GÜNDEM

THK VE ODEABANK MESELESİ: YAĞMANIN BOYUTU ÇIĞRINDAN ÇIKMIŞ

.

“HAVA KUVVETLERİ’NDEN EMEKLİ ALBAY ÜÇOK, THK’DE YILLARDIR YAŞANANLARI ANLATTI”

Eski Hava Kuvvetleri Savcısı Hâkim Albay Ahmet Zeki Üçok, AKP döneminde Türk Hava Kurumu’nda yaşananları anlattı..

Türkiye’nin yaşadığı orman yangınlarıyla tüm Türkiye Türk Hava Kurumu’nu konuşur oldu..

AKP döneminde gelir kaynakları birer birer ortadan kaldırılan, yolsuzluklarla içi boşaltılan, nihayetinde kayyum atanarak etkisizleştirilen THK, kendi uçaklarını dahi uçaramaz hale geldi..

Peki Atatürk’ün kurduğu, yıllardır Türk havacılığına hizmet eden kurum nasıl bu hale geldi.?

THK’da olan biteni en yakından izleyen Ahmet Zeki Üçok’la THK’da Başkan Cenap Aşçı’nın istifasına giden süreci konuştuk..

Hava Kuvvetleri’nden emekli bir Albay olan ve kumpas davalarında hedef alınan eski askeri hakim Üçok, sorumlunun Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ve kayyum heyeti olduğunu düşünüyor..

Üçok’a göre THK, beceriksizliklerle, siyasi operasyonlarla, yolsuzluklarla kasti olarak batırıldı..

“TÜRK HAVA KURUMUNU KİM BATIRDI?

Ahmet Zeki Üçok:

“İsterseniz önce kim kurdu, niçin kurdu, neler yaptı oradan başlayalım..

Türk havacılığının kurumsal temellerinin atılması olarak da değerlendirilebilecek olan THK, Türkiye’de havacılık sanayisini kurmak ve geliştirmek, havacılığın askeri, ekonomik, sosyal ve siyasal önemini anlatmak, Türk gençliğine havacılığı tanıtmak ve sevdirmek, gençliğin havacılığı bir yaşam biçimi haline getirmesini sağlamak amacıyla  Atatürk’ün talimatıyla 16 Şubat 1925’de Türk Tayyare Cemiyeti adıyla kuruldu..

24 Mayıs 1935 tarihinde yapılan 6. Kongresi’nde ise Türk Hava Kurumu adını aldı..”

Peki bu amaçlarını gerçekleştirebilmiş mi?

Ahmet Zeki Üçok:

“THK kurulduktan sadece on bir ay sonra, 23 Nisan 1926’da Türk havacılığının gereksinimi olan teknik personelin eğitilmesi amacıyla Tayyare Makinist Mektebini hizmete açtı..

Aynı yıl Alman Junkers Tayyare Fabrikası işbirliğiyle Kayseri Uçak Fabrikası’nı kuruldu..

Alman Junkers lisansıyla A-19 ve A-20 uçakları üretildi ve bu uçakların bakım ve onarımları yapıldı..

Bu da yetmemiş on yıl içerisinde halktan aldığı destekle elli milyon kadar para temin ederek 351 adet uçak satın alıp Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bağışlandı..”

Türkkuşu da aynı yıllarda kuruldu değil mi?

Ahmet Zeki Üçok:

“Havacılığın temel unsuru olan personeli yetiştirmek ve eğitmek, gençliğe havacılık sevgisini aşılamak amacıyla 3 Mayıs 1935’te  ‘Türkkuşu’ kuruldu..

Türkkuşu’nun kurulmasıyla birlikte paraşüt, planör, motorlu uçuş ve model uçak okulları da açıldı.. Türkkuşu, dünyanın ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen’in de aralarında bulunduğu, birçok kişiyi yetiştirdi..”

“YERLİ UÇAĞIN TEMELİ THK İLE ATILDI”

Yani bugün kurmaya çalıştığımız uçak sanayini başlatan da THK olmuş..”

Ahmet Zeki Üçok:

“THK kuruluş amaçları doğrultusunda yerli malı uçak üretmek  için 1940’lı yılların sonunda, Türkiye’deki uçak sanayisinin temel yapılarından biri konumuna geldi..

Ankara, Akköprü’de bir atölye fabrika haline getirildi ve burada İngiliz Miles Magister eğitim uçaklarının seri montajı yapıldı..

1939-1941 yılları arasında, II. Dünya Savaşı öncesinde Genelkurmay Başkanlığı’nın da isteğiyle Etimesgut Uçak Fabrikası kuruldu..

1944 yılında üretime başlayan ve çok geniş kapsamlı bir girişim olan bu fabrikada, Magister uçaklarının yanı sıra, THK-1, 3, 4, 7, 9, 13 planörleriyle THK-2, 5 ve 10 tipinde eğitim, sağlık ve nakliye uçakları da üretildi..

Ayrıca THK tarafından Gazi Orman Çiftliği’nde bir motor fabrikası da kuruldu ve 1951 yılına kadar çalışmalarını sürdürdü. Haziran 1952 yılında ise bu fabrika, Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu’na devredildi..”

Kıbrıs Harekatı’na katılan paraşütçü askerimizin eğitimlerine de katkısı olmuştu değil mi?

Ahmet Zeki Üçok:

“THK’nin yetiştirdiği gençler sadece sportif faaliyetlere katılmakla kalmadı, yurt savunmasında da rol aldı.. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtında, hava indirme harekâtına katılan paraşütçülerle, o dönemde askerlik görevini paraşütçü olarak yapanların çoğu, THK’nin yetiştirdiği gençlerden oluşmuştur. Ayrıca harekât boyunca kurumun uçak ve pilotlarına da görevler verilmiştir..”

“THK’YI KİM DARBELEDİ”

Nasıl oldu da teknik olara iflas etmiş bir kurum haline dönüştü?

Ahmet Zeki Üçok:

“THK’ya ilk darbe 2013 yılında kurban derilerini toplama tekelini kaldıran AKP tarafından vuruldu.. Gelirlerinin neredeyse yarısını kaybetti.. İkinci  ve üçüncü darbeler THK’nın asker yöneticileri Osman Yıldırım ve Kürşat Atılgan tarafından vuruldu.. Son darbe de Cumhurbaşkanı destekli Kayyum Heyeti Başkanı Cenap Aşçı ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli tarafından vuruldu ve maalesef bugünkü haline geldi..

THK’da 2009-2014 tarihleri arasında emekli general Osman Yıldırım,2015-2018 Kürşat Atılgan, 2018-2019 Ahmet Bertan Nogaylaroğlu genel başkanlık yaptı..  16 Ekim 2019 dan buyana da geçen istifa eden Cenap Aşçı’nın başkanlığını yaptığı Kayyum Heyeti tarafından yönetildi.. Nasıl oldu da yaklaşık 10 yılda THK dört uçağı uçuramaz hale geldi..

Öncelikle şunu belirtelim, son dönemlerde THK’yı  yöneten askerler THK’nın iflasında başrolü oynamışlardır..

Bunu neye göre söylüyoruz, 2018 yılında genel başkan olan Nogaylaroğlu’nun göreve gelirgelmez, Güney Bağımsız Denetim ve SMMMA.Ş. THK’nın mali yapısına ilişkin hazırlatmış olduğu ‘’Türk Hava Kurumu Genel Başkanlığı ve Doğrudan veya Dolaylı İştiraki Bulunan İktisadi İşletmeler 30 Eylül 2018 tarihi itibarıyla üzerinde mutabık kalınmış prosedürler raporu’’ da yer alan bilgilerden anlıyoruz..

Bu raporda esas olarak Türk Hava Kurumu Genel Başkanlığının mali yapısı iştirakleri olan şirketlere ait mali verilerin hepsinin ayrı ayrı incelenmesi sonucu ortaya konmuştur..

Bu rapor özet olarak Türk Hava Kurumu ve iştiraklerinin iflas ettiğini tüm açıklığı ile ortaya koymuştur..

2009-2014 tarihleri arasında genel başkan olan Osman Yıldırım görevdeyken, rüşvet almak, zimmet, görevi kötüye kullanmak gibi suçlardan tutuklanıp hapse atıldı.. Hemen akabinde gelen Kürşat Atılgan için de, Ahmet Bertan Nogaylaroğlu tarafından benzer suçlardan suç duyurusunda bulunuldu.. Soruşturmalar halen devam ediyor..

Nogaylaroğlu, kendi yönetim ve denetim kurullarının topluca istifası sonrasında görevini kayyım heyetine devretmek zorunda bırakılmış devrik bir başkan.. Neresinden bakarsanız bakın tam bir rezalet.”

“YÜZ MİLYONLARCA ZARAR NASIL OLDU”

“Raporda yer alan bilgilerden bahseder misiniz?

Ahmet Zeki Üçok:

“Hangi rezaletten bahsedelim.. THK sadece yangın söndürme işi yapmıyor. Ambulans Helikopterleri  ile Sağlık Bakanlığına hizmet sunuyor..

5 Mayıs 2018 tarihinde ihale yapılıyor. İhale için THK dolar kurunu 4.2629 TL öngörerek 19 ambulans helikopteriyle hizmet vermek için fiyat veriyor. 598 milyon TL ile ihaleyi kazanıyor..

Dönemin  THK genel başkanı Kürşat Atılgan 300 milyon TL devletin kasasından çıkmasına engel olduk diye açıklama yapıyor.. Ancak dolar yerinde durmuyor yedi liralara çıkınca tüm harcamaları dolar üzerinden olan helikopterler ihale bedelini hızla tüketiyor..

Bunun üzerine helikopter pilotlarının 4 bin dolar civarında olan maaşları 15 bin liraya düşürülüyor. Kabul etmeyen 34 pilot işten atılıyor..

Aynı yılın Eylül ayında genel başkan 10 helikopterle hizmet vermeye devam edeceğiz diye açıklama yapılıyor. Kötü yönetim, öngörüsüzlük sonucu 9 helikopter devre dışı kalıyor..

Ne oluyor ihale şartnamesinde yer alan uçuş miktarı tamamlanamıyor ve eksik uçuşlar, cezalar falan derken Sağlık Bakanlığı ödediği paranın 7.3 milyon dolarını geri alıyor hem de mevcut kur üzerinden..

300 milyon devletin kasasında kaldı diye hava atarken THK, dolar kur farkı eksik uçuş süreleri derken  yüz milyonlarca lira zarara sokuluyor..”

Sanırım Bağımsız denetçi raporunda Balon uçuşları ve iki özel jete ait bilgiler de yer alıyordu.

Ahmet Zeki Üçok:

“THK, yıllardır Ürgüp’te turistik amaçlı yapılan Balon turizmi yapıyor. Burada talep çok olduğu için balon uçuran şirketlere tıpkı havaalanlarında olduğu gibi günlük uçuş yapabilecekleri slot denen haklar veriliyor..

2013 yılında THK öğleden önce 4 ve öğleden sonra 2 uçuş yapma hakkı olarak 4+2 slot hakkı vardı. Ancak dönemin genel başkanı Osman Yıldırım, adeta bugünkü değeri yaklaşık 2 milyon avro olan 2 slot hakkından vazgeçerek 3+1 slot hakkını Saray isimli şirkete yıllık 110 bin dolara kiraladı..

Uçuş süresi kullanılmadığı için THK’nın 2 slot hakkı iptal edildi..

Daha sonra gelen genel başkan Kürşat Atılgan da 2017 yılında 3+1 slot uçuş hakkını sadece 8 bin 602 yolcu taşıma karşılığında 1 milyon 408 bin 68 TL, 2018 yılında da ihalesiz olarak Şeref Tur isimli şirkete 390 bin dolara kiraladı..

Bu kiralamaların ihalesiz yapılmasının THK’na verdiği zararları karşılaştırabilmek için Şubat 2019 – Şubat 2020 yılı kiralama ihalesinin sonuçlarını söyleyeyim: 17 bin 600 garanti Yolcu taşınması karşılığında 10 milyon 577 bin 600 TL..

Bu nasıl bir yöneticilik anlaşılabilir bir şey değil..”

Özel jetlerde durum daha vahim sanki.

Ahmet Zeki Üçok:

“THK’nın iki adet özel jeti var.. Bu jetler özel kişilere ya da özel şirketlere kiralanarak gelir elde ediliyor.. Ancak bu jetlerden birisi bakım için Avusturya’ya gönderiliyor.. Bakım ücreti ödenmediği için alıkonuyor..Bakım ücreti, hangar ücreti faiz falan derken uçak fiyatının üzerinde borca giriliyor..

İkinci uçak Katarlı bir işadamına kiralanıyor.. Adam ne kira ödüyor ne de uçağı iade ediyor. Sonunda geri alınıp 2019 yılında üç yıllığına Ukrayna’da bir şirkete kiralanıyor.. Bugün bu iki uçağın satsan borçlarını ödeyemeyecek kadar 25 milyon dolar civarında bir zarar söz konusu..”

“SORUMLU BAKAN VE KAYYUM”

Son günlerdeki yangınlar da THK’nın içler acısı halini ortaya koydu.

Ahmet Zeki Üçok:

“Yangınlarda THK uçaklarının kullanılamamasın da bu yönetimlerin yani askerlerin bir suçu yok.. Bunun sorumluluğu tamamıyla Tarım Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ile istifa eden THK Kayyum Heyeti Başkanı Cenap Aşçı’ya ait..

Ahmet Bertan Nogaylaroğlu  görevini kayyum heyetine devretmeden önce THK’ya ait 9 uçaktan 4 adedini faal hale getirmişti..

2019 Mayıs ayı içerisinde yapılan kontrolleri sonrası; Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün

  • 2134 Sertifika Referans Numaralı Uçuşa Elverişlilik Gözden Geçirme Sertifikasına göre 1030 seri numaralı CL-215 1A10 yangın söndürme uçağı 15 Mayıs 2020 tarihine kadar,
  • 2242 numaralı Sertifikasına göre 1027 seri numaralı uçak 29 Mayıs 2020 tarihine kadar,
  • 2738 numaralı Sertifikasına göre 1072 seri numaralı uçak 19 Haziran 2020 tarihine kadar,
  • 2309 numaralı Sertifikasına göre 1097 seri numaralı uçak 9 Temmuz 2020 tarihine kadar uçuşa elverişliydi..

Bu, dört uçak yangın söndürme faaliyetlerinde kullanılabilirler demek.. Diğer iki uçağın da 100-150 bin dolar harcanarak faal edilebilecek basit iniş takımı arızaları vardı.. Bu arızalar da en kısa sürede giderilebilir durumdaydı..

İstifa eden Cenap Aşçı’nın başkanı olduğu Kayyum Heyetinin göreve geldiği 16 Ekim 2019 tarihinde THK’nın yangın söndürme uçakları faaldi demek ki. “

Ahmet Zeki Üçok:

“Evet. Hiç kıvırmaya gerek yok.. Faal olan yangın söndürme uçaklarının, uçamaz hale gelmesinin tek sorumlusu Cenap Aşçı’nın başkanlık ettiği Kayyum Heyeti ve bu uçakları uçurmamak için adeta çırpınan Tarım Orman Bakanı Bekir Pakdemirli..

  Göreve geldiklerinde sağlam olarak aldıkları uçakların bakım ve onarımlarını gereği gibi yaptırmadıkları için yangınların söndürülememesinde sorumlulukları çok büyük..”

“ÖZÜR KRİZİ ÇIKTI”

“Bir de THK uçakları 5 bin litre değil de 4 bin 900 litre yani 100 litre az su alıyorlar diye ihaleye sokulmamaları var. Bunun perde arkasını açıklar mısınız?

Ahmet Zeki Üçok:

“THK tarafından CL-215 Yangın söndürme uçakları 2009 yılında temin ediliyor..

İlk ihale yedi yıl süre ile 2009-2015 yılları arasında 70 milyon dolara, ikinci ihale üç yıl için 2016-2018 arası 30 milyon dolara..

Şubat 2019 yılında ihaleye giriliyor ama teminat mektubu unutulduğu için iptal oluyor..

Nisan 2019’da tekrar ihale açılıyor. Nihayetinde en son pazarlık noktasında, THK uçuş saati başına 71 bin 500 TL istiyor.. Orman Genel Müdürlüğü, en son, uçuş saati başına 70.000 TL veririm diyor.. Toplam uçuş saatinde sadece 1 milyon 372 bin 500 TL için anlaşma sağlanamıyor.. İhale sonuçsuz kalıyor.. Bu noktadan sonra THK yetkilileri, bizzat Orman Genel Müdürüne gidiyorlar ve 70 bin TL uçuş saat ücretine razı olduklarını söylüyorlar.. Orman Genel Müdürü bizden özür dileyin diyor.. THK tamam diyor ve bir yazı yazıyorlar.. Bu sırada bu yetmez basın yoluyla özür dileyin diyerek yeni bir talepte daha bulunulunca ipler kopuyor..

İhale olmayınca pilotlar maaşlarını alamadıkları için ya istifa ediyorlar ya da işten çıkarılıyorlar. Kayyum Heyeti tarafından 2020 Temmuzuna kadar faal olan uçaklar için yeniden SHGM’ye (Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü) müracaat edilip uçuşa elverişlilik denetimi yaptırılmıyor. Uçakların üreticisi olan Wiking firması gelip uçakları inceliyor. Uçakların değiştirilmesi, yenilenmesi gereken tüm parçaların listesini THK veriyor ve bunları temin ederseniz 7 yıl süreyle uçakların uçuşunu garanti erdim diyor. Kayyum Aşçı’nın Kılıçdaroğlu’na söylediğine göre Wiking firmasının talep ettiği malzemelerin maliyeti 4 milyon dolar..”

Yani Orman Genel Müdürlüğü yöneticilerinin kaprisleri yüzünden neredeyse yüzyıllık bir kurum olan THK adeta ölüme mi terk edildi?

Ahmet Zeki Üçok:

“Bir bakan düşünün; THK elindeki uçakların faal olduğunu biliyor. SHGM’nin verdiği uçuşa elverişlilik sertifikaları ortada. Ancak kamuoyu önüne çıkıp motorlarına kuşlar yuva yapmış, bunlar antika, bu uçaklar gayri faal diye halkımızı kandırıyor..

Kendi ülkesinin yıllardır yangın söndürme vazifesini yapan THK uçaklarını ihale dışı bırakmak için, ihale şartnamesine 5 bin lt su kapasitesi olmalı diye madde koyarak iki kova kadar su için kasıtlı olarak kendi memleketinin uçaklarını devre dışı bırakıyor..

2009 yılından bu yana 4 bin 900 lt su kapasitesiyle bu uçaklar yangınları söndürmediler mi? Ne oldu da şimdi 5 bin lt şartı getirdin. Bir bakan, bir insan bu kadar acımasız olabilir mi? Yazıklar olsun. Bu nasıl bir anlayıştır, bu nasıl bir vicdandır ben anlayamadım..” 

“THK TAŞERON OLDU”

Bu şartlara rağmen THK ihaleye katıldı sanırım. 9 Mart 2021 tarihi itibarıyla Elektronik Kamu Alımları Platformu (EKAP) verilerine göre Türkiye’nin orman yangınlarında kullanılmak üzere 36 genel maksat helikopteri ve 3 amfibik uçağı bulunuyor. Hatta uçaklardan birisi Kahramanmaraş’daki yangın söndürme çalışmaları sırasında düştü..”

Ahmet Zeki Üçok:

“O ihale de ayrı bir acziyet.. Bir kaç defa iptal edilip sonradan en düşük değil de en yüksek fiyatı verenin kazandığı bir garip ihaleydi..

CMC diye bir firma, Cumhurbaşkanımızın Rusya ziyareti sırasında bindiği Be-200 yangın söndürme uçaklarından 3 adet kiralıyor.. Yangın söndürme ihalesine katılacaklar ama şirket olarak uçuş lisansları yok.. Ne yapılıyor, hazırda uçuş lisansı olan THK var.. Hemen bir ortaklık yapılıyor.. THK kendi uçakları ile değil de kiralık Rus uçakları ile ihaleye giriyor.. İhalede daha düşük teklif veren başka bir firma varken ihale THK-CMC ortaklığına veriliyor.. 100 lt için ihaleye uçakları sokulmayan THK başka bir firmanın taşeronluğunu yapıyor.. Ne kadar acı, THK’nın düşürüldüğü hallere bakın..”

Yani ormanlarımız yanıyor, uçaklarımız yatıyor.

Ahmet Zeki Üçok:

“Adeta bir THK düşmanı gibi davranan, bana göre Cumhuriyet tarihimizin en başarısız Tarım Orman Bakanı Bekir Pakdemirli derhal görevinden alınmalıdır..

Kayyum Heyeti’nin istifası yetmez, THK en kısa zamanda seçimlere gitmelidir..

THK’nın mali yapısının düzeltilmesi için devlet gerekli desteği mutlaka sağlamalı ve THK elindeki mevcut 6 uçak en kısa sürede faal edilip orman yangınlarına müdahale edebilmesi için gerekli fiziki ve yasal koşullar sağlanmalıdır..”

Cumhuriyet//Barış Terkoğlu

Son dakika... İşte THK Kayyumu Aşçı'nın istifa dilekçesi
“ORMAN YANGINLARININ ARDINDAN GÖREVİNİ BIRAKAN THK KAYYUM HEYETİ BAŞKANI CENAP AŞÇI İSTİFA ETTİ..”

Aşçı’nın istifa dilekçesinde, “Pekçok mecra THK’yi ve özellikle şahsımı odağa koydu” ifadeleri yer aldı..

Orman yangınları sırasında düğüne gittiğini açıkladığı için tepki çeken Türk Hava Kurumu Kayyım Heyeti Başkanı Cenap Aşçı’nın Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne gönderdiği istifa dilekçesi ortaya çıktı..

1 Eylül tarihinde gönderilen dilekçenin kabul edilip edilmediği henüz açıklanmadı.

Görevinden istifa eden Kayyım Heyeti Başkanı Aşçı, istifa dilekçesinde şu ifadeleri kullandı:

“Hepimizin yüreğini yakan orman yangınlarında pek çok mecra THK’yi ve özellikle şahsımı odağa koymuş, linç kampanyasına kurum ve ziyadesiyle şahsım kurban edilmek istenmiştir.

Herhangi bir görev talebimiz yokken millete hizmet etmenin en temel ödevimiz olduğu anlayışıyla bitmiş, tükenmiş, borç batağına saplanmış kurumda özveri ile çalışmalar yapılmış ve yapılıyorken en ağır ve haksız ithamlarla muhatap olmak şahsımı ziyadesiyle üzmüştür..

Fedakarca çalışmanın karşılığı bu olmamalıdır..

Banka borçları başarılı bir şekilde yapılandırılmış, vergi ve SGK borçları da aynı şekilde yapılandırılmıştır. Durma noktasına gelmiş işler yeniden yapılır hale getirilmiş, yeni işler yapılmaya başlanmış ve gelir elde edilmiştir..

Verimsiz, hantal yapı küçültülmüş, ciddi tasarruf yapılmış, borç batağından çıkarılmıştır..

Kurum kendisine yüklenen görev amacına uygun tüm işleri yapar ve yapabilecek hale gelmeye başlamıştır.. Kurumu batıranlar, bunlarla hareket eden mihraklar ve maalesef bu kişilerin yalan ve iftiralarının peşinden gidenlerin haksız itham ve saldırıları da devam etmektedir..

Etik kurallar ve geleneklerimiz de dikkate alınarak Medeni Kanun’un 477’inci maddesi uyarında kayyımlık görevimden çekilmek istediğimi bildirir, sayın mahkemenizden bu madde uyarından kayyımlık görevinden ayrılmam hususunda gereğini arz ederim.”

“2019 YILINDA ATANMIŞTI”

THK yönetimine 2019 yılının ekim ayında Cenap Aşçı, Adnan Zengin ve Abdullah Kaya’dan oluşan üç kişilik kayyım heyeti atanmıştı..

Kayyım Heyeti Başkanı Cenap Aşçı ise 63’üncü dönem AKP Hükümeti’nde Gümrük ve Ticaret Bakanı olarak görev yapmıştı. Ayrıca, geçtiğimiz günlerde THK’yi yöneten üç kişilik Kayyım Heyeti üyelerinin de en az iki maaş aldığı açığa çıkmıştı.. Heyet Üyesi Abdullah Kaya, tüm üyelerin çift maaşlı olduğunu kabul etmişti..

Cumhuriyet Gazetesi Logosu
“THK’YE AİT UÇAKLARIN ‘BİLİNÇLİ ŞEKİLDE BAKIMSIZ BIRAKILDIĞI’ İDDİA EDİLDİ”

Antalya ve Muğla’da çıkan orman yangınlarında söndürme müdahalelerin yetersiz kalması büyük tepkilere neden olmuştu..

Türk Hava Kurumu’nun (THK) yangın söndürme uçaklarının hangarda bekletilmesine yönelik tartışmalar sürerken ‘uçakların imkân olmasına karşın bilinçli şekilde bakımsız bırakıldığı’ iddia edildi..

İddiaya göre THK, 2021’in başında Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı Kayseri’deki 2. Hava Bakım Fabrika Müdürlüğü’ne uçakların bakımı için başvuruda bulundu..

THK’ye olumlu yanıt veren fabrika müdürlüğü, işlemlerin başlaması için THK’nin Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nden izin başvurusu yapması gerektiğini anımsattı..

Bu gelişmelerin ardından THK adım atmayınca süreç durdu..

İddiaları TBMM gündemine taşıyan CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, ‘Uçakların uçmasını önlemek vatana ihanetle eşdeğerdir’ tepkisini gösterdi.. 

Antalya ve Muğla başta olmak üzere, Türkiye’nin farklı illerinde art arda çıkan yangınlara yeterince müdahale edilmemesi sonucu yüz binlerce hektar ormanlık alan küle döndü..

Ülkenin ciğerleri alevlere teslim olurken THK’ye ait yangın uçaklarının bakımları yapılmadığı için hangarda bekletilmesi de tartışmalara neden oldu.. 

‘”OLUMLU YANIT ALINDI’”

Levent Gök, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın yanıtlaması istemiyle TBMM’ye sunduğu soru önergesinde, THK’nin 2021 yılı başında 2. Hava Bakım Fabrika Müdürlüğü’ne yerde kalan yangın söndürme uçaklarının bakımı için başvurduğuna yönelik iddialar bulunduğunu belirterek ‘Bu başvuruya, CL-215 uçaklarına ait pervanelerin kontrol ve servis bülteni uygulaması ile kanat bağlantı X-Rar kontrolünün 2. Hava Bakım Fabrika Müdürlüğü’nde yapılabileceği yanıtı veriliyor. Aynı yanıtta, yetki alınmasını müteakip bürokratik prosedürlerin aşılması için SHGM’ye başvurulmasının uygun olacağına yönelik bir görüş bildiriliyor. Buna karşın THK’nin adım atmadığı iddia ediliyor’ dedi..

“AĞIR GÖREV KUSURU’”

Levent Gök, THK’nin uçakların bakımı için adım atmadığına yönelik iddiaların önemine dikkat çekerek:

“Türkiye’nin dört bir yanında ormanlarımız göz göre göre yandı. Atatürk’ün kurduğu kurumu itibarsızlaştırmak için kasıt derecesinde ağır görev kusurları var.. Böyle bir olanak varken uçakların uçması sağlanabilecekken bunların yapılmamış olması yüz binlerce hektar ormanımızın yanmasına seyirci kalınması vatana ihanetle eşdeğerdir, sorumlular derhal hesap vermeli” dedi..

Gök, soru önergesinde, THK uçaklarının bakım ve kontrolünün gerçekleştirilmesi için yapılan girişimlerin sonuçsuz kalmasının nedenlerini sordu..

THK kayyumu Zengin'in zimmet davası ortaya çıktı

“THK KAYYUMU ZENGİN’İN ZİMMET DAVASI ORTAYA ÇIKTI”

Orman yangınlarında söndürme uçaklarının kullanılmamasıyla gündem olan THK’nin çift maaşlı kayyumu Adnan Zengin’in 5milyon TL değerindeki araziyi zimmetine geçirdiği iddiasıyla yargılandığı açığa çıktı..

Atatürk’ün kurduğu ve 2019yılında kayyum atanan Türk Hava Kurumu’na (THK) ilişkin tartışmalar son bulmuyor.. Orman yangınları sırasında söndürme uçaklarının kullanılmaması nedeniyle ülke gündemine oturan THK’de, çift maaşlı kayyum Adnan Zengin’in milyonlarca lira değerinde bir araziyi zimmetine geçirdiği iddiasıyla yargılandığı açığa çıktı..

THK Kayyum Heyeti üyeliğinin yanı sıra İçişleri Bakanlığı’na bağlı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü’nde İşlemler ve Mevzuat Daire Başkanlığı görevini de yürüten Zengin hakkında 2019yılında değeri 5milyon TL olan 2,5 dönüm büyüklüğündeki araziyi zimmetine geçirdiği iddiasıyla dava açıldı..

İHTİYADİ TEDBİR KONULDU

 Yandaş sendika Memur-Sen’in Düzce Şubesi, 2006yılında S.S. Memurkent Konut Yapı Kooperatifi adında bir kooperatif kurdu..

Aynı yıl kooperatife kayıtlı merkez Karahacımusa Mahallesi’ndeki birbirine sınır 11 adet taşınmaz ‘kooperatif üyelerine konut yapmak şartıyla’ TOKİ’ye senet düzenlenerek devredildi..

Toplam 130 dönüm olan bu arsa üzerine TOKİ tarafından 588daire ve sosyal donatılar inşa edildi.. Ancak bu konut projesinde arazinin 2,5dönümlük alanı kullanılmadı..

Değerinin yaklaşık 5milyon TL olduğu ifade edilen 2,5 dönümlük bu araziyi de THK kayyumu Adnan Zengin’in aralarında bulunduğu yedi eski kooperatif yöneticisinin üzerlerine geçirdikleri iddiası ile 2019yılında dava açıldı..

“Zimmet” iddiasıyla Düzce 4’üncü Asliye Hukuk Mahkemesi’nde taşınan dava sürecinde arsanın üçüncü şahıslara satışının önlenmesi amacıyla tapu kaydı üzerine ihtiyadi tedbir konulduğu öğrenildi..

“580 KİŞİNİN HAKKI VAR

THK kayyumu Adnan Zengin ise yargılandığını doğruladı.. Zengin, “Mahkemeye intikal etmiş bir konu. Aslı yok bunun. Ben öyle bir davayı kabul etmiyorum” ifadelerini kullandı.

Kooperatif tarafından yapılan açıklamada ise:

“2,5 dönüm büyüklüğündeki arazi sadece 7 kişiye kaldı. Bu kooperatifin 580 üyesi var ve bu arazide de 580 kişinin hakkı var.. Dava kapsamında bilirkişi atandı ve araziye ilişkin tedbir kararı konuldu.. Bu arazinin 580 kişiye verilmesi yönünde bir karar bekliyoruz. Bu yedi kişinin yaptığı usulsüzlüktür..” 

ÇİFT MAAŞLI KAYYUMLAR

Atatürk’ün kurduğu THK Başkanlığı’nın yönetimine 2019 yılının Ekim ayında Cenap Aşçı, Adnan Zengin ve Abdullah Kaya’dan oluşan üç kişilik kayyum heyeti atandı. Kayyum Heyeti Başkanı Cenap Aşçı ise 63’üncü AKP Hükümetinde Gümrük ve Ticaret Bakanı olarak görev yapmıştı. Ayrıca, geçtiğimiz günlerde THK’yi yöneten üç kişilik Kayyum Heyeti üyelerinin de en az iki maaş aldığı açığa çıkmıştı. Kayyum Heyeti Üyesi Abdullah Kaya, tüm kayyum heyeti üyelerinin çift maaşlı olduğunu kabul etmişti.

Öte yandan, yaklaşık üç yıldır THK yangın söndürme uçağı ihalesiyle de tartışma konusu. Orman Genel Müdürlüğü, yangın söndürme uçağı kiralama ihalesine uçaklarının “En az 5 bin litre su taşıma kapasitesi” olması şartını koyduğu için 4 bin 900 litre kapasiteli THK uçakları, orman yangınlarında kullanılamıyor.

İŞTE YALANLAR VE GERÇEKLER

Dosya Türk Hava Kurumu (THK) ile ilgiliydi…

Dosyadaki olayların doğruluğunu araştırmak için THK’nın Ekim 2018’de yeni başkan seçilen Emekli Tümgenaral Ahmet Bertan Nogaylaroğlu’ndan randevu istedim. Nogaylaroğlu 1 Ağustos saat 11’e randevu verdi. Randevu saatime sadık kalarak tam saatinde THK özel kaleminde oldum..

Nogaylaroğlu makamında beni bekliyordu..İçeri girer girmez makamındaki masadan kalkarak hoş geldin dedikten sonra makam masasının önündeki koltuğa buyur ederek oturmamı istedi. Ve kendisi de karşıma oturdu..

Geleneksel Anadolu misafirperverliğiyle ne içeceğimi sordu..

Ben hemen Paşa’ya birkaç soru sormayı düşünürken bu nezakete karşı kayıtsız kalamazdım. “Çay içerim paşam” dedim. Havadan sudan birkaç şey konuştuktan sonra çaylar da gelmişti..

Ben biran önce konuya girmek için sabırsızlanıyordum. ‘Paşam’ dedim. THK’yı batırmışsınız…

Paşa güldü. “Doğru söylüyorsunuz, THK’nın iştiraklerini batırma noktasına getirmişler Ali Bey” diye yanıt verdi.

Ardından Ekim 2018’de THK’nın başına nasıl geldiğini kısaca anlattı…

Paşa göreve gelir gelmez ilk iş olarak THK’nın geriye dönük iştiraklerini ve genel durumunu inceletmek için özel bir denetim firmasıyla anlaştığını ve denetleme işi sürerken gelen raporlar karşısında kendisinin de hayrete düştüğünü  belirterek  kurumun organize bir şekilde zarara uğratıldığını ve iflasın eşiğine getirildiğini anlattı..

Raporlarda neler olduğunu sorduğumda ise ”sabırlı ol, birazdan anlatacağım” dedi. Ve anlatmaya başladı.

”Ali Bey, arı yuvasına çomak sokunca bu durumdan rahatsız olan bir önceki yönetimdeki bazı arkadaşlar sahte evrak düzenleyip yetkileri olmadığı halde beni görevden alma girişimine kadar işi götürdüler..

Tabi ki kurum olarak bizde bu yasa dışı duruma kayıtsız kalmadık konuyu ilgili kurumlara ileterek şikâyette bulunduktan sonra da kurum içerisinde bu hukuksuzluğa ve denetleme firmasının verdiği raporlara göre kurumu zarara uğratan kim varsa THK’dan uzaklaştırdık..”

Ardından…

”THK, 16 Şubat 1925’te Gazi Mustafa Kemal Paşa tarafından Türkiye’de havacılık sanayisini kurmak, havacılığın; askeri, ekonomik, sosyal ve siyasal önemini anlatmak, askeri, sivil, sportif ve turistik havacılığın gelişmesini sağlamak, bütün bunlar için gerekli araç ve gereci hazırlamak, personeli yetiştirmek ve uçan bir Türk Gençliği yaratmak için kuruldu.”

‘PAŞANIN MİRASINI TALAN ETTİRMEYECEĞİZ’

Paşa, kararlı ve net bir şekilde ‘Ali Bey’ dedi: 

”Bakın ben ve buradaki ekip arkadaşlarım şu konuda kesin kararlıyız her kim olursa olsun, Gazi Paşanın Türk milletine bıraktığı mirasını kimseye talan ettirmeyeceğiz. Her ne türlü kasıtlı sözleşmelerle kurumun bazı rantiyesi yüksek gayrimenkullerini OdeaBank örneğinde olduğu gibi. OdeaBank örneğinde neler olduğunu birazdan kurumumuzun değerli genel sekreteri emekli Albay Rafet Yavuz Bey size ayrıntılı olarak anlatacaktır.”

SEVR DAYATMASINDA OLDUĞU GİBİ YIRTAR ATARIZ

”Ali Bey, bahsi gecen banka sadece THK’nu değil, kurumun kiracılarının da hesaplarına ve işyerlerine haciz işlemleri başlatarak mağdur etmekte. OdeaBank her ne kadar bizden önceki yönetimler tarafından imzalanan şaibeli sözleşmelere dayanarak bu işlemleri yapsa da şunun farkında değil. Bu millet yüz yıl önce kendisine dayatılan Sevr Anlaşması’nı nasıl yırtıp attıysa biz de önceki yönetimler ile OdeaBank arasındaki bu şaibeli sözleşmeyi hukuk çerçevesinde yırtıp atarız.”

Diyen Emekli Tümgenaral Ahmet Bertan Nogaylaroğlu bu konuda ‘ne kadar kararlı olduğumuzu bütün dünya alem bilsin’ dedi.

Nogaylaroğlu THK içerisinde OdeaBank olayı örneğindeki gibi daha birçok usulsüzlüğün olduğunu bunların hepsinin teker teker hesabını soracağını ve “THK’nın şeffaf, denetlenebilir bir şekilde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yüklediği misyonunu devem ettireceğinden kimsenin kuşkusu olmasın” diyerek isteyen herkese yaşanan bu süreç ile ilgili bilgi ve belgelerin açık olduğunun da altını çizdi.

DÜZENLERİ BOZULDU

THK Genel başkanı Emekli Tümgenaral Ahmet Bertan Nogaylaroğlu’yla yaptığımız sohbetin ardından Genel Sekreter Emekli Albay Rafet Yavuz’un kapısını çaldım. Belli ki beni Paşa’nın kendisine yönlendireceğini bildiği için hazırlıklıydı:

“Yavuz Bey, 13 Ekim 2018’de Nogaylaroğlu ve ekibi THK yönetimine geldikten sonra kurum içerisindeki tartışmalar zaman zaman medyaya da yansıdı. Biraz önce Nogaylaroğlu ile konuştum. O da kurumda göreve başladıktan sonra ‘arı yuvasına çomak soktuk tabii ki bu durumdan rahatsız olanlar oldu. Durumdan memnun olan yurtsever çalışanlarımız da oldu. Haliyle kurum içerisindeki bazı çıkar gruplarının direnciyle de karşılaştık” dedi.

”Yeni ekip neden böyle bir dirençle karşılaştı” diye sordum.

Rafet Yavuz, önce kendinden emin bir şekilde oturduğu koltukta geri yaslanarak:

”Tabii ki direnç gösterecekler. Kurum içindeki ve dışındaki çıkar grupları, kurumu babalarının çiftliği haline getirmişlerdi. Biz buna mani olduk, direnç de bundan. Çünkü kurum içerisindeki düzenleri bozuldu ve hepsini yargı önüne çıkaracağız. Bunun da bilincindeler, işte direnç ondandır Ali Bey” diye yanıt verdi.

THK’nın kendileri göreve gelmeden önce nasıl zarara uğratıldığını ayrıntı ve belgelerle anlatmaya başladı. Şaşkınlığımı gizleyemedim ve sordum “Nasıl olur ya bunca zaman hiç kimse bu yolsuzluğu, hukuksuzluğu görememiş mi” diye.

Rafet Yavuz: ”Tabii ki görmüşler. Ancak bazı kurum çalışanları kurumdaki bu usulsüzlüklerle ilgili zaman zaman ilgili yöneticilere kurumun bilerek zarara uğradığını bildirmişler. Sonra da işlerinden olmuşlar. Bir süre sonra çalışanlar da yapılan usulsüzlükler karşısında işlerinden olmamak için sessiz kalmak zorunda kalmışlar. Değişen yönetimler ise kurum içerisindeki ve Vakıflar Denetleme Müdürlüğü’nün raporlarını hiçbir işlem yapmadan kurumun rafları arasında tozlanmaya bırakmışlar. Kendilerinden önceki yönetimlerin yaptığı talanı kaldığı yerden alıp devam ettirmişler Ali Bey.”

Ve ardından konuşmasına şöyle devam etti:

“13 Ekim 2018’de Nogaylaroğlu Paşa ile birlikte herbiri kendi branşlarında uzman olan ekip arkadaşlarımızla birlikte THK’da göreve başlayınca tabi iki bu çıkar gurupları çok rahatsız oldular. Rahatsız olmakta da haklılar. Çünkü biz Atatürk’ün Türk milletine bıraktığı bu mirası hiçbir gruba talan ettirmeyeceğiz. Kurumun hileyle elinden çıkan gayrimenkullerini de geriye almak için bütün yasal haklarımızı sonuna kadar kullanacağız.”

Genel Sekreter Rafet Yavuz’un belgeleriyle anlattığı kendilerinden önceki THK Vakfı yöneticilerinin kurum iştiraklerinde giriştikleri talan, ibret verici ve kitaplara konu olacak boyutta.

YAĞMANIN BOYUTU ÇIĞRINDAN ÇIKMIŞ “

Yağma ve yolsuzlukların boyutu çığrından çıkmış. Artık kokuları sokağı rahatsız eder bir hale gelmiş. Çürümenin en ilginç yanı ise Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın mirasını yabancı uyruklu bir bankayla çıkar ilişkisine girerek bankadan alınan kredinin dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş yüzde 28 dolar faizi oranıyla THK’nın manevi ve hatta maddi değerine paha biçilemeyecek gayrimenkulleri ipotek karşılığı alınmış.

Sonrası ise özür kabahatten büyük…

 Dönemin THK Genel Başkanı emekli Tümgenaral Kürşat Atılgan’ın ve hukuk müşavirlerinin duruma sessiz kalarak, OdeaBank’ın bu haksız faiz oranıyla Atatürk’ün Türk milletine bıraktığı mirasa el koymaya çalışmasına kasıtlı olarak göz yumması.

İnsan hayretler içerisinde kalıyor. Kurum elindeki belge ve raporlara dayanarak ilgili savcılıklara kamu davası açmakta bu açtığı davalardan birisi de 1 Kasım 2012 tarihinde Türkiye’de ilk şubesini açan, Afrika-Lübnan merkezli Bank Audisermaye grubuna ait OdeaBank.

İşte OdeaBank hakkındaki savcılığa bildirilen suç duyurusu:

Bu itibarla, THK ve ona bağlı iştirakler ile Odeabank A.Ş. arasında 25.09.2013 tarihinden 10.05.2017 tarihine kadar toplamda 11 adet TL, USD ve EUR cinsinden genel kredi sözleşmeleri akdedilmiştir. (Ek- 1) Ancak ne yazık ki içinde bulunulan mali sıkıntılar ve yolsuzluklar sebebiyle THK, vadesi gelen kredi borçlarını ödemede temerrüde düşmüş ve … tutarında kredi borcunu ödememiştir. İşbu kredi sözleşmelerine istinaden Odeabank, 19.07.2018 tarihinde THK’nin kredi hesabına kat etmiş olan borç miktarını tespit etmiş olup, Ankara 2. Noterliği’nin 20.07.2018 tarih ile 17657, 17644 ve 17648 yevmiye numaralı ihtarnameleri ile bu hususu THK’ye bildirilmiştir. (Ek- 2) Odeabank tarafından THK’ye gönderilen ihtarnamelerde, THK’nin borç miktarının yanı sıra, borç ödenmediği takdirde ihtar tarihinden itibaren Türk Lirasına %42.08 temerrüt faizi ve Amerikan Dolarına %28 temerrüt faizi uygulanacağını ihtaren bildirmiştir. Söz konusu ihtarnamede THK’ye ihtar edilen faiz miktarı son derece haksız ve fahiştir. Zira tarafların kendi aralarında bir temerrüt faizi kararlaştırılmadığı durumlarda, ticari işlerde, alacaklının talep edebileceği faiz oranı sınırsızca tayin edilemez. 6102 sayılı TTK, Borçlar Kanunu ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun bu bakımdan sınırlayıcı hükümler içermektedir. Kısaca açıklayacak olursak; ticari işlerde faiz oranının taraflarca kararlaştırılmadığı hallerde talep edilebilir anapara ve temerrüt faizi oranları TTK m.9’da yapılan atıf gereği 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri çerçevesinde tespit edilir. 3095 sayılı Kanun uyarınca, alacaklı %9 oranında temerrüt faizi talep edebileceği gibi, Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı 3095 sayılı Kanun’un öngördüğü faiz oranından fazla ise, alacaklı bu oran üzerinden de temerrüt faizi talep edebilecektir. Bu itibarla, Odeabank’ın THK’den temerrüde düşülen (ihtarname gönderilmek suretiyle) 2018 yılı uyarınca talep edebileceği en yüksek temerrüt faizi oranı %19.50 dir. Bunu aşan miktarda faiz oranı hukuka aykırıdır. Benzer şekilde 3095 sayılı Kanun m.4/a uyarınca, yabancı para borcu dolayısıyla istenebilecek en yüksek faiz oranı da, Devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranıdır. Temerrüde düşülen 2018 yılı itibarıyla USD vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz oranı %2,65’tir. Dolayısıyla söz konusu ihtarname ve ödeme emrine konu olan faiz oranları hukuka aykırıdır. Türk Borçlar Kanunu m.27 uyarınca hükümsüzdür. Odeabank tarafından işbu haksız ve fahiş faiz oranlarını içeren ihtarnameler THK’ ye iletilerek Kurum’un bu haksız miktarları ödemesi beklenirken, dönemin THK Yönetim Kurulu tarafından kasten bu ihtarnamelere herhangi bir itirazda bulunulmamış, bu yönde gereğinin yapılması için talimatlar verilmemiştir. Kurumun ihtarnamelere itiraz etmemesi ve herhangi bir ödemede bulunmaması üzerine, Odeabank A.Ş. Kurum aleyhine İstanbul 10. İcra Dairesi aracılığıyla 14.11.2018 tarihli ve 2018/5951 E. sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatmıştır.(Ek- 3) Ekte bulunan ödeme emrinde de görüleceği üzere;

Odeabank, Kurum’dan anapara borcunun yanı sıra ihtarnamelerin tebliğ tarihinden itibaren Türk lirası borcuna %42.08, Amerikan Doları borcuna %28 tutarında temerrüt faizlerini de talep etmiştir. Anapara borçlarına eklenenen bu faiz oranları, hukuka ve hakkaniyete aykırı oranlardır. Dönemin THK yöneticileri Odeabank’ın 2018/5951 E. sayılı icra takibine istinaden THK’ya gönderilmiş ödeme emrindeki faize de itiraz etmemiş olup, haksız ve fahiş faiz oranlarını içeren takip kesinleşmiştir. 

Odeabank A.Ş.’nin başlatmış olduğu haksız icra takibi basit bir itiraz ile durdurulabilecekken herhangi bir işlem yapılmamış olması, bile isteye takibin kesinleşmesine seyirci kalınması, kurumu kasten zarara uğratma iradesinin açık bir göstergesidir.

Takibe itiraz edilmemesinin sonucu olarak, THK’nın ipotek vermiş olduğu taşınmazlara haciz konulmuş ve sonrasında değer tespiti yapılmış olup, taşınmazların olması gereken değerlerinin çok altında değerler belirlenmiştir.

Bu sebeple, kurumun en değerli malvarlıklarından olan İstanbul Laleli’deki otelin değerinin çok altında satılması riski doğmuştur.

Dönemin THK yöneticilerinin Odeabank tarafından haksız olarak işletilen faize ilişkin ihtarnamelere hiçbir itirazda bulunmamış ve sonrasında açılmış olan icra takibindeki faiz oranlarına da itiraz etmemiş olmaları, adeta seyirci kalmaları, THK’yı haksız yere fahiş bir borcu ödemeye yükümlü hale getirmiştir.

Bu husus şüphesiz ki Odeabank lehine ancak kurum aleyhine bir malvarlığı değeri akışı sağlanmasına sebebiyet vermiştir. Görüldüğü üzere, dönemin THK Yöneticileri hem yetki ve görevlerinin gereğini yerine getirmemiş hem de Odeabank lehine ancak kurum aleyhine haksız mal edindirme davranışını gerçekleştirmişlerdir.

THK’nın kasten zarara uğratılması söz konusu olduğundan, dönemin THK yöneticileri hakkında kamu davası açılması talebimizi Sayın Savcılığınıza iletme zaruretihâsıl olmuştur.

Emekli Tümgenaral Ahmet Bertan Nogaylaroğlu kimdir?

1957 yılında Kayseri/Pınarbaşı’nda doğdu. 1975 yılında başladığı Hava Harp Okulu Lisans eğitimini 1979 yılında bitirerek Teğmen naspedildi. Hava Harp Akademisi eğitimini tamamlayarak Kurmay Subay oldu ve Hava Kuvvetlerinin çeşitli birliklerinde kol uçucusu, öğretmen pilot, Filo Komutanı, Harekat Komutanı görevleri ve Napoli İtalya NATO Karargah Subaylığı görevlerinin ardından, Kurmay Albay rütbesiyle Hava Kuvvetleri Genel Sekreterliği görevini yaptı. Tuğgeneral rütbesine terfisi sonrasında Vaşington’da Silahlı Kuvvetler Ataşeliği ve Konya 3’üncü Ana Üs ve Eğitim Merkezi Komutanlığı görevlerinde bulundu. Tümgeneral rütbesinde son görev yeri olan Genelkurmay Plan Prensipler Başkanlığı Dış İlişkiler ve Uluslararası İşbirliği Daire Başkanlığı görevinden, 2012 yılında kendi isteğiyle emekli olarak ayrıldı. Ahmet Bertan Nogaylaroğlu, 17 Mart 2017 tarihinde başladığı TUSAŞ-Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş.’de Yönetim Kurulu Başkan Vekili görevinden sonra 13 Ekim 2018 tarihinde THK Genel Kurulunda Genel Başkan olarak seçilmiştir. Evli ve bir çocuk sahibi olan Nogaylaroğlu, İngilizce bilmektedir.

Yurt Gazetesihttps://www.yurtgazetesi.com.tr/thk-ve-odeabank-meselesi-iste-yalanlar-ve-gercekler-makale,16680.html

Yurt Gazetesi

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top