SIYASET

Gül: Türkiye çok güçlü bir ülke olacaktı. Bunu yapamadık!

.

“ALMANYA’NIN BİR MİLYON SURİYELİYİ ALMASI, BİZİM DÖRT MİLYON SURİYELİ ALMAMIZDAN DAHA ÖNEMLİ, ÇÜNKÜ ORTAK BİR SINIR, KÜLTÜR, TARİH VEYA DİN YOKTUR”

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye’nin Avrupa Birliği ve Almanya ile  ilişkileri hakkında kapsamlı bir mülakat verdi.

Türkiye’nin Almanya ve Avrupa Birliği ile olan ilişkilerine dair soruları yanıtlayan Abdullah Gül, ilişkilerin geldiği noktada iki tarafın da karşılıklı hatalar yaptığını kaydetti..

“Türkiye’yi hangi noktalarda hatalı görüyorsunuz?”

Abdullah Gül:

“Kendi irademizle AB kurallarını fasıl fasıl iç mevzuatımıza yansıtmayı ve AB standartlarını yakalamayı beceremedik.. Türkiye’nin noksanlığı da bu oldu..

Zamanında çok açık bir şekilde, basın toplantılarında da Türkiye’nin NATO üyesi olan, fakat AB üyesi olmayan Norveç gibi olabileceğini, fasılların resmen açılıp kapanmasının sembolik olduğunu, önemli olan fasılların içeriğini bir ülkenin gerçekleştirmesi olduğunu ifade etmiştim..

Türkiye olarak neyi yapmamız gerektiğini biliyorduk. Bu iradeyi göstermemiz gerekiyordu, böylece Türkiye çok güçlü bir ülke olacaktı. Bunu yapamadık..”

“AİHM KARARLARINI UYGULAMAK MECBURİYETİNDEYİZ ”

Abdullah Gül, Türkiye’nin AB’ye tam üyelik hedefinin devam ettiğini ifade ettiğini belirttiğini ve bu bağlamda AİHM kararlarına uyarak Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ı serbest bırakması gerekip gerekmediği şeklindeki soruya yanıt veren Gül, şunları söyledi…

Abdullah Gül

“Türkiye, Avrupa Konseyi’nin kurucu ülkesi, AİHM’e hâkim veren bir ülke ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini en erken onaylayan ülkelerden birisi.. AİHS m. 46, sözleşmenin taraflarının kesinleşen mahkeme kararlarına uyması gerektiğini belirtmektedir..

Hatta, AKP hükümetinin ilk yıllarında, 2004 yılında bir anayasa değişikliği yaptık.. Bu değişiklik sonucunda, Anayasamızın 90. Maddesi gereği temel insan hak ve özgürlüklerine ilişkin uluslararası sözleşmeler kanunlarımızın üstünde tutulmaktadır, bunlarla ilgili Anayasa Mahkemesi’ne gidilememektedir..

AİHS hükümleri anayasamız gereğince kanunlarımızın üstündedir, bu nedenle AİHM kararlarını uygulamak mecburiyetindeyiz..”

“FETÖ ÇOK TEHLİKELİ BİR YAPIDIR ”

Türkiye’nin 15 Temmuz darbe girişimini  dünyaya ve Almanya’ya anlatmakta zorlanmasının nedeni nedir?

Abdullah Gül:

“Birçok ülke Türkiye’yi eleştiriyor. Türkiye’nin noksanlıkları olabilir. Fakat böyle bir darbe teşebbüsü karşısında darbeyi lanetlemeleri ve hükümetin yanında durmaları gerekirdi, sonrasında eleştirilerini tekrardan sarf edebilirlerdi..”

Darbe teşebbüsü öncesinde FETÖ’nün devletin çeşitli mevkilerine sızma sürecinin geçmişi bulunmaktaydı.. İşin bu noktaya varabileceği tahmin edilebilir miydi?

Abdullah Gül:

“Bu tip örgütlerin bir görünür, bir de görünmeyen yüzü bulunmaktadır.. Bu örgütün, AKP iktidarı öncesinde de gizli ve organize bir çalışma içinde olduğu barizdir.. Dini kisve altında olmaları ise çok tehlikelidir.. Dini kullanan bu örgüt içinde insanlar aklını, fikrini bir kenara atıp birisine koşulsuz bir şekilde teslim oluyorlar.. İyi-kötü, doğru-yanlış muhakemeleri kalmıyor.. Dini kullanarak kendilerini saklamayı da başardılar. FETÖ akıllarını ve iradesini birisinin aklı ve iradesine teslim eden insanlardan müteşekkil çok tehlikeli bir yapıdır..”

“Almanya’nın bir milyon Suriyeliyi alması, bizim dört milyon Suriyeli almamızdan daha önemli”

Türkiye’de 3.5 milyon Suriyeli yaşadığını ve daha önce Türklerin Almanya’da yaşadığı tecrübelerden bu insanlar için ne dersler çıkarılıp çıkarılamayacağı şeklindeki soruya yanıt veren Abdullah  Gül:

“Bundan en büyük dersi Alman hükümeti çıkarttı, çünkü Almanya da bir milyon Suriyeli aldı. Almanya’nın bir milyon Suriyeliyi alması, bizim dört milyon Suriyeli almamızdan daha önemli, çünkü ortak bir sınır, kültür, tarih veya din yoktur..

Almanya Suriyelileri Türklerle yaşanan ilk tecrübenin aksine güzel bir entegrasyona tabii tuttu, eğitti, sistemli bir şekilde Alman toplumuna entegre etmek için uğraştı. Bu nedenle en büyük dersi Almanya çıkardı..

Türkiye ise çok kısa bir sürede büyük bir insanlık sınavı verdi..

Almanya’ya 60 senede beş milyon kişi giderken, Türkiye’ye iki senede dört milyon kişi geldi. Türkiye büyük bir başarıyla bu durumu yönetti. Bu durum muhalif partilerin istismarına açık olmasına rağmen geçmiş seçim süreçlerinde ırkçılık yapılmadı, yabancı düşmanlığı yapılmadı ve herkes insani açıdan konuya yaklaştı..

Halbuki bu dört milyon insan Türkiye’ye güvenlik ve ekonomi açısından büyük bir yük getirdi, fakat buna rağmen Türk hükümeti bu süreci çok başarılı bir şekilde yönetti ve bütün siyasi aktörler de bu konuda hükümete destek oldu..”

“AKTİF SİYASETE DÖNECEK Mİ?

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, aktif siyasete dönmeyi düşünüp düşünmediği şeklindeki soruya ise şöyle cevap verdi…

Abdullah Gül:

“Türk siyasi geleneğinde cumhurbaşkanları tarafsız olmuştur.. Anayasa gereği partisinden ayrılarak, yedi sene tarafsız Cumhurbaşkanlığı yapan bir ismin aktif, gündelik siyasetin içine girmesi zor oluyor, bu yüzden günlük siyasetin içine girmedim, ama zaman zaman önemli konulardaki görüşlerimi halk ile paylaştım..”

“ABDULLAH GÜL: OTORİTER HÜKÜMETLER YURTİÇİNDEKİ GÜÇLERİNİ PEKİŞTİRMEK İÇİN SALDIRGAN DIŞ POLİTİKA YÜRÜTÜYOR”

Gül, otoriter bir hükümetin, küçük bir yönetici grubunun çıkarlarını tüm toplumdan daha önemli hale getirdiğinden dolayı uluslararası güvenlik için her zaman bir tehdit oluşturduğunu söyledi..

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 17 Kasım’da Kazakistan’da düzenlenen Astana Club Genel Oturumu’nda katılarak “Büyük Avrasya: Dünyanın Geleceğinin Yeni Vizyonu” konulu bir konuşma gerçekleştirdi.. 

Abdullah Gül’ün web sitesinden yapılan açıklamaya göre, Gül konuşmasında otoriter rejimlerin toplumların geleceği için bir tehdit oluşturduğunu söyledi..

“Otoriter hükümetler yurtiçindeki güçlerini pekiştirmek için saldırgan bir dış politika yürütüyor”

Otoriter bir hükümetin, küçük bir yönetici grubunun çıkarlarını tüm toplumdan daha önemli hale getirdiğinden dolayı uluslararası güvenlik için her zaman bir tehdit oluşturduğunu söyleyen Abdullah Gül, otoriter hükümetlerin güçlerini yurt içinde pekiştirmek için saldırgan bir dış politika uyguladığını söyledi..

Bu eğilime karşı dikkatli olunması gerektiğini ve vatandaşların hükümetleri üzerindeki denetiminden asla vazgeçmemesi gerektiğini vurgulayan Gül:

“Mevcut küresel zorlukların ve uluslararası arenada artan rekabetin güçlü devletleri gerektirdiği aşikârdır.. Fakat, otoriterliğin güçlü devletler yarattığı ve otoriter hükümetlerin demokratik olanlardan daha başarılı olduğu argümanına katılmıyorum..”

“Sadakati liyakatin önüne koyan otoriter hükümetler canlı bir sivil toplumu yok eder”

Gül, her şeyden önce, kalkınma ve ekonomik büyüme için hem kısa hem de uzun vadede kurumlarının ve toplum yapısının çok önemli olduğunu belirterek şunları kaydetti:

“Sadakati liyakatin önüne koyan, düşünce özgürlüğünü ise parti politikalarına veya doktrinlerine feda eden otoriter hükümetler zaman içinde canlı bir sivil toplumu ve yaratıcılığını kaçınılmaz olarak yok edecektir..

Bu kaçınılmaz olarak sınırlı inovasyona, daha yavaş ekonomik büyümeye ve daha az refaha yol açacaktır..

Başka bir deyişle, toplumu kontrol etmeye yönelik katı otoriter önlemler, sürekli ekonomik büyüme ve müreffeh bir toplum meydana getiremez..

Ben naif bir insan değilim.. Dolayısıyla tüm Avrasya ülkelerinin demokratik olması ve liberal değerleri benimsemesi gerektiğini tartışmıyorum.. Gerçek bir demokrasinin kurulmasının uzun bir süreç olduğunun ve kısa sürede gerçekleşemeyeceğini biliyorum..

Demokratik kültürün kök salması için sadece devlet yapısının kurumsal dönüşümüne değil, aynı zamanda insanların zihinlerinde de bir dönüşüme ihtiyaç vardır..”

Gül, bugün üzerinde durduğu şeyin, coğrafyamızın uluslararası barışı, güvenliği ve istikrarı için devletlerin otoriter eğilimlerden kaçınılması ve demokrasi olmasalar bile en azından hukukun üstünlüğü, insan haklarına saygı, iyi yönetişim ve hesap verebilirlik gibi temel bazı kriterlerin benimsenmesi gerektiği söyledi..

İLGİLİ HABER

Independent Türkçe

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top