SAĞLIK

Viagra-alzaymır ilişkisi…

.

“Viagra, alzaymıra karşı nasıl etkili oluyor?”

Sildenafil kullananlarda, kullanmayanlara kıyasla alzaymır olasılığının yüzde 69 daha az olduğu ortaya çıktı.. Bu durum, Viagra kullanımına ilişkin soruları beraberinde getirdi..

Nörolog Oğuzhan Onultan, Viagra-alzaymır ilişkisini anlattı

ABD’deki araştırmacılar, sildenafil ve Alzheimer hastalığı sonuçları arasındaki ilişkiyi incelemek için ülkedeki 7 milyondan fazla kişinin verilerini kullandı..

Viagra ilacında da bulunan sildenafil kullanıcıları ile kullanmayanlar karşılaştırıldı. Sildenafil’in hafızayı önemli ölçüde iyileştirdiği sonucuna ulaştı..

Yaygın görülen bir demans türü olan alzaymır (Azlheimer), beyin hücrelerini yok edebilen ilerleyici bir nörolojik hastalık olarak tanımlanıyor..

Düşünce, hafıza ve davranış fonksiyonlarında azalmaya neden olan bu hastalık, dünyada yüz milyonlarca kişiyi etkiliyor. Ancak hastalığa ilişkin bilinen bir tedavi yöntemi de bulunmuyor..

Araştırma: Viagra grubu ilaç kullananların, kullanmayanlara kıyasla alzaymır olma olasılığı yüzde 69 daha düşük

Bilimsel araştırmalar, bazı ilaçların hafızayı iyileştirmedeki etkisini araştırıyor. Bunlardan birisi de cinsel gücü artırıcı olduğu ifade edilen Viagra. ABD’de yapılan bir araştırma, alzaymır ile Viagra ilişkisine dair yeni sonuçlar ortaya koydu..

Nature Aging dergisinde yayımlanan çalışmada, Viagra grubu ilaç kullananların -Sildenafil kullanıcılarının-, kullanmayanlara kıyasla alzaymır olma olasılığının yüzde69 daha az olduğu belirtildi.. 

Ancak araştırmayı yürüten Dr. Feixiong Cheng, söz konusu çalışmanın sildenafil ve alzaymır hastalığı arasında bir nedensellik ilişkisi kurmadığını vurguladı..

Dr. Cheng göre, sildenafilin etkinliğini belirlemek için her iki cinsiyetin de dahil olduğu plasebo kontrollü klinik çalışmalara ihtiyaç var..

“Bu sonuçlara bakarak ‘Viagra kullanın’ diyemeyiz”

Medicana Hastanesi’nden Nörolog Oğuzhan Onultan, söz konusu araştırmayı ve alzaymır ile Viagra ilişkisini değerlendirdi..

Medyada yer bulan araştırmaya ilişkin yanlış bilgilerin dolaştığı ifade eden Onultan, çalışmaya konu olan hastaların halihazırda Viagra kullananlardan oluştuğunu belirtti.. 

Çalışmada ilacı kullanan kişilerin geriye dönük olarak hastalıkları ve sağlık durumları incelendiğine aktaran Onultan:

“Alzaymır öncesindeki halleri değil, o dönemle ilgisi ilgisi yok, zaten kullanan kişilere bakıyorlar bu çalışmada. Viagra kullanan insanlar üzerinden kayıtlara bakılmış. Burada bir öneri söz konusu değil” dedi..

 

Oğuzhan Onultan, ABD’deki araştırmaya göre Viagra’nın şeker ve tansiyon hastalarında önemli etkilerinin bulunduğunu ancak buna bakarak hastalara “Viagra kullanın” denilemeyeceğini belirtti..

Makalede “Viagra, beyin hücrelerinin kendini yenilemesini artırıyor ve beyne kan akımını artıyor” ifadelerine yer verildiğini dile getiren Onultan:

“Alzaymırda riski artıran faktörler; koroner hastalığı, tansiyon ve şeker hastalığı. Yani bu kişilerde risk daha yüksek. Bu hastalar arasında Viagra kullananlara ve tansiyon ile şeker kullananlara bakmışlar. Viagra kullananlarda yüzde 68 koruyucu etkisi ortaya çıkmış. Cohort dediğimiz takibe alınan hastalardaki sonuçlara bakılmış. Tedavi edici değil ama koruyu etkisi diğerlerinden yüksek deniliyor. Tüm bu ilaçların (şeker, tansiyon) ruhsatlı ve kullanılan ilaçlar olduğundan, hepsinin yan etkileri bilindiğinden zaten piyasada var. Bunların üzerinden alzaymırla ilgili çalışma yapmak hem zaman kazandırır hem de yan etkileri bilindiğinden daha güvenlidir. Ama bu sonuçlara bakarak, ‘Viagra kullanın’ diyemeyiz! ‘Alzaymır olmayayım’ diye ‘Viagra alayım’ gibi bir durum söz konusu değil.” 

“Türkiye’de Viagra’yı üroloji ya da nöroloji hekimleri yazabiliyor”

Türkiye’de hangi branşların Viagra hapını yazabildiği de merak konusu.

Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye’de Viagra’yı üroloji ya da nöroloji alanlarındaki hekimlerin yazmasına izin verdiğini aktaran Onultan, hastalardaki sertleşme bozukluğunun kimi zaman sinirlerle alakalı olduğunda bu durum nörolojinin alanına girdiğini belirtti ve beldeki sinirlerdeki problemde üroloji hekiminin ilacı yazabildiği bilgisini verdi..

“Tansiyon ilacı ararken bulundu”

Viagra ilacının damar sertleşmesini azaltıcı etkisiyle de bilindiğini belirten Onultan, ürünün çıkış noktasının da aslında tansiyon ilacı bulmak için yürütülen bir araştırma olduğunu hatırlattı..

Son olarak akciğerlerdeki bazı olumlu etkileri nedeniyle Viagra’nın Kovid-19 birlikte de isminin geçtiğini kayden Oğuzhan Onultan, özellikle Post Kovid olarak adlandırılan ve virüsün Kovid sonrasında bazı hasarlar bırakmasına karşılık gelen durum konusunda, “Yurtdışındaki bazı göğüs hastalıkları uzmanları, akciğerde fibroziz denilen kireçlenmede, sertleşmede önerebiliyor ancak Türkiye’de Sağlık Bakanlığı buna izin vermiyor” diyerek sözlerini noktaladı.. 

© The Independentturkish// Lale Elmacıoğlu

“ALZHEİMER’IN ERKEN TEŞHİSİNDE HAYATİ GELİŞME”
ERKEN TEŞHİS!

Alzheimer’in ilk belirtileri hastalığın ileri safhalarında ortaya çıkıyor. Bu nedenle testlerin çok önceden yapılması gerekiyor..

Yeni tahlil yöntemiyle hastalığın seyri belirtiler ortaya çıkmadan teşhis edilebiliyor..

Alzheimer hastalığıyla ilgili uluslararası araştırma yapan heyette yer alan Alman Sinir Hastalıkları Araştırma Merkezi’nden Mathias Jucker:

”Beyindeki sinir hücresi kaybının seyrini ölçebiliyoruz. Bu ilaç deneyebilmek ve hastalığı durdurmanın mümkün olup olmadığını anlamak açısından çok önemli..

Alzheimer hastalığına yakalananların beyin hücreleri birer birer ölüyor. Ölen hücreler kana karışıyor ve hızla tasfiye edildiğinden tespit edilemiyor..

”’kesiksiz mikro lif’ ya da ‘nöro filament’ adlı küçücük parça ise temizlenmeye son derece dayanıklı çıktı..

Bilim insanları mikro filamentlerin ilk klinik semptomlar ortaya çıkmadan ve klinik aşamaya gelmeden kanda biriktiğini saptamışlar..

‘arçacıkların mutlak değeri değil, asıl filament konsantrasyonunun zamanla nasıl geliştiği önemli ve değer yükseldikçe sinir hücresi kaybı artıyor..”

Uzmanlar, bir hastanın beynindeki hücre kaybı üzerinden, bilişsel kapanmayla ilgili tahminde bulunulabileceğini ortaya çıkarmışlar..

Jucker bu yöntemle bulgu elde ettikten iki yıl sonra hastada semptomların görülmeye başladığını ve Alzheimer’de beyin kütlesi kaybının zamanla hızlanıp sonunda bunamaya yol açtığını belirtiyor..

ARAŞTIRMAYA TOPLAM 405 DENEK KATILDI

Mikro lif yoğunluğundaki değişiklik ile beyin dokusunun erimesi arasında doğrudan bağlantı olması bakımından mikro lifler biyolojik süreçlerin aynası olma özelliğini taşıyor..

Uzmanlar genetik değişime uğrayan ve Alzheimer hastalığına ileri yaşta değil de gençken yakalanan hastaları muayene etmişler..

Alzheimer hastalarının yüzde biri bu son derece az rastlananlar grubuna dâhil.. Bu grup, araştırma için en uygun olanıydı.

Genetik arızası olmayan deneklerde mikro filament yoğunluğu neredeyse hiç değişmemiş ve sayıları çok az artmış.

Genetik bozukluğa rastlanan hastalarda filament yoğunluğu yüksek çıkmış ve zamanla kaydedilen artışa paralel olarak beynin hafızadan sorumlu olan kısmı küçülmeye başlamış..

Araştırmaya toplam 405 denek katılmış. Düzenli olarak bu kişilerin mikro lif yoğunluğu ve kandaki birikme oranı kontrol edilmiş ve bunama semptomlarının ortaya çıkmasından 16 yıl öncesine kadar kanda karakteristik değişikliklerin olduğu ortaya çıkarılmış..

BEYNİN NASIL DEĞİŞECEĞİNE DAİR TAHMİNDE BULUNABİLİYOR…”

Gözlemlerde temel unsuru kandaki mikro lif yoğunluğunun zaman içinde nasıl bir gelişme gösterdiği oluşturuyor.

Jucker bu sayede hastalığın nasıl seyir göstereceğinin önceden tahmin edilebildiğini ve filament yoğunluğundaki değişmenin sinir hücresi kaybını bire bir yansıttığını söylüyor..


Sinir hastalıkları uzmanları böylece beynin ileriki yıllarda nasıl değişeceğine dair tahminde bulunabiliyor ve ilk semptomların 5, 10, 20 ya da 30 yıl sonra mı görüleceğini söyleyebiliyorlar..

ALZHEİMER ARAŞTIRMASI, TEŞHİSİNDEN DAHA ÖNEMLİ

Alzheimer dışındaki sinir hastalıklarında da kandaki filament yoğunluğu gösterge yerine geçiyor. Dolayısıyla bu metot kesin Alzheimer teşhisi koymayı zorlaştırıyor.

Methias Jucker:

”Ancak bu test hastalığın seyrini tam olarak yansıttığı için klinik Alzheimer araştırması yapmak mümkün oluyor.”

Bu test yöntemi denekler üzerinde zor ve tehlikeli olabilecek numune tahlilleri yapmaya da gerek bırakmıyor. Gönüllü denekler Alzheimer araştırmacıları için çok önemli rol oynuyorlar.

Jucker:

”Bu insanlar olmasa ve ailelerinden de destek almasak araştırmalarımız hiçbir zaman sonuç vermezdi.”

”Alzheimer dışındaki sinir hastalıklarının araştırılmasındaki kan tahlilleri için de her zaman deneklere ihtiyacımız olacak.”

“ALZHEİMER’DAN KORUYAN YİYECEKLER”

Günümüzde erken yaş döneminde de görülmeye başlayan ve kesin bir tedavisi olmayan Alzheimer’dan korunmak için hayatınıza dahil etmeniz gereken besinleri Nöroloji Uzmanı Dr. Pelin Duman anlattı..

BU BAHARATLARA ÖZEN GÖSTERİN

Özellikle tarçın, zerdeçal, kimyon, köri gibi baharatlar obezite, kalp rahatsızlığı, diyabet ve hipertansiyon gibi beyninizin yaşlanmasına neden olan hastalıkların riskini azaltmaya yardımcı olur..

Ayrıca yapılan çalışmalar, baharatların, beyinde oluşan plakları parçalamaya ve bellek zayıflığına neden olan iltihaplanmayı azaltmaya yardımcı olduğunu göstermektedir..

“KABAK ÇEKİRDEĞİ TÜKETİN”

Çinko, kolin gibi yağ asitleri ve E vitamini açısından zengin olduğundan Alzheimer risk faktörlerini azaltmada yardımcı olabilir..

Ayrıca, badem, kaju, ceviz, fındık, fıstık gibi kuruyemişler Omega-3, Omega-6, E vitamini, folat, vitamin B6 ve magnezyum içerir..

Omega 3 içeren besinleri düzenli olarak tüketen kişilerde demans görülme riskinin % 26 daha düşük olduğu yapılan araştırmalarla görülmüştür..

“HER GÜN KAHVE İÇİN”

Alzheimer hastalığının nedenlerinden biri de beyinde anormal amiloid beta (Aß) protein plaklarının birikmesidir..

Yapılan araştırmalar kahvenin beta amiloid protein düzeyini yüzde 50 oranında azaltabileceği sonucuna varılmıştır..

SEBZE AĞIRLIKLI BESLENİN

Lahana, brokoli, kuşkonmaz, karnabahar, brüksel lahanası gibi folat içeren yeşil sebzeler, homo-sistein içerirler..

Homosistein bilişsel bozuklukla bağlantılı bir aminoasittir..

Pişirilmeden tüketilebilen kabak, kuşkonmaz, domates, havuç, pancar gibi sebzeler besin değerlerini koruyarak beyin aktivitesi için önemli olan A vitamini, folik asit ve demirin alınmasına yardımcı olurlar..

“BU MEYVELERE HAYATINIZDA YER AÇIN”

Böğürtlen, yaban mersini ve kiraz gibi kırmızı renkli meyveler C ve E vitaminlerini içermelerinin yanı sıra anti-inflamutuar ve antioksidan olma özelliklerine de sahiptirler..

Ayrıca beyni serbest radikallerden koruyan antosiyanini içerir..

BAKLİYATLAR BEYİN AKTİVİTESİNİN SAĞLIKLI OLMASINA YARDIMCI”

Bu gıdalar asetilkolinin (beyin fonksiyonu için kritik bir nöro transmitter) hammaddesi olan kolin molekülünü içerirler. Ayrıca genel vücut fonksiyonu ve nöron ateşlenmesine yardımcı olabilecek folat, demir, magnezyum ve potasyum içerir..

https://www.cafemedyam.com/2021/05/29/alzaymir-hastaligi/

İLGİLİ HABER

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top