GENEL

Stalin kendisi bir soru soruyor: Kemalizm hakkında ben ne düşünüyorum?: Sovyetler Birliği neden ve nasıl çöktü?

.

Sovyetler Birliği neden ve nasıl çöktü?

Sovyetler Birliği 30 yıl önce, Genel Sekreter Mihail Gorbaçov’un siyasi ve ekonomik sistemde reform yapma çabaları sonrası başlayan siyasi, ekonomik ve etnik parçalanmanın sonucu olarak dağıldı..

Durgunluk çağı’nı sona erdirmek isteyen Gorbaçov, Komünist Partisi içinde ekonomiyi canlandırmak amacıyla tasarlanan siyasi reform hareketi ‘perestroyka’yı başlattı..

İlk başlarda programın 1985’te SSCB’yi canlandırdığı görüldü ancak ‘süper güç’ bir silahlanma yarışı ve yıllarca süren kötü yönetimin pençesindeydi..

Komünist rejimin gücünü ve birliğini oluşturan 15Sovyet Cumhuriyeti hızla dağılıyordu..

Önce Kafkasya bölgesinin Moskova’ya isyan etmesiyle, daha sonra Baltık ülkelerinin katılmasıyla dağılma süreci hızlandı..

1988’de Estonya, egemenliğini ilan eden ilk Sovyet cumhuriyetiydi ancak Ocak 1991’de Moskova, ayaklanmayı bastırmak için müdahalede bulundu.. Burada göstericilerin üzerine ateş açıldı..

Bu girişimin başarısız olmasından sonra ayaklanan bir diğer ülke Litvanya, 11Mart 1990 tarihli yasa ile bağımsızlığını ilan etti ve SSCB’den resmen ayrılan ilk ülke oldu..

Sovyetler Birliği’nin sekizinci ve son lideri olan Mihail Gorbaçov’un sağlık sorunları yaşadığı ve bu yüzden birliği yönetemeyeceğinin anlaşılması, 19Ağustos 1991’de SSCB’ye ‘ölümcül darbeyi’ vurdu..

Yuri Ivanov/Yuri Ivanov
Tarih 8 Aralık 1991. Rusya lideri Boris Yeltsin (sağdan ikinci), Ukrayna Cumhurbaşkanı Leonid Kravçuk (soldan ikinci), Belarus lideri Stanivlav Şuşkeviç (soldan üçüncü)Yuri Ivanov/Yuri Ivanov// cafemedyam

Gorbaçov’un açıklamasının ardından tanklar Moskova’ya girdi, halka açık toplantılar yasaklandı ve reform yanlısı gazeteler kapatıldı..

Ülkeyi “kaos ve anarşiye” sürüklenmekten kurtarmak umuduyla OHAL Komitesi kuruldu ancak onun yönetimi de iki gün içinde çöktü..6

SSCB bünyesindeki Rusya Federasyonu Başkanı Boris Yeltsin bu ‘kaostan’ galip çıkarken, Gorbaçov artık her zamankinden daha zayıf bir liderdi..

Moskova hükümeti nüfuzunu korumakta zorlanıyordu. İlerleyen gün ve aylarda Ukrayna ile Baltık devletleri gibi birçok cumhuriyet bağımsızlıklarını ilan etti..

8 Aralık 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağıldığının deklare edildiği ve Bağımsız Devletler Topluluğu’nun imzalandığı masa.  // cafemedyam

8Aralık 1991 tarihinde, birbirlerinin bağımsızlığını tanıma hareketiyle, üç Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti (Rusya Federasyonu, Belarus Cumhuriyeti ve Ukrayna) Başkanları tarafından Bağımsız Devletler Topluluğu imzalandı. Bu adım Sovyetler Birliği’nin artık var olmadığını deklare ediyordu..

Bunları hızla 11cumhuriyet daha izledi ve Gorbaçov, önce Komünist Parti lideri olarak emekli olmak zorunda kaldı. Ardından başkanlık görevinden istifa etti..

Başkan Gorbaçov’un istifa etmesinden ve Sovyet bayrağının yerine Rus bayrağının çekilmesinden bir gün sonra 26Aralık 1991’de SSCB resmen feshedildi..

Sonraki aylarda eski SSCB’ye bağlı olan 15 cumhuriyetin tamamı bağımsızlık elde etti..

Gürcistan’ın 2008’de işgal edilmesi, Kırım’ın 2014’te ilhak edilmesi ve Ukrayna sınırında günümüzde yaşanan gerilimler nedeniyle, aradan geçen otuz yıldan sonra bile, birçok eski SSCB cumhuriyeti Rusya ile temkinli bir tavır içinde..

Aynı şekilde Afrika’nın en büyük iki eski sömürge gücü olan Fransa ve İngiltere, nasıl ayrıldıktan sonra kıta üzerinde bir kontrol mücadelesi verdiyse, Rusya da bugün bu genç devletlerin neredeyse tamamı üzerinde ekonomik, siyasi veya askeri olsun, az ya da çok bir etki yaratma mücadelesi içinde..

Sovyet Bayrağı (Solda) Rusya bayrağı (sağda) Tarih 21 Aralık 1991Alexander Zemlianichenko/AP// cafemedyam

Euronews//Josephine Joly  & Rebekah Daunt

“TÜRKİYE, KEMALİZM VE SOVYETLER BİRLİĞİ…”
“STALİN KENDİSİ BİR SORU SORUYOR: ‘KEMALİZM HAKKINDA BEN NE DÜŞÜNÜYORUM?'”

American University of Armenia’da Siyaset ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı olan tarihçi Vahram Ter-Matevosyan


Vahram Ter Matevosyan

KEMALİZM VE SOVYET HÜKÜMETİNİN KEMALİZM’E BAKIŞI…

BÖYLE BİR KİTABA NASIL KARAR VERDİNİZ?

Vahram Ter-Matevosyan:

”Türkiye’nin Cumhuriyet tarihini merak eden herkes için söylüyorum; Kemalizm’i, onun dönüşümlerini anlamadan Türkiye’nin tarihinin anlaşılamayacağı aşikârdır. Türkiye’ye ilk merak duymaya, Kemalizm ve diğer siyasi ideolojiler arasındaki çekişmelerin Türkiye’deki siyasal süreçlerin temelini oluşturacağını anladığım zaman 1997 dir. Sonraki 10-15 yıl içerisinde Kemalizm’i, siyasal İslam’ı araştırmaya başladım.’.

‘Kemalizm’i konu alan, onu ilham kaynağı, İslam dünyası için iyi bir örnek olarak gören, övgü şeklinde Batı kaynaklarda eksiklik yoktu. Ama Arap dünyasının, Sovyetler Birliği’nin görüşleri kaynaklarda pek yoktu. Başta belki de kaynaklar çok fazla değildir diye düşündüm..

‘1920-30’ların Türkiye tarihi genel olarak Batı paradigması üzerine kurulu. Sovyet izi devre dışı kalmış. Sovyetler Birliği o dönemde Türkiye’yle bağlantısı olan ülkeler arasında Türkiye’yi en iyi bilen ülke. Sovyetler Birliği Türkiye’yi hep odak merkezinde tutmuş. Sovyetler Birliği’nin en büyük dördüncü elçiliğinin Türkiye’deki elçilik olması şaşırtıcı değil..

‘Sovyetler Birliği Türkiye’deki gelişmelerden hep çok iyi haberdar olmuştur. Onlar için Türkiye’nin tamamen İngiliz-Fransızların etkisi altına geçmemesi önemliydi. Bütün bu araştırmalar, siyasi çıkarlar, aynı zamanda Kemalizm’i konu alan birçok dikkat çekici çalışmalara neden olmuştur..

‘Türkiye resmi tarih anlatımında Kemalizm teriminin ilk 1929’da kullanıldığı biliniyor. Fakat 1920 yılında Sovyet tarih yazımında Kemalizm terimiyle karşılaşıyoruz..

‘1926 yılına kadar Kemalizm’e çok olumlu, burjuva devrimine karşı bir adım olarak bakılıyor. 1926’da Stalin Kemalizm’in resmi tanımını veriyor. Ve bu kabul görmüş tanım haline geliyor..”

STALİN KENDİSİ BİR SORU SORUYOR: “KEMALİZM HAKKINDA BEN NE DÜŞÜNÜYORUM?”

Vahram Ter-Matevosyan:

”Sovyetler Birliği-Türkiye ilişkileri 1920-30’lu yıllarda acı sayfalarla dolu. Bir de Kemalizm’e dışarıdan bakışları merak etmeme son zamanlarda yayınlanan bazı kitaplar vesile oldu. Biri Stefan İhrig’in ‘Naziler ve Atatürk’ kitabıydı. Burada Hitler’in ve Nasyonal Sosyalizm’in Kemalizm’den nasıl ilham aldığını ele alıyor. Fransa’da yayınlanan bir başka kitap “Sevilen Diktatör” ise Fransa’nın Kemalizm’den ilham almasını anlatıyor.’.

Almanya Türkiye’yi nihayetinde yanına çektiğinde Sovyetler Birliği bu konuda endişe duymaya başladı..

 
Sonra 1945 yılına geliyoruz, Sovyetler Birliği Türkiye’den Kars ve Ardahan’ı talep ediyor ve ilişkiler daha geriliyor. Sovyetler’de Kemalizm’i övenler bile bundan sonra ona faşizm olarak bakmaya başlıyor. Burada jeopolitik durumun ideolojiyi nasıl etkilediğini gözlemliyoruz..

 
1950’lerde olumsuz yaklaşım hakim olmaya devam ediyor..” 

1950’LERDE STALİN DÜNYA ÜZERİNDEKİ ERMENİLERİ SOVYET ERMENİSTANI’NA ÇAĞIRIYOR. ‘STALİN ERMENİLERİ TOPLAYIP KARS’A VE ARDAHAN’A BASKI KURMAYA ÇALIŞTI ’..

SİZ DE ÖYLE Mİ GÖRÜYORSUNUZ?

Vahram Ter-Matevosyan:

”1945-53 yılları arasında Sovyetler Birliği’nin Türkiye’den toprak taleplerini iyice inceledim.. Stalin ve bazı kişiler tarafından çok kötü organize edilmiş bir adım olduğunu söyleyebiliriz..

 
Komünist Partisi’nden üst düzey bazı insanların aklına esmiş bir fikirdi.. Sonrasında zaten ilişkiler daha da kötüye gidiyor, Türkler ise tamamen Amerika yandaşı oluyor.. 

1950-1960 yılları arasında Türkiye’deki olaylara özellikle milliyetçiliğin yükselişine Sovyetler büyük endişe ile bakıyordu.. 1960’larda Kemalizm’e karşı görüşlerin yavaş yavaş olumlu yöne kaydığını ve akademik mecraya taşındığını görüyoruz..”

“1960’LARA KADAR KEMALİZM’E BAKIŞ DAHA ÇOK İDEOLOJİK, BUNDAN SONRA AKADEMİK OLARAK DA ELE ALINMAYA BAŞLAR..

Vahram Ter-Matevosyan:


”Kitabımın amacı Kemalizm’in uluslarötesi tarihini ele almak.. Fransa’da yakında ‘Yakın Doğu ve Balkanlar’ın Kemalizm’e Bakışı’nı konu alan yeni bir kitap çıkıyor.”

KİTAP 1920-1970 YILLARINI ELE ALIYOR. . BU ZAMAN DİLİMİNİ SEÇMENİZİN NEDENİ NEYDİ?

Vahram Ter-Matevosyan:

”1980 darbesi sonrası topluma Kemalizm dayatılması farklı süreçlerle yapılıyordu, vurguları farklıydı ve 1920-30 yıllarında dayatılan Kemalizm’den çok farklıydı..

1980’lerden 1995’e kadar CHP çok yıpranmış vaziyetteydi ve o sıralar Kemalizm belli belirsiz bir şeydi..

1975-76 yıllarda Sovyet tarih yazımında Kemalizm üzerine çalışmalar son buluyor diyebiliriz.. Fakat Sovyetler Birliği’nde Kemalizm hep göz önünde..

1980-1990 Sovyetler Birliği de yoktu artık o yüzden 1970’lerde bitirmeye karar verdim.. 1980’ler çok farklı siyasi, ideolojik, jeopolitik faktörlere bağlıydı, o yüzden onu bu kitapta ele almadım..” 

STALİN, KEMALİZM TANIMINI VERMİŞ NASIL BİR TANIM BU?

Vahram Ter-Matevosyan:

“Türkiye’de gerçekleşmiş devrimden dolayı çok mutluyuz. Ancak bu henüz tamamlanmamış ve köylü devrimi gerçekleştiğinde ancak tamamlanmış olur” Yani Marksist-Leninist yaklaşım..

Bir de Aralık 1920’den sonra Ermenistan’ı terk etmiş Taşnakların Kemalizm’e bakışı çok ilginç..

Günümüze ulaşan ilginç mektuplaşmalar var.. İki üst düzey Taşnak siyasetçi (biri Birinci Ermenistan Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı) iki ay boyunca mektuplaşarak Kemalizm’in geleceğini tartışıyorlar..

Biri Kemalizm’in yakında sona ereceğini söylerken, diğeri ise Kemalizm’in 50 sene boyunca pişen ideolojik akımların sonucunda ortaya çıkmış olgun ideoloji olduğu ve başarıya ulaşacağını dile getiriyor..”

SOVYET RUSYA GENEL OLARAK KEMALİZM’E SİYASİ AÇIDAN BAKIYOR VE ORADAN İNCELİYOR, KEMALİZM’İ İDEOLOJİK AÇIDAN İNCELEYEN ARAŞTIRMALAR VAR MI?

Vahram Ter-Matevosyan:

”1926-27’ye kadar Kemalizm’i ideoloji olarak araştırıyorlar. Ondan sonra antiemperyalist terminoloji yer almaya başlıyor. Sovyet tarihçilerinin Kemalizm’e sınıfsal çekişme olarak, elit bir ideoloji olarak baktığını, bunun da uzun sürmeyeceğini düşündüklerini görüyoruz. Köyler modernleşmediği, her şey şehir merkezli olduğu için bu ideolojinin ömrünün uzun olmayacağını iddia ediyorlar..

Aslında haksız olmadıklarını gördük, zira artık 1950’lerde Türkiye’de muhafazakarlığın tavan yaptığına şahit olduk. Demokrat Parti, ardından Adalet Partisi, Milli Görüş’ün yükselişi ile bu durumun devamlılığı da sağlanıyor. Batı imrenerek yaklaşsa da Kemalizm’in burjuvaziye, emperyalizme dayalı olması gözardı edilmiş..


‘1920’lerin ortasında Sovyetler Birliği Kemalizm modelini Çin’de uygulamaya çalışıyor. Burada fikir ayrılığı yaşanıyor: Troçki ve Troçkistler Kemalizm’in model olarak başka ülkelerde, aynı zamanda Çin’de uygulanması gerektiğini savunurken Stalin buna katılmıyor, Kemalizm’in burjuva devrimi olduğunu, eğer gelecekte başarı ile sonuçlanırsa ancak, o modelin başka ülkelerde uygulanması gerektiği görüşünde.’.’

GÜNÜMÜZDE TÜRKİYE TOPLUMUNUN KARŞILAŞTIĞI SORUNLARIN KÖKLERİNİ İDEOLOJİK ALTYAPILARDA ARAMAMIZ GEREKTİĞİNDEN BAHSEDİYORSUNUZ. . KEMALİZM BU SORUNLARIN NEDENİ Mİ VE NASIL?

Vahram Ter-Matevosyan:

”Kemalizm’in altı ilkesi…Türk ideal toplumu bunun üzerine inşa edildi. Ve ilk önce bu Türkçülük ilkesine dayandı. Diğer ilkelerde cumhuriyetçilik, laiklik, devletçilik, milliyetçilik, inkılapçılık da vardı. Bunlar Türk toplumunun hamuruydu. Şimdi ise toplumsal değişikliklere baktığımızda muhafazakarlığın, İslamcılığın siyaseti dikte ettiğini görüyoruz..

‘Ve 1920-30 yıllarında Kemal’in modernleşme politikasının kısmen başarılı olduğu aşikâr. Ama elit kaldı, köylere ulaşamadı ve Türkiye hiçbir zaman eşit bir şekilde gelişemedi. Yani günümüz Türkiyesi’nin sorunlarını anlamak için Kemalizm’den de değil 1870-80’lerden, Abdülhamid döneminden okuma yapmamız gerek…’

Günümüzde Türkiye farklı başkalaşım, değişiklik ve deneylerin sonucunda oluşan Türk modelidir. Erdoğan’ın siyasetinin, ideolojisinin temeli geçmişin devamı. Yeni bir şey yapmıyor, sadece Menderes, Demirel ve Milli Görüş dönemlerinde atılan temellerin devamını başarı ile sağlıyor..”

KEMALİZM’İN GELECEĞİ NEDİR?

Vahram Ter-Matevosyan:

”Kemalizm’i altı ilkeleri kapsamında birçok şeyin değiştiğini göz önünde bulundurmalıyız. Örneğin laiklik ilkesinden neredeyse bir şey kalmadı. Günümüzde cumhuriyetçilik ve milliyetçilik ilkeleri devam etmekte. Kemalizm hala okullarda çok yaygın. Erdoğan bunu biraz değiştirmeyi başarmış olsa da hala Türkiye vatandaşı Türk olarak görülmekte. Milliyetçiliğin Türkiye’de kalıcı olacağını ve Kürt meselesi, Ermeni soykırımı gibi konularda Türk milli görüşünün inkârcı olacağını söyleyebiliriz.. Bu yaklaşımlara karşı Türkiye toplumunun bilinçli kısmı, sivil toplum mücadele etmeli. Bu modelin Kemalizm’in yeniden şekillendirilmesi gerek..

Devrim açıklamalarla olmuyor, işle devrim olur. Eğer devrimi yapanlara inanırsak 20. yy’da 40 devrim gerçekleşmiş olduğuna inanırız. Fakat bunlardan kaçını hatırlıyoruz? Bolşevik devrimi, İran devrimi ve Çin devrimi. Ama baktığınızda ‘Mustafa Kemal’in yaptığı bile devrim olarak görülmüyor. Sonuçlarına baktığımızda çok az şey kalmış zira. “”

İLGİLİ HABER


Agos// VARDUHİ BALYAN-YETVART DANZİKYAN

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top