GÜNDEM

Avrupa Konseyi’nin Demirtaş ve Kavala kararları ne anlama geliyor?

.

“KAVALA İÇİN VERİLEN KARARLAR DEMİRTAŞ İÇİN DE VERİLİYOR”

Avukat Molu, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Kavala ve Demirtaş’a ilişkin verdiği kararları değerlendirdi:

“Sürecin uzamasının sebebi, hükümetin serbest bırakmamak için ileri sürdüğü argümanlar..”

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, iş insanı Osman Kavala ve HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a ilişkin kararlar verdi..

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AHİM) ihlal kararına rağmen hala tutuklu olan Osman Kavala davası nedeniyle Türkiye’ye karşı ihlal prosedürünün başlatılmasını talep eden Komite, Türkiye’den 19Ocak’a kadar görüş istedi. Komite bir diğer ara kararında ise Demirtaş’ın başvurularına ilişin kararını bir an önce görüşmesi için Anayasa Mahkemesi’ne çağrıda bulundu..

“SÜRECİN UZAMASININ SEBEBİ HÜKÜMETİN SERBEST BIRAKMAMAK İÇİN İLERİ SÜRDÜĞÜ ARGÜMANLAR”

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin aldığı kararları değerlendiren Avukat Benan Molu’ya göre hem Demirtaş hem de Kavala dosyasında gelinen aşama, hükümetin izlediği “taktiklerle” gelinen sürecin sonucu..

Kavala ve Demirtaş’ın ilk tutuklanma kararlarının ardından AİHM’in “Derhal serbest bırakılmalılar” kararlarının geldiğini, bu kararların uygulanmaması için Demirtaş hakkında ikinci tutuklama ve başka bir dosyada onama kararı, Kavala için üçüncü tutuklama durumunun yaratıldığını belirten Molu:

“Bu insanlar hiçbir biçimde serbest kalmasın diye başka kararlarla bu süreç devam ettiriliyor. Bu, AİHM kararlarının uygulanmaması için gösterilen dirençlerden bir tanesi..”

Hükümetin, “İlk tutuklamalarıyla ilgili bir karar verildi ve yerine getirildi. Bu insanlar farklı bir dosyadan tutuklular, AİHM’in verdiği karar bu tutukluluk açısından geçerli değil” savını öne sürdüğünü, Bakanlar Komitesi’nin ise, “Bu ikinci tutukluluk ilk tutukluluğun devamı niteliğinde. Dolayısıyla biz bununla ilgili bir yorumda bulunabiliriz” dediğini aktaran Molu:

“Sürecin bu kadar uzamasının sebebi, hükümetin serbest bırakmamak için ileri sürdüğü argümanlar ve tekrar tekrar verilen tutukluluk kararları..” .

“KAVALA’NIN 17 OCAK’A KADAR SERBEST BIRAKILMASI GEREKİYOR”

Avukat Molu’nun aktardığına göre, 10Aralık 2019’da Osman Kavala’ya ilişkin AİHM’in ihlal kararı vermesi, bu kararın kesinleşip Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin önüne gitmesinin ardından Bakanlar Komitesi, Kavala’yla ilgili 9 karar yayınladı..

Ellerinde 9 tane Bakanlar Komitesi kararı ve 1 tane de AHİM kararı olduğunu belirten Molu:

“Yani Osman Kavala’nın serbest bırakılmasını talep eden 10tane karar var. Bu kararlara rağmen Osman Kavala hala serbest bırakılmadığı için, ikinci ve üçüncü kez tutuklandığı, dosyası Çarşı taraftar grubu dosyasıyla birleştirilip süreç uzatıldığı için artık Bakanlar Komitesi, devletin Kavala’yı serbest bırakma yönünde bir iradesinin olmadığı, direndiği sonucuna vardı..”

İnsan Hakları Sözleşmesi’ne yeni eklenen 46’ncı maddenin 4’üncü fıkrası uyarınca, mahkeme kararını yerine getirmeye direnen devletlerin Bakanlar Komitesi’nce tekrar AİHM’e şikayet edildiğini, Komite’nin Kavala dosyasında bu yola başvurduğunu belirten Molu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hükümete 19Ocak’a kadar bir görüş bildirin denildi.. Osman Kavala’nın duruşması 17 Ocak’ta. Mahkemenin resen bir tutukluluk incelemesi yapması mümkünse o incelemede ya da 17 Ocak’taki duruşmada Kavala’nın serbest kalması gerekiyor.. 19 Ocak’a kadar hükümet ‘serbest bırakacağız’ ya da ‘hayır, tutukluluğu farklı bırakmayacağız’ derse, Bakanlar Komitesi şubat oturumunda Türkiye’ye karşı resmi olarak bir süreç başlatacak..”

“AVRUPA KONSEYİ TARİHİNDE YALNIZCA BİR KEZ BAŞVURULAN YOL”

İş insanı Osman Kavala 19Ocak tarihine kadar serbest bırakılmaz ise Bakanlar Komitesi AİHM’e yazı yazacak..

AİHM kararının uygulanmadığını belirtecek olan Komite, dosyada verilen kararın yerine getirilmemesiyle ilgili AİHM’den değerlendirme talep edecek..

Bu durumun Avrupa Konseyi tarihinde yalnızca bir kere başvurulan bir yol olduğunu, onun da Azerbaycan’da muhalif siyasetçi ve hak savunucusu Ilgar Mammadov’un dosyasında yaşandığını belirten Molu şunları kaydetti:

“AİHM, 2014’te Mammadov hakkında Kavala benzeri ihlal kararı verdi. Sonra Mammadov hükümlü hale getirildi, karar çok uzun süre uygulanmadı, 2017 yılında böyle bir sürece başvuruldu..

2017’de Bakanlar Komitesi AİHM’e resmi bir şikayette bulundu. 2019’da da Mammadov’la ilgili karar yerine getirilmediği için Azerbaycan 46’ncı madde altında mahkum edildi. Daha sonrasında tekrar bu süreç Bakanlar Komitesi’nin önüne geldi ve o süreçte Mammadov serbest bırakıldığı için herhangi bir yaptırım uygulaması gündeme gelmedi..

Eğer hala serbest bırakılmamış olsaydı ya da ihlaller devam ediyor olsaydı Bakanlar Komitesi’nin elinde oy kullanma hakkının alınmasından üyeliğin askıya alınmasına, Avrupa Konseyi üyeliğinden çıkarmaya kadar giden bir dizi yaptırım imkânı vardı.”

“KAVALA 19 OCAK’A KADAR SERBEST BIRAKILMAZSA 2 ŞUBAT’TA BİLDİRİMDE BULUNULACAK”

Molu:

“Bu yaptırımların ne olduğu, hangi aşamada uygulanacağı belirli değil. Bu zamana kadar sadece elimizde Mammadov örneği olduğu ve bunlar uygulanmadığı için nasıl bir yol izlenir diye kesin bir şey söylemek mümkün değil..

Mammadov sürecinde her şey uzun olmuştu ve yedi yıl cezaevinde kalmıştı. Osman Kavala’nın dosyasında bu aşamaya hızlı gelindi. Eninde sonunda devletler o yaptırımlara çok maruz kalmamak için bir şekilde serbest bırakma yoluna gidiyorlar..

Eğer 19 Ocak’a kadar Osman Kavala serbest bırakılmazsa 2 Şubat’ta Bakanlar Komitesi resmi olarak AİHM’e bir bildirimde bulunup süreci olarak başlatacak. Sonrasında AİHM ne zaman ihlal kararı verirse… 2022’nin sonuna kadar bu süreç devam edebilir.”

“KAVALA İÇİN VERİLEN KARARLAR DEMİRTAŞ İÇİN DE VERİLİYOR’”

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Selahattin Demirtaş’la ilgili ara kararında, hükümetin sunduğu eylem planını değerlendirdi ve Demirtaş’ın derhal serbest bırakılması çağrısını yineledi..

Komite, Anayasa Mahkemesi’nin de bir an önce AİHM kararı doğrultusunda Demirtaş’ın başvurularını karara bağlamasını talep etti..

Komite Demirtaş’a ilişkin ara kararında ayrıca, HSK’nin ve yargının bağımsızlığının sağlanması için yasal değişiklik yapılmasını, çoğulculuğun ve seçilmiş muhalif kişilerin ifade özgürlüğünün güçlendirilmesini, TCK 314 gerekçe gösterilerek yaşanan tutuklamalara karşı önlem alınmasını da istedi..

Demirtaş ile Kavala’nın süreçlerinin aynı ilerlediğini, “Komitece yaptırım süreci açısından neden Osman Kavala tercih edildi de Demirtaş tercih edilmedi” sorusunun çok sorulduğunu belirten Molu:

“Aslında ortada bir tercih durumu yok. Bu tamamen kararların kesinleşme tarihiyle ilgili bir şey. Osman Kavala’yla ilgili AİHM’in ihlal kararı daha erken kesinleştiği için onun süreci daha hızlı ve önde gidiyor. Demirtaş sürecinde de şu anda birebir Osman Kavala hakkında verilen kararlar Demirtaş için de veriliyor.”

AYM’DEN İHLAL KARARI ÇIKARSA DEMİRTAŞ’IN SERBEST KALMASININ ÖNÜ AÇILABİLİR

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Demirtaş’a ilişkin verdiği ara kararda, Demirtaş’ın ilk tutuklandığı 4Kasım 2016 tarihinden önce nasıl bir hayat sürüyorsa bunun koşullarının yeniden yaratılmasını talep ettiğini, serbest bırakılıp tekrar milletvekili olmasının önündeki engellerin kaldırılmasını istediğini belirten Molu, Komite’nin AYM’ye yönelik çağrısına ilişkin ise şunları kaydetti:

“AYM’nin önünde Demirtaş’ın çok fazla başvurusu var.. Bu başvuruların AYM tarafından öncelikli olarak incelenmesi gerekirken incelemiyorlar. O yüzden sürekli olarak bildirimde bulunup ivedilikle bu başvuruların incelenmesini istiyoruz..

Şu anda Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden tutukluluk dosyası dışında Demirtaş’ın serbest kalmasını sağlayabilecek tek makam Anayasa Mahkemesi. Hızlı bir şekilde ihlal kararı ortaya çıkarsa Demirtaş’ın serbest kalmasının önünü açabilir. Ama bir karar vermiyor. Biz bunu da komiteye bildirmiştik. Bakanlar Komitesi, AYM’yi de AİHM kararı doğrultusunda bir ihlal kararı vermeye ve bunu da bir an önce yapmaya çağırıyor..”

“BAKANLAR KOMİTESİ’NİN SONRAKİ TOPLANTISI MARTTA”

Demirtaş ve Kavala için Bakanlar Komitesi’nin bir sonraki toplantısının mart ayında yapılacağını belirten Molu:

“Bundan sonraki süreçte hükümet yaşanan gelişmeleri komiteye bildirmeye devam edecek. Sonrasında mart ayındaki toplantıya kadar Demirtaş serbest bırakılmamış ya da bu üç konuda bir gelişme olmazsa Komite yine aynı çağrıları yapmaya devam edecek..”

Duvar//Serkan Alan

“Avrupa Konseyi’nden AYM’ye Demirtaş çağrısı: En kısa sürede karara bağlayın”

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, dün yapılan toplantıda aldığı ara kararda, Selahattin Demirtaş kararını bir an önce görüşmesi için Anayasa Mahkemesi’ne çağrı yaptı..

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin, tutuklu eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile ilgili AİHM kararının uygulanmamasını değerlendirdiği toplantıya yönelik kararlar açıklandı..

Komite, AYM’nin en kısa sürede Demirtaş başvurusunu, AİHM kararları ile uyumlu bir şekilde karara bağlaması ve Türkiye’ye Demirtaş’ı serbest bırakma çağrısı yaptı..

Komite, Demirtaş ile ilgili durumu mart ayında yeniden görüşme kararı alırken, Türkiye’nin itirazı ise kabul edilmedi..

Komite, Demirtaş ile ilgili aldığı diğer kararda ise Türkiye’nin sunduğu eylem planı çerçevesinde, tam yargı bağımsızlığını sağlamaya yönelik adımlar atmaya çağırdı ve bu çerçevede Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun yapısının değiştirilmesi için yasal düzenleme yapılmasını istedi..

Siyasi özgürlükleri, çoğulculuğu ve özellikle seçilmiş kişiler için ifade özgürlüğünü güçlendirecek adımlar atılması çağrısını yineledi..

Türkiye’nin bundan sonra atacağı adımlar, başta 2 Şubat’ta Komite’nin alacağı karar için de belirleyici olacak. 

“Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Türkiye’ye karşı karar aldı: Dışişleri Bakanlığı bu karara tepki gösterdi!”
“Dışişleri’nden Avrupa Konseyi’nin Osman Kavala kararına tepki”

Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin, AİHM’in Osman Kavala kararını yerine getirmediği için Türkiye’ye karşı ihlal sürecini başlatma kararına tepki gösterdi..

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Osman Kavala davasıyla ilgili Türkiye hakkında ihlal prosedürü başlatmasıyla ilgili olarak Dışişleri Bakanlığı:

“Avrupa Konseyi’ni bağımsız yargıya müdahale niteliği taşıyacak bu kararın devamını getirmekten kaçınmaya davet ediyoruz..

Avrupa Konseyi (AK) Bakanlar Komitesi, ülkemizin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Kavala kararını uygulayıp uygulamadığının tespiti hususunu AİHM’e havale etme niyetini içeren bildirimde bulunmuştur..

Avrupa Konseyi’nin adımı yargıya müdahale niteliği taşımaktadır..”

Bakanlık açıklaması…

Dışişleri Bakanlığı:

“Ülkemizde devam eden yargı sürecine saygı ilkesi uyarınca, AK’yı bağımsız yargıya müdahale niteliği taşıyacak bu kararın devamını getirmekten kaçınmaya davet ediyoruz.. Başta AK Bakanlar Komitesi olmak üzere herkes, bağımsız ve tarafsız mahkemelerce yürütülen yargı sürecine saygı ve güven duymalıdır..

Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesi olan ülkemiz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden kaynaklanan sorumluluklarının bilincindedir.. Bu yıl içinde 128, bugüne kadar ise toplam 3674 AİHM kararı tarafımızdan uygulanmıştır..”

“AİHM KARARLARININ UYGULANMASINI TÜM ÜYE ÜLKELER YÖNÜNDEN TARAFSIZ BİR YAKLAŞIMLA ELE ALMALI”

Dışişleri Bakanlığı:

“AİHM kararlarının icrasını denetleyen Bakanlar Komitesi’nin gündeminde halen çok sayıda karar bulunmaktadır.. Kavala kararından daha eski olan ve başka ülkeler hakkında ve konularda da uygulanmayan kararlar varken, özellikle Kavala kararının sürekli olarak gündemde tutulmasını tutarsız bir yaklaşım olarak görüyoruz..

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi sistemindeki mevcut mekanizmaların hukuki ve adil bir anlayışa göre değil de, siyasi mülahazalar üzerinden belirli ülkeler aleyhinde işletilmesi her şeyden önce Avrupa Konseyi’nin kendi itibarını zedelemektedir..

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, insan hakları sisteminin etkinliğini sürdürmek istiyorsa tarafgir ve seçici tutumunu bırakıp, AİHM kararlarının uygulanmasını tüm üye ülkeler yönünden tarafsız bir yaklaşımla ele almalıdır..”

“Avrupa Konseyi’nden Osman Kavala kararı”

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) iş insanı Osman Kavala’ya ilişkin hak ihlali kararını uygulanmaması nedeniyle Türkiye hakkında ihlal prosedürünü başlatma kararı aldı..

Komite, bugün yaptığı toplantıda, ihlal prosedürünü eylül ayındaki kararı çerçevesinde verdi..

Komite, eylül ayındaki toplantısında, 2 Aralık’ta Kavala’nın tahliye edilmemesi halinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 46’ncı maddesi gereği Türkiye hakkında ‘ihlal prosedürü’ başlatma kararı almıştı..

“TÜRKİYE İÇİN ÜYELİKTEN ATILMAYA KADAR GİDECEK ZORLU SÜREÇ BAŞLIYOR”

Türkiye’nin AİHM kararını uygulamaması gerekçesiyle başlatılan ihlal prosedürü, Komite’nin bir dizi uyarı ve kararının ardından geldi..

Komite, Türkiye’yi kararın uygulanması için defalarca uyardı ve görüşünü bildirmesi için süre tanıdı..

Türkiye ise ihlale neden olan tutukluluk halinin 18 Şubat 2020 tarihinde sonlandığını ve Kavala’nın şu anda başka bir suçtan tutuklandığını savundu..

AİHM’in Kavala’nın serbest bırakılmasına dair kararı gerçekleşene kadar Türkiye, Konsey’de giderek artan yaptırımlarla karşılaşacak..

Bu yaptırımlar arasında Konsey’in bazı organlarında Türkiye’nin oy hakkının elinden alınması, Konsey’deki atamalarda uygulanan kotaların Türkiye’ye aleyhine kısıtlanması, diplomatik ilişkilerin alt düzeye düşürülmesi gibi bir dizi önlem bulunuyor..

Kararın, Türkiye-AB ilişkilerinde de yeni bir kırılma noktası olması bekleniyor..

Kavala hakkındaki AİHM kararının uygulanmamaya devam edilmesi halinde ise yaptırımlar, Türkiye’nin üyeliğinin askıya alınması ya da üyelikten çıkarılmasına kadar ilerleyebilecek.. Ancak bu süreci bugüne kadar hiçbir üye devlet zorlamadı..

Avrupa Konseyi, 2010 senesinden bu yana Azerbaycan’a ihlal sürecini başlattı ve yaptırımları uygulamaya 2017’de başladı. Azerbaycan, muhalif İlgar Memmedov hakkındaki suçlamaları düşürmek zorunda kaldı..

“HER AİHM KARARINI İHLAL, AYNI YAPTIRIMA TABİİ DEĞİL”

AİHM’in 10Aralık 2019’ta açıkladığı Kavala kararı:

“Tutuklanmasının makul bir kuşkuya dayandığını gösteren somut veriler bulunmadığına ve tutuklanma kararının Anayasa Mahkemesi önünde incelenmesinin çok uzun sürdüğüne” hükmetti..

Mahkeme, bu doğrultuda AİHS’nin özgürlük ve güvenlik hakkıyla ilgili 5’inci ve 18’inci maddesinin ihlal edildiğini, yani Kavala’nın “susturulmak istendiğine” karar verdi..

Kararda ayrıca, Kavala’nın bir insan hakları savunucusu olarak susturulmasına yönelik “gizli bir amaç güdüldüğü” belirtildi..

AİHS’nin 18’inci maddesi, yetkinin suiistimal edilmesini yasaklamayı öngörüyor ve Sözleşme’de belirtilen hak ve özgürlüklerin yazıldıkları amaç dışında kullanılmalarının engellenmesini hedefliyor..

Bazı üye ülkeler, özellikle dış politikalarını ilgilendiren bir dizi AİHM kararını uygulamazken AİHM’in, 5’inci madde bağlantılı olarak 18’inci maddenin ihlali kararı ise oldukça nadir..

Kavala davasından önce Rusya’ya karşı Goussinski, Ukrayna’ya karşı Timoşenko, Gürcistan’a karşı Merabishvili ve Azerbaycan’a karşı Mammadov kararları var..

Ancak Rusya, Ukrayna ve Gürcistan ihlal süreci başlatılmadan AİHM kararının gereklerini yerine getirdi.. Azerbaycan ise AİHM’in 2014’te verdiği ihlal kararını 2020’de uyguladı..

“TAHLİYE EDİLMİYOR”

Dört yılı aşkın süredir tutuklu bulunan Osman Kavala duruşmaya katılmamıştı..

Çarşı davası ile Gezi Parkı davasının birleştirilmesinin ardından görülen 52 sanıklı davanın 26 Kasım’daki ikinci duruşmasında,  Kavala’nın oy çokluğuyla tutukluğuna devam kararı verilmişti..

Bakanlar Komitesi, eylül ayındaki son AİHM gündemli toplantısında Ankara’nın Kavala hakkındaki kararı yerine getirmediğini not edip, 30 Kasım-2 Aralık tarihleri arasında yapılacak bir sonraki toplantıya kadar serbest bırakılmaması halinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 46’ncı maddesi gereği bu davaya ilişkin olarak Türkiye hakkında “ihlal prosedürü” başlatacağı ihtarında bulunmuştu..

NE OLMUŞTU?

“Avrupa Konseyi’nden ‘Osman Kavala’ toplanması: Türkiye’ye yaptırımlar yolda”

Türkiye’ye karşı yaptırım uygulanabilir..

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, AİHM’nin Osman Kavala kararını yerine getirmediği için Türkiye’ye karşı ihlal prosedürü başlatılmasını görüşmek üzere toplanıyor..

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi,iş insanı ve insan hakları aktivisti Osman Kavala hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından verilen hak ihlali kararını görüşmek bir kez daha Strasbourg’da toplanıyor..

Avrupa Konseyi’ni oluşturan 47 ülkenin büyükelçilerinden oluşan Komite’nin AİHM’nin “Kavala derhal tahliye edilmeli” kararını yerine getirmeyen Türkiye hakkındaki karar için toplanıyor..

 “ihlal prosedürü” kararı alınması, resmi kararın da hafta sonuna doğru açıklanması bekleniyor..

Bakanlar Komitesi, Eylül ayındaki son AİHM gündemli toplantısında Ankara’nın Kavala hakkındaki kararı yerine getirmediğini not edip 30Kasım-2 Aralık tarihleri arasında yapılacak bir sonraki toplantıya kadar serbest bırakılmaması halinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 46’ncı maddesi gereği bu davaya ilişkin olarak Türkiye hakkında “ihlal prosedürü” başlatacağı ihtarında bulundu.. 

Ankara o tarihten sonra Strasbourg’a gönderdiği görüşlerde AİHM’nin Kavala davasında ihlale hükmetmesine neden olan tutukluluk halinin 18Şubat 2020 tarihinde sonlandığını, Kavala’nın şu anda başka bir davada Türk Ceza Kanunu’nun 309’uncu maddesi (cebir ve şiddet kullanarak anayasal düzeni ortadan kaldırma) temelinde yargılandığını savundu..

Kavala’nın avukatları ve İfade Özgürlüğü Derneği ise Bakanlar Komitesi’ne ilettikleri görüşlerde, Ankara’nın AİHM kararını yerine getirmemekte ısrar ettiğini belirterek AİHS’nin 46’ncı maddesi gereği ihlal prosedürünün başlatılması çağrısında bulundu..

“İHLAL PROSEDÜRÜ NEDİR, SÜREÇ NASIL İŞLİYOR?”

AİHS’nin 46’ncı maddesi gereği AİHM’nin kesinleşen kararları, infazı denetleyecek olan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne gönderiliyor..

Bu maddenin 4’üncü bendi, AİHS’ye taraf bir devletin bir kesin karara uymayı reddetmesi halinde, Bakanlar Komitesi’ne o devlete ihtarda bulunduktan sonra, görüş için AİHM’ye başvurma yetkisi tanıyor..

Bu işlem bir ara karar (interim resolution) ile gerçekleşiyor. Başvuru için 47üye ülkenin 3’te 2’sinin onayı gerekiyor.. Bu çoğunluğun bulunmasının ardından söz konusu ülkenin hükümetine resmi bildirimde bulunulup konuya ilişkin görüş belirtmesi için yaklaşık altı hafta süre veriliyor..

Bu sürenin sonunda da AİHM önündeki süreç başlıyor. AİHM sürecinin ne kadar süreceği konusunda bir kriter bulunmuyor.. Ancak Strasbourg’daki gözlemciler “en az altı ay” yorumunda bulunuyor..

Osman Kavala hakkında 17Ocak’taki duruşmada tahliye kararı çıkması halinde büyük olasılıkla AİHM sürecine, yani ihlal sürecinde ikinci evreye geçilmeyecek.. Konu, Bakanlar Komitesi önünde işlem görmeye devam edecek..

AİHM, büyük Avrupa coğrafyasını temsil eden Strasbourg merkezli Avrupa Konseyi’nin en önemli organlarından biri..

Avrupa Konseyi’nin icra organı olan Bakanlar Komitesi ise AİHM kararlarının infazının denetimininden de sorumlu. Bakanlar Komitesi’ne bu yetkiyi AİHS veriyor..

AİHS’nin “Kararların Bağlayıcılığı ve İnfazı”yla ilgili 46’ncı maddesi kapsamında Bakanlar Komitesi’ni oluşturan 47 Avrupa ülkesi, AİHM kararlarını görüşmek üzere her üç ayda bir olmak üzere yılda dört kez Strasbourg’da büyükelçiler düzeyinde toplanıyor..

AİHM, daha önce herhangi bir davada hükmetmiş olduğu kararın yerine getirilmediği yönünde tespitte bulunursa, alınacak önlemleri değerlendirmesi için davayı Bakanlar Komitesi’ne gönderecek..

Olası yaptırımlara, Osman Kavala hakkındaki yargı sürecinin gidişatı ve konjonktüre göre, esasen siyasi bir organ olan Bakanlar Komitesi karar verecek..

“TÜRKİYE’YE NE TÜR YAPTIRIMLAR UYGULANABİLİR?”

AİHM tarafından hükmedilen Osman Kavala kararı yerine getirilene kadar Avrupa Konseyi bünyesinde Türkiye’ye karşı giderek yoğunlaşan yaptırımlar uygulanabilecek..

Türkiye’nin bazı Avrupa Konseyi organlarındaki oy hakkı elinden alınması, Avrupa Konseyi’ndeki üst düzey makamlara Türk personel ataması yapılmaması, Türkiye’de üst düzey Avrupa Konseyi toplantıları düzenlenmemesi veya ziyarette bulunulmaması örnek olarak gösteriliyor..

Konunun Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) ve Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi (AYBYK) bünyesinde siyasi bir karakter kazanması da olasılıklar arasında..

Kavala dosyasının önce Avrupa Konseyi ardından da AB gibi diğer Avrupa kurumlarının Türkiye raporlarına artan biçimde olumsuz yansıyacağı yorumları da yapılmakta.. 

“YUNAN CUNTASI ÖRNEĞİ

Olası yaptırımların en ileri aşaması olarak kimi Avrupa devletlerinin Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyeliğini sorgulamaya başlayabileceği de konuşuluyor..

Avrupa Konseyi tarihinde bu durum bugüne kadar sadece bir kez Yunanistan’daki askeri cunta döneminde yaşandı..

1967’de iktidara gelen cunta, Avrupa Konseyi üyeliğinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediği için defalarca uyarıldıktan sonra üyeliğinin düşürülmesi için karar tasarısı hazırlandı..

Kendisini Fransa’dan başka bir ülkenin desteklemediğini gören cunta, karar tasarısının oylanacağı 12 Aralık 1969 tarihinde Avrupa Konseyi üyeliğinden kendisi çekildi..

TÜRKİYE, AİHS’Yİ KALEME ALAN 12 ÜLKEDEN BİRİ”

AB üyelik perspektifi pratikte sonlanmış olan Türkiye için 1949’dan bu yana üyesi olduğu Avrupa Konseyi büyük önem taşıyor..

Avrupa Konseyi Türkiye’nin siyasi planda Avrupalı olduğunun tescillendiği yer. Avrupa ailesinin parçası olmak, bu aile içinde söz sahibi olabilmek için mutlaka Avrupa Konseyi üyesi olmak gerekiyor..

Bugüne kadar hiçbir Avrupa ülkesi Avrupa Konseyi üyesi olmadan AB üyesi olamadı. Bunun faturası ise demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü alanlarında müşterek Avrupa standartlarına uyum sağlamak. Türkiye 1954’te onayladığı AİHS’yi kaleme alan 12 Avrupa ülkesinden biri..

İLGİLİ HABER

Cumhuriyet

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top