SAĞLIK

İSTANBUL’DA KORKUTAN TEHLİKE! SİVRİSİNEKLERDEN BULAŞIYOR

.

“UZMANI UYARDI: SİNEKLERDEN KORUNURKEN CİLDİNİZİ RİSKE ATMAYIN”

Dermatoloji Uzmanı Dr. Tuğba Doruk:

“Sivrisinek alerjisi olan kişilerde ve çocuklarda sinek kovucu ürünler kullanılırken dikkatli olunması gerekiyor..

Çocuklar ellerini ağızlarına ve gözlerine sık götürdüklerinden dolayı bu ürünlerde dikkatli olunması gerekmektedir.. 3 yaşın altındaki çocuklara Limon okaliptüs yağı çeşitleri kullanılmamalı..”

Yaz, en sevilen bir mevsimlerden biri olsa da sivrisinek problemi bazen yaz mevsiminin keyfini gölgeleyebiliyor..

Sineklerden korunmayacak isteyen kişiler de kimyasal veya doğal olarak çeşitli yöntemlere başvuruyor.. Ancak sinekler için aldığınız bazı önlemler cildinizi olumsuz yönde etkileyebilir..

Dermatoloji Uzmanı Dr. Tuğba Doruk:

“Sivrisinek ısırıkları bazı kişilerde şiddetli seyredebilir.. Çocuklar, daha önceden benzer sivrisinek türüyle karşılaşmamış yetişkinler, bağışıklık sistemi hastalıkları olanlar risk altındadır.. Şiddetli reaksiyon gösteren kişilerde ürtiker (kurdeşen), yüksek ateş görülebilir; lenf bezleri şişebilir..”

DİŞİ SİVRİSİNEKLER YUMURTLAMAK İÇİN KAN EMİYOR

Sivrisineklerin kan emerek beslenen, yaklaşırken vızıltılı sesleriyle kolayca tanınan, ince uzun bacaklı böcekler olduğunu belirten Uzm. Dr. Tuğba Doruk:

“Sivrisinekler doğru bilinenin aksine kışın da hangi evrede olursa olsun yaşayabilir.. Geceleri sivrisinekler çoğu zaman görünmezler ve yalnızca tipik vızıltılarıyla kendilerini belli ederler.. Sadece dişi sivrisinekler yumurta üretebilmek için kan emmek zorundadır ve insanları ısırırlar..”

CİLTTEKİ KOYU KIRMIZI ŞİŞLİKLER VE SU KABARCIKLARINA DİKKAT”

Sivrisineklerin bir insanı ısırırken ağzındaki özelleşmiş bir organ olan hortumlarını kullanarak cildi deldiğini ve kan emme sırasında salyalarını cildin içine bıraktığını ifade eden Uzm. Dr. Doruk:

“İnsan vücudu için yabancı proteinler içeren bu salyaya karşı savunma amaçlı şişlik ve kaşıntıyla sonuçlanan bir reaksiyon meydana gelir.. Bazı kişilerde bu reaksiyon çok hafif seyrederken çoğunda bu reaksiyon yanma-ağrının eşlik ettiği ödemli kızarık şişliklerle daha şiddetli seyredebilir..

Sivrisinek ısırığından birkaç dakika sonra kırmızı bir kabarıklık meydana gelir, birinci günün sonunda birkaç veya çok sayıda şiddetli kaşıntıya neden olan koyu kırmızı şişlik ortaya çıkabilir.. Hatta bazılarının üzerinde su kabarcıkları gelişebilir. Rengi koyulaşanlarda morarmaya benzer bir renk gözlenir.. ”

BULAŞICI HASTALIKLARA NEDEN OLABİLİRLER

Sivrisineklerin kan taşıdıkları için dünyadaki farklı bölgelere göre çeşitli hastalıkları bulaştırma riskleri olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Doruk:

“Seyahat eden kişilerin, seyahat öncesi mutlaka o bölgeye ait endemik hastalıkların güncel bilgileri içeren siteleri (Hastalık Kontrol Merkezi, Dünya Sağlık Örgütü) kontrol etmesi önerilir..”

Uzm. Dr. Doruk, sineklerden insanlara bulaşabilecek virüsleri Dang Humması, Zika, Sarı Humma, Chikungunya Ateşi ve Batı Nil Virüsü olarak sıraladı..

“COVID-19’U YAYDIKLARINA DAİR KANIT YOK

Covid-19’un sinek ısırığı ile bulaşabildiğine dair veri olmadığına da dikkat çeken Doruk:

“Birkaç çalışmada sivrisineğin dolaşımında SARS Cov-2’nin üreyemediği gösterilmiştir. Kan yoluyla bulaşan bir hastalık olmasına rağmen HIV/AIDS de sivrisinek ısırığı ile bulaşmaz..”

“DOKTORA NE ZAMAN BAŞVURULMALI?

Kaşıntılı şişlikler çok yaygınsa, evde uygulanan tedavilere yanıt alınamıyorsa, belirtiler ve genel sağlık durumu giderek kötüleşiyorsa, ısırık bölgesindeki kızarıklık sınırı giderek genişliyor ve üzerinde ısı artışı meydana gelmişse kişinin mikrop kapmış olabileceğini söyleyen Doruk, bu durumda mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtti..

“ISIRILAN BÖLGEYİ SABUNLU SUYLA YIKAYIN

Sivrisinek ısırıklarının tedavisi hakkında da önerilerde bulunan Uzm. Dr. Doruk:

“Sivrisinek ısırığından etkilenen bölge sabunlu suyla yıkanıp durulanır.. Soğuk suya batırılmış havluyla kompres yapılır.. Karbonatlı su uygulaması kaşıntıyı hafifletebilir.. Antihistaminik içeren bazı reçetesiz kremler uygulama etiketine bakarak kullanılabilir..”

EPA TESCİLLİ ÜRÜNLERİ TERCİH EDİN

Uzm. Dr. Doruk, sivrisinek ısırıklarından korunmak için neler yapılabileceğini şöyle sıraladı:

“Çevre Koruma Ajansı (EPA) tescilli etiketi olan böcek-sinek kovucular uygulayabilirsiniz.. Böcek kovucular cilde uygulanabildiği gibi iç-dış mekânlarda kullanılan mekânsal kovucular da tercih edilebilir (difüzörler, elektrikli bobinler vs.). Cilde sürülen sinek kovucuların içinde yer alan EPA onaylı bazı ürünler; kedi nanesi yağı, Sitronella yağı, limon okaliptus yağı, picaridin/Icaridindir..”

“GÜNEŞ KORUYUCU SÜRDÜKTEN SONRA SİNEK KOVUCU KULLANIN

Uzm. Dr. Doruk, sinek kovucuları cilde uygularken dikkat edilecek noktalar hakkında ise şunları söyledi:

“Güneş koruyucu sürülecekse, cilde önce güneş koruyucu sonra sinek kovucu kullanılmalıdır..

Sinek kovucuların uygulama sıklığı ambalajlarının üzerinde belirtilir (sivrisinekler için 4 saatte 1 gibi). Sinek kovucuyu cildinize kıyafet altından uygulamayın.. Göz ve ağız çevresine uygulamayın, kulak çevresine ise az miktarda sürün. Yüze asla direkt uygulama yapmayın..

Önce ellerinize sürüp, ellerinizle yüzünüze yedirin.. Hiçbir zaman bütünlüğü bozulmuş (yara, kesik, sıyrık v.b.) cilde uygulama yapmayın.. Kapalı ve havalandırmanın kısıtlı olduğu alanlarda püskürtme yapmayın.. Püskürterek uygularken ürünü kesinlikle solumayın.. Gıdaların yakınında uygulama yapmayın..”

“3 YAŞ ALTINA LİMON OKALİPTÜS YAĞLI ÜRÜN KULLANMAYIN

Çocuklara sinek kovucu sprey uygularken de dikkat edilmesi gereken bazı kurallar olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Doruk:

“Çocuklar ellerini ağızlarına ve gözlerine sık götürdüklerinden ürünün etiketinde çocuklara uygulanabilir olduğu yazmalı ve EPA onaylı olmalı..

3 yaşın altındaki çocuklara bazı Limon okaliptüs yağı çeşitleri kullanılmamalıdır..

DEET’nin (N,N-dietil-m-toluamid) maddesi) toksik olduğu belirtilmekle beraber bazı ürünlerde onayı vardır ve dikkat edilmelidir.. Dış mekândan dönüldükten sonra mutlaka kıyafetler ve cilt arındırılmalıdır.. Etiketinde belirtilmediği sürece insan için üretilmiş ürünler hayvanlara uygulanmamalıdır.. Fiziksel aktivite/terleme, suya maruz kalma, hava sıcaklığı ile kovucuların etkinlikleri azalabilir..”

PERMETRİNLE KAPLANMIŞ CİBİNLİK TERCİH EDİN

Kıyafet seçiminde uzun kollu gömlekler ve pantolonların tercih edilebileceğini belirten Uzm. Dr. Doruk:

“Bazen ince kıyafetlerin üzerinden de sivrisinekler cildi ısırabilir.. Bu nedenle permetrinle kaplanmış cibinlikler ve kıyafetler kullanın.. Cibinliklerin WHOPES onaylı olmasına dikkat edin.. Yıkanan veya güneş ışığına maruz bırakılan cibinliklerdeki permetrinin koruyuculuğu kaybolur..”

SARIMSAK VE KOKULU PARFÜMLERE BAŞVURMAYIN

Sivrisinek ısırıklarına karşı ev ilaçlarının etkili olduklarına dair bir kanıt olmadığını ifade eden Uzm. Dr. Doruk, Tiamin, sarımsak, vanilya özü, kokulu parfümler kullanılmaması gerektiğini vurguladı..

Uzm. Dr. Doruk, her kişinin sivrisinek ısırıklarına farklı seviyelerde duyarlılık gösterebileceğinin altını çizdi..

İstanbul’da şikâyetlerin yoğunlaştığı sivrisinek ısırıklarına uzmanlardan uyarı
“İSTANBUL’DA ŞİKAYETLERİN YOĞUNLAŞTIĞI SİVRİSİNEK ISIRIKLARINA UZMANLARDAN UYARI”

Son zamanlarda İstanbul’da sıklıkla rastlanılan ve pek çok insanda enfekte yaralar oluşturan ‘Asya Kaplan Sivrisineği’ endişe yaratmaya devam ediyor..

Asya Kaplan Sivrisineği ve diğer pek çok sivrisinek türlerinin hayvandan insana ve insandan insana pek çok bakteri ve virüs taşıyarak ölümcül hastalıklar bulaştırabildiğine dikkat çeken Öğr. Üy. Mikrobiyolog İpek Ada Alver önemli uyarılarda bulundu..

Müsilajın yaşanan sivrisinek istilası üzerindeki etkisine değinen Mikrobiyolog İpek Ada Alver:

“İklim değişiklikleri, sanayi ve evsel atıkların deniz ve göllere karışarak sularda kirlilik oluşturması, çöplerin ve atıkların fazlalaşması ve imha yöntemindeki aksaklıklar, müsilaj ile dere ve nehir sularının kuruması ve kirlenmesi, Asya Kaplan Sivrisineği başta olmak üzere diğer pek çok tehlikeli sivrisinek türleri için yaşam alanları oluşturmakta ve hızla üremelerine neden olmaktadır.. Bu nedenle özellikle su kirliliğine çözüm bulunması gerekiyor..”

“SİVRİSİNEKLER VE GÖÇMEN KUŞLAR HASTALIK TAŞIMADA İLK SIRALARDA”

Sivrisinek türlerinin genellikle belirli bir bölgeye özgü olmakla birlikte göçmen kuşlar gibi ülkeden ülkeye geçişle, enfeksiyonu bulaştıran kuşları ısırarak ya da seyahatlerle taşındığını belirten Alver:

“Göçmen kuşlar, pandemi dediğimiz kıtalararası enfeksiyonların bulaşında önemli yere sahip canlılar arasındadır.. Kendilerinde patojen (hastalık yapıcı) virüs ya da bakteri türlerini barındıran göçmen kuşları ısıran sivrisinekler, enfeksiyonu insanlara kan yoluyla bulaştırmada aracı durumuna geçiyor ya da şehirlerarası taşımacılıkla da başka bir ülkeye yeni bir sivrisinek türü geçiş yapabiliyor..

Böyle bir durumda bakteri ya da virüsü tükürük bezlerinde barındıran sivrisinek, bir insanı ısırdığında insandan kan emerken aynı anda tükürük bezlerindeki mikroorganizmaları da kan yoluyla bulaştırabiliyor..

Patojen mikroorganizmalar, direkt kana geçtiğinden diğer doku ve organlara da hızlı bir şekilde yayılım göstererek ölüme kadar götürebiliyor..”

“ZİKA VE BATI NİL VİRÜSLERİNİ TAŞIYOR”

Şu ana kadar yaklaşık 3 bin 500 türü olduğu bilinen sivrisineklerin pek çoğunun tehlikeli türler olduğunu ve özellikle insanları enfekte edebildiklerini söyleyen Mikrobiyolog Dr. İpek Ada Alver, İstanbul Avcılar’da yaşayanların yoğun sinek ısırıklarından rahatsız olmasıyla gündeme gelen ve bu ısırıkların sebep olduğu bilinen Asya Kaplan Sivrisineği hakkında şu bilgileri paylaştı:

“Asya Kaplan Sivrisineği başta olmak üzere dişi tatarcık, Anofel, Culex, sarıhumma sivrisineği ölümcül enfeksiyonları taşıyan sivrisinekler arasında yer alır..

Asya Kaplan Sivrisineği, Batı Nil ateşi başta olmak üzere sarıhumma, dang humması, Zika virüsü, Chikungunya ve Dirofilarya adlı enfeksiyon hastalıklarına neden olabiliyor..

Ülkemizde rastlanan Asya Kaplan Sivrisineği özellikle seyahat hastalığı olarak da bilinen ve ilk olarak Uganda’da salgın hastalık meydana getiren Batı Nil virüsünü taşıdığı için bu sivrisineklerin ısırdığı kişilerde ateş, ishal, kusma, eklem ağrıları, halsizlik, deri döküntüleri meydana gelebilir..

Bu semptomlar ilerleyip baş ağrısı, yüksek ateş, ense sertliği, oryantasyon bozukluğu, koma, titremeler, nöbetler veya felç gibi nörolojik hasarlarla ölümlere yol açabildiğinden vakit kaybedilmeksizin tedavi altına alınması gerekmektedir…”

“BALIK TÜRLERİNİN AZALMASI DA SİVRİSİNEKLERİN ÇOĞALIŞINA NEDEN OLUYOR”

Hastalık yayıcı sivrisinek türlerinin yayılımının önlenmesinde insanların üzerine düşen sorumluluklar olduğunu hatırlatan Alver:

“Tehlikeli sivrisinek türlerinin bertarafı için öncelikle denizlerimizdeki müsilaj kirliliğiyle mücadele edilmeli, bataklıklar kurutulmalı, durgun dere ve nehir su kirliliği önlenmeli, sanayi, evsel ya da endüstriyel atıkların sulara karışmaması yönünde önlemler alınarak cezai yaptırımlar arttırılmalı, havuz temizliğine dikkat edilmeli ve çöplerin ve atıkların imha yönetmeliğine uygun şekilde bekletilmeksizin bertaraf edilmesi sağlanmalıdır..”

Son zamanlarda ülke sularımızda müsilajın da etkisiyle meydana gelen deniz kirliliği nedeniyle pek çok balık türünün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirten Alver:

“Balık türlerinin yok olması, tehlikeli sivrisinek türlerinin meydana gelmesine kapı açıyor. Çünkü balıklar sivrisinek larvalarıyla beslendiklerinden çoğalmalarını engelliyorlar..”

Mikrobiyolog Dr. İpek Ada Alver, sıvı ya da gaz olarak kullanılan kimyasalların her sivrisinek türünü öldürmediği göz önünde tutularak sivrisinek bertarafında yeni kimyasal ajanlarla mücadele politikaları izlenmesi ve biyolojik silahlarla mücadelenin de değerlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi..

” BATI NİL ATEŞLİ VİRÜSÜ “

Avcılar ve Esenyurt bölgesinde bulunan dere yatağında son zamanlarda birden çok vatandaşta görülen ateşli hastalığın nedeni ilk bulgulara göre “Batı Nil Ateşli Virüsü” çıktı..

Sivrisineklerden insanlara geçtiği bilinen virüs, İstanbul’da ilk kez görülürken genellikle Akdeniz bölgesi ülkelerinde ortaya çıktığı öğrenildi.. Hastalığın görüldüğü dere yatağı bölgesinde ise insanlar bir an önce tedbir alınmasını istiyor..

Esenyurt’ta bulunan özel bir hastaneye son zamanlarda yapılan aynı şikayetlere bağlı hastalıklar, hastaneyi ve sonrasında İlçe Sağlık Müdürlüğünü harekete geçirdi..

Edinilen bilgiye göre 8 ayrı hastada görülen, ateşlenme, halsizlik, üşüme ve titreme bulguları üzerine hastalardan kan örnekleri alındı..

Ön incelemelerde ise hastaların hepsinin Avcılar, Yeşilkent bölgesinde ve çevresinde bulunan dere yataklarında oturdukları tespit edildi..

Hastalardan alınan ilk örneklerde genellikle Akdeniz bölgesinde görülen “Batı Nil Virüsü” virüsü tespit edildi.. Bu hastalığın dere yataklarında bulunan sivrisineklerden geçtiği de söylenildi..

Türkiye’de bazı bölgelerde geçtiğimiz zamanlarda görülen bu virüs türünün öldürücü olmadığı İstanbul’da ise ilk kez görüldüğüne uzmanlar tarafından dikkat çekildi..

Hastaneye gelen vakaları inceleyen ve tespitinde öncülük eden Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Vedat Turhan:

“8-9 adet vaka başvurusu oldu ve bunların ortak özellikler taşıdığını, yüksek ateş, üşüme, titreme, bulantı kusma, ishal ve benzeri bir sürü bulgular ile birçok vakanın ardışık olarak hastanenin iç hastalıklarına başvurması dikkat çekmişti. Bu vakaları yakından incelemeye aldığımız da vakanın ateşli seyrettiğini akut olarak başladığını üşüme titreme ve halsizlik olarak seyrettiğini birçok vakada ise baş ağrısının ön planda olduğunu ve uzun sürdüğü hikayesine ulaştık..”

“BATI NİL ATEŞLİ VİRÜSÜ VAKALARINI ORTAYA KOYMAKTA”

Vakalarla ilgili laboratuvar bulgularının incelediğini kaydeden Prof. Dr. Turhan, Batı Nil Ateşli Virüsü incelemelerinin halen devam ettiğinin altını çizerek:

“İlk incelemeler Akdeniz bölgesi ülkelerinde geçtiğimiz yıllarda son 10 yıl içerisinde Yunanistan, Romanya, Bulgaristan ve daha öncesinde de Amerika Birleşik Devletleri’nde de pek çok eyalette gündeme gelen Batı Nil Ateşli Virüsü’ne ait bir enfeksiyon bir salgı olduğu bulgular sonuçlandı.. Ancak spesifik testler yapıldıktan sonra ‘Batı Nil Ateşli’ vakaları olduğunu ortaya koymakta” diye konuştu..

“İNSANLAR İÇİN VEKTÖR DEDİĞİMİZ BULAŞTIRICI SİVRİSİNEKLER”

Batı Nil Ateşli Virüsü’nün sivrisinekler yoluyla bulaştığını kaydeden Turhan:

“Bu enfeksiyon daha çok sivri sinekler ile bulaşmakta. Bu viral enfeksiyonda sivrisinekler, kuşlar ve insanlar etkinlenmekte. Ancak insanlar için vektör dediğimiz bulaştırıcı ajan sivrisinekler. Dolayısı ile sivrisineklerin yoğun olarak bulunduğu alanlar riskli alanlar..

Sivrisineklere karşı koruyucu önlemler almak, sivrisinek koruyucuları yaz döneminde sürmek.. Gerekirse sivrisineklerin yoğun olduğu alanlar ile karşı karşıya isek uzun kollu giysiler giymek korunmak açısından oldukça önemli..

Bir kuluçka süresi var 2 gün ile 2 hafta arası kadar ortalama kuluçka süresi bildiriliyor.. Bu süre sonrasında sivrisinek ısırmasına maruz kalan vatandaşlarımızda üşüme, titreme, yüksek ateş, kas ve kemik ağrıları gibi esasında gripten kolay kolay ayırt edilemeyecek gribal bulgulara neden olmakta..

Ancak malum olduğu üzere ülkemizde genel olarak Mart Nisan sonlarında grip aktivesi bitmektedir. Yani gribal enfeksiyon çok sık görülen bir hadise değildir diyerek vatandaşların bu gibi durumlarda hastanelere ve doktorlara başvurması gerektiğini söyledi..

İLGİLİ HABER

Cumhuriyet

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top