GÜNDEM

Türkiye Eğilimleri 2021 Araştırması

.

“Türkiye Eğilimleri 2021 Araştırması: ‘Muhafazakâr ve Kemalist çizgi ağırlık kazanıyor”

Kadir Has Üniversitesi’nin Prof. Mustafa Aydın koordinatörlüğünde 2010 yılından beri düzenli olarak hazırladığı Türkiye Eğilimleri – 2021 yılı Araştırması’nın sonuçları kamuoyuyla paylaşıldı..

Koordinatörlüğünü Prof. Dr. Mustafa Aydın’ın üstlendiği araştırmayı Prof. Dr. Mitat Çelikpala, Prof. Dr. Erinç Yeldan, Prof. Dr. Murat Güvenç, Prof. Dr. Osman Z. Zaim, Prof. Dr. Banu Baybars Hawks, Dr. Öğr. Üyesi Kerem Yıldırım, Dr. Öğr. Üyesi Berkay Ayhan, Dr. Öğr. Üyesi M. Kerem Çoban ve Sezen Kaya yaptı..

Kadir Has Üniversitesi’nin Türkiye Eğilimleri araştırmasından:

“AKP’lilerin en az istediği rakip İmamoğlu…

Kürt sorununun çözümü siyasi olmalı…

Kılıçdaroğlu’nun taban onayı artıyor…”

Kadir Has Üniversitesi’nin Prof. Mustafa Aydın koordinatörlüğünde 2010 yılından beri düzenli olarak hazırladığı Türkiye Eğilimleri – 2021 yılı Araştırması’nın sonuçları kamuoyuyla paylaşıldı..

23 Ekim-5 Kasım 2021 dönemini kapsayan, 26 ilde kent merkezlerinde ikamet eden 18 yaş ve üzeri 1000 kişi ile görüşme sonucu elde edilen veriler ışığında rapor; kimliklerden seçimlere, etnik ilişkilerden, terör ve güvenliğe, ekonomiye, korona virüsüne bakışa dek çok geniş bir yelpazede Türkiye’de toplumun nabzını tutuyor..

“SİYASAL İSLAMCI TABAN DÜŞÜŞTE”

Rapora göre, Türk halkının siyasi yelpazedeki yeri ağırlıklı olarak

  • yüzde 27,5 muhafazakâr..
  • yüzde 19,9 ile milliyetçiler,
  • yüzde 19,2 ile Kemalistler,
  • yüzde 9 ile siyasal İslamcılar ve
  • yüzde 8,3 ile sosyal demokratlar izliyor. A
  • politik kesimde ise geçtiğimiz yıla göre (yüzde 5,9) önemli bir azalma var yüzde 1,9

Prof. Aydın:

“İttifakların tabanını oluşturan tabanlara bir arada baktığımızda, kendisine muhafazakâr ve dindar/siyasal İslamcı olarak tanımlayanların toplamı yüzde 36,5’a düşmüş durumda..”

Türkiye halkının siyasi yelpazedeki yerinde muhafazakarlarda ve Kemalistlerde bir tırmanış gözlemlenirken, siyasal İslamcılarda 2019 yılından itibaren bir gerileme kaydediliyor..

Etnik yapı açısından halkın yüzde 88,6’sı kendisini Türk olarak tanımlarken, kendisini Kürt olarak ifade eden kesim yüzde 8’lik bir paya sahip. .

Çocukken aile içinde konuşulan dilde yüzde 93,6 ile Türkçe ve yüzde 7’lik oran ile Kürtçe de etnisiteye dair rakamlarla örtüşüyor.

Halkın yüzde 82,7’si kendisini Müslüman olarak belirtirken, bu oran geçtiğimiz sene yüzde 75,8 idi..

Dindarlık açısından da toplumda yüzde 58’lik oran ile “orta dindarlık” ağırlıkta olup, bu kesim ağırlıklı olarak CHP seçmenlerinden oluşuyor..

Çok dindar olarak ifade eden kesim ise yüzde 29 oranında olup AKP seçmeni.

Yaş arttıkça dindarlık düzeyinin ifade edilmesinde bir artış gözlemleniyor. Düşük dindarlık tabanı ise genellikle HDP seçmeni arasında yoğunlaşıyor.

Araştırmaya göre; toplumun yüzde 41’i “namaz kılmadığını” ifade ediyor..

Tüm vakit namaz kılanların oranı ise yüzde 21..

Toplum içinde kendisini çok dindar olarak tanımlayanlar yüzde 29,5’luk, hiç dindar olarak görmeyenler ise yüzde 12,5’luk bir orana sahip..

“EKONOMİ EN ÖNEMLİ SORUN GÖRÜLÜYOR”

Toplumun yarısı (yüzde 51,3) parlamento ve seçimlerle uğraşmak zorunda kalmayan güçlü bir lidere sahip olmaktan yana..

Demokratik siyasal sistemle yönetim de aynı şekilde toplumun yüzde 55,3’ünün talebi..

Dolayısıyla bu iki sistem arasında toplum ikiye bölünmüş durumda.

Türkiye’nin gündemindeki en önemli problem

  • ekonomide yaşanan sorunlar olarak görülürken (yüzde 22,7) bu konudaki endişelerde geçmiş seneye göre (yüzde 12,3) ciddi bir artış söz konusu..
  • İkinci öncelikli mesele olarak mülteciler (yüzde 17,9) görülürken, onu
  • korona virüsü salgını (yüzde 15,8) takip ediyor.

Coğrafi bölgeler bazında bakıldığında korona virüsü salgını Ege bölgesi ve Marmara bölgesinin bir numaralı sorun iken,

ekonomik sorunlar İç Anadolu bölgesi ve Akdeniz bölgesinin gündeminde;

mülteciler ise Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki vatandaşların temel sorunlarının başında görülüyor..

Terör ise, sadece Karadeniz bölgesindeki vatandaşlar açısından Türkiye’nin en büyük sorunu kabul ediliyor..

Raporun her sene ölçtüğü önemli bir veri olarak “kurumlara güven derecesi”nde ise, tüm kurumlara olan güven bir önceki yıla göre artış seyrediyor ve güvenlik güçleri (polis, jandarma, TSK) ilk üç sırada yer alıyor..

“AKP – MHP CUMHURBAŞKANLIĞINA, CHP-HDP JANDARMAYA GÜVENİYOR”

Seçmen bazında ise,AKP ve MHP seçmeni arasında en çok Cumhurbaşkanlığına güven duyulurken, CHP ve HDP seçmeninde Jandarma, İYİ Parti seçmeninde ise polise duyulan güven öne çıkıyor..

En çok güvenilen kurumlar…

  • Emniyet,
  • Jandarma ve
  • TSK olduğu belirlendi. 
  • TBMM yüzde 57 ile dördüncü,
  • Cumhurbaşkanlığı yüzde 56,9’la beşinci sırayı alırken,
  • Türk Tabipleri Birliği bu yıl oranını yükselterek altıncı sıraya yerleşti.

Listenin devamındaki Milli İstihbarat Teşkilatı, Anayasa Mahkemesi, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, Türkiye İstatistik Kurumu, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Barolara güven geçen yıla oranla az da olsa arttı.

Medya ise muhalefet partilerinden daha güvenilir çıktı..

Tüm parti seçmenleri, oy verdiği partiyi giderek daha fazla başarılı buluyor ve kendi partisinin liderini geçen seneye göre daha fazla onaylıyor. Bu durum, Prof. Aydın’a göre, seçmenlerde derin bir kutuplaşma olduğunu ve oy verme eğilimlerinin konsolide olduğunu gösteriyor. Yani, seçimin bugün olması durumunda seçmenlerde oy tercihleri konusunda net bir duruş söz konusu.

AYDIN: SEÇİM ATMOSFERİNE GİRİLDİ

En başarılı bulunan siyasi parti lideri

  • Recep Tayyip Erdoğan (yüzde 43,3) iken, onu
  • Kemal Kılıçdaroğlu (yüzde 29,2),
  • Devlet Bahçeli (yüzde 28) ve
  • Meral Akşener (yüzde 23,5) izliyor.
  • Geçtiğimiz seneye göre Kılıçdaroğlu, onaylanma açısından kendi tabanında yüzde 16’lık (yüzde 63,6’dan 79,7’ye) bir artış sergiliyor.

“CHP seçmeni kendi parti liderini eleştirme eğiliminde olsa da, bu rakamlar bir seçim atmosferine girildiğini gösteriyor,” diyor Prof. Aydın..

Halkın yüzde 40’ı ise Erdoğan’ı destekliyor. Bu oran AKP’liler arasında yüzde 80, MHP’liler arasında yüzde 54,3, CHP’liler düzeyinde ise yüzde 7,7..

Ülkenin siyasi yönetim tarzı tercihi ise halkı ikiye bölen bir konu olarak karşımıza çıkıyor..

  • Yüzde 55,7’lik kesim Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nden yana iken, yüzde 44,3’lük kesim parlamenter demokrasi yanlısı.
  • CHP’nin içinde yüzde 24,6’lık bir kesimin Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini desteklemesi ise, Prof. Aydın’a göre, bu konuda CHP’nin kendi tabanını yeterince ikna edemediğine işaret.

“Parti seçmen tabanları büyük oranda konsolide olmuş durumda. Muhalefet partilerinin bu noktadan sonra yapması gereken kararsız seçmeni ikna edecek bir program oluşturması ve kendi seçmen kitlesini Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi gibi kritik konularda ikna etmesi. Cumhur İttifakı’nın ise oy oranını koruması ekonomi yönetimine bağlı,” diye ekliyor Prof. Aydın.

Erken seçim istenmiyor

Katılımcıların yüzde 64,5’i erken seçimi gerekli görmüyor. Bu oran “erken seçim olmalı” diyenlerde yüzde 17 olarak kaldı.
 

WhatsApp Image 2022-01-04 at 13.15.00 (1).jpeg
“MUHALEFET KARARSIZLARA EĞİLMELİ”

AKP’lilerin ve MHP’lilerin yüzde 88’i Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni destekliyor; CHP’lilerin ise yüzde 75,4’ü, İYİ Partililerin yüzde 73,6’sı, HDP’lilerin de yüzde 73,2’si parlamenter demokrasiden yana..

Halkın yüzde 40’ı siyasal kutuplaşma olduğunu düşünürken, bu oran geçtiğimiz sene yüzde 55,6 idi. Kutuplaşmanın ekseni ise genellikle laik-dindar, sağcı-solcu ve zengin-fakir arasında görülüyor.

Hükümet icraat ve politikalarına ilişkin değerlendirmede en çok destek koronavirüsle mücadele ve ulaşım hizmetlerinde verilirken, en son sırada ekonomi ve eğitim politikaları yer alıyor.

Halkın yüzde 64,5’u ise erken seçimi gerekli görmüyor..

Ancak bugün seçim olsa katılımcıların yüzde 35.9’u AKP’ye, yüzde 24,6’sı CHP’ye, yüzde 9,7’si MHP’ye, yüzde 9,4’ü İYİ Parti’ye, yüzde 9’u ise HDP’ye oy vereceğini açıklıyor..

Bugün seçim olsa “kesinlikle oy vermem” denilen partiler arasında ise yüzde 44,2 ile HDP başı çekerken, onu yüzde 21,3 ile AKP izliyor..

İktidar bloku ile muhalefet arasında seçmen desteğinde birbirine çok yakın bir toplam göze çarpıyor.

“Burada sonucu belirleyecek olan oy vermeyecekler ve kararsız olanlardır. Muhalefetin o kesime eğilmesi gerekli,” diyor Prof. Aydın.

Katılımcıların yüzde 38,8’i ise siyasi partilerin kendi parti liderlerini cumhurbaşkanlığı seçiminde aday göstermesinden yana. İttifak durumunda ise partilerden birinin liderinin aday gösterilmesini savunanlar yüzde 24 düzeyinde. İkinci turda ise Erdoğan-Kılıçdaroğlu ve Erdoğan-Akşener tercihi sırasıyla yüzde 14,9 ve yüzde 14,5 ile ön sırada.

“AKP’LİLERİN EN ÇOK İSTEMEDİĞİ RAKİP İMAMOĞLU”

“AKP seçmeni Erdoğan karşısında en az Ekrem İmamoğlu’nu görmek istiyorlar. Bu da en çok ondan tehdit algılaması aldıklarını gösteriyor. İYİ Parti seçmeninin ise yüzde 63’lük kesimi kendi parti liderlerini Erdoğan karşısında görmek isterken, CHP seçmeninin yüzde 28,8’lik kesimi Kılıçdaroğlu-Erdoğan kapışması görmek isterken, onun dışındaki kesim dağılmış durumda” diyor Prof. Aydın.

Ekonomi alanındaki verilere bakıldığında ise, “kendimi / ailemi geçindiremiyorum” diyenlerin oranı yüzde 57,2 iken, yüzde 45,8 borçlarının seviyesinden endişe duyuyor. Türkiye’de yakın dönemde yaşanan ekonomik zorlukların temel nedeni olarak ise yüzde 20,7 ile “faizlerin yüksekliği” görülürken, onu “yüksek dış borçlanma” (yüzde 14,8) ve “göçmenler / mülteciler” (yüzde 14,4) izliyor. Hükümetin ekonomi politikalarını başarılı bulma derecesinde ise (yüzde 40,8) bir artış trendi devam ediyor.

Kadir Has Üniversitesi’nden ekonomi bölümü profesörü Osman Zaim, Gazete Duvar’a yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Faizler konusunda Cumhurbaşkanlığı makamının ikna ediciliği çok yüksek. Çünkü faiz-enflasyon üzerinden ilişki kurarak, yüksek enflasyon olduğu sürece alım gücünüz düşmektedir diyor ve algılar bu şekilde yönetiliyor. Bu ikna gücü de kendi tabanı üzerinde önemli bir yer tutuyor. Ama bir yandan da pandemi döneminde doğrudan hibelerle yapılacak yardımlar yapılmadı ve insanlar büyük bir borç yükü altına girdi. Anket yapıldığı dönem bu geri ödemelerin yapılmaya başlandığı dönemdi. Esnaf ve hanehalkı banka borcu ve kredi kartı borç yükü altında ezilmekteydi.”

Aynı şekilde hükümetin dış politikasını başarılı bulma derecesi de geçen sene yüzde 46,5 iken bu sene yüze 50,6’ya ulaştı. Türkiye’nin dış politikada en çok Müslüman ülkelerle (yüzde 17,5), akabinde Rusya ile (yüzde 16,4) ve Türkî cumhuriyetlerle (yüzde 14,1) işbirliği yapması gerektiği söylenirken, yüzde 10’luk kesim de yalnız hareket etme yanlısı.

“AB ÜYELİĞİNİ EN FAZLA AKP’LİLER İSTİYOR”

Ülkelerin Türkiye için tehdit oluşturma algısına bakıldığında en büyük üç tehdit Ermenistan, İsrail ve ABD’den geliyor. En yakın müttefiklere dair algı ise yıllardan beri değişmiyor: Azerbaycan, KKTC ve Gürcistan.

Halkın yüzde 58,4’ü AB üyeliğini desteklerken, bu alanda yıllar içerisinde bir artış söz konusu. En fazla destek ise yüzde 64,5 ile AKP seçmeninden geliyor ve onu yüzde 59,7 ile CHP seçmeni izliyor.

Halkın yüzde 58’i Türkiye’nin NATO üyeliğini destekliyor. Ancak halkın yüzde 38’i hükümetin Suriye politikalarını başarısız buluyor. Bu oran geçtiğimiz senelere göre en yüksek seviyesine ulaşmış durumda. Halkın yüzde 47,9’u Suriye’de Esad hükümeti ile görüşmeye karşı.

Halkın üçte biri Türkiye’nin sınır ötesi operasyonlarını desteklerken, halkın yüzde 68,9’u göçmenlerden memnun değil. “Fiili bir operasyon olduğunda halkın desteği ilk aşamada artıyor, üç-dört ay içerisinde ise bu destek geriliyor,” diye açıklıyor Prof. Aydın.

“Sığınmacıların ucuz ve kaçak işgücü ile işsizliğe neden oldukları, asayişi bozdukları ve ülkenin kısıtlı imkanlarını tükettikleri” iddiaları ise, başlıca üç temel endişe kaynağı. Halkın yüzde 78,8’i güvenlik şartlarının sağlanması şartıyla Suriyeli sığınmacıların ülkelerine döneceğini düşünüyor.

“KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ SİYASİ OLMALI”

Hükümetin Kürt sorununa yönelik politikalarını başarısız bulanların oranı geçen seneden (yüzde 23,1) bu seneye ciddi oranda artarken (yüzde 37,7), HDP’nin Kürt halkını temsil edemediğini düşünenlerin oranı da bir sene içerisinde yüzde 35,4’ten yüzde 51,5’e yükseliyor. “Sadece Türk kökenliler değil, Kürt kökenliler arasında da HDP’nin temsiliyeti konusunda bir düşüş var,” diyor Prof. Aydın.

Türkiye’deki terör sorununun çözümü için ise en etkili yol yüzde 27,7 ile siyasi, yüzde 26,6 ile askeri çözümler olarak görülüyor. Kürt kökenliler ve sosyal demokratlar siyasi çözümleri daha çok savunurken, askeri yöntemleri destekleyenler ağırlıklı olarak siyasal İslamcılar, milliyetçiler ve muhafazakârlar arasında tespit ediliyor.

Katılımcıların yüzde 67,5’i, Türkiye’nin bölünme tehlikesi altında olmadığını düşünüyor.

Rapor’a göre; kendine benzemeyenle komşu olma isteğinde ciddi bir düşüş var. Bir Kürt’le komşu olmak isteyenler yüzde 29,1 iken, katılımcıların sadece yüzde 16,8’i bir Arap’la, yüzde 11,1’i bir Rum’la, yüzde 9,1’i de bir Ermeni ile komşu olmayı istiyor. Katılımcıların sadece yüzde 8,1’i bir ateistle komşu olmayı kabullenirken, ancak on kişiden biri Hıristiyan komşu istiyor.

Sadece yüzde 6,4’lük bir dilim eşcinsel komşuyu sorun olarak görmezken, sığınmacı/mülteci komşuyu ancak on kişiden biri kabulleniyor. Çocuğunun evlenmesini istemediği kişiler arasında mülteci/sığınmacılar, gayrimüslimler, dindar olmayanlar ön sırada.

Raporun belki de en ilginç verisi ise, iktidar bloku seçmeninde mutluluk oranının yüzde 80’lere varmışken, muhalefet partilerinde bu oranın yüzde 40’lar düzeyinde seyretmesi. Rapor, bir açıdan mutluluğun da “politik” olduğunu ortaya koymuş oldu.

Hangi komşu istenmiyor?

Farklı dini kimliklerle komşu olma isteği sorusunda en yüksek oran “ateistlerle komşu olmak istemem” sorusunda yoğunlaştı. Bunu Hristiyanlar ve Museviler takip etti. Katılımcılar en çok dindarlarla komşu olmak istediğini aktardı.
 

WhatsApp Image 2022-01-04 at 13.15.01 (1).jpeg


“Farklı Sosyal Kimliklere Komşu Olma İsteği” sorusunda en az eşcinsellerle, sığınmacılarla ve içki içenlerle komşu olunmak istemediği belirtildi. 

Katılımcılar çocuklarının mültecilerle evlenmelerini istemediğini belirtti. Siyasal kutuplaşmanın ana ekseni laik-dindar çatışması olarak görülürken ikinci sırada ise sağcı-solcu çatışması yer aldı.

Katılımcıların yüzde 44’ü gazeteleri sadece internetten okuduklarını belirterek sadece basılı gazete okuyanların oranı 9,3’te kaldı.

Rapora erişim için: https://www.khas.edu.tr/sites/khas.edu.tr/files/inline-files/turkiye-egilimleri-web-basin.pdf 

Duvar// Menekşe Toktay

NE OLMUŞTU?

“TÜRKİYE EĞİLİMLERİ ARAŞTIRMASI’ 2020 YILI SONUÇLARI…”
EKONOMİ VE PANDEMİ 2020
Kadir Has Üniversitesi Türkiye Araştırmaları Grubu ile Global Akademi ortaklığında gerçekleştirildi

11 yıldır halkın nabzını tutan Türkiye Eğilimleri Araştırması’nın 2020 yılı sonuçlarına göre, koronavirüs salgını nedeni ile ekonomide yaşanan daralma, Türkiye´deki işsizlik sorununu ciddi ölçüde tetiklerken, kur dalgalanmaları ile artan hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısı en önemli sorunlar olarak dikkat çekiyor.

Ekonomi ve pandemi 2020´nin özeti

Kadir Has Üniversitesi Türkiye Araştırmaları Grubu ile Global Akademi ortaklığında gerçekleştirilen, Türk halkının düşünce, görüş ve tespitlerine ışık tutan, Türkiye’nin gündemi ve geleceğine yönelik olası sorunlara yönelik kamuoyunun bakışını gösteren Türkiye Eğilimleri Araştırması’nın 2020 yılı sonuçları 7 Ocak Perşembe günü çevrimiçi düzenlenen bir basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaşıldı.

Ülkenin son 11 yılına ışık tutan araştırma, halkın Türkiye’de gördüğü en önemli sorunun pandemi, hayat pahalılığı ve işsizlik olduğunu gösteriyor.

Tehdit algısında her sene olduğu gibi ABD ve İsrail ilk iki sırayı alırken, Azerbaycan, KKTC dost olarak tanımlanan ender ülkeler.

2010 yılından bu yana Prof. Dr. Mustafa Aydın koordinasyonunda akademik bir ekip tarafından sürdürülen ve Türkiye’nin gündemi ve geleceğe yönelik olası sorunlarına kamuoyunun bakışını gösteren Türkiye Eğilimleri Araştırması’nın 2020 yılı saha çalışmaları 11 Kasım – 4 Aralık 2020 tarihleri arasında, Türkiye temsiliyetine sahip 26 ilde, kent merkezlerinde yaşayan 18 yaş üzeri 1000 kişiyle yapılan görüşmeler aracılığıyla, Akademetre Araştırma tarafından gerçekleştirildi.

ANA SORUN PANDEMİ VE EKONOMİ

Araştırmanın 2020 sonuçlarında daha önceki yıllara göre fazla değişmeyen birçok konu var. Ana sorun ekonomi ve koronavirüs nedeniyle bu sorunlar artmış durumda.

Türkiye’nin en önemli sorunu olarak yüzde 23,5’lik oran ile koronavirüs salgını gösteriliyor. Ancak hemen ardından ekonomiyi ilgilendiren birçok konu sıralanıyor; hayat pahalılığı ve işsizlik (yüzde 20,7), ekonomide yaşanan sorunlar (yüzde 12,3). Diğer sorunlar şöyle sıralanıyor; hak ve özgürlüklerin sınırlanması (yüzde 12,3), terörle mücadele (yüzde 8), mülteciler (yüzde 6).

“Son bir yılda yaşanan ekonomik gelişmeler sizi nasıl etkiledi?” sorusu ise ekonomik sorunların derinliğini daha net ortaya koyuyor.

*Katılımcıların yüzde 51,8’i ekonomik olarak daha kötüye gittiğini belirtirken, yüzde 48,9’u borçlarının seviyesinden endişe duyuyor.

*Katılımcıların sadece yüzde 33,4’ü gelirinin aylık tüketim harcamalarını karşılamaya yeterli olduğunu belirtirken, yüzde 74’ü tasarruf yapamadığını belirtiyor.

*Öte yandan hükümetin ekonomi politikalarını başarılı bulma oranı son iki seneki sonuçları geçerek yüzde 38,1 olarak çıkıyor.

*Koronavirüs sürecinde hükümet (yüzde 57,7) ve belediyelerin aldıkları önlemler (yüzde 57,7) ve destek paketleri (yüzde 59,2) başarılı bulunuyor.

*Aşı konusunda ise üretilmesi halinde katılımcıların yüzde 70,2’si Türk aşısını tercih edeceklerini belirtiyor.

*Başta Almanya olmak üzere, Rusya, Çin, ABD, İngiltere’nin ürettiği aşılar yüzde 46’yı geçemediler.

*Pandemiye yönelik tedbirlerin başında maske kullanımı (yüzde 83,9), sık sık ellerin yıkanması (yüzde 79,7) ve kolonya kullanımı (yüzde 78,5) geliyor.

 “SİYASET

Bu seneki araştırmanın ilginç bir verisi demokrasi konusunda ortaya çıkıyor.

*Demokratik siyasal yönetim halen yüzde 60,8 ile en çok tercih edilen yöntem olarak görülüyor olsa da, sonuçlara göre yüzde 45,8 parlamento ve seçimin olmadığı tek adam iktidarına onay veriyor.

*Yüzde 31,8 ülkeyi dini bir liderin yönetmesine olumlu bakıyor, yüzde 29,9 ise ülke yönetiminde orduyu görmek istiyor.

*Demokrasi açısından oldukça sıkıntılı bu sonuçların ardından en güvenilen kurumun halen ordu olduğunu görmek şaşırtıcı değil.

*En güvenilen kurumlar bu sene de Türk Silahlı Kuvvetleri (yüzde 59,7), Jandarma (yüzde 58,5), Polis (yüzde 56,9) ve Milli İstihbarat Teşkilatı (yüzde 52,2) olurken, bu yıl ilk kez ölçülen Türk Tabipleri Birliği (yüzde 55,1) ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (yüzde 50,7) de üst sıralardan en güvenilen kurumlar listesine girdi. En az güvenilen kurum ise değişmeyerek medya kuruluşları oldu.

*Kayyum atanması konusunda katılımcıların yüzde 26,5’i olumlu karşılarken, olumsuz karşılayanların oranı yüzde 38,2. Beklenenin aksine, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın çalışmalarını başarılı bulanların oranı AKP seçmenlerinde artarken CHP seçmeninde azalma yönünde. 

*Bugün seçim olsa katılımcıların yüzde 36,8’i AKP’ye, yüzde 23,1’i CHP’ye vereceğini söylüyor. İyi Parti ve HDP’nin oranı yüzde 10,2, MHP ise yüzde 9,7.

 “DIŞ POLİTİKA

*Dış politikada, Türkiye’nin işbirliği yapması gereken ülkelerde yine Türki Cumhuriyetler yüzde 19,5 ve Müslüman ülkeler yüzde 18,4 ilk iki sırayı alıyor. NATO ülkeleri ve AB ülkeleri ile işbirliği listede yükselirken,

*Türkiye’nin yalnız hareket etmesi gerektiğini düşünenlerin oranı da geçen senelere göre düştü. Türkiye’nin dost algısı daha önceki senelerde olduğu gibi Azerbaycan, KKTC, Türki Cumhuriyetlerle sınırlı. Daha sonra Ortadoğu’dan Katar geliyor.

*Türk halkının tehdit algıladığı ülkeler sıralamasında ilk sırada yüzde 60,5 ile ABD var. Ancak 2018’de bu oranın yüzde 82 olduğunu düşününce ciddi bir gerileme olduğu gözüküyor. Tehdit algısında birincilik hep ABD ile İsrail arasında paylaşılır. ABD’nin aksine İsrail (yüzde 60,3) bu sene yükselerek kıl payı ikinci oluyor. Öte yandan Türk halkının neredeyse her ülkeyi hatta ilişkisi pek olmayan ülkeleri bile tehdit gördüğünü bu araştırmada yine görüyoruz. Sorun yaşadığı ülkelerle ilişkileri düzeltmek için çaba harcaması ise kimi ülkeler için yüzde 70’lere varan oranda istenmiyor.

*Yabancı ülkelerde asker bulundurulması (yüzde 48,4) ve sınır ötesi operasyonlar (yüzde 45) ise desteklenmiyor.

Toplum
Katılımcıların büyük kısmı kendisini orta veya ileri düzeyde milliyetçi, muhafazakar ve dindar olarak tanımlıyor.

Buna karşılık araştırmada 18-20 yaş grubunda olanlar diğer yaş gruplarına göre daha düşük düzeylerde bu tanımlara onay verdikleri gözüküyor.

*İlginç bir veri, kendini dindar olarak tanımlamada ortaya çıkıyor. Katılımcıların yüzde 47,8’i kendini dindar, yüzde 42,3’ü ise çok dindar olarak tanımlıyor. Buna rağmen namaz kılma sıklığı sorulduğunda namaz kılmam diyenlerin oranı yüzde 38. Tüm vakit namazları kılarım diyenler ise yüzde 24,4.

*Araştırmada daha önceki senelerde olduğu gibi toplumda kutuplaşma göze çarpıyor. Kutuplaşma olduğunu söyleyenler yüzde 56’ya yakın. Kutuplaşma ekseni de değişmiyor laik-dindar (yüzde 42,9). Sağ-Sol ayrımı ise yüzde 28,6’da kalıyor.

*Türkiye’nin göçmen politikası ve Suriyeli mültecilerin yarattığı rahatsızlık ise devam ediyor.

*Araştırmanın diğer ilginç bir sorusu komşuluk. Maalesef farklı etnik ve dini kimliklere sahip kişilerle komşu olunmak istenmiyor. Hristiyan komşu olmak istemeyen yüzde 44,7, Yahudi ile yüzde 43.

*Öte yandan, benim için önemli değil diyenlerin oranı da dikkat çekici. Yüzde 39,9 Hıristiyan komşu benim için önemli değil derken, bu oran Yahudiler için yüzde 43,1.

*Evlilikte de benzer sonuçlar çıkıyor. Gayrimüslim biriyle çocuklarının evlenmesine karşı olan yüzde 46,5 iken fark etmez diyen yüzde 35,8. 

*Gazete okuma sıklığı basılı yayından (yüzde 37) internete (yüzde 63) hızla kayarken, gazete okuyanların oranı sadece yüzde 43,4. Kitap okuyanlar benzer şekilde yüzde 40,9’da kalıyor. Kitap okuma sıklığı ise 2,1. Sosyal medya hesaplarına zaman ayrıların oranı ise yüzde 91,2.

*Ortalama olarak günde 2,6 saat sosyal medyada geçiriliyor.

*Türkiye’de yaşamaktan mutlu musun? Araştırmanın bu sorusuna cevap yüzde 55,7 mutlu ve çok mutlu olarak çıkıyor. Mutsuz olanlar ise yüzde 14,7. En mutlu olanlarsa yüzde 80 ile AKP ve yüzde 64,9 ile MHP seçmeni

Araştırmanın tamamına https://www.khas.edu.tr/sites/khas.edu.tr/files/inline-files/TEA2020_Tur_WEBRAPOR_1.pdf adresinden ulaşabilirsiniz.

İLGİLİ HABER

Salom/ Karel Valansi

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top