SIYASET

Bülent Arınç’tan dikkat çeken açıklamalar: Ya Devlet başa…

.

“Bana suikast düzenlenecekti’ yalanınız ile bizler Silivri’de çürütüldük.”

Canlı yayına bağlanan Arınç, Barış Pehlivan ile tartıştı!

Sedat Peker ile ilgili belgeselde yer alan Bülent Arınç, programa bağlanarak açıklamalarda bulundu…

“140 Journos’un Sedat Peker ‘i konu eden, “Ya devlet başa” belgeseli Halk TV ekranlarında masaya yatırıldı..”

Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, belgeselde kendisi ile yapılan röportaja ilişkin yayına bağlandı!

Bülent Arınç:

“Benimle Ankara’da röportaj yaptılar. Bunu 20 dakika ile özetlemişler. Kurguda da 12 dakikaya düşmüştü.. Kurgu montaj onlara ait. Ancak benim bu röportajda Sedat Peker ile ya da Sedat Peker’in anlattıkları ile ilgili herhangi bir şey bulunmamakta..”

Hukukçu Salim Şen’in kendisine karşı önyargılı konuştuğunu kaydeden Arınç, Salim Şen’in kendisini dinlemediğini, görmediği bir şey hakkında fikir beyan ettiğini ifade etti..

Salim Şen:

“Beni bilgisizlikle ve ön yargılı olmakla suçladınız. Söyledikleriniz içinde bir tek Ergenekon konusunda size katılıyorum..

Siz ve içinde bulunduğunuz iktidar kumpaslarla sizin de ‘bağırsaklarını temizliyor’ diye ifade ettiğiniz tuzaklarla yüzlerce binlerce yurtsever, cumhuriyete, vatanına bağlı Türk Silahlı Kuvvetleri mensubunun yanında yer aldım..

Size biat etmeyen, o FETÖ’cülere asla boyun eğmeyen orada dimdik hakkı hukuku, adaleti savunan bir avukat olarak tanıyor beni herkes. Emin olun Bülent Arınç sizi öyle tanımıyorlar. Kibrinizi biraz bırakın gerçekleri görün..”

Bu açıklamanın ardından Salim Şen, Bülent Arınç’a “Kurucusu olduğunuz AKP, Sedat Peker eliyle bir korku iklimi yaratırken, nasıl muhalefet ettiniz?” sorusunu yöneltti..

Bülent Arınç: 

“Geçmişteki beyanlarıma bakarsanız neler söylediğimi ve yaptığımı görürsünüz. Şimdi elimde yazılı bir beyan yok.. Arzu ederseniz yarın Gökmen Bey’e gönderirim..” 

Salim Şen’in ve program moderatörü Gökmen Karadağ’ın sözleri ve soruları bitmeden Arınç yayından ayrıldı..

Arınç’ın aniden yayından ayrılması üzerine Gökmen Karadağ:

 “Sayın Arınç bu hiç yakışmadı size.. Benim daha konuşacağım şeyler vardı sizinle. Bu programda kaç defa size yönelik eleştirilen oldu, size yönelik yorumlar yapıldı.. Sonuçta siz kamuoyuna mâl olmuş bir isimsiniz. Siz Türkiye’de milyonlarca insanın kaderini belirleyen bir iktidarın mensubuydunuz..” dedi..

Karadağ sözlerini sürdürürken Bülent Arınç yeniden yayına bağlandı..

Karadağ’ın “Daha önce de birçok kez Halk TV’de yayınlanan programlarda hakkınızda konuşmalar oldu. Neden bugün bağlanma ihtiyacı duydunuz ve neden Barış’ın sorusunu dinlemeden yayından ayrılmak istiyorsunuz?” dediği Arınç şunları dile getirdi..

Bülent Arınç:

“Kaçtı sözü hiç yakışmadı. Benim siyasi hayatımı sizler yakından takip ediyorsunuz. Barış Bey yerinize oturun. Ben her akşam hakkımda ne söylediğinizi ailemle ilgili kişisel haklarıma saldırıda bulunduğunuzu biliyorum..”

Bu sözler üzerine gazeteci Barış Pehlivan:

“Bana ‘yerine otur’ demek size düşmez. Bugüne kadar yazdıklarımın hepsi belgeli. 18 yıldır gazetecilik yapıyorum. Bugüne kadar bir tek haberimi bile tekzip ettiniz mi? Edemediniz. Sizin ‘bana suikast düzenlenecekti yalanınız ile bu ülkenin asıl derin devleti, devletin en mahrem sırlarını açtı’ size bunu soracaktım. Bana suikast düzenlenecekti yalanınız ile bizler Silivri’de çürütüldük. Size bunu soracaktım. ‘Ben ahmakmışım’ demekle kurtulunmuyor. Derin devlet belgeselinde sizin olmanız sorunlu bir şey. Ben bunu soracaktım..” .

Arınç, Barış Pehlivan’ın soruları üzerine, “Bakın beni bu konulara sokmayın. Ben sizinle özel bir yayın yapmıyorum” karşılığını verdi.
Karşılıklı tartışmaların ardından Arınç programdan bir kez daha ayrıldı.

NE OLMUŞTU?

“TBMM eski Başkanı AKP’li Bülent Arınç: Ekrem İmamoğlu’nun bile hak kazanmadığı büyük bir popülariteyi biz kendi ellerimizle ona vermiş olduk..”

Bülent Arınç:

”Yüksek Seçim Kurulu sıkıntı içerisinde olduğunu görüyorum. Yüksek Seçim Kurulu zannediyorum ki adil bir karar verecektir. Allah onlara kolaylık versin. Adaletten ayrılmasınlar. Adalet neyi emrediyorsa onu yapsınlar. Çünkü yanlış yaptığınız şeyi ileride düzeltmek mümkün olmuyor ve genelde halkın tepkisi farklı şekillerde tecelli ediyor.

TBMM eski Başkanı Bülent Arınç, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 11. Kocaeli Kitap Fuarı’nda söyleşiye katıldı.

Moderatör Veyis Ateş: ”Biz tekrar normalleşebilir miyiz? Cenaze namazlarında birbirimize saldırmadan tekrar normalleşebilir miyiz?”

Bülent Arınç:

”Bütün bu gürültüler biter. Bütün bunlar biter, ama bunları genel başkanların istemesi lazım. Sırtını sıvazlayarak, ‘Hadi şunlara bir hakaret et aslanım’ diye kürsüye adam göndermek var. ‘Sakın ha bir tartışma istemiyorum Bu meselenin güzelce konuşulmasını istiyorum’ diyerek grup sözcülerini biz seçerdik. ‘Sen şu maddede konuş, sen şu maddede konuş’ diyerek. Genel başkanların ve grup başkan vekillerinin inisiyatif alması lazım. Siyasette bu çok kolay yapılabilir. Yeter ki istensin. Seçimden 1 gün önce, Ankara’da bir dergide haftalık konferanslar oluyor. Ben, bana konuşma düştüğü zaman dedim ki, ‘Ben bunu bilmiyordum ama çok güzel öğrendim. Ahmet Yesevi Hazretleri diyorsa ki, şeriat, tatlı dil, yumuşak dil, güler yüz bu çok önemli. Bana arkadaşlar soruyordu, ‘Yarın ki seçimlerin sonucu ne olacak?’ diye. Bu konuşmayı 30 Mart’ta yapıyoruz. 31 Mart akşamının sonuçlarını benden soruyorlar. Dedim ki, ‘Ben şimdi inandım ki, Ahmet Yesevi Hazretleri’nin bu nasihatine kim uyduysa, o seçimi kazanır. Allah beni mahcup etmedi. Kim sert olduysa, kim nefret dilini kullandıysa, kim tehdit ettiyse kaybetti. Ben ‘Kim’ diyorum, siz içine kimi koyarsanız koyun da beni bulaştırmayın. 82 milyonun bütün farklılıklarına müsamaha ile bakarak bizim onları kucaklamamız lazım. Bu mümkün, yeter ki istensin”

“MANSUR YAVAŞ’IN KAZANACAĞI BELLİYDİ

Veyis Ateş: “İstanbul seçimleri iptal edilmeli mi, edilmemeli mi?”

Bülent Arınç:

“Şimdi bu öyle bir soru ki bu, bu soruyu bana seçim akşamı sormuş olsaydınız cevabım çok kolay olurdu. Ama 1 gün sonra bu işin neticesi belli olacak, benim tek istediğim bir şey var. Geçen gün bir internet sitesinde röportaj verdim. Sonucun belli olmadığı her gün, Ekrem İmamoğlu’nun üzerine koyuyoruz. 1 kat, 2 kat, 3 kat, 5 kat, 6 kat. Siz bugün seçim kaybetmiş olsanız veya kaybettirilmiş olsa bile, şüphesiz YSK’nın kararıyla olacak, 5 sene sonrasının Cumhurbaşkanı adayına hazır olun. Bir işi kokutmamak lazım. Bir seçimin sonucu en geç 2 gün içinde alınır. Ama araya, ‘Şu da vardı, bu da vardı, şu da böyleydi’ diyerek işin doğasını bozmamak lazım.”

Arınç:

”Ben Ankara’da AKP’nin bütün seçim çalışmaların katıldım. Özhaseki’nin gösterdiği her işi yaptım. Bu benim borcum, ben AKP’liyim. Ama Mansur Yavaş’ın kazanacağı o kadar belli ki. İki sebepten belliydi. Birincisi, adam bundan önceki seçimi kazandığına ama Melih Gökçek’in hilesiyle kaybettirildiğine inanıyor. İşin kötüsü, Ankaralı da buna inanmış. O yüzden afişlerde ne yazıyor? ‘Hak yerini bulacak, Mansur Yavaş kazanacak’. Ankaralı buna karar vermiş. Kimi aday gösterseniz, kazanacağı az çok belli gibi. Şahsi kanaatimi söylüyorum.
İkincisi, bu adamın çek, senet işi varmış da birisine şöyle bir imza atmış da, o da şöyle yapmış, böyle yapmış. Hangi tarihte bu? 2009’da, 2010’da, 2011’de. Sen yeni mi uyandın? Seçimden 1 hafta önce mi aklına geldi bu? Yapmayacaktınız bunu. Yapmayacaktınız. Bunlarla artık Türkiye’de hiçbir şey kaybedilmez. Kazanacağınız belli. Burada bizim yapacağımız şey, bu dedikoduyla, şu dedikoduyla değil.
Özhaseki gibi bir adayımız var. Efsane bir belediye başkanımız var. Bakanlık yapmış bir insan, ‘Ben Ankara’da bu seçimi kazanmak için her şeyimi ortaya koydum’ diyor. Onun çevresinde kenetlenmemiz lazımdı.”



”İttifak ortağı Milliyetçi Hareket Partisi ile ilgili de değerlendirmem şöyle”

Bülent Arınç:

”Bir de tabii ittifak yaptığımız bir parti var. Bu ittifakın ne sonuç getireceğini Pazar günü değil, Pazartesi günü görecektik. O yüzden, ‘Mezara kadar’ sözünü en azından ‘Pazartesi’ye kadar’ diye değiştirmek lazım. Bunlar siyasetin bize öğrettikleri. Yanlış şeyler de öğretmiş olabilir. Ama ne yapalım adımız Arınç, elimizden başka bir şey gelmez. Şimdi son itibariyle, netice ne olursa olsun. Çok fazla gitmeden bu işten el çekmek lazım. Özellikle siyasetçilerin el çekmesi lazım. Yüksek Seçim Kurulu zannediyorum ki adil bir karar verecektir. Sıkıntı içerisinde olduklarını görüyorum. Allah onlara kolaylık versin. Adaletten ayrılmasınlar. Adalet neyi emrediyorsa onu yapsınlar. Çünkü yanlış yaptığınız şeyi ileride düzeltmek mümkün olmuyor ve genelde halkın tepkisi farklı şekillerde tecelli ediyor. Ekrem İmamoğlu’nun bile hak kazanmadığı büyük bir popülariteyi biz kendi ellerimizle ona vermiş olduk.”

”TÜRKİYE NORMALLEŞECEK”

Bülent Arınç:

“Her şey normalinde gitse, işler normal giderse, zorlama olmazsa tadından yenmez arkadaşlar. Normalleşeceğiz, Türkiye normalleşecek. Şiddet dilini terk edeceğiz. Kucaklayacağız. 2002’deki şuur yerine gelecek. Aynı hedeflere koşacağız. Reform yapacağız. Teşebbüs özgürlüğü konusunda, inanç özgürlüğü konusunda, fikir özgürlüğü konusunda hiçbir sınır tanımayacağız. İnsanlar ne kadar özgür olursa Türkiye o kadar uçacak Allah’ın izniyle. Bunu yapacak insan da liderimiz.”

Veyis Ateş: “Sayın Davutoğlu ve Sayın Ali Babacan tarafından kurulması muhtemel Yeni Parti çalışmaları için kanaatinizi merak ederiz. Böyle bir ihtiyaç var mıdır ve kanaatiniz nedir?”

  • Arınç:

“Bunlar hepsi beraber siyaset yaptığımız insanlar. Geçmişte birlikte olduğumuz. Benim hiç unutamadığım bir fotoğraf vardır. Meclis Başkanıyım, 2005’te İslam Konferansı Örgütü’nün Mekke’de yapılan İslam Zirvesi’ne gitmek durumunda kaldım. Allah öyle diledi, çünkü Sezer’in gitmesi lazımdı. Sezer de laiklik incinir diye gitmedi. Ben gittim. O fotoğraf şu, ben öndeyim, delegasyon başkanıyım. Benim bir arkamdaki sırada o zamanki Dışişleri Bakanımız Abdullah Gül bey, onun bir arkadaki sırasında Başbakanlık Danışmanı Ahmet Davutoğlu bey var. Sıraya bakın, Bülent Arınç, Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu. Bu kardeşlik bize 17 senedir iktidar olmayı nasip etti.

Hepimiz birbirimizin yükünü aldık. Ben o sıradaki konumum itibarıyla öndeydim. Arkamdaki iki sene sonra, üç sonra önümüze geçti Cumhurbaşkanı oldu. En arkadaki Başbakan oldu. Ben onun yanında yardımcılık yaptım ve hükümet sözcülüğü yaptım.

Biz kendi nefsimizle bütünleşmiş insanlardık AKP’de. Çok şükür, kendi nefsimizi kardeşimizin nefsine tercih eden insanlardık. Yani o daha önemliydi. Birimizin evet dediğine, öbürümüz hayır demezdi. Sonra bir şeyler oldu. Şimdi düzelecek inşallah. Bu arkadaşların isimleri geçiyor.”

‘Gül’ün Cumhurbaşkanımıza karşı aday olması söz konusu oldu. Ben hemen gittim.’

Bülent Arınç:

”Hatta daha önce, biliyorsunuz Sayın Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanımıza karşı aday olması söz konusu oldu. Ben hemen gittim, ziyaretimi yaptım ve çıkışta gazetecilere dedim ki, ‘Böyle bir şeye asla müsaade etmiyorum. Bu çok yanlış olur. Siz Cumhuriyet Halk Partisi’nin, Saadet Partisi’nin, onun, bunun adayı olamazsınız. Tayyip Bey’in aday olacağı yerde, siz ona rakip olamazsınız. Bu bizim kardeşlik hukukumuza aykırı. Buna izin vermem’ dedim.

Hatırlayacaksınız, seçimler oldu. Allah’a hamd olsun, kazandık. Şimdi parti kurmalarından bahsediliyor. Yine bir vesile ile, ben bu partiden ayrılıp da parti kuranları, bu sonuncuları da çok kast etmemiştim ama, mesela İdris Naim Şahin kendine göre bir parti kurdu. İdris Bal diye birisi vardı, Kütahya milletvekiliydi. O kendine bir parti kurdu. Abdüllatif bey ayrıldı, bir parti kurdu. ‘Muhalif olabilirsiniz, partiden de ayrılabilirsiniz. Ama bunu AKP’ye karşı çıkarak asla yapamazsınız.”

‘AKP’ye rakip olacak, AKP’yi zayıflatacak hiçbir hareketin içerisinde olamazsınız.

Bülent Arınç:

”Köşenize çekilirsiniz, ‘Allaha ısmarladık’ dersiniz. Oturduğunuz yerden siyaset yapmaya devam edersiniz ama AKP’ye rakip olacak, AKP’yi zayıflatacak hiçbir hareketin içerisinde olamazsınız. Bunu affetmem’ dedim. Ben bu işlerin dışındayım. Benim partim var, AKP. Hepinizin siyasi kanaatlerine saygı duyuyorum. Ben kendimi tarif ediyorum. Benim bir genel başkanım, bir liderim var. O da Recep Tayyip Erdoğan. Yanlışları var mı? Var. Benim yanlışım daha fazla. O insanı, ben bir örnek insan olarak görüyorum, hatalarıyla birlikte. Ama Türkiye için yaptıklarına bakıyorum ki, onunla beraber olmak benim için çok şerefli bir görev.”

‘Düşecek bir çınar yaprağına tahammüllümüz yok, gövdeyi güçlendirmek gerekli…

Bülent Arınç:

”O yüzden biz bu düşüncelerimizi arkadaşlarımıza da ilettik. Şimdi benim tek bir arzum var. Ben bunlarla hiç ilgilenmiyorum. Ama okudukça da endişe ediyorum. Parti kurabilirler mi? Gelişmelere bakarsanız kuracaklar gibi. Keşke toparlamak bize düşer. Bunu şuradan hatırlayın. Hepiniz internete sorun, Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye vasiyeti. Bunu bizim genel başkanımız da çok okurdu eskiden. Şeyh Edebali, Osman Gazi’ye hitap ediyor; ‘Bundan sonra güceniklik bana, onları bütünlemek sana, nefret bana, sevgi duymak sana’. Yani bey olmak, Cumhurbaşkanı olmak, lider olmak Osman Gazi’nin Şeyh Edebali’den aldığı vasiyeti yerine getirmekle mümkün. Biz bir zaman bunları cebimizden, elimizden düşürmüyorduk. Şimdi biraz unuttuk gibi. Başımızdakilere duyurulur. Yumuşak dil kullanın. Hepsini kucaklayın. Bizim düşecek bir çınar yaprağına tahammülümüz yok AKP’den. Gövdeyi güçlendirelim.”

“AKP’nin Genel Başkanı, hem milletin birliğini temsil edecek, ona zillet, buna illet demeyecek.

Bülent Arınç:

”Önümüzdeki seçimleri çok daha güçlü olarak kazanalım. Türkiye’nin 40 tane sorunu var. Bunları bölük pörçük aşamayız. Birbirimize dayanarak aşacağız. O yüzden hepimiz çobansak, Hadis-i Şerif öyle, hepimiz sürümüzden sorumluysak, aile reisi ailesinden, belediye başkanı belediyesinden, Cumhurbaşkanı da madem bütün milletin birliğini temsil ediyor, bir taraftan da AKP’nin Genel Başkanı, hem milletin birliğini temsil edecek, ona zillet, buna illet demeyecek, hem de partisini ayakta tutacak.”

‘Davutoğlu, Babacan ve Gül’ün kolay yetişmiyor ve bir arada tutulması gerekli…’

Bülent Arınç:

”Bir Davutoğlu kolay yetişmiyor, bir Ali Babacan kolay yetişmiyor, bir Abdullah Bey kolay yetişmiyor. Bunlar bizim insanımız, bunları bir arada tutmamız lazım. Gene liderlik sende olsun, ama şu partinin ayrılıklara tahammülü yok. Bahçeli bizi yüzde 35’lere düşürdü. Yüzde 35’lere düştüysek biz, kendi ifadesine göre söylüyorum, parti olarak, seçimde aldığımız sonuç olarak değil, biz yüzde 19’uz dediği zaman bize kalan yüzde 32. Bu doğruysa bir alarm zili çalması lazım. Tekrar ayağa kalkacağız, kucaklaşacağız. Bu iş çok kolay.”

İLGİLİ HABER

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top