MAGAZİN

“BEN SEÇİLMİŞ KİŞİYİM”

.

“NECATİ ŞAŞMAZ’IN SES KAYDI: BEN SEÇİLMİŞ KİŞİYİM”

Kurtlar Vadisi’nde Polat Alemdar’ı canlandıran Necati Şaşmaz’ın boşanma davasında dosyaya bir ses kaydı girdi..

Kayıtta Şaşmaz seçilmiş kişi olduğunu söylüyor..

Oyuncu Necati Şaşmaz ile eski eşi Nagehan Kaşıkçı’nın boşanma davasında mahkeme dosyasına Alemdar ile babasının kuzeni olan İrfan T. ile yaptığı telefon görüşmesinin ses kaydı girdi..

Şaşmaz ses kaydında arkadaşlarının rüyasına Hazreti Muhammet’in suretinde göründüğünü, seçilmiş kişi olduğunu ve dünya için önemli icatlar yaptığını söylüyor. İrfan T. ise Şaşmaz’a bir psikologla görüşmesini tavsiye ediyor.. 

Görüşme kaydının dökümü şöyle: 

Necati Şaşmaz: Belki de binyıllardır peygamberden bu yana insanlardaki gönül bağı ile ruhsal bir şey yapıldı. Bulut gibi dedim ya, ruh parçası… Ondan bir parça aktarılarak bugünlere geldi. Bu ermiş insanlar ya da tasavvuf ocakları Budistlerde var, Musevilerde de. Sufizm ya da mistisizm bütün dinlerde var. Bunlar bize getirdiler belki. Bütün dinlerdeki tarikat ehilleri o ruhu getirdiler. O yüzden seçilmiş olmuş oluyorum ki İrfan abi. Onu alabilecek olan birisiyim ben. Anlatabildim mi? O gelen ruhu da alabilecek, o bilgiyi verebilecek… Ben bana verilenle onu birleştirip bir formül çözülmesi gibi olmuş olacak. Babamla konuşmam lazım.

İrfan T: Konuşacağın tek doğru insan orada.

Şaşmaz: Böyle şeyleri hanıma anlattığım günün sabahı Mahir aradı. “Hayırdır gardaş?” “Enteresan bir rüya gördüm. Söylemek istedim” dedi. “Sen böyle yüksekte, çok yüksekte bir yerdesin, miraç gibi bir yerdesin. Ama bir sen oluyorsun, bir peygamber efendimiz oluyor” dedi.

Hazreti Muhammed’in yüzü oluyorum, bir ben oluyorum. Bir o oluyorum, bir o oluyorum. Ben olduğum zaman asker kıyafeti giymişim, havacı, asker kıyafeti, yüzbaşı. “Hayırdır?” dedim. “Ben hiç rüya görmem. Görsem de hatırlamam. Peygamber efendimizi gördüm ve sakalı makalı her şeyde sendin” dedi.

İrfan T: Herkes bir şey düşünüyor. Cesur olup söylemesine gerek var mı? Yok. Ben düşündüğüm şeyi mesela anama anlatmam. Zaten faydası da olmaz. Ama babaya sorman çok farklı bir şey.

Şaşmaz: Gerekirse (Hazreti) İsmail gibi teslim olurum. “Al bıçağı” derim. Ben buna inanıyorum. Ya “Sen deccalsin lan” de, kes boğazımı. Ya da de ki: “Bunun yolunu göster.” Bunu yapacağım. Bu yola çıkım çünkü.

 İrfan T: Bu yola itildin mi?

Şaşmaz: Gerçekten öyle, itildim. Ben maalesef seçildim.

İrfan T: Psikolojik bir şey varsa ne olacak? Öyle zannediyorsun ama öyle değilse ne olacak? Bir psikologa görün.

Şaşmaz: İcatlar yapıyorum. Bu icatlar dünya için önemli icatlar. Dünya için önemli icatlar değil mi?

“NECATİ ŞAŞMAZ’IN SES KAYDI ‘MEHDİLİK’ TARTIŞMASI BAŞLATTI: ‘MEHDİ İLE İLGİLİ AYET VE SAHİH HADİS YOK”

Ahir zamanda geleceğine ve İslam’ın dünya hakimiyetini gerçekleştireceğine inanılan kurtarıcı olarak bilinen ‘Mehdilik’ yine gündemde..

Şaşmaz’ın ses kaydıyla tartışılan “Mehdi” kimdir? İslam’da var mı? Ne zaman gelecek? İlahiyatçılar cevapladı

Necati Şaşmaz’ın ses kaydı “Mehdilik” tartışması başlattı / Fotoğraf: Twitter// cafemedyam

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de şimdiye kadar birçok kişi “Mehdi” iddiasında bulundu..

Bunlardan en bilineni eski Refah Partisi İstanbul Milletvekili Hasan Mezarcı..

Bir diğer isim ise “suç amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek”, “cinsel saldırı” gibi suçlardan bin 75 yıl hapis cezasına çarptırılan Adnan Oktar..

19 Kasım 2019’da hayatını kaybeden Mihr Tarikatı’nın kurucusu İskender Evrenesoğlu da “Mehdi” olduğunu iddia etti..

Hatta Evrenesoğlu bir aşama ileri giderek kendisine vahiy geldiğini ve resul olduğunu da dillendirdi.

Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’nın (FETÖ/PDY) kurucusu ve lideri Fetullah Gülen’nin de “Mehdi” olduğu iddia edildi.

Son olarak Kurtlar Vadisi dizisinin “Polat Alemder” karakteriyle tanınan oyuncu Necati Şaşmaz’ın “seçilmiş insan” olduğunu anlattığı ses kaydının ortaya çıkmasıyla tekrar “Mehdilik” tartışması başladı.

Ses kaydının ortaya çıkmasıyla sosyal medyada “Bir bu eksikti”, “Necati Şaşmaz’da kendini Mehdi ilan etti” gibi birçok yoruma yer verildi.

Peki İslam’a göre “Mehdi” var mı? Kur’an-ı Kerim ve hadislerde “Mehdi” ifadesi geçiyor mu?

“MEHDİ İLE İLGİLİ AYET VE SAHİH HADİS YOK”

Alimler ve Medreseler Birliği Genel Başkanı Molla Enver Kılıçarslan, Kur’an-ı Kerim ve ehlisünnet kaynaklarında sahih olarak kabul edilen İmam Buhari ve Müslim sahihinde “Mehdi” ile ilgili ayet ve hadisin geçmediğini söyledi..

Bazı hadis kitaplarında ise “Mehdi” ile ilgili yüzlerce hadis olduğunu söz konusu hadislerin muhaddisler tarafından zayıf görüldüğünü ifade eden Kılıçarslan:

“Hadis otoriterlerinden olan İbn-i Hacer el-Askalânî tarafından, bu konuda birçok zayıf hadisin bir araya gelmesi bir çeşit tevatür olarak kabul edilmişse de diğer ulema “Mehdi” konusunu tartışmalı ve şüpheli görmüşlerdir” dedi.

Enver Kılıçarslan
Enver Kılıçarslan / Fotoğraf: Twitter// cafemedyam

Kılıçarslan’a göre akidevi bir mesele olmadığı için “Mehdi”nin gelişine inanmayana da inanç olarak hiçbir suçlama yapılamaz.

“MEHDİ GELECEK BEKLENTİSİ İÇERİSİNE GİRMEK DOĞRU DEĞİL”

Geçmişten günümüze meselenin suiistimale açık bir konu haline geldiğini ve tarihte “Mehdi” iddiasıyla birçok kişinin çıktığını/çıkacağını kaydeden Kılıçarslan:

“Müslümanlar için önemli olan Kur’an ve sahih sünnetin bize gösterdiği yolda yürümek ve ondan ayrılmamaktır. Her Müslümanın üzerine düşen, İslami görevleri hakkıyla yerine getirmektir. Bu yolda olunduğu müddetçe ‘Mehdi’ gelirse zaten ona yaren olunur. Yok gelmezse, Yüce Rabbimizin bizden istemiş olduğu görevleri yerine getirmiş oluruz. Sonuç olarak Mehdi’nin gelmesi şeklinde bir beklenti içine girmek de doğru değildir.”

“MEHDİLİK İNANCI SONRADAN UYDURULMUŞ HADİSLERDEN OLUŞTURULDU”

İlahiyatçı Prof. Dr. Caner Taslaman da Kılıçarslan gibi Kur’an’da Mehdi’nin gelişiyle ilgili kesin bir şey olmadığı gibi buna işaret edecek küçük bir ifadenin bile geçmediği görüşünde.

Mehdilik” inancının sonradan uydurulmuş hadislerden çıktığını ve uydurulmuş hadislerden inancın oluşturulduğunu aktaran Taslaman:

 “Bazı hadislerde Mehdi’nin Küfe, bazılarında Şam, kimisinde İstanbul, hatta bazılarında Mekke ve Medine’den çıkacağı söyleniyor. Birçok farklı bölge var. Ayrıca kimi hadisler burnunun küçük kimisinde ise gaga olduğu söylenir. Yani birbiriyle çelişkili birçok hadis var. Bu bile uydurulduğunun ispatıdır..” 

Hristiyan geleneğindeki Hz. İsa’nın gelişiyle ilgili uydurmanın Mehdi’nin gelişiyle ilgili uydurmayla birleştirildiğini ifade eden Taslaman, konuyla ilgili uydurma rivayetlerin genelde Hristiyan kaynaklardan geldiğini aktardı.

Caner Taslaman
Caner Taslaman / Fotoğraf: Twitter// cafemedyam

“TÜRKİYE’DEKİ CEMAATLERİN BİRÇOĞU ŞEYHİNİ MEHDİ OLARAK GÖRÜYOR”

Taslaman Sünni kültüre bağlı olduğunu ifade eden birçok cemaatin şeyh veya liderini Mehdi ilan ettiğini, ancak İslam’da Mehdilik diye bir şeyin olmadığını dile getirdi.

İsim vermek istemiyorum ama herkes gerekeni anlasın. İddialı söylüyorum Türkiye’deki en büyük ve etkili 10 cemaatin yarısından fazlası kendi şeyhini Mehdi görüyor” diyen Prof. Dr. Taslaman, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Uydurulmuş literatüre göre Mehdi, peygamberimizden sonra gelecek en üstün kişidir. Bir kimse şeyhini veya liderini peygamber ile kıyamet arasında gelecek en üstün kişi olarak görüyorsa, onun için canını, parasını, vaktini yani her şeyini ortaya koyar. İşte günümüzdeki birçok cemaatin gücünün arkasında bu Mehdiyet inancını suiistimal edilmesi vardır. Mehdiyet yüzlerce uydurmadan biri değildir sadece başka yüzlerce uydurmaya yol açan bir inançtır. Çünkü birini Mehdi olarak kabul edince artık söylediği her şeyi dinin bir bölümü olarak görüyorsunuz. Bir yorumu bile bizatihi din oluyor. Birtakım Müslüman grupların ‘kafir’ veya ‘müşrik’ ilan edilmesine, öldürmesine ve suiistimallerin yapılmasına bu inanç yol açmıştır. Çünkü Mehdi emir verince o emre itaat farz olarak görülmektedir.”

“MEHDİ, KURAN’IN VAADİ VE RESULULLAH’IN MÜJDESİDİR”

Ancak Türkiye Caferi Alimler Birliği (CABİR) Başkanı Hasan Karabulut ise farklı görüşte.  

Mehdi’nin geleceği meselesinin İslam’ın ittifak ettiği bir konu olduğunu savunan Karabulut, “Hazreti İmamı Mehdi’nin gelişi ve evrensel kıyamı hem Kur’an’ın vaadi ve hem de Hazreti Resulullah’ın müjdesidir” dedi.

Hasan Karabulut
Hasan Karabulut / Fotoğraf: Twitter// cafemedyam

Karabulut’a göre birtakım insanların farklı sebep veya bilgi kirliliği ya da yetersiz bilgiden kaynaklı “Mehdeviyet” konusunu merkezinden çıkararak kendi algısı ölçüsünde yorumlaması kişinin hata ve yanlışıdır.

İslam tarihine bakıldığında ister Kur’an’ın bazı ayetlerinin tefsir ve yorumu olsun ister Hz. Muhammed efendimizin açık hadisleri olsun ki meşhur olan bir cümlesi var” diyen Karabulut:

“Burada Sünni, Alevi ve Şia ayrımı yok. Tüm kaynaklarda yer almış cümlesinde mealen ‘Allah, Mehdi’nin eliyle zulüm ve sitemle dolu dünyayı adaletle dolduracak’ diyor. Hz. Mehdi var mı yok mu tartışması gündüz veya güneş var mı yok mu tartışmasına benziyor. Güneşin varlığını soranlar bir yerde kendi yapılarında bunu muhasebe etmeleri lazım. Ben de derim ki herhalde bu insan özünü kaybetmiş ve güneşi göremiyor.”

“İMAM MEHDİ, İSLAM’IN İTTİFAK ETTİĞİ BİR KONUDUR” 

Doğru yorum yapma kabiliyeti olmayan birtakım insanların kendilerine göre veya kimi grupların isteği doğrultusunda yanlış bilgiler paylaştığını vurgulayan Karabulut, “İmam Mehdi” meselesinin İslam’ın ittifak ettiği bir mesele olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti:

“Hz. İmam Mehdi aleyhi selamın varlığı, geleceği ve bu dünyaya getireceği hukuk, adalet, marifet, iman ve ahlakın Hz. Peygamberin net olarak vaat ettiklerinden biridir. Allah ne zaman izin verirse o zaman zuhur edecektir. Burada tereddüt edenler haşa peygamberin sözlerinden tereddüt etmiş oluyorlar. Bu durumda da insan kendi imanını ve peygambere olan marifetini gözden geçirmesi gerekiyor. 12. İmam Mehdi meselesi her daim Peygamber efendimizin gündeminde olmuş ve İslam toplumu bin 400 yıldan fazladır bu hakikati biliyor. Birileri bu hakikati sulandırmaya çalışıyorsa bu onların eksikliğidir..”
 

© The Independentturkish// Abdulhakim Günaydın 

NE OLMUŞTU?

Necati Şaşmaz’ın eşi Negahan Kaşıkçı, açtığı boşama davasına, kendini mehdi olarak gören Şaşmaz’ın Kadiri tarikatındaki bir zikir videosunu sunmuştu. 8 yaşındaki oğlunun bu tarikatın velihattı olarak görüldüğünü, tarikatın gelecekteki lideri kabul edildiğini, yaşlı müritlerin ‘Ağabey’ diye seslenerek elini öptüğünü ifade eden Kaşıkçı, “Ben insanlık dışı birçok uygulamasını gördüğüm bu tarikata oğullarımın bulaşmasını asla istemiyorum” demişti. 

“SUÇLAMA: ‘QR KODUNU OKUTUP, KENDİ BİLGİSAYARINA TAŞIDI”

NAGEHAN ŞAŞMAZ , AVUKATLARI ARACILIĞIYLA ŞİKAYETÇİ OLDU

Eşi Nagehan Şaşmaz’ın ses kayıtlarını ve Whatsapp yazışmalarını illegal yollardan ele geçirip boşanma davasında delil olarak sunmakla suçlanan Necati Şaşmaz’ın 12 yıla kadar hapsi isteniyor.

11 ayrı ses kaydı ve Whatsapp yazışmalarının ‘evlilik birliği içinde kendisine haber verilmeden kayıt altına alındığını’ belirten Nagehan Şaşmaz , avukatları aracılığıyla şikayetçi oldu.

“‘QR KODUNU OKUTUP, KENDİ BİLGİSAYARINA TAŞIDI”

Nagehan Şaşmaz, şikayet dilekçesinde;

Necati Şaşmaz’ın boşanma davasında eşinin aleyhine delil olarak kullandığı ses kayıtlarını cep telefonuna kaydettiği, Nagehan Şaşmaz’dan habersiz cep telefonunu alarak Whatsapp Web QR kodunu okutarak kendi bilgisayarından yazışmalarını takip ettiği iddia edildi.

Boşanma davasına bakan Anadolu Adliyesi Aile Mahkemesi, delil olarak olarak kayıt ve yazışmalarla ilişkin bilirkişi raporu aldırdı. Ses kayıtlarının da dökümü istendi.

UZLAŞMA OLMAYINCA İDDİANAME DÜZENLENDİ

Nagehan Şaşmaz’ın şikâyeti üzerine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Savcılığı soruşturma başlattı.

Necati Şaşmaz, verdiği ifadede kayıt ve yazışmaları eşinin bilgisi doğrultusunda aldığını söyledi.

Savcılık suçların uzlaşma kapsamında olduğunu belirterek uzlaştırma müessesini devreye soktu ancak taraflar uzlaşmadı.

Savcılık, Necati Şaşmaz hakkında ‘özel hayatın gizliliğini ihlal etme’ ve ‘zincirleme şekilde haberleşmenin gizliliği ihlali’ suçlarından iddianame düzenledi.

Hakkında 12 yıla kadar hapis cezası istenen Şaşmaz’ın yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanacak.

GÖKHAN ÖZOĞUZ’UN SURİYELİLER İLE İLGİLİ PAYLAŞIMINA TAKİPSİZLİK “

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Özoğuz’un yaptığı paylaşımların “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” suçunun unsurlarını oluşturmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verdi.

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Özoğuz hakkında yapılan suç duyurusu üzerine başlattığı soruşturmayı tamamladı.

Soruşturma sonucunda verilen takipsizlik kararında:

Türk Ceza Kanunu’nun ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” başlığıyla yer alan 216. maddesinin birinci fıkrasındaki suçun oluşabilmesi için eylemin halkın sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa tahrik fiilini içermesi, aynı kanun maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçun oluşabilmesi için ise failin halkın bir kesimini sosyal, sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet ve bölge farklılığına dayanarak aşağılaması, yine belirtilen fiillerin bu özelliklere sahip halkın gayrimuayyen bir kesimine yönelik yapılması gerektiği’ belirtildi.

Yargıtay’ın yerleşik kararlarına göre, suçun oluşması için fiilde ağır ve yoğun bir tarzda kin ve düşmanlığa tahrikin var olması ve fiilin etkili bir şiddet çağrısı ya da nefret söylemi içermesi, ayrıca fiilin adet ve şahıs olarak muayyen olmayan bir toplum kesimine yönelik olması gerektiği vurgulanan takipsizlik kararında, Gökhan Özoğuz’un soruşturma konusu paylaşımlarının belirtilen tespitler doğrultusunda “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” suçunun unsurlarını oluşturmadığı gerekçesiyle söz konusu olay hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği kaydedildi.

NE DEMİŞTİ?

Mimar Zeynep Melek Bulut’un, avukatı aracılığıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu suç duyurusu dilekçesinde, Özoğuz’un 16 Ağustos 2020’de sosyal medya hesabından “evrensel.net” adlı internet sitesinden alıntılamış olduğu makaleye ilişkin yaptığı paylaşımda:

“Çok iyi yazı! 1.000.000 Suriyeli var ve her geçen gün çoğalmaya devam ediyor. Çete savaşları kapıda. Savaş bitti. Neden ülkelerine geri dönmüyorlar?” ifadelerini kullandığı belirtilmişti.

Dilekçede Özoğuz’un bir sonraki paylaşımında:

“Suriyelilerin sadece isimler ve listeleri ile peynir ekmek gibi vatandaş yapılma sebepleri, seçimde oy kullanmaları konusu ve bu insanların üreme sayısı 10.000.000’ları bulması ve her geçen gün çeteleşip artarken kontrolden çıkmaları ve bunları düşünüyor olmak, korkunç!” ifadelerine yer verdiği aktarılmıştı. 

Dilekçede: yüksek sayıda takipçisi olan Özoğuz’un yapmış olduğu paylaşımların “nefret söylemi” olup, Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesi hükmü uyarınca “halkı kin ve düşmanlığa teşvik” suçunun unsurlarını ihtiva ettiği vurgulanmıştı.

Özoğuz’un sanatçı olması nedeniyle suç unsuru paylaşımlarının takipçileri ile toplumun bir kesimi tarafından ciddiye alındığı, negatif anlamda etkileşim yarattığı, açık ve yakın bir tehlike oluşturduğu belirtilen dilekçede, bu nedenlerle Özoğuz’un eylemine uyan “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçundan kamu davası açılması talep edilmişti.

Suç duyurusu üzerine İstanbul Cumhuriyet Savcılığı soruşturma başlatmış, söz konusu eylemin suç yerinin Anadolu Yakası’nda olması nedeniyle soruşturma dosyası yetkisizlikle Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmişti.

https://www.cafemedyam.com/2020/08/31/gokhan-ozoguz-gercegi-ne-oldu-da-gokhan-bu-kadar-sevilirken-alansondan-nefret-edildi/

İLGİLİ HABER

Cumhuriyet

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top