SAĞLIK

Yanlış beslenmenin etkileri…

.

“Tüketildiğinde hafıza kaybına yol açan 5 yiyecek”

Tükettiğimiz gıdaların beynimiz üzerindeki etkilerini anlatan Dr. Uma Naidoo, hafızayı olumsuz etkiyen yiyecekleri açıkladı..

Dr. Uma Naidoo, yiyeceklerin beyni nasıl etkilediğine dair bilgiler verdi ve akıl sağlığı için yemek yeme üzerine açıklamalar yaptı. Hafıza hakkında da bilgiler verdi..

Fazla tüketildiğinde hafızayı olumsuz anlamda etkileyen gıdaları sıralayan Naidoo, bu yiyeceklerin hafıza kaybı, depresyon ve bipolar bozukluğa yol açabileceği belirtiyor..

1.İlave şekerli gıdalar 

Naidoo, günlük yaşamanda vücudumuzun glukoza olan ihtiyacına değinse de fazla glukoz oranının hafıza kaybına yol açtığını söylüyor..

2.Kızartma gıdalar

Yaklaşık olarak 20 bin kişinin katıldığı bir anket sonucuna göre fazla kızartma tüketen kişilerde zaman içinde damar problemlerine yol açmasıyla öğrenme ve hafıza yeteneklerinin zarar gördüğü tespit edilmiş..

 

3.Glisemik indeksi yüksek karbonhidratlar

Ekmek, makarna, patates ve beyaz pirinç gibi glisemik indeksi yüksek karbonhidratlar şeker ile aynı etkiyi yarattığını söyleyen Naidoo, aynı şekilde bu gıdaların da hafızayı olumsuz yönde etkilediğini belirtiyor..

Bu konuda yapılan bir araştırmada, glisemik indeksi yüksek gıdalar tüketen kişilerin yüzde 30 daha az depresyona girdiği gözlemlenmiş..

4.Alkol

Uzun seneler boyunca yapılan birçok araştırmada alkolün beyin nöronlarındaki olumsuz etkisi ortaya konuluyor..

Naidoo da alkolün olabildiğince az seviyede tüketilmesini savunduğunu belirtiyor..

5.Nitrat içeren gıdalar

Sosis, salam, sucuk gibi işlenmiş et ürünlerinde bulunan nitrat kansere, beyinde hasara ve hafıza kaybına yol açıyor..

Yapılan bir araştırmada nitrat tüketiminin bağırsak florasının dengesini değiştirerek bipolar bozukluğa bile yol açabileceği belirtiliyor..

“Uzmanı uyardı: Yanlış beslenme stresi tetikliyor”

Bilimsel araştırmalar, çeşitli besin öğelerinin eksikliğinin stresi artırdığını gösteriyor..

Obeziteyi tetikleyen etkenlerden stres ile beslenme arasında bir alışveriş olduğunu belirten Diyetisyen Gözde Karaca Kayan, “Sadece stresten dolayı yanlış beslenmiyoruz, yanlış beslenerek de stresi besliyoruz” dedi..

Teknolojinin gelişimiyle hareketsiz yaşamın yaygınlaşması ve beslenme alışkanlıklarının değişmesi obezitenin görülme sıklığını artırdı.. Türkiye’de ve dünyada artan bir sağlık sorunu haline dönüşen obezite, fizyolojik ve psikolojik çok sayıda sorunu da beraberinde getirdi..

TÜİK’in verilerine göre, Türkiye’de 15 yaş ve üstünde obezite görülme oranı yüzde 20’yi aştı..

Bu orandan yola çıkarak yapılan hesaplama, Türkiye’deki her 100 kişiden 35’inin ‘obez öncesi’ kategorisinde yer aldığını gösteriyor.. TÜİK’in ‘Türkiye Sağlık Araştırması’nda kadınların yüzde24,8’inin obez ve yüzde30,4’ünün obez öncesi, erkeklerin ise yüzde17,3’ünün obez ve yüzde39,7’sinin obez öncesi olduğu görülüyor..

Pandemi sürecinde ölüm riskini artıran kritik faktörler arasında gösterilen obezitenin çok sayıda etkene bağlı olarak görülme sıklığını artırdığını belirten Diyetisyen Gözde Karaca Kayan:

“Stres de bunlardan biri olarak değerlendiriliyor.. Stresin, çoğu zaman beslenmemizi, yiyecek seçimlerimizi etkilediğinden yakınırız.. Fakat bu ilişki tek taraflı değil, aynı zamanda beslenme tarzımız da stresimizi etkiliyor..”

“DUYGULARINIZ YANLIŞ BESLENMENİN ESİRİ OLABİLİR!”

Beslenmenin vücudun enerji ihtiyacını karşılamanın yanı sıra duygu ve davranışları da etkilediğine dikkat çeken Gözde Karaca Kayan:

“Bilimsel araştırmalar çeşitli besin ögelerinin eksikliğinin bilişsel fonksiyonlarımızı etkilediğini, depresif ruh haline ve saldırgan davranışlara yol açtığını gösteriyor..

Duygularınız yanlış beslenmenin esiri olabilir. Doğru beslenme biçimini benimseyerek obezitenin tetikleyicilerinden biri olan stresi de yönetmek mümkün..”

“MUTLULUK HORMONUYLA STRESİNİZİ YÖNETİN”

Mutluluk hormonu olarak tanımlanan serotonin açısından zengin besinlerin stres yönetiminde büyük bir işlevi bulunduğunu söyleyen Gözde Karaca Kayan:

“Serotonin, vücudumuzda triptofan olarak isimlendirilen bir aminoasitten üretilir. Dolayısıyla triptofan açısından zengin besinlerin tüketimi, serotonin yapımını artırarak stres yönetimine katkıda bulunabilir.. Hindi, somon, yumurta, kuruyemişler, peynir, ananas gibi besinleri günlük beslenmenize dahil edin.. Yine aynı etkiye sahip bitter çikolata ile de kendinizi şımartabilirsiniz..”

“SABAH SAATLERİNE DİKKAT”

Stresin temel hormonlarından kortizolun sabah saatlerinde yüksek seviyelerde olduğunu belirten Gözde Karaca Kayan, “Güne sağlıklı bir kahvaltı ile başlamak vücudumuzu kortizolün etkilerinden korur. Bilimsel araştırmalar, B vitamini eksikliğinin öfke, depresyon gibi stres faktörlerini artırdığını ortaya koyuyor. Tahıl, baklagiller ve yumurta gibi B vitamini kaynaklarını hayatınızdan çıkarmayın. Balık, keten tohumu, semizotu gibi depresyonu önleyen Omega-3 kaynaklarını sıkça tüketin. Yetersiz su tüketimi vücudumuzu stres altında bırakabilir. Düzenli egzersiz, meditasyon ve yoganın da stres yönetimindeki gücünden faydalanın” önerilerinde bulundu..

“Uzmanı uyardı: Çocukların beslenme çantasına bu gıdaları koymayın!”

Uzman Diyetisyen Canel Öner Sayar:

“Paketli hazır ürünler katkı maddesi ve gıda boyası içerdiği için alerjik reaksiyonların yanı sıra, ileriki dönemde kalp ve damar, diyabet, mide ve bağırsak hastalıklarına, hormon bozukluklarına neden olabilir..”

Tatil ve salgın nedeniyle yemek düzeni halihazırda bozulan çocuklar..

Uzman Diyetisyen Canel Öner Sayar:

“Çocukların beslenme çantasında hazır ve paketli gıdalar konulmamalı.. Paketli hazır ürünler katkı maddesi ve gıda boyası içerdiği için alerjik reaksiyonların yanı sıra, ileriki dönemde kalp ve damar, diyabet, mide ve bağırsak hastalıklarına, hormon bozukluklarına neden olabilir..” 

Sayar, bağışıklık sistemlerinin güçlü tutulması için yemek düzeninin sağlıklı ve dengeli bir hale getirilmesi gerektiğini ifade etti..

Sayar, tam gün okulda olan çocukların öğle öğünlerini yemekhanede, kantinde ya da yanlarında götürecekleri beslenme çantalarıyla yaptığını belirterek, okul menülerinde nelerin tüketileceğinin diyetisyen, öğretmen ve ailelerinin iş birliğiyle belirlenmesinin önemine değindi..

Kahvaltıda şekerli besinler yerine büyümek için gerekli olan zengin proteinli gıdaların çocukların beslenmesine eklenmesi gerektiğini aktaran Sayar:

“Süt, yumurta, peynir, tokluk sağlayacak yararlı yağları içinde bulunduran zeytin, ceviz, fındık gibi gıdalar; zengin vitamin ve mineraller içeren maydanoz, domates, salatalık gibi sebzeler, günlük enerji ihtiyacının çoğunluğunu sağlayan tam tahıllı ekmek ve tahıl gevreği gibi besinler kahvaltı öğününde mutlaka olmalı. Öğle yemeğinde protein kaynağı bulunmalı. Et, tavuk, balık, köfte veya yumurtalı ve peynirli menüler tercih edilmeli. Makarnayı peynirli tercih ederek, pirinç pilavı yerine bulgur kullanarak, börekleri de peynir ya da kıymalı yaparak protein yüksek hale getirilebilir. Yemekte yan ürün seçenekleri olarak salata, yoğurt ve cacık tüketilebilir.”

Sayar, yiyeceklerin evden götürülmesi halinde tam tahıllı ekmek arası peynir, evde hazırlanmış köfte ve tavuk önerisinde bulundu.

BESLENME ÇANTASINDA BULUNMASI GEREKEN GIDALAR

Uzman Diyetisyen Sayar, çocukların beslenmesine mantı, döner gibi fazla karbonhidrat ve yağ içeren yemeklerin, gazlı ve şekeri yüksek içeceklerin uygun olmadığını bildirdi..

Anne ve babaları, çocukların hazır ve paketli gıdalardan uzak tutulması konusunda uyaran Sayar:

“Ara öğünlerde ders sonrası tatlıya yönelen çocuklara ebeveynler abur cubur yerine sağlıklı atıştırmalık alternatifleri sunmalı..

Çikolata, abur cubur ürünler yerine çocuğun çantasına armut, elma, muz gibi taze meyveler veya hurma, kayısı, erik gibi kuru meyveler ile ceviz, fındık ve badem gibi kuruyemişler konulabilir..

Paketli hazır ürünler katkı maddesi ve gıda boyası içerdiği için alerjik reaksiyonların yanı sıra, ileriki dönemde kalp ve damar, diyabet, mide ve bağırsak hastalıklarına, hormon bozukluklarına neden olabilir..

Evde yapılmış az yağlı peynirli poğaça veya börek ya da kek çok daha sağlıklı olacaktır..

Aynı şekilde evde hazırlanan yulaf, meyve ve yağlı tohumlar ile yapılan granolalar, yulaf ezmesi, kuru meyveli şeker ilavesiz müsliler süt ile birlikte ara öğüne seçenek olabilir.”

Sayar, çocukların günlük 8-10 bardak su tüketmesi gerektiğini, bu nedenle beslenme çantasına muhakkak aralarda tüketebileceği suyun da konulması gerektiğini vurguladı..

“AKŞAM YEMEKLERİNDE YOĞURT TÜKETİLMELİ”

Canel Öner Sayar, gün içinde sebze ve meyve tüketimi kısıtlı olduğu için okul çağında genellikle kabızlık gibi sağlık problemlerinin yaşanabileceğini belirtti..

Bu nedenle akşam yemeğinde çocukların yeterli sebze, salata ve kurubaklagil tükettiğinden emin olmak gerektiğini aktaran Sayar:

 “Akşam yemeğinde okuldan dönen çocuklarımız için mevsimine uygun lahana, yer alması, turp, pazı, kereviz, ıspanak, pırasa, brokoli, karnabahar gibi sebze yemekleri yapabilirsiniz. Nohut, fasulye, kırmızı mercimek, bakla, bezelye gibi kurubaklagil yemeklerinin yanına da sağlıklı bir probiyotik olan yoğurdu akşam yemeğine dahil etmek sağlıklı bir tercih olacaktır..” 

İLGİLİ HABER

Cumhuriyet

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top