EĞİTİM

YURT SORUNU: HANGİ ÜLKE TALEBİ NE KADAR KARŞILAYABİLİYOR

.

İÇİNDEKİLER

“AVRUPA’DA ÖĞRENCİLERİN YÜZDE 17’Sİ YURTLARDA KALIYOR; HANGİ ÜLKE TALEBİ NE KADAR KARŞILAYABİLİYOR?”  

Türkiye’de son zamanlarda üniversite öğrencilerinin özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde yurt ve barınma sorunu yaşaması ülkedeki gündem konularından biri haline geldi..

Türkiye’de şu anda ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin sayısı 2021 yılında 8 milyonun üzerinde..

Erdoğan ülke genelinde kamu yurtlarının 730 bin, özel yurtların da 300 bin öğrenci kapasitesine çıktığını, ve Türkiye’nin “dünyanın en fazla sayıda kamu yüksek öğrenim öğrenci yurduna ve yatağına sahip ülkesi” durumunda olduğunu söylemişti..

Eldeki verilere göre Türkiye’de üniversite, lisans ve üstü öğrencilerin yaklaşık yüzde 10’unun yurt ve benzeri yerlerde kalma imkanı bulunuyor..

Türkiye’de yaklaşık 7 milyon öğrenci barınma ihtiyacını kendi imkanlarıyla karşılamak zorunda.. Bu rakamın 125 bin kadarını yabancı uyruklu öğrenciler oluşturuyor..

Avrupa, ABD ve diğer ülkelerde lisans ve üstü öğrencilerin konaklama devletin ve özel sektörün konaklama imkanları nasıl ve kaçı bu imkanlardan yararlanabiliyor?

Univerlist verilerine göre Türkiye’den her sene 50 bin öğrenci başta İngiltere, ABD, Kanada, Almanya, Fransa, İtalya ve Avustralya gibi ekonomik yönden de gelişmiş ülkeleri tercih ederken, son yıllarda Polonya, Macaristan ve Ukrayna gibi okul ve barınma ücretleri düşük ülkelerde tıp, diş hekimliği ve mühendislik gibi bölümlere ilgi giderek artıyor…

“FİNLANDİYA’DA ÖĞRENCİLERİN YÜZDE 31’İ YURTLARDA KALIYOR, İTALYA’DA LİSTEDE SONDA”

Genel ortalamaya bakıldığında Avrupa’da okuyan lisans ve üstü öğrencilerin en az yüzde 17’si devlet ve özel sektöre ait yurtlarda kalırken, bu kişilerin yüzde 10’u odalarında tek başına kalıyor..

Kısacası Avrupa’daki öğencilerin en az yüzde 10’u yurt odalarında tek başlarına kalma imkanına sahip..

Avrupa’da Norveç, İsveç, Finlandiya ve Danimarka’da üniversite öğrencilerinin aileleriyle birlikte kalma oranı oldukça düşük ve Avrupa ortalamasının altında..

Catella ve Surostudent verilerine göre, Covid-19 pandemisi öncesi Avrupa’da öğrenci yurtlarını tercih eden gençlerin oranının en yüksek olduğu ülke yüzde 33 ile Finlandiya. Finlandiya’yı yüzde 31 ile İsveç, yüzde 29 ile Hollanda, Romanya ve Slovakya takip ediyor..

Litvanya yüzde 25 ve Danimarka da yüzde 21 ile öğrencilerin yurtlarda kaldığı ülkeler listesinde üstlerde yer alıyor..

Avrupa’daki büyük ülkeler arasında öğrencilerin yurtları en az tercih ettiği yer yüzde 3 ile İtalya.. İtalya’da öğrencilerin yüzde 69’u lisans eğitimi sırasında ailelerinin yanında kalmayı tercih ediyor..

Bu oran Macaristan’da yüzde 51, Sırbistan ve Portekiz’de yüzde 49, İsviçre’deyse yüzde 43 civarında..

“NORVEÇ’TE ÖĞRENCİLERİN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU YURT VE EVLERDE BİRLİKTE KALIYOR”

Avrupa’da öğrencilerin birlikte aynı ev ve yurt ortamını paylaşma oranının en yüksek görüldüğü ülke ise yüzde 61 ile Norveç..

Bu ülkeyi yüzde 57 ile Danimarka, yüzde 54 ile Avusturya ve yüzde 50 ile Almanya takip ediyor..

Lisans eğitiminde yurt ya da evlerde yalnız yaşayan öğrencilerin oranının en yüksek olduğu ülke ise yüzde 25 ile Fransa. Bu ülkeyi yüzde 21 ile Finlandiya, yüzde 17 ile Danimarka ve Avusturya takip ediyor..

“AVRUPA’DA EN ÇOK ÖĞRENCİ ALMANYA VE FRANSA’DA”

Avrupa’da en çok üniversite öğrencisinin olduğu ülke ise kıtanın en büyük ekonomisine sahip Almanya..

Almanya’da 2.9 milyon lisans ve üstü eğitim alan öğrenci yaşıyor.. Bu ülkeyi 2.7 milyon öğrenciyle Fransa, 2 buçuk milyon öğrenciyle İngiltere takip ediyor..

İtalya 1.7, İspanya 1.6, Polonya 1.2 milyon; Hollanda 770 bin ve Belçika ise 550 bin öğrenciye ev sahipliği yaparak bu alanda listede üst sıralarda yer alıyor..

“İNGİLTERE’DE ÖĞRENCİLERİN YÜZDE 26’SINA YURT İMKANI SAĞLANIYOR”

Bu ülkeler arasında öğrencilere en fazla yurt imkanı sağlayan ülke, yabancı öğrencilerin kıtada en çok tercih ettiği yer olan İngiltere..

İngiltere, yabancı ve yerli üniversite öğrencilerinin en az yüzde 26’sına yurt imkanı sağlıyor.. Bu ülkeyi yüzde 22 ile Danimarka, yüzde 20 ile İsveç, yüzde 15 ile Hollanda, yüzde 12 ile Finlandiya ve yüzde 11 ile Polonya takip ediyor..

Öğrenci yurtlarına Avrupa’da en az yatırım yapan ülkelerse yüzde 4-6 arası oranlarla İtalya, Portekiz ve Avusturya…

“TÜRKİYE, YABANCI ÖĞRENCİLERİN EN ÇOK TERCİH ETTİĞİ İLK 10 ÜLKE ARASINDA”

Koronavirüs pandemisi öncesi 2019 verilerine bakıldığında dünya genelinde öğrenci yurtlarına yapılan devlet ve özel sektör yatırımı yüzde 135 oranında artış gösterdi..

Avrupa’da ise 2019 sonrası 2 sene boyunca öğrenci yurdu talebi azalırken, son 10 seneye bakıldığında arz-talep dengesinin değişmediği görülüyor.. Dünya genelindeyse öğrenci yurtlarına yatırım miktarı 180 milyar euro’nun üstünde..

UNESCO’nun 2018 verilerine göre dünyada en çok uluslararası öğrenci çeken ilk 10 ülke sırasıyla ABD, İngiltere, Avustralya, Almanya, Rusya, Fransa, Kanada, Japonya, Çin ve Türkiye…

“OECD RAPORU: SOSYO-EKONOMİK DURUMUN ÖĞRENCİ BAŞARISINI EN FAZLA ETKİLEDİĞİ ÜLKE TÜRKİYE ”

Koronavirüs salgını nedeniyle bir çok ülkede okulların kapanması ve uzaktan eğitime geçmesi gençlerin öğrenimindeki fırsat eşitsizliklerini tekrar gündeme getirdi..

OECD’nin açıkladığı Eğitime Bakış 2021 raporuna göre ailelerin sosyo-ekonomik durumunun öğrencilerin eğitim hayatındaki başarısını etkilemede Türkiye OECD ülkeleri arasında ilk sırada yer aldı..

Öğrencilerin sosyo-ekonomik durumundaki farklılıkların eğitimdeki başarılarını en az etkilediği ülke ise Kanada oldu..

Raporda avantajsız durumdaki ailelerden gelen öğrencilerin okulda iyi performans gösterme ve dijital öğrenme araçlarına sahip olma ihtimalinin daha düşük olduğu vurgulanırken evde ders çalışma ortamlarının olmaması ya da ebeveynlerinden derslerinde destek alamamasına da dikkat çekildi..

Bu nedenle bu öğrencilerin yüksek öğrenime devam etme ihtimalinin azaldığı belirtildi. Ayrıca benzer sorunların göçmen aileleri çocuklarında da yaşandığı belirtildi..

Raporda dijital eğitimin artmasının var olan eşitsizlikleri daha da derinleştirmemesi için eğitim sistemli düzenleyicilerinin daha dikkatli olması gerektiği uyarısında bulunuldu..

Tüm öğrencilerin gerekli ekipman ve rehberliğe sahip olmasını garantilemenin pandemi sonrası düzelme için şart olduğunun da altı çizildi..

BAŞARISIZ EĞİTİM SİSTEMLERİNDE OKULLAR DAHA UZUN KAPALI KALDI”

OECD raporunda eğitim sistemi düşük performans gösteren ülkelerde okulların daha uzun süre kapalı kaldığına dikkat çekildi.

Sosyo-ekonomik olarak avantajsız gruptaki öğrencilerde devamsızlığın daha yüksek olduğu ve uzaktan eğitim için gerekli teknolojik gereçlere sahip olma ihtimalinin düştüğüne de vurgu yapıldı.

“PANDEMİ SIRASINDA EĞİTİM BÜTÇELERİ YÜKSELDİ”

Pandemi sırasında OECD ve ortak ülkelerin yaklaşık yüzde 60’ı eğitime harcadıkları bütçeleri yükseltti..

Bu bütçenin nerelere harcandığı ise ülkeden ülkeye değişiklik gösterdi..

Sınıf mevcutlarını azaltmak için öğretmen kadrosunu artırmak, uzaktan eğitim için gerekli ekipmanların alımı, ek burslar ve yüksek eğitim borçları gibi alanlar bütçedeki artış kalemlerinin başında geldi..

“YURT ÜCRETİ VE KİRA ARTIŞINDAN ŞİKAYET EDEN ÖĞRENCİLER ‘BARINAMIYORUZ’ DİYEREK BANKLARDA YATTI” 

Ev, yurt ve apartlardaki kiraların yüksekliğinden şikayetçi olan br grup öğrenci “Barınamıyoruz” hareketini kurarak tepkilerini geceleri banklarda geçirerek dillendirmeye başladı..

Sosyal medya üzerinden örgütlenen grup her gece belirlenen bir noktadaki banklar üzerinde sabahlayarak seslerini yetkililere duyurmaya çalışıyor..

İlk geceyi Kadıköy’de geçiren gruba mahalle sakinleri çorba ve çay getirerek destek verdi. CHP Milletvekili Mahut Tanal da gösteriye destek verenler arasındaydı..

Yüz yüze eğitim kararının açıklanmasının ardından Türkiye genelinde yüzde70 ile yüzde 290 arasında değişen kira artışları nedeniyle evsiz kaldıklarını belirten Barınamıyoruz Hareketi, yurt kapasitelerinin artırılarak doğrudan öğrencilere verilmesini istiyor..

Türkiye’de örgün aktif öğrenim gören yaklaşık 8 milyon öğrenciden sadece 700 bininin KYK yurtlarında kalabildiğini belirten öğrenciler, İstanbul’da en düşük özel yurt ücretinin bin 250 lira iken bunun 8 bin liraya kadar çıktığını belirtiyor..

Aylık 650 lira olan KYK kredi/burs miktarının İstanbul’da en az iki katına gelen özel yurt ücretleri, ülkenin geri kalanında da benze şekilde fahiş seyrediyor..

Barınamıyoruz Hareketi çözüm önerisi olarak da burs ücretinin, yurt sayısının artırılması, kiraların denetlenerek düşürülmesi ve öğrenci evlerinin desteklenmesini talep ediyor..

“BARINAMIYORUZ’: ÖĞRENCİLER YÜKSEK KİRALARA KARŞI GECEYİ PARKLARDA GEÇİRMEYE DEVAM EDİYOR ”

Ev, yurt ve apartlardaki kiraların yüksekliğinden şikayetçi olan öğrenciler “Barınamıyoruz”, ”Yurtsuzlar” gibi kurdukları oluşumlarla geceleri banklarda geçirmeye devam ediyor..

İstanbul’da başlayan eylemin etkisi ise büyüyor.. Barınma talebi ile parklarda gece nöbeti başlatan öğrenciler Ankara, İzmir, Kocaeli ve Gümüşhane gibi çeşitli kentlerde eylemde..

Sosyal medya üzerinden örgütlenen öğrenciler her gece İstanbul’un farklı parklarında sabahlayarak seslerini yetkililere duyurmaya çalışıyor..

Üniversite öğrencileri aylık 650 lira olan KYK kredi/burs miktarının yüksek ev kiraları ve özel yurt ile apartlardaki fahiş zam karşısında eridiğini anlattı..

Yüksek kira fiyatlarının yanı sıra ev sahiplerinin öğrenciye ev vermemesi ya da emlakçıların fahiş ücretler istemesi de öğrencileri zorlayan en önemli faktörler arasında..

Mevcut KYK yurtlarının da kapasitesinin yetmediğini ve KYK yurtlarının sayılarının arttırılması öğrencilerin taleplerinden..

En temel barınma haklarının ellerinden alındığını söyleyen öğrenciler, mevcut durumun sadece kendileri için değ il, ülke için bir sorun olduğuna dikkat çekiyor..

Parklarda bir araya gelen öğrenciler seslerini duyurabilmek için başlattıkları eylemleri kalıcı kılmak istiyor.. Ve bunun için de çadır kurmak istiyor. Ancak polis çadır kurulmasına izin vermiyor..

Bu nedenle İstanbul’daki öğrenciler şimdilik çadırlarını kuramadı. Fakat Ankara 100. Yıl Mahallesi İlhan Erdost Parkı’nda çadır kuran dokuz üniversite öğrencisi gözaltına alındı..

Euronews //Dilek Gul  

“BAKAN KASAPOĞLU’DAN ÖĞRENCİ YURDU AÇIKLAMASI: ALGIYLA MİLLETİMİZİ KANDIRMAYA ÇALIŞIYORLAR”

Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, öğrenci yurtları anlamında dünyanın en kaliteli tesislerine sahip olduklarını belirterek, barınma sorununa ilişkin muhalefetin ‘kötü algı’ yarattığını iddia etti..

Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü (KYK) bünyesindeki Fatma Hanım Kız Öğrenci Yurdu’nda düzenlenen basın toplantısında konuşan Kasapoğlu, muhalefetin yurt konusunu “istismar” eden bir anlayışla hareket ettiğini dile getirdi..

“DÜNYANIN EN KAPSAMLI, KAPASİTESİ EN YÜKSEK YURTLARINA SAHİBİZ”

Bakan Kasapoğlu, “Pandemi süreci sonrası da tüm il ve ilçelerdeki yurtlarda bu vatanın evlatlarını aile sıcaklığıyla karşılamaya hazır olduklarını” dile getirerek,..

“Dünyanın en kapsamlı, kapasitesi en yüksek yurtlarına sahibiz. Türkiye Cumhuriyeti olarak, adeta dünyanın en modern, en rekabetçi otel zincirleriyle rekabet eder durumdayız. Bunu göğsümüzü gere gere söylüyoruz. Temizlik, konfor, çalışma imkanları, güvenlik, bakımından her alanda yüksek standartlara sahibiz.”

“KÖTÜ ALGIYLA MİLLETİMİZİ KANDIRMAYA ÇALIŞANLAR”

Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu:

“Verileri bilmeden farklı şekilde ortaya koyanların, konuyu bildiği halde kötü niyetle istismar edenlerin olduğunu söylemeliyim..

Belli bir amaçla, kötü algıyla milletimizi kandırmaya çalışanlar çok iyi bilsinler ki her bir öğrencimiz, her bir gencimiz, Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal bir devlet olmasının bilinciyle, devletimizin, hükümetimizin güvencesi altındadır..”

Muhalefetin eleştirilerinde samimi olmadığını aktaran Kasapoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mavi vatanı inkar eden anlayışla, PKK’ya iltisaklı partilerle yaptıkları iş birlikleriyle, gençlerimizin geleceğini garanti altına alma noktasında açıkçası acziyetlerini görüyoruz. Gençlerimiz bizim gözbebeğimiz. Onların bu çabaları en güzel şekilde gördüklerine, bu güzel tabloyu en güçlü şekilde hissettiklerine inanıyoruz. İşte bunun ispatı, yurtlardaki anketlerde yüzde 98-99’larda çıkan memnuniyet anlayışıdır”

Euronews  

“ERDOĞAN: PARKLARDA YATANLARIN ÖĞRENCİLİKLE İLGİSİ YOK. BUNLAR GEZİ PARKI’NIN BİR BAŞKA VERSİYONU” 

Erdoğan kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada gündemin ön sıralarında olan yurt meselesi ile ilgili konuşarak parklarda yatanların eylemlerinin ‘Gezi Parkı’nın bir başka versiyonu olduğunu ve bu kişilerin gerçekte öğrenci olmadığını ileri sürdü..

Erdoğan:

– Türkiye dünyanın en fazla sayıda kamu öğrenci yurduna ve yatağına sahip ülkesidir.

– Son zamanlarda bazı park bahçe ve buralardaki bankaların üzerinde yatanlar, şunu açık ve net söylüyorum, bunların bir kısmının öğrencilikle alakası yok. Bunlar kendine göre güya sözde öğrenci. Bunlar aynen Gezi parkı olay neyse bunun bir başka versiyonudur.

– Hükümete geldiğimizde ülkemizde 190 olan yurt sayısını 774’e, 82 binn olan yatak kapasitesini de 719 bine biz çıkardık. Ayrıca özel yurtlarımızın 300 bin üzerindeki kapasitesi de öğrencilerin hizmetindedir.about:blank

– Kamuya ait olan yurt sayıları İngiltere’de 550 bin, Fransa’da 365 bin, Almanya’da 290 bin, Hollanda’da 113 bin ve İspanya’da 91 bin seviyesindedir.

– Ülkemiz 1 milyonu aşkın yurt kapasitesi ile bu konuda açık ara birincidir. Bugün 81 ilimizin tamamında güzelim binalarımız öğrencilerimizin hizmetindedir.

– 245 ilçemizde ve KKTC’de yurtlarımız vardır. Bu yıl yurt başvuruları kurum tarihinin en yüksek rakamı olan 624 bine yükselmiştir.

– Odalarımızda en fazla 3 yatak vardır. Yapılan başvuruların yaklaşık yüzde 70’ine denk gelen 430 bin kişi bu yurtlara yerleştirilmiştir.

– Yangın ve sel bölgelerinden ve belli şartları taşıyan öğrencilerimize yurtlarda öncelik verilmiş, kredileri de burslara dönüştürülmüştür. Biz şu an yaklaşık 1,5 milyon öğrencimize burs ve kredi veriyoruz. Bay Kemal bunlardan haberin var mı?

– Yurtlarımızın kapasitesini arttırmaya yönelik çalışmalarımızı kesintisiz sürdürüyoruz. Hali hazırda yapımı devam eden yurtlarımız da 110 binin üzerinde yeni yatağı daha yüksek öğrenim öğrencilerimizin hizmetine sunacağız.

– Eskiden CHP’nin dönemlerinde 30-40 kişilik ranza koğuş tipi yerlerde yatan -biz oralardan geldik- böyle yurtlarımız vardı. Şimdi ise 3-4 kişilik otel standardında odalara dönüştürdük. Buralarda kalan öğrencilerimize biz geldiğimizde 45 liracık veriyorlardı. Biz bunu 650 liraya çıkardık ayrıca aylık 570 TL de beslenme yardımı yapıyoruz. Yılın 12 ayı boyunca 1,5 milyon öğrenciye lisans için 650 TL, Yüksek Lisans için 1300 TL ve Doktora için 1950 TL burs veya kredi veriyoruz.

– Bu ülkenin gençlerinin diledikleri seviyeye kadar eğitim görmelerini sağlayacak alt yapıyı biz kurduk. Varsın birileri sadece yalan ile kendini göstermeye çalışsın biz eserlerle milletimizin hizmetinde olmayı sürdüreceğiz.

– Varsın birileri, sadece yalan ve iftira ile kendilerini göstermeye çalışsın. Biz eser ve hizmet siyaseti ile milletimizin hizmetinde olmayı sürdüreceğiz.

“İSTANBUL VE İZMİR’DE ‘YURTSUZLAR’ EYLEMİNE POLİS MÜDAHALESİ: ÖĞRENCİLER RÖZALTINA ALINDI” 

İstanbul Kadıköy’de ve İzmir’de yüksek kira ve yurt ücretlerini protesto eden öğrenciler polis tarafından gözaltına alındı..

Moda Parkı’nda sekiz gündür devam eden eylemlere polis müdahale etti..

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne göre İstanbul’da yaklaşık 50 öğrenci, İzmir’de de 30 öğrenci gözaltına alındı..

Açıklamada; “2911 sayılı Kanun’a muhalefet iddiasıyla gözaltına alınan öğrencilerin İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü bilgisini aldık.” denildi..

Öğrencilere yönelik gözaltı kararı, Erdoğan’ın parklarda yatarak yurt ve barınma sorununu gündeme taşımak isteyenlerin bazılarının ‘öğrencilikle alakası olmadığını” söylemesinin hemen ardından geldi..

“İSTANBUL VALİLİĞİ: YAKALANAN 28 ŞAHIS SERBEST BIRAKILDI”

İstanbul Valiliği’nden daha sonra yapılan açıklamada, Kadıköy’de 21.30 sıralarında gözaltına alınan 28 şahsın serbest bırakıldığı belirtildi:

“Kadıköy ilçemiz Moda-2 Parkı’nda dün akşam saat 21.30 sıralarında KYK Yurtlarını protesto etmek amacıyla toplanan, slogan atmak ve pankart açmak suretiyle gösteri yapan (36) kişiye, güvenlik güçlerimizce yasal olmayan eylemin sonlandırılması için uyarılarda bulunulmuştur. Gösteri yapan şahısların bu uyarılara riayet etmemesi nedeniyle (17) kadın, (11) erkek olmak üzere toplam (28) şahıs yakalanmıştır. Doktor raporları alınarak adli işlemleri tamamlanan şahıslar Cumhuriyet Savcısı talimatıyla serbest bırakılmışlardır.”

Öğrencilerin “barınamıyoruz” sloganıyla yüksek kira ve yurt ücretlerini geceleri parklarda geçirerek protestosu devam ediyor.

Ülkenin farklı illerine yayılan gösteriler sonrası Erdoğan pazartesi günkü kabine toplantısı sonrası:

 “Son zamanlarda bazı park, bahçe buralardaki bankların üzerinde yatanlar şunu açık ve net söylüyorum bunların bir kısmının öğrencilikle alakası yok. Bunlar kendilerine göre, güya sözde öğrenci. Bunlar aynen Gezi Parkı olayı neyse bunun bir başka versiyonudur..”

Öğrenciler devlet yurdu kapasitelerinin yetersiz, özel yurt ücretleri ve kiraların da aşırı yüksek olmasından şikayetçi..

Bu yıl yurtlar için 624 bin başvuru aldıklarını, 430 bin kişinin ise yurtlara yerleştirildiğini açıklayan Erdoğan:

 “Üniversitelerin açılması ile barınma ihtiyacı için yoğun bir talep ortaya çıktı. Türkiye dünyanın en fazla sayıda kamu yükseköğrenim yurduna sahip ülkesidir..” 

“YURT/BARINMA SORUNU HAYIRSEVERLİKLE ÇÖZÜLEMEZ”

Kentleşme uzmanı Prof. Dr. Tarık Şengül ile üniversite öğrencilerinin ‘Barınamıyoruz’ eylemleriyle gündeme oturan krizin nedenlerini ve çözüm yöntemlerini konuştuk..

Prof. Dr. Tarık Şengül:

“Bir öğrencinin anne/babasının gelirinin tümünü talep eden bir kiralık konut düzeninden söz ediyoruz. Bu, alt gelir grubundan gençlerin üniversitelerden tümüyle tasfiye edilmesi demek.. Bir çözüm çıkacaksa bu model, yerel topluluk, hayır kurumu mantığına değil de sosyal devlet mantığına yaslanarak olacak..” .

Öğrencilerin üniversitelere gelmesiyle beraber konut ve yurt sorunu daha belirginleşti. Öğrenciler Türkiye genelinde “Barınamıyoruz” diyerek seslerini duyurmaya çalışıyor. Öğrencilerin çağrısıyla sorunun görünürlüğü artıyor..

Yurt krizinin neden olan faktörler nedir?

Türkiye genelinde 8 milyon üniversite öğrencisi varken yurt kapasitesi 1 milyon civarında.. Açıkta kalan milyonlarca öğrenci ne yapacak? Bu soruna nasıl çözüm bulunabilir?

Bu soruları ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi, kentleşme uzmanı Prof. Dr. Tarık Şengül’e sorduk..

“ÜÇ TÜR DÜZENLEYİCİ MEKANİZMA VAR

Türkiye’de üniversite öğrencilerinin genelini kapsayacak bir yurt/konut imkânı yok. Bu noktada öğrenciler “Barınamıyoruz” diyor. Öğrenciler ne yapacaklar? Ne yapılacak bu durumda?

Prof. Dr. Tarık Şengül:

“Diğer toplumsal sorunlarda olduğu gibi, konut ve yurt sorununa yönelik de üç tür düzenleyici mekanizma var..

1-Devlet müdahalesi, 2-Piyasa mekanizması ve 3-Topluluk temelli çözümler..

Piyasa mekanizması, fiyatlandırmayla düzenleme yapar.. Katmanlı piyasalarda herkes kendi gücüne göre başını sokacak bir yer buluyorsa, eşitsizlikleri de içinde barındıran bir çözüm var demektir..

Piyasa mekanizmasının dışında bir düzenleme biçimi yerel toplulukların dayanışma esaslı çözümleridir.. Hayırseverlik örneğin bu tür bir mekanizmaya işaret eder.. Öte yandan refah devleti bağlamında devlet müdahalesi piyasa ve topluluk esaslı düzenleme biçimlerinin yetersizliklerine bir yanıt olarak ortaya çıkmıştır..

Hangi döneme bakarsak ya da hangi sorunu mercek altına alırsak alalım, bu üç mekanizmanın bir kombinasyonu toplumsal yaşamı ve sorunların düzenler. Bu üçlünün özgün kombinasyonu sorunları çözemiyorsa bir krizle karşı karşıyayız demektir..

İçinde bulunduğumuz günlere damgasını vuran kiralık konut ve yurt krizini bu tür bir çerçevenin içine yerleştirerek anlayabiliriz..

Uzun süredir kentlerimize damgasını vuran düzenleyici mekanizma piyasa güçleri tarafından şekillendiriliyor.. Devlet müdahalesi bu uzun süre içinde büyük ölçüde piyasa güçlerinin mantığına teslim olmuş durumda!

Topluluk temelli müdahale alanı ise piyasa-devlet mantığının yarattığı çelişki ve boşluğu bambaşka bir fırsatçılık ve amaçlarla cemaatlerin doldurması anlamına geldi..

Bugün geldiğimiz noktada görüyoruz ki bu özgün kombinasyon bir çözüm değil kriz üretti! Şimdi öğrenciler ayakta ve hayati bir sorunlarının olduğunu söylüyor ve çözüm talep ediyorlar..”

“ALT GELİR GRUBU ÜNİVERSİTELERDEN TASFİYE EDİLİYOR”

Buna karşın hem Erdoğan hem İçişleri Bakanı Soylu eylemlere katılanların bir kısmı için ‘sözde öğrenci’ diyor, barınma sorununun olmadığını iddia ediyor..

Prof. Dr. Tarık Şengül:

“Bu soruyu kısa yanıtlayacağım, bu önemli soruna dönmek adına! İddia edilenin tersine öğrenciler değil karşı karşıya oldukları barınma sorunu son derece radikal ve yıkıcı..

Eğer bir terör durumu varsa, terör estiren kiralık konut piyasaları ve spekülatörleri..

Çok ciddi bir sorunla karşı karşıyayız. Öğrenci öğrenimini sürdürebileceği koşulların çok uzağına düşmüş durumda..

Bir öğrencinin anne/babasının gelirinin tümünü talep eden bir kiralık konut düzeninden söz ediyoruz. Bu binlerce yer-yurtsuz öğrenci ve daha somut olarak alt gelir grubundan gelen gençlerin üniversitelerden tümüyle tasfiye edilmesi demek..”

Anlıyorum, o halde karşılaştığımız krizde sorun nereden kaynaklandı?

Prof. Dr. Tarık Şengül:

“Bu soruyu somut durum üzerinden yanıtlayalım.. 8 milyon öğrenci ve bunun karşısında 1 milyon kapasiteyi temsil eden yurtların olduğu söyleniyor.. Bu yetersizlik önemli, kriz bu noktadan başlıyor ancak başka bir noktada öğrencilerin kiralık konut piyasasına dönmesiyle patlıyor. Çünkü o piyasa alternatifi tükenmiş öğrencilerden veremeyeceği meblağlar talep ediyor..

Krize yol açan iki boyutlu bir durum var; yurtların yetersizliği ve kiralık konut piyasasında öğrencilerden talep edilen fahiş kira düzeyleri!”

“DEVLETİN MÜDAHALE ETMEMESİ PİYASANIN VE CEMAATLERİN ALANINI GENİŞLETTİ

Prof. Dr. Tarık Şengül:

Önce kısaca yurtlar meselesine değinelim: Sizin verdiğiniz sayılar yurtların yetersizliğini gösteriyor. Geçtiğimiz dönemde devlet çeşitli kurumları aracılığıyla yurt üretme konusunda isteksiz davrandı.. Alanı piyasa güçlerine bırakmayı yeğledi..

Ancak özel sektör eliyle üretilen yurtlar pahalı ve sayıları sorunu çözmekten uzak..

Öte yandan devletin müdahale etmedeki gönülsüzlüğü piyasaların ve cemaatlerin alanını genişletti. Dolayısıyla topluluk temelli çözümler dediğimiz alanı geçtiğimiz dönemde büyük ölçüde cemaatler kapattı ve sağladıkları yurtların karşılığında öğrencilerden siyasal aidiyet istiyorlar.. O aidiyetler nedeniyle şimdi cezaevlerinde yatan gençler var..

Öyle ya da böyle piyasa-devlet-cemaat kombinasyonunun yetersizliğinin faturasını geldiğimiz noktada öğrenciler ödüyor ve hiç sürpriz olmamasına karşın talep edilen rakamlar herkesi şaşırtan bir krize işaret ediyor..”

“ALT GELİR GRUPLARI PİYASAYA ALICI OLARAK GİREMİYOR, ÜST ORTA GRUPLARDA KONUT BİRİKTİ”

ODTÜ’den yola çıkarsak, buraya en yakın semt 100.Yıl/İşçi Blokları. Oysa 2 ay önce hem sizinle hem de öğrenci arkadaşlarla görüştüğümüzde burada durum çok vahimdi..

Prof. Dr. Tarık Şengül:

“Kiralık konut piyasasına bakmak için iyi örneklerden biri ODTÜ öğrencilerinin hedefi olan 100. Yıl Mahallesi olabilir..

Yurtlarda yer bulamayan öğrencilerin hedeflediği bir yer 100. Yıl. Ancak kiralık ev arayan çok sayıdaki öğrenci karşısında bu mahalle son derece sınırlı kiralık ev sunuyor. Öğrenci bu mahallenin dışına çıktığında da durum düzelmiyor. Çünkü genel olarak da kiralık ev arayanların sayısı çok ve kiralanabilecek konutların sayısı az.!

Bu durumun temel nedeni şu; sayısı her gün büyüyen alt gelir grupları konut piyasalarına alıcı olarak giremiyorlar. Son maliyet artışları bu durumu daha da büyük sorun haline getirdi..

Geçtiğimiz dönemde üst ve üst-orta gelir gruplarının elinde ihtiyaçlarının çok ötesine bir konut birikirken, alt gelir grupları konut sahibi olmanın çok uzağına düştüler..

Şimdi karşımızda son derece kutuplaşmış bir konut piyasaları var.. Örneğin Çayyolu, İncek gibi yerlerde çok sayıda boş konut var, üst gelir gruplarının elinde orada çoğu boş duruyor.. Diğer tarafta sayısı her gün biraz daha artan alt ve alt-orta gelir grupları kiracı statüsüyle konut piyasasına giriyorlar ve o piyasalarda kiralanabilir konut sayısı sanıldığı kadar yüksek değil.. Dolayısıyla fiyatlar her gün biraz daha yükseliyor..

Konut üretim maliyetlerindeki fahiş artış bu durumu daha da vahim hale getiriyor..

Ankara gibi birçok büyük kentte üst gelir gruplarının konut fazlası, alt ve alt-orta gelir gruplarının konut sıkıntısı çektiği bir kutuplaşma ve eşitsizlik var. İşte bu, kiralık konut piyasasında fiyatların kontrolsüz biçimde yükselmesinin ana nedeni..

Üniversite öğrencileri, ne yazık ki bu büyük eşitsizliğin ortasındaki boşluğa düştüler ve hak etmedikleri bir bedel ödüyorlar..

“PİYASA GÜÇLERİ YARATTIKLARI KRİZİ FIRSATA ÇEVİRİYOR”

Devlet müdahalesinin eksikliğinin sonuçlarını aktardınız. Öğrencilerle yaptığımız görüşmelere göre, ev kiralamanın koşulları ev sahiplerinin sınırsız taleplerince belirleniyor. Buna dönük bir çözüm var mı?

Prof. Dr. Tarık Şengül:

“Elbette bulunabilir. Burada yeniden devlete döneceğiz. Devlet bu süreçlere üç biçimde müdahale edebilir..

1-Birincisi konut alanına doğrudan girmesi..

2-İkinci biçimi piyasaların düzenlenmesidir. Örneğin, boş konutların vergilendirilmesinden, kira kontrolüne kadar uzanan geniş bir alanda devlet düzenlemeler yapabilir. Ancak bugün gördüğümüz, devlet üretmediği gibi düzenlemek niyetinde de değil! Kontrolsüz bir ortamda kiralar istenmesi yanında, 6 aylık peşin isteyen ev sahipleri ya da kiraya vermek için öğrenciden mutfağa ankastre fırın taktırmasını isteyen ev sahipleri var..

3-Benzer biçimde sorun sahiplerine sübvansiyon sağlanması konusunda da iç açıcı örnekler yok ortada! Dolayısıyla piyasa güçleri yaratmış oldukları krizi aynı zamanda bir fırsata çeviriyor. Felaket kapitalizmi dediğimiz olgunun bu defa konut piyasasında tezahürünü görüyoruz.

‘HAYIRSEVERLİK MODELİ KRİZİNE ÇÖZÜM OLAMAZ”

Öyleyse nasıl çözülecek? Ankara’da da belediye bazı imkanlar yaratacağını söyledi. Keza Kayseri ve İstanbul’da da öyle. Bu çözümlere baktığımızdaysa geçici bir aylık bir konaklamadan bahsediliyor. Belediyelerin rolü bu kadar mı?

Prof. Dr. Tarık Şengül:

“Çözümün merkezinde devlet müdahalesinin yattığını, devlet müdahalesinin merkezinde ise geldiğimiz aşamada yerel yönetimlerin olması gerekiyor..

Belediyelerin bugünkü çabalarını da önemsiyorum ama aynı zamanda şunun da altını çizeyim; son günlerde belediyelerin öğrencilere yurt sağlama konusundaki çabaları biraz hayır kurumların ve yerel topluluklarının dayanışma pratiklerine benziyor..

Bu kriz karşısında anlık bir refleks olabilir, iyi de hissettirebilir ancak hemen ekleyeyim; bu tür bir hayırseverlik modeli çözümün kendisi olamaz. Bir çözüm çıkacaksa bu model, yerel topluluk, hayır kurumu mantığına değil de sosyal devlet mantığına yaslanarak olacak..”

‘BELEDİYELER YETKİ VE KAYNAK TALEBİNİ MERKEZE DAYATMALIDIR’

Devlet müdahalesi ve yerel yönetimler dediniz, sanırım burada da bir yöntem, model olmalı?

Prof. Dr. Tarık Şengül:

“Somut bir adım olarak, belediyeler yurt yapımı için yetki ve kaynak talebini merkezi yönetime dayatmalılar.. Bu talep öğrencilerin de talebi haline gelmeli!

Öğrencileri dikkate alan onları da modelin içine alan karar alma ve yönetime dahil eden yeni kapsamlı öğrenci yurtları politikasına ihtiyaç var..”

‘ÇÖZÜMDE ÖĞRENCİLER MÜŞTERİ DEĞİL SÜRECİN PARÇASI OLARAK GÖRÜLMELİ’

Aslında söylediğinizi bugün yapan, öğrenciye ucuz barınma imkânı veren cemaat düzenine de bir alternatif getirmek anlamına mı geliyor?

Prof. Dr. Tarık Şengül:

“Çok önemli bir meseleye işaret ediyorsunuz. Bu alandan temizlenmesi gereken yalnızca piyasa mantığı değil, aynı zamanda cemaat denilen topluluklar..

Adil, özgürlükçü gençlerin taleplerine yanıt veren bir yurt politikası geldiğimiz aşamada yerel yönetimler-üniversiteler-öğrenciler üçgeni etrafında kurulabilir..

Birçok üniversite özellikle kampüs üniversitesi, yurt yapımının en önemli maliyet kalemi olan uygun arsaya sahip, yurt yapımında belediyelerle etkin iş birlikleri geliştirebilirler; bir kez daha altını çizmek istiyorum; öğrenciler bu modelin müşterisi olarak görmeyen, onları da sürecin parçası haline getiren bir yaklaşıma ihtiyaç var..

Ancak başta yaptığım analize dönecek olursak yine belediyeler aracılığıyla kentlerde rant temelli konut üretimine set çeken ve sosyal konut üretimini önceleyen bir yeni konut rejimine ihtiyaç var. Kentlerde biriken kiralık konut talebinin eritilmesi kiraların düşmesi açısından çok önemli..

Ben öğrencilerin kent dokusu içinde yerleşmesinin kentlerin soluk alabilmesi açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla öğrencilerin bütünüyle yurt düzeni içine yerleştirilmesi gerekmiyor. Ancak etkin bir konut politikası öğrenciyi kira spekülatörlerinin önüne atılmaktan da kurtarabilir..”

Duvar//Mühdan Sağlam

İLGİLİ HABER

Euronews// Kerem Congar     

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top