SIYASET

Kılıçdaroğlu: Helalleşmek geçmişi değiştirmez ama geleceğimizi kurtarır!

.

“SİYASETTE VE SOSYOLOJİDE DÖNÜM NOKTASI: HELALLEŞME Mİ, HELAKLEŞME Mİ?”

Ülkemizde siyasetin tam olarak işlevsizleştiği günlerden geçiyoruz..

Siyaset, ülkenin sorunlarını çözmek için var olan açık imkanlar alanıdır.

Siyasetin ülkenin sorunlarını demokratik, sivil ve katılımcı çözme imkanlarının ortadan kalkması, toplumda siyasetten ciddi bir şekilde rahatsızlık ve öfke duyulmasına neden olmaktadır..

Siyasetçilerin en az güven duyulan kimseler haline gelmesi, ülkemiz demokrasisi için kaygı verici bir durumdur..


Siyasetin ülke sorunlarını çözmekte aciz kalması, ülkemizdeki mevcut siyasetin yapısal sorunudur..

Ülkemizde siyaset, toplumun ekonomi, sağlık, hukuk, eğitim, güvenlik, dış politika başta olmak üzere bütün alanlardaki sorunlarını çözmek için yapılmamaktadır..

Siyaset, devlet imkanlarını kullanmak suretiyle ekonomik, sosyal ve siyasal güç devşirmek için yapılmaktadır..

Ekonomik, sosyal ve siyasal çıkar elde etmenin aracı olarak görülen siyaset, genelde siyasal partiler ve liderler üzerinden okunmaktadır..

Toplum, siyasetçi kılığındaki para ve güç baronlarından ümidini kesmiştir.. Para ve güç baronlarının egemen olduğu siyasette, insan ve toplum etkisiz olarak görülmektedir..

Bireylerin ve toplumsal kesimlerin mekanik olarak oy veren robotlar olarak görülmesi, siyaset ve toplum arasında derin bir yabancılaşmanın ve kopuşun gerçekleşmesine yol açmaktadır..

 


Toplumda derin bir yoksulluk hakim olmaktadır. Yoksulluğun toplumsallaşması, kurumsallaşması ve kalıcılaşması sonucu toplum, siyasetin iktidar bloğunu oluşturan aktörleri (MHP-AKP-BBP-Vatan Partisi) tarafından ifade edilen vaatleri karşısında heyecan duymamaktadır..

İnsanlar fakirleştikçe, hiçbir siyasal söyleme, politikaya veya projeye inanmamaktadırlar.. Ekmeği kalmayan, insanlar siyasetçilerin söylemlerine de ihtiyaç duymamaktadır..

Toplum, siyaseti sadece dar bir grubun gücünü arttırmaya yarayan sorunlar ve krizler alanı olarak algılamaya başlamıştır..

“Ekmek azaldıkça siyaset ölmektedir..”

Ekmek azaldıkça felsefenin ve Likya’nın ölümünü anlatan Melih Cevdet Anday’ın muhteşem şiirinin bugünün toplum ve siyaset ilişkisi açısından geçerli olduğunu söyleyebiliriz:

“Köle sahipleri ekmek kaygısı çekmedikleri için felsefe yapıyorlardı,
Çünkü
Ekmeklerini köleler veriyordu onlara;
Köleler ekmek kaygısı çekmedikleri için
Felsefe yapmıyorlardı,
Çünkü
Ekmeklerini köle sahipleri veriyordu onlara.
Ve yıkıldı gitti Likya..

Köleler felsefe kaygısı çekmedikleri için ekmek yapıyorlardı,
Çünkü
Felsefelerini köle sahipleri veriyordu onlara;
Felsefe sahipleri köle kaygısı çekmedikleri için ekmek yapmıyorlardı,
Çünkü
Kölelerini
Felsefe veriyordu onlara.
Ve yıkıldı gitti Likya..

Felsefenin ekmeği yoktu,
Ekmeğin felsefesi.
Ve sahipsiz felsefenin ekmeğini,
Sahipsiz ekmeğin felsefesi yedi.
Ekmeğin sahipsiz felsefesini
Felsefenin sahipsiz ekmeği.
Ve yıkıldı gitti Likya.
Hala yeşil bir defne ormanı altında…”


Fakirleşen toplum, akıldan, ahlaktan ve adaletten soyutlanmış siyasette güç mücadelelerinden başka bir şeyin yapılmadığını düşünmektedir..

Siyasal alanın daraldığı, sığlaştığı ve verimsizleştiği bir ortamda toplumun büyük bölümü, siyasetçilerin söylediklerine kulaklarını kapamış durumdadır..

Toplum, siyasetçilerin kendi ihtiyaç ve çıkarlarını ifade ettiğini, siyasal söylemlerin ve gündemlerin toplumsal ihtiyaçlardan kaynaklanmadığına inanmaktadır..

Siyasetçiye güvensizliğin ve ilgisizliğin zirve yaptığı bir ortamda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun helalleşme kavramı etrafında yaptığı şu çağrı gündem olmuştur:

“Ben ömrümde, ülkemizde nefreti ve sevgiyi gördüm. Artık sevgi kazansın istiyorum. Ülkemizin iyileşmeye, helalleşmeye ihtiyacı var. Helalleşmek geçmişi değiştirmez ama geleceğimizi kurtarır. Geçmişte partimizin de hataları oldu; helalleşme yolculuğuna çıkma kararı aldım…”


Kılıçdaroğlu, daha sonra helalleşme yolculuğunu tarihimizin acı sayfalarını referans vererek somut hale getirmektedir:

“28 Şubatçıların açtığı yaraları kapatıp helalleşeceğiz. İkna odalarına sokulan başı kapalı kızlarımızla, Roboski’yle helalleşeceğiz..



Sivas, Kahramanmaraş mağdurlarıyla, Diyarbakır Hapishanesi mahkûmlarıyla, mahallerinden sürülen Romanlarla, varlık vergileri altında inleyen azınlıklarla, 6-7 Eylül mağdurlarıyla;



Mahkemelerde süründürülen askerlerimiz ve aileleriyle, Ali İhsan Korkmaz’ın ailesiyle, Soma ile darbeciler bir sağdan bir soldan gencecik çocuklarımızı astı, bu insanlarımızla helalleşeceğiz..



9 yaşındaki Oğuz Arda Sel’in annesiyle, Ahmet Kaya ile helalleşeceğiz.”

Helalleşme kavramını kullanan Kılıçdaroğlu, soğuk, itici ve hiyerarşik siyasal kavram ve kalıpların toplumda karşılığı olmadığı gerçeğinin farkındadır..

İslam Peygamberine atfedilen bir hadiste:

 “Kimin üzerinde din kardeşinin ırzı, namusu veya malıyla ilgili bir zulüm varsa altın ve gümüşün bulunmayacağı kıyamet günü gelmeden evvel o kimseyle helalleşmesi” istenmektedir..

Teolojik açıdan helalleşmek, kıyametten önce bu dünyada yapılması gereken asli görevdir..

Sıcak ve sempatik nitelikteki helalleşme kavramı,  manevi, ahlaki ve dini anlamları olan derin insani ve ilahi ilişkiyi ifade etmektedir..

Siyasetten kopan topluma helalleşme kavramı üzerinden ilişkiye geçmeye çalışmanın ilginç ve verimli bir iletişim biçimi olduğunu söyleyebiliriz..


Kılıçdaroğlu’nun helalleşme yolculuğu çağrısında otoriter ve totaliter bir dil kullanılmamaktadır..

Kılıçdaroğlu, Cumhuriyeti kuran parti olarak CHP’yi bu ülkede olan bütün iyiliklerin sahibi, bütün kötülüklerin ise CHP muhaliflerinden kaynaklandığı şeklinde bir kurgudan hareket etmemektedir..

Bu toplumda açılan yaralardan CHP’nin sorumluluğunu kabul eden Kılıçdaroğlu, otobiyografik hafıza inşa etmenin tuzağına düşmemekte, bütüncül bir hafıza ile bu coğrafyada yaşanılan bütün sosyal yaralarla ve yıkımlarla yüzleşilmesinin ve tartışılmasının önünü açmaktadır..

Kılıçdaroğlu’nun helalleşme çağrısının ardından farklı toplum kesimlerinin geçmişte yaşadıkları mağduriyetleri ve acıları dillendirmesi, sosyal hayatımızın normalleşmesi açısından önemli bir gelişmedir.. 

Helalleşme çağrısından sonra Kılıçdaroğlu’nu bütün sosyal sorunların kaynağı gibi konumlandıran ve ‘şununla da helalleş’ şeklinde dayatma niteliğinde karşılıklar verilmektedir..

Birinci olarak helalleşme, sadece Kılıçdaroğlu’nun omuzlarına yüklenilecek bir sorumluluk değildir..

İkinci olarak helalleşme, bir dayatma değildir. Helalleşme, bir diğerini helak etmenin aracı haline getirilemez. Helalleşme, bir ortaklaşma, paylaşma, dayanışma ve yaşama tecrübesidir..

Helalleşme olgusu, barış ve demokrasiye dayalı bir toplumsal geleceğin inşası için bütün sosyal ve siyasal aktörlerin tamamının katkısını gerekli kılmaktadır..

Helalleşme yolculuğuna sadece Kılıçdaroğlu’nun değil, bütün Türkiye’nin çıkması gerekmektedir..

Tek başına çıkılacak helalleşme yolculukları, toplumumuzun derin yaralarına merhem olmayacaktır..

Hep birlikte helalleşme yolculuğuna çıkma olgunluğuna ulaştığımız vakit, yaralarımız kabuk bağlayacak, acılarımız dinecek, demokrasimiz güçlenecek, farklılıklarımızla toplum olmayı başarabilecek yeni bir durum oluşturma imkanlarına kavuşacağız..

Kılıçdaroğlu’na, “helalleşme yolculuğuna çok istiyorsan sen çık” demek, çocuksu bir karşılıktır..

Verimli ve sağlıklı olan yaklaşım, hep birlikte helalleşme yolculuğuna çıkma bilincini yaygınlaştırarak toplumun olgunlaşma düzeyini geliştirmektir..


Kılıçdaroğlu’nun helalleşme çağrısının toplumda çok ciddi karşılığı bulunmaktadır..

Toplum, kimlikler, inançlar, yaşam tarzları, geçmişte işlenen hukuksuzluklar üzerinden siyaset yapılmasından bıkmıştır..

Toplum, kültür savaşları üzerinden siyaset yapılması devrinin kapanmasını istemektedir..

Çatışma, kamplaştırma, kriz ve gerilim siyasetinin ülkeyi helaka götürmesi konusunda toplumda ciddi bir kaygı oluşmuştur..

Helalleşme söylemi toplumu rahatlatırken, helakleşme ise gerçek bir korku olarak insanları kaygılandırmaktadır..

Toplumda bir kesimi endişeli olarak nitelemek artık yeterli değildir. Endişeli toplum, önümüzde duran gerçektir..
 

Toplum, siyasetin daha sahici, kaliteli ve çözüm odaklı yapılmasını istemektedir..

İnsanlar, çatıştırma yoluyla siyaset yapmanın kendilerini yoksul ettiği gerçeğinin farkındadırlar..

Toplumun önemli kesimleri, helalleşme çağrısını kamplaşma ve kriz söylemlerini aşmak için bir umut ve imkan olarak okumaktadır..

Toplum, kamplaşma ve kutuplaştırma üzerinden siyaset devrinin kapanmasını istemektedir.

Ekmeğin, barışın, hukukun ve özgürlüğün birlikte arttırılmasına toplum ihtiyaç duymaktadır..

Helalleşme kavramı, kutuplaştırmaya karşı yeni bir siyaset ve sosyoloji inşa etmenin psikolojik ve duygusal öğelerini içinde barındırması açısından umut ve iyimserlik havası meydana getirmiştir..  


Kılıçdaroğlu’nun bahsettiği sosyal yaraların ve yıkımların çoğu, devlet gücü kullanılarak gerçekleşmiştir..

Millet karşısında devlet paradigmasının terk edilmesi için toplumda derin bir beklenti vardır..

Milleti yöneten devlet yerine devleti yöneten millet anlayışı sahici anlamda hayata getirilmelidir..

Devlet partisi olarak nitelenen CHP’nin Genel Başkanı’nın, devletin açtığı yaraları ve yıkımları eleştirmesi, helalleşme kavramıyla milletin yanında yer aldığını açıklaması, Kılıçdaroğlu’nun bu yeni yolculuğunun toplum tarafından ilgiyle karşılanmasına neden olmuştur..

Kılıçdaroğlu, Adalet Yürüyüşü’nden sonra Helalleşme Yolculuğu girişimiyle toplumun ilgisini ve dikkatini çekmeyi başaran aktif politik aktör olarak kendisine yeni bir rol ve misyon yüklemektedir..

Toplum, bundan sonra Kılıçdaroğlu’nu daha dikkatle izleyecektir.. Uzun yıllar sonra Kılıçdaroğlu’nun siyasette toplumun referans aldığı aktör haline gelmesi, yeni bir gelişmedir..

Helalleşme çağrısının en en önemli sonuçlarından biri siyasette mutlak referans olma tekelinin kırılmış olmasıdır..


Kamuoyunda Kılıçdaroğlu’na Gandhi Kemal denilmektedir..

Gandhi Kemal unvanından ilham alırcasına Kılıçdaroğlu, şöyle demektedir:  

“Gelecekte, bu ülkenin çocuklarının ülkeyi barıştırdığımı söylemelerini istiyorum..”


Aşırı uç kesimlerin dışında toplumun ezici çoğunluğu, sahici anlamda toplumsal barışın inşasını arzulamaktadır..

Toplum kendi içinde kavga etmekten,  kamplara bölünmekten ve birbirine düşman olmaktan bıkmış ve yorulmuş durumdadır..

Toplumun barış ihtiyacı ve talebi, Kılıçdaroğlu’na Gandhileşme imkanı verirken aynı zamanda helalleşme yolculuğunun merkezinde barışın olmasını zorunlu kılmaktadır..


Kılıçdaroğlu, Genel Başkan olduktan sonra enerjisinin çoğunu CHP’yi değiştirmeye harcadı..

CHP’deki statükoyu büyük ölçüde radikal nitelikte değiştirmeyi başaran Kılıçdaroğlu, artık topluma yönelmektedir..

Helalleşme çağrısıyla Kılıçdaroğlu, CHP’yi toplumla buluşturmak ve bütünleştirmek şeklinde çetin ve zor bir meydan okumayı önüne koymuş bulunmaktadır..

Helalleşme yolculuğuna çıktığını ilan eden Kılıçdaroğlu’nun özgüven ve kararlılığı dikkatlerden kaçmamaktadır..

Özgüvenini ortaya koyan Kılıçdaroğlu, topluma güven veren bir dil kullanmaya çok özen göstermektedir..


Helalleşme yolculuğunu, sadece Kılıçdaroğlu’nun kişisel girişimi olarak görmek yeterli değildir. Helalleşme yolculuğunu CHP’nin kurumsal politikası ve projesi olarak değerlendirmek lazımdır..

Kılıçdaroğlu ve CHP’nin helalleşme yolculuğu yeni başlamıştır..

CHP ve Kılıçdaroğlu’nun yeni başlayan helalleşme yolculuğunu, önyargıyla ve çatışmacı bir yaklaşımla başarısızlığa mahkum etmenin, hiçbir reel, makul ve sosyal karşılığı bulunmamaktadır.

Toplumun büyük bölümünün, CHP ve Kıılıçdaroğlu’na helalleşme yolculuğu için ciddi bir kredi açtığını söyleyebiliriz.. 


Son mahalli seçimlerde Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP,  büyük bir seçim başarısı elde etti.. Kılıçdaroğlu, Kürt ve din düşmanı bir partinin lideri olmadığını göstermek için partisiyle birlikte helalleşme yolculuğuna çıkıyor..  

Kamuoyunda farklı tartışmaların yapılması ve değişik tepkilerin verilmesi, Kılıçdaroğlu’nun helalleşme yolculuğunun ciddiye alındığı, samimi ve sahici bulunduğu şeklinde yorumlayabiliriz..

Kürtler ve muhafazakar toplum kesimlerinin önemli bir bölümü, Kılıçdaroğlu’nun helalleşme yolculuğunu ihtiyatlı bir iyimserlikle değerlendirmektedir..

Kılıçdaroğlu’nun helalleşme yolculuğu, beyhude bir girişim değildir.. Kılıçdaroğlu ve CHP’nin uzun süreden beri sistematik ve planlı bir şekilde helalleşme politikasının üzerinde çalıştıkları anlaşılmaktadır..

Helalleşme politikasının form ve muhtevasının sivil, demokratik ve sahici olacağına dair genel başkan düzeyinde bir çabanın ortaya konması, bütün Türkiye’de değerli, yapıcı ve pozitif bir girişim bir adım olarak değerlendirilmektedir..

Kılıçdaroğlu’nun helalleşme yolculuğuna çıktığını ilan etmesinden sonra siyaset ve toplumda oluşan pozitif hava ihmal edilemez..

CHP’nin kendini yenilemesi, Türkiye’de siyasal ve sosyal alanın demokratikleşmesi, sivilleşmesi ve çoğulculaşması için çok verimli imkanların doğmasına neden olacaktır.

© The Independentturkish//Prof. Dr. Bilal Sambur 

“KILIÇDAROĞLU: ‘HELALLEŞME YOLCULUĞUNA ÇIKMA KARARI ALDIM’ DEMİRTAŞ: ‘YÜREKTEN DESTEKLİYORUM!”
“KÜRT SİYASETÇİLERDEN KILIÇDAROĞLU’NA: ŞEYH SAİD, SEYİT RIZA VE SAİD NURSİ’NİN MEZAR YERLERİNİN AÇIKLANMASI HELALLEŞMENİN İLK ADIMI OLUR”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun “helalleşme” çıkışı siyasetin gündemine oturdu..

Kılıçdaroğlu, kimlerle halleşeceğine açıklık getirirken Kürtler de nereden başlaması gerektiğine dair işaret verdi..

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “helalleşme” söylemi gündemi değiştirdi..

Türkiye, son bir haftadır Kılıçdaroğlu’nun “helalleşme” söylemini tartışıyor..

Kimileri açıklamayı samimi bulurken, kimileri de söylemin “oy” ve “strateji”den ibaret olduğunu savundu..

Bir diğer kesimde Kılıçdaroğlu’ndan “helalleşme”den kastının ne olduğunun detaylandırma çağrısında bulundu..

CHP lideri Kılıçdaroğlu ise Meclis Grup Toplantısı’nda konuya açıklık getirdi.. 

“NE STRATEJİSİ?”

İkna odalarına sokulan başı kapalı kızlar, Roboski, Sivas, Kahramanmaraş mağdurları, Diyarbakır hapishanesi mahkumları ve mahalleleri gasp edilip sürülen Romanlar dahil yarası olan tüm topluluklarla helalleşeceklerini kaydeden Kılıçdaroğlu:

“Gelecekte, bu ülke çocuklarının ‘bu ülkeyi barıştırdı’ demelerini istiyorum ardımdan.. Böyle anılmak istiyorum.. Ne stratejisi? Hangi strateji çocuklarımızın geleceğinden daha önemli? Helalleşeceğiz dostlarım.. Açık yaralar var, biliyorum zor olacak ama yapacağız. Başaracağız.”

Muhalefetten iktidara birçok kesim “helalleşme” söylemini kendi bakış açısından değerlendirdi..

Peki, Kürtler “helalleşme”ye nasıl bakıyor? Beklentileri neler?

Kürt siyasiler, “helalleşme”yi değerlendirdi.

“‘HELALLEŞME’ SÖYLEMİ SON DERECE OLUMLUDUR”

Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR) Genel Başkanı Latif Epözdemir, “helalleşme”yi çok olumlu bir adım olarak gördüklerini söyledi.

CHP’nin son aylarda ülkenin temel sorunlarına karşı yeni bir anlayış geliştirmek istediğine değinen Epözdemir:

“Bazı tabuları yıkıp ülke sorunlarının etrafından dolaşmaktan ziyade sorulara parmak basma gibi bir eğilim içinde olduğunu görüyorum. Söylem son derece olumludur..”

Epözdemir’e göre CHP’nin son kongresinde “Kürt sorununu çözmek istiyoruz” söyleminin yanı sıra Irak Kürdistan Bölgesi’ne (IKB) gerçekleştirilen resmi düzeydeki ilk ziyaret olumlu adımlardan birkaçı..

Türkiye’nin 1924’ten başlayarak tekçi bir sistemi tesis etmeye çalıştığını, Türkçülük üzerine inşa edilen sistemin Türk olmayan kesimlere çok acımasız davrandığını savunan Epözdemir:

“Bu politikalar en çok Kürtlere acımasız davrandı. Kürtleri katletti, tehcir etti, iskana tabi tuttu… Kürtleri Türkleştirmek, entegre etmek ve o tekçi yapı içerisinde hapsetmek konusunda ciddi politikalar uygulandı..

Keza Ermeni, Rum, Musevi ve diğer etnik dini kesimlere de acımasız ve tekleştirme politikası yürütüldü. Bu politikalar 1970’li yıllara kadar devam etti..”

“ÖNCELİKLE İADEYİ İTİBAR YAPILMALI”

Cumhuriyetin kuruluşundan 1950’ye kadar politikaların yürütüldüğü dönemde CHP’nin iktidarda olduğunu hatırlatan Epözdemir, geçmişteki uygulamaların sorumlusunun CHP olduğunu ve özür dilemesi gerektiğini belirterek:

“Bir kere iadeyi itibar yapılmalı. Ne demek bu? Geçmişte tekçiliğe karşı durmuş, asılmış, öldürülmüş, katliama tabi tutulmuş tüm kesimlerin itibarının iade edilmesi lazım..

CHP iktidarında Şeyh Said, Seyit Rıza ve Saide Kurdi (Nursi) gibi şahsiyetlerin mezar yerlerini açıklamalı ve ailelere teslim etmelidir..

Dersim ve Zilan katliamı nedeniyle bizzat özür dilenmelidir. Gasp edilmiş temel hak ve hürriyetler iade edilmeli, anadilde eğitim için engel olan Tevhid-i Tedrisat kanunu kaldırılmalıdır..

En önemlisi de Kürtlerin bulunduğu yerleşim yerlerinin isimleri kanunla değil bir kararname ile bir gecede değiştirildi ve Türkçeleştirildi..

CHP bu konuda ısrarcı bir politika üreterek bunun arkasında durmalı. İşte tüm bunlardır helalleşme. Biz helalleşmeden bunu anlıyoruz..”

Ülke siyasetini çıkmaza sokan, en büyük ve önemli sorunun Kürt sorunu olduğunu vurgulayan Epözdemir:

“Eğer Kürt sorunu çözülürse Türk siyasetinin de önü açılır ve öteki sorunlar kendiliğinden çözülür.. CHP bunu yapabilir..

Bir Kürt partisi olarak sorunun çözülmesinden tarafız. Önemli olan bu konuda adım atmak ve helalleşmeden be anladığımızı pratikte kanıtlamaktır. HAK-PAR olarak bu minvalde atılan her adımı destekliyoruz..”

“‘HELALLEŞME’ ADIM ATMAKLA BAŞLAR”

Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK) Genel Başkanı Mustafa Özçelik ise “helalleşme”nin gerçeklerin kabulü ve mağduriyetlerin giderilmesine yönelik atılacak adımlarla başlayacağı görüşünde..

“Kürt kimliğinin yasalarla kabulü en insani ‘helalleşme’ olacaktır” 

CHP liderinin “helalleşme”den söz etmesini önemsediklerini kaydeden Özçelik, konunun söylem düzeyinde kalmaması gerektiğine dikkati çekti..

Kılıçdaroğlu’nun “helalleşme” listesine eklenecek daha birçok temel gerçekliklerin olduğuna vurgu yapan Özçelik:

“‘Helalleşme’, gerçeklerin kabulü ve mağduriyetlerin giderilmesi adım atmakla başlar..

Türkiye Devleti’nin 98 yıldır Kürtlere uygulanan asimilasyon, inkar, yıkım, imha, katliam, ölüm siyasetiyle yüzleşip, kabullenip, özür dileyip, mağduriyetleri giderecek adımlar atması; Kürtlerin millet olarak  kendilerini yönetme haklarının kabulü  ve Kürt meselesinin çözüm yolunda ‘helalleşme’nin başlangıcı olacaktır.”

Askeri operasyonlara, şiddete, silahlı eylemlere her zaman olduğu gibi “hayır” dediklerini ifade eden PAK lideri Özçelik:

“Kürt kimliğinin, anadille eğitim ve Kürtçe’nin resmi dil olması hakkının,  düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün, şiddetin ve silahlı eylemlerin varlığına endekslenmeden, anayasa ve tüm yasalarda kabulü; Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve Türkiye Devleti’nin sarmaları gereken en temel ‘yara’, yapmaları gereken en temel insani ‘helalleşme’ olacaktır..”

“SÖYLEM SAHİPLENİLMELİ, CESARET VERİLMELİ”

İnsan ve Özgürlük Partisi (İÖP) Genel Başkanı Mehmet Kamaç da “helalleşme” sözünün çok önemli olduğunu ve niyetten bağımsız düşünüldüğünde Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu bir sürece işaret ettiğini söyledi..

Cumhuriyet tarihi boyunca Kürtler, Aleviler, muhafazakarlar gibi birçok kesimin mağdur edildiğini belirten Kamaç’a göre bu mağdur kesimin olduğu bir ülkede CHP gibi bir partinin “helalleşme” söyleminde bulunması tarihi önemi arz etmenin yanı sıra söylemi sorgulamanın dışında ülkenin mevcut koşullarında sosyolojik bir gerçekliğe ve ihtiyaca tekabül ediyor..

“Helalleşme”nin hangi amaçla söylendiğine bakılmaksızın ihtiyaca cevap verdiği için sahiplenilmesi gerektiğini dile getiren Kamaç:

“Bu tür söylemler sahiplenilmeli cesaret verilmeli. Ayrıca bir ihtiyaç olduğu konusunda topluma bunun gerekliliği anlatılmalıdır..”

Ancak “helalleşme”nin siyasal söylemlerin ötesinde bazı somut adımlar üzerinden yürütülmesi gerektiğine vurgu yapan Kamaç, ülkenin en temel ihtiyacı olan benzeri adımların siyasal çıkarlara kurban edilmemesine dikkati çekti..

“Şeyh Said, Seyit Rıza ve Said Nursi’nin mezar yerleri açıklanmalı”

İÖP lideri Kamaç:

“Hafızamızı tazelersek eğer Dersim ile ilgili en ileri cümleleri mevcut iktidar kurdu ama sonuç ortada. Her kesimin bu konuda beklentisi söylenen sözden öte atılacak somut adımlardır..

“Bu konuda en somut ve gerçekçi adım Şeyh Said, Seyit Rıza ve Said Nursi’nin mezar yerlerinin açıklanmasıdır ki bunlar aslında belki sembolik olarak çok çok önemlidir..

Bu, helalleşme sürecinin içerisinde sembolik değerinin yanında mağdurların her bir kesimini temsil ettiği için çok farklı bir anlamı olacaktır.. Mezar yerlerinin açıklanmasına bu açıdan bakmak lazım.. Bu tip adımların güven verici olması ve bir daha yaşanmayacağının teminatı olarak işte bu tip semboller üzerinden yol almalıdır.. Bunlar hem iyi niyetin ortaya çıkışını hem de gerçekten önümüzdeki dönemler için bir daha mağduriyetlerin yaşanmamasının sigortası olarak anlaşılacaktır. Bu açıdan da önemli ve değerlidir.”

Ülkenin mevcut durumunun dışında toplumsal sorunların çözümü noktasında yeni ve temiz bir sayfa açmanın yolu yanlışlarla yüzleşmekten ve mağduriyetlerin giderilmesinden geçtiğini ifade eden Kamaç, geçmiş yanlışlara son vermenin toplumsal barış zeminini hazırlanmaktan geçtiğini sözlerine ekledi..

© The Independentturkish// Abdülhakim Günaydın

“DEMİRTAŞ: HELALLEŞMEYİ YÜREKTEN DESTEKLİYORUM!”

Selahattin Demirtaş, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘helalleşme’ açıklamasını, toplumsal uzlaşma ve iç barış açısından çok önemsediğini söyledi..

 CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu yaptığı açıklamayla siyasette ‘helalleşme’ tartışması başlattı.. Yayınladığı açık mektupla helalleşmeyi amaçladıkları kesimleri açıklayan Kılıçdaroğlu’na,  Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP’nin eski Eşgenel Başkanı Selahattin Demirtaş da destek verdi..

Politikyol’da ‘Helalleşme’ isimli bir yazı kaleme alan Demirtaş, kendi hatalarıyla yüzleşeceklerini vurgulayarak, “Hep birlikte helalleşeceğiz” dedi..

Demirtaş’ın yazısı şöyle:

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu geçtiğimiz hafta, helalleşme kavramını kullanarak önemli bir açıklama yaptı..

Her türlü siyasi taktik hesaptan, ittifak ve seçim tartışmalarından bağımsız bir şekilde, Sayın Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamasını toplumsal uzlaşma ve ülkemizin iç barışı açısından çok önemsiyor ve yürekten destekliyorum.. Çünkü geçmiş hatalarımızla samimi, dürüst ve cesur bir şekilde yüzleşip karşılıklı helalleşmeden hiçbir sorunumuzu kalıcı olarak çözemeyiz..

Bu nedenle, Cumhuriyet’in kurucu partisi CHP’nin Genel Başkanı sıfatıyla yapılmış bu açıklama tarihi önemdedir ve mutlaka sahiplenilmesi, desteklenmesi ve güç verilmesi gereken ciddi bir adımdır..

Helalleşme veya yüzleşme dediğimiz şey, geçmişin hatalarından sorumlu olanları bulup suçlamak ve cezalandırmak değildir.. Geçmişteki hataların, acıların bir daha asla tekrarlanmayacağına dair tüm kesimlerin birbirlerine ve elbette devletin tüm kesimlere teminat vermesidir… Bunun için hataların varlığını ve sonuçlarını kabul ederek içten bir şekilde özür dileyebilmektir..

Her şeyden öte, toplumun travma sonrası tedavisi için gereklidir bu.. Bir arada güven ve huzur içinde yaşayabilmek, birbirimizin yüzüne bakabilmek, birbirimizi sevebilmek için gereklidir.. Bunları sağlamadan hangi toplumsal zemin üzerinde uzlaşıyı ve demokrasiyi kurabiliriz ki?

“YÜZLEŞMEYE, BARIŞMAYA İHTİYACIMIZ VAR”

Demokrasi, hepimizin kendi dairesinde huzur içinde, komşularıyla barışık şekilde yaşayabileceği bir apartmansa helalleşme de o apartmanın temelidir.. Temel olmadan, temel sağlamlaştırılmadan istediğimiz kadar güzel bir apartman yapalım, o apartmanın bir süre sonra çökmesini engelleyemeyiz..

Şu anda ne temel var ne de apartman. Hepimiz, çadırlarda hayatta kalmaya çalışan depremzedeler gibiyiz.. Etrafımız enkaz yığınlarıyla, acılarla dolu bir haldeyken çıkış yolu, kurtuluş yolu arıyoruz..

Bu durumda yapmamız gereken ilk şey, tüm Türkiye olarak el ele vermek, toplumsal birliğimizi sağlamaktır.. İşte bunun için de helalleşmeye, yüzleşmeye, birbirimizle barışmaya ihtiyacımız var.. Bunu sağlayabilirsek gerisi artık çok kolay. Bütün sorunlarımızın çözümü, çorap söküğü gibi arkasından gelir..

“ÇABASI ÇOK KIYMETLİ”

Bu noktada Sayın Kılıçdaroğlu’nun çabası çok kıymetli.. Toplum, devamının gelmesini bekleyecektir.. Sadece şimdi değil, ileride iktidar değiştiğinde, bu helalleşme sürecinin devlet adına da kurumsal ve resmi olarak işletilmesi gerekir..

Ancak bu sorumluluk ne sadece CHP’nin ne de sadece Sayın Kılıçdaroğlu’nundur..

Başta siyasetçiler olmak üzere herkes samimiyetle ve cesaretle elini taşın altına koymak, kendi payına düşen sorumluluk gereğince yüzleşmeye dahil olmak zorundadır.. Bunun basit oy hesaplarıyla yaklaşılacak bir konu olmadığını herkesin iyi anlaması gerekir..

Kaldı ki samimiyetle özeleştirisini ortaya koyan siyasetçiyi, halk kesinlikle bağrına basacaktır.. Yine de ahlaklı davranmak ve risk almaktan da çekinmemek gerekir..

Başka türlü siyasi öncülük de yapılamaz, toplumsal değişim de sağlanamaz. Bu nedenle, Sayın Kılıçdaroğlu’nun inisiyatif alması kıymetlidir, helalleşme için yola çıkması önemlidir..

“SİYASETÇİLER OLARAK DAHA FAZLA İNİSİYATİF ALMALIYDIK”

Doğrusu, bu konu dışarıda nasıl tartışılıyor, çok takip etme imkanım olmadı. Nihayetinde bizler haksız ve hukuksuz bir şekilde hapiste tutuluyoruz..

Buradan özeleştiri yapmamız kimilerince istismar edilecek, birilerine yaranma çabası olarak yorumlanabilecektir.. Kaldı ki biz siyaseten eleştirildiğimiz için değil, siyasi bir kumpas sonucunda buradayız ve siyasileşmiş mahkemelerde çok ağır ceza istemleriyle yargılanıyoruz..

Bu durumumuza rağmen, bizim de halka karşı özür borcumuz var.. Ben şahsen, bu özeleştiriyi ve özür dileğimi halka sunmaktan geri durmam, özeleştirimizin muhatabı siyasetin aparatına dönüşmüş mahkemeler değildir elbette.. Bununla birlikte halkımıza, tüm Türkiye toplumuna sözümüz olsun, biz de kendi hatalarımızla yüzleşecek ve hep birlikte helalleşeceğiz.,

Evet, sorunları biz yaratmadık, sorunların kaynağı biz değiliz ancak siyasetçiler olarak eğer doğru ve başarılı bir politika izleseydik çözümsüzlükten beslenenlerin ekmeğine, istemeden de olsa yağ sürmemiş olurduk..

Kendi adıma bu sorumluluğu her zaman kabul ettim ve halen aynı noktadayım.. Kimlik siyasetini aşarak toplumun tamamını kucaklamayı başarmalıydık.. Şiddetin tümden devre dışı kalması için siyasetçiler olarak daha fazla inisiyatif almalı, öne çıkmalıydık..

“İKİSİ BİRLİKTE YAPILMALI”

Halkımızın haklı taleplerini daha doğru ve ikna edici bir dille anlatmayı, temsil etmeyi başarmalıydık.. Bize yönelik ağır saldırılara ve kara propagandaya rağmen hiçbir mazeretin arkasına sığınmadan barış politikalarını hayata geçirmeliydik..

Bunlar bizim eksiklerimiz, hatalarımızdır. Ve eminim bizden dolayı kırılmış, incinmiş milyonlarca insan da var..

Dolayısıyla helalleşme ve yüzleşme bizim de sorumluluğumuz.. Unutmayın, helalleşme için samimiyetle özür dileyebilmek zayıflık değil, cesaret ve erdemdir. Yüzleşme konusu sulandırılmadan, istismar edilmeden tüm kesimlerce desteklenir ve herkes iğneyi önce kendine batırırsa demokrasinin önü açılır, toplum nefes alır..

Son olarak yüzleşme, sosyolojinin ve toplumsal psikolojinin konusudur..

Hesaplaşma ise hukukun alanına girer. Helalleşme süreci sağlıklı bir şekilde işletilirse bağımsız yargı önünde hesaplaşma da daha kolay ve mümkün olur..

Zaten ikisi birden yapılamazsa adalet sağlanmış olmaz. Elbette yakın zamanın ağır suçları yargı önünde hesaplaşmaya konu olacaktır ama ondan önce, yüzleşme ve karşılıklı helalleşme için hep birlikte adımlar atmalıyız..

Selamla, sevgiyle…

NE OLMUŞTU?

“KILIÇDAROĞLU: HELALLEŞME YOLCULUĞUNA ÇIKMA KARARI ALDIM”

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından paylaştığı videoda, “Geçmişte partimizin de hataları oldu; helalleşme yolculuğuna çıkma kararı aldım” dedi.

“GEÇMİŞTE PARTİMİZİN DE HATALARI OLDU. HELALLEŞME YOLCULUĞUNA ÇIKMA KARARI ALDIM”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu:

“Ben ömrümde, ülkemizde nefreti ve sevgiyi gördüm. Artık sevgi kazansın istiyorum. Ülkemizin iyileşmeye, helalleşmeye ihtiyacı var.. Helalleşmek geçmişi değiştirmez ama geleceğimizi kurtarır.. Geçmişte partimizin de hataları oldu; helalleşme yolculuğuna çıkma kararı aldım..

Uzun süredir düşündüğüm bir konuyu sizlerle samimi bir şekilde konuşmak istiyorum.. Hepimizin artık malumu, önemli bir değişim kapıda iktidar değişiyor.. Ancak iktidarlar hep değişti ama bu ülkenin makus talihi hiç değişmedi.. İşte bu yüzden hayatımın bu aşamasında iktidara gelmekten çok daha önemli bir vizyonum var.. Bu ülkenin bu makus talihini değiştirmek istiyorum..”

“KORKUNÇ BİR ENKAZ BIRAKARAK GİDİYORLAR”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu:

Evet, gitmekte olan bir iktidar var.. Korkunç bir enkaz bırakarak gidiyorlar.. Malum demokrasiyi yok ettiler.. Devletin kurumlarını yok ettiler. Halkı sefalete sürüklediler..

Peki bunca olandan sonra sadece iktidarı değiştirmek yetecek mi bize? İktidarlar değiştikçe neden bu ülkeye gerçek bir demokrasiden ve müreffef bir toplumdan sürekli uzaklaşıyor?

Açık konuşacağım. Sadece AKP iktidarından bahsetmiyorum.. Biz dahi geçmişte tüm iktidarlardan bahsediyorum., Neden bu devleti her gelen iktidar sürekli yıpratıyor? Bunun önemli bir nedeni var.. Ülkemiz, yaralı insanların ülkesi. Farklı topluluklar, çok farklı yaralar taşıyor.. O kadar ağır yaralarımız var ki ruhlarımız acı çekiyor.. O kadar incinmişiz ki hiçbirimiz geleceğe bakamıyoruz, geçmişe takılı kaldık. Her iktidara gelen de bu yaraları kullandı, istismar etti, derinleştirdi..

Tarihimizde de en çok AKP hükümetleri yaptı.. İnsanları birbirine düşürdü, nefreti körükledi. Halkımız kavga ettikçe bir grup insan zenginleştikçe zenginleşti.. Bunun hesabını da verecekler tabii ki..

Ancak Kemal Kılıçdaroğlu olarak bana sadece iktidarı devralmak yetmiyor. Ben ülkeme bir miras bırakmak istiyorum.. Ben bu ülkenin artık huzura kavuşmasını ve önüne bakabilmesini istiyorum.. Ben bundan sonraki 100 iktidarın da bu ülkeye ve insanına iyi gelmesini istiyorum..”

“HATALARIN SORUMLULUĞUNU ALMAYI BİLMELİYİZ”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu:

“Özetle sevgili halkım, ülkemizin iktidarlardan çok şifaya ihtiyacı var.. Geçmişten gelen küskünlüklere ve öfkeye bağlı kalmaya devam edersen ülkemiz bu felaketleri gelecekte de yaşamaya mahkum olacak..

Sevgili halkım, düşündüğümüzden daha güçlüyüz, çok daha cesuruz. Geçmişin arabalarıyla hiçbir yere gidemeyeceğimizi artık biliyoruz. Onun için artık helalleşme zamanıdır.. Ne olursa olsun toplumsal ilişkilerimizi güçlendirmek ve yaralarımızı iyileştirmek için geçmişte yapılan hataların sorumluluğunu almayı ve bunlar için birbirimizden helallik istemeyi bilmeliyiz..

Benim liderliğini yaptığım partinin de geçmişte yarattığı derin yaralar vardır.. Uzun süredir bu yaraları yaratan o sistemi değiştirmekle uğraştım şimdi ise dışarıya dönme zamanı. Bu yaraların kapanması için helallik isteme, helalleşme yolculuğuna çıkıyorum..”

“GEÇMİŞTE KIRDIKLARIMIZLA BULUŞMAYA BAŞLAYACAĞIM”

 Kemal Kılıçdaroğlu:

“Geçmişte kırdığımız, korkuttuğumuz toplumlarla, bireylerle, farklı hayat tarzlarının temsilcileriyle buluşmalarıma başlayacağım.. Ben ömrümde bu ülkede nefreti ve sevgiyi bolca gördüm ve sevgi hep daha güçlü oldu. Artık sevgiye bu savaşı kazandırma zamanı. Affetmeyi ve affedilmeyi kucaklayarak helallik istemeyi ve vermeyi başarmalıyız..

Hep birlikte umuda ve barışa ve sevince yürüyebilmek ancak birbirimizin yaralarını sararak mümkün olacak. Mevlana’nın bir sözü ile bitireyim. “Dünle beraber gitti cancağızım, Ne kadar söz varsa düne ait, Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.” 

İLGİLİ HABER

Duvar

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top