SIYASET

SARAYIN MİLİS GÜCÜ: DOKUNULMAYAN SAVAŞ ŞİRKETİ SADAT

.

“SADAT SAYESİNDE “SUİKAST, KAÇIRMA, SABOTAJ, PUSU” GİBİ KABİLİYETLERİ KAZANABİLİYORSUNUZ!”

SADAT’ın bıraktığı parmak izi” 

Eski Türkçe’de ‘tedhiş’ kelimesi “yıldırma, dehşet verme, korkutma” diye tanımlanırken bugün kelimenin bugünkü “terör” kavramının eski dildeki hali..

SADAT’ın kendisini tanıttığı metinde geçen, “Kursiyerler, GNH Kursları sonucunda; başta psikolojik harp ve harekât olmak üzere, sabotaj, baskın, pusu, tahrip, suikast, kurtarma ve kaçırma, tedhiş imkân ve kabiliyetine ulaştırılır.” ifadelerine dikkat çeken Terkoğlu, “Demek irticadan atılan askerlerin kurduğu SADAT sayesinde, bu kabiliyetleri kazanabiliyorsunuz! Uzağa gitmeye gerek yok, Türkiye’deki SADAT veriyor” ifadelerini kullandı..

Anneye mi benziyor yoksa babaya mı? Bebek büyüyor, sen anlamaya çalışıyorsun. Büyüdükçe fikir değiştiriyorsun. Oysa parmak izi daha anne karnında beliriyor.. Sen değişsen de o şeklini hiç değiştirmiyor..

Günlerdir SADAT’ı konuşuyoruz. “Sedat gitti SADAT geldi” diye yuvarlıyoruz. Geçmişinde asker olduğunu bildiğimiz sakallı adamların işlerini sorguluyoruz..

Bir süredir üşenmeyip kendilerini tanıttıkları metinleri okuyorum. Türkiye’de kurulmuş bu “kamuflajlı” teşkilatın verdiği eğitimler arasında “Gayri nizami harp (GNH) kursu” var..

Diyelim eğitime kayıt yaptırdınız. Hangi kabiliyetleri kazanacağınızı merak ediyorsunuz. Onun yanıtı SADAT’ın sitesinde şöyle veriliyor:

“Kursiyerler, GNH Kursları sonucunda; başta psikolojik harp ve harekât olmak üzere, sabotaj, baskın, pusu, tahrip, suikast, kurtarma ve kaçırma, tedhiş imkân ve kabiliyetine ulaştırılır.”

Demek irticadan atılan askerlerin kurduğu SADAT sayesinde, bu kabiliyetleri kazanabiliyorsunuz! Uzağa gitmeye gerek yok, Türkiye’deki SADAT veriyor!

TERÖR EĞİTİMİ Mİ VERİLİYOR?

Bu kadar marifetin içinde en çok “tedhiş” kelimesine takılıyorum. Eski Türkçe ya, nazik bir laf gibi duruyor. “Yıldırma, dehşet verme, korkutma” diye tanımlanan sözcük, aslında bugünkü “terör” kavramının eski dildeki hali..

Sürpriz değil. Basit bir medya taramasıyla bir zamanlar “terör” kavramının yerine kullanıldığı okunabiliyor. Örnek olsun, 1970’li yıllarda elçilerimizi katleden ASALA, hep “tedhiş örgütü” olarak medyada yer almış..

Dönüşümün kaynağı bizden değil…

1980’li yıllardan itibaren Batı’daki “terör” kavramının oturmasıyla, “tedhiş” yerini “terör”e bıraktı. NATO belgelerinde de TSK evrakında da bu tarihten itibaren, tarif hep “terör örgütü” oldu. “Tedhiş” kelimesi terk edildi. Artık “PKK tedhiş örgütü” değil, “PKK terör örgütü” diyoruz. Hatta demeyeni sorguluyoruz..

Terör kabiliyeti kazandırmanın hem uluslararası kanunlara hem Cenevre Sözleşmesi’ne hem iç hukukumuza göre suç olduğunu söylesem itiraz eder misiniz? Bu kısmı okurun yorumuna bırakıp dilden devam ediyorum. Peki, “tedhiş” kavramına neden bu kadar takıldım?

SADAT, “ak sakallı askerler”in teşkilatı olduğu için dilleri eskide kalmış olamaz mı?

Evet, doğru…

SADAT’ın beyni Adnan Tanrıverdi, bu tanımı çok seviyor. FETÖ’nün Taraf gazetesi, Balyoz kumpas belgelerini yayımladıktan sonra, Tanrıverdi’nin kumpasa destek veren açıklamaları arşivde var. Tanrıverdi, “Çarşaf, Sakal, Suga ve Oraj tedhiş planları” ifadesini kullanmış..

“Tedhiş” ve “FETÖ” kelimelerinin altını çizerek devam ediyorum.

28 ŞUBAT’TAKİ “TEDHİŞ” BELGESİ

28 Şubat davasında yaşanan tuhaflıkları bu köşenin okurları biliyor. Davada soruşturmayı açan savcıdan bilirkişilere, hâkimlerden ihbarcılara kadar hazırlayanlar FETÖ ile iltisaklı çıkmıştı. Davaya konu olan belgelerdeki çelişkileri de anlatmıştım..

Bir tanesi “tedhiş” kavramını ilgilendiriyor…

“BÇG faaliyetleri (2)” isimli, “Batı Çalışma Grubu Faaliyetleri” başlıklı dört sayfalık askeri belge, davanın 8. klasörünün 141-144 sayfaları arasında bulunuyor..

Bu belge de sanıkların, sayısız delille sahte olduğunu ispatladıkları arasında. En çok da yazım dilinin askeri yazım diline uygun olmadığı itirazı, savunmalarda yer buldu.

“Sahte” denilen belgedeki bir kelime ayrıca dikkat çekici:

“(…) 55. Hükümetin işbaşına geçmesi ile irticai olay ve faaliyetlere bu kesimin miting, gösteri ve tedhiş olayları ilave olmuş (…)”.

Şimdi hapiste olan generaller, “tedhiş” kelimesinin, belgenin tarihini taşıyan 1998 yılında, TSK’de de NATO’da da kullanılmadığını, bunun yerine “terör” kelimesinin geçtiğini anlattılar. Bu kelime sebebiyle, belgenin muhtemelen “mazisi eski” bir asker tarafından üretildiğini söylediler. Genelkurmay Karargâhı’nda bir arz belgesinde bu kelimenin yer almasının mümkün olmadığını ifade ettiler..

“DİLEKÇELER ASDER-SADAT OPERASYONU”

Diyeceksiniz ki 28 Şubat davasında SADAT parmağı mı var?

Size hayır diyemem…

Neden mi?

Malum, SADAT (Uluslararası Savunma Danışmanlık Ticaret Şirketi) ile ASDER (Adaleti Savunanlar Derneği) iki kardeş. Hatta ikisi de aynı ekip tarafından kurulmuş. 

Adnan Tanrıverdi ilişkiyi şöyle anlatıyor:

“28 Şubat postmodern darbesi döneminde inançları sebebiyle suçlu ilan edilip kamu görevinden çıkarılan binleri bir çatı altında toplayan ASDER, uzun çalışmalar sonucunda mağdurların kısıtlı da olsa birtakım haklarını 2011 yılında almalarını sağlayabilmiştir. Bu çalışmalar döneminde ASDER içinde ASSAM bir platform olarak stratejiler geliştirmeye başlamış, bu çalışmalar 2012 yılında SADAT’ı doğurmuş, 2013 yılında ise ASSAM kurumsal kimliğe bürünmüştür.”

Adnan Tanrıverdi de hem SADAT’ın kurucu başkanı, hem ASDER’in onursal başkanı. Nitekim ASDER’in sitesinde de Tanrıverdi’nin Gayri Nizami Harp üzerine yazıları var. “Gayri Nizami Harp Konsepti – 4” isimli makalesinde de “tedhiş” tanımını kullandığı, üstelik bu tanıma Cenevre Sözleşmesi ve Harp Hukukuna aykırı olarak meşruiyet kazandırmaya çalıştığı okunuyor.

Gelelim davaya…

Dava tutanaklarında SADAT’çı eski askerlerin izlerini bulmak için çok çaba sarf etmeye gerek yok. Müştekiler arasında, SADAT’ın nedense ilişkisini gizlemeye çalıştığı, ASDER ve SADAT Danışmanı Nevzat Tarhan’ın dilekçesi var. Mesela müşteki Bülent Demir de ASDER Genel Başkan Yardımcısı, SADAT kurucusu ve ilk yönetim kurulu üyesi. TSK’den Fethullahçılık gerekçesiyle atılan Akit yazarı Vehbi Kara da SADAT’ı yaratan ASDER’de başkan yardımcısı. Yavuz Sulumeşe ve İbrahim Töre de aynı şekilde…

Liste incelendiğinde müştekilerin şablon ifadelerle basmakalıp dilekçeler verdiği görülüyor. Sanıkları bir suç örgütü olarak gösteren, kendilerinin bunlara katılmadığı için tasfiye edildiğini söyleyen dilekçeler 3-5 değil…

Toplam 387 asker müştekiden 128’i, ASDER’in hazırladığı basmakalıp dilekçeleri verdi. Mahkeme de 117’sine, yani yüzde 91’ine, davaya katılma hakkı tanıdı. İşin ilginci, dilekçe veren sivil müştekiler arasında da sekiz kişi SADAT danışmanı.

Üstelik…

28 Şubat davası için dilekçe hazırlama işi gizli saklı değil. Örneğin müşteki Davut Kurtuluş, Gölcük Cumhuriyet Başsavcılığı’nda 26 Eylül 2012 tarihinde verdiği ifadede açıkça söylüyor:

“Söz konusu dilekçeyi, derneğimize üye diğer kişilerle birlikte, her birimiz ayrı ayrı boş bırakılan yerleri doldurarak gönderdik. Söz konusu derneğin ismi ASDER’dir.”

SADAT, “terör” ile eş “tedhiş” eğitimi, 28 Şubat davasındaki kumpas belgeleri, kopya dilekçeler derken nerelere geldik. İnsanın ucu nemli parmakları var. Değdiği yerde bıraktığı izleri. İzin peşinden gidince hep aradığımıza mı ulaşıyoruz dersiniz.

Cumhuriyet//Barış Terkoğlu

“DOKUNULMAYAN SAVAŞ ŞİRKETİ: SADAT”

Sedat Peker’in “oluk oluk kan dökme” çıkışı ile yine gündeme gelen SADAT hakkında iddialara ilişkin yargı ciddi bir soruşturma yürütmüyor..

SADAT nasıl bir yapılanma, hakkında hangi iddialar bulunuyor..?

default

İtiraflarıyla gündem yaratan Sedat Peker “oluk oluk kan dökme” çıkışını  SADAT  Yönetim Kurulu Başkanı emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi’nin bildiğini açıklayarak tartışmalara yeni boyut ekledi..

28 Şubat mağduru olduklarını iddia eden Tanrıverdi’nin arasında bulunduğu bir grup emekli asker tarafından kurulan SADAT, kontrgerilla olarak bilinen gayri nizami harp eğitimi veren “dini motifli” bir savaş şirketi olarak göze çarpıyor..

SADAT hakkında silahlı eğitim kamplarından 15 Temmuz’a, Suriye’de El Nusra’ya silah taşımaktan Harp Okulları’nda mülakata girmeye kadar birçok iddia ortaya atıldı.. Ancak bugüne kadar devletin ilgili kurumları tarafından SADAT’ın denetlendiğine ilişkin herhangi bir açıklama yapılmazken, olayı soruşturması gereken yargıdan da ses çıkmadı..

Organize suç örgütü lideri olma suçlamasıyla hakkında yakalama kararı bulunan Sedat Peker ile SADAT kurucusu emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi arasındaki tartışmalarda yeni iddialar ortaya atıldı..

“Ülkede korku iklimi yaratmak için silahlanın çağrısını yapmam ortak fikirdi” diyen Peker, Tanrıverdi’yi “Oluk oluk kan dökülme çıkışını yapacağından haberdar olmakla” suçladı..

Tanrıverdi ise Peker’in Külliye’de kendisiyle görüşmek istediğini, kendisinin bunu reddettiğini belirterek, “Sizin gibi bir mafya elemanı ile benim ne alakam olabilir” yanıtını verdi..

Peki, tartışmaların merkezindeki SADAT nedir, ne tür suçlamalarla gündeme geldi?

Uzun adı Uluslararası Savunma Danışmanlık Anonim Şirketi olan SADAT, Türk Silahlı Kuvvetlerin’den emekli olan Adnan Tanrıverdi ve 23 asker tarafından kuruldu. 28 Şubat döneminde kadrosuzluk gerekçesiyle emekli edilmesi nedeniyle kendisini bu dönemin mağduru gören Tanrıverdi, şirketin kuruluşunu bu yüzden 28 Şubat 2012 tarihi olarak belirledi.. 

Danışmanlık, eğitim ve ikmal olmak üzere üç alanda hizmet veren şirket, ülkelerin silahlı kuvvetlerine “anahtar teslim Özel Kuvvetler teslim ediyoruz” iddiasında..

SADAT, silahlı bir gücü olmadığı ve suikastçı yetiştirmediğini savunuyor..

Ancak “güvenlik güçlerine suikastı nasıl önleyeceğini ve ülkesi düşman tarafından işgal edilirse düşmana karşı gayrı nizami usullerle nasıl mücadele edeceğinin eğitimini verebileceğini” belirtiyor..

SADAT, bir orduda olması gereken tüm eğitimleri verebileceğini iddia ediyor..

İstihbarattan havacılığa, pusudan, baskın ve sabotaja, cephanelik kurmaktan emniyet hizmetlerine kadar birçok alanda kurs veriyor..

Şirketin internet sitesinde “Gayri nizami eğitim” başlığı altında şu ifadeler yer alıyor:

“SADAT Savunma hizmet verilen ülkelerin topyekûn savunma organizasyonu ihtiyacı olarak ortaya çıkacak Gayri Nizami Harp teşkilatlanması ve bu teşkilatın unsurlarının pusu, baskın, yol kapaması, tahrip, sabotaj ve kurtarma-kaçırma harekâtı ile bu harekata karşı koyma faaliyetlerinin eğitimini verir..”

private Sicherheitsfirma SADAT in der Türkei

“YABANCI DÜŞMANLIĞI VURGUSU”

Adnan Tanrıverdi, SADAT’ın ana amacının Müslüman ülkelerde “İslam birliği savunması” oluşturmak olarak vurguladı..

Şirketin kuruluş amaçları arasında buna ilişkin şu dikkat çekici ifadeler yer alıyor:

– Haçlı zihniyetindeki sömürgeci ülkelere muhtaç olunmasını engellemek..

– İslam Ülkeleri arasında Savunma Sanayii ve Savunma işbirliği ortam oluşmasına yardımcı olmak..

– İslam İttifakına hizmet etmek..

Libya’nın arasında bulunduğu 22 ülkede faaliyet gösterdiği belirtilen SADAT, bugüne kadar birçok iddiayla Türkiye gündemine geldi..

*İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, SADAT’ın Tokat ve Konya’da silahlı eğitim kampları olduğunu iddia etti..

*Sedat Peker, SADAT’ın Suriye’ye giden yardım tırlarının içinde El Nusra’ya silah gönderdiğini savundu..

*Peker, SADAT’ın Rusya’nın özel kuvvetleri ALFA timlerinden eğitim aldığını da söyledi.

*15 Temmuz darbe girişimi sırasında SADAT’ın da sokağa inerek, darbe girişimini bastırmada görev aldığı öne sürüldü.

Erdoğan’ın bir dönem danışmanlığını yapan Tanrıverdi’nin başındaki SADAT’a bağlı emekli askerlerin Harp Okulları mülakatına üç yıl boyunca girdiği iddia edildi.. Milli Savunma Bakanlığı, bu iddiaların “asılsız” olduğunu bildirdi.. 

Bütün iddiaları yalanlayan ve şirketin aleyhinde haber ve yazı kaleme alanlara tazminat davası açan Adnan Tanrıverdi ise “SADAT, yurtiçinde emniyet teşkilâtına, TSK’ya ve başka hiçbir kuruma, örgüte veya sivil şahsa danışmanlık ve eğitim hizmeti vermemektedir” dedi..

Sedat Peker ve SADAT arasındaki tartışma sürerken, yargı bugüne kadar ortaya dökülen iddialarla ilgili ciddi bir soruşturma yürütmedi..

© Deutsche Welle Türkçe//Alican Uludağ

“SADAT’İN KURUCUSU VE ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ’NDEN SEDAT PEKER’İN İDDİALARINA YANIT”

“Tanrıverdi, SADAT’ın Türkiye için savunma sanayii ve savunma alanında bir hizmet sektörü oluşturulmak üzere kurulmuş öncü bir şirket olduğunu ifade etti..”

SADAT Savunma’nın kurucusu emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi, Sedat Peker’in iddialarına yanıt verdi.

Tanrıverdi:

“İddialarının doğrulukla hiç alakası yok. Her şeyden önce SADAT bir güvenlik şirketi değildir. SADAT uluslararası alanda, savunma, inşaat, sanayi ve ticaret konusunda danışmanlık, eğitim ve donatım hizmeti veren bir şirkettir..

SADAT’ın Türkiye için savunma sanayii ve savunma alanında bir hizmet sektörü oluşturulmak üzere kurulmuş öncü bir şirket olduğunu kaydetmeliyim..

Peker’in dediği gibi güvenlik şirketi değildir. Rusya’nın ALFA timlerinden eğitim aldığına dair iddia da tamamen yalandır. Peker, ülkesinden kaçıp, sığındığı ülkenin ve onların müttefiklerinin istihbarat örgütleri tarafından kullanılan bir eleman haline dönüşmüştür..”

Peker’in suiakast iddiaları hakkında da konuşan Tanrıverdi şunları söyledi:

“Bizim üzerimizden Cumhurbaşkanımıza ve özellikle de bizim faaliyette bulunduğumuz ülkelerde aleyhimizde kullanmak üzere, kullanılan bir kişi olarak değerlendirmek lazım. SADAT hiçbir şekilde Rusya’nın herhangi bir özel güvenlik şirketinden irtibatlı olarak bir faaliyette bulunmamıştır. SADAT’ın gazetecilere ve Peker’in kendisine suikast tertip ettiğine dair bir iddiası var. Böyle bir şey söz konusu değil. SADAT’ın zaten silahlı gücü yok, silahı da yok. Sadece uluslararası alanda danışmanlık, eğitim ve donatım hizmeti verecek yetişmiş elamanı var. Herhangi bir basın organıyla bizim sorunumuz yoktur. Düşünce özgürlüğüne inanan kişiliğimiz var. SADAT her şeyi açıktır, faaliyetleri kendi web sitesinde kamuoyuyla paylaşmaktadır. Basınımızda manipülasyonlarla yurt dışından SADAT’ı hedef alan bir kısım örgütlerin Peker benzeri kişileri hatta FETÖ’cüleri kullanarak yaptırdığı haberleri yayınlayan muhalif basın olabilir. Biz onları doğru bilgilendirmek suretiyle kendimizi tanıtmaya vesile olarak kabul ediyoruz. Şiddet kullanmak diye imkanımız, niyetimiz, düşüncemiz herhangi bir faaliyetimiz yoktur. Peker’in iddiaları tamamen gerçek dışıdır.”

SADAT’ın misyonunda para kazanmak, faaliyette bulunduğu ülkeleri kontrol altına almak amacı olmadığını ifade eden Tanrıverdi, SADAT’ın özellikle Türkiye’nin dost ve müttefiki ülkelerde faaliyet göstermek için kurulduğunu vurguladı.

“KÜRESEL GÜÇLERİN RAHATINI KAÇIRIYOR”

SADAT’ın küresel güçlerin rahatını kaçırdığını savunan Tanrıverdi, SADAT’ın hedef alınmasının ana sebebi, faaliyet gösterdiği İslam ülkelerinde küresel güçlerin faaliyetlerini engelleyecek adımları atmış olması olduğunu ifade etti..

“Cumhurbaşkanı’nın özel ordusu”, “Gizli faaliyetlerde bulunan örgüt” gibi yapılanmalara benzetildiklerine dair propaganda yapıldığını söyleyen Tanrıverdi, “Bu da ülkemizde muhalifler tarafından doğruymuş gibi kullanılıyor. Bizim görevimiz bu yanlışları daima düzelterek, misyonuz istikametinde yolumza devam etmektir” dedi.

“ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ: HUKUKİ GİRİŞİM BAŞLATILMIŞTIR

Peker’in Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Nevzat Tarhan ile ilgili gündeme getirdiği iddialarla ilgili ise Üsküdar Üniversitesi’nden açıklama geldi..  

Üniversiteden “Yönetim Üst Kurul Başkanlığı” imzasıyla yapılan yazılı açıklamada, “Sedat Peker’in varsa elindeki bilgi ve belgelerin tarafımıza gönderilmesi hususunda gerekli hukuki girişim başlatılmıştır. Eğer ispat edemezse itibar suikastı suçu nedeniyle ayrıca hukuki yollara başvurulacaktır” denildi. 

Açıklamanın tamamı şöyle: 

“Dijital mecralardan yaptığı yayınlar ve paylaşımlarla gündeme gelen Sedat Peker’in 12.10.2021 tarihli twitter paylaşımlarında Kurucu Rektörümüz ve Yönetim Üst Kurulu Başkanımız Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın adı geçmektedir. Prof. Dr. Tarhan’ın söz konusu iddialarda adı geçen SADAT A.Ş. ile herhangi bir organik bağlantısı bulunmamaktadır..


Psikolojik harp konusunda uzman olan ve bu alandaki birikimlerinden yararlanarak kaleme aldığı “Psikolojik Savaş – Gri Propaganda” ve “Asimetrik Savaş” isimli kitapları bulunan Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın uzmanı olduğu alanlardaki deneyimlerini üstelik bu alanda yazılmış çok sayıda eser varken paylaşması son derece olağan bir durumdur. Öte yandan Nevzat Tarhan’ın bu ve benzeri kitaplarının amacı “psikolojik harp” yapmayı öğretmek değil, ülkemize yönelik psikolojik harp tekniklerine karşı tüm toplumda farkındalık oluşturmaktır. Bu, çok değerli bir çaba ve bir milli sorumluluktur. Çeşitli ortamlarda verdiği konferanslardan cımbızlamayla yapılan alıntılar ise itibarsızlaştırmaya yönelik kasıtlı davranışlardır..


Aynı zamanda Türkiye’nin önde gelen psikiyatri uzmanları arasında yer alan Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın kişi ve kurum ayrımı yapmaksızın uzmanlık alanlarıyla ilgili danışmanlık hizmeti vermesi, aynı zamanda hekimlik mesleğinin ve tıp etiğinin bir gereğidir..


Sedat Peker’in varsa elindeki bilgi ve belgelerin tarafımıza gönderilmesi hususunda gerekli hukuki girişim başlatılmıştır. Eğer ispat edemezse itibar suikastı suçu nedeniyle ayrıca hukuki yollara başvurulacaktır.”

PEKER NE DEMİŞTİ?

Sedat Peker 12 Ekim’de Twitter hesabından SADAT Savunma hakkında şunları söylemişti:

“SADAT’ın güvenlik şirketi olduğuna bizi inandırmak isteyen şeytanlar, hangi güvenlik şirketi dünyanın en özel timlerinden biri olan Rusya’nın Alfa timlerindeki kişilerle anlaşıp en yetenekli personeline kayıt dışı özel eğitim verdirttirir?

Alfa timlerinin uzmanlığı hem istihbarat hem de suikast neticeli operasyonlardır. Kimi kandırıyorsunuz?.

Unuttunuz mu, biz eski dostuz. Ancak rotayı bana ve benim söylemlerime değer verenlere çevirmenin neticesini göreceksiniz. Ordudan mecburi emekli edilen Üsküdar Üniversitesi rektörü Nevzat Tarhan’ın uzmanlık alanı psikolojik harptir..

Nevzat Tarhan’la çalışmalarınız ne üzerine? Güvenlik şirketiyiz diyorsunuz. Nevzat Tarhan’ın sizin için yaptığı psikolojik harp çalışmalarının sebebi nedir? Anlaşılan o ki sizinle işimiz uzun.”

Independent Türkçe

“SADAT’ÇILARIN HARP OKULLARINDA NE İŞİ VAR?”

Harp okulu komisyonundaki eski askerlerden bazıları çocuklarını FETÖ okulunda okutmuş..

Harp okullarındaki öğrencilere, Erdoğan ile Atatürk karşılaştırılması yaptırıldığı ve Erdoğan hakkında sorgulayıcı görüşmeler gerçekleştirildiği..

Tarih: 23 Ocak 2018. Yer: Cumhurbaşkanlığı Sarayı. Güvenlik toplantısını Erdoğan yönetiyor. Masadaki ana gündem Afrin operasyonu..

Bakanların ve bürokratların dizildiği masada, MİT Müsteşarı’nın yanında oturan sakallı adam dikkat çekiyor. Zira harekâtın konuşulduğu masada, SADAT’ın kurucusu Adnan Tanrıverdi de var. Tanrıverdi, oraya “Cumhurbaşkanı Başdanışmanı” sıfatıyla oturmuştu..

Aslında bu fotoğraf, 15 Temmuz’un sonucu..

AKP iktidarı, FETÖ’den boşalan koltuklara, hangi ideolojiden olursa olsun, liyakatli kadroları seçmedi. Yerine, “bizden” dediği ekipleri, grupları, cemaatleri seçti.

ASKERİN ASKERİYEDE ADI YOK

Ne garip, hep aynı hikâyeyi tartışıyoruz. Sadece meseleler değil, vakalar ve kişiler bile aynı. Son olarak Caner Taşpınar’ın haberiyle, Türkiye gündemine yeniden geldi..

Taşpınar’ın taraflara teyit ettirdiğine göre, harp akademileri mülakatlarına, SADAT bağlantılı isimler katılıyordu..

Savunma Bakanlığı da yaptığı açıklamada, “Harp okulları mülakatını üç yıl SADAT yaptı” ifadesine itiraz ederken, mülakatlarda SADAT bağlantılı isimlerin olduğunu teyit etti..

Yaşanan tartışmaların ardından harp akademileri mülakatını bilen isimlerle konuştum. Anlatılanlar öyle çarpıcıydı ki “nereye gidiyoruz” dedim.

Önce şunu söyleyeyim…

Harp akademileri mülakatında, genellikle beş kişilik bir komisyon görev yapıyor..

Askere dair diğer meselelerde olduğu gibi, mülakatlarda da 15 Temmuz sonrası en önemli değişiklik, “asker karışmasın” yaklaşımında.. Askere alınacak isimlerin seçimine, asker neredeyse müdahale edemiyor..

Komisyonda sadece bir muvazzaf asker bulunuyor..

Çoğunlukla yarbay rütbesinden seçilen, zaman zaman binbaşı ya da albay da olabilen askerin, mülakatta sözü hiçbir şekilde geçmiyor. Öyle ki bir mülakatta askeri üye, “Bizi dinleyen yok” diyerek sinirlenip salonu terk etmiş..

ASKERE MÜLAKATTA TACİZ

Bir mülakatta, asker üye, başvuran 10 türbanlı adaydan 8’ine olumlu oy kullanmış. Ancak 9. isme “yeterli değil” deyince, “Türbanından mı rahatsız oldunuz” denilerek taciz edilmiş..

Bir başkasında, asker üyenin olumsuz oy verdiği aday imam hatipli olunca, “İmam hatip karşıtı mısınız” diye sataşmaya uğramış..

Mülakat komisyonunda, askeri camiayı en iyi bilen, normal olarak görev başındaki asker. Ancak komisyon başkanı hiçbir şekilde o değil. Bu görevi Milli Savunma Bakanlığı’ndan gelen, çoğunluğu birkaç yıllık memur kişiler yapıyor..

Mülakat yapılmadan önce, sadece farklı salonlardaki komisyon başkanları bir araya geliyor. Bu isimler “seçecekleri kişilerde nelere dikkat edeceklerini” konuşuyor. Bu aşamada bile askerin görüşü alınmıyor..

Gelelim üçüncü kişiye.. Üçüncü kişi bir psikolog. Askeriyede bu görevi yapan isimler olmasına rağmen, o da çoğunlukla asker içinden seçilmiyor.. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan ve Sağlık Bakanlığı’ndan geliyor. Üstelik, mülakat dışında, bedensel yeterlilik testlerinde bile, askerden değil Milli Eğitim Bakanlığı’ndan görevlendirme yapılıyor..

“FETÖ’CÜ DEĞİL’ REFERANSI

Gelelim mülakatta dördüncü ve beşinci üyeye..

İşte bu isimler bazen iki eski askerden bazen de bir eski asker bir bakanlık memurundan oluşuyor. Ödenekle görevlendirilen bu eski askerlerin belli bir ideolojik çerçeveden seçilmesi, mülakatları tartışmalı hale getiriyor..

SADAT ya da ASDER gibi oluşumlarda görev yapan, irtica nedeniyle ordudan atılmış, AKP’nin iadei itibar verdiği bu isimler mülakatları ideolojikleştiriyor..

Daha da önemlisi, mülakat komisyonlarının koordinasyonunu da irtica nedeniyle ordudan atılmış, bu kurumlardan çıkmış, eski bir asker yapıyor. Bu kişinin, mülakat öncesindeki toplantıya, elinde listeyle gelip “Bunu almayın”, “Şuna dikkat” gibi uyarılarda bulunduğu anlatılıyor..

Meselenin daha da ilginç bir noktası var. O da bu askerlerin çoğunluğunun, kumpas davalarına destek vermiş olması. Bir zamanlar, “Kemalist zihniyette” dedikleri kişilerle, FETÖ’cülerle kol kola girip mücadele eden bu eski askerlerin defoları, mülakatlarda kendisini gösteriyor..

Örnek mi?

Muhafazakâr medyada “Bunu da gördük” diyerek propagandası yapılan “türbanlı asker” fotoğraflarını hatırlıyor musunuz? İşte onlardan birisinin geçmişte FETÖ’nün öğrenci evlerinde kaldığı ortaya çıkmış. Ağabeyinin de bunu itiraf eden açıklamaları olmuş. Ancak bizzat SADAT Başkanı Adnan Tanrıverdi’nin devreye girerek “FETÖ’cü değil” diye referans olduğu, söz konusu ismin harp okuluna alınmasını sağladığı anlatılıyor.. Bu tür tartışmalarda, kendileri de bir zamanlar FETÖ ile aynı menzile yürüyen emekli askerlerin en tipik argümanları; “17-25’ten önceymiş” ya da “artık yolunu ayırmış”..

“‘PES’ DEDİRTEN OLAYLAR

Gerilim öyle bir noktaya gelmiş ki… Kamuoyunun yakından tanıdığı bir amiral, mülakatların yapıldığı binaya kadar gelerek, “FETÖ bağlantılı bu isimleri bizim okulumuza alamazsınız” diyerek isyan etmiş..

Bunun sebebi, kimi adayların FETÖ okullarından gelen geçmişiymiş. Bu tartışma sırasında, komisyondaki eski askerlerden bazılarının da çocuklarını FETÖ okuluna verdiği anlaşılmış. Amiral duruma “pes” demiş. Bir başkasında, mülakatlardan çıkan bir kadın yarbay, “Bunlar okula FETÖ’cüleri alıyorlar” diyerek isyan etmiş.

Daha da ötesi var…

Askerlerin şikâyetleri doruğa çıkıp mülakatlarda yaşananlar Milli Savunma Üniversitesi Rektörlüğü’ne kadar gidince, rektörlüğün kritik bir ismi, mülakatların yapıldığı binaya gelmiş. Askerlerle de diyaloğu iyi olan sivil isim, komisyondakileri toplayarak uyarılarda bulunmuş. Onlara “Sizden ideolojik değil, liyakate dayanan seçim yapmanızı istiyoruz” demiş..

Rektörlüğü bile bu noktaya getiren, komisyonların bazılarında yaşanan kan donduran diyaloglarmış..

Örneğin bir komisyonda, adaya, “Muhsin Yazıcıoğlu sence kazayla mı suikastla mı öldü” diye soru sorulmuş. Birinde, “asrın lideri” diye anılarak, adayın Erdoğan’a bakışı sorgulanmış. Hatta birinde Atatürk ile Erdoğan’ı karşılaştıran yorum yaptırılmış. Bu sorular, “Milli ve yerli aday seçiyoruz” diyerek gerekçelendiriliyormuş..

“MEHDİ GELSİN, LAİKLİK GİTSİN’ DEMİŞTİ

Olaylar, yaşananlar uzayıp gidiyor…

Dinlediklerimden sonra SADAT Kurucusu Adnan Tanrıverdi’nin meşhur videosunu açıyorum.. “Eyalet sistemi getirilmelidir, Kürtlerin ve diğer etnik grupların özerklik talepleri karşılanmalıdır, Cumhurbaşkanlığı’na Eyyübileri simgeleyen bir yıldız daha eklenmelidir” diyerek hayalindeki düzeni anlatıyor.

Bir görüntüde FETÖ kanalına çıkmış, “Resmi ideoloji anayasada olmasın, anayasada laiklik ilkesi olmasın” diyerek anayasanın ilk dört maddesinin değiştirilmesi projesini anlatıyor.

Diğer videoda ise bir zamanlar yazarı olduğu Akit mikrofonuna, “Mehdi gelecek, ortamı buna göre hazırlamalıyız” diye konuşuyor.

Kapatıyorum…

Gündüz gözüyle yıldızları bu denli parlak görüyorsak suçlu yıldızlar değil, belki de her şey dipsiz bir kuyuda olduğumuzdan, diyorum.

Barış Terkoğlu

“SADAT HARP OKULLARINDA MÜLAKAT YAPTI”

SADAT’ın kurucusu Adnan Tanrıverdi’nin, ’15 Temmuz’dan sonra harp okullarında üç yıl mülakatlarda bulunduk’ açıklaması TBMM gündemine taşınndı..

İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı ve İzmir Milletvekili Aytun Çıray, askeri danışmanlık şirketi SADAT’ın kurucusu Adnan Tanrıverdi’nin, “15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından SADAT üç yıl boyunca Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı Milli Savunma Üniversitesi’nin harp okulu mülakatlarında yer aldı” açıklamasını TBMM gündemine taşıdı..

“TÜRKİYE AŞİRET DEVLETİ DEĞİLDİR

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verildi..

İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı Aytun Çıray:

“Milletin ordusuyla milleti korkutmaya çalışıyorlar. Tam anlamıyla aczin ifadesidir..

SADAT’ın kurulduğu günden bu yana kapalı kutu ve tüm iddialara rağmen hiçbir hukuki soruşturmaya tabi tutulmadı.

Büyük devletlerin resmi olmayan özel orduları olduğunu biliyoruz ancak büyük devletlerin hiçbirinde bu gibi şirketler dışarıdan devleti yönetir gibi davranamaz ve bu cüreti gösteremezler..

Sayın Erdoğan’ın son zamanlarda Millet İttifakı’na yönelik yaptığı açıklamalarının ardından seçimleri kaybetse dahi iktidarı devretmeyeceği gibi komik bir algı oluşturulmaya çalışılıyor..

Bazı televizyon programlarında ise iktidara yakın isimler tarafından parlamenter sisteme geçilmediği takdirde seçim zamanının bir iç karışıklığa dönüşebileceği ve kan dökülebileceği şeklinde toplumu germeye yönelik açıklamalar yapılıyor..

Erdoğan’ın ‘Paramiliter ordusu’ olduğu yönündeki tartışmaların da öznesi olan SADAT’ın, Cumhur İttifakı seçimleri kaybettiğinde sokağa inip bir iç karışıklık yaratabileceği şeklinde toplumda antidemokratik ve insanlık dışı birtakım korkulara neden olduğu görülmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir aşiret devleti değildir.. ”

‘TSK’YE İHANET OLMAZ MI?’

Şimdiye kadar SADAT ile ilgili üç soru önergesi verip yanıt alamadığını belirten Çıray’ın Bakan Akar’a yönelttiği sorular şöyle:

“- Radikal İslamcı SADAT’ın harp okullarına alınacak öğrencilerle ilgili mülâkat yaptığı doğru mudur?

– Doğruysa bu TSK’ya ihanet olmaz mı?

– SADAT, Birleşik Arap Emirlikleri’ne Sedat Peker’e operasyon için gitmiş midir veya gönderilmiş midir?”

NE OLMUŞTU?

“SEDAT’LI, SADAT’LI NUSRA SİLAHLARININ ÖYKÜSÜ”

Silahla yakalanan ünlü MİT TIR’larından bir süre sonra, 20 Kasım 2015’te mafya lideri Sedat Peker’in TIR’ları AKP hükümetinin bilgisi ve onayıyla Suriye’ye gitmişti. TIR’ların üzerinde “Bayırbucak Türkmenlerine Sedat Peker’den destek konvoyu” yazıyordu..

Sedat Peker, yayımladığı 8. videosunda o TIR’ların öyküsünü anlattı ve kendi konvoyuna dahil edilen başka TIR’ların olduğunu, içlerinde silahların bulunduğunu ama bunların Türkmenlere değil, Nusra’ya verildiğini belirtti..

Peker’e göre konvoyuna eklemlenen o TIR’ların sahibi SADAT’tı..

Hani şu irtica nedeniyle Türk ordusundan atılan ama Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı Başdanışmanı yaptığı Adnan Tanrıverdi’nin “özel savaş” şirketi!

Peki, sadece SADAT’ın TIR’ları mı Nusra’ya silah taşımıştı? Ya o dava konusu olan ünlü MİT TIR’ları?

MİT TIR’LARI TÜRKMENLERE GİTMEDİ

Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TIR’ların yükünün “devlet sırrı” olduğunu ilan etti ve konuya yayın yasağı geldi. Ancak yayın yasağı, bu büyük olayın üstünün kapatılmasını önleyemedi..

Dönemin İçişleri Bakanı Efkan Ala, çareyi TIR’ların Türkmenlere yardım malzemesi götürdüğünü söylemekte aradı. Tabii hiç inandırıcı değildi. Yardım malzemesini neden Kızılay değil de MİT taşıyordu?

“MİT TIR’larında yardım malzemesi değil silah vardı; Türkmenlere değil Nusra’ya gidiyordu.” İki başarılı gazeteci bu gerçeği ortaya çıkardı:

Gazeteci Masum Gök Suriyeli Türkmenlerle görüşerek kendilerine yardım malzemesi gelip gelmediğini sordu..

Suriye Türkmen Meclisi Başkan Yardımcısı Hüseyin El Abdullah:

“Türkmenlere yardım getiren bir TIR yok..” 

Bir diğer Suriye Türkmen Meclisi Başkan Yardımcısı Abdurrahman Mustafa da:

 “Bakan Efkan Ala’nın TIR meselesiyle ilgili demecini gazetelerden gördüğüm. Ama benim böyle bir yardımla ilgili bilgim olmadı.” 

Yine Suriye Türkmen Hareketi Sekreteri Rami Karaali de:

 “Açıklamayı televizyondan gördüm. Ama böyle bir yardımla ilgili bilgim olmadı.” 

(Masum Gök“Türkmenler de Y’ala’nladı”, Aydınlık, 4 Ocak 2014).

“MİT TIR’LARI NUSRA’YA SİLAH GÖTÜRDÜ”

Peki, MİT TIR’ları “yardımı” Türkmenlere değil de kimlere götürmüştü? Onu da bir başka gazeteci Ceyhun Bozkurt ortaya çıkardı:

 “Biri Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde 1 Ocak 2014 tarihinde yakalanan silah dolu iki TIR’ın içinde bir orduyu donatacak silah çıktı. TIR’ların, Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan Suriye’nin Bab-Al Hava Sınır Kapısı’na geçtikten sonra TIR’lardan birindeki silahları en-Nusra militanlarının aldığı öğrenilirken, diğer TIR’daki silahların da yine bir aşırı dinci gruba verildiği belirtildi.” (Ceyhun Bozkurt, “MİT’in TIR’ındaki Silahlar Nusra’ya”, Aydınlık, 16 Ocak 2014.)

Bu gerçeği, daha sonra AKP hükümetinde başbakan yardımcılığı yapacak olan Tuğrul Türkeş de dile getirdi..

Eski MHP’li, yeni AKP’li Tuğrul Türkeş, MİT TIR’larıyla ilgili 3 Haziran 2015’te aynen şöyle söyledi:

 “Sayın Başbakan da sayın Cumhurbaşkanı da meydan meydan ‘TIR’lar Suriye’deki Türkmenlere gidiyordu, bu konuda taraf tutmak MHP’ye yakışmaz’ diyor. Burada, bizi izleyenlerin huzurunda yemin ediyorum. Vallahi ve billahi o silahlar Türkmenlere gitmiyordu. Bilerek söylüyorum. Bizim o bölgeyle irtibatımız var. Bayırbucak Türkmenleriyle, Halep’tekilerle irtibatımız var.”

Özetle iktidar Suriye’de cihatçılara MİT’le de, Sedat-SADAT’la da, başka  “kuruluşlar” ile de pek çok kez silah göndermişti…

“AKP’NİN ESAD DÜŞMANLIĞININ MALİYETİ”

Türkiye’yi sıkıntıya sokan bu ilişkilerin tek bir nedeni var: AKP iktidarının altı ayda Esad rejimini yıkma hedefi!

Olmayınca, sahadaki herkese sarılmıştı; bugün karşı olduğu PYD/YPG’ye bile… PYD lideri Salih Müslim’i Türkiye’de ağırlıyor ve ona “özerkliğinize karışmayız, yeter ki ÖSO’yla birlikte hareket edin” mesajı veriyordu..

Ve Esad’ı devirmekte ısrar etmesi, iktidarın bugün bile hâlâ İdlib’de cihatçı gruplarla işbirliğinin temel nedeni.. İktidar, Rusya’yla işbirliğine rağmen hâlâ Esad düşmanı ve Esad’ın son seçimde yeniden cumhurbaşkanı seçilmesini gayri meşru ilan etmekte…

İktidar, “Esad’ı yıkmak” diye yanlış bir hedef belirleyince, Sedat’lı, SADAT’lı, ÖSO’lu, Nusra’lı kirli ilişkilere giriyor; o kirli ilişkiler de dün, ortaklıkları bozulduğunda FETÖ tarafından, bugün de kenara atıldığı için Sedat Peker tarafından deşifre ediliyor. Sonuçta, AKP’nin Esad düşmanlığı, ülkemize çok boyutlu zarar veriyor..

Mehmet Ali Güller

“SADAT NEDİR, NEDEN KURULDU VE HAKKINDAKİ İDDİALAR NELER? ”

SADAT'ın Yönetim Kurulu - 2012
SADAT’ın Yönetim Kurulu – 2012   –   ©  SADAT resmi Facebook sayfası // cafemedyam

Suriye’deki El Nusra örgütüne silah taşıdığı iddiaedilen SADAT kendisini “savunma alanında danışmanlık ve askerieğitim veren şirket” olarak tanımlıyor.. Ancak SADAT hakkında kurulduğu günden buyana farklı iddialar dile getirildi..

SADAT 28Şubat 2012 tarihinde emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi ve 23emekli subay ve astsubay tarafından kuruldu.. Şirketin kuruluş içeriğinde, uluslararası alanda askeri ve iç eğitim, savunmadanışmanlığı ve mühimmat alımı gibi tanımlar yer alıyor..

Şirketin kurucu üyeleri, Savunma Danışmanlık’ın kısaltması olarak kullanılan ‘SADAT’ın Arapçada “seyitler” anlamına geldiği için bu ismi seçtiklerini ifade ediyor..

SADAT’IN KURULUŞ AMACI NEDİR?

SADAT’ın resmi internetsayfasındaki “misyonumuz” sayfasında, kurumun kuruluş sebebi şu ifadelerle açıklanıyor:

“Uluslararası alanda Silahlı Kuvvetlerin ve İç Güvenlik Güçlerinin organizasyonu amacıyla, stratejikdanışmanlık, özel savunma ve güvenlik eğitimleri ile donatım alanlarında hizmet vererek, İslamÜlkeleri arasında savunma ve savunma sanayi işbirliği ortamı oluşturmak ve İslamDünyasının kendine yeterli bir askeri güç olarak da Dünya Süper Güçleri arasındaki hakettiği yeri almasına yardımcı olmaktır.”

SADAT’İN KURUCUSU ADNAN TANRIVERDİ KİMDİR?

Emekli Tuğgeneral AdnanTanrıverdi, Genelkurmay Özel Harp Dairesi ve KKTC Sivil Savunma TeşkilatBaşkanlığı’nda yaklaşık 30 yıl görev yaptı.. Kara Harp Akademisi’nde eğitmen olarak derslere giren Tanrıverdi’nin öğrencilerinden biride Savunma Bakanı HulusiAkar idi..

Tuğgeneralliğe yükselen Tanrıverdi, 28Şubat döneminde resmi olarak “kadrosuzluk” gerekçesiyle emekli edildi.. Fakat o dönemde birçok askeri personel gibi “islamcı” olarak kategorize edildiği için askerikariyerine son verildi..

AA
SADAT’ın Yönetim Kurulu Başkanı Adnan TanrıverdiAA// cafemedyam

Tanrıverdi askeri kariyerinden sonra, kendisi gibi emekli edilen askerler ile kurulan AdaletiSavunanlar Derneği’ne (ASDER) katıldı, ve 5yıl boyunca kurumun genel başkanlığını pozisyonunda bulundu..

Dahasonra Stratejik Araştırmalar Merkezi Derneği (ASSAM) aracılığıyla TSK’nın yeniden yapılandırılmasına yönelik fikirleri gündeme gelmeye başladı..

SADAT’ı kurmadan önce Tanrıverdi, ABD’de askeri strateji alanından danışmanlık yapan Amerikalı özelşirketlerin işleyişi hakkında çalışmalar yürüttü..

ERDOĞAN İLE NASIL TANIŞTI ?

1994’te Erdoğan İstanbul belediyebaşkanı seçildiğinde, askeri kanadından nadir destekçileri arasında Tanrıverdi vardı..

Erdoğan’ın adaylığı sırasında Tanrıverdi İstanbul Maltepe’de TugayKomutanı olarak görev yapıyordu.. Bu sırada, ortak bir tanıdıkları vasıtasıyla tanışan Erdoğan ve Tanrıverdi’nin ilişkisinin zamanla dostluğadönüştüğü iddia ediliyor.

Erdoğan’ın güvendiği bir isim olan Tanrıverdi, Ağustos2016’da Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığına atanmıştı.. Tanrıverdi, özellikle savunma alanında, Erdoğan’ın enönemli danışmanlarından biri oldu..

Tanrıverdi’nin Aralık2019’da İstanbul’da düzenlenen bir kongrede yaptığı konuşma büyük tepkilere neden olmuştu..

Tanrıverdi’nin, “Mehdi’nin gelişine hazırlanmamız gerekiyor” şeklindeki açıklamasına gelen yoğun tepkiler, Ocak2020’de hem başdanışmanlık hem de Güvenlik ve Dış Politika KurulÜyeliği görevlerinden alınmasına sebep oldu..

“SADAT’IN 15 TEMMUZ’DA Kİ ROLÜ HAKKINDAKİ İDDİALAR”

Danışmanlığa atanmadan önce Tanrıverdi’nin SADAT örgütü ile 15Temmuz Darbe Teşşebüsü’nü püskürtmede önemli rol oynadığını iddia ediliyor..

O geceye dair enönemli iddialardan biri de SADAT’ın öncülüğünde sivillere çok sayıda ağırsilah dağıtıldığı konusu.. Ayrıca bu silahların şuan kimlerin elinde olduğu bilinmediği iddia ediliyor..

Sözkonusu iddiaları kesin dille reddeden Tanrıverdi ise “Sizce 10’dan az danışmanı olan bir şirket, darbegirişiminin bastırılmasında rol oynamış olabilir mi?” diyerek SADAT’ın böyle bir misyonunun olmadığını söylemişti..

“SADAT HANGİ ÜLKELERDE FAALİYET GÖSTERİYOR?”

SADAT’ın bu konudaki resmiaçıklamaları ile hakkındaki iddialar arasında farklılıklar söz konusu..

Kurumun internetsitesinde ifade edildiği gibi SADAT’ın faaliyet alanı başta Türkiye ve Müslüman nüfusun yüksek olduğu ülkeler olarak gösteriliyor..

Ancak SADAT’ın kurucusu Tanrıverdi, Ocak2018’de verdiği röportajda, SADAT’ın Türkiye’de hiçbir faaliyeti olmadığını savunarak, “Tekrar söylüyorum. SADAT, yurtiçinde emniyetteşkilâtına, TSK’ya ve başka hiçbir kuruma, örgüte veya sivil şahsa danışmanlık ve eğitimhizmeti vermemektedir” diye konuşmuştu..

Aynı röportajda, Türkiye’nin dış politikalarına uygunolan ülkeler ile çalıştıklarının altını çizen Tanrıverdi: “Şu anda tekbir ülkede faaliyetimiz var. Hangisi olduğunu söylemeyelim çünkü onların da kendi mahremiyeti var” demişti..

SADAT LİBYA’DA NASIL BİR ROL ÜSTLENDİ?

Fransız İstihbarat AraştırmaMerkezi adlı düşünce kuruluşuna göre SADAT halihazırda en az 22Müslüman ülkede askeri danışmanlık faaliyeti yürütüyor..

SADAT’ın Libya’da Hafter’e karşı savaşan güçlere destekverdiği iddiaları öne sürülüyor.

Özellikle SADAT’ın Libya’daki aktifrolü sayesinde, Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne bağlık Libya ordusu, Halife Hafter güçlerine karşı sahada ciddi kazanımlar eldeetti.

Putin yönetimine yakınlığıyla bilinen Federal HaberAjansı, Özgür SuriyeOrdusu militanlarının SADAT ekipleri tarafından Libya’ya götürüldüğü iddia edilmişti..

TSK güçlerinin Libya’ya gitmesini sağlayacak tezkerenin Meclis’ten geçmesinin ardından Erdoğan, “Muhalif güç olarak bizim orada farklı ekiplerimiz olacak” açıklamasını yapmıştı..

SADAT’IN SURİYE’DEKİ SİLAH TİCARETİ İDDİASI

Tanrıverdi, şirketin Suriye’deki faaliyetleri hakkında çıkan iddiaları herzaman reddetti.. SADAT yönetimi, Suriye’de herhangi bir eğitim veya örgütlenmefaaliyetinde bulunduğuna dair iddiaları yalanlıyor..

2014’te ortaya çıkan MİT TIR’ları skandalına bir yenisi eklendi.. Türkiye’den silahların, MİT tarafından Suriye’de faaliyet gösteren silahlı radikalörgütlere yollandığı iddiası hala gündemde iken, SedatPeker yeni bir iddiayı gündeme taşıdı..

Sedat Peker 3 Mayis’ta yayınladığı videoda, “Mit tırları yakalandığında içindekilerin (silahların) Türkmenlere ihtiyaç için gittiğini düşünüyordum. Fakat bu silahların yollanması meselesini TSK’nın ve MİT’in değil, SADAT’ın içindeki bir ekip organize etti.. Kendi üzerinden gönderilen bumalzemelerin Türkmenlere değil, El-Nusra’ya gönderildiğini…” iddia etti..

SADAT’TAN AÇIKLAMA: İFTİRA SAHİPLERİNİ İFTİRALARINI İSPATLAMAYA ÇAĞIRIYORUZ

SADAT’ın internet sitesinde yayımlanan açıklamada SedatPeker’in iddiaları yalanlandı.. Açıklamada şu ifadeler yeraldı:

“Türkiye’de yargılanmakta olan Peker’in, kendini aklamak amacıyla bir yandan suçlarını itiraf ederken bir yandan da hedef saptırmak için pek çok isim de zikrederek ‘Çamur at, tutmasa bile izi kalır’ mantığıyla hareket ettiği görülmektedir.

İşlediği suçlar belgeli ve ispatlı olan firari suç örgütü liderinin, hedef saptırmak için Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin resmi kurumu Milli İstihbarat Teşkilatı’nı, güzide şirketimiz SADAT Savunma’yı ve bazı bürokratları hedef alması aklı selim sahibi kamuoyunun dikkatinden kaçmamıştır. İftira sahiplerini iftiralarını ispatlamaya, ellerindeki belgeleri savcılığa teslim etmeye çağırıyoruz. Peker videosunda terörist gruplara silah sattığını itiraf etmektedir; fakat şirketimizin Peker tarafından terörist gruplara teslim edilen silahlarla hiçbir ilişkisi yoktur.”

AKŞENER’İN ‘SİLAHLI EĞİTİM KAMPIN İDDİASI “

İYİ Parti GenelBaşkanı Meral Akşener, 2018yılında bir açıklama yapmış, silahlı eğitim kamplarından söz ederek SADAT’ı şu sözlerle işaret etmişti:

“Son dönemde üniformalar uzun namlulu silahlarla bazı kişiler ortalıkta dolaşıyor. Bunlarla ilgili çok önemli iddialar var” diyen Akşener, “Örneğin Tokat ve Konya’da silahlı eğitim kampları bulunduğunu duyuyoruz, bu iddialar söyleniyor. Araştırılırsın ve bize bilgi verilsin. Bunların seçim döneminde rol alacakları, istenmeyen bir sonuç çıkması halinde karışıklık yaratacakları yolunda yoğun söylentiler var. Bunlardan birisi de Sadat diye bir yapı. İnanın Sadat da diğer yapılar da benim için toz zerresidir. Bu malum yapılar insanları çatışmaların içerisine sürükleyecekler. Şimdiden uyarıyorum ve önlem alınmasını istiyorum”

Bugüne kadar sözkonusu iddialara yönelik herhangi bir hukuki soruşturma açılmadı.. Şirket hakkında son dokuz yılda meclise verilen soruönergelerine ise hükümet tarafından yanıt verilmedi..

‘İSLAM ÜLKELERİNİN ­ BİRLİK OLMASINI İSTİYORUZ, BU BİZİM KIZIL ELMA’

SADAT’ın gücünün “abartıldığını” ileri süren Tanrıverdi sö konusu iddialar için, “Gülüyorum … Böyle birşey mümkün değil. Çok saf, temiz duygularla İslam ülkelerine, Silahlı Kuvvetler’imi­zin tecrübelerini nakletmek istedik. Hepsi bu… Ayrıca İslam ülkeleri­nin birlik olmasını istiyoruz, bu bizim “kızıl elma”mız.” diye konuşmuştu.

“SADAT’IN FAALİYETLERİNİN İNCELENMESİ VE ARAŞTIRILMASI ÖNERGESİ AKP-MHP OYLARIYLA REDDEDİLDİ”

SADAT’ın araştırılması önergesi, AKP ve MHP oylarıyla reddedildi

HDP tarafından Meclis’e sunulan SADAT’ın faaliyetlerinin incelenmesi ve araştırılması önergesi AKP-MHP oylarıyla reddedildi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP), organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in iddiaları ile El Nusra’ya silah gönderdiği yönünde gündeme gelen SADAT’ın araştırılması ve faaliyetlerine ilişkin incelemelerin yapılması için Meclis araştırması istedi.

Genel Kurul’a sunulan önergenin gerekçesinde, 90’lar hafızasının hala güncel olduğuna yer verilerek:

“Bunun en önemli sebebi, 90’lı yıllarda etkin olan gayrı resmi yapılar ve faaliyetleriydi. Hatta günümüzde bile bu tür yapıların bazıları hakkında hukuki süreçler tamamlanmamıştır. Bir kısmı için ise iddialara yönelik hukuki süreç başlatılmamış, üstleri örtülmüştür. Bu tarz oluşumlar dünyanın çeşitli bölgelerinde de varlıklarını sürdürmektedir. Bu tür yapılar ve oluşum eliyle hukuk yok sayılarak, izlenen insanlık düşmanı yol ve yöntemlerle toplumların geleceği çalınmaktadır” ifadeleri kullanıldı.

“KONTRGERİLLA SAVAŞI”

SADAT’ın, resmi sitesinden “suikast tekniği” ve “gayri nizami harp” hizmetleri verdiğini duyurduğuna yer verilen gerekçede şu ifadelere yer verildi:

“SADAT, kuruluş gerekçesinde, ‘Müslüman ülkelerin hassasiyetine uygun kontrgerilla eğitimi vermek’ ifadelerine yer vermektedir. Müslüman ülke hassasiyeti ve Müslüman harp terimlerinin ne olduğu konusundaki tartışmalar kamuoyunun akıl erdiremediği bir biçimde devam etmektedir.

Müslüman ülkelerin kontrgerilla savaşındaki hassasiyetinin ne olduğu ise belirtilmemektedir. SADAT’ın kurucusu ve yöneticisi Tanrıverdi’nin, ‘Mehdi gelecek. Ortamı buna göre hazırlamalıyız’ sözleri de toplumda tepki toplamıştır. Öte yandan iktidar bu kuruluşla ilgili sessizliğini korumaktadır. Ayrıca SADAT’ın kurucusu ve yöneticisi olan Emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi’nin daha önce Cumhurbaşkanı Başdanışmanlığı yapmış olması da kamuoyunu endişelendiren faktörlerden biri olmuştur.”

Önergede şunlar kaydedildi:

“Son olarak, ‘Türkmenlere gönderilen silah ve mühimmat SADAT üzerinden El Nusra’ya gitti’ iddiaları gündeme gelmiştir. Bu haber ve beyanların, yaşanan fiili durumlar da göz önüne alınarak, araştırılması elzem hale gelmiştir.”

AKP-MHP OYLARIYLA REDDEDİLDİ

Son olarak, SADAT’ın araştırılma önergesi, Meclis’te AKP ve MHP’nin oylarıyla reddedildi.

İLKEL KAVİMLERE DÖNDÜK

SARAY’IN MİLİS GÜCÜ”

Kimi gelişmeler, Saraycıların iktidarı ne olursa olsun bırakmamak için çok tehlikeli bir yöne doğru evrildiklerini gösteriyor.

Bir yanda, giderek yitirdikleri oy oranını yükseltmek ve muhalefet ittifakını çatlatmak için ataklar, diğer yanda olası demokratik tepkileri önlemeye yönelik girişimler…

*Toplu gösterilere karşı TSK’nin araç ve gereçlerinin İçişleri Bakanlığı emrine verilmesini öngören yönetmelik, bu girişimin en güncel kanıtı.

*Diğer kanıt da çok daha tehlikeli, ancak muz cumhuriyetlerinde geçerli olabilecek, iktidar eliyle desteklenen SADAT ve ASSAM’ın eylemleri…

‘SUİKAST VE GAYRİ NİZAMI HARP TEKNİKLERİ EĞİTİMİ’

Saray başdanışmanlığından yeni ayrılan bir emekli generalin kurduğu ve valilikçe yetkilendirilmiş bir güvenlik şirketi (SADAT), “suikast ve gayri nizami harp teknikleri eğitimi” verdiğini, inanılmaz bir özgüven içinde resmi sitesinden açıklayabiliyor.

Aynı emekli general, kurduğu ASSAM derneği üzerinden kongreler düzenleyip İslam konfederasyonu kuracaklarını da ilan edebiliyor.

İşin en önemli tarafı, bu şirket ve derneğin yöneticilerinin, geçmişte TSK’den başta irticai faaliyetler olmak üzere çeşitli gerekçelerle uzaklaştırılmış eski subay ve astsubaylardan oluşması.

Örneğin, ASSAM’ın yöneticilerinden Gürcan Onat, binbaşıyken kendi isteğiyle emekli olmuş. Onat, ASSAM’ın resmi sitesinde, Ayasofya’nın “Allah’tan korkmaz, hukuk bilmez gafiller tarafından hak gaspı yapılarak, müzeye çevrildiği”ni dile getiriyor. 

Öyle anlaşılıyor ki, devlet kurtarıcısı ve kurucusu Atatürk’ü “Allah’tan korkmaz, hukuk bilmez bir gafil” olarak değerlendirenler, Saray iktidarı tarafından sırtları sıvazlanarak bir tür milis gücü oluşturuyorlar…

Özdemir İnce, Saraycıların Türkiye’deki uygulamalarını “silahsız iç savaş” diye nitelendiriyor.

Sorulması gereken soru şu:

SADAT, suikast ve gayri nizami harp eğitimleri ile bu savaşın neresinde?

Cahil Cesareti

Cehalet kötü şey.

Hele de buna bir de temelsiz, uğursuz cesaret eklenirse…

Olgular ve olaylar; basmakalıp inançlar, bilinç yoksunlukları, kaba töresel alışkanlıklar ve ötekileştirici yandaşlıklarla kavranınca varılacak yer her neresiyse, ülkece işte biz oradayız.

Salgına karşı aşılamadan tutun ekonomiye, üniversiteden tutun kamusal hizmetlere; özetle yurda ve yurttaşa ilişkin her türlü iş, cahil cesareti ile yürütülüyor.

İlkel kavimlere döndük.

Bundan sıyrılmanın çarelerini aramak zorundayız. Algıdan yoksun, çıkar düşkünü siyasetçilerin halkın sorunlarını hiç ilgilendirmeyen saçma sapan gevezeliklerinden bir an önce uzaklaşmalıyız. Uygarca düşünerek çözümler bulmak zorundayız.

Devrimci ozanımız Tevfik Fikret’in diliyle söyleyecek olursak:

Haksızlığın envâını (çeşitlisini) gördük… Bu mu kanun? 

En gamlı sefaletlere düştük… Bu mu devlet?

Devletse de, kanunsa da, artık yeter olsun;

Artık yeter olsun bu deni (alçak) zulm-ü cehalet…

TÜRBAN YASAĞI

RTÜK, Fikri Sağlar’ın türbanlı hâkim eleştirisi nedeniyle Halk TV’ye para cezası verdi. Bu karara, RTÜK’ün CHP kontenjanından gelen üyeleri Okan Konuralp ile İlhan Taşcı da olumlu oy verdi.

Bilesiniz: Türban konusunda fikir özgürlüğü yok, türban eleştirisi yasak. İktidar ve muhalefet bu konuda ittifak kurmuş durumda…

SADAT’LA İLGİLİ CUMHURİYET GAZETESİNE SORUŞTURMA

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, SADAT ile ilgili haberleri nedeniyle Işık Kansu ve Cumhuriyet yöneticileri hakkında soruşturma açtı.

Soruşturma, gazetenin SADAT’ın suikast ve gayri nizami harp dersi verdiğine ilişkin haber ile “İktidarın SADAT sessizliği”, “SADAT Soruşturulsun” başlıklı haberleri nedeniyle açıldı.

Peker'in iddialarının odağındaki SADAT'la ilgili gazetemize soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu, organize Suç örgütü lideri Sedat Peker’in, Suriye’de şeriatçı terör örgütü El Nusra’ya silah ve malzeme taşıdığını ileri sürdüğü SADAT ile ilgili haberleri nedeniyle yazar Işık Kansu ve Cumhuriyet yöneticileri hakkında geçen mart ayında soruşturma açtı.

SADAT’ın suç duyurusu üzerine harekete geçen savcılık, ifade almak üzere geçen hafta tebligat yollarken, soruşturmasını, gazetenin SADAT’ın suikast ve gayri nizami harp dersi verdiğine ilişkin haber ile “İktidarın SADAT sessizliği”, “SADAT Soruşturulsun” başlıklı haberleri nedeniyle açtı.

https://www.cafemedyam.com/2021/05/19/saraydaki-setacilar/

Savcılığın soruşturmasına neden olan SADAT’ın Işık Kansu ve Cumhuriyet gazetesi yöneticileri hakkındaki suç duyurusunda, SADAT ile ilgili şu bilgiye yer verildi: 

“Cumhurbaşkanı’nın özel ordusu, muhafız gücü, fedaisi, mayfası ve saire değildir. Silahlı bir gücü yoktur. Suikastçi yetiştirmez, fakat yurt dışındaki ülkelerin resmi makamlarının talebi üzerine, güvenlik güçlerine suikasti nasıl önleyeceğine ve ülkesi düşman tarafından işgal edilirse düşmana karşı gayri nizami usuller ile nasıl mücadele edileceğinin eğitimi verme imkanına sahiptir.”

SADAT’ın suç duyurusunda, SADAT ile ilgili dile getirilen “devlet yetkilileri ve savcıların suskun olduğu” iddalarının da gerçeği yansıtmadığına değinilerek, Cumhuriyet gazetesi yöneticileri ve SADAT ile ilgili yazıları kaleme alanların “iftira, hakaret ve suç isnadı suçları başta olmak üzere, Cumhurbaşkanı’na hakaret, devlet kurumlarına saldırı” gibi suçlamalarla soruşturma açılmasını istendi.

“PUSU, BASKIN, YOL KAPAMASI, TAHRİP, SABOTAJ”

SADAT Yönetim Kurulu Başkanı Melih Tanrıverdi, bu yıl başında Cumhuriyet’te yayımlanan haberler üzerine şirketin resmi sitesinden bir açıklama yapmış, SADAT’ın, uluslararası alanda silahlı kuvvetlerin ve iç güvenlik güçlerinin organizasyonu amacıyla, stratejik danışmanlık, özel savunma ve güvenlik eğitimleri ile donatım alanlarında hizmet verdiğini belirterek:

 “İslam ükeleri arasında savunma ve savunma sanayii işbirliği ortamı oluşturmak ve İslam dünyasının kendine yeterli bir askeri güç olarak da dünya süper güçleri arasında hak ettiği yeri almasına yardımcı olmak misyonuna sahip” olduğunu kaydetmişti.

Açıklamada;

Bir “yerli ve milli” şirket olarak SADAT’ın: “bölgesel güç olmaktan küresel güç olmaya doğru ilerleyen Türkiye Cumhuriyeti’nin hedeflerine katkı sağlayacak bu çalışmalar sebebiyle uluslararası güçler tarafından rakip görülmesi ve hedefe konulmasının çok doğal” olduğuna değinilerek, “Şirketimiz bu gerçeğin bilincinde olarak yola çıkmış ve bu bilinç ile çalışmalarını yürütmektedir” denilmişti.

Açıklamada, SADAT’ın “gayri nizami harp teşkilatlanması ve bu teşkilatın unsurlarının pusu, baskın, yol kapaması, tahrip, sabotaj ve kurtarma-kaçırma harekâtı ile bu harekâta karşı koyma faaliyetlerinin eğitimini verdiği” de bir kez daha kabul edilmişti.

Ayrıca şirketin, Türkiye Cumhuriyeti’ne dost ve müttefik ülkelerin silahlı kuvvetleri ve polis teşkilatlarına stratejik danışmanlık hizmeti sunduğu kaydedilmişti.

“İSLAM BİRLİĞİ KONGRESİ”

Cumhuriyet gazetesi, SADAT’ın kurucusu, eski Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Adnan Tanrıverdi’nin ASSAM adlı derneğinin, geçen aralık ayında sanal ortamda düzenlediği İslam birliği kongresinde, İslam ülkelerinin başkenti, bayrağı ve resmi dili olan bir konfederasyon çatısı altında bütünleşmelerinin kararlaştırıldığını da kamuoyuna duyurmuştu.

İLGİLİ HABER

Cumhuriyet / Işık Kansu

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top