek oranda zam yapması, başta işsiz gençler olmak üzere halkın tepkisine yol açtı ve şehirlerde ayaklanma başladı.

Petrol ve doğalgaz ülkesi olan bir ülkede yakıt zamlarına tepki göstermek, elbette halkın en doğal hakkıdır. Nitekim zamlar geri çekildi ve hükümet istifa etti. Yani hedefi bakımından başarıya ulaşıldı. Neden? Çünkü talep haklıydı, hedef doğruydu.

Ancak devamında eylemlerin yöntemi de hedefi de rayından çıkmaya başladı. Durumdan yararlanmak isteyen kuvvetlerin devreye girmeye yeltendiği anlaşılıyor. Çünkü güvenlik kuvvetlerini doğrudan hedef alan silahlı eylemler, kitle eylemi de halk hareketi de değildir.

İşte bu noktada Batı destekli kimi sözde Kazakistan muhalefet liderlerinin hem de karargâh kurdukları Ukrayna üzerinden “rejim yıkma” hedefi ilan ederek ayaklanmaya yön vermek istemeleri, güneyden ülkeye sızan bazı siyasal İslamcı grupların olaylara dahli, Batı fonlarıyla faaliyet yürüten kimi kurumların devreye girmesi, tipik bir “turuncu darbe” girişimini işaret ediyor.

İÇ DARBE OLASILIĞI

Peki, grevlerle başlayan haklı eylemlerden yararlanmak isteyen ve yönünü, yöntemini, hedefini saptırarak bunu kendi amacı için kullanmaya çalışan sadece ABD-İngiltere ikilisi mi?

Bazı göstergeler, tablonun “iç darbe” şeklinde yorumlanabilmesini de olanaklı kılıyor.. Şöyle ki Devlet Başkanı Tokayev, hükümetin istifasını istedikten sonra, ülkeyi yaklaşık 30 yıl yöneten ve 2019’da istifa eden ama fiilen ipleri hâlâ Devlet Konseyi Başkanlığı ile elinde tutan Nursultan Nazarbayev’in bu “görevini” de üstüne aldı!

Tokayev’in kendi gücünü sağlamlaştırmak için eylemleri fırsata çevirmiş olabilmesi de olası yani. Zaten Kazakistan, feodal faylar üzerinde. Bunu kendileri “üç (büyük – orta – küçük) cüz” diye tanımlıyorlar. Bu feodal tabakaların en üstünde de Nazarbayev ailesi var. Ailenin büyük şirketleri, enerji sektöründeki güçleri, Kazakistan’daki ve Batı’daki büyük mal varlıkları zaten halkın bir bölümünün tepki gösterdiği bir durumdu.

KARIŞIKLIK ABD’YE YARAR

Sonuç olarak Kazakistan’ın haritadaki yeri, ABD ile Çin – Rusya arasındaki büyük güç mücadelesi açısından bu ülkeyi çok önemli hale getiriyor. ABD, batısında cephe açtığı Rusya’yı zorlayabilmek için güneyinde karışıklık çıkmasından, çekilmek zorunda kaldığı Afganistan’ın ardından Orta Asya’da problem doğmasından ve Çin’in Kuşak-Yol projesinin güzergâhında kaos bulunmasından en memnun olacak ülkedir elbette.

Ancak ABD’nin Ukrayna’dan farklı olarak, Kazakistan’da bu hedeflerine ulaşabilecek ve karışıklığı sürdürebilecek gücü yok. Yani ABD, Kazakistan’dan bir Ukrayna çıkaramayacak.

Bitirirken halk hareketleri bağlamında şunu söylemeliyim: Doğru hedefi ve programı olmayan, örgütlü bir önderliği bulunmayan halk hareketlerinin amacına ulaşamaması, dış müdahaleyle yönünün sapması, sızmalarla iktidarın karşı propagandasına malzemeye dönüşmesi ve en sonunda sönümlenmesi yüksek olasılıktır. Örneğin Mısır’da böyle oldu. Süveyş Kanalı başta, Mısır’daki yaygın grevler üzerinden yükselen halk hareketi, Mübarek’i yıktı ama eylemlere sonradan katıldığı halde en örgütlü kuvvet olduğu için İhvan tarafından çalındı!

Cumhuriyet//Mehmet Ali Güller

“ABD ve Rusya arasında Kazakistan atışması”

ABD Dışişleri Bakanı Blinken’in basın toplantısındaki “Evine Ruslar girdiyse onları evden çıkarmak zor olabilir” şeklindeki sözlerine yanıt veren Rusya Dışişleri Bakanlığı:

“ABD evinize girdiğinde hayatta kalmak, soyulmamak ve tecavüze uğramamak zordur. Bu davetsiz misafirleri kapılarının eşiğinde bulan Kuzey Amerika yerlileri, Koreliler, Vietnamlılar, Iraklılar, Panamalılar, Yugoslavlar, Libyalılar, Suriyeliler ve daha çok sayıda şanssız insanın ekleyecek çok şeyi var”

Blinken, açıklamasında Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) liderliğinin, protestolar ve şiddet olaylarının yaşandığı Kazakistan’a barış gücü gönderme kararını eleştirmişti.

Kazakistan’ın KGAÖ’ye yardım başvurusunun soru işaretleri yarattığını söyleyen ABD’li bakan:

“Neden dış yardıma ihtiyaç duydukları anlaşılır değil. Tarihten bir ders: Evine Ruslar girdiyse onları evden çıkarmak zor olabilir” demişti..

“Kazakistan’da protestolar: Kim hangi konumda?”

Kazakistan’daki olaylara ilişkin Türkiye’nin tutumunu değerlendiren Sedat Aral:

“İktidarın Taliban gibi radikal İslam odaklar ile kurduğu kurumsal düzeydeki ilişkisi, Türkiye’yi eksen dışına çoktan atmıştır” dedi..

Oğul Tuna ise, Kazakistan-Türkiye ilişkilerinin Nazarbayev iktidarındaki gibi sıcak olmayacağını söyledi..

Kazakistan’da 2 Ocak’ta Mangistau bölgesindeki Zhanaozen ve Aktau’da sıvılaştırılmış petrol gazına (LPG) zam yapılmasının üzerine halkın başlattığı ve hükümetin istifasına rağmen sürdürdüğü eylemlerin şiddete dönüşmesi, ülkede ve bölgede yeni bir dönemi başlattı.

Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) yaptığı açıklamada, “Kazakistan’daki son olaylar ışığında, Kazakistan’da barış ve istikrara verdiğimiz önemi vurguluyor ve üye ülkemiz Kazakistan’la güçlü dayanışmamızı ifade ediyoruz” ifadeleri kullanılmış, ancak askeri destek konusu gündeme gelmemişti.

Öte yandan üyeleri arasında Rusya’nın da bulunduğu Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ) Kazakistan’a barış gücü gönderme kararı aldı.

Eylemlerin şiddete dönüşmesindeki süreci, Türkiye’nin konumunu, Rusya-Çin ve ABD’nin hamlelerini Eski Savaş Muhabiri Sedat Aral ve Siyaset Bilimci Oğul Tuna Cumhuriyet’e değerlendirdi.

“TALİBAN İLETİŞİMİ TÜRKİYE’Yİ EKSEN DIŞINA ATTI” 

Kazakistan’da devam eden olaylarda Türkiye’nin coğrafi ve politik olarak konum alamayacağını anlatan Aral, “Dünya, Türkiye’yi devlet olarak olaylara ses çıkarması, etki etmesi gereken bir konumda görüyor. İktidarın Taliban gibi radikal İslam odaklar ile kurduğu kurumsal düzeydeki ilişkisi, Türkiye’yi bu eksen dışına çoktan atmıştır” dedi.

Dünyadan ardı ardına açıklamalar gelirken, ABD Kazakistan’daki olaylarda insan hakları ihlalini yakından takip ettiklerini belirterek, barış gücüne ilişkin Rusya’ya bugün bir uyarıda bulundu. Hatta ülkedeki kurumlara el konulmasına zemin hazırlayabilecek eylemleri izlediklerini de belirtti.

“RUSYA, SOVYETLER’İN HATALARINI GÖZDEN GEÇİRİR”

Tüm bu protestolar sürerken Rusya ve ABD’nin konumunu değerlendiren Aral, Rusya’nın bu tip olaylarda, Sovyetler’in 1979 Afganistan, Kafkasya, Çeçenistan işgalindeki hataları gözden geçirerek hareket ettiğini söyledi.

Rusya’nın Kazakistan’da kurutmak istediği olgulara bakmakta fayda olduğunu belirten Aral, şunları kaydetti:

“Rusya öncelikle hem Çin hem de orta Asya’yı rahatsız etme gücüne ulaşan İslamcı guruplar ve bunları batıya bağlayan halkaları kırmak zorunda kalacaktır. Ben bu olaylarda Rusya’nın doğrudan etkisi olduğunu düşünmüyorum fakat olaylar başladığında ‘ABD destekli radikal İslamcı gurupların’ da sokağa ineceğini hesapladığını düşünüyorum. Böylece orta Asya ve Kazakistan da, hem ABD ve AB’nin çıkarları için destabilizasyon* yaratmakla görevli Gülen Cemaati gibi gurupların, hem de Suriye’den geri dönen Uygur, Kazak, Özbek vs. gibi radikal guruplardan da kurtulabileceğini düşünmüş olabilir.”

SIRADA KIRGIZİSTAN

Rusya’nın bilinçli davrandığını anlatan Aral, son olarak, “ABD’nin gecikmiş açıklamasına bakılırsa, ‘şirketler Amerikası’ Rusya’nın Kazakistan da oynadığı satrancın sonunda ciddi kayıplar yaşayabileceğini düşünüyor. Nihai olarak da bu olacaktır. Rusya şu an için yabancı yatırımcılara dokunmayacaktır. Çünkü bana kalırsa sırada Kırgızistan var…” dedi.

ÇİN İÇİN KAZAKİSTAN NEDEN ÖNEMLİ? 

Çin ile bin 783 kilo metrelik sınırı bulunan Kazakistan’ın Pekin için hayati değere sahip olduğunu anlatan Tuna, şunları söyledi:

“Çin, ‘Tek Kuşak, Tek Yol’ projesi ile enerji transferini deniz yolu yerine kara yolu üzerinden sağlamaya çalışırken Orta Asya’nın, dolayısıyla kendisinin Avrupa ve Rusya’ya açılacağı kapı olan Kazakistan’a büyük önem atfediyor. Ayrıca Kazak nüfus barındıran Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nin güvenliğini sağlamak için de ikili ilişkilerin seviyesi mühim.”

Kazakistan’ın Pekin’e ekonomik ve ticari perspektif sunduğunu belirten Tuna, “Bütün bu veriler iki ülkenin ilişkilerini geliştirmesinde rol oynuyor. Kazakistan, Nazarbayev döneminde Batı, Rusya ve Türkiye ile Çin arasında denge kurmaya gayret etti. Çin, 2016’dan bu yana ülkenin özellikle enerji ve altyapı sektörüne milyar dolarlarca yatırım yaptı. Fakat ilişkilerin ilerlemesindeki en büyük engel Kazak kamuoyunda güçlü olan Çin karşıtlığı. Uygur meselesi ve Çin’in gün geçtikçe artan yatırımları Kazak halkı nezdinde büyük tepkiye sebep oluyor” diye konuştu.

EKONOMİK KAYNAK ÇİN, POLİS RUSYA

Çin’in ekonomik kaynakları Kazak yönetimine sunulurken, polisliği Rusya’nın yaptığı bir görev paylaşımı olduğunu söyleyen Tuna, “Buna rağmen önemli olan bir nokta, Pekin’in Rusya’yla aynı söylemi benimsemesi. 7 Ocak günü Xi Jinping, Tokayev’e ‘renkli devrim kisvesi altındaki dış müdahalelere karşı’ destek sözü verdi” ifadelerini kullandı.

Bölgede gelecekte beklenen olası ihtimalleri değerlendiren Tuna, Orta Asya’nın son yıllarda büyük değişim yaşadığına dikkat çekti. Tuna’ya göre, Afganistan’dan apar topar çekilen Batılı kuvvetlerin bir amacı Çin ve Rusya’yı buradaki durumla meşgul etmek ve istikrarsızlığı bu ülkelere yaymak olabilir. Nitekim bugüne dek bölgenin en istikrarlı ve müreffeh ülkesi olan Kazakistan’ın bu derece kırılgan olduğunun ortaya çıkması gelecek adına önemli bir işaret.

BÖLGEDEKİ YENİ SİYASİ GÜÇ

Tokayev’in Nazarbayev ve ilintili elitleri, oligarkları temizleyeceği; KGAÖ desteğiyle eylemleri bastıracağının beklenebileceğine dikkat çeken Tuna, ülkenin 30 yıllık kazanımları zarar görürken Türkiye ile ilişkilerin Nazarbayev iktidarındaki gibi sıcak olmayacağını öngördüğü belirtti. Öte yandan Kazakistan’ın zarar gören prestijine karşı Özbekistan’ın bölgedeki yeni diplomatik ve siyasi güç olarak yükselmesi mümkün. Bölgede yükselen istikrarsız ve çatışma ortamının Rusya’yı askeri harcamalarını artırmaya iteceğini belirten Tuna, son olarak, “Ayrıca Kazak ve komşu halkların gözünde Rus imajının daha da kötüleşeceğini söylemek mümkün” ifadelerini kullandı..

“5 soruda Kazakistan krizi!”

Orta Asya’nın en istikrarlı, müreffeh ve bölge lideri olarak gösterilen Kazakistan, 2 Ocak’tan beri eylemlerle çalkalanıyor.

1. Eylemler nasıl ve neden başladı?

Kazakistan hükûmetinin 2019’da temelini attığı ve 2022’nin ilk gününde hayata geçen LPG ticaretini çevrimiçi, elektronik ortama taşıma politikası fiyatlara yüzde 50 zam olarak yansıdı.

2 Ocak’ta ülkenin batısındaki ve enerji kaynaklarının ortasındaki Janaözen’de protestolar başladı ve kısa süre içerisinde ülkenin büyük kısmına; Aktav, Atırau, Aktubinsk, Kızılorda, Karaganda, vs. gibi şehirlere yayıldı.

Özellikle eski başkent Almatı’nın eylemlerin merkezi hâline gelmesiyle talepler ve tepkiler çoğaldı ve çeşitlendi.

İlk ve 29 yıllık cumhurbaşkanı ve “Millî Lider” (İlbaşı, Elbası) Nursultan Nazarbayev ile ailesinin serveti, yolsuzluk, hükûmet politikaları eylemcilerin hedefine yerleşti. 

Cumhurbaşkanı Tokayev ve hükûmet ilk olarak eylemcilerin taleplerini kabul ettiklerinin izlenimini verdiler. Başbakan istifasına ve Nazarbayev’in Güvenlik Konseyi’nden çekilmesine rağmen eylemler devam etti.

Polis şiddeti ve çatışmaların yoğunluğu arttı ve Tokayev, Moskova’nın güdümündeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’nden (KGAÖ) asayişi sağlamak için yardım talep etti.

Aslında Kazakistan 2018-2020 arasında da farklı protestolara sahne olmuş, işçi haklarından milliyetçi politikaların uygulanmasına kadar pek çok muhalif talebin seslendirildiği bir ülke.

Fakat ülke tarihinde ilk defa bu büyüklükte gösterilere ve karşılığında şiddetli cevaba şahit olunuyor. 6 Ocak gecesi itibarıyla 18’i kolluk kuvvetinden olmak üzere onlarca ölü, 1500’e yakın yaralı ve 2300’den fazla tutuklu var..

Dünyanın en geniş uranyum yataklarına, doğalgaz ve petrol kaynaklarına sahip Kazakistan’da millî gelir ve refahın ülkenin zenginliğiyle beraber artmaması büyük hoşnutsuzluk kaynağı.

Başkent Nur-Sultan (2019’da eski Cumhurbaşkanı’nın ismini aldı) haricinde altyapı kaynaklarının geliştirilmeyişi, Nazarbayev sülalesinin ülkenin en zengin isimleri arasında yer alacak derecede yolsuzluğa batması ve “Nazarbayev neslinin” değişim arzusu eylemlerin sebepleri arasında. Zaten göstericilerin çoğunun genç olması da bu gerçeğin bir ifadesi.

6 Ocak’ta eylemlere yönelik müdahalenin başlamasıyla ülke çapında bankalar çalışmaya ara verdi, internet erişiminde kesinti ve benzin istasyonlarıyla marketlerde uzun kuyruklar görüldü..


2. Eylemlerin arkasında dış güçler mi var?

Yaşanan herhangi bir sokak hareketliliğinde halk iradesini, yerel etmenleri yok saymak, önemsiz görmek vahim bir hata. Fakat bu eylemlerin büyüyüp iktidarı tehdit eder hâle gelmesindeki ve eylemlerin yarattığı siyasî boşluğu dolduracak jeopolitik faktörleri göz ardı etmek de yanlış.

KGAÖ “barış koruma gücü” müdahalesinin başladığı 6 Ocak itibarıyla Rus medyasında “terörist” ve Kazak hükûmetinin açıklamalarında dış destekli militanlar gibi ifadelerin kullanımı arttı..

Rusya Parlamentosu’nun üst kanadı Federasyon Konseyi’nin Uluslararası İşler Komitesi Başkanı Konstantin Kosaçev, Kazakistan’da “Ortadoğu ve Afganistan’dan gelen militanların” aktif olduğunu söyledi.. 

Kimi Rus gazeteciler, Birleşik Krallık istihbarat servisinin eylemlerin kızıştırılmasında katkısı olduğunu iddia ederken bazı muhalif siyasetçiler de Kazak eliti içindeki bölünme etkisiyle eylemcileri destekleyen birtakım üst düzey ismin varlığına dikkat çekiyorlar.

Özellikle Ukrayna’da ve farklı Batı ülkelerinde sürgünde bulunan milliyetçi veya liberal Kazak muhalifler sivrilmeye çalışsa da eylemlerin ortak özelliği hiçbir lider figürün ya da ortak ve güçlü bir talebin ortaya çıkmaması..

Bununla beraber henüz herhangi Batı ya da Doğu kökenli bir dış mihrakın olayların başlangıcında ya da büyümesinde etkisi olduğuna dair kanıt yok.

Kazakistan’da zaten ABD’li, Alman ve Britanyalı şirketlerin önemli yatırımları bulunuyor. Rusya ülkenin en önemli askerî ve siyasî müttefiki konumunda. Çin ise ülkede ekonomi alanında gücünü artırmakta..

Unutulmaması gereken nokta ise Kazakistan’ın, dünyanın yüzölçümü bakımından en geniş dokuzuncu ülkesi olarak Avrasya’nın kalbinde yer aldığı Çin’in “Tek Kuşak, Tek Yol” projesinin de Asya’yı Avrupa’ya bağlayan enerji yollarının da en önemli transit ülkesi. Ülkenin beklenmedik biçimde kırılganlaştığının ortaya çıkması jeopolitik açıdan önemli uyarılar da taşıyor..

Ayrıca ABD Başkanı Joe Biden ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna krizine dair görüşmesine az vakit kala Rusya’nın arka bahçesinde büyük ve sürpriz bir krizin daha patlak vermesi, olayın zamanlamasını daha ilginç kılıyor.

Öte yandan Tokayev’in KGAÖ’den yardım talep etmesi, Rusya’nın elini kısa vadede güçlendirecek bir duruma yol açtı.


3. Rusya, Kazakistan’ı işgal mı etti?  

Rusya, Kazakistan’ın en önemli askerî ortağı. Sarı-Şagan’daki anti balistik füze üssü ve Baykonur’daki uzay üssü zaten Moskova tarafından kullanılıyor. Moskova ve Nur-Sultan sadece ikili ilişkilere sahip değil, aynı zamanda KGAÖ çatısı altında da iş birliği içinde.

KGAÖ’nün 2016’daki zirvesinde alınan bir karara göre, müttefik devletler, bir diğer devlette “kamu düzeni ve üye devlet vatandaşlarının güvenliğini ihlal eden olaylarda” müdahale etme sözü veriyor.

Tokayev de sosyolojik ve siyasî sonuçları olacak bir karar verip KGAÖ’yü eylemcilere -veya resmî ifadeyle “militanlara”, “teröristlere”- müdahale talebinde bulunurken bu meşru dayanağa sahipti.

KGAÖ’nün “barış koruma gücü” gönderme kararı, böylece resmî olarak “Rus müdahalesi” ya da “işgali” anlamı taşımıyor.

KGAÖ Genel Sekreteri, operasyonlar tamamlandıktan sonra bütün güçlerin Kazakistan topraklarından çekileceğini açıklarken 2500’e yakın askerin görev alacağını bildirdi..

Bu güç içinde Rusya, Belarus, Ermenistan ve Tacikistan ordusundan unsurlar bulunuyor. KGAÖ’nün bir başka üyesi Kırgızistan ise Kazakistan’a asker göndermeyeceğini açıkladı..


4. Türkiye ve Türk Dünyası Konseyi niçin sessiz kaldı?

Kazakistan ve özellikle de Nazarbayev, Türk dünyası ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) için büyük önem ifade ediyor. Nazarbayev, pek çok Türk ve Azerbaycanlı siyasetçi tarafından “Türk dünyasının ‘Aksakallı’sı” olarak anılıyor..

Fakat 4 Ocak’tan beri yaşanan gelişmelerde Türkiye ve diğer Türk devletlerinin tavır almakta kararsız kaldığı gözlendi.

KGAÖ’nün Kazakistan’a asker yollama kararının ardından 6 Ocak günü içinde bu kararsız tutumu tersine çevirmeye yönelik birkaç adım atıldı..

Erdoğan’ın Özbekistan ve Azerbaycan liderleriyle ülkedeki vaziyeti görüştüğü paylaşıldı. TDT:

 “Kazakistan Hükûmetine ve halkına ihtiyaç duyabilecekleri desteği vermeyi hazır olduğu” beyanatını verdi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın:

“Kazakistan’da yaşanan hadiselerden ve can kayıplarından büyük üzüntü duyuyoruz […] Türkiye her daim Kazakistan’ın yanında olmaya devam edecektir..”

Öte yandan Türkiye ve TDT’nin tutumuna dair yaşanılan şaşkınlık, bu örgütün niteliğine ve Türkiye ile Türk dünyası arasındaki dinamiklerine aşina olmamaktan kaynaklanıyor. TDT, askerî bir ittifak değil.

Bir NATO üyesi olarak Türkiye’nin KGAÖ üyesi Kazakistan’a asker göndermesi özellikle Rusya ile ilişkilerde bir başka boyutun açılmasına sebep olabilir..

Son olarak da Rusya’nın askerî varlığı ile TDT’nin siyasî-kültürel niteliği, en azından şu an için, birbiriyle çakışmıyor. Nur-Sultan’ın tercihi aslında ülkesinin siyasî, sosyal ve jeopolitik gerçeklerini yansıtıyor.


5. Ülkeyi ve bölgeyi bundan sonra neler bekliyor?

Eylemlerin Kazak kolluk kuvvetleri ve KGAÖ “barış koruma gücü” ile kısa sürede bastırılacağı ve hükûmetin sınırlı tavizlerde bulunacağı beklenebilir.

Öte yandan Tokayev’in siyasî çalkantıyla beraber Nazarbayev ve eski lidere sadık elitler ile oligarkları şimdiden tasfiye etmeye başladığı pek çok uzman ve gözlemci tarafından dile getiriliyor.

Kazakistan’ın 30 yıllık bağımsızlık sürecinde inşa ettiği tarafsız, Doğu ile Batı arasında dengeci ve istikrarlı imajı özellikle KGAÖ müdahalesiyle beraber yara aldı. 2016’dan bu yana Batı’ya ve dünyaya açılış politikası izleyen Özbekistan, bundan böyle Orta Asya’da daha sözü dinlenir bir konuma yükseleceğe benziyor.

Ukrayna ve Belarus krizlerinden sonra Rusya için yeni bir cephe hâline gelen Kazakistan’da Moskova’nın askerî varlığını daha derinden hissettireceği söylenebilir. Bu da muhtemelen Kazak halkının kolektif hatırasında Rusya’ya yönelik duygu ve tutumu derinden etkileyecektir.

Ayrıca Afganistan’dan apar topar çekilen ABD’li ve Batılı kuvvetlerin, Orta Asya’da Rus askerî harcamalarının artmasıyla Moskova’yı ekonomik yönden iyice yormak istediği düşünülebilir.

Kazakistan’da yaşananları ülkenin iç meselesi olarak niteleyen Çin’in bölgedeki istikrarı korumada Moskova ve Nur-Sultan’a destek vereceği ortada. Afganistan’dan beri ülkeler arasında artan iş birliği, Mayıs 2021’deki Kırgız-Tacik çatışmasından bu yana durduraksız sarsılan Orta Asya jeopolitiği için önem taşıyor.

Kazakistan’da son yıllarda Latin alfabesine geçilmesinden TDT’nin kuruluşuna dek pek çok önemli hamlenin geri çekilmesi şu an için olası değil.

Fakat Nazarbayev gibi denge ustası bir siyasetçinin zihniyeti eğer tamamen tasfiye edilirse, Çince konuşan Tokayev’in iktidarında Türkiye ile ilişkilerin şu ankinden daha gergin bir hal alması beklenebilir..

© The Independentturkish// Oğul Tuna

İLGİLİ HABER

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top