EKONOMİ

ÇAY ÜRETİCİSİ: SEÇİMDE MUTLAKA BUNUN BEDELİNİ BUNLAR ÖDEYECEKLER

.

“SEÇİMDE MUTLAKA BUNUN BEDELİNİ BUNLAR ÖDEYECEKLER!”

CHP Artvin milletvekili Uğur Bayraktutan Artvin Kemalpaşa ilçesinde esnaf ziyareti sırasında bir çay üreticisinin feryadını dinledi..

Çay üreticilerinin açıklanan fiyatlarla para kazanamadığını belirten esnaf Medet Yılmaz:

“Seçimde mutlaka bunun bedelini bunlar ödeyecekler. Bu gerçek..

Bedava alıyorlar, 3 sene önce bunu veriyorum.. Rizeli milletvekili var, Giresunlu var, Ordulu var onlar niye orada yatıyorlar niye yardımcı olmuyorlar? Bizimle dalga geçiyorlar..”

Bayraktutan: Problem ne?

Medet Yılmaz: Problem nedir? İki buçuk lirayla 2400 lirayla özel sektörlerle hükümet ortak mı? Ben de bilmiyorum. Anlaşmalıydı ben öyle zannediyorum..

Bayraktutan: Evet

Medet Yılmaz: Anlaşmalıdır, ben öyle zannediyorum ama bedava alıyorlar.. Bedava alıyorlar. Bizim çaya yardımcı olsunlar özellikle, Rizeliler özellikle Rizeliler orda yan gelip yatmasınlar.. Giresun var Ordu var hiçbiri yardımcı olmuyor. Bir siz geldiniz, Allah razı olsun geliyorsunuz sizi dinleyen yok. Hükümetin çoğunluğu var, daha ne diyelim.. Bedava çay alıyorlar bedava, ilgilensinler, MKYK Üyeleri hepsi ilgilensinler, ilgilenmiyorlar dalga geçiyorlar. .Akşam televizyonda izledim resmen dalga geçiyorlar..”

NE OLMUŞTU?

“ÇAY ÜRETİCİSİ İSYANDA: ‘ÜRETEN BİZİZ, TÜKETEN CENGİZ!'”

‘ÇAY’ ALARM VERİYOR

Hopa’da gerçekleşen eylemde 46 kişi gözaltına alındı..

ÇAYKUR’un açıkladığı 4 liralık çay alım fiyatı, özel şirketlerin bu fiyatı 2,80 liraya kadar çekmesi, günlük çay alım kontenjanının 15 kiloya kadar düşmesiyle çay üreticisi isyan etti.

Çay sezonun başlamasıyla birlikte kilogram başında 3,87 lira, destekle birlikte 4 lira olarak açıklanan ÇAYKUR yaş çay alım fiyatı üreticinin beklentilerini karşılamazken; günlük kontenjanın 15 kiloya düşürülmesi üreticiyi isyan ettirdi

Çayda kota ve kontenjan uygulamalarına karşı üreticiler; Hopa, Kemalpaşa, Arhavi, Fındıklı, Çayeli, Ardeşen ve Rize’de birçok eylem düzenledi.

Çay üreticisi Foto: Eren Dağıstanlı
ÇAY ÜRETİCİSİNİN KARŞI ÇIKTIĞI KOTA VE KONTENJAN UYGULAMASI NE ANLAMA GELİYOR?
 


Devletin bir sürümde dönüm başına alacağı çay miktarına KOTA deniyor..

Örneğin bu sene bir üreticinin 10 dönüm çay arazisi varsa dönüm başı 600 kilodan toplamda bir sürümde 6000 kg çay satabilir. 

KONTENJAN ise; dönüm başı günlük ne kadar çay satabileceğini belirler..

Örneğin kontenjan 15 kg belirlenirse 10 dönüm arazisi olan üretici 150 kilo günlük satış yapabilir. Günde 150 kilo ile çayın zamanında toplanması ve satılması ise neredeyse imkansız.

Bu şartlarda çay üreticisi devlete elindeki çayın tamamını satamadığı için özel sektöre ve özel sektörün belirlediği düşük ücrete mecbur bırakılıyor.

“Özel ve devlet fiyatı aynı olabilir” 

Esra Gümüşkaya, Artvin Kemalpaşalı çay üreticilerinden yalnızca biri. 

5’te başlayıp öğlene kadar devam edecek çay mesaisi için günü sabah 04:30’da uyanıyor. Öğlenden sonra ise işin daha zor kısmı başlıyor: Emeğinin karşılığı için mücadele. 

Esra Gümüşkaya:


“Satabildiğimizi devlete satıyoruz, satamadığımızı özele veriyoruz. Günde biz şansımıza 300 kilo verebiliyoruz, geri kalan 300-500 kilo ne kaldıysa o gidiyor özele.. Özel şirketler çayı çok ucuzdan alıyor.”

Emeklerinin karşılığını kesinlikle alamadıklarını söyleyen Gümüşkaya’ya göre fiyatlar sabit tutulmalı: 
 

“Özel olsun, devlet olsun hepsi sabit olmalı. Yağmur çamur demeden bu çay toplanıyor. Kontenjanın artması da talebimiz. Kota 15 ton bizim, günde 300 kiloyla 15 ton bir aya hayatta bitmez.”

“DEVLET BİZİ ÖZELE MAHKÛM ETTİ” 

Kemalpaşalı diğer bir çay üreticisi Kemal Altunkaya:

“Çayla alakalı çok şey var hangisini söyleyeyim..

Ben üç gündür çay veremiyorum. Günlük 100 kilo çay veriyorum, bir ton çayı 10 güne vereceğim. Özel şirket de bekliyor ‘İnşallah ÇAYKUR’a veremez, gelir burada çayı bana verir’ diye. 

Çok zor durumdayız devlet bizi özele mahkum etti. 4 liralık çayı 2,80 liraya alıyorlar. Millet alım yerlerinin önünde akşama kadar 100 kilo çay verelim diye bekleyecek.”

“Özele hiç çay vermeyeceğim, kesinlikle ÇAYKUR’a vereceğim” 

Çay, diğer pek çok tarım ürününe benzemiyor, sonraki mahsül gelmeden, tadı acılaşmadan bir an önce toplanması gerekiyor.  

Ancak devlet “ancak şu kadar alırım” diyerek kontenjanını düşük tuttukça, özel şirketler ödeyeceklerini düşük tuttukça çay üreticisinin yaşadığı zorluk büyüyor. 

Sebahat Altunkaya yağmurda, çamurda, çay alım yeri kapılarında devam eden mücadelelerini anlatırken: 

“100 kilo 100 kilo vermekle ne olur? Çayın zamanı geçiyor. Çaylarınızı alacağız diyorlar ama almıyorlar..


Çayını kesinlikle ÇAYKUR’e vereceğim.. Özele hiç çay vermeyeceğim. Benim 3 ton çayım var. Onu da özele versem bana ne kalır?”

“ÇAY ARTIK GEÇİM KAYNAĞI DEĞİL ” 

İstanbul’da yaşayan ancak çay sezonunda memleketi Kemalpaşa’ya çay toplamaya gelen KERİM CANCI’ya göre çay hasadının zamanıyla ilgili yaşanılan problemler, devletin uyguladığı politikalar ile ilgili:
 

“Kota ve kontenjan politikaları sebebiyle ürettiğimiz, topladığımız çayları zamanında yetiştiremiyoruz. Bu da bizim ürün de verim almamızı engelliyor.. 

Devlet çayları almak istemiyor çünkü, özel sektöre daha çok pay bırakmak istiyorlar. Bunun danışıklı dövüş olduğunu bütün üreticiler biliyor.. 

Devlet 4 lira fiyat açıkladı, ‘Çok iyi’ diye algı yönetiyorlar ancak bugün üretici çayını 2,80 ile 3 lira arasında satıyor. Bu da üreticiye bir şey bırakmıyor.. 

Şu an insanlar da özele veriyor çayını. Devlet kafasına göre belirlediği kotasını alıyor. Bu politikalarla bizi özele mahkum ediyorlar..
 


Benim 20 ton çayım var. Bunun 10 tonunu devlete veremiyorum. Benim için bir geçim kaynağı değil çay. Geleneksel bir döngüye döndü artık. Çayım bahçede kalmasın, toplansın diye uğraşıyorum. Benim çocuğumu, ailemi geçindirecek bir kaynak olmaktan çıktı.. 

Kaldı ki ben 20 tonla ciddi bir üretim yapıyorum. Benim dışımda bu köylerde bu kadar çaya sahip olmayan insanlar var ve başka geçim kaynağı olmayan aileler var.. 

Çay demek öğrenci okutmak demek, çay demek yaşlıları hastaneye götürmek demek, çay demek yemek demek… Maalesef artık bunları karşılayamıyor.”


Başka bir çay üreticisi ise Cengiz Holding’in vergi borçları silinirken üreticiye yapılanları “Üreten biz, tüketen Cengiz İnşaat. 600 trilyon vergisini sildi. Kendi yandaşlarını kayırır başkasını değil. Vatandaşları kayırıyorum diye yandaşlarını kayıran iktidar, son dualarını ediyor; gidiyor” diyerek yorumladı. 

Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesindeki Merkezi Uzlaşma Komisyonu, Cengiz İnşaat’ın 2005-2009 yıllarına ait 424,4 milyon liralık vergi cezasını 2016’da silmişti. 

Hopa’da çay üreticisine abluka: 46 gözaltı 

Kota ve kontenjan uygulamalarına karşı 27 Mayıs’ta Hopa Meydanı’nda bir araya gelerek çay fabrikasına yürümek isteyen Hopalı çay üreticilerine polis izin vermedi. Polisin çay üreticilerine müdahale ederken 46 kişi gözaltına alındı.


Hopalı kadın çay üreticilerinin “çay bizim, fabrika bizim, emek bizim sahip çıkacağız; derdimizi söyleyeceğiz” diyerek yürüyüşe geçtiği sırada polis tarafından çembere alınan üreticiler; polisin gazlı ve kalkanlı müdahalesine maruz kaldı.

Gözaltına alınan 46 kişi ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.

Eylemdekiler çay üreticisi değil mi?

Polisin müdahalesi sırasında bayılmasına rağmen ters kelepçeyle gözaltına alınan GÜNEŞ ALTUNKAYA, sosyal medya üzerinden kendilerine yöneltilen “çay üreticisi değil bunlar” şeklindeki suçlamalara şu şekilde cevap verdi: 
 

“Biz yıllardır bu memlekette çay üreticisiyiz, çay topluyoruz. Ben küçük yaştan beri çay topluyorum. Hatta üniversiteyi çay sayesinde okudum. İşi olmayan kişi çay toplayarak aslında geçimini sağlıyor. Çay topluyor insanlar ve o parayla da çocuklarını okutuyor ve ev geçindiriyor.”


“Polisin biri ‘Yalan bayılmıştır, alın gözaltına’ diyordu”

Hopa’daki üreticilerin taleplerini ve eylem sırasında yaşanılanları anlatan Altunkaya:

“İki talebimiz vardı, iki talebimizden biri kontenjanın 30 kilo olmasıydı. Özel sektöre de mahkum olmamızdı. Özel sektöre çay satmak istemiyorduk” diyerek söze başladı. 


Hopa Meydanı’nda toplandıktan sonra basın açıklaması yapmak için ÇAYKUR’un önüne yürümek istediklerini ancak izin verilmediğini söyleyen Güneş Altunkaya şöyle devam etti:
 

“Çevik kuvvet tarafından saldırıya uğradık. O esnada üç kere gözaltına alınmak istendim ve Hopa halkı tarafından kurtarıldım.. 

Dördüncüsünde gözaltı olurken, ufak bir kriz geçirdim ve bayıldım. O sırada yerde baygınken, hatırladığım kadarıyla beni ters kelepçeyle gözaltına almaya çalışıyorlardı.. 

Polisin biri şu cümleyi söylüyordu: Bu kesin yalan söylüyordur, yalandan bayılmıştır, alın bunu gözaltına. Alın atın arabaya..

Görüyoruz ki emeğimizin karşılığını şiddetle alıyoruz. Bu nasıl bir şeydir biz de anlamamışız!”

FINDIKLI’DA ÇAYLAR YOLA DÖKÜLDÜ “

“Çayda sömürüye son” ve “Servetiniz bizden çaldıklarınızdır” yazılı pankartlarla Fındıklı Meydanı’nda toplanan üreticiler çayda kota ve kontenjan uygulamalarını protesto ettiler..


Fındıklılı üreticiler yanlarında getirdikleri çayları karayoluna dökerken, üreticiden yana çay politikaları talep ettiler..

Üreticilerin yaptığı eylemde konuşan Fındıklı Ziraat Odası Başkanı Mehmet Ali Özsoy, özel sektörün verdiği acımasızca fiyatlarla çay üreticisine yüklendiğini dile getirdi.

Fındıklı Belediye Başkanı:

“Kota ve kontenjan uygulamaları tefecilerin iştahını kabarttı “

Çay ve ÇAYKUR hakkında her gün üreticinin aleyhine gelişmeler yaşandığını söyleyen Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Şahin Çervatoğlu çay tarımında yaşanan sorunları şu sözlerle değerlendirdi: 
 

“Her tarım ürününde olduğu gibi ulusal/uluslararası sermayenin oynadığı oyunlar ve siyasal iktidarlar tarafından uygulanan yanış politikalarla çayımızı yani bizi bitiriyorlar. Toprağımızdan yaşamımızdan koparıyorlar..

Bölgede ÇAYKUR’un çay tarımının başlangıcında kota ve kontenjan uygulaması üretici ile sanayici arasında oluşmuş olan tefecilerin ve özel sektörün iştahını kabartmıştır.. 

Taban fiyat olarak açıklanan kilogram başına 3,87 lira, üretici aleyhine düşürülmüş ve 2,80 liralık birim fiyattan aracılar ve özel sektör çay almaya başlamıştır.. 

Çay öyle bir bitkidir ki zamanında toplamazsan tarlada satamayacak durumda kartlaşır. Bu nedenle üretici iki cenderenin arasına sıkıştırılarak özel sektörün taban fiyatın çok çok altında ürününü almasına razı olur. “

Çay üreticisi Foto: Eren Dağıstanlı
Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Şahin Çervatoğlu/ Fotoğraf: Fındıklı Belediyesi / cafemedyam


Çay’ın ve üreticinin üç acil ve olmazsa olmaz derecede önemli bir sorununun çözüm beklediğini söyleyen Çervatoğlu, bu sorunları şu şekilde sıraladı:

1- Kota Kaldırılmalı, çay üreticisi kota sorununa sıkıştırılmamalıdır. Nitelikli ve sağlıklı bir üretim planlaması yapılmalıdır.

2- Dönüm başına uygulanan kontenjan sorunu ÇAYKUR tarafından üretim planlaması ile birlikte çözülmelidir. Üretici çayım tarlada kalacak korkusuyla özel sektöre mahkum edilmemeli. 

3- Her yıl açıklanan taban fiyat gerçekten taban fiyat olmalıdır. Taban fiyat olarak açıklanan fiyatın altında özel sektörün yaş çay alımını yapamamalı ve yaptırımlarla birlikte yasaklanmalıdır.

ÇAYKUR’un Varlık Fonundan çıkarılarak gerçekten çay üreticisinin kurumu haline dönüştürülmesi gerektiğini söyleyen Çervatoğlu:

“Çay üreticisinin taraf ve içerisinde değişmez olarak yer aldığı çayın tüm bileşenleriyle birlikte çay kanunun çıkarılması sağlanmalıdır” dedi. 

Rize il başkanları
Fotoğraf: Eren Dağıstanlı/ Independent Türkçe / cafemedyam
RİZE İL BAŞKANLARINDAN ORTAK AÇIKLAMA “

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Deva Partisi ve Doğru Parti Rize İl Başkanları ÇAYKUR Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü önünde yaptığı açıklamayla, “Çayımız her şeyden önemli ve siyaset üstüdür. İktidarıyla muhalefetiyle bir olalım. Rize için gereğini yapalım” çağrısında bulundu.
 


2021 yılı yaş çay kampanya sezonununun yine hayal kırıklığı ile açıldığını söyleyen il başkanları:

 “Sezon başında açıklanan dekar başına 600 kilogramlık kota ve kontenjan kısa bir süre içerisinde kontenjanın 15 kiloya kadar inmesiyle üreticinin sevinci kısa bir sürede kursağında bırakılmıştır” ifadelerini kullandı. 

ÇAYKUR’un kampanya sezonunun hemen başında 15 kilo kontenjan uygulamasının anlaşılır bir durum olmadığını aktaran parti temsilcileri, şöyle devam etti: 
 

4 lira olarak açıklanan çay fiyatının özel sektörde 2,80’lere kadar inmesi kabul edilebilir değildir. Üstelik özellikle yüksek kesimlerde henüz yoğun bir şekilde çay toplanmaya başlanmamıştır.. 

Buna rağmen uygulanan bu kontenjanla, müstahsillerimizin emeklerinin karşılıklarını almaları mümkün değildir. Üreticilerimiz bilerek özel sektöre yok pahasına mahkum bırakılmaktadır.. 

Oluşturulan bu sağlıksız ortam çay müstahsili olduğu kadar ufak sermayelerle fabrika işleten işletme sahiplerini de kötü etkilemektedir. Hükümetin sadece yüksek sermayeli fabrika sahiplerini destekleyen politikaları ile küçük sermayeli fabrikalar adeta fason üretim merkezleri haline gelmiştir..”

Çay üreticisi Foto: Eren Dağıstanlı
Fotoğraf: Eren Dağıstanlı/ cafemedyam

‘’Rize senden Rize için elinden geleni yapmanı bekler”

“Yıllardır tartışılan ancak hükümet tarafından bilerek buzdolabında bekletilen yaş çay kanunu bir an önce çıkarılmalıdır” diyen Rize il başkanları bu yolla taban fiyatın altında yaş çay alımının  da önüne geçileceğini söyledi: 

“Çıkarılacak bu kanunla ÇAYKUR’un daha verimli hale gelmesi ve organizasyon kabiliyetinin arttırılması sağlanacaktır. Çıkarılacak çay kanunu ile kontenjan sorunu giderilebilecektir.. 

Çay Kanunuyla müstahsillerin sorunları çözüme kavuşturulacağı gibi ufak sermayeli fabrika sahipleri de desteklenerek onların da mağduriyetleri giderilmiş olacaktır. Müstahsilimiz kazanacak, çayımız da sanayisi ile birlikte yüksek değer bulacaktır..
 


Yani özetle sorunlar belli olduğu gibi çözümleri de mevcuttur. Çay sorunu kesinlikle çözümsüz değildir. Sadece sorunları çözecek siyasi bir irade aranmaktadır. Vatandaşlarımızın talebi çay sektöründeki sıkıntılara karşı yetkililerin  yıllardır tıkadıkları kulaklarını Rizeli hemşerilerimizin sesine açmaları ve mağduriyetlerinin giderilmesidir..

Büyük Rizeli Ekrem Orhon’un meşhur sözüyle sesleniyoruz: Rize senden Rize için elinden geleni yapmanı bekler.”

© The Independentturkish / Eren Dağıstanlı 

KORONAVİRÜS SALGININDA HASAT NASIL YAPILACAK?

ÇAY TARIMI

Doğu Karadeniz Bölgesi’nde Rize, Trabzon, Artvin ve Giresun illerinde 800 bin dekarlık bir alanda 200 bin üretici tarafından yapılıyor.

Çaykur ve özel çay fabrikalarında çalışan işçiler ve mevsimlik işçiler de eklendiğinde yaklaşık 2 milyon kişi çay üretiminden geçimini sağlıyor.

YILDA 3 KEZ HASAT

Çoğunlukla ülke içindeki tüketimde değerlendirilen ve büyük ölçekte olmasa da ihracata da konu olan çayın hasatı, ilk sürümü mayıs ayında olmak üzere yılda 3 kez olmak üzere yapılıyor.

Üretim bölgesi olan Doğu Karadeniz’deki nüfusun yaşlı olması ve bölge gençlerinin işsizlik sebebiyle büyük şehirlere göç etmesinden dolayı çayın hasatı ve işlenmesi çoğunluğu göçmen işçiler eliyle yapılıyor.

BULAŞI RİSKİ

Hasat öncesi hazırlıklar, hasat ve sonrasında işleme için gereken iş gücünün temininin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) pandemisi sebebiyle mümkün olmadığı çay üretiminde, büyükşehirlerden bölgeye akın eden çay üreticilerinin aileleri, bulaşı riskini artırıyor.

Söz konusu insan akınının bölgedeki birçok yerleşim alanına virüsü taşıdığı, pek çok bulaşı vakasına ve değişen ölçeklerde yerel karantina uygulamalarına sebep olduğu biliniyor.

Bu şehirlerin girişlerinde uzun araç konvoyları ve güvenlik/sağlık ekiplerinin kontrol noktaları gündem olmaya devam ediyor.

Koronavirüs pandemisi öncesinde de alım fiyat düşüklüğünden kota uygulamalarına kadar çeşitli sorunları olan çay üreticisi, salgın koşullarında ciddi bir tehditle karşı karşıya.

çay hasat aa1.jpg
Fotoğraf: AA
ÇAY ÜRETİMİ DOSYASI

Çay üretiminin sürdürülmesinden bulaşı riskinin giderek artışına kadar pek çok durumla karşı karşıya kalan çay üreticisinin sorunlarını ve Türkiye hane halkının temel tüketim maddelerinin başında gelen çayın üretiminin farklı aşamalarında yer alan aktörlerin görüşlerini bu dosyada bütün olarak ele aldık.
 

Bu dosyada çay üreticisi olan çiftçi Süleyman Hacıbektaşoğlu’nun, bir Çaykur işçisinin, Çağdaş Gazeteciler Derneği Rize Şube Başkanı olan gazeteci Gençağa Karafazlı’nın, Rize Fındıklı Ziraat Odası Başkanı Mehmet Ali Özsoy’un, Çiftçi Sen Çay üreticileri temsilcisi, dönem sözcüsü Recep Memişoğlu’nun, Rize Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Erdoğan’ın, çay alanı üzerine Marmara Üniversitesi Kalkınma İktisadı ve İktisadi Büyüme Bilim Dalı bünyesinden kapsamlı bir tez çalışması bulunan araştırmacı-yazar Fatma Genç’in, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Elif Karaçimen Köse’nin ve Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Çay İhtisaslaşma Koordinatörü Prof. Dr. Ali Bilgin’in talep, uyarı ve görüşlerine yer verdik.

Trabzon’un Of ilçesinde çay üretimi yapan çiftçi Süleyman Hacıbektaşoğlu, çay üreticilerinin yaşadıklarını ve karşılaştıkları sorunları anlattı..

“PARA ELİMİZDE KALACAK SÖYLEMLERİ HAMASET TEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR”
Çiftçi Süleyman Hacıbektaşoğlu.jpg
Çiftçi Süleyman Hacıbektaşoğlu / Fotoğraf: Independent Türkçe

Süleyman Hacıbektaşoğlu:

”Pandemi ile birlikte bölgede yaklaşan çay hasatının nasıl olacağı üreticileri düşündürüyor..

Bu konuda çay tarımı ile ilgili kurumlar sadece sorunun üzerini kapatıyor, ‘Çayımızı kendimiz toplayacağız ve dışarıya gidecek olan para elimizde kalacak söylemleri hamasetten başka bir şey değildir..

Çayını toplayan üretici sayısı yüzde 30’lar civarındaydı, buna küçük üreticinin de katıldığı en iyimser şartları da eklersek yüzde 50 gibi bir oran oluyor. Hem insan yetersizliği hem de çayın fazlalığından dolayı işçi kullanıyordu. Bu durum bölgedeki çay hasatında soruna yol açacak..

Bu konuda yerel yönetimlerin bu sorunu çözmek için ilçe ilçe, köy köy organizasyonlar yapması gerekiyor. Köyün çay toplayabilecek gençlerinin SGK kapsamına alınıp ücretleri üretici tarafından ödenecek bir yöntem bulunmalı. Yoksa çayın büyük bir kısmı dalında kalmış olacak. Bunun hem sanayici hem de üretici için vahim sonuçları olacak. Bölgenin bir kısmının karantina altında olması, hasat öncesi hazırlıkların, yani gübreleme ve bakımın yapılamamasına neden oldu. Bu da verimi düşürecektir. Bölgeye virüs, büyükşehirlerden gelenlerin engellenmemesinden ve umrecilerden geldi. Bölge insaninin sorumsuz davranması yüzünden de iyice yayıldı.”

“Belirsizlik ve umutsuzluk var”

Süleyman Hacıbektaşoğlu:

“Yarın fabrikalarda işçiler, çay satım yerlerinde de üreticiler bir araya gelecek. Oralarda kimsenin sosyal mesafe kuralı uygulaması bu mümkün değil. bu sebeple kaygılı olduklarını söyleyebilirm..

Çaykur’un da bu konuda bir çalışması olduğu konusunda bize ulaşan bir bilgi yok. Kısacası, hiçbir yerde sezona hazırlık için somut bir adım yok. Belirsizlik ve umutsuzluk var.”

“Çaykur nasıl bir önlem alacak, bilgimiz yok”

çay hasat aa2.jpg

İSMİNİ VERMEYEN ÇAY İŞÇİSİ

Çaykur fabrikasında mevsimlik olarak çalışan ve iş akdinin feshi de dahil karşılaşabileceği birçok sorun ve tepkiden çekinerek isminin yayınlanmasını tercih etmeyen çay işçisi ise, Çaykur’un yapacağı çay alımı ile ilgili net bir bilgilerini olmadığını ve henüz mevsimlik işçi alımı yapılmadığını aktardı.


Fabrika işçisi, yaklaşan çay sezonu için üretimdeki belirsizlikleri ve riskleri ifade ediyor şöyle anlattı:

”Çaykur’un çay alım yerlerinde randevu sistemiyle toplu olarak alım yapılıyor. Çaykur’un buralarda koronavirüs bulaşmasını engellemek için nasıl bir önlem alacağına dair bir bilgimiz de yok. Çaykur fabrikalarında işçi eksikliği yaşanabiliyor ve ne zaman işe başlanacağı belli değil.”

“Çay alımı ve fabrika vardiyalarında düzenlemeler yapılmalı”

Çay İşçisi:

”Çaykur’un alım yerlerindeki çay satışı süreci ile fabrikadaki işleme sürecinin arasındaki zamanda çay alışverişi esnasında virüs bulaşı sorunu yaşanabilir..

Bu alım yerlerinde Çaykur’un bir eksperi ve bir işçi bu alımı yapıyor. Sonuçta çayı insanlar toplayacak, insanlar taşıyacak, insanlar satacak ve insanlar işleyecek. Bu süreçte ne kadar takip edilebilir ve ne kadar kendimizi kollayabiliriz..

Her köyde 5-10 tane çay alım yeri var. Burada önlemler alınmalı, çay alımı ve fabrika vardiyalarında düzenlemeler yapılmalı. Şu anda bildiğimiz kadarıyla, fabrikalarda sadece ateş ölçme cihazları ile kontroller yapılıyor.”

“Cumhurbaşkanın genelgesi yok sayıldı”

Gazeteci Gençağa Karafazlı.jpg
Gazeteci Gençağa Karafazlı / Fotoğraf: Independent Türkçe

Geçen günlerde Çaykur ve koronavirüs hakkında yaptığı haberler sebebiyle savcılık tarafından ifadeye açığılan Çağdaş Gazeteciler Derneği Rize Şube Başkanı olan gazeteci Gençağa Karafazlı ise, çay üretiminde çalışacak işçilerin karşı karşıya olduğu tehlikeleri anlattı:

“CUMHURBAŞKANLIĞI GENELGESİ YOK SAYILDI

Gazeteci Gençağa Karafazlı:

”Mayıs çay kampanyası için Çaykur’a ait 46 çay fabrikasında tadilat onarım vs. çalışmaları mart ayı sonunda başlar. Salgın ise mart ayı sonunda özellikle Rize’de gözükmeye başladı. Çaykur fabrikalarında uyarılara rağmen ciddi bir önlem almadı, sadece kağıt üzerinde yazışmalar ile önlem almaya çalıştılar. Mesela 450 kişinin çalıştığı tek paketleme fabrikası İyidere paketlemede ciddi önlem alınmaması virüsün buradakilere bulaşmasına, yaklaşık 40 işçinin ise ev karantinasına alınmasına sebep oldu. İşçiler 3 servis aracı ile tıka basa taşındı. Sosyal mesafe kuralları uygulanmadı. En önemlisi Cumhurbaşkanı’nın genelgesi doğrultusunda hasta olanların idari izin hakları müdürler tarafından kullandırtılmadı, cumhurbaşkanın genelgesi yok sayıldı..

Kalecik ve Zihni derin fabrikalarında 12 işçinin testlerinin pozitif çıkması Çaykur işçilerini tedirgin etti..

Mayıs kampanyası başlar ise 10 bin işçi iş başı yapacak. Bu tedbirlerle Çaykur adeta bir bomba olabilir.”

Şehir dışından çay hasatı için gelen vatandaşların salgını yayma ihtimallerini önlemek amacıyla yapılacak çalışmalara, alınacak önlemlere esas teşkil etmek üzere şöyle denildi:

Rize İl Pandemi Kurulu adına Rize Valisi Kemal Çeber imzası ile muhtarlıklara iletilen yazı:

”Mahalleniz veya köyünüze çay tarımı için gelecek olan komşularınızı tek tek aramak suretiyle, mümkünse gelmemelerini istemek, ancak mecburen gelmek zorunda olanların tespiti ile oluşturulacak listeleri (adres, telefon numarası, ad, soyad) en geç 15 Nisan Çarşamba tarihine kadar Kaymakamlık, İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine bildirilmesi gerekmektedir.”


Söz konusu yazıda, bu süreçte dışarıdan gelen hiçbir vatandaşın mutlak izolasyon sürelerini tamamlamadan kesinlikle dışarı çıkamayacakları, tarımsal vb. faaliyetlerde bulunamayacakları belirtildi.

Mutlak izolasyon sürelerini tamamlamadan kesinlikle dışarı çıkamayacaklar

Rize Fındıklı Ziraat Odası Başkanı Mehmet Ali Özsoy.jpg
Rize Fındıklı Ziraat Odası Başkanı Mehmet Ali Özsoy / Fotoğraf: Independent Türkçe

Çay üreticileri ile sürekli olarak irtibat halinde olan Rize Fındıklı Ziraat Odası Başkanı Mehmet Ali Özsoy:

“Önümüzdeki güler Kovid-19’un ne oranda yayılacağını öngöremiyoruz fakat her şeye rağmen gerekli tedbirler alınarak çay hasatı muhakkak yapılmalıdır. Aksi taktirde çay bölgesinde sadece çay tarımından evini geçindiren çok büyük bir kitle perişan olur..

Bizim Çaykur ve diğer özel sektörden taleplerimiz, birinci sürgün kampanya süresini en az 45 devam etmeli. Gürcistan’dan 33 bin işçi geliyordu, bu boşluk nasıl doldurulacak. 210 bin çay üreticisi var, bunun yüzde 30’u tarlaya girse 63 bin kişi yapar ve günde ortalama 200 kilo çay toplasa günde 12 bin 600 ton; 45 günde 567 bin ton çay yapar ki zaten sorun çözülüyor. Telefonlarımız susmuyor üretici endişeli, yaşlı çiftçilerimizin işçi ve yarıcı sıkıntıları var. Şehir dışındaki genç çiftçiler ilçeye gelmek istiyor. Komşu illerden gelerek yarıya çay toplayanlar gelmek istiyor.”

Bakanlığın “Bitkisel Üretimin Geliştirilmesi” tedbirleri

Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü tarafından Çaykur’a “Bitkisel Üretimin Geliştirilmesi” başlığı ile iletilen belgede, bitkisel üretim faaliyelerinin aksatılmadan yürütülmesi için diğer kamu kurum ve kuruluşları ile iş birliği halinde ivedilikle alınması gereken tedbirler sıralanarak, herhangi bir aksaklık yaşanması durumunda ivedilikle Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü’ne bilgi verilmesi gerektiği belirtildi.

Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü tarafından iletilen tedbirler şöyle:

  • Bitkisel üretim faaliyetlerinin gereği olarak ekim, dikim, gübreleme, sulama, ilaçlama, çapalama, bakım vb. faaliyetlere kesintisiz devam edilmesi
     
  • Çiftçilerin veya tarım işçilerinin, işletmelere (tarla, bahçe, sera vb.) alınan tedbirler çerçevesinde kolaylıkla erişimlerine yönelik çalışmaların yürütülmesi
     
  • Gübre, tohum, ilaç vb. Tarımsal girdilere erişim veya dağıtımın her hangi bir aksaklığa meydan vermeyecek şekilde planlanması
     
  • Kullanımı artan gübrelerin sevk ve tedarikinde sorun yaşanmaması için gübre bayilerinde etkin stok kontrolü ve denetimlerinin yapılması
     
  • Tarım işçilerinin diyen ve koruyucu malzemelere erişiminde aksaklık yaşanmaması
     
  • Mevsimlik tarım işçilerinin faaliyetlerine devam edecek şekilde nakilleri ve barınma koşullarının düzenlenmesi
     
  • Hasat edilen ürünlerin aşırı fiyat artışlarına izin vermeyecek şekilde pazara arzını sağlayacak tedbirler

“Bu hasat bu şekliyle nasıl yapılacak, aksamaması ihtimali var mı?”

Çay-Sen Genel Başkanı Recep Memişoğlu.jpg
Çiftçi Sen Çay üreticileri temsilcisi, dönem sözcüsü Recep Memişoğlu / Fotoğraf: Independent Türkçe

Çayın kesimi, yani budanması, gübrelenmesi ve çay bitkisinin tımarı gibi bakımlarının yapılmasının aksadığını belirten Çiftçi Sen Çay üreticileri temsilcisi, dönem sözcüsü Recep Memişoğlu:

“Çaykur, hasatın aksamayacağı, yapılacağı konusunda bir açıklama yaptı ama bunu salgının seyri ve muhtemel ulaşacağı boyut belirleyecektir diye düşünüyorum..”

VATANDAŞIN DÜŞECEĞİ SIKINTI

Recep Memişoğlu:

“Çay gelirine bağlı yaşamını sürdüren yığınla insan vardır. Hatta bazı kooperatifler, üyelerine bu sezon satacakları çayın karşılığında market gıda ihtiyacı ve gübre vermişlerdir. Bu durumda kooperatifler bile zor duruma düşeceklerdir. Ki vatandaşın düşeceği sıkıntıyı varın siz hesap edin..

Hükümetin aslında hiçbir konuda bir önerisi ve önlemi yok. Bugüne kadar muhtemel olasılıklar karşısında önerdiği ya da önerebileceği bir planı yoktur. Örneğin, bölgemizde çay, yoğunlukla gündelikçi, mevsimsel işçilere ya da yarıcılık sistemiyle toplatılmaktadır. Bu pandemi karşısında, Gürcistan’dan işçiler gelemeyecekse, başka illerden de il dışına çıkışlar olamayacaksa ki öyle gözüküyor, bu hasat bu şekliyle nasıl yapılacak, aksamaması ihtimali var mı?”

“Çay üreticisi kazanmayınca haliyle hem kendisi mağdur olacak hem de esnaf”

Recep Memişoğlu:

“Ekonomik ve salgın açıdan bölgemizin de etkilenmemesi mümkün değil. Bölgemiz insanının ağırlıklı olarak geliri çay olsa da, her türlü esnafından, arıcısına, balıkçısına, kamyoncusuna kadar faaliyetlerin aksaması haliyle zincirleme bir birini de etkileyecektir. Esnaf vergisini, kirasını, kredisini nasıl ödeyecek, nasıl geçinecek. Çay üreticisi kazanmayınca haliyle hem kendisi mağdur olacak hem de esnaf..

Alınması gereken önlemlerde, yerelin yapabileceği bir şey yoktur..

Merkezi iktidarın yapacakları vardır. Daha doğrusu, iktidar tüm bunları ön görecekti ve başından daha sıkı tedbirlerle bu işi başından yayılmasını önleyecekti ki, bahara üretici rahat haşatını yapabilseydi. Büyükşehirlerden ve umreden gelen insanlar bölgemize virüsü de taşımışlardır. Tüm bu önlemler başından alınmalıydı, kriz yönetilemedi. Hatalar zinciri devam etmektedir.”

Çay alanı üzerine Marmara Üniversitesi Kalkınma İktisadı ve İktisadi Büyüme Bilim Dalı bünyesinde kapsamlı bir tez çalışması bulunan araştırmacı-yazar Fatma Genç:

Araştırmacı-yazar Fatma Genç.jpg
Araştırmacı-yazar Fatma Genç / Fotoğraf: Independent Türkçe

Araştırmacı-yazar Fatma Genç:

”Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından çiftçilere yönelik kapsamlı önlemler alınmadı..

Çay üretiminin tarladan fabrikaya, fabrikadan tüketiciye ulaştırılana kadar geçen sürecin salgın ortamında sağlıklı bir şekilde nasıl yürütüleceği konusunda herhangi bir açıklama olmadı.”

İlk sürgün toplanmadan ikinci sürgün çayın yetişmesi mümkün değil

Araştırmacı-yazar Fatma Genç:

”Çaykur tarafından yapılan açıklamanın son tarihi 13 Mart 2020..

Yapılan açıklama 2020 yaş çay sezonu hazırlıklarına başlanıldığı, yeni sezona eksiksiz başlama gayretinde olunduğu ile sınırlı kalmıştır. Üreticilere gönderilen mesajlarda ise koronavirüs nedeniyle budama dahil bütün üretici ile ilgili işlemlerin 6 Nisan tarihinden sonra yapılacağı belirtilirken salgınla ilgili hiçbir önlem belirtilmemiştir. Çay hasatının yapılıp yapılmayacağı konusunda bir belirsizlik söz konusu. Eğer üreticiler tarlaya giremez ve çayını toplayamazsa sadece bir hasatı değil bir sürgünü kaybeder. Zaten ilk sürgün toplanmadan ikinci sürgün çayın yetişmesi mümkün değil.”

“Yaş çay taban fiyatı bu sene olası rekolte ve gelir kaybı göz önüne alınarak belirlenmeli”

Araştırmacı-yazar Fatma Genç:

”Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sadece hazine arazilerinin tarıma açılması ve 21 il ile sınırlı tohum desteği verilecek olması dışında tatmin edici bir açıklama yapmadı..

Çayla ilgili öncelikle çayın hasatının yapılıp yapılmayacağı netleştirilerek üreticinin kaygılarının giderilmelidir. Eğer hasat yapılmayacaksa çay üreticilerinin zararları karşılanmalı, çay fabrikalarında çalışan ücretli ve mevsimlik işçiler ücretli izne çıkarılmalıdır. Hasat yapılacaksa da çayın toplanmasından fabrikaya götürülmesi, fabrikadan tüketiciye ulaştırılana kadar geçen süreçle ilgili fiziksel temasın azaltılması, alımların güvenli şekilde yapılması gibi bir dizi önlemin alınması gerekmektedir. Çay Önlem Planı hazırlanarak hem işçiler hem de üreticiler için tüm süreç detaylandırılmalıdır. Çay alım yerlerinde yığılmanın önlenmesi, çay alımlarının sağlık koşullarının sağlanması için planlı bir şekilde yapılması, üreticilere girdi desteği sağlanması gibi bir dizi önlem sıralanabilir..

En önemlisi bu süreçte çiftçiler devletin yanında olduğunu görmek ister..

Çaykur üreticisine sahip çıkmalı, kota ve kontenjan uygulamadan üreticinin çayını almalı, üreticilere alım garantisi vermelidir. Diğer bir önemli konu ise yaş çay taban fiyatı. Yaş çay taban fiyatı bu sene olası rekolte ve gelir kaybı göz önüne alınarak belirlenmeli ve özel sektörün fiyat kırmasına kesinlikle izin verilmemelidir.”

“Çay, aile içi emekle toplanırsa çay toplama kısmının salgın açısından önemli bir risk oluşturacağını düşünmüyorum”

Dr. Elif Karaçimen Köse.jpg
Dr. Elif Karaçimen / Fotoğraf: Independent Türkçe

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Elif Karaçimen:

Çay üretiminin salgından nasıl etkileneceğini değerlendirirken uzun zamandır çayda ücretli işçi çalıştırıldığının göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulamak isterim..

Son yıllarda çayda ücretli işçinin büyükçe bir kısmını Gürcü işçiler oluşturuyordu. Bu yaz sezonunda bu işçilerin gelemeyeceği aşikar. Ayrıca (bir kısmı gelmiş olsa da) şehir dışında yaşayıp sadece çay toplamak için köylerine dönenler de artık gelemeyecek. Rize’de işçi bulmak her zaman zor; zaten o nedenle Gürcü işçileri yüksek yevmiye ile çalıştırmak zorunda kalıyorlardı. Rize içinde işsizlik artacağı için (merkezdeki dükkanların çoğu kapandı) burada olanlar daha önceden ücretli işçi tuttukları halde şimdi çayı kendileri toplamayı tercih edebilir. Eskiden olduğu gibi çay aile içi emekle toplanırsa çay toplama kısmının salgın açısından önemli bir risk oluşturacağını düşünmüyorum.” 

“Çayı üreticisinin toplamasının toprakla tekrar bağ kurması açısından olumlu bir etkisi olabilir”

Dr. Elif Karaçimen:

“Ayrıca çayı üreticisinin toplamasının da toprakla tekrar bağ kurması açısından olumlu bir etkisi olabilir; çünkü uzun zamandır çay bahçesi sahipleri artık üretici değillerdi ve toprakla bağları kopmuştu. Toprağa verdiği zararın bilinmesine rağmen aşırı kimyasal gübre kullanımının bunun önemli bir göstergesi olduğunu düşünüyorum..

Salgın açısından en riskli durum fabrikada çalışma koşullarında ortaya çıkacaktır..

Tüm Türkiye’de önceliğimiz üretim denilen bir noktada bunun çok dikkate alınmayacağını öngörebiliriz. Hem özel hem de Çaykur fabrikaları çalışacaktır..

Biz Rize genelinde çok sayıda köyde yaptığımız bir ankette, ankete katılan çay üreticilerinden sadece yüzde 5’inin çay tarımıyla geçimini sağladığını tespit etmiştik. Eğer Çaykur düzgün bir açıklama yapar ve çay üretimi fabrikalarda da gerekli tedbirler alınarak yapılırsa çayın gibi bir ek gelir kaynağına sahip olmanın çay bahçesi sahiplerini ekonominin kötüye gittiği ve devletin işten çıkanlar için bir tedbir almadığı günümüz koşullarında olumlu etkileyeceğini düşünüyorum. Bu olumlu etki elbette Çaykur’un çayı kaç liradan alacağına da bağlı olacaktır.”

“Devletimizin aldığı önlemlerle bunun önüne geçilmiş olundu; hasat kesinlikle yapılacaktır”

Rize Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Erdoğan.jpg
Rize Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Erdoğan / Fotoğraf: Independent Türkçe

Çay hasatının salgından çok etkilenmediğini söyleyen Rize Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Erdoğan:

”Sadece şehir dışındaki müstahsillerin gübre dönemi için Rize’ye gelmelerinin salgınının artmasına sebep olacağından, hemen Rize Ticaret Borsası Ziraat Odalı tarafından gübrelemenin daha sonrada yapılabileceğini şimdi gelmenin doğru olmayacağını içeren bir yazı hazırlanıp kamuoyuyla paylaşıldı..

Devletimizin de aldığı önlemlerle bunun önüne geçilmiş olundu. Hasat kesinlikle yapılacaktır. Çay bahçelerinde verimin düşmesine sebep olacak bir durum söz konusu değildir. Ülkemizin yıllık çay üretimi  1300- 1500 bin ton arasındadır. En düşük ihtimalle 1300 bin ton üretim yaparız. Bu üretimde bizim ülkemizin çay ihtiyacını karşılayabilir..

Sosyal mesafeden ötürü çay hasatı zamana yayılacağı için yaş çay fiyatları geçen yıllara nazaran düşük olmayacaktır. Kuru çay fiyatlarında ise imalat maliyetleri artacağı için dengeli bir artış olacaktır.”

“Bilgilendirme en kısa sürede yapılacaktır”

Mehmet Erdoğan:

”Detaylı bir tedbir planı hazırlandı..

Rize Ticaret Borsası, Çaykur, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Tarım İl Müdürlüğü ve Ziraat Odalarının ortak çalışması sonucu korona salgınında çay üretiminin nasıl yapılacağı, çayın nasıl toplanacağı, alım yerlerinde nasıl satılacağı konusunda detaylı bir tedbir planı oluşturuldu. Bununla ilgili bilgilendirme en kısa sürede yapılacaktır.”

“Devletimiz yerinde ve zamanında önlemler almıştır”

Rize Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Erdoğan:

”Hasat döneminde çay fabrikalarında sosyal mesafeye dikkat edilerek şu anda 10 kişi çalıştıran bir fabrika yüzde 10 ila yüzde 20 daha fazla eleman çalıştırmak zorunda kalacaktır. Tabi bu durum maliyetlere yansıyacaktır. Ama bu absorbe edilebilir. Türkiye Cumhuriyeti devleti bu salgında ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Devletimiz yerinde ve zamanında önlemler almıştır. En kısa zamanda insallah çok az kayıpla bu salgını atlatacağımıza inanıyorum. Ekonomik piyasalar açısından Kobilere KOSGEB, DOKA vb kurumlar tarafından destek sağlanması gerekir. Ekonomimizi ayakta tutmak önemlidir. Devletin açtığı ekonomik paketlerle bu durumdan en az zararla çıkılır inşallah. Çay üretiminin düşük olacağını düşünmüyorum. Tabi ki salgının etkisini hissedeceğiz bu üretim maliyetlerine yansıyacaktır. Ama bu absorbe edilebilir bir etki olacaktır.”

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Çay İhtisaslaşma Koordinatörü Prof. Dr. Ali Bilgin’in çay üretiminin çeşitli alanlarındaki faaliyetler ve görüşleri ile ilgili olarak aktardığı bilgiler ise şöyle:    

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Bilgin.jpg
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Bilgin

Prof. Dr. Ali Bilgin

”Çay Doğu Karadeniz bölgemizde başta Rize olmak üzere, Artvin’den Giresun’a kadar toplam 31 ilçede yetiştirilen ve yaklaşık 200 bin ailenin geçim kaynağını oluşturmaktadır. Dünyada vaka sayısı iki milyona ulaşan, ülkemizde de yayılış gösteren Kovid-19 salgını nedeniyle, çayın bahçeden tüketiciye kadar olan tedarik zinciri boyunca, sosyal mesafe ile kişisel ve kurumsal hijyen gibi kuralları içeren acil durum planının hazır bulunması, çay tarımındaki olası kriz senaryolarının yönetilmesinde önemli rol oynayacaktır.” 

“Yapılması gerekenler ile ilgili hususlar ilgili paydaşlarla sürekli olarak müzakere edilmektedir”

Prof. Dr. Ali Bilgin

”Çay İhtisas Koordinatörlüğümüz pandeminin ülkemizde görüldüğü andan itibaren sektörün bütün paydaşlarıyla istişareler yaparak alınması gereken önlemler konusunda hem sektör paydaşlarını hem de kamuoyunu bilgilendirmiş ve bilgilendirmektedir. Bu süreçte Koordinatörlüğümüz tarafından ilk olarak sosyal mesafenin korunması ve evde kalmayı sağlamak amacıyla birinci sürgün öncesi gübrelemenin yapılmayarak, ikinci sürgün öncesinde veya daha sonra yapılmasına yönelik detaylı bir rapor hazırlanmıştır. Ayrıca benzer bulaşmaların önlenmesi için Çaykur’un, budama yapan müstahsillerin arazi tespitini birinci veya duruma göre ikinci sürgünden sonra yapması gibi hasat öncesi, hasat dönemi ve sonrasında yapılması gerekenler ile ilgili hususlar ilgili paydaşlarla sürekli olarak müzakere edilmektedir.” 

 “Çeşitli öneriler ilgili paydaşlara iletilmiştir”

Prof. Dr. Ali Bilgin

”Çay hasat döneminin hava şartlarına bağlı olmakla birlikte mayıs ayının ikinci ya da üçüncü haftası başlayacağı düşüncesiyle pandemi niteliği kazanan yeni koronavirüs (Kovid-19) ile etkin mücadelenin yapılabilmesi için Koordinatörlüğümüzce, sürgün dönemlerinde üreticilerimize yönelik alınması gereken tedbirler, ilgili paydaşların görüşleri de alınarak belirlenmiştir. Öncelikli hedefimiz Hükümetimiz tarafından alınan kararlara da uygun olarak insanlarımızın öncelikle bulunduğu illerde ve mümkün mertebe evlerinde kalması ve sosyal mesafeye uymalarının sağlanmasıdır. Bunun için çayda sürgün dönemlerinin planlamalarının yapılması ve herhangi bir aksaklık ve olumsuzluk yaşanmaması için fabrikalarda kriz yönetimi birimlerinin oluşturulması ve alınacak bütün tedbirleri kontrol ve koordine etmeleri istenmiştir. Ayrıca çay alım yerlerinde alınması gereken önlemler ve uyulması gereken kurallar ile müstahsillerin uyması gereken kurallar ve kullanması gereken koruyucu ekipmanlar ayrıntılı olarak belirtilmiştir. Bunun yanında bölge dışından çay toplamak amacı ile işçilerin gelemeyecek olması nedeniyle doğacak işgücü kaybının karşılanması noktasında makineli hasat dahil çeşitli öneriler ilgili paydaşlara iletilmiştir.”

“Yaşanan bu sürecin fabrika sahipleri üzerine bir maliyet getireceği aşikardır”

Prof. Dr. Ali Bilgin

”İçinde bulunduğumuz durum sebebi ile çay üretimi yapan işletmelerin sürdürmekte oldukları kalite yönetim sistemlerine entegre olarak işletmelerde mutlaka Kriz Yönetim Ekibi/Pandemi Kurulu oluşturulmalıdır.  Oluşturulan bu kurullar tarafından salgın süreci yakından takip edilerek ilgili önlemler ivedilikle alınmalıdır. Yaşanan bu sürecin fabrika sahipleri üzerine bir maliyet getireceği aşikardır. Bu yükü hafifletmek için Hükümetimiz tarafından çeşitli destek paketleri açıklanmıştır ve açıklanmaya da devam etmektedir. Bu anlamda DOKA tarafından çağrıya çıkılan proje başlıkları bu yükü hafifletme noktasında ciddi katkı sağlayacak niteliktedir. Çay İhtisas Koordinatörlüğü olarak bu projelerden yararlanma noktasında ilgili paydaşlara bilgilendirmeler yapılmaktadır. Bununla birlikte çay fabrikalarının esnek bir çalışma takvimi oluşturmaları ve birinci sürgün sürecinin uzatılması gerektiği vurgulanmıştır.”

“Her türlü duruma karşı alternatif planların hazırlanması gerekmektedir”

Prof. Dr. Ali Bilgin

”Bütün dünyayı yoğun bir şekilde etkileyen bu salgının tarım üzerinde de ciddi anlamda olumsuz etkileri olacağı aşikardır. Bu olumsuz etkileri minimum düzeye indirmek için gerekli tedbirler bir an öne alınmalıdır. Bu anlamda çay hasadı ile ilgili gerekli önlemler gerek hükümetimiz gerekse ilgili paydaşlar tarafından alınmaktadır. Alınan bu tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanması durumunda şimdilik bir sorun yaşanmayacağı değerlendirilmektedir. Bununla birlikte salgının seyrine göre ilgili paydaşların her türlü duruma karşı alternatif planlarını hazırlamaları gerekmektedir.” 

“Sektöre gerekli desteği vermeye devam etmekteyiz”

Prof. Dr. Ali Bilgin

”Sonuç olarak dünya ve ülke olarak büyük bir salgın yaşamaktayız ve bu süreçten ancak el ele vererek ve kurallara uyarak çıkabiliriz. Bu süreçteki temel felsefe sosyal izolasyonu sağlamak ve gerekli koruyucu ekipmanla birlikte her türlü önlemi almaktır. Bu amaçla Çaykur, özel sektör ve ilgili tüm paydaşların birlik ve beraberlik içerisinde aynı ortak paydada buluşarak örnek bir dayanışma içerisinde olması ve üzerlerine düşen sorumlulukları en iyi şekilde yerine getirmeleri ile sektörde ciddi bir kaybın yaşanmayacağı değerlendirilmektedir. Bu noktada Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Çay İhtisas Koordinatörlüğü olarak dünyada bu salgını yaşayan diğer çay üretici ülkelerin uyguladıkları tedbirler dahil, yapılması gerekenlere yönelik detaylı araştırmalarımız devam etmektedir ve bu noktada ilgili sektöre gerekli desteği vermeye devam etmekteyiz..

Çay dosyasında yer alan, çay bitkisinin ekiminden tüketicilere ulaştırılmasına kadar çok farklı aşamalarda yer alan aktörlerin talep, uyarı ve görüşleri de göstermektedir ki içerisinde olduğumuz ve ne zaman sona ereceğini bilmediğimiz Kovid-19 pandemisi, çay üretimini ve bölge halkının sağlığını tehdit etmektedir..

Faklı başlıklarda gelişen bu tehdit dolayısıyla ciddi endişeler, talepler ve şikayetler mevcuttur ve bu tehdidi önlemek adına gerçekleştirilen çalışmalar bir iyimserlik oluştursa da henüz çay alanındaki risk ve endişeler ortadan kaldırılabilmiş değildir..

Dünyanın en çok çay tüketilen ülkesi Türkiye’de söz konusu riskin ve endişelerin ortadan kaldırılması toplumsal ve ekonomik olarak büyük önem taşıyor.”

İLGİLİ HABER

independentturkish – Murat Büyükyılmaz

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top
%d blogcu bunu beğendi: