BİLİM & TEKNOLOJİ

SOSYAL BİLİMLERDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ-2

.

“ÜNİTE 2: ARAŞTIRMA SORUNUNUN BELİRLENMESİ”

SORUNUN SEÇİMİ VE TANIMLANMASI

Türk Dil Kurumu sözlüğünde SORUN:

“Teoremler ve kurallar yardımıyla çözülmesi istenen soru, mesele, güçlük” olarak tanımlanmıştır..

Günlük yaşamda her an bir sorun durumuyla, meseleyle ya da güçlükle karşı karşıya geliriz..

Bu sorun durumları bizim bireysel olarak karşılaşabileceğimiz güçlükler olduğu gibi iletişimde olduğumuz bireylerle birlikte ya da grup olarak karşılaşabileceğimiz sorunlar, güçlükler ve meseleler de olabilir..

Bu yaklaşımla SORUNU: “Karşılaştığımız ve çözüm aradığımız güçlükler.”

 Teorem:

“Kanıtlanabilen bilimsel önerme.”

Her gün ve her an karşılaştığımız sorunlar bizi rahatsız eder. Karşılaştığımız sorunları çözme gereği ve isteği duyarız. Çözme gereğini hissettiğimiz sorunlar bizi ilgilendiren, rahatsız eden ya da edebilecek olan durumlardan kaynaklanmaktadır..

Örneğin hastalık, açlık, yorgunluk, ağrı, sızı gibi fiziksel sorunlarımız olduğu gibi derslerimizde başarısızlık, yaşadığımız hayal kırıklıkları, geleceğe ilişkin kariyer planlarımız, ailemizle olan sıkıntılarımız, okuldaki derslerle ilgili sorunlarımız olabilir..

Arkadaş grubumuzla ya da çevremizle ortak yaşadığımız belirli bir grubu ilgilendiren sorunlar ve güçlükler de bireysel olarak değil toplu olarak yaşadığımız sorunlardır..

Örneğin, ilgi duyduğumuz spor takımının kötü sonuçlar alması, okulumuzun ders programlarında oluşan aksamalar, oturduğumuz semtte yaşanan karmaşalar da birer sorun durumudur ve çözülmesi gerekir..

Kısacası, her an karşılaştığımız ve bizi rahatsız eden her durum bir sorundur ve bizde çözme isteği uyandırır..

Sorunları çözmek için günlük yaşamda çeşitli yöntemler kullanırız. Her bireyin sorun çözme yöntemi farklıdır..

Sorun çözme yöntemlerindeki farklılıklar bizim yetişme biçimimizle, aldığımız eğitimle, karakterimizle ilgilidir..

Kişisel sorunlarımızın çözümünde izlediğimiz yol ve yöntemler yalnızca bizi ilgilendirir. Herhangi bir yolu ya da yöntemi seçmek bize kalmıştır..

Bireysel sorun çözme tercihlerimizi kullanamadığımız sorun durumları da vardır. Bu sorun durumları ile bilimsel araştırma yaparken karşılaşırız.. Bilimsel araştırmada sorunu tanımlamak ve bilimsel yaklaşımla çözmeye çalışmak daha önceden geliştirilmiş olan bilimsel yöntemleri izlemekle mümkündür..

Okul yaşamı boyunca öğrencilerin pek çok bilimsel araştırma ve proje yapması beklenir. Öğrencilerin en çok yakındıkları konulardan biri de araştırma konusunu seçmek ve seçilen konuyu bir sorun durumuna dönüştürerek tanımlamaktır..Bir öğrenci olarak belki siz de benzer sorunlar yaşıyorsunuz..

Bu aşamada dikkat edilmesi gereken en önemli kararlardan biri çözmeye çalışacağınız sorunun sizin ilginizi çekmesidir çünkü bilimsel araştırma gerçekten çok zaman alıcı ve emek yoğun bir uğraştır. İlgi duymadığınız bir sorunu çözmeye çalışmak sizi çok yorar ve isteksizliğe zorlar. Bu nedenle ilgi duyduğunuz alanlardan birinde bir sorun bulun ve çözmeye çalışın..

İkinci konu ise çözmek için seçtiğiniz sorun yapacağınız bilimsel araştırmanın ilk adımıdır. İlk adımda başarılı olursanız ve işler yolunda giderse, bu durum araştırmanın ilerleyen bölümlerine de yansır ve başarı şansınız önemli oranda yükselir..

Bu nedenlerle izleyen açıklamaları uygulamak sizi yaşamsal hataları yapmaktan alıkoyabilir..

Seçtiğiniz sorun durumu sizi çok heyecanlandırabilir, bazen de seçtiğiniz sorun ve onun çözümü sizi çok duygusallaştırabilir. Seçtiğiniz sorun ile dünyayı değiştireceğinizi bile zannedebilirsiniz..

Heyecan ve duygusallık insanı güdüleyen ve araştırmayı bir an önce tamamlamaya çalıştıran güçlü duygulardır. Bu durumda araştırmacıyı danışman öğretim üyesi ve başka araştırmacı arkadaşlarının uyarması gerekmektedir..

Heyecan bazen insanın belirli bilimsel gerçekleri görmesini engelleyebilir..

Araştırmacı, heyecan içinde, sorunun çözümü için yanlış bilimsel yöntemler seçebilir. Bu nedenle araştırmacının heyecan düzeyini iyi ayarlaması gerekmektedir..

Örnekleri inceleyelim:

*Eğitimde bilgisayarlardan yararlanmak ülkenin eğitim sorununu çözmek için en etkili yoldur..

*Yeni bir pazarlama yöntemi ürün satışlarını beşe katlar.

*Farklı bir para politikası ülke ekonomisini düzeltir.

*Turizmde yeni ve farklı yatırımlar ülkenin işsizlik ve istidam sorununu kökten çözer…

Bu tür fikirler, yöntemler araştırmacının başını döndürebilir ancak araştırmacının ayaklarını yere sağlam basması ve sorun durumuna uygun bilimsel yöntemler kullanması zorunludur..

Araştırmacıyı bilimsel gerçekleri görmeye yönlendirmek de danışman öğretim üyesinin ve öteki araştırmacı meslektaşlarının en önemli görevlerinden birisidir..

İkinci önemli durum da aklınıza gelen ilk soruna bağlı kalmanızdır..

Aklınıza gelen ilk sorun durumu sizi heyecanlandırabilir. Bu aşamada araştırmacının iyi düşünmesi gerekmektedir.. Genellikle ikinci ve hatta üçüncü sorun fikirleri daha akılcı ve bilimsel olur..

Araştırmacının danışmanı olan öğretim üyesinin görevi, bu durumu bilerek araştırmacının ilk bulduğu sorun durumunu tekrar düşünmesini sağlamaktır.. Aradan birkaç gün geçtikten sonra araştırmacı da aslında faklı sorun durumlarının daha çok araştırmaya değer olduğu kanısına varır..

Araştırmayı düşündüğünüz konuda daha önce yapılmış çalışmaları dikkatli bir biçimde gözden geçirmenizde yarar vardır. Belki de sizin düşündüğünüz konuda çok sayıda hatta tıpatıp benzeri araştırmalar yapılmıştır..

Burada dikkat edilmesi gereken nokta aynı çalışmayı ikinci kez yapmamaktır..

Bu tür durumlarla karşılaşmamak için alanyazın taramasının önemi son derece büyüktür. Aynı zamanda danışmanınız ve öteki uzmanlar size yol gösterecektir..

AMAÇ: BİLİMSEL ARAŞTIRMA İÇİN UYGUN BİR SORUN SEÇMEK”

“Sorun durumu, olan ve olması gereken durum arasındaki bir çelişki olarak tanımlanabilir.. Sorun durumuna, aynı zamanda, belirli konulardaki tamamlanması gereken bilgi de denilebilir.. Araştırma sorunu araştırmanın kalbi ya da merkezi olarak da tanımlanabilir.. Sorun araştırma için sorular üretir ve bu sorular da araştırmada yanıt bulur.. Araştırma sorununu seçerken bazı ölçütlere dikkat etmek gerekmektedir. Bu ölçütler genel ve özel ölçütler olarak iki gurupta incelenir.”

“ARAŞTIRMA SORUNU SEÇME ÖLÇÜTLERİ”

Araştırma sorununu seçerken bazı ölçütlere dikkat etmek gerekmektedir. Bu ölçütler iki gurupta incelenebilir (Karasar, 1995):

1.Genel Ölçütler..

2.Özel Ölçütler..

1.”GENEL ÖLÇÜTLER”

Genel ölçütler araştırma sorununun kendisi ve içeriği ile ilgili ölçütlerdir.

Genel ölçütler dört ana başlıkta toplanabilir:

a. ÇÖZÜLEBİLİRLİK: 

Araştırmanın sorunu olarak seçilecek konunun gerçekten çözülebilir bir konu olması gerekmektedir..Öyle konular vardır ki çözülmesi çok zor, hatta olanaksızdır..

Örneğin inançlarla ilgili konular. Sosyal bilimlerde belirli değer ve inançlarla ilgili konularda seçilen sorun doğrultusunda belirli veriler ya da kanıtlar bulmanın olanağı yok gibidir. Dinsel/ahlaki konularda ya da toplumsal/bireysel değer yargılarıyla ilgili konularda seçilebilecek sorun durumları çözümsüz kalabilecektir. Bu nedenle çözümü olan konulara yönelmek bilimsel düşünce açısından daha doğrudur.

b. ÖNEMLİLİK: 

Seçilen araştırma sorununun bir önem arz etmesi gerekmektedir.. Bu önem, hem bireysel hem de toplumsal açıdan bir yarar sağlamalıdır..

Araştırmanın sonunda “bu araştırma neden yapılmış?”, “topluma ve bireye ne tür katkıları var?” gibi soruları barındırmamalıdır.. Araştırmacının konu seçiminde bu gibi durumlara özen göstermesi ve danışman ya da kendi çevresi ile yanlış bir konu seçmemek için iyi bir iletişim kurması gerekmektedir..

c. YENİLİK: 

Araştırma için seçilen konunun yeni ve daha önce çözülmemiş bir sorun olması önerilir..

Bu, ünitenin ilerleyen bölümlerinde kısaca ve izleyen bölümde ayrıntılı biçimde sözü edilen alanyazın taramasının da nedenlerinden biridir.. Araştırmacı daha önce çözülmüş bir sorun konusunda da araştırma yapabilir ancak sorunu farklı boyutlarıyla incelerse bilime daha çok katkıda bulunmuş olur..

d. ETİK KURALLARA UYGUNLUK: 

Çözüm için seçilen konu ve izlenecek yol araştırmada etik kurallara uymayı da gerektirir..

Veri toplanacak grup yada bireylerin istemediği konularda sorular sorulması, insanların fiziksel ve psikolojik baskı altında tutulması, izninin alınmaması, araştırmaya katılmaya zorlanması, katılımcılara araştırma amaçlarının söylenmemesi, fiziksel ve ruhsal sağlıklarının tehlikeye atılması ya da ifşa edilmesi gibi durumlar araştırmaları etik olarak sakıncalı durumlara getirmektedir..

Araştırma için veri toplanacak birey ya da bireylerden iznin alınması ve araştırmaya başlamadan önce araştırmanın neolduğu konusunda kendilerinin bilgilendirilmeleri önemlidir..

Bu kurallara dikkat edilmediğinde araştırmanın tam olarak bilimsel etik kurallara uyduğu söylenemez, hatta bazı durumlarda hukuksal açıdan sakıncalı sonuçlar doğurabilir..

2.”ÖZEL ÖLÇÜTLER”

Özel ölçütler araştırmacının özel durumu ile ilgili ölçütlerdir.. Araştırmacının araştırmaya başlamadan kendisinde bazı bilgi ve becerilerin bulunması, yapılacak araştırmanın bilimselliği açısından önemlidir..

Özel ölçütler beş ana başlık altında toplanabilir:

a. ARAŞTIRMACININ YETERLİLİĞİ: 

Araştırmacının seçtiği konuda yani araştırma yapacağı konuda yeterli olması gerekmektedir..

Ancak bazı araştırmacılar merak ettikleri ve daha derinlemesine bilgi sahibi olmak istedikleri konularda araştırma yapmayı seçerler, bu durum da anlayışla karşılanabilir; zaten araştırma sürecinde sorun tanımından bulguları değerlendirme ve yorumlama sürecine kadar araştırmacının seçtiği konuda o güne kadar yapılan araştırmaları incelemiş olması gerekir.. Araştırmacının çalıştığı alanda uzmanlaşması da bu biçimde gerçekleşir.

b. ARAŞTIRMA YÖNTEM VE TEKNİKLERİNDE YETERLİK: 

Bir başka konu da araştırmacının, bilimsel araştırma yöntem ve ilkeleri konusunda yeterli olması gerektiğidir.. Böylece araştırmacı, araştırmasını belirli bir yönteme dayalı olarak gerçekleştirebilir..

Yöntembilim konusunda eksiklik her düzeyde araştırmacının karşısına çıkabilecek bir sorundur.. Bazen araştırmacı o kadar güzel bir konu bulur ki seçtiği alanda bilime büyük katkılar yapacakken büyük hayal kırıklıkları yaşar..

Verilerin yanlış toplanması ve değerlendirilmesi en çok karşılaşılan sorunlardandır..

Araştırmacının araştırmaya başlamadan önce yöntem ve teknikler konusunda iyi yetişmesi gereklidir. Bu konuda gereken yardımı araştırmacı arkadaşlarından ve danışmandan alabilir..

c. VERİ TOPLAMA İZNİ: 

Genel ölçütlerin etik kurallarında sözü edilen doğru ve geçerli veriyi toplamak araştırmanın gerçekleşmesi için yaşamsal önem taşımaktadır..

Araştırmacının bu izin ya da izinleri araştırmaya başlamadan önce resmî olarak alması önemlidir. Bu konu, yöntem ve teknik bilgi de gerektirdiğinden, araştırmacının yeterlikleri açısından önemlidir..

İzin alınmadan yapılan araştırmalarda sona yaklaştıkça büyük güçlüklerle karşılaşılabilir. Bu nedenle yapılacakların sırasını bilmek araştırmacı açısından önemlidir..

d. ZAMAN VE OLANAKLAR: 

Araştırmanın zamanında yapılması ve tamamlanması bir başka yeterlik konusudur.. Araştırmacının zamanı ve elindeki olanakları önceden hesaplaması bu nedenle önemlidir..

Projelendirilecek araştırmalarda bu soruların önceden yanıtlanması istendiği için araştırmacının unutması söz konusu değildir. Ancak, ders ödevi, seminer ya da tez gibi konularda araştırmacı genelde bireysel çalıştığı için ve bürokratik süreçler daha az olduğundan bazı zamanlama konularını unutma ya da göz önüne almama eğiliminde olabilir..

Bu nedenle araştırmacının planını önceden ve dikkatli bir biçimde yapması gerekir..

Bir başka konu da, araştırma sorununun seçiminde yaşanan acemiliklerdir..

Deneyimsiz araştırmacılar yapacakları araştırma konusunu çok geniş bir bakış açısından inceleme eğilimindedirler çünkü yapacakları araştırma onlar için dünyayı kurtaracak konulardan biridir..

Daha sonra zaman kaybı ve hayal kırıklıkları yaşamamak için araştırmacının konusunu sınırlandırması da oldukça önemlidir. Bu konuda danışmana da büyük görev düşmektedir..

e. ARAŞTIRMACININ İLGİSİ:  

Araştırmacı çözmek istediği sorunu seçerken oldukça dikkatli davranmalıdır. Öğrenmek ve uzmanlaşmak istediği konu ya da konular üzerinde çalışmak araştırmacının ilgisini, çalışmanın sonuna kadar canlı tutar. Tersi durumlarda, ilgi kaybı, araştırmanın zamanında bitirilmesinde ve yöntem ve tekniklere uygun yapılmasında sorun yaratabilir.. Sorun seçimi bu nedenle önemlidir..

Araştırmacı bitirme ödevi olarak seçtiği bir konuyu daha sonra yüksek lisans ya da doktora çalışmalarında da sürdürebilir. Araştırmacı ileride uzmanı olmak istediği konu ya da konularda çalışırsa uzun vadede büyük kazançlar elde eder..

Bu nedenlerden dolayı, izleyen paragrafta anlatılacak araştırma sorunuyla ilgili konuları dikkatlice öğrenmeye çalışmak her araştırmacı adayına kişisel gelişiminde olumlu katkılar sağlayacaktır.

Aşağıdakilerden hangisi sorun seçmede kullanılan ölçütlerden biridir?

a. Kolaylık

b. Sadelik

c. Çözümlenebilirlik

d. Açıklık

e. Değişkenlik

“ARAŞTIRMA SORUNU”

Genel olarak bakıldığında, araştırma sorunu olası çözüm ya da çözümleri olan bir güçlük durumudur..

Olası çözümü olmayan durumların araştırma sorunu olarak seçilmesinin bir anlamı yoktur. Örneğin “herkes cennete gitmek istiyor ancak kimse ölmek istemiyor” önermesini ele alırsak, görülür ki bu sorun durumunun olası bir çözümü yoktur. Herkesin sonsuza kadar yaşamasını araştırmanın da pek bir anlamı kalmaz (Salkind, 2009).

Sorun durumunu, olan ve olması gereken durum arasındaki bir çelişki olarak tanımlayabiliriz..

Sorun durumuna, aynı zamanda, belirli konularda tamamlanması gereken bilgi de denilebilir.

Araştırma sorunu, araştırmanın kalbi ya da merkezi olarak da tanımlanabilir. Sorun kendi içinde araştırma açısından belirli sorular üretir ve bu sorular da araştırmanın sonuçlarıyla yanıtlanır..

AMAÇ: SEÇİLEN ARAŞTIRMA SORUNUNU İŞEVURUK BİÇİMDE TANIMLAMAK”

“Araştırma için seçilen sorunu tanımlamada üç aşamalı bir yaklaşım uygulanır.. Bunlar bütünleştirme, sınırlandırma ve tanımlamadır.. Bütünleştirmede sorun bağlantılı olduğu genel durum ortaya konur.. Sınırlamada birbiriyle ilişkili durumlar ya da değişkenler belirtildikten sonra biri üzerinde yoğunlaşılır.. Tanımlamada ise net ve anlaşılır ifadelerle tam olarak neyin üzerine gidileceği belirtilir..”

Karasar (1995), araştırma sorununun tanımlanmasında, aşamalı bir yaklaşımı önermektedir..

Aşamalı yaklaşım, sorunun araştırmacı tarafından anlaşılması ve daha sonra açımlanarak tanımlamasına oldukça net yanıt vermektedir..

Karasar, aşamalı yaklaşımın şu üç ana bölümden oluştuğunu söylemektedir:

  1. Bütünleştirme
  2. Sınırlandırma
  3. Tanımlama

BÜTÜNLEŞTİRME aşamasında, sorun alanı bir bütün olarak ele alınır ve birbiriyle ilişkili parçalara ayrılarak dilimler halinde tanımlanır..

SINIRLANDIRMA aşaması, bütün içinden incelenecek olan bölüm alınarak ayrıntılı bir biçimde tanıtılır.. Başka bir deyişle, incelenecek olan, merak edilen, çalışılacak ve araştırılacak olan konu sınırlandırılarak bütün içerisinden öne çıkarılır..

TANIMLAMA aşaması sırasında ise, sınırlandırılan bölüm ya da konu, ayrıntılı biçimde açıklanır.. Bu bölümde sorun durumunu etkilediği ya da oluşturduğu düşünülen değişkenler ve aralarındaki ilişkiler tanımlanır. Sorun durumu bu aşamada net bir biçimde belirtilir..

Aşağıda bu aşamalar görsel bir biçimde açıklanmıştır..

Sorun durumunu oluşturma//Karasar, N. (1995). Bilimsel Araştırma Yöntemi: Kavramlar, İlkeler, Teknikler. Altıncı Basım. Ankara: 3A. sayfa 59’dan uyarlanmıştır.

Bütünleştirme, sınırlandırma ve tanımlama aşamalarını, sorun durumunu açıklayabilmek için bölümleriz..

Bu bölümleme açık ve net bir biçimde olmaz, ancak sorun tanımlama bölümünü bir bütün halinde okuduğumuzda bu bölümlemeyi anlarız..

Daha basit bir biçimde açıklamak istersek, yukarıda tanımladığımız üç aşamayı bir yazının giriş, gelişme ve sonuç bölümleri olarak da düşünebiliriz. Aşağıda bu durum karşılaştırmalı olarak özetlenmiştir:

Çizelge 2.1 Sorun durumunun açıklanması

Sorun bölümünün bütünleştirme aşaması bir makale ile karşılaştırılırsa aşağıdakilerden hangisi ile aynı anlamdadır?

a. Giriş

b. Gelişme

c. Sonuç

d. Sınırlandırma

e. Tanımlama

“DEĞİŞKENLER”

Araştırma sorununu tanımlamada değişkenlerin rolü oldukça önemlidir.

Değişkenleri, “farklı olaylar arasındaki ilişki” şeklinde de niteleyebiliriz. Aslında birden çok değer alabilen her şey bir değişkendir. Arıcı (1972), gözlemden gözleme (araştırmadan araştırmaya) değişik değerler alabilen durumları, özellikleri, nesneleri değişken olarak tanımlamıştır. Örneğin saç rengi bir değişkendir; kahverengi, siyah, sarı ve daha pek çok tonda renk alabilir; başka bir deyişle, birden çok değer alabildiği için saç rengi bir değişkendir. Örnekleri çoğaltabiliriz; boyumuz da bir değişkendir. İnsanların boyları birbirinden farklılık gösterir. Bunun yanı sıra ağırlık da bir değişkendir ve bireyden bireye değişik değerler alır. Bu değişkenlere yaşı da ekleyebiliriz. Bir grup içindeki bireylerin yaşları farklılık gösterebilir. Ancak Ahmet’in yaşı 25, Ayşe’nin yaşı 32 gibi değerler pek bir anlam ifade etmeyebilir. Bu değerleri “Ahmet Ayşe’den daha gençtir” gibi yorumlamalarda kullandığımız zaman değişkenler anlam kazanırlar. İzleyen bölümde değişkenleri ayrıntılarıyla tanımladığımız zaman daha anlamlı bir hale gelecektir.

Değişkenleri tanımaya başlamadan önce nicel ve nitel araştırmaların değişkenlere bakışlarını anlamaya çalışmalıyız. Nitel araştırma, bir durumu ilişki bağlantıları içinde anlamaya çalıştığı için bir olayı etkileyen değişkenleri kendisi ortaya çıkarır. Nitel araştırmalarda değişkenler ve denencelerle (hipotezlerle) yola çıkılmaz. Bu araştırma türü daha çok insan ve grup davranışlarına ya da düşüncelerine odaklanır. Nicel yani sayısal araştırmanın tersine nitel araştırma kişilerin kanıları, deneyimleri, algıları ve duyguları gibi öznel (nesnel olmayan) verilerle çalışır. Bu bölümde incelenen değişkenler ve denenceler nicel (sayısal) araştırma türünde kullanıldıkları biçimiyle değerlendirilmiştir.

BİLGİ: Nitel araştırma: Niçin? Nasıl? Ne şekilde? sorularına yanıt arar.

BİLGİ: Nicel araştırma: Ne kadar? Ne miktarda? Hangi sıklıkta? Ne kadar yaygın? gibi sorulara yanıt arar ve sonuçları sayılarla ifade eder.

AMAÇ: ARAŞTIRMALARDAKİ DEĞİŞKEN TÜRLERİNİ AÇIKLAMAK”

“Araştırmada değişkenler farklı olaylar arasındaki ilişkidir. Birden çok değer alabilen her şey bir değişkendir..

Aldıkları değerlere göre iki tür değişken vardır. Bu değişkenler; süreksiz (geçişsiz) değişkenler ve sürekli (geçişli) değişkenlerdir..

Kontrol şekillerine göre ise değişkenler üç gruba ayrılırlar. Bu değişkenler bağımlı değişken, bağımsız değişken ve kontrol değişkeni olarak sınıflandırılmıştır..

Bazı kaynaklarda ise ayrı olarak incelenen ve araştırmacının bilmesinde yarar bulunan iki değişken türü daha vardır. Bunlar konu dışı değişken ve moderatör değişken olarak adlandırılmıştır..”

DEĞİŞKEN TÜRLERİ

Pek çok kaynakta değişkenler aldıkları değerlere ve kontrol şekillerine göre sınıflandırılmıştır. Karasar’a (1995) göre aldıkları değerlere göre iki tür değişken vardır. Bu değişkenler:

  1. Süreksiz (geçişsiz) değişkenler
  2. Sürekli (geçişli) değişkenler

şeklinde sınıflandırılmıştır. Söz konusu değişkenler sayılarla ilgili değişkenlerdir ve bazı kaynaklarda, nicel ve nitel değişkenler olarak adlandırılır.

Süreksiz değişken, belirli sınırlar içinde ve tam sayılarla ifade edilen değişkendir. Örneğin cinsiyet değişkeni, yalnızca kadın ve erkek olarak değer alabilir. Normal şartlarda bu değişken üçüncü bir değer alamaz, başka bir deyişle sınırı bellidir. Bu nedenle süreksiz değişken olarak adlandırılır. Bazı kaynaklarda bu tür değişkenlere nitel değişken adı da verilir.

Sürekli değişken ise belirli sınırlar arasında farklı ya da herhangi bir değer alabilen değişkenlerdir. Tam sayılar arasında kesirli ya da ondalıklı sayıları da alabilirler. Bu değişkene en iyi örnek ağırlık olabilir. Ağırlık, düşündüğümüzde, sıfırdan sonsuza kadar bir değer alabilir. Yine bazı kaynaklarda bu değişkenlere nicel değişken adı da verilmektedir.

Aşağıdakilerden hangisi sürekli bir değişkendir?

a. Cinsiyet

b. Ağırlık

c. Eğitim durumu

d. Milliyet

e. Göz rengi

“Uzunluk” sizce ne tür bir değişkendir?

“Uzunluk nicel ya da sürekli bir değişkendir.” 

Kontrol şekillerine göre değişkenler üç gruba ayrılır. Bu değişkenler şunlardır:

  1. Bağımlı değişken
  2. Bağımsız değişken
  3. Kontrol değişkeni

“BAĞIMLI DEĞİŞKEN”

Bağımlı değişken, araştırmacının, sonuçlarını değiştirmek istediği, araştırma sonunda açıklamak istediği durum olarak tanımlanabilir. Daha farklı bir ifadeyle, araştırmanın sonucudur diyebiliriz. Örneğin öğrencilerin okuldaki ders notlarına ailenin ilgisinin etkileri araştırılıyorsa bu durumda öğrencilerin ders notları araştırmanın bağımlı değişkeni olarak adlandırılır. Bu örnekte anlaşılacağı gibi, öğrencilerin notları, araştırmanın sonucu olarak incelenen değerdir. Başka bir örnek de bir grup yetişkin insanın üç saat sonra 20 ismin ne kadarını hatırladıklarının araştırılması olsun. Bu araştırmada sonuç kaç tane ismin hatırlanacağıdır. Araştırmanın bağımlı değişkeni hatırlanacak isimlerin sayısıdır, yani araştırmanın sonucudur.

“Bilgisayar destekli öğretimin, öğrencilerin ders başarısına etkileri” konulu araştırmanın bağımlı değişkeni nedir? 

“Öğrencilerin ders notları araştırmanın bağımlı değişkenidir.”

Araştırmanın bağımlı değişkenini, araştırmanın sonucu olarak düşününüz. Aynı zamanda, ileride açıklanacağı gibi, bağımsız değişkenin etkisi altında kalan ya da etkilenmesi beklenen değişkendir. Örneğimizdeki bağımsız değişken ise öğretim yöntemidir (bilgisayar destekli öğretim). Öğrencilerin başarılarına etkisi olan durum bilgisayar destekli öğretimdir ve bu bağımsız değişken olarak adlandırılır.

DİKKAT: Araştırmacının, araştırmasının sonucunda değişmesini ya da etkilenmesini beklediği durum araştırmanın bağımlı değişkeni olarak düşünülmelidir.

Araştırmanın sonucu olarak açıklanan değişken hangisidir?

a. Kontrol değişkeni

b. Bağımsız değişken

c. Moderatör değişken

d. Konu dışı değişken

e. Bağımlı değişken

“BAĞIMSIZ DEĞİŞKEN”

Bağımsız değişken, bağımlı değişkenin üzerinde etkileri olan ve araştırmacı tarafından bağımlı değişken üzerindeki etkileri doğrudan ya da dolaylı olarak kontrol edilen değişken türüdür. Yukarıdaki örnekten devam edecek olursak; “Bilgisayar destekli öğretimin, öğrencilerin ders başarısına etkileri” başlıklı örnekte bağımsız değişken bilgisayar destekli öğretim, başka bir deyişle öğretim yöntemidir. Örnekte bağımlı değişken, aynı zamanda araştırmanın sonucu öğrencilerin ders başarısı olmaktadır. Etkilenen durum öğrencilerin ders başarısıdır. Kullanılan yöntem, bilgisayar destekli eğitimdir. Farklı yöntemler de kullanılabilir. 

Örneğin takım çalışmasının, birlikte akranlarıyla çalışmanın, öğrencilerin ders notları üzerine etkileri de araştırılıyor olabilir. Bu durumda takım çalışması araştırmanın sonucunu, yani öğrenci notlarını etkileyecektir. Burada, araştırmanın bağımsız değişkeni takım çalışması, bağımlı değişkeni ise etkilenen durum yani öğrencinin ders notlarıdır. Bağımlı ve bağımsız değişkenleri birbiriyle ilişkilendirerek değerlendirmek gerekmektedir. Unutulmaması gereken nokta bağımlı değişkenin, araştırmanın çıktısı ya da sonucu olmasıdır. Araştırmanın sonucunu etkileyen durumlar ise araştırmanın bağımsız değişkenidir.

Bağımsız değişkenler, araştırmacı tarafından değiştirilebilir. Araştırmacı kontrol altında tuttuğu bağımsız değişkenin farklı değerler almasına müdahale edebilir. Örneğin, çocukların okuma düzeylerine etki eden farklı iki okuma yöntemini araştırıyor olalım. Bu durumdaki bağımlı değişken çocukların okuma düzeyleridir. Başka bir deyişle, araştırma sonucu çocukların okuma düzeylerindeki değişikliklerdir. Araştırmanın bağımsız değişkeni ise iki farklı okuma yöntemidir. Araştırmacı, araştırmasını zenginleştirmek için farklı bir okuma yöntemini çalışmasına dâhil edebilir. Başka bir deyişle, okuma yöntemi sayısını artırarak dışarıdan müdahalede bulunabilir. Bazı durumlarda araştırmacılar bağımsız değişkenlere müdahalede bulunamazlar çünkü bağımsız değişkenler sınırlıdır ve değiştirilemezler. Örneğin, cinsiyet değişkeni değiştirilemez (kadın-erkek) ya da değişik yaş grupları gibi biz insanların (genç-yaşlı) gibi yaşlarına müdahalede bulunamayız.

Petrol fiyatlarındaki artışın ev kiraları üzerindeki etkisi nedir?” ifadesindeki bağımsız değişken nedir?

a. Petrol fiyatları

b. Ev kiraları

c. Ev kiraları ve petrol fiyatları

d. Döviz fiyatları

e. Döviz fiyatları ve ev kiraları

DİKKAT: Burada dikkat edilmesi gereken nokta araştırmanın bağımlı değişkeninin araştırmanın sonucu olduğu ve bağımsız değişkenin ya da değişkenlerin araştırmanın sonucuna etki eden durum ya da durumlar olduğudur.

“Petrol fiyatlarındaki artışın enflasyon üzerindeki etkisi nedir?” konulu bir araştırmada bağımlı ve bağımsız değişkenler nelerdir?

“Petrol fiyatlarındaki artışın enflasyon üzerindeki etkisi nedir?” önermesindeki bağımlı ve bağımsız değişkenler;

Bağımlı değişken: Enflasyon

Bağımsız değişken: Petrol fiyatlarıdır.” 

.

Kadınlar ve erkeklerin belirli sınavlardaki yabancı dil sonuçlarının araştırılmasında, bağımsız değişken cinsiyettir ve kadın-erkek olarak gruplanmıştır. Bu gibi bir duruma araştırmacı dışarıdan müdahalede bulunamaz. Değişkenler araştırmanın içinde belirlenmiştir. Bu araştırmanın bağımlı değişkeni ya da araştırmanın sonucu ise araştırılan grubun yabancı dil puanlarıdır.

Başka bir örnek olarak yabancı bir dilde televizyon izlemenin katılımcıların dil becerilerine etkilerini araştırıyor olalım. Katılımcıların haftalık yabancı dilde televizyon seyretme süreleri (örneğin 30 saat altı-30 saat üstü) araştırmanın bağımsız değişkenidir. Bu araştırmada bağımlı değişken ise yine araştırmaya katılanların yabancı dil becerileridir.

Özetlemek gerekirse, araştırmacının manipüle ya da müdahale ettiği, katılımcıları çeşitli özelliklerine göre gruplandırdığı örneğin yaş, cinsiyet, etnik grup ya da aldıkları eğitim gibi durumlar araştırmanın bağımsız değişkenleridir. Araştırmacının sonuçlarına baktığı, bağımsız değişkenlerin etkilemesini beklediği yani çalışmanın sonucunu oluşturan durum ya da durumlar ise araştırmanın bağımlı değişkenidir.

Araştırmanın bağımsız değişkeni en az iki düzey olabilir. Tek düzey olması düşünülemez. Cinsiyet örneğinde irdelediğimiz gibi en az iki düzey bağımsız değişken vardır (kadın-erkek) çünkü adı üstünde değişkendir ve birden çok değer alması gerekir. Yaş gruplarını araştırdığımızda, örneğin 40-45 yaş aralığı, 46- 51 yaş aralığı ve 52-57 yaş aralığı olsun. Bu yaş gruplarının tansiyonları üzerinde yapılan bir araştırmada tansiyon bağımlı değişken, farklı yaş grupları ise araştırmanın bağımsız değişkenidir.

Bağımlı ve bağımsız değişkenlerden söz ederken akla şu soru gelebilir. Bağımlı değişken araştırmanın sonucu ve araştırılan durum, bağımsız değişken ise araştırılan durumu etkileyen ve en az iki değer alan değişken ise birden çok bağımsız değişkenin olduğu durumlar olabilir mi? Araştırmalarda bu gibi desenlerle oldukça sık karşılaşıyoruz. Evet, birden fazla bağımsız değişkenin etkilediği bağımsız değişkenin olduğu araştırmalar vardır. Örneğin, farklı yaş gruplarında cinsiyetin ve sosyal statünün yaşam kalitesine etkileri araştırılıyor olsun. Bu araştırmanın bağımlı değişkeni yaşam kalitesidir. Bunları etkileyen faktörler cinsiyet, yaş ve sosyal statüdür. Bu durumda araştırmada üç farklı bağımsız değişken vardır. Bunlar, cinsiyet (kadın-erkek), yaş grupları (üç farklı yaş aralığı) ve sosyal statü (yüksek-orta-düşük) tanımlanabilir. Aşağıdaki çizelgede bu dağılımı daha net görebilirsiniz.

Araştırmanın sonucunu etkilemesi beklenen hangi değişkendir?

a. Kontrol değişkeni

b. Bağımsız değişken

c. Moderatör değişken

d. Konu dışı değişken

e. Bağımlı değişken

Çizelge 2.2 Bağımsız değişkenlerin çaprazlanması

Sosyal bilimlerde ve davranış bilimlerinde yapılan pek çok araştırmada birden çok bağımsız değişken kullanılmaktadır. Örneğimizde üç farklı bağımsız değişken vardır. Bunlar, cinsiyet (kadın-erkek), yaş grupları (üç farklı yaş aralığı) ve sosyal statüdür (yüksek-orta-düşük).

Birden çok bağımsız değişkenin kullanıldığı ve araştırmacının tüm değişkenleri manipüle edebildiği araştırmalara genellikle faktöryel desen çalışmaları denir. Bağımsız değişkenlerden en az biri araştırmacı tarafından manipüle edilemiyorsa o tür araştırmalara da blok desen çalışmaları denilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, bağımsız değişkenlerin araştırmanın sonucunu karmaşık bir hale getirmemesidir. En iyi bağımsız değişken, araştırma sonucuna en iyi etki eden ve onu açıklamaya en çok yardımcı olabilen bağımsız değişkendir.

“KONTROL DEĞİŞKENİ”

Kontrol değişkeni, bağımsız değişken örneğinde olduğu gibi, araştırma sonucuna yani bağımlı değişkene dolaylı bir biçimde etkisi olan değişken türüdür. Örneğin, öğrencilerin okuma hızı ile okuduklarını anlama arasındaki ilişkiyi araştırıyor olalım (Salkind, 2009). İnsanların okuma hızına ve okuduklarını anlamalarına etki eden en önemli unsurlardan biri de zekâdır. Bu durumda zekâ örnekteki araştırmamızda değişkenler arası ilişkiyi anlamada öne çıkan en önemli unsur ve değişkendir. Araştırma sonuçlarına bağımsız değişkenler gibi doğrudan olmasa da dolaylı yoldan etki eden değişkenlere kontrol değişkenleri denir.

Bazı kaynaklarda kontrol değişkeni altında incelenen (Karasar, 2000) bazı kaynaklarda ise ayrı olarak incelenen ve araştırmacının bilmesinde yarar bulunan iki değişken türü daha vardır. Bunlar konu dışı değişken ve moderatör değişken olarak isimlendirilir.

“KONU DIŞI DEĞİŞKEN”

Türkçe kaynaklarda dış kaynaklara ait değişken ve kontrol değişkeni başlığı altında tanımlanan bu değişken türü, araştırmanın sonucuna yani bağımlı değişkene önceden tahmin edilemeyen bir biçimde etkisi olan değişken türüdür. Örneğin televizyon izlemenin başarı üzerine etkisi konulu bir araştırmada, izlenen program türü ya da televizyon kanalı konu dışı ya da dış kaynaklara ait bir değişkendir. Araştırmaya katılanlar farklı yapılardaki kanalların izleyicileri olabilir. Örneğin belgesel kanalları, tematik kanallar izleyenlerin başarılarına olumlu yönde katkıda bulunurken başka kanallar başarıya olumsuz yönde etkide bulunabilir. Bu örneği günümüzde gençlerin internet kullanımına da genişletebiliriz. Bazı internet siteleri gençlerin başarılarına olumlu yönde katkıda bulunabilirken bazıları başarıyı olumsuz yönde etkileyebilir.

Araştırmanın sonucuna önceden tahmin edilemeyen şekilde etkisi olan değişken türü aşağıdakilerden hangisidir?

a. Süreksiz

b. Bağımlı

c. Konu dışı

d. Sürekli

e. Bağımsız

 “Petrol fiyatlarındaki artışın enflasyon üzerindeki etkisi nedir?” sorusunda konu dışı değişkenler neler olabilir? 

“Petrol fiyatlarında artışın enflasyon üzerinde pek çok etkisi olabilir. Burada petrol fiyatlarındaki artış dünyanın bir tarafındaki kriz ya da savaştan etkileniyor olabilir. Bu durumda konu dışı değişkenler krizler ve savaşlar da olabilir.” 

“MODERATÖR DEĞİŞKEN”

Moderatör değişken, aralarındaki ilişki araştırılan iki tür değişkeni (bağımlı ve bağımsız) etkileyebilen ve bunlar aralarındaki ilişkiyi görmemizi engelleyebilen bir değişken türüdür. Örneğin suç oranı ve dondurma tüketimi arasındaki ilişkiyi artıran ya da azaltan, başka bir deyişle kontrol eden değişken havanın ısısıdır (Salkind, 2009). Havanın sıcaklığı hesaba katılmadığında dondurma tüketimi oranını tahmin edemeyiz ve bu durum suç oranı ile dondurma tüketimi arasındaki ilişkiyi anlamamızı gölgeler. Bu bağlamda, araştırmamızdaki değişkenler arasına, hava durumunu yani havanın ısısını eklemek gerekmektedir. Aksi takdirde, araştırma sonuçları yanlış yorumlanabilir.

“HİPOTEZ”

Araştırmaların bazılarında araştırma sonucuna ilişkin tahminler yapılabilir. Araştırma sonucuna yapılan tahminlerin ifadesinde de hipotezler kullanılabilir. Hipotez bazı kaynaklarda denence olarak da ifade edilmiştir. Denenceler, denenen yargılar olarak ifade edilir.

BİLGİ: Hipotez (Denence): Doğruluğu sınanan bir yargıdır.

Denence ya da hipotezler en az iki değişken arasındaki ilişkiyi açıklamak için kullanılır. Örneğin “Düzenli çalışmak okul başarısını artırır”, “tasarruf etmek bizi ekonomik krizlerden korur”, “sigara içmemek ameliyat sonrası iyileşme sürecini önemli ölçüde azaltır” gibi hipotez örnekleri verilebilir.

Hipotezler, araştırma düşüncesinden araştırma sürecine geçişte bize büyük kolaylıklar sağlar. Aşağıdaki örnekte araştırmacıyı rahatsız eden bir konu ve bu konunun hipoteze dönüştürülme süreci verilmiştir. Örneğimizdeki ifadeleri dikkatli bir biçimde inceleyelim:

Araştırmacının düşüncesi: “Bana göre işyerinde çalışanların işe devam sürelerini artırmak için pek çok şey yapılabilir. Çalışanlardan bazılarıyla konuştum ve bana çocuklarının okul ya da yuva dışı zamanlarında onları merak ettiklerini ve bu nedenle bazen işe gelemediklerini belittiler. Acaba işyerlerinde çalışanların çocuklarının bakımına yönelik etkinlikler düzenlendiğinde neler olabilir?

Araştırma hipotezi: İş yerlerinde çocukları için okul dışı etkinlikler düzenlenen anne babalar iş yerlerinde okul dışı etkinlik düzenlenmeyen anne babalara göre işyerlerine karşı daha olumlu tutum geliştireceklerdir.

Örneğimizde görüldüğü gibi hipotezimiz denenebilir. Örnekte düşünceyi denenebilecek bir duruma getirdik. Bu hipotez işyerlerinde çalışanlara işyerlerine karşı bir tutum ölçeği uygulaması aracılığıyla denenebilir.

Hipotezin eş anlamlısı aşağıdakilerden hangisidir?

a. Değişken

b. Bağımsız değişken

c. Denence

d. Moderatör

e. Konu dışı değişken

AMAÇ: DURUMA UYGUN DENENCELER VE ARAŞTIRMA SORULARI OLUŞTURMAK”

“Denence bazı kaynaklarda hipotez olarak da ifade edilmiştir. Denenceler sınanan yargılar olarak ifade edilir. Genel olarak araştırmalarda iki tip denence ya da hipotez kullanılır. Bunlar istatistiksel hipotez (farksızlık hipotezi ya da sıfır hipotezi) ve araştırma hipotezi (alternatif hipotez ya da karşıt hipotez) olarak adlandırılır..”

Hipotezler aslında denenen yargılardır. Genel olarak araştırmalarda iki tip hipotez kullanılır. Bunlar iki türlüdür:

  1. İstatistiksel hipotez (null hypothesis=farksızlık hipotezi=sıfır hipotezi)
  2. Araştırma hipotezi (research hypothesis=alternatif hipotez=karşıt hipotez)

“İSTATİSTİKSEL HİPOTEZ”

İstatistiksel hipotez H olarak ifade edilir. İstatistiksel hipotez öyle bir hipotezdir ki, “araştırmadaki değişkenler arasında fark yoktur” önermesine dayanır. Bu durumu somut örneklerle ifade etmek gerekirse:
:

  • Altın fiyatları ile döviz fiyatları arasında bir ilişki yoktur.
  • Öğrencilerin istatistik dersi ile matematik dersindeki başarıları arasında ilişki yoktur.

Örneklerdeki H ifadeleri şekil olarak da şu biçimde gösterilir. Birinci örneği aldığımızda; H : µ AF = µ DF olarak ifade edilir. Buradaki µ simgesi, Yunanca (mu) harfinden gelmektedir. AF ise altın fiyatlarının, DF ise döviz fiyatlarının kısaltmasıdır. Şekilden de anlaşılacağı gibi yazılan formül, altın fiyatları ile döviz fiyatları arasındaki eşitliği ya da farksızlığı göstermektedir.

İkinci örneğin şekilsel ifadesini de siz yapınız.

“Öğrencilerin istatistik dersi ile matematik dersi başarıları arasında ilişki yoktur.” İfadesinin şekilsel gösterimi:

H0: µİB = µMB biçimindedir.

µİB: İstatistik başarısı

µMB: Matematik başarısı”

.

İstatistiksel hipotez araştırmanın başlangıcıdır ve araştırmada bir anlamda yansızlığı temsil eder. Siz aksini kanıtlamadıkça “değişkenler arasında bir ilişki yoktur” der. Genelde deneysel, yarı deneysel ve ilişkisel araştırmalar istatistiksel denenceler taşırlar bunun karşıtı tarihi ve betimleyici çalışmalar bu grupta yer almazlar.

BİLGİ: İstatistiksel Hipotez: Eşitliğin ya da farksızlığın ifadesidir.

“ARAŞTIRMA HİPOTEZİ”

İstatistiksel hipotez değişkenler arası ilişkinin olmadığını ifade ediyorsa araştırma hipotezi de değişkenler arasında ilişkinin olduğunun ifadesidir. Yukarıdaki örnek ifadelerden devam edersek durumu daha da netleştirebiliriz. Aynı ifadeleri alternatif hipoteze çevirdiğimizde şöyle olabilir:

:

  • Döviz fiyatları arttıkça altın fiyatları da artar.
  • Öğrencilerin istatistik dersi başarıları ile matematik dersi başarıları arasında ilişki vardır.

Daha önce ilişki yoktur diyen hipotez şimdi “değişkenler arasında bir ilişki vardır”a dönüştü. Birinci örnekte döviz fiyatları ile altın fiyatları arasında doğrusal bir ilişki olduğunu, ikinci örnekte de istatistik ve matematik derslerindeki başarı durumlarında bir ilişkinin olduğundan söz edilmektedir.

Örnek ifadelerden anladığımız bir başka durum da araştırma hipotezinin eşitsizliği göstermesidir. İstatistiksel hipotezin aksine alternatif hipotez değişkenler arasında eşitlikten değil bir ilişki olduğundan söz eder. Simgesel olarak istatistiksel hipotezin aksine H olarak gösterilir.

Örneklerdeki H ifadeleri şekil olarak şu biçimde gösterilir. Birinci örneği aldığımızda; H : µ AF ≠ µ DF olarak ifade edilir. Buradaki µ simgesi Yunanca (mu) harfinden gelmektedir. AF ise altın fiyatlarının, DF ise döviz fiyatlarının kısaltmasıdır. Şekilden de anlaşılacağı gibi altın fiyatları ile döviz fiyatları arasındaki eşitsizliği başka bir deyişle ilişkiyi göstermektedir.

Aşağıdakilerden hangisi bir hipotez türü değildir?

a. Farksızlık hipotezi

b. Yan hipotez

c. Sıfır hipotezi

d. Araştırma hipotezi

e. Karşıt hipotez

“İYİ BİR HİPOTEZ NASIL OLMALI?”

İyi bir hipotez doğasında açımlayıcı ve net bir ifadedir. Düzgün yazılmış hipotez araştırmanın nereye gideceğini, hangi seyri izleyeceğini işaret eder. Salkind’e (2009) göre iyi bir hipotezin bazı ölçütleri vardır. Daha önce de verdiğimiz örnekteki hipotezi bir kez daha hatırlayalım:

İşyerlerinde çocukları için okul dışı etkinlikler düzenlenen anne babalar iş yerlerinde okul dışı etkinlik düzenlenmeyen anne babalara göre işyerlerine karşı daha olumlu tutum geliştireceklerdir.

Bu örnekteki hipotez uygun bir biçimde ifade edilmiş bir hipotezdir. Aşağıda, sizin de uygulayabileceğiniz, iyi bir hipotez yazmak için belirlenmiş ölçütler belirtilmiştir. Bu ölçütler şunlardır:

  1. İyi bir hipotez soru biçiminde değil düzgün bir önerme şeklinde olması gerekir. Hipotezler açık, net ve güçlü bir biçimde ifade edildikleri zaman etkili olurlar.
  2. İyi bir hipotez değişkenler arasında beklenen bir ilişkiyi ifade eder. Örnek hipotezimizde iş yerlerinde okul dışı etkinlikler düzenlenen anne babaların tutumlarından söz edilmektedir. Anne babaların geliştirecekleri tutum (olumlu-olumsuz) çeşitli ölçeklerle ölçülüp değerlendirilebilir.
  1. İyi bir hipotez bağlı olduğu kuramı ya da alanyazını yansıtmalıdır. Yine yukarıda ifade edilen hipotezimizden yola çıkacak olursak okul dışı etkinliklere katılan çocuklar anne babalarını daha olumlu bir tutum içine sokarlar. Bu durum anne babalarda işlerine ve işyerlerine karşı olumlu bir tutum sergileme davranışı ortaya çıkarır. Bu durum da çocuklarda okul dışı etkinlikle ilgili alanyazın ya da ilgili kuramların bir destekleyicisi olarak karşımıza çıkar.
  2. İyi bir hipotez kısa, öz ve aynı zamanda konuya odaklı olmalıdır. İçerdiği değişkenleri tam olarak ifade eden, aralarındaki ilişkiyi iyi anlatan bir hipotez araştırmanın konusunu anlatmada en güçlü araçlardan birisidir. Araştırma hipotezini okuyanlar bu araştırmanın amacını ve nasıl yapılacağı ya da yapıldığı hakkında fikir yürütebilmelidirler.
  3. İyi bir hipotez aynı zamanda test edilebilen bir hipotezdir. Yukarıdaki örneğimizden yola çıktığımızda iş yerlerinde çocukları için okul dışı etkinlik düzenlenen aileler ve düzenlenmeyen aileler arası bir karşılaştırmadan söz edilmektedir. Bu karşılaştırma da tutum ölçeği ile test edilmektedir ya da ölçülebilmektedir. Bu nedenle iyi bir hipotezin test edilebilirlik özelliğinin de bulunması gerekir.

BİLGİ: Tutum ölçeği: Bireylerin tutumlarını sayısal olarak ölçmek üzere geliştirilmiş araç.

İyi ifade edilmiş bir hipotezin özelliklerini özetlemek gerekirse;

  • Açık, net ve güçlü bir biçimde ifade edilmeli
  • Değişkenler arasında beklenen bir ilişkiyi ifade etmeli
  • Bağlı olduğu kuramı ya da alanyazını yansıtmalı
  • Kısa, öz ve aynı zamanda konuya odaklı olmalı
  • Verilerle test edilebilen bir hipotez olmalıdır.

Bir hipotez bu beş ölçüte uyuyorsa, kendisinin de türetildiği, araştırmanın genel sorununu (problemini) yanıtlamada ve test etmede önemli bir adım atılmış olur. Araştırmacının hipotezini bu kurallara bağlı olarak geliştirmesi araştırmanın bilimselliğini artırıcı bir unsurdur.

“HİPOTEZ ARAŞTIRMA SORUSU İLİŞKİSİ”

Araştırma sorunuzdan araştırma hipotezinizi türetmeye başladığınızda yukarıda açıklanan iyi ifade edilmiş araştırma hipotezinin özelliklerini kullanmanız size yol gösterici olacaktır. Hipotez ifadesinde anlatmak istediğinizin açık ya da anlaşılır olması ve okuyanların ifade edilen şeyi kolaylıkla kavramaları önemlidir.

Akşam okuduğunuz gazete, roman ya da araştırmadan arta kalan birkaç cümle ya da pasaj size özgün araştırma fikirleri verebilir. Bu fikirlerle siz de birkaç paragraf yazabilirsiniz ancak bu yazdıklarınız sizin özgün ve içsel düşüncelerinizdir. 

Bu durumda dikkat etmeniz gereken ifadelerinizin bilimsel olması, araştırma sorunuzun ve değişkenlerinizin doğru tanımlanması ve ifade edilmesidir.

Çizelge 2.3 Araştırma konuları, araştırma soruları ve hipoteze dönüşümleri.

Çizelge 2.3’de araştırma konularının nasıl araştırma sorularına ve hipotezlerine dönüştükleri görülmektedir. Son sütunda ifade edilen araştırma hipotezlerinin yukarıda ifade edilen ölçütlere uygun olması gerekmektedir. İyi bir hipotezin araştırmayı nasıl yapacağınızı değil ne yapacağınızı söylemesi gerekmektedir.

“ALANYAZIN TARAMASI”

Kitabınızın Alanyazın Taraması ile ilgili ünitesinde konu ayrıntılı bir biçimde anlatılmıştır. Bu bölümde sorun durumunu oluşturabilmeniz için alanyazın taraması oldukça dar kapsamda açıklanmıştır. Daha ayrıntılı bilgi için ilgili üniteyi dikkatle okumanızda yarar vardır.

“AMAÇ : ARAŞTIRMA SORUNUYLA İLGİLİ ALANYAZIN TARAMASI YAPMAK”

“Araştırmada sorun durumunu bilimsel bir açıklamayla ifade etmek oldukça önemlidir. Bu nedenle araştırmacı araştıracağı konuyla ilgili alanyazında daha önceki araştırmacıların neler yaptıklarını ve hangi sonuçlara ulaştıklarını bilmelidir. Bu nedenle, araştırmacı alandaki yapıtları derinlemesine incelemeli ve sorun durumunu ve araştırmasını sağlam bir kavramsal çerçeveye göre şekillendirmelidir. Alanyazında yer alan bilimsel kaynaklar üç düzeyde sınıflandırılır. Bunlar genel kaynaklar, ikincil kaynaklar ve birincil kaynaklardır.”

Günümüzün araştırmaları geçmişte yapılan araştırmaları tarayarak bilime yeni bir katkı sağlamak için çok fazla çalışma ve emek gerektirir. Araştırmada sorun durumunu bilimsel bir açıklamayla ifade etmek oldukça önemlidir. Bu nedenle araştırmacı araştıracağı konu ile ilgili alanyazında (literatürde) daha önceki araştırmacıların neler yaptıklarını ve hangi sonuçlara ulaştıklarını bilmesi gerekir. Bu nedenle seçtiğiniz konuyla ilgili araştırmaları ve yazılanları derinlemesine incelememiz ve sorun durumunu ya da araştırmanızı sağlam bir bilgi birikimine göre şekillendirmeniz gerekmektedir. Araştırmacı olarak sizin çalışacağınız konuda ya da benzer konularda daha önce nelerin yapıldığını bilmeniz yaşamsal bir önem taşımaktadır.

BİLGİ: Alanyazın: Herhangi bir bilim dalında yazılmış yapıtların tümüdür.

Alanyazın taraması araştırmanızı nasıl yapacağınıza ilişkin fikirler vermenin yanı sıra sizin düşündüğünüz konuda daha önce hangi araştırmalar yapıldığı konusunda da yol gösterici olur. Tersi durumda, bazen, araştırmacı daha önce benzeri ya da aynısı yapılmış araştırmayı yapmayı düşünebilir.

Bu doğal bir süreçtir çünkü dünya üzerinde binlerce ve milyonlarca araştırmacı benzer konularda çalışmışlar ya da çalışmaktadırlar. Alanyazın taramasındaki en önemli amaç da bu benzer araştırmaları bulup onlardan sonuçlar çıkarmak ve yeni araştırmayı onların sonuçlarına göre şekillendirmektir. Bir araştırmacı olarak daha önce araştırılmış bir konuyu yeniden araştırmaktan da çekinmemek gerekir. Ancak bunu yaparken önceki araştırmalardan elde edilen sonuçlar yeni yapılacak araştırmaya yön vermeli ve yeni araştırmanın sonuçlarıyla eskilerinin karşılaştırılması bilime olumlu katkıda bulunmalıdır. Kaldı ki, araştırmacı alanyazın taraması yaparken önceden araştırılmamış ve açık bulunan araştırma konularını da öğrenmiş olur.

Alanyazın taraması zorlu bir süreç olsa da aynı zamanda heyecan vericidir. Araştırmacı bu süreci daha bilimsel bir biçime sokmak için aşağıdaki gösterilen yolu izlemelidir. İzlenecek bu yol belirli bir mantık sıralaması biçiminde hazırlanmıştır (Salkind, 2009). Dünya üzerinde çoğu araştırmacı benzer yolu izler ve kendi yapacağı araştırma için sorun durumunu oluşturur. Daha sonra ise bu yol araştırma önerisine kadar gider.

“ALANYAZIN TARAMASININ ADIMLARI”

Alanyazın taraması yaparken Şekil 2.2 size izleyeceğiniz adımların özetini görsel bir biçimde sunmaktadır. Örneğin, “Medya ve Spor İlişkisi” konusunda bir araştırma yapacağınızı düşünün. İzlemeniz gereken yol, ilk olarak sizi daha ayrıntılı kaynaklara yönlendirecek genel kaynaklara bakmaktır. Kaynaklarla ilgili genel bilgi Çizelge 2.3’ de verilmiştir.

Şekil 2.2 Alanyazın taramasının adımları

Genel kaynaklar sizi daha üst düzeydeki kaynaklara yönlendirir ve araştırma için çeşitli fikirler bulmanızı sağlar. Çizelgeden de kolayca anlaşılacağı gibi genel kaynakları incelerken kaynağın ciddiyetinden ve doğruluğundan emin olmanız gerekir.

İkinci düzey kaynaklar özgün kaynaklardan farklı olarak özgün kaynakların bir özeti gibi düşünülebilir. Ansiklopediler ve ders kitapları ikinci düzey kaynaklara iyi birer örnektir. Aynı zamanda belirli bir konuyu ayrıntılı olarak irdelemek için yazılmış kitaplar, araştırma özetleri ve araştırma özetlerini bir araya toplayan bilimsel makaleler ikinci düzey kaynaklara örnek olabilir.

Araştırmacı ikinci düzey kaynaklardan konusu ile ilgili genelden biraz daha fazla bilgiye ulaşır. İkinci düzey kaynaklar genelde araştırmacıyı birinci düzey kaynaklara yönlendirmesi bakımından önemlidir. Araştırmacı ikinci düzey kaynaklarda özetlenen özgün kaynakların adresini de ikinci düzey kaynaklardan bulabilir.

Çizelge 2.4 Farklı düzeylerdeki bilgi kaynakları

İkinci düzey kaynaklar araştırmacıya yol gösterici ona konusunun kapsamı ile ilgili bilgi verici özelliğinden dolayı oldukça değerlidir ancak araştırmanın bilimsel değerini artırmak ve daha doğru ve net sonuçlara ulaşmak için araştırmacı, aynı zamanda, birinci düzey kaynaklara ulaşmak zorundadır.

Birinci düzey kaynaklar en önemli kaynaklar olarak betimlenir. Bu kaynaklar daha önce yapılmış araştırmaların sunumudur. Bu kaynaklar genelde konuyla ilgili bilimsel dergilerde yayınlanan özgün makaleler, kitaplar ve görsel olarak; film ve videolardır. Araştırmacı kendi konusuyla ilgili birinci düzey kaynaklardan aldığı bilgilerle araştırmasını şekillendirebilir ve sonuçlarını karşılaştırabilir. Zaten araştırmanın sonucunda benzer ya da aynı konuda yapılmış araştırmaların bir karşılaştırmasının yapılması gerekir. Karşılaştırma yapılmazsa araştırma tamamlanmış olmaz.

BİLGİ: Anahtar sözcük: Elektronik olarak internette ya da bilgisayardaki bir veri tabanında arama yapmak isteyen insanların arama motorlarının kutucuklarına yazdıkları sözcüklerdir.

Günümüzde birinci derece kaynaklara ulaşmak internetin ve bilgisayar ağlarının gelişmesiyle kolaylaşmıştır. Araştırmacı seçtiği konuya göre elektronik olarak düzenlenmiş kaynaklara anında erişebilir.

Siz de bir araştırma yapmak istediğiniz zaman basılı kaynakların yanı sıra elektronik kaynaklara da yönlenebilirsiniz. Dünya üzerindeki pek çok basılı kaynak elektronik ortamlara aktarılmıştır. Elektronik arama motorlarının en çok bilinenlerinden biri Google firmasının sunduğudur. (http://scholar.google.com.tr/). Google Akademik, kendi sayfasında hizmetlerin, akademik yayıncılara, profesyonel derneklere, önbaskı kaynaklarına, üniversitelere ve başka akademik örgütlere ait gözden geçirilmiş yazılar, tezler, kitaplar, özetler ve makaleler bulmanıza yardımcı olan bir kaynak olarak tanıtmıştır.

http://scholar.google.com.tr/intl/tr/scholar/about.html).

Elektronik olarak alanyazın taraması yaptığınızda başka bir hizmet alacağınız kurum da YÖK’ün (Yükseköğretim Kurulu) verdiği tez tarama hizmetidir. Türkiye’de yapılan tüm yüksek lisans ve doktora tezlerine ve özetlerine YÖK’ün verdiği hizmet sayfasından ulaşabilirsiniz (http://www.yok.gov.tr/content/view/59/111/).

1996 yılında TÜBİTAK’a bağlı bir enstitü olarak kurulan Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi (ULAKBİM); ülkemizdeki tüm akademik kurumları birbirine ve küresel araştırma ağlarına bağlayan Ulusal Akademik Ağ alt yapısını işletmektedir. Bu ağ yardımı ile bilimsel makale arayabilir, erişemediğiniz çalışmalara da nasıl ve nereden ulaşabileceğinizi öğrenebilirsiniz (http://www.ulakbim.gov.tr/).

İNTERNET: Anadolu Üniversitesi bünyesinde şu adresten birinci ve ikinci düzey kaynaklara erişebilirsiniz. http://www.kdm.anadolu.edu.tr/vt/index.html

Konunuzla ilgili alanyazın taramasını yaptıktan sonra bulduğunuz 1. ve 2. düzey kaynakları sıralamanız gerekmektedir. Ardından bu kaynakları sırayla okuyarak özetlemelisiniz. Sorun durumunu oluşturabilmeniz için yaşamsal bir önem taşıyan alanyazın taramasında bulduğunuz çalışmaları şu şekilde özetleyebilirsiniz:

  1. Çalışmanın başlığı: Genelde çalışmanın konusu ile ilgili bilgi verir.
  2. Yazar ya da yazarlar ile ilgili bilgi: Araştırmayı yapan ya da yapanlarla ilgili bilgileri not ediniz.
  3. Çalışmanın amacı ve sorunu: Araştırmanın amacı ve sorunu ile ilgili bilgileri kısaca yazınız.
  4. Alanyazın taraması için kullanılan kaynaklar: Çalışmanın kaynakça bölümü sizi konu ile ilgili başka önemli kaynaklara yönlendirir. Gerekirse bunları kullanmak için not alınız.
  5. Çalışmanın yöntem ve bulguları: Araştırmada sorun durumunu çözmek için hangi yöntem kullanılmış ve neler bulunduğunu not ediniz. Bunlar özetinizin temelini oluşturacaktır.
  6. Tartışma bölümü: Araştırma bulguları ile başka araştırmaların karşılaştırıldığı bölümdür.
  7. Kişisel notlar: İncelediğiniz çalışma ya da çalışmanın içindeki önemli noktalarla ilgili değerlendirmelerinizi yazınız.

Şimdi kitabın bu bölümünün başlangıç kısmına dönersek sorun durumunu özetle şöyle açıklamıştık:

Giriş Bölümü: Birinci bölüm olan bütünleştirme aşamasında sorun alanı bir bütün olarak ele alınır ve birbiriyle ilişkili parçalara ayrılarak dilimler halinde tanımlanır. Bu aşamada araştırmacı sorun durumunun doğasından söz eder. Araştırmayı neden yapacağına ilişkin ipuçlarını genel olarak yansıtır.

Gelişme Bölümü: İkinci aşamada bütün içinden incelenecek olan bölüm alınarak ayrıntılı bir biçimde tanıtılır. Bu bölüme sorunu sınırlandırma aşaması denir. Başka bir deyişle incelenecek olan, merak edilen, çalışılacak ve araştırılacak olan konu sınırlandırılarak bütün içerisinden öne çıkarılır. Alanyazın taramasından elde edilen benzer araştırma sonuçları bu bölümde sunulur.

Sonuç Bölümü: Üçüncü ve son aşamada ise sınırlandırılan bölüm ya da konu ayrıntılı bir biçimde açıklanır. Bu bölümde sorun durumunun etkilediği ya da oluşturduğu düşünülen değişkenler tanımlanır, aralarındaki ilişkiler tanımlanır. Sorun durumu bu aşamada net bir biçimde betimlenir. Son paragrafta, araştırmacı, “Bu araştırmanın sorunu……” ifadesini net bir biçimde açıklar ve sorun durumu bölümünü bu şekilde tamamlar.

Ünitenin okuma parçası bölümünde verilen örnek sorun durumunu okuyarak gerçek bir araştırmanın sorun durumu hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. İyi bir araştırmacı olabilmek için ilgi duyduğunuz konularda yapılmış araştırmaları dikkatli bir biçimde okumanız ve bunlardan dersler çıkarmanız gerekmektedir.

Yapılan bir araştırmanın raporu o çalışma hakkında ne tür bir kaynaktır?

a. Genel kaynak

b. İkincil kaynak

c. Doğru kaynak

d. Birincil kaynak

e. Dolaylı kaynak

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top