SAĞLIK

KRONİK BÖBREK HASTALIĞI

.

“DÜNYADA HER YIL 2,5 MİLYON KİŞİ, KRONİK BÖBREK HASTALIĞI NEDENİYLE HAYATINI KAYBEDİYOR”
“BÖBREK HASTALIĞI İLE İYİ YAŞAMAK”

Kronik böbrek hastalığı, dünyada ve ülkemizde salgın halini almış önemli bir halk sağlığı sorunu..

Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Kenan Ateş:

“Kronik böbrek hastalığı dünyada her 10 erişkinden birini etkilediğini ve her yıl 2,5 milyon kişi hastalığın yol açtığı sorunlar nedeniyle hayatını kaybettiğini söyleyebilirim..

Böbrek hastalığı erken saptanırsa sıklıkla önlenebiliyor veya ilerlemesi geciktirilebiliyor. Ancak hastalığın farkındalığının düşük olması, erken dönemde tespit edilmesine imkân vermiyor.”

“BİREYLERİN HASTALIĞININ FARKINDA OLMAMASI NEDENİ İLE ‘SON DÖNEM BÖBREK YETMEZLİĞİ’ GELİŞİYOR VE YAŞAM KALİTESİ BOZULUYOR.. “

Prof. Dr. Kenan Ateş:

“Maalesef Türkiye, böbrek hastalığı sıklığının en yüksek olduğu ülkeler arasında yer alıyor.”

Bu yıl Dünya Böbrek Günü’nün küresel sloganı, “Böbrek Hastalığı ile İyi Yaşamak” olarak belirlendi. Türk Nefroloji Derneği, 2021 yılı Dünya Böbrek Günü ve haftasında “Böbrek Hastasıyım, Hayata Bağlıyım” sloganı ile bir kampanya başlattı.  

“CİDDİ SONUÇLARI OLUR”

Prof. Dr. Ateş:

“Hastalarımızın yaşam kalitesini değerlendirmek ve sonrasında saptanan sorunlara yönelik çalışmalar yapmak için, www.dunyabobrekgunu.org adresinde yer alan bir Yaşam Kalitesi Anketi hazırladık. Bu anketin sonuçlarına göre hastaların yalnız üçte biri yaşam kalitelerinin iyi olduğunu söylemişlerdir..

Bu ankete göre her 4 böbrek hastasından 3’ü hastalıklarının günlük fiziksel aktivitelerini, çalışma durumlarını (işte veya evde), uyku düzenlerini ve yaşamdan aldıkları keyfi etkilediğini belirtmişlerdir..

Hastaların büyük çoğunluğu (yüzde 87) aldıkları aile desteğinden, benzer şekilde yüzde 91’i de aldıkları sağlık hizmetinden belli derecelerde memnun olduklarını belirtmişlerdir. Böbrek hastalarının yüzde 82’si diyet yapmaktan, yüzde 85’i çok ilaç kullanmaktan, yüzde 84’ü hastaneye sık kontrole gitmekten, yüzde 81’i doktorlara veya diğer sağlık personeline bağımlı olmaktan, yüzde 88’i geleceğe yönelik belirsizlikten ve yüzde 78’i ailelerine yük olmaktan değişen derecelerde de olsa rahatsız olduklarını belirtmişlerdir.”

“HER YIL 2,5 MİLYON İNSAN HAYATINI KAYBEDİYOR”

Her yıl yaklaşık 2,5 milyon kişinin hastalığın yol açtığı sorunlar nedeniyle hayatını kaybettiğini anımsatan Ateş:

“Kronik böbrek hastalarında, başta kalp-damar hastalıkları olmak üzere eşlik eden sorunlar nedeniyle maluliyet ve ölüm oranları oldukça yüksektir. Ve bu hastaların sık olarak hastaneye yatması gerekebilmektedir. Üstelik, kalp-damar hastalıkları, kanser, KOAH gibi birçok hastalıkta ölüm oranlarında azalma olmasına karşın, kronik böbrek hastalığında giderek artmaktadır. Halen kronik böbrek hastalığı tüm ölümlerin yüzde 4,5’undan sorumludur. Bunun sonucunda, kronik böbrek hastalığı tüm ölüm nedenleri arasında 1990’da 17. sırada iken, günümüzde 12. sıraya çıkmıştır ve 2040 yılında 5. sıraya yükselmesi beklenmektedir.”

“ÇOK DAHA DİKKATLİ OLUNMALI”

Dernek Genel Sekreteri Prof. Dr. Mustafa Arıcı ise böbrek hastalarının Covid-19 açısından en yüksek risk gruplarından birini temsil ettiğini ve bu hastaların olağan bakım süreçlerini de etkilediğini ifade etti.

Arıcı şöyle devam etti: 

“Türk Nefroloji Derneği, salgının ilk aylarında hastaneye yatarak tedavi gören binin üzerinde böbrek hastasının verisini değerlendirerek uluslararası bilim dünyası ile de paylaşmıştır. ‘Türk Nefroloji Derneği Covid-19 Deneyim Paylaşımı’ başlığı ile gerçekleştirilen ve Türkiye’de 47 nefroloji kliniğinde 71 nefroloğun katılımı ile toplanan veriler, Covid-19 nedeni ile hastaneye yatarak tedavi gören kronik böbrek hastalarında ölüm oranının yüzde 28.4, hemodiyaliz hastalarında yüzde 16.2 ve böbrek nakli hastalarında yüzde 11.1 olduğunu göstermiştir. Pandemi öncesinde kronik böbrek rahatsızlığı rahatsızlığı bulunan kişiler, Covid-19 hastalığının en ağır seyredebileceği riskli grubu oluşturmaktadırlar. Diyaliz tedavisi gören böbrek hastalarının bağışıklık sistemi enfeksiyonlarla mücadele açısından yeterince güçlü değildir. Dolayısıyla bu kişilerde zayıflayan vücut savunması nedeniyle enfeksiyon hastalıklarına karşı bir yatkınlık söz konusu olabilir. Bu kişilerin pandemi dönemi boyunca daha dikkatli olmaları, daha sıkı tedbirler almaları, tedavilerini aksatmamaları ve tedavi gereksinimleri haricinde mümkün oldukça evlerinde kalmaları önerilir.”

“BÖBREK HASTALIKLARI”

Böbrek Hastalıkları

BÖBREK NEDİR?

Böbrekler, kahverengi fasulye şeklinde iki küçük organa verilen isimdir.

Bireyin bel hizasında, omuriliğin her iki yanında göğüs kafesinin altında, sırta daha yakın bir konumda vücudun iki yanında birer tane bulunur.

Ebatları birbirleri ile benzer boyutlardadır. Böbrekler, mesane ve üreter gibi ürenin yani idrarın taşındığı ve depolandığı organlara bağlıdır.

Böbreklerin vücutta oldukça önemli ve hayati işlevleri mevcuttur.

Bireyin kanındaki suyu, asitleri ve atıkları temizler ve filtreler. Ardından bu atıkların vücudun dışına taşınması için idrar haline getirirler..

Ancak böbrekler bir şekilde hastalanırlar, hasar görürler veya yara dokusu ile kaplanırlarsa normal görevleri olan kandaki tuzlar ile kalsiyum gibi mineraller ve su arasında sağlıklı bir denge sağlama işini düzgün bir şekilde gerçekleştiremezler..

Böbrekler ayrıca bireyin tansiyonunu yönetmeye, kemikleri güçlü tutmaya ve kanda oksijen taşımakla görevli olan alyuvar hücrelerini yaratmaya yardımcı olan hormonlar üretirler..

Oldukça önemli ve hayati işlevleri olan bu böbreklerden kaynaklanan ağrı gibi herhangi bir hastalık ya da hasar belirtisine özellikle dikkat etmek gereklidir.

BÖBREĞİN KONUMU

Böbrekler kaburga kemiklerinin altında, omurganın her iki yanında yer alırlar. Şekilleri kabaca fasulyeye benzetilebilir, sağlıklı bir erişkindeki normal boyutları yaklaşık 12x6x3 cm.dir. Bazı kişiler doğuştan tek bir böbreğe sahiptir, ve genellikle bu böbreğin boyutu normalden biraz daha büyüktür. Kişi, tek sağlıklı bir böbrekle normal yaşamını sürdürebilir.

BÖBREĞİN İŞLEVİ

Böbrekler vücudun en önemli organlarından ikisidir.

Kandan atık ürünlerin süzülüp temizlenmesinden ve sıvı fazlasının idrar şeklinde atılmasından sorumludurlar..

Böbrekler, aynı zamanda kan basıncının düzenlenmesi, yeni kırmızı kan hücrelerinin yapılması ve kemiklerin sağlıklı olmasında da yardımcıdırlar.

BÖBREK HASTALIĞININ BELİRTİLERİ NELERDİR?

*Çabuk yorulma, bulantı, kusma

*İdrarın görünümünde değişiklik (Kanlı, çay rengi, köpüksü olması)

*İdrar yapma alışkanlığında değişiklik (Miktarda artma veya azalma, idrara Sıkışma, idrar yaparken yanma, gece idrara çıkma)

*Ayak bilekleri, el ve yüzde şişme

*Yüksek kan basıncı

*Nefes darlığı, nefes almada zorluk

*Tat almada bozukluk, kötü kokulu nefes

RİSKLER

Şeker Hastalığı (Diyabet)

Böbrek hastalığı diyabetin bir komplikasyonu olarak ortaya çıkabilir. İyi kontrol edilmemiş kan şekeri böbreklerdeki kan damarlarını hasarlar; diyabet böbrek hastalığı gelişmesinde en önemli nedenlerden birisidir.

Hipertansiyon (Yüksek Kan Basıncı)

Kontrol edilememiş hipertansiyon böbreklerdeki kılcal damar yapılarını bozar. Bunun sonucunda böbrekler hastalanır ve normal fonksiyon göremez hale gelir.

Taş Hastalığı

Böbrek ve idrar yollarında oluşan taşlar böbrek dokusunda bulundukları yer itibarıyla ya doğrudan ya da idrar akımını engelleyerek kalıcı hasara neden olabilirler.

Nefritler

Glomerülonefrit değişik nedenlerle böbrek damarlarında yangıya neden olur; bu durum sağlıklı böbrek dokusunu hasara uğratır, idrarda protein kaçağı, kan görülmesi ve ilerleyici böbrek hastalığına neden olur.

Piyelonefrit tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarının böbreklere doğru yukarı yayılmasıyla ortaya çıkar

Yapısal Bozukluklar

Polikistik böbrek hastalığında böbreklerde çok sayıda kist olarak adlandırılan, içleri sıvı dolu kesecikler mevcuttur. Normal böbrek dokusu bu kistlerle yer değiştirmiştir.

İlaçlar/Toksinler

Özellikle böbreklerden atılımı olan ilaçlar başta olmak üzere birçok ilacın böbrek fonksiyonlarını olumsuz yönde etkileyici yan etkileri olabilir. Romatizmal hastalıklarda kullanılan antiinflamatuar ve ağrı kesici ilaçlar böbreğe yan etkisi yönünden dikkat edilmesi gereken ilaçların başında yeralır. Her türlü ilaç kullanımı mutlaka doktor kontrolünde olmalıdır. Ayrıca bazı toksin ve ağır metaller de böbreğe zarar verir.

DİĞER HASTALIKLAR

Lupus ve diğer bağ dokusu hastalıkları

TÜRKİYE’DE BÖBREK HASTALIĞI GÖRÜLME ORANI NEDİR?

*Genel erişkin nüfusta kronik böbrek hastalığı oranı yüzde 15.7. bu da her 6 kişiden birinin böbrek hastalığıyla tanıştığı anlamına geliyor.

*Her yüz kişiden 5.1’i yani her 20 kişiden birinde ileri evre böbrek hastalığı görülüyor.

*Her yüz kişiden 10.1’inde yani her 10 kişiden birinde böbrek hastalığının öncülü sayılan idrarda protein (albümin) kaçağına rastlanıyor.

*Kadınlarda yüzde 18.4, erkeklerde yüzde 12.8 oranında rastlanıyor.

*Görülme oranı yaşla birlikte artıyor.

*40 yaşından büyüklerde yüzde 8-10

*60 yaşın büyüklerde yüzde 33

*70 yaşından büyüklerde yüzde 42

*80 yaşından büyüklerde yüzde 55

*Türkiye Kronik Böbrek Hastalığı Prevalansı Araştırması – CREDIT

SON DÖNEM BÖBREK YETMEZLİĞİ NEDİR?

Son dönem böbrek yetmezliği, “böbrek fonksiyonlarının kalıcı olarak bozulması” durumuna deniyor.

Bu durum ilerleyerek “son dönem böbrek yetmezliği” denilen, böbrek fonksiyonlarının tümüyle bozulduğu, yaşamı sürdürmek için diyaliz ve böbrek nakli tedavilerinin şart olduğu aşamaya dönüşebiliyor.

Son dönem böbrek yetmezliği tanısı konan her hasta böbrek nakli olmak üzere değerlendirilmelidir!

BÖBREK NAKLİ

Böbrek nakli, hastanın vücuduna bir başka kimseden alınan böbreğin takılması olarak açıklanıyor.

Nakil için kullanılacak böbrek, iki kaynaktan sağlanıyor:

  • Canlı vericiden veya
  • Beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden.
“BÖBREK AĞRISI”
BÖBREK AĞRISI NEDİR?

Böbrek ağrısı, bireyin böbreklerinin bulunduğu bölgeden kaynaklanan rahatsızlığa verilen isimdir ve bir tıbbi sorunun belirtisidir.

Genellikle yanlarda, sırtta veya karında hissedilen hafif bir ağrı olarak tanımlanır. Ancak bu bölgelerdeki ağrılar her zaman bir böbrek sorununun işareti değildir. 

Böbrek ağrısı sıradan sırt ağrısıyla kolaylıkla karıştırılabilir. Böbrek ağrısının sırt ağrısına kıyasla nasıl hissedildiği ve konumunun tam nerede olduğu konusunda bazı farklılıkları mevcuttur.

Böbrek ağrısının bazıları oldukça ciddi tıbbi sorunlara işaret eden birden fazla olası sebebi mevcuttur. Böbreklerden kaynaklandığı düşünülen ağrıların doktora gösterilmesi tavsiye edilmektedir. 

BÖBREK AĞRISI NEDEN OLUR?

Böbrek ağrısının birçok olası nedeni vardır. Bu nedenler arasında başlıcaları:

*dehidrasyon,

*böbrek enfeksiyonu, 

*böbrek taşı,

*böbrek kisti,

*polikistik böbrek hastalığı,

*glomerülonefrit,

*hidronefroz ve 

*aterosklerotik renal arter stenozu olarak sayılabilir.

DEHİDRASYON

Dehidrasyon, böbrek ağrısının olası bir nedenidir. Gün içerisinde yeterli su içme alışkanlığına sahip olmamak böbrek ağrısına neden olabilir.

Susuz kalan bireylerin böbreklerinde normalde su ile gönderilebilecek atıklar birikebilir ve tıkanmaya neden olabilir.

Şiddetli dehidrasyon belirti ve semptomları arasında vücudun aşırı ısınması, dikkat dağınıklığı, akıl karışıklığı, ruh hali değişiklikleri ve kabızlık sayılabilir.

Dehidratasyon için standart tedavi yöntemi daha fazla sıvı içmektir. 

Ağır dehidrasyon vakalarında bireyin rehidrate olması, yani susuzluğunun giderilmesi için intravenöz yani damariçi sıvı verilmesi gerekli olabilir.

BÖBREK ENFEKSİYONU”

Eğer bakteriler böbreklere ulaşırsa, böbrek enfeksiyonuna yol açabilirler.

Normal şartlar altında bakteriler böbreğe idrar yolundan, özellikle de tedavi edilmeyen bir idrar yolu enfeksiyonu ile ulaşabilirler. 

Böbrek enfeksiyonunun en yaygın belirtileri arasında bulantı, donuk ağrı, idrara çıkma sırasında yanma veya ağrı, idrarda kan veya irin, keskin ağrı, kötü kokulu veya bulanık idrar, kusma, sırt veya kasık bölgesi ağrısı, titreme ve ateş görülür. Bu semptomlara sahip bireylerin acil tıbbi yardıma başvurması tavsiye edilir.

Birçok vakada enfeksiyon türünün belirlenmesi ve doğru tedavinin uygulanması için incelenmek üzere idrar örneği alınır. Bu enfeksiyonlar genellikle bakteri türüne uygun antibiyotik ile tedavi edilir. Daha ağır vakalarda bireyin damar içinden antibiyotik ve sıvı alması için hastaneye gitmesi gerekebilir.

BÖBREK TAŞI

Böbrek taşları, böbreklerde zaman içinde tuzlar ve minerallerin birikerek küçük tortular oluşturması ile ortaya çıkar. Bu taşlar zamanla büyüyebilirler.

Küçük böbrek taşları genellikle böbreklerden geçer ve idrar ile atılırlar. Bunlar herhangi bir semptoma neden olmaz.

Daha büyük böbrek taşları ise böbreklerden mesaneye idrar yolu üzerinden geçerken rahatsızlığa neden olabilir ve böbrekte veya idrar yolunda sıkışabilir. 

Böbrek taşlarının belirti ve semptomları arasında idrarda kan, idrara çıkma sırasında ağrı, kusma, mide bulantısı ve sırt veya karında çok keskin ağrı bulunur. Normal şartlarda küçük böbrek taşlarının tedavisi taşı düşürmek için sıvı içmeyi ve reçetesiz ağrı kesici ilaçları almayı içerir. Ancak taşı üre yoluyla dışarı atma sürecinde ağrı çok artabilir.

Daha büyük böbrek taşları için daha farklı tedavi yöntemleri doktor tarafından önerilebilir. Bunlar arasında şok dalgalarının böbrek taşlarını parçaladığı şok dalgası litotripsi,   üreteroskop adı verilen bir araç ile doktorun böbrek taşlarını gördüğü ve küçük olanları dışarı çıkardığı üreteroskopi ve taşın çözülmesine yardımcı olabilecek özel ilaçlar mevcuttur.

BÖBREK KİSTİ

İyi huylu olan veya kanserli olmayan kistler normalde içi sıvı dolu keselere verilen isimdir.

 Böbrek kistleri böbreklerden birinde veya her ikisinde birden oluşabilir ve genellikle herhangi bir semptoma neden olmazlar.

Çok büyüyen, patlayan veya enfekte olan bir kist ateş, bölgede hassasiyet veya keskin ağrı ya da üst karın, yan veya sırt bölgelerinde ağrı gibi belirti ve semptomlara neden olabilir. 

Küçük kistler genellikle tedavi gerektirmez. Tedavinin gerekli olduğu vakalarda ise hekiminiz sizin özelinizde bir tedavi planı uygulayacaktır. 

POLİKİSTİK BÖBREK HASTALIĞI

Polikistik böbrek hastalığı ya da kısaca PKD, bir veya her iki böbrekte birkaç kistin oluşmasına neden olan genetik bir duruma verilen isimdir. 

Polikistik böbrek hastalığı bireyin böbreklerinin şeklini değiştirebilir ve böbrek yetmezliği gibi başka sorunlara yol açabilir.

Polikistik böbrek hastalığının belirti ve semptomları arasında böbrek taşları, tek veya çift böbrekte ağrı, idrar yolu enfeksiyonu, idrarda kan ve yüksek tansiyon bulunmaktadır.

Polikistik böbrek hastalığının belirtileri şunları içerir.

Polikistik böbrek hastalığı kistleri iyice büyüyene kadar durumun fark edilmemesi mümkündür. Polikistik böbrek hastalığı tedavisi normal şartlarda tipik olarak yüksek tansiyonun neden olduğu böbrek hasarını yavaşlatmak için ilaç almayı içerir. Buna ek olarak; sigarayı bırakmak veya azaltmak, günde en az 30 dakika fiziksel aktivite içeren egzersiz yapmak, her gece 7 ila 8 saat arasında uyumak, sağlıklı, dengeli bir diyet ile beslenmek, aşırı kilolu ise kiloyu azaltmak veya sağlıklı kiloyu korumak gibi yaşam tarzı değişiklikleri yapmak durumun tedavisine yardımcı olabilecek seçenekler arasında yer almaktadır. 

GLOMERÜLONEFRİT

Glomerülonefrit, böbrek iltihabına neden olabilen ve böbrekte kanı filtreleyen glomerüllere zarar verebilen bir grup hastalığa verilen isimdir.

Böbreklerde hasar oluşması, böbreğin etkinliğini azaltarak böbrek yetmezliğine yol açabilir.

Glomerülonefrit akut ve kronik olarak ikiye ayrılır. 

Akut glomerülonefrit aniden ortaya çıkar ve boğaz ağrısı, daha az idrara çıkma, idrarda kan ve sabah şişkinliği gibi belirti ve semptomlar gösterir. 

Kronik glomerülonefrit yavaş gelişir ve bağışıklık sistemindeki değişikliklerin veya bilinmeyen nedenlerin bir sonucu olabilir. Kronik glomerülonefritin belirti ve semptomları arasında ayak bileklerinde veya yüzde şişme, idrarda kan, geceleri sık idrara çıkma, idrarda kabarcık veya köpük ya da yüksek tansiyon olabilir.

Akut glomerülonefrit kendiliğinden düzelebilir. Kendiliğinden düzelmediği takdirde, doktor bireyin bağışıklık sistemini zayıflatmaya yardımcı olacak ilaçlar önerebilir. Buna ek olarak böbreklerin normalden daha fazla sıvı boşaltması da tavsiye edilebilir. 

Kronik glomerülonefrit için tedavi seçenekleri arasında; diüretik kullanmak, ekstra protein, potasyum ve tuz yemekten kaçınarak, kalsiyum hapı almak ve sürekli tansiyonu kontrol altında tutmak bulunmaktadır.

HİDRONEFROZ

Hidronefroz, yani böbrek şişmesi, böbreklerde idrar birikmesine neden olan duruma verilen isimdir.

Bu durum genellikle idrar yolundaki bir tıkanıklığın idrarın böbreklerden tamamen boşalmasını engellediğinde ortaya çıkar.

Birçok vakada hidronefroz genellikle böbrek taşı gibi bir enfeksiyon veya tıkanmanın sonucudur.

Hidronefroz her zaman belirti veya semptomlara neden olmaz ana belirtisi sırtın yan tarafında veya kasıkta ortaya çıkan ağrıdır. Bunun yanı sıra ateş, mesanenin tamamen boşaltılamaması, inkontinans (idrar kaçırma), mide bulantısı ve idrara çıkma dürtüsünde artış durumun belirti ve semptomları arasındadır.

Birçok vakada böbreklerin boşalması için öncelikle duruma neden olan sorunun tedavi edilmesi gereklidir. Bazı vakalarda doktorun aşırı miktardaki idrarı alması gerekebilir.

ATEROSKLEROTİK RENAL ARTER STENOZU

Aterosklerotik renal arter stenozu, ya da kısaca RAS, yağlı birikintilerin böbreklere giden kan damarlarını bloke ettiği veya sınırladığı duruma verilen isimdir. Bu durum tedavi edilmezse, vücuttaki kan temizlenmediği için böbreklerde, beyinde ve kalpte hasar oluşabilir.

 Aterosklerotik renal arter stenozu tedavisi, bireyin genel kardiyovasküler sağlığını düzeltmek için atılan yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaçların bir kombinasyonunu içerebilir. Gerekli görülürse cerrahi müdahale yapılabilir.

BÖBREK KANSERİ

Böbrekteki tümörler erken dönemde herhangi bir rahatsızlığa neden olmayabilir. Ancak daha ileriki aşamalarda kanser kötüleştikçe, yan tarafta, sırtta veya karında gelip gitmeyen veya daha az yoğunlaşan ağrı fark edilebilir. Bu durum için böbrek kanser tedavisi yöntemleri uygulanması gereklidir.

BÖBREK HASARI

Futbol, boks, ata binme veya basketbol gibi temas gerektiren şiddetli aktiviteler bireyi travmadan dolayı böbrek hasarının ortaya çıkabilmesi riskine sokabilir. Böyle bir durumda, rahatsızlık karın bölgesinin her iki tarafında veya belin alt kısmında olabilir. Yaralanmanın ağırlığına bağlı olarak ağrı hafif ya da çok kuvvetli olabilir.

BÖBREK AĞRISI BELİRTİLERİ VE TÜRLERİ NELERDİR?

Böbrek ağrısının en önemli belirtisi böbrek ve çevresinde hissedilen ağrıdır. Ağrının şiddeti ve konumuna göre nedeni hakkında bir fikir sahibi olmak mümkün olabilir. 

Böbrek ağrısı türleri arasında; dalgalar halinde gelen keskin, şiddetli ağrı, genellikle sadece bir tarafta, nadiren çift taraflı yan ağrı, genellikle sürekli olan hafif bir ağrı, göğüs kafesinin altında veya karnınızda ağrı ve kasık bölgesine veya karın boşluğuna yayılan ağrı bulunur.

Böbrek ağrısı ile ortaya çıkabilecek diğer belirti ve semptomlar, ağrının sebebine bağlıdır. Böbrek ağrısı ile birlikte görülebilecek diğer belirtiler arasında ağrılı idrar çıkarma, ateş, bulanık idrar, kanlı idrar ve kusma bulunur.

BÖBREK AĞRISI NASIL TEŞHİS EDİLİR?

Bireyin böbrek ağrısının tedavisi için, öncelikle doktor tarafından ağrının nedeninin bulunması gerekir. Ağrının nedenini belirlemek için bireye fiziksel muayene gerçekleştiren doktor, bireyin tıbbi geçmişini öğrendikten sonra bir ya da daha fazla test isteyebilir.

Bu testler arasında idrarda olabilecek kan, protein, çok sayıda lökosit  yani akyuvar hücresi sayısı ve belirli bazı böbrek sorunlarının diğer belirtilerini kontrol etmek üzere laboratuvarda idrar testinin yanı sıra böbrekler ile idrar yollarını böbrek taşı ya da diğer fiziksel sorunlar için taramak üzere ultrason veya BT testleri bulunur.

“TEDAVİ YÖNTEMLERİ”

Doktor tarafından nedeni teşhis edilen böbrek ağrıları, birey için en uygun plan ile tedavi edilebilir. 

“BÖBREK KANSERİ”

“GENEL TANITIM”

Böbreğin ana işlevi, kanı süzdükten sonra atık maddelerden idrar üretmek ve kandaki kimi minerallerin dengesini sağlamaktır. Böbrek kanseri, normal işlevlerini yerine getiren hücrelerin işlev ve şekillerini yitirerek anormal derecede büyümesidir.

Her ne kadar ortaya çıkma nedenlerine ilişkin çok kesin bilgiler olmasa sigara ve obezitenin böbrek kanseri riskini arttırdığı bilinmektedir. Bunun yanı sıra, birinci derece akrabalarında böbrek kanseri olanlar ve tansiyon hastalarının da böbrek kanseri açısından riskli grupta olduğu düşünülmektedir.

Erken evrede kanser hiçbir belirti vermeksizin sessiz bir şekilde ilerleyebilir. Böbrek kanserlerinin yaklaşık %25-30’luk bir kısmı henüz erken evrede bir belirti vermezken yapılan taramalar ve bu bölgeyle alakalı, farklı nedenler için yapılan tetkiklerde yakalanmaktadır.

Bu nedenle yapılacak düzenli sağlık kontrolleri son derece önemlidir. Taramalar sayesinde erken evrede yakalanan böbrek kanserinin tedavisinde çok yüksek oranda başarı sağlanabiliyor.

“NEDENLERİ”

Yetişkin kanserlerinin yüzde 3’ünü oluşturan böbrek tümörlerinde son yıllarda görülen artış dikkat çekmekle beraber bu kanserlerin erken evrede yakalanması ve yapılan cerrahi tedavi başarılı sonuçlar alınmasına yardımcı oluyor.

Böbrek kanserinde yaş önemli bir risk faktörüdür. Hastalığın ilk dönemlerinin de sessiz seyrettiği göz önünde bulundurularak, özellikle 40 yaşın üzerindeki kişilerin sağlık kontrollerini aksatmamaları tavsiye edilmektedir.

Böbrek kanserleri için risk faktörlerinin başında sigara geliyor. Doğal olmayan ve katkı maddesi barındıran gıdalar, yağdan zengin beslenme alışkanlığı, çevresel etkenler ve çeşitli kimyasallara maruz kalmak da böbrek kanserinin risk faktörleri arasında sayılıyor.

“BELİRTİLER”

Böbrek kanseri olan çoğu insanın, kanser ileri seviyelere gelmeden, herhangi bir semptomu yoktur ve erken evreden neredeyse tüm böbrek kanserleri, başka bir nedenden dolayı yapılan bir BT, ultrason veya MR ile tespit edilmektedir. Ancak, ileri seviye tümörler bazı semptomlara neden olabilir. Bu belirtiler şunlardır:

*İdrarda kan

*Sırt ağrısı-yan ağrısı

*Yanlarda veya karında ele gelen kitle

*Karın ağrısı

*Kilo kaybı ve istemsiz zayıflama

*Bu belirtilerden herhangi biriyle karşılaşırsanız doktorunuza başvurun.

“TANI YÖNTEMLERİ”

Böbrek kanserleri erken evrelerinde belirti vermiyor. Günümüzde görüntüleme yöntemlerinin gelişmesi ve düzenli sağlık kontrolleri sayesinde, küçük tümörlerin büyük bir kısmı tesadüfen tespit ediliyor. Düzenli sağlık kontrollerini ihmal eden bireylerde, böbrek kanserleri çoğu zaman tespit edilemiyor ve uzun yıllar fark edilmeden ilerleyebiliyor.

Dolayısıyla herhangi bir nedenle yapılan ultrason muayenesi sonrasında şüpheli durumlar saptanırsa, tanıyı kesinleştirmek için Bilgisayarlı Tomografiden (BT) yararlanılıyor. MR incelemeleri, bilgisayarlı tomografide verilebilecek kontrast maddeye karşı hassasiyeti olan hastalarda kullanılabilmekle beraber, damarların görüntülenebilmesi için sanal anjiografi amacıyla da kullanılabiliyor.

Bunların dışında, her ne kadar böbrek kanserinin ileri değerlendirilmesinde pek rolü olmasa da, ultrasonografik incelemeler BT’nin kimi zaman yetersiz kalabileceği kistik tümörlerin görüntülenmesinde de kullanılabiliyor.

Hekiminiz böbrek kanseri teşhisini kesinleştirmek ve detaylandırmak amacıyla, alacağı tıbbi öykünüz ve yapacağı muayeneden sonra bir takım kan tetkikleri ile idrar tetkiklerine de başvurabilir. Bunun yanı sıra, tedavi biçiminize karar verilecek kimi durumlarda, ince bir iğneyle biyopsi yapılması da hekiminiz tarafından tavsiye edilebilir.

“TEDAVİ YÖNTEMLERİ”

Böbrek kanserinde tedavi kişiden kişiye, hastalığın aşamasına ve hastanın tıbbi özelliklerine göre değişebiliyor; tümörün böbreğin içindeki konumu, büyüklüğü, derecesi ve farklı organlara yayılıp yayılmadığı gibi hastadan hastaya değişen farklı kriterlere göre planlanıyor. Bununla birlikte, tümörün ameliyatla çıkarılmasının amaçlandığı cerrahi, tedavi protokolünün ilk sırasında yer alıyor.

Özellikle küçük tümörlerde parsiyel nefrektomi denilen, böbreğin korunup sadece tümörün çıkarıldığı cerrahinin altın standart olarak kabul görüyor. Bu işlem, laparoskopik ya da robotik olarak yapılabiliyor.

Daha büyük tümörlerde, tümörün böbrekteki yerleşim yerine göre cerrahi planlanıyor. Eğer tümör damarlanmanın olduğu merkezi bölgesinde ise böbreğin tamamının alınması tercih edilebiliyor. Ancak tümör böbreğin kenarlarına yakın bir bölgede yerleşmişse parsiyel nefrektomi yapılarak böbrek tercih edilebiliyor.

Cerrahi için uygun olmayan kimi hastalarda radyofrekans, ablasyon, kriyoterapi gibi yöntemlerle tümörün yok edilmesi de mümkün olabiliyor.

Metastazları bulunan hastalarda kanserli dokuları hedef alan kimi ilaçlar ve kemoterapiler kullanılabiliyor.

Daha ileri hastalıklarda ise hastanın yaşam kalitesinin artması ve semptomlarının gerilemesi adına radyoterapi ve renal arter embolizasyonu adı verilen işlemler yapılabiliyor.

“BÖBREK NAKLİ AMELİYATI”

GENEL TANITIM

Son dönem böbrek hastalıklarının tedavi seçenekleri arasında diyaliz ve böbrek nakli yer almaktadır. 

Böbrek nakli ameliyatında hastaya gerçek bir organ nakil edildiği için diyaliz tedavilerine göre kan, tam olarak temizlenir ve böbreğin hormonal fonksiyonu da eksiksiz yerine gelir.  

Böbrek nakli için canlı veya kadavradan böbrek alınabilmektedir. Canlı böbrek naklinde hasta, 4. dereceye kadar akraba veya eşinden böbrek alabilir. Vericide de bağışa engel tıbbi bir problem yoksa ameliyat programına girer. Böbrek nakli ameliyatına hazırlama süreci ortalama 5 gündür.

Canlı vericili ameliyat artık kapalı (laparoskopik) yöntemle  yapılmaktadır. Kapalı böbrek verici ameliyatında vericinin sadece kasık bölgesinde 4-5 cm lik bir yarası olmaktadır. 

Laparoskopik cerrahide iyileşme ve normal yaşama dönüş hızlıdır.  Hasta ameliyattan bir gün sonra taburcu olur ve iş gücü kaybı azalır. 

TEK BÖBREKLİ KALMANIN TIBBİ PROBLEM YARATMADIĞI İSPATLANMIŞTIR

Kadavradan böbrek nakli için sıra bekleyen hastalar, ilgili testler tamamlandıktan sonra uygun görülürse 14-18 saat içinde ameliyata alınır. 

Günümüzde batı ülkelerinde yapılan böbrek nakillerin çoğunluğu ölüden alınan böbreklerle yapılmaktadır. Ülkemizde ise canlı vericili böbrek nakli oranı % 80’dir. 

Böbrek nakli ameliyatı, karın zarı dışından, kasık damarlarına ulaşılarak yapılan bir ameliyattır. Böbrek nakli ameliyatında böbrek, orijinal yerine değil, sağ veya sol kasık bölgesine yerleştirilir. Hastanın çalışmayan böbrekleri çoğunlukla çıkartılmaz. 

Ameliyat sırasında bağırsaklar ile temas olmadığından, hasta ameliyattan sonra çok çabuk beslenmeye başlar ve hızla iyileşir. 

Ameliyat sonrası yakın takip edilen hastaya eğer canlı vericiden böbrek nakli yapıldıysa, erken fonksiyon görüldüğü için 5. gün taburcu edilir.  Fakat kadavradan böbrek nakli yapıldıysa, böbrek birkaç gün içinde görevini yapmaya başlayacağından 8. veya 9. gün taburcu olabilir. 

Hasta taburcu edilmeden önce kullanacağı ilaçlarla ilgili bir eğitim verilir. Hasta taburcu edildikten sonra ilk haftalar, haftada iki gün kan tahlilleri için merkeze çağrılır. Zamanla takip aralıkları uzar. 

Böbrek nakli ameliyatından sonraki ilk altı ayda enfeksiyon ve akut red nöbetleri görülebilir. Bu gibi durumlarda hastanın tedavisi için hastaneye yatışı istenebilir. 

Günümüzde, bağışıklık baskılayıcı ilaçların gelişmesi ile böbrek nakli ameliyatında, özellikle erken dönemde başarı oranı yükselmiştir. Her yaştaki hastaya böbrek nakli ameliyatı yapılabilmektedir.  

Hastaya ameliyat öncesinde ayrıntılı kardiyolojik muayene yapılmalıdır. Alıcı ve vericinin operasyonları ve sağlık kontrolleri SGK anlaşmalı olarak yapılmaktadır.

“BÖBREK NAKLİ OLANLAR”

GENEL TANITIM

Böbrek nakli, son dönem böbrek yetmezliğin etkin tedavi yöntemidir. Bununla birlikte nakil ameliyatı sonrası uyulması gereken zorunluluklar vardır.  Böbrek nakli olanlar, ameliyat sonrası ve taburculuğundan itibaren özel bir takip programına alınırlar. 

Böbrek nakli olanlar, vücutlarında doku grubu kısmen farklı bir organ taşıdığından, kendilerine verilen programa ve ilaç kullanımına uymak zorundadırlar. Aksi takdirde, takılan böbreğin vücutlarında sağlıklı çalışma süreleri olumsuz etkilenir. 

Böbrek nakli olanlar, özellikle ilk 6 ayda, enfeksiyonlara duyarlı olduklarından, kalabalıklardan ve hastalıklı kişilerden uzak durmalıdır. Bedensel hijyenlerine maksimum özeni göstermelidirler. 

Böbrek nakli olanlar verilen ilaçların kullanımı yanında beslenme rejimlerine de uymak durumundadır. Verilen diyet önerilerini dikkatle uygulamalıdırlar. 

Böbrek nakli olanlar taburculukları sonrası evlerinde özel bir hazırlık yapmalı, ilaçları için not defteri tutmalı ve tercihan tansiyon ölçümlerini kendileri yapabilmelidir. 

Verilen ilaçların kullanımı aksatılmamalı, herhangi bir sebeple ilaç kullanamadıysa hemen merkeze başvurmalıdır.

Böbrek nakli olanlar kısa sürede üretim hayatlarına dönebilirler. Bedensel ağır şartlar dışında çalışmalarında bir sakınca yoktur. İş yerinde kalabalıktan uzak durabilmelidirler. Grip gibi bulaşıcı hastalığı olanlardan uzak durmalıdırlar. 

BÖBREK NAKLİ İÇİN GEREKLİ ŞARTLAR, BÖBREK NAKLİ İÇİN YAPILAN TESTLER

Böbrek nakli için gerekli şartlar hukuki ve medikal olarak sınıflanabilir. Böbrek nakli için gerekli hukuki şartlar şunlardır;

*Canlı vericili nakil için 4.dereceye kadar akrabalık, eş veya yakın dost(sonuncusu için etik kurul kararı gerekir)

*18 yaşından küçük olanlar canlı verici olamazlar.

*Akıl sağlığı tam olmayanlar canlı verici olamazlar.

*Kadavra vericili nakil için Türk vatandaşlığı şartı aranmaktadır.

BÖBREK NAKLİ İÇİN GEREKLİ MEDİKAL ŞARTLAR İSE;

*Enfeksiyon hastalığı bulunmamak, kanser tanısı almamış olmak, kardiyoloji olarak uygun olmak, hayatı kısıtlayan yandaş bir hastalığı olmamaktır.

*Geçmişte kanser tedavisi olanlar, kanserin türüne göre, iyileştikten 2 veya 5 yıl sonra nakil olabilirler.

*Böbrek nakli için gerekli şartları yerine getirenler, böbrek nakli için yapılan testlere başlayabilirler.

BÖBREK NAKLİ İÇİN YAPILAN TESTLER, ALICI VE VERİCİ İÇİN FARKLIDIR.

Takılan böbreğin ömrünü belirleyen en önemli konu doku benzerliği ve antikor (red edici hücre) düzeyleridir. 

Öncelikle alıcı ve verici adaylarının doku testleri ve alıcının antikor düzeyi testi yapılır. Antikor düzeyi yüksek ise single antijen(tek boncuk testi) bakılır. 

Alıcı ve verici arasında cross match(karşılaştırma) testi yapılması esastır. Cross match pozitifliği varlığında böbrek nakli yapılmaz. Başka bir verici adayı bulunmalıdır.

Vericide, enfeksiyon kontrolü, böbrek fonksiyon testleri, tümör taramaları ve genel testler yapıldıktan sonra radyolojik olarak böbrekler detaylı incelenir ve alınacak taraf belirlenir.

Böbrek nakli için alıcıda yapılacak diğer testler; enfeksiyon ve tümör taramaları, kalp, solunum sistemi ve mide barsak sistemi kontrolüdür. 

“BÖBREK NAKLİ ÖNCESİ VE BÖBREK NAKLİ SONRASI”

“GENEL TANITIM”

Böbrek nakli öncesi bir hazırlık dönemi vardır. Böbrek yetmezliği son döneme ulaşınca, hasta böbreğin yerine sağlıklı böbrek koyma tedavisi gerekir. 

Böbrek nakli, diyaliz tedavilerine göre böbrek fonksiyonlarında tam iyilik hali yaratır. 

Böbrek nakli olabilmek için canlı veya ölüden (kadavra) böbrek alınması gerekir. Canlı vericili böbrek naklinde sonuçlar daha iyidir. Bununla birlikte ölüden böbrek naklinde de oldukça iyi sonuçlar alınmaktadır. 

Böbrek Nakli ameliyatı olacak hastaların canlı verici adayları varsa, verici adayları böbrek nakli ameliyatı öncesi ayrıca incelenir. Verici adayında şeker hastalığı, hipertansiyon, enfeksiyon gibi detaylar irdelenir.

Alıcı ile verici arasındaki doku uyumu değerlendirilir ve immünolojik karşılaştırma testi (cross-match) yapılır. 

Verici adayında tıbbi bir problem varsa veya cross match uygun değilse böbrek nakli ameliyatı yapılmaz. Tıbbi engel yoksa son olarak böbrekleri değerlendirmek için BT anjio ve renal sintigrafi yapılır. 

Canlı vericili nakilde uygunsa önce sol böbrek seçilir, eğer sol böbrek uygun değilse sağ böbrek alınır. Fonksiyonu daha iyi olan böbrek vericide kalmalıdır.   

Canlı verici adayı olmayıp kadavra listesine yazılan hastalarda da canlı böbrek alan hastalardaki gibi böbrek nakli öncesi hazırlık gerekmektedir. Hastanın bağışıklama-antikor düzeyi (PRA), kardiyolojik, mide-bağırsak ve solunum sistemi detaylı gözden geçirilir. Gerekirse koroner anjiyo ve gastroskopi yapılır. 

Koroner By-Pass olan hastalar, kalp ameliyatından 2-3 sonra böbrek nakli olabilirler. Kadavra listesinde böbrek beklerken her 6 ayda bir tıbbi kontrol yapılır. Ölüden böbrek bekleme listesinde böbreğin çıkacağı zaman belli olmadığından, sürekli hazır olma zorunluluğu vardır. 

Canlı ve ölüden nakil yapıldıktan sonra hasta, canlı vericili nakilde ortalama 5-6 gün, kadavra vericili nakilden sonra ise ortalama 8-9 gün hastanede kalır. 

Taburculuk günü evde yaşam şekli ve alacağı ilaçlar ile ilgili eğitim verilir. Böbrek nakli ameliyatı sonrası belirli bir program içinde takip vardır. Böbrek nakli sonrası erken dönemde sık takip varken, zamanla takip aralıkları uzar.

Takiplerde detaylı kan ve idrar testleri yapılmaktadır. Problem saptandığında hasta yine hastanede gözlem altına alınır ve tedavisi yapılır. Hasta, böbrek nakli sonrası, ameliyat olduğu merkezden uzak bir yerde yaşıyorsa, yaşadığı yere en yakın nefroloji hekimi tarafından takip edilir. 

Böbrek nakli sonrası takip dönemlerinde ciddi bir problem ortaya çıkarsa, hasta yine böbrek nakli ameliyatı olduğu merkeze başvurur. 

Böbrek nakli sonrası ilk altı ayda enfeksiyonlara duyarlılık artmıştır. Bu nedenle kalabalık ve enfeksiyon riski olan yerlerde kaçınılması gerekir. Diğer insanlarla veya evcil hayvanlarla yakın temas istenmez. 

Beslenme, taburculuk eğitiminde önerildiği şekilde olmalıdır. Çalışan kişiler işlerine devam edebilirler. Böbrek nakli sonrası, ağır şartlar altında çalışanlar dışında iş değişikliği gerekmez. 

BÖBREK NAKLİ SONRASI RED (rejeksiyon) KRİZLERİ OLABİLİR

Red krizleri erken girişimlerle geriye döndürülebilir. Yıllar sonra kronik red başlayabilir ve tüm tedavilere rağmen böbrek, ilk böbrek hastalığına benzer şekilde bir süre sonra fonksiyonlarını yitirebilir ve hasta tekrar hemodiyaliz programına döner ve ikinci böbrek nakline hazırlanır.

“BÖBREK NAKLİ RİSKLERİ”

“GENEL TANITIM”

Böbrek nakli ameliyatı, sadece cerrahi bir uygulama değildir.

Uzun süreli böbrek yetmezliği vücuttaki asit baz, hormonal, sıvı ve metabolik dengesini bozmaktadır. Bu durumdaki vücuda cerrahi uygulama yapılırken, ek olarak bağışıklama azaltıcı ilaçlar uygulanmaktadır. 

Bu nedenle böbrek nakli komplike bir cerrahi uygulamadır. Komplike uygulamalarda bazı komplikasyonlar çıkabilmektedir ve tedavi riskli tedaviler sınıfına girmektedir. 

Böbrek nakli olanlara böbrek naklinin riskleri, detaylı olarak anlatılır. Bununla birlikte, böbrek yetmezliği ile yaşamanın riskleri, böbrek nakli risklerinden daha fazladır. 

BÖBREK NAKLİ RİSKLERİ ANA BAŞLIK OLARAK AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE ÖZETLENEBİLİR; 

*Cerrahi riskler 

*Medikal riskler

*İmmunolojik (bağışıklama) riskler

Hastanın koroner damar problemleri nedeniyle kan sulandırıcı kullanması ameliyat sırası ve sonrasında kanama ve hematom riski oluşturur. Aldığı bağışıklama azaltıcı ilaçlar nedeniyle yara enfeksiyonu normal kişilere göre fazladır. 

Hastanın kronik böbrek yetmezliğine ek hipertansiyon ve veya diyabeti de varsa damar yapısı bozulmuştur. 

Damar endotelinin (iç yapı) bozulması, dikiş hattında pıhtı oluşmasına ve bazen damarın tıkanmasına neden olur. 

Bunun sonucu olarak atardamarı veya toplardamarı tıkanabilir. Damarların tıkanması organ kaybı nedenidir. 

Medikal olarak, ameliyat sonu erken dönemde kullanılan steroid ve diğer ilaçlar, sindirim sistemi ve merkezi sinir sisteminde yan etkilere neden olabilir. Periferik tromboembolik (küçük damarların pıhtı ile tıkanması) riskler artmıştır. 

Ameliyat sonrası yakın gözlem, böbrek naklinin olası riskleri ile daha etkin mücadele ve tedavi olanağı sağlar.

Böbrek nakli riskleri arasında enfeksiyonlar da önemli bir yer tutar. Özellikle ameliyattan sonraki ilk altı ay içinde başta üriner enfeksiyon olmak üzere mikrobik hastalıklar sık olarak görülür. 

Enfeksiyonlarla etkin mücadele edilmez ise bedenin böbreği red krizleri tetiklenebilir. Ayrıca sık enfeksiyonların tedavisi sırasında kullanılmak zorunda kalınan ilaçlar böbreğe toksik etki yaparak böbrek fonksiyonlarını bozabilir.

Kullanılan immun bağışıklama ilaçlarının yan etkisi olarak diyabet gibi hormonal dengesizlikler ortaya çıkabilir. Bu nedenle nakil hastası çok uzun süre yakından takip edilmelidir.

İmmunolojik risk olarak red krizleri ortaya çıkabilir. Ameliyat öncesi çok detaylı tetkiklere ve normal görünen karşılaştırma testlerine rağmen hastada, takılan böbreğe karşı hücresel veya antikor aracılığıyla meydana gelen red krizleri görülebilir. 

Her ne kadar steroid, ATG ve plazmaferez gibi etkin tedavilere rağmen bu krizler tekrarlayıcı veya süreğen olabilir ve böbrek fonksiyonları bozulabilir. Hastanın böbrek nakli risklerini değerlendirirken, böbrek nakli ameliyatı olacağı merkezin deneyimi de önem kazanır. 

“BÖBREK NAKLİ SONRASI GEBELİK”

“GENEL TANITIM”

Kronik böbrek yetmezliğinde endokrin sistem (salgı bezleri sistemi)  fonksiyonları azalır.

Hipogonadizm gelişince klinik olarak adet düzensizlikleri, ovulasyon olmaması, cinsel isteksizlik olur. Buna paralel olarak kadınlar için doğurganlık azalır.  

Başarılı bir böbrek nakli sonrası, hipofizer ve overyal hormonal bozukluklar birkaç hafta içinde düzelir. Hormonal yapı ve yumurtlama düzene girer. Hipotalamik-hipofizer-gonadal aks nakilden altı 6 sonra tamamen normalleşir. 

Nakil öncesi veya nakilden hemen sonra hastaya doğum kontrolü ve gebelik hakkında eğitim verilmelidir. Öströjen içeren kontraseptifler perioperatif dönemde trombotik olay riskini artırdığı için kullanılmamalıdır. 

Daha sonrasında mikofenolat serum öströjen seviyesini azalttığı için oral kontraseptiflerin etkisini de azaltmaktadır. Progesteron içerenler kullanılabilir. Öncesinde rahim içi aracı olanlar, bu şekilde devam edebilirler. 

Böbrek nakli sonrası normal gebelik oluşabilir. Bununla birlikte, böbrek nakli sonrası gebelikte hem anne hem de bebek açısında çeşitli riskler vardır. 

Böbrek nakli sonrası gebelikte, hipertansiyon, preeklamsi ve diyabet gibi komplikasyonlar, diğer gebelere göre daha sık görülür. 

Nakil sonrası gebelikte düşük riski de, normal gebelere göre yüksektir. Bu nedenle gebelik döneminde jinekoloji ve nefroloji ile  multidisipliner yaklaşımla takip edilmelidir. Fetüse zarar verebilecek diğer ilaçlar mümkünse kesilmelidir.

Gebelik için böbrek fonksiyonlarının optimal olduğu dönem seçilmelidir. Serum kreatinin seviyesi 1.5 mg/dl’nin altında olmalıdır. Rejeksiyon dönemi olmamalıdır.

Genel olarak böbrek nakli sonrası gebelik için 2005 yılına kadar 2 yıl beklenirken daha sonra bekleme süresi 1 yıl yeterli olmaktadır. 

Böbrek nakli sonrası doğum oranı, genel nüfustaki doğum oranı ile aynıdır. Böbrek nakli sonrası gebelikte doğum, tercihan vajinal yol ile olmalıdır. Bununla birlikte uygulamada sezaryen daha sık kullanılmaktadır. 

Böbrek nakli olan hastada rutin bağışıklık baskılayıcı tedaviye,   gebelik öncesi, sonrası ve emzirme döneminde devam edilmelidir. Tacrolimus ve prednizolon gebelik döneminde de güvenle kullanılabilir. 

mTOR inhibitörleri, mikofenolat mofetil gebelikte kontendikedir. Bunların yerine azathiopürin kullanılır. Mikofenolat mofetil, gebelikten altı hafta, sirolimus 12 hafta, everolimus ise 8 hafta önce kesilmelidir.

Antenatal testler nakil olmayan gebelerle benzerdir. Ancak büyüme-gelişme geriliği takibi için takip sıklığı artırılır.

Normal kişilerde gebelikle beraber glomerul filtrasyon hızı % 50’ye yakın artar, kretinin düzeylerinde bir azalma olur. Böbrek nakli sonrası gebelikte kreatinin azalması daha az olmaktadır. 

Böbrek nakilli gebelerde, gebelikte artan hiperfiltrasyon dolayısıyla oluşan proteinüri, sağlıklı kadınlara oranla daha fazladır. Doğumdan 8-12 hafta sonra normale döner.

Hamilelikte olan alt üriner enfeksiyonlarda, nakilli böbreğe olan reflux nedeniyle piyelonefrit daha sıktır. CMV enfeksiyonları böbrek nakli sonrası hamilelikte komplike olur. Bu nedenle her trimesterde CMV PCR bakılmalıdır.

Böbrek nakli sonrası gebelik ve bebek sahibi olmak, nakilli hastanın normal yaşama dönmesi açısında da destekleyicidir.

“BÖBREK TAŞI”

“GENEL TANITIM”

Böbrekler, yaşamın devam edebilmesi için atık maddelerin vücuttan atılmasını sağlamaktadır. Öte yandan vücut için gerekli olan bazı maddeleri filtre ederek bunların seviyelerini ayarlamak gibi bir görevi de bulunan böbreklerde bu görevle ilgili mekanizmadaki sorunlara bağlı olarak böbrek taşları oluşabilmektedir.

Bu mekanizmaların neden bozulduğu halen net olarak bilinmese de taş hastalığının beslenmeden genetiğe, yaşanılan coğrafyadan cinsiyete kadar çeşitli faktörlere bağlı olarak ortaya çıktığı düşünülmektedir.  

Bazen uzun süre herhangi bir belirti göstermeyen bu taşlar kimi zaman idrar yoluna düşerek hastaların dayanılmaz ağrılarla sağlık kuruluşlarına başvurmasına neden olabilmektedir.

“NEDENLERİ”

Kanda bulunan bazı mineraller böbreklerden atılırken idrarda belli bir çözünürlükte denge halinde çözünmüş halde bulunuyorlar. Ancak çeşitli nedenlerle kristallerin çözünürlüğünün azalması ve birikmesine bağlı olarak böbrek içinde yer alan odacık benzeri toplayıcı sistemlerde kristaller çöküyor ve taş oluşuyor.

Taşların yaklaşık yüzde 80’ini kalsiyum oksalat taşları oluşturuyor. Bunun dışında enfeksiyonlara bağlı taşlar ile ürik asit taşları, sistin taşları ve kalsiyum fosfat taşları da görülüyor. 

Taş oluşumunda, özellikle beslenmeye bağlı faktörler önem taşıyor. Bunların en önemlisi de yeterli miktarda sıvı tüketilmemesi. Beslenme alışkanlığında yüksek hayvansal protein alımı, sodyum tüketiminin yüksek olması, rafine şekerlerin çok kullanılması, kahve ya da kakao tarzı gıdaların çok tüketilmesi de nedenler arasında sayılabiliyor. İdrar yolu enfeksiyonları, böbrekteki yapısal bozukluklar, bazı ilaçlar ve genetik faktörler de taş oluşumunda etkili olabiliyor. 

“BELİRTİLER”

Çok küçük taşlar, fark edilmeden idrar yolundan geçebilmekteyken, taş boyutları büyüdükçe böbrekte ve mesaneyi birbirine bağlayan tüpte (üreterde) sıkışabilirler.

Böbrek taşı olan hastalarda en sık görülen şikayet ağrıdır. Bazı hastalarda ağrı fark edilmeyecek kadar hafif düzeydeyken, bazılarında son derece şiddetli olabiliyor. Böbrek taşlarından kaynaklanan ağrılar genelde aralıklarla kendini gösterip kaybolan ağrılar şeklinde görülüyor. Hastalar ağrıyı genellikle “yan ağrısı” olarak tarif ediyor. Bu ağrı dışında, böbrek taşlarının  belirtileri şunlardır:

*İdrar yaparken ağrı

*İdrarda kan

*Mide bulantısı ya da kusma

*Sık idrara çıkma 

*Az miktarlarda idrar yapma veya idrar yapma zorluğu

*Ateş ve titreme 

Kimi hastalarda ise herhangi bir şikayet olmaksızın, başka amaçla yapılan tetkikler sonucunda da tesadüfen böbrek taşları saptanabiliyor.

“TANI YÖNTEMLERİ”

Böbrek taşı hastalığında hastanın öyküsü ve fizik muayene ile birlikte, burada tespit edilen bulguları desteklemek ve tanıyı netleştirmek amacıyla üriner sistem grafisi ve ultrasonografi yapılabiliyor.

Bu iki tetkik birlikte kullanıldığında böbrek taşlarının çok büyük bir kısmı tespit edilebiliyor.

Taşa bağlı olarak zaman zaman görülen idrar yolu enfeksiyonları veya idrarda kanamanın tespiti için idrar analizi yapılıyor. Bunun yanı sıra taşların niteliğinin tespit edilmesinde veya nedenlerinin araştırılmasında kan tetiklerine başvurulabiliyor. Çok küçük taşların tespiti veya ameliyat planlanan hastalarda böbrek anatomisinin görülebilmesi amacıyla kontrastsız Bilgisayarlı Tomografi (BT) çekilebiliyor.

Böbrek taşlarının tespiti ve idrar yollarının değerlendirilmesinde kullanılan başka bir yöntem olan intravenöz piyelografide (IVP) hastanın damar yolundan röntgen altında tespit edilebilir bir ilaç veriliyor ve kan böbreklerden süzüldükten sonra ilaç idrar yollarından geçerken röntgen çekiliyor, böylelikle vücuttaki, böbrek taşları, idrar yollarındaki tıkalı alanlar ve böbreklerde kan akışı gözlemlenebiliyor. 

“TEDAVİ YÖNTEMLERİ”

Yapılan tetkikler ile böbrek taşı tanısı konulduktan sonra tedavi planlamasında en önemli faktörler taşın büyüklüğü ve böbrek içindeki yerleşimi oluyor.

Böbrek taşının boyutu büyüdükçe hastanın taşı kendiliğinden düşürme şansı azalıyor. Ayrıca böbrek toplayıcı sistemlerinde, üst kısımda yerleşen taşların düşme ihtimali alt kısımda yerleşenlere oranla daha fazla oluyor.

Tedavinin şekli hastanın taşa bağlı olan ağrısının şiddeti, taşın böbrekte herhangi bir hasara sebep olup olmaması ve böbrek fonksiyonlarını bozup bozmamasına göre belirleniyor.

Sık tekrarlayan böbrek taşlarında, bu taşlara sebep olan altta yatan nedenin tespit edilmesi tedavide önem taşıyor. Bunun için özellikle detaylı laboratuvar testleri yapılması, kanda kalsiyum, magnezyum, fosfor, ürik asit, D vitamini ve parathormon düzeylerine bakılması gerekebiliyor. 

Hastanın idrar pH’sının, idrarda sistin, ürik asit, oksalat düzeylerinin incelenmesi ve altta yatabilecek metabolik ya da hormonal bir neden tespit edilirse bunların tedavi edilmesi böbrek taşlarının tedavisinde ve önlenmesinde önem taşıyor.

Böbrekte veya idrar yollarında var olabilecek yapısal bozukluklar radyolojik tetkikler ile detaylıca araştırılıyor, gerekirse cerrahi yöntemlerle düzeltilebiliyor. 

İnatçı böbrek taşlarında taşın cinsine göre ilaç tedavisi seçilebiliyor. Her ne kadar tedavi yöntemi ve kullanılacak ilaçlar değişse de, tedavinin temel amacı idrardaki kristallerin çözünürlüğünü artırmak ve bunların böbrekte çökerek taşlaşmasını engellemek oluyor.

“BÖBREK VERİCİSİNİN BİLMESİ GEREKENLER”

“GENEL TANITIM”

Öncelikle hastanın aile ve sosyal öyküsü değerlendirilerek tüm potansiyel vericiler belirleniyor. Alıcı ile A, B, 0 kan grubu uyumları açısından verici adayları arasından seçim yapılıyor. Kan grubu uyumu olan verici adaylarında doku tiplendirmesi ve LCM testleri yapılır.

Böbrek nakli için uygun verici olduğu saptanan verici adayı kişiye çok ayrıntılı bir inceleme yapılıyor ve böbreğini vermesinin kendisinde bir sorun oluşturup oluşturmayacağı araştırılıyor. En ufak bir şüphe görüldüğünde, verici olmasına izin verilmiyor. Verici adayı ayrıca psikososyal yönden değerlendirilerek verici olmaya hazır olup olmadığı saptanıyor.

“VERİCİ BİLGİLENDİRİLİYOR”

Seçilen verici hasta ve aile ile birlikte belirleniyor. Verici hazırlıklar ve organ nakli operasyonu konusunda bilgilendiriliyor.

“ÖNCE VERİCİ AMELİYAT EDİLİR”

Önce verici ameliyata alınıyor, operasyon süresi ortalama 45 dakika – 2 saat arasındadır. Verici operasyonundan 30 dakika sonra alıcı operasyonu başlıyor. Operasyonun eşzamanlı başlamamasının nedeni, böbreğin çıkarıldıktan sonra beklemeden alıcıya takılmasıdır.

KÜÇÜK BİR KESİ İZİ KALIR

Laparoskopik cerrahi yöntemiyle, verici olan kişinin kasık bölgesinde, iç çamaşırı içerisinde kalacak şekilde yapılan 5 cm’lik bir kesiden böbreği alınıyor.

“BÖBREK YETMEZLİĞİ”

“BÖBREK YETMEZLİĞİ NEDİR?”

Böbrek yetmezliği kronik böbrek hastalığının son aşamasıdır. Son dönem böbrek yetmezliği (SDBY) olarak da adlandırılır. Böbreklerin işlevlerini diyaliz veya böbrek nakli olmadan hayatta kalmayı mümkün kılacak kadar sürdürememesi durumudur. 

Böbrekler bel hizasında ve sırta daha yakın bir konumda, simetrik bir şekilde omurganın iki yanında bulunan bir çift organdır.

Vücut içindeki asli işlevi içinden geçen kanı filtreleyerek toksinleri ve zararlı maddeleri vücuttan atmaktır. Böbreklerin arıtma işlemi sırasında ortaya çıkan atıklar mesaneye giderler ve idrara çıkma esnasında vücuttan atılırlar.

Bunun haricinde böbrekler aynı zamanda vücudun su seviyesini dengeler, D vitamininin aktif halini üretir, alyuvarların üretiminde rol oynar ve kan basıncını kontrol eden mekanizmalar arasında bulunur.

Böbrek yetmezliği ise böbreklerin kandaki toksinleri yeterli oranda filtreleme yeteneğini kaybettiğinde ortaya çıkar. Böbrekler işlerini düzenli olarak yapmazsa vücut toksinler tarafından aşırı yüklenir. Tedavi edilmediği takdirde bu durum hayatı tehdit edebilecek seviyede böbrek yetmezliğine yol açabilir.

“BÖBREK YETMEZLİĞİ TÜRLERİ NELERDİR?”

Beş farklı böbrek yetmezliği türü vardır. Bunlardan ilki akut prerenal böbrek yetmezliğidir.

Böbreklere yetersiz kan akışı akut prerenal böbrek yetmezliğine neden olabilir. Yeterli kan akışı olmadan toksinler böbrekler tarafından filtrelenemez. Bu tür böbrek yetmezliği, kan akışının azalmasının nedenini belirlediğinde genellikle tedavi edilebilir.

Akut iç böbrek yetmezliği, fiziksel etki veya kaza nedeniyle böbreklerde doğrudan meydana gelen travmadan kaynaklanabilir. Ayrıca, aşırı toksin yüklenmesi ve böbreklere oksijen eksikliği olan iskemi de nedenleri arasındadır. Şiddetli kanama, şok, böbrek kan damarı tıkanıklığı, ve kılcal damar iltihaplanması iskemiye neden olabilir.

Kronik prerenal böbrek yetmezliği böbreklere uzun süre boyunca yeterli miktarda kan gelmediği için böbreklerin küçülmesi ve işlevini yitirmeye başlaması durumudur.

Kronik intrinsik böbrek yetmezliği böbreğin kendisinde bulunan bir hastalık nedeniyle böbreklerde uzun süreli hasar olduğunda ortaya çıkar. İç böbrek hastalığı, şiddetli kanama veya oksijen eksikliği gibi nedenlerden dolayı böbreklerde oluşan doğrudan travmadan gelişmeye başlar.

Kronik post-renal böbrek yetmezliği ise idrar yollarının uzun süreli tıkanmasından kaynaklanır. Uzun bir süre boyunca idrara çıkılmazsa böbrekte baskı ve hasar meydana gelir.

BÖBREK YETMEZLİĞİ AŞAMALARI NELERDİR?

Böbrek yetmezliği beş aşamada sınıflandırılır. Bunlar çok hafif (1. evre) ile tam böbrek yetmezliği (5. evre) arasında değişmektedir. Aşamalar ilerledikçe belirtiler ve komplikasyonlar da artar.

1. evre oldukça hafif bir evredir. Genellikle bir belirtiye rastlanmaz ya da görünür bir komplikasyon olmaz. Böbreklerde çok az hasar görülür. Bu evrede sağlıklı bir yaşam tarzını koruyarak hastalığın ilerlemesini yöneterek yavaşlatmak hala mümkündür.

Bunun için dengeli beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, tütün ürünleri kullanımından kaçınmak ve sağlıklı bir kiloyu korumak gereklidir. Eğer diyabet hastalığı varsa kan şekeri de mutlaka uygun bir şekilde yönetilmelidir.

2. evre böbrek hastalığı hala hafif bir evre olarak kabul edilir, ancak idrarda protein sızması görülebilir veya böbreklerde fiziksel hasar saptanabilir. 1. evrede faydalı olan yaşam tarzı yaklaşımları evre 2’de de geçerli olarak kullanılmaktadır. 

3. evrede böbrek hastalığı orta derecede kabul edilir. Böbrekler artık olması gerektiği gibi çalışmamaktadır. 3. evre böbrek hastalığı bazen 3A ve 3B diye ikiye ayrılır. Vücutta bulunan atıkların miktarını ölçen bir kan testi, ikisi arasında ayrım yapar.

Semptomlar bu aşamada daha belirgin bir hal alır. Ellerde ve ayaklarda şişme, sırt ağrısı ve idrara çıkma sıklığında değişiklik en çok görülen belirtilerdir. Sağlıklı bir yaşam tarzını benimsemek yine yardımcı olacaktır, ancak sorunların altında yatan nedenlerin tedavisi için ilaç kullanımı bu aşamada başlayabilir.

4. evre böbrek hastalığı orta ila şiddetli arasında kabul edilir. Böbrekler iyi çalışamaz, ancak henüz tam böbrek yetmezliği aşamasına gelinmemiştir. Bu aşamanın semptomları arasında  anemi, yüksek tansiyon ve kemik hastalığı gibi komplikasyonları mevcuttur.

Sağlıklı bir yaşam tarzı hala hayati önem taşımaktadır. Bunun yanı sıra böbreklerin aldığı hasarın yavaşlatılması için çeşitli terapiler uygulanabilir.

5. evrede böbrekler ya tam yetmez durumdadır, ya da buna çok yakındır. Böbreğin işlevlerini yitirdiğinin emareleri oldukça belirgindir. Bunlar arasında kusma ve bulantı, nefes darlığı, kaşıntılı cilt görülür. Bu aşamadaki bireylerin düzenli diyalize veya böbrek nakline ihtiyacı vardır.

“BÖBREK YETMEZLİĞİ NEDEN OLUR?”

Böbreklerin sağlıklı bir şekilde işlevini yerine getirmesini engelleyebilecek birçok faktör bulunmaktadır. Bunlar arasında çevredeki kirliliğe veya toksik bazı ilaçlara maruz kalmak, bir takım akut ve kronik hastalıklar, şiddetli susuzluk ya da dehidrasyon ve böbrek travması sayılır. Böbrek yetmezliğinin nedeni tipik olarak böbrek yetmezliğinin tipini de belirler.

En yüksek böbrek yetmezliği ihtimali böbreklere giden kan akışının aniden durması ile ortaya çıkar. Böbreklere kan akışı kaybına neden olan bazı durumlar arasında kalp krizi, kalp hastalığı, karaciğer üzerinde doku hasarı ya da karaciğer yetmezliği, dehidrasyon, ciddi yanıklar, alerjik reaksiyonlar ve sepsis gibi ağır enfeksiyonlar bulunmaktadır. Tansiyon ve  antienflamatuar ilaçlar da kan akışı düzenini bozabilir.

İdrar vücuttan atılmadığı zaman biriken toksinler böbreklerde aşırı yüklenmeye neden olabilir. Bazı kanser türleri idrar yollarını tıkayarak bu duruma neden olabilir. Bunlar arasında erkeklerde en yaygın tip olan prostat, kolon, servikal ve mesane kanser tipleri bulunur.

Böbrek taşları, genişlemiş prostat, ve idrar yolunda kan pıhtıları mesaneyi kontrol eden sinirlere zarar verebilir ve idrara çıkmayı engelleyerek böbrek yetmezliğine yol açabilir. Bunlar haricinde;

*Böbreklerin içinde veya çevresinde kan pıhtılaşması,

*Enfeksiyon,

*Ağır metal zehirlenmesinden kaynaklı toksinler,

*Uyuşturucu ve alkol,

*Kan damarları iltihabı olan vaskülitin,

*Vücuttaki birçok organın iltihaplanmasına neden olabilen bir otoimmün hastalık olan lupus,

*Böbreklerin kılcal kan damarlarının iltihaplanması olan glomerülonefrit,

*Bakteriyel bir enfeksiyondan sonra genellikle bağırsaklarda görülen kırmızı kan hücrelerinin parçalanması durumu olan hemolitik üremik sendromu,

*Çoklu miyelom,

*Kemik iliğindeki plazma hücrelerinin kanseri olan multipl, yani çoklu miyelom,

*Cildi etkileyen otoimmün hastalığı olan skleroderma,

*Kılcal damarlarda kan pıhtılarına neden olan bir bozukluk olan trombotik trombositopenik purpura,

*Kanser ve bazı otoimmün hastalıkların tedavisinde kullanılan kemoterapi ilaçları, bazı görüntüleme testlerinde kullanılan boyalar,

*Bazı antibiyotikler ve kontrol altına alınamayan diyabet böbrek yetmezliğine neden olabilen diğer faktörlerdir.

“BELİRTİLER”

Böbrek yetmezliği olan bireylerde genellikle bu hastalığın birkaç belirtisi bulunur. Ancak bazı vakalarda ise hiç belirti görülmez.

Olası semptomlar arasında görülenler ise;

İdrar miktarının azalması,

Bacaklarda, ayak bileklerinde ve ayaklarda vücuttaki fazla suyun böbrekler tarafından dışarı atılmamasından kaynaklanan şişme,

*Açıklanamayan nefes darlığı,

*Aşırı uyuşukluk veya yorgunluk,

*Kalıcı mide bulantısı,

*Akıl karışıklığı,

*Göğüste ağrı veya basınç,

*Havale veya koma bulunmaktadır.

Böbrek yetmezliğinin erken belirtilerinin fark edilmesi, bu belirtilerin genelde çok hafif ve nüanslı olmalarından dolayı genellikle zordur.  Erken belirtiler arasında idrar çıkışında azalma, uzuvlarda şişme ve nefes varlığı bulunmaktadır.

“BÖBREK YETMEZLİĞİ TEŞHİSİ NASIL KONULUR?”

Böbrek yetmezliğinin türünü belirlemek için kullanılan birçok yöntem mevcuttur.

Böbrek yetmezliğinin teşhisi için kullanılan yöntemler arasında en önemlisi idrar tahlilidir. İdrara sızan protein veya şeker gibi anormallikleri test etmek için idrar örneği alınır. Bunun yanı sıra idrar sedimantasyon testi de yapılabilir. Bu test esnasında, alyuvarların ve akyuvarların miktarı ölçülür, yüksek düzeyde bakteri varlığı aranır ile üresel atık parçacıklar aranır.

Ne kadar idrar üretildiğini ölçmek, böbrek yetmezliğini teşhis etmeye yardımcı olan en basit testlerden biridir. Örneğin, yaralanmadan veya bir çok hastalıktan kaynaklanan idrar yolu tıkanması idrar çıkışında azlığa neden olabilir.

Böbrek tarafından normal şartlar altında filtrelenen üre azotu ve kreatinin gibi maddelerin ölçümü için kan testleri gerekebilir. Bu maddeleri belirgin bir artış akut böbrek yetmezliğine işaret edebilir.

Ultrason, MRI ve BT taraması gibi testler böbreklerin ve idrar yollarının görüntülerini sağlar. Bu sayede böbreklerdeki tıkanıklıklar veya anormallikler görülebilir. 

Son olarak anormal birikimler, yara izleri ve bulaşıcı organizmalar açısından böbreklerin incelenmesi için böbrek biyopsisi yapılabilir. Biyopsi, uyanıkken yapılan basit bir prosedür olan biyopsi sırasında özel bir iğne ile böbrekten bir parça doku örneği alınır.

“TEDAVİ YÖNTEMLERİ”

BÖBREK YETMEZLİĞİ NASIL GEÇER?

Böbrek yetmezliğinin tedavisi için birkaç yöntem kullanılır. Bireyin ihtiyacı olan tedavi türü böbrek yetmezliğinin sebebine bağlı olacaktır.

Böbrek yetmezliğinde kullanılan yöntemlerden birisi diyalizdir. Diyaliz, bir makine kullanarak kanı filtreler ve toksik öğelerden arındırarak böbreklerin işlevini yerine getirir.

Kullanılan diyaliz tipine bağlı olarak, büyük bir makine veya portatif kateter torbası kullanılabilir. Diyalizle birlikte düşük potasyumlu, düşük tuzlu bir diyet takip edilmelidir. Diyaliz böbrek yetmezliğini tedavi etmez, ancak seanslara düzenli katılmak yaşam süresini uzatır.

Böbrek yetmezliğinde bir başka tedavi seçeneği de böbrek naklidir. Nakledilen bir böbrek normal çalışacaktır ve diyaliz ihtiyacını ortadan kaldıracaktır.

Ancak hastanın vücuduyla uyumlu bir böbrek bağışı bulunması için beklenilen süre genellikle uzundur. Yaşayan bir bağışçı varsa süreç daha hızlı ilerleyebilir. Vücudun yeni böbreği reddetmesini önlemek için ameliyattan sonra bağışıklık baskılayıcı ilaçlar kullanılır.

Bu ilaçların kendine has ve bazen ağır yan etkileri vardır. Nakil ameliyatı her vaka için doğru tedavi seçeneği olmayabilir. Ameliyatın başarısız olması da mümkündür.

BÖBREK YETMEZLİĞİNDE BESLENME”

Böbrek yetmezliği olan insanlar için özel bir diyet yoktur. Beslenme esnasında dikkat edilecek öğeler genellikle böbrek hastalığının evresine ve hastanın kişisel sağlığına bağlıdır.

Ancak genel olarak birkaç tavsiye verilebilir. Sodyum ve potasyum sınırlanmalıdır. Her ikisinin de günde 2.000 miligramdan az tüketilmesi hedeflenmelidir. Fosfor da sodyum ve potasyum gibi, sınırlı tüketilmelidir. Günde 1.000 miligramın altında kalmak en doğrusudur.

Protein tüketiminin azaltılması erken ve orta derecede böbrek hastalığında önemlidir. Bununla birlikte, son dönem böbrek yetmezliğinde, doktorun önerilerine bağlı olarak daha fazla protein yenilebilir. Doktor yine belirli yiyeceklerden kaçınmayı önerebilir.

Diyabet böbrek yetmezliğinin en yaygın nedenidir. Buna diyabetik nefropati denilir. Kontrolsüz yüksek kan şekeri böbreklere zarar verebilir ve bu hasar zamanla kötüleşebilir. Diyabetin neden olduğu böbrek hasarı geri döndürülemez. Ancak kan şekeri ve tansiyonu yönetmek böbreklerde oluşan hasarı azaltmaya yardımcı olabilir. Bunun için reçete edilen ilaçları almak da önemlidir. Diyabetli hastalarda böbrek yetmezliğini takip etmek için düzenli taramalar yapılır.

Alkol kullanımı böbrekleri olduğundan daha fazla çalışmaya zorlar. Böbrek yetmezliği durumunda sistemde metabolize olmayan alkol, diyaliz edilene kadar etkilerini sürdürür. Bira ve şarap çok miktarda fosfor içerir ve filtrelenmezlerse ciddi kalp sorunlarına ve hatta ölüme neden olabilir. Bununla birlikte, çoğu sert likör aynı riski taşımaz. Geç evre böbrek hastalığı ve böbrek yetmezliği durumunda alkol tüketimi doktor tarafından sınırlanabilir ve genel olarak bazı vakalarda alkolü diyetten tamamen çıkarmak en iyisi olabilir. Böbrek yetmezliği durumunda alkol diğer organlara da daha fazla zarar verir ve karaciğer sorunlarına daha kolay yol açabilir.

İLGİLİ HABER

Acıbadem Web ve Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır.

Cumhuriyet/ Sibel Bahçetepe

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top