BİLİM & TEKNOLOJİ

AKLINIZDAN GEÇEN VEYA KONUŞTUĞUNUZ BİR KONUNUN ANSIZIN REKLAMLARDA KARŞINIZA ÇIKMASI

.

“AKLINIZDAN GEÇENLER KARŞINIZA NASIL REKLAM OLARAK ÇIKIYOR?”

Aklınızdan geçen veya arkadaşlarınızla konuştuğunuz bir konunun ansızın reklamlarda karşınıza çıkmasının sebebi belli oldu..

Arkadaşlarınızla ortamda konuştuğunuz bir konunun ansızın internetteki öneri reklamlarında karşınıza çıktığına şahit olmuşsunuzdur..

Hatta hiç konuşmasanız bile elinize sürdüğünüz kremin reklamlarına denk gelmişsinizdir..

Teknoloji gizlilik uzmanı Robert Ghouls Reeve de bir hafta annesinde kalırken kullandığı diş macununun, evine geri döndükten sonra sosyal medyada reklamlarının önüne çıkmasının ardından açıklamada bulundu..

Farkına varmadan paylaştığımız verilerden sonra ilk olarak sosyal medya uygulamalarının bizleri dinlemediğini bilmemiz gerekiyor.. Uygulamalarımız; telefonlarımızdan kimliğimiz, konumumuz ve demografi bilgilerimiz de dahil olmak üzere tonlarca veri elde ediyor.. Veri toplayıcılar da tam anlamıyla her noktadan veri almak için ödemeler yapıyor..

“VERİ PAYLAŞIMINA ZEMİN HAZIRLIYOR”

Herhangi bir markayla Twitter hesabınızın eşleştirilebileceğini bilmeniz gerekiyor..

Sebebi ise iki markanın da e-posta adresinize sahip olması. Bununla birlikte telefon numaranızı vermeniz ve gizlilik politikasını kabul etmeniz de veri paylaşımı konusunda zemin hazırlıyor..

Aynı zamanda, telefonunuz düzenli olarak başka bir telefonla aynı konumdaysa not alınıyor ve düzenli olarak iletişim halinde olduğunuz insanların ağı da yeniden oluşturulmaya başlanıyor..

Reklamcılar ilgi alanlarınıza ve tarama geçmişinize çapraz referans vererek çevrenizdekilerle satın alma geçmişinizi paylaşabiliyor..

Ardından da çevrenizdeki kişilere göre farklı reklamlar gösterilmeye başlanıyor..

Yani, sosyal medyada ilgi alanınız olmayan ürünlerin reklamı çıksa da etrafınızdaki kişilerin istediği ürünler karşınıza çıkabilir.. Sonuç olarak, aslında bütün gizli verilerimizi paylaşarak en başta her şeyi kabul etmiş oluyoruz..

Yani verileriniz yalnızca sizinle değil aynı zamanda tanıdığınız veya tanımadığınız herkese karşı nasıl kullanılabileceğiyle ilgili.. Üç saniye önce aklınızdan geçirdiğiniz sepetin sosyal medyada karşınıza çıkması da bundan kaynaklanıyor..

“SOSYAL MEDYA BİZİ NASIL DİNLİYOR?”

Kullandığımız sosyal medya mecralarının algoritmalar üzerinden kişisel verilerimizi analiz ederek, bu bilgileri reklam verenlerle paylaştığını daha doğrusu bizi reklam verenlere sattığını artık biliyoruz.. 

Kullandığımız sosyal medya mecralarının algoritmalar üzerinden kişisel verilerimizi analiz ederek, bu bilgileri reklam verenlerle paylaştığını daha doğrusu bizi reklam verenlere sattığını artık biliyoruz..


 
Her ne kadar bu mecraların sahibi olan şirketler bunu yalanlasa da geçen sene Facebook’un sahibi Marc Zuckerberg’in 50milyon kullanıcının kişisel bilgilerini hiç haberleri olmadan Cambridge Analytica adlı veri toplama firması aracılığı ile siyasi propagandalarda kullanılması amacıyla sattığı iddiaları çok ses getirmişti..  



Girdiğimiz siteler, baktığımız gönderiler, aradığımız kelimeler ve sosyal medyada yaptığımız gezintiler sonrası benzer konularla ilgili reklamların karşımıza çıkmasına alıştık.  Hatta telefonda konuştuklarımız ve WhatsApp’ta yazdıklarımız da buna dahil.



Fakat son dönemlerde daha vahim bir durumla karşı karşıyayız. 



Telefonla herhangi bir temasımız olmadan yaptığımız konuşmalar sonucunda o konuyla ilgili reklamların da karşımıza çıkması. 



Yani akıllı telefonlarımız sosyal medya uygulamalarıyla resmen ortam dinlemesi yapıyor..



Bendeki aydınlanma tam olarak bir baston reklamıyla başladı.



Siz “nasıl yani?” demeden ben anlatayım…



Kendime tam olarak açıklayamadığım hatta “paranoyak mı oluyorum” diye sormama neden olan bu tür olaylar sık sık başıma gelmeye başlamıştı. Ta ki geçen sene ayağım kırılıp anneme “dedemin bastonu hala duruyor mu?” diye sorana kadar..

 

Annemle yaptığımız baston muhabbetinin ardından telefonuma girip de karşıma çıkan baston reklamını gördüğümde kocaman bir “yuhh artık” çektim ve paranoyak olmadığıma kesinlikle emin oldum.. Zira bu konuşmayı telefon üzerinden değil yüz yüze yapmıştık..

 

Geçenlerde bir grup arkadaşla yine bu konu açılınca çoğu benzer durumlarla sık sık karşılaştığını söyledi. Hatta içlerinden biri “o da bir şey mi, benim aklımdan geçen bile çıkıyor karşıma” dedi. Güldük falan ama işin o kısmının da sadece gülünüp geçilemeyecek bir boyutu var bence..

 

Nasıl mı?



Bu dinleme mevzusuna geçmeden önce kısaca bahsedeyim. Akıllı telefonlarımız henüz zihin okumaya başlamadıysa da algoritmalar sayesinde bizi çok iyi tanıyor..

 

Tabiki akıllı telefonlarımız diyerek suçu telefona atmanın alemi yok, zira bu araçların arkasında çok büyük şirketler var.. Özellikle anahtar kelime aramaları, beğeniler ve tıkladığımız sayfalar üzerinden muhteşem bir karakter ve eğilim analizi yapıyorlar. Dolayısıyla ilgilendiğimiz ya da ilgimizi çekecek reklamların, gönderilerin, paylaşımların önümüze düşmesi hiç şaşırtıcı değil..

 

YANİ KERAMET TELEFONDA DEĞİL ALGORİTMADA! 



Gelelim telefonlarımız üzerinden ortam dinlemesine maruz kalma korkunçluğuna..



Eminim bir çoğunuzun başına bu tür olaylar gelmiştir. Bir cafede otururken ya da herhangi bir mekanda arkadaşınızla yaptığınız sohbetin hemen ardından konuştuğunuz konuyla ilgili reklamların ya da gönderilerin karşınıza çıktığını görmüşsünüzdür..

 

Bundan henüz emin olmayanlar küçük bir deneyle dinlenip dinlenmediklerini anlayabilir..

 Mesela sessiz bir ortamda telefonunuzda herhangi bir uygulama açık değilken bir arkadaşınızla tatil planlarınızdan, tatil beldelerinden, otellerden bahsedebilirsiniz. Kısa bir süre sonra telefonunuzda muhtemelen tatil reklamları göreceksiniz..

 

Telefon konuşmalarının dinlenmesi bile yeteri kadar ürkütücüyken telefonunuzun yanınızda olduğu her an dinleniyor olma hissi korkunç bir duygu..

 



PEKİ SOSYAL MEDYA UYGULAMALARI BUNU NASIL YAPIYOR?



Aslına bakarsanız bu izni onlara bilmeden de olsa biz veriyoruz. Akıllı cihazlara indirdiğimiz uygulamalarda bize ‘Kamera kullanımı, rehber kullanımı, mikrofon kullanımı… İzin verilsin mi?’ gibi sorular soruluyor. Biz de çoğu zaman hiç dikkat etmeden evet diyoruz ve bu izni uygulamaya bizzat kendi ellerimizle sunmuş oluyoruz..



Sistem şöyle işliyor: Ortamda söylediğimiz kelimeler, kurduğumuz cümlelerin tamamı kayıt edilmese de bir filtreden geçiyor. Bir veri tabanı oluşturan bu uygulamalar, aynı internette yaptığınız gezintileri takip eden çerezler gibi telefonun mikrofonu sayesinde konuştuğumuz her şeyi takip ediyor. Sonrasında içlerinden belli kelimeleri, kendi reklam ağında bulunan “anahtar” kelimeler ile karşılaştırıp karşımıza reklam olarak çıkarıyor. Bu anahtar kelimeleri belirleyen ise tabiki reklam verenler.



KİŞİSEL VERİLERİN GİZLİLİĞİ VE MAHREMİYET



Teknolojik açıdan gelişmenin nimetlerinden yararlanırken işin hukuki ve etik boyutlarını çoğu zaman gözardı ediyoruz.. 

Dijital platformlarla etkileşim sürecinde açığa çıkardığımız kişisel bilgiler, alınıp satılan birer metaya dönüşüyor..

 Daha iyi hizmet ya da ürüne erişmek amacıyla çevrimiçi ortamlarda yaptığımız daha fazla veri paylaşmaları ise aslında hepimizi birer reklam panosu haline getiriyor.. 



Sosyal medya mahremiyet alanlarımızı bir bir işgal ederken bunu rızaya dayandırarak meşruiyet sağlıyor..

 

Evet, bu veriler YouTube, Facebook, Instagram gibi sosyal medya platformlarında kullanıcının rızasına dayalı olarak paylaşılıyor fakat bu verilerin üçüncü kişilerce de kullanıldığını görüyoruz.. Bu durumun hukuki boyutunda, şirketler izni kullanıcı verdiği için hukuka aykırı olmadığı gibi bir kandırmacanın içine giriyor..



Oysa gizlilik ayarları ile korunan ve sadece belli kişilerin ulaşımına izin verilen verilerin, izin verilenler dışında kullanımı hukuka aykırıdır..

 Kullanıcının rızası ancak belli kişilerin kullanımı içindir.. 

Bunun dışında sosyal medya kullanıcılarının uygulama içi mikrofon kullanımına izin vermesi asla ortam dinlemesi yapılmasına izin verdiği anlamına gelmez.

Bu alenen hukuk dışıdır.. 



Kişisel verilerin toplanmasına yönelik birey onayı, verilerin toplanması esnasında gerçekleşiyor.. Fakat kişisel verilerle doğrudan ilgisi olmayan birçok çevrimiçi verinin, davranışın kayıt altına alınması ve toplanan verilerin anlamlandırılması yoluyla yeni kişisel verilerimize ulaşılması bizim doğrudan izin verdiğimiz bir süreç değil..

 

Kaldı ki hiçbir kullanıcı çevrimiçi süreç dışında kendisinin sosyal medya uygulamaları aracılığıyla dinlenmesine ve kullandığı anahtar kelimeler üzerinden verilerinin depolanmasına ne izin verir ne de rıza gösterir. .




Artık büyük veri uygulamalarıyla ortaya çıkan teknikler, kişilerin mahremiyetini korumak için geleneksel yolların yeterli ve etkili olmadığını gösteriyor bize.. 



Kişisel verilerin gizliliği ve mahremiyete yönelik yasalar ve düzenlemelerle devletler, vatandaşlarının bu haklarını korumaya almaya çalışsa da çok başarılı oldukları söylenemez.. 



İçinde bulunduğumuz bu durum bize kısa bir Black Mirror sahnesindeymişiz hissi verse de özellikle mahremiyetin korunmasına yönelik kaygıların giderek artmasına neden oluyor. 



Ve bu konuda hukuk, maalesef ki teknolojinin hızına yetişemiyor. 

İLGİLİ HABER

Cumhuriyet

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top