SAĞLIK

SEPSİS HASTALIĞI: EN SERİ KATİL

.

“HER 2,8 SANİYEDE 1 KİŞİ YAŞAMINI YİTİRİYOR!”

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye açısından da son derece önemli bir sağlık sorunu olan Sepsis hastalığı, her yaş grubunda ortaya çıkabiliyor..

Ortalama her 2,8 saniyede 1 kişinin sepsis nedeniyle hayatını kaybettiğini aktaran Yoğun Bakım Uzmanı Prof. Dr. Sibel Temür, söz konusu rahatsızlığın sadece bağışıklığı zayıf kişilerde değil, sağlıklı kişilerde de görülebildiğini söyledi..

Enfeksiyon ve organ yetmezliği ile seyreden oldukça önemli bir sağlık sorunu olan sepsis, hastane yatışları içinde en ölümcül durumlardan bir tanesi olarak biliniyor..

Her yaş grubunda ortaya çıkabilen bu hastalık nedeniyle dünyada her yıl 11 milyon kişinin yaşamını kaybettiğini söyleyen Yoğun Bakım Uzmanı Prof. Dr. Sibel Temür:

“Dünyada her yıl 47-50 milyon kişide sepsis gelişmektedir ve ortalama 2,8 saniyede 1 kişi sepsis nedeniyle hayatını kaybediyor.. Sağ kalanların ise yaklaşık yüzde 50’sinde ömür boyu fiziksel veya psikolojik bozukluk oluşuyor.”  

Yoğun Bakım Uzmanı Prof. Dr. Sibel Temür, sadece bağışıklığı zayıf kişilerin değil, sağlıklı kişilerde de enfeksiyon odağı tedavi edilmediğinde kan yolu ile tüm vücuda yayılan organ yetmezliği geliştiren sepsisin, septik şoka neden olabileceğine işaret etti..

“FARKINDALIĞIN YETERLİ OLMAMASI TANI KONMASINI ZORLAŞTIRIYOR”

Sepsisin tanı ve tedavisinin de oldukça zor bir sorun olduğunun ve hastalığın görülme sıklığının da her yıl yüzde 9 oranında artış gösterdiğine işaret eden Temür:

“Sepsis, herhangi bir enfeksiyona karşı konağın oluşturduğu anormal ve aşırı immün yanıta bağlı oluşan hayatı tehdit edici organ fonksiyon bozukluğudur.. Enfeksiyon ve organ yetmezliğinin birlikteliğidir.. Vücutta odak olarak başlayan bir enfeksiyon tedavi edilmediğinde ilerleyerek kan sistemi ile yayılarak tüm vücudu içine alan bulgular ile çeşitli organ sistemlerinde hasarlanma ve organ yetmezliği tablosu oluşturabilir.. Dolayısıyla her enfeksiyonunun sepsise dönme riski bulunur..”

“BULGULAR DEĞİŞEBİLİR”

Hastalığın tanısının klinik ve laboratuvar bulgularıyla konulabildiğini söyleyen Prof. Dr. Sibel Temür:

“Sepsiste organ yetmezliği ve enfeksiyon bir arada olduğu için bulgular da değişebilir..

Bazı durumlarda enfeksiyon, bazen de organ yetmezliğine ait bulgular ön plana geçebilir.. Bu nedenle enfeksiyonun ön planda olduğu vakalarda organ yetmezliği olup olmadığı da değerlendirilmelidir.. 

Sepsiste klinik ve laboratuvar bulgular ile tanı konmaktadır..

Enfeksiyona ait klinik bulgular; konuşmada bozukluk, bilinç bulanıklığı, ateş, titreme, kas ağrısı, idrar yapamama, şiddetli solunum sıkıntısı, ölüm hissi,ciltte beneklenme ve solukluk şeklinde sistemik bulgular olabildiği gibi enfeksiyon odak noktasına ait bulgular daha ön planda olabilmektedir..

Septik şok tablosunda hastanın tansiyonunun çok düştüğü nabzının düzensizleştiği dolaşımın bozularak doku oksijenlenmesinin de hipoksi düzeyine indiğini görüyoruz..”

“SEPSİS ACİL TEDAVİ GEREKTİRİR”

Prof. Dr. Sibel Temür, hastalığın tedavisinin aciliyet gerektirdiğine işaret ederek, ilk saat içinde yapılacak erken ve etkin müdahaleyle sepsise bağlı hastane ölüm oranının yüzde 60’tan yüzde 20’lere indiğini söyledi..

Sepsise neden olan patojenin bakteriyel, viral, mantar, paraziter veya bilinmeyen bir enfeksiyon olabildiğini ve tedavide de spesifik patojene yönelik antibiyoterapinin çok önemli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Sibel Temür:

“Hastanın hem klinik hem laboratuvar değerlendirmesi hızla yapılır iken gerekli sıvı ve antibiyoterapisinin başlanması önceliklidir. Hastanın kan kültürüne göre geniş spektrum başlanan antibiyotik birkaç gün içinde daraltılarak sadece tespit edilebilen patojen mikroba spesifik antibiyotiğe değiştirilir..”

“ETKİN ANTİBİYOTERAPİ OLMADAN SEPSİSTE YAŞAM KAYBI KAÇINILMAZ”

Tüm dünya için son derece önemli bir sorun olan antibiyotik direnci konusunun sepsis tedavisi için de oldukça önem taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Sibel Temür:

“Basit viral üst solunum yolu hastalıklarında antiviral etkisi hiç olmayan antibakteriyel geniş spektrum antibiyotiklerin bilinçsiz kullanımı vücutta direnç gelişimine neden oluyor..

Sadece gereksiz kullanım değil aynı zamanda antibiyotiklerin düzgün zaman aralıklarında ve etkin sürede kullanılmaması da antibiyotik direncinin oluşmasına neden olabiliyor..

Bu durumda, sepsis gelişmesi halinde verilen antibiyotikler bu gelişen direnç nedeni ile etkisiz kalıyor ve ne yazık ki tedavi için hasta mikroplara karşı savunmasız duruma düşebiliyor..”

BİREYSEL VE TOPLUMSAL ÖNLEMLER GEREKİYOR

Sepsisin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye açısından da son derece önemli bir sağlık sorunu olduğunun ve önlemek için de toplumsal farkındalığın artması gerektiğinin altını çizen Temür, alınması gereken önlemlerle ilgili şu bilgileri verdi:

“Öncelikle bireysel hijyen sağlanmalı ve özellikle yaşadığımız dönem itibariyle daha da önem kazanan el yıkama alışkanlığı geliştirilmeli.. Çocuklarımızda bu kültür oluşturulmalı..

Bunun dışında bir diğer önemli nokta, antibiyotiklerin gereksiz kullanılmaması ve antibiyotik direnci gelişmesinin önlenmesi.. Antibiyotikler gerekli durumlarda ve sadece hekim kontrolünde reçete edildiği şekilde kullanılmalı. Enfeksiyon önleme ve kontrol programlarının oluşturulması ve toplumsal farkındalığın artırılması da genel anlamda yapılması gerekenler arasında yer alıyor.,”

“SEPSİS HASTALIĞIYLA MÜCADELE EDEN FİLİZ AKIN’DAN YENİ PAYLAŞIM”

Filiz Akın, akciğerlerindeki rahatsızlık nedeniyle hastaneye kaldırılmıştı.. Üç gün yoğun bakımda kalan ve daha sonra normal odaya alınan Akın, Sepsis hastalığıyla mücadele ettiğini ve midesine tüp takıldığını açıklamıştı..

Filiz Akın yoğun bakıma alınmıştı. Akciğerlerindeki rahatsızlık nedeniyle tedavi altına alındığı öğrenilmişti.. 

“MİDEME TÜP TAKILDI”

Midesine tüp takıldığını da ifade eden Filiz Akın, serumla tedavisine bir süre evde devam edileceğini de açıklamıştı..

SEPSİS HASTALIĞI NEDİR?

Sepsis, vücudun bir enfeksiyona karşı verdiği tepkinin neden olduğu, bazı vakalarda potansiyel olarak yaşamı tehdit eden bir duruma verilen isimdir..

Bağışıklık sistemi normalde vücutta görülen bir enfeksiyonla savaşmak için kan dolaşım sistemine çeşitli kimyasal maddeleri salar..

Sepsis, vücudun bu kimyasal maddelere karşı tepkisi dengesiz olduğunda ve birden fazla organ sistemine zarar verebilecek değişiklikler tetiklendiğinde ortaya çıkar.

Devam eden sepsis daha ağırlaşarak, septik şoka ilerlerse, bireyin tansiyonu, yani kan basıncı önemli ölçüde düşer.. Bu da bireyin ölümüne yol açabilir..

“ARAŞTIRMA: SEPSİS HASTALIĞI DÜNYADA HER BEŞ ÖLÜMDEN BİRİNE NEDEN OLUYOR”

Amerika’nın Seattle eyaletindeki Washington Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre her yıl 11 milyon kişi sepsisten ölüyor..

Bu sayı, Dünya Sağlık Örgütü’nün 2018’de rapor ettiği kanser kaynaklı ölümlerden daha yüksek..

Sepsis

Yapılan kapsamlı bir araştırmada sepsis hastalığının ya da diğer adıyla kan dolaşımı enfeksiyonu, dünyada her beş ölümden birine neden olduğu ortaya çıktı.

Amerika’nın Seattle eyaletinde bulunan Washington Üniversitesi’nin yaptığı araştırmaya göre her sene 11 milyon insan sepsisten dolayı ölüyor. Bu sayı Dünya Sağlık Örgütü’nün 2018’de rapor ettiği kanser kaynaklı ölümlerden daha yüksek.

Washington Üniversitesi yeni bulguların önceki tahminlerin iki katı üstünde olduğunu ve bunun son derece “korkutucu” olduğunu belirtti.

Vakaların çoğu yoksul ya da orta gelirli ülkelerde görülse de daha zengin ülkeler de sepsis ile mücadele ediyor..

SEPSİS NEDİR?

Enfeksiyonla tetiklenen sepsis hastalığında asıl sorun bağışıklık sistemine aşırı yüklenilmesi..

Sepsis herhangi bir enfeksiyonla başlayabiliyor, bir kesik veya böcek ısırığıyla bile..

Normalde bunlardan biri başınıza geldiğinde bağışıklık sisteminiz devreye girip enfeksiyonun yayılmasını önlüyor ve enfeksiyonu yok ediyor.. Ancak, enfeksiyon vücutta hızlıca yayılmayı başarırsa, bağışıklık sistemi buna çok büyük bir tepki gösteriyor..

Bu tepki vücutta yıkıcı sorunlar yaratabiliyor ve septik şok, organ yetmezliği ve hatta ölüme neden olabiliyor.

İngiltere’de her yıl 44 bin kişi bu yüzden yaşamını yitiriyor..

“NEDEN VAKALARDA ARTIŞ VAR?”

Daha önce yapılan küresel tahminler yaklaşık 19 milyon vaka ve 5 milyon ölüm olduğunu göstermişti..

Ancak bu sayılar sadece birkaç Batı ülkelerini kapsıyordu..

Washington Üniversitesi’nin yaptığı yeni analiz, Lancet tıp dergisi ve 195 ülkedeki tıbbi vakalara dayandırıldı. Sonuç, yılda 49 milyon vakanın olduğunu gösterdi.

11 milyon sepsis kaynaklı ölüm ise her beş ölümden birinin bu enfeksiyondan kaynaklandığı anlamına geliyor..

Uganda’nın kırsal kesimlerinde çalıştığını ve her gün sepsis vakasıyla karşılaştığını anlatan Washington Üniversitesi’nden Asistan Profesör Kristina Rudd sonuç için şu yorumu yaptı:

“Düşük ve orta gelirli ülkelerdeki hastaları tedavi eden çalışma arkadaşlarım sepsisin büyük bir sorun olduğunu senelerdir söylüyordu.. Dolayısıyla bir yandan sonuçlara aslında şaşırmadım fakat diğer yandan da önceki tahminlerin iki katı çıkacağını beklemiyordum”

Aslında enfeksiyon vakaları ve ölümleri 1990’dan beri düşüşte.. Araştırmacılar sorunun gerçek boyutunu anlayarak farkındalık yaratmak ve daha çok hayat kurtarmayı ümit ediyor..

“KİMLERİ ETKİLİYOR?”

Sepsis vakalarının büyük çoğunluğu – yüzde 85’i – düşük ve orta gelirli ülkelerde görülüyor..

En çok tehlikede olanlar ise çocuklar; 10 vakadan dördü, 5-6 yaş arası çocuklarda ortaya çıkıyor..

İngiltere’de hastalık ile bağlantılı ölüm oranı İspanya, Fransa ve Kanada gibi ülkelerdeki orandan daha yüksek..

“SEPSİS İLE İLGİLİ NE YAPILABİLİR?”

Enfeksiyon sayılarını azaltmak, sepsis vakalarını da azaltacaktır..

Birçok ülke için bu iyi hijyen, temiz su ve aşılara erişim demek..

Bir diğer zorluk ise hastalarda enfeksiyon tanısını erken koyabilmek. Erken teşhis, antibiyotikler ve virüs önleyeciler çok büyük bir fark yaratabilir..

Washington Üniversitesi’nden Mohsen Maghavi yaptıkları araştırmada çıkan sonuçların “korkutucu” olduğunu çünkü durumun hem önlenebilir hem de tedavi edilebilir olduğunu söyledi..

“SEMPTOMLARI NELER? İNGİLTERE SEPSİS VAKFI’NA GÖRE SEPSİSİN ALTI BELİRTİSİ VAR.”
  • Geveleyerek konuşma
  • Aşırı titreme veya kas ağrısı
  • İdrar çıkarmadan bir gün geçirmek
  • Ciddi nefessizlik hissi
  • Ölecekmiş gibi hissetmek
  • Deride renk kaybı veya beneklenme

Çocuklardaki belirtiler ise şöyle:

  • Deride beneklenme, solgunluk veya mavilik
  • Uyuşukluk ve uyanmakta zorlanma
  • Ciltte aşırı soğukluk
  • Çok hızlı nefes alma
  • Bastırınca rengi açılmayan döküntü
  • Kasılma veya nöbet

Patrick, sepsisi ele veren bir sihirli semptom olmadığını fakat insanların kendilerine “acaba bu sepsis olabilir mi” diye sorması gerektiğini söylüyor.

“EN SERİ KATİL SEPSİS”

Vücudun enfeksiyona karşı geliştirdiği kontrolsüz, abartılı yanıt sonucunda kendi doku ve organlarına zarar vermeye başlamasıyla ortaya çıkan sepsis, tedavi edilmezse ölümcül olabiliyor..

Sepsis, erken tanı konulmadığında bağışıklık sisteminin çökmesine kadar gidebiliyor..


Uzmanlar, hastalığın önlenmesinde el hijyeninin önemine dikkat çekerek:

“Dünyada her 3 saniyede bir kişi sepsisten ölüyor.. Sepsis görülme sıklığı son 20 yılda yüzde 140 arttı..

Enfeksiyon hastalıklarından korunmada en iyi, en etkili ve en ucuz yöntem el yıkamadır.. Bu nedenle, çocuklarda küçük yaşlardan itibaren doğru teknikle el yıkama alışkanlığının geliştirilmesi birçok önemli hastalıktan korunmada oldukça etkilidir..” dediler..

Türk Yoğun Bakım Derne-ği’nin 13 Eylül Dünya Sepsis Günü nedeniyle verdiği bilgilere göre:

“Her yıl 30 milyondan fazla kişiyi etkileyen ve 8 milyona yakın ölüme yol açan sepsis, dünyada her üç saniyede bir kişinin ölümüne neden oluyor..

Yoğun bakım ünitelerinde en önemli ölüm nedeni olan sepsisin görülme sıklığı son 20 yılda yüzde 140 oranında artmış durumda..”


Son 20 yıl içinde sepsis ve septik şokla ilgili farkındalık kampanyaları sayesinde, hayatı tehdit edici küresel bir sağlık sorunu olan sepsiste ölüm hızlarının düşmeye başladığına da işaret edildi.. Ölüm oranları Avrupa’da yüzde 41, ABD’de yüzde 28.3.

ÖLÜM ORANI YÜKSEK”

Türk Yoğun Bakım Derneği Başkanı Prof. Dr. İsmail Cinel, sepsisin toplumda az bilinen hastalık olduğunu ancak ölüm riskinin çok yüksek olduğunu vurgulayarak:

“Gelişmiş hastanelerde multidisipliner yaklaşımla tedavi edilmesi gereken bir hastalık” dedi.

BATI’YA GÖRE YÜKSEK

Türk Hastane İnfeksiyonları ve Kontrolü Derneği Başkanı Prof. Dr. Halis Akalın:

“2016’da Türkiye’de 132 farklı merkezde, bin 500 kişi üzerinde yapılan tek günlük bir çalışmada, hastaların yüzde 50’sinde enfeksiyon görülmüş.. Aynı çalışmada sepsis oranı ise yüzde 30 bulunmuş.. Sepsiste ölüm oranlarımız da Batı’ya göre biraz daha yüksek, yüzde 50..”

SEPSİS NEDİR?

Sepsis: 

Vücudun bir enfeksiyona karşı verdiği tepkinin neden olduğu, bazı vakalarda potansiyel olarak yaşamı tehdit eden bir duruma verilen isimdir..

Bağışıklık sistemi normalde vücutta görülen bir enfeksiyonla savaşmak için kan dolaşım sistemine çeşitli kimyasal maddeleri salar..  Sepsis, vücudun bu kimyasal maddelere karşı tepkisi dengesiz olduğunda ve birden fazla organ sistemine zarar verebilecek değişiklikler tetiklendiğinde ortaya çıkar..

Devam eden sepsis daha ağırlaşarak septik şoka ilerlerse, bireyin tansiyonu, yani kan basıncı önemli ölçüde düşer.. Bu da bireyin ölümüne yol açabilir..

SEPSİS KİMLERDE GÖRÜLÜR?

Sepsis enfeksiyondan kaynaklandığı için hemen herkesin başına gelebilir..

Ancak sepsis en yaygın olarak;

  • Hamile kadınlarda,
  • yaşlı yetişkinlerde,
  • 1 yaşından küçük çocuklarda,
  • bağışıklık sistemi zayıflamış bireylerde, 
  • Diyabetböbrek veya akciğer hastalığı veya 
  • Kanser gibi kronik rahatsızlıkları olan bireylerde  görülür ve bu bireylerde en ağır septik şoka ilerleme riskini taşır..
  • Sepsisin tedavisi antibiyotiklerle ve intravenöz yani damar içinden verilen sıvı desteği ile gerçekleştirilir ve erken tedavi bireyin hayatta kalma şansını artırır..
SEPSİS NEDEN OLUR?

Bakteriyel, viral ya da fungal fark etmeksizin her türlü enfeksiyon sepsis gelişmesine yol açabilir..

Ancak sepsis genellikle

  • Zatürremide ve bağırsak gibi sindirim sistemi organlarının enfeksiyonu,
  • Böbrek, mesane ve üriner sistemin diğer kısımlarının enfeksiyonu veya 
  • Bakteremi adı verilen kan dolaşım sisteminin enfeksiyonu nedeniyle ortaya çıkar.
  • Çok genç veya çok yaşlı bireylerde,
  • Bağışıklık sistemi zayıflamış bireylerde, 
  • Diyabet veya siroz gibi tıbbi komplikasyonları olan bireylerde,
  • Zaten hasta olan ve sık sık hastanede yoğun bakım ünitesine giren bireylerde,
  • Yanık gibi yaraları veya genel yaralanmaları olan bireylerde,
  • İntravenöz kateter, solunum tüpleri gibi invaziv cihazlara bağlı bireylerde,
  • Kısa süre önce antibiyotik, kortikosteroid almış bireylerde sepsis ve septik şok görülmesi ihtimali çok daha yüksektir..
SEPSİS İLE ORTAYA ÇIKABİLECEK KOMPLİKASYONLAR NELERDİR?

Sepsis, daha hafif semptomlardan daha ağır semptomlara doğru ilerler..

 Sepsis belirti ve semptomları ağırlaştıkça bireyin beyni, kalbi ve böbrekleri gibi hayati organlara kan akışı bozulur..

Ayrıca sepsis nedeniyle organlarda, ve kollar, bacaklar, el ve ayak parmakları gibi uzuvlarda kan pıhtıları oluşumu gözlemlenebilir. Bu pıhtılar çeşitli derecelerde organ yetmezliğine ve kangren adı verilen doku ölümüne yol açar..

SEPSİS BULAŞICI MIDIR?

Sepsis, vücudun çeşitli mikroorganizmalara karşı verdiği aşırı reaksiyonudur; bu aşırı reaksiyonun dokulara ve organlara hasar verme ihtimali vardır..

Sepsisten söz etmek için bir enfeksiyon olması gereklidir, ancak buna ek olarak bebeklik, yaşlılık, diyabet hastalığı, bağışıklık sistemini etkileyen hastalıklar, kronik böbrek ve karaciğer hastalıkları, yoğun bakım yatışı ya da uzun hastane yatışları gibi riski arttıran faktörler de bulunmaktadır..

Sepsis kendi başına bulaşıcı bir durum değildir, ancak sepsise neden olan enfeksiyon bulaşıcı olabilmekle beraber, bulaştığı kişilerde sepsise neden olmayabilir..

Birçok vakada insanlar hafif sepsisten kurtulur.. Ancak durum septik şok seviyesine ilerlerse, ortalama ölüm oranı yaklaşık yüzde 40 olarak gözlemlenmiştir.. Bunun yanı sıra şiddetli bir sepsis atağı bireyi gelecekteki enfeksiyonlar için daha yüksek risk altında bırakabilir..

SEPSİS TEKRARLAR MI?

Sepsis, risk grubundaki hastalarda bir enfeksiyon gelişmesi durumunda sepsisin tekrarlama riski vardır..

“SEPSİS BELİRTİLERİ VE TİPLERİ NELERDİR?

Bir bireye sepsis tanısı konulabilmesi için bireyin olası veya doğrulanmış bir enfeksiyona ve zihinsel durumda yavaş ya da ani değişiklik, sistolik tansiyon ölçümünde 100 mm Hg veya altında ölçüm ve solunum hızının dakikada 22 veya daha üstünde olması belirtilerinin tamamına sahip olması gereklidir..  

Sepsis dolaşım sistemi ile vücut hücrelerindeki değişiklikler nedeniyle ve vücudun enerjiyi kullanma biçimindeki bazı değişikliklerden dolayı daha anormal hale gelmesi sonucunda septik şok haline gelebilir..

Septik şok, sepsisten daha yüksek oranda ölüme neden olur..

Bir bireye septik şok teşhisi konması için, olası veya doğrulanmış bir enfeksiyonun yanı sıra hem sistolik tansiyonu 65 mm Hg değerinden daha yüksek tutmak için ilaç kullanılması ihtiyacı hem de vücuda serum ile yeterli sıvı verildiği halde kanda yüksek seviyelerde laktik asit görülmesi gereklidir..

Bireyin vücudunda çok fazla laktik asit olması, oksijenin hücreler tarafından düzgün kullanılmadığı anlamına gelir..

Sepsis çoğu zaman, hastaneye yeni kaldırılan veya yakın zamanda hastaneye kaldırılmış bireylerde görülür..

Yoğun bakım ünitesindeki bireyler özellikle yeni enfeksiyonlara karşı savunmasızdır ve bu da sepsise neden olabilir. Ameliyattan sonra veya hastaneye kaldırıldıktan hemen sonra sepsis belirtileri ve semptomları geliştiren bireylere acil tıbbi yardım sağlanmalıdır..

SEPSİS NASIL TEŞHİS EDİLİR?

Doktorlar sepsis teşhisi sürecinde genellikle altta yatan enfeksiyonu saptamaya çalışmak için birkaç test yapılmasını uygun görebilir..

Buna göre yapılan kan testinde, vücudun iki farklı bölgesinden alınan farklı kan numuneleri enfeksiyon kanıtları, anormal karaciğer veya böbrek fonksiyonu, bozulmuş oksijen değerleri, elektrolit dengesizlikleri ve pıhtılaşma sorunları için test edilir:

Kan testinin yanı sıra bireyin belirtilerine bağlı olarak, doktor idrar, yara salgıları veya solunum yolu salgıları üzerinde de test yapılmasını isteyebilir.. Doktorunuz idrar yolu enfeksiyonu olduğundan şüphelenirse, idrarı bakteri belirtileri açısından kontrol etmek isteyebilir..

Bireyin enfekte olduğu görünen bir yarası varsa, bu yaranın çevresindeki salgılarının bir örneğini test etmek, hangi tür antibiyotiğin en iyi ve etkin sonucu verebileceğini göstermeye yardımcı olabilir.. Özellikle balgamlı öksüren bireylerden örnek olarak alınan mukus enfeksiyona ne tür bir mikrobun neden olduğunu belirlemek için test edilebilir..

Eğer enfeksiyon bölgesi açıkça belli değilse, doktor çeşitli görüntüleme testlerinden birinin veya birkaçının yapılmasını isteyebilir..

Röntgen çekimleri bireyin akciğerlerindeki sorunların gözlemlenmesi için etkili bir yöntemdir..

Apandisitteki veya pankreastaki enfeksiyonların bilgisayarlı tomografi taramalarında görülmesi daha kolaydır.. Bu teknoloji, çeşitli açılardan röntgen çekimi yapar ve bu çekimleri birleştirerek vücudunun iç yapılarının enine kesit dilimlerini oluşturur..

Ultrason teknolojisi bir video monitöründe gerçek zamanlı görüntüler üretmek için ses dalgalarından faydalanır..

Ultrason, safra kesesindeki veya yumurtalıklardaki enfeksiyonları kontrol etmek için özellikle yararlı olabilir..

Manyetik rezonans görüntüleme yani MRI, yumuşak doku enfeksiyonlarının belirlenmesinde yardımcı olabilir..

Bu teknoloji, vücudun iç yapılarının enine kesit görüntülerini üretmek için radyo dalgaları ile güçlü bir mıknatıs kullanır..

SEPSİS NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Erken başlanan ve agresif sürdürülen tedavi, bireyin sepsisten kurtulma şansını artırır..

*Sepsisli bireylerin, bir hastane yoğun bakım ünitesinde yakın izleme altında tutularak tedavi edilmeleri gereklidir..

Sepsis veya septik şok etkisi altında olan bireylerin solunumlarını ve kalp fonksiyonlarını stabilize etmek için çeşitli hayat kurtarıcı önlemlere ihtiyaç duyulabilir..

*Sepsis ve septik şok tedavisinde bir dizi ilaç kullanılır..

Bu ilaçlar arasında öncelikle antibiyotikler bulunur.. Sepsis durumunda antibiyotikler ile tedavi bir an önce başlamalıdır.. Başlangıçta bireye çeşitli bakterilere karşı etkili olan geniş spektrumlu antibiyotikler verilir.

Bu antibiyotikler birçok vakada her zaman damar içinden verilir.. Bu süreçte alınan kan örneklerinden elde edilen sonuçlara göre doktor enfeksiyona neden olan belirli bakterilerle savaşmayı hedefleyen farklı bir antibiyotik kullanımına başlayabilir.. 

*Sepsisi olan kişilere genellikle hemen, bazı vakalarda ise üç saat içinde intravenöz sıvı verilir..

Damardan sıvı aldıktan sonra bile bireyin tansiyonu çok düşük seviyelerde seyrederse, bireye kan damarlarını daraltan ve kan basıncını artırmaya yardımcı olan bir vazopresör ilacı verilebilir..

Sepsis ve septik şok tedavisi sürecinde bireyin alabileceği diğer ilaçlar stabil kan şekeri seviyelerini korumaya yardımcı olacak insülin, bağışıklık sisteminin normal tepkilerini değiştiren ilaçlar ve ağrı kesiciler ya da yatıştırıcılar bulunur..

*Birçok vakada sepsisli bireylere oksijen içeren destekleyici bakım sunulabilir..

Bireyin durumuna bağlı olarak, nefes almasına yardımcı olacak bir makineye desteği sunulabilir.. Bireyin böbrekleri etkilendiyse, bireye diyaliz yaptırılması gerekebilir..

Daha nadir vakalarda irin birikintilerini, yani apseleri, ve enfekte dokular veya kangren gibi enfeksiyon kaynaklarını ortadan kaldırmak için cerrahi müdahaleye başvurulması gerekli olabilir..

İLGİLİ HABER

Acıbadem Web ve Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top