SAĞLIK

KISIRLIK: AŞI KISIRLIK YAPMIYOR, KESİN BİLGİ

.

İÇİNDEKİLER

“ARAŞTIRMADA ORTAYA ÇIKTI: KORONAVİRÜS AŞISI ERKEKLERDE SPERM SAYISINI NASIL ETKİLİYOR?”

Uzmanlar, yeni tip koronavirüs (Covid-19) ile hastalığa karşı geliştirilen aşıların erkek üreme sistemi üzerindeki etkilerinin araştırıldığı çalışmalarda hastalığın, sperm sayısı, volümü ve hareketlerinde azalmalara yol açarken, aşının sperm sayısında artış sağladığının tespit edildiğine dikkati çekiyor..

İstanbul Üniversitesi (İÜ) İstanbul Tıp Fakültesi Androloji Bilim Dalı Başkanı ve Türk Androloji Derneği Onursal Başkanı Prof. Dr. Ateş Kadıoğlu:

“Covid-19 görülme oranı kadın ve erkeklerde aynı olsa da yoğun bakımda tedavi oranı erkeklerde daha fazla.

Yapılan araştırmalarda, bu farka yol açan faktörün erkeklik hormonu testosteron olduğu saptandı.

Erkeklerde kadınlara göre 20 kat daha fazla bulunan testosteronun, Covid-19’un hücre içine girmesi için gereken birtakım enzimlerin düzeyini etkilediğini, testosteron bağlamında bu enzimlerin çok daha fazla ortaya çıktığını ifade etmeliyim..”

KORONAVİRÜSÜ AĞIR GEÇİRENLERDE TESTOSTERON HORMONU ETKİLENİYOR”

ACE2 reseptörünün akciğer, testis, kalp, mesane ve böbrek gibi bazı organlarda bulunduğunu anlatan Kadıoğlu, özellikle Covid-19’u orta ve ağır geçiren erkeklerde testisin de etkilendiğini söyledi..

Kadıoğlu, genç erkeklerde testisin etkilenme oranının yaşlılara göre daha fazla olduğuna işaret ederek:

“Çünkü ACE2 reseptörü 30 yaşındaki erkeklerde 70 yaşa göre 2 kat daha fazla tespit edilmiş.. Bu reseptörlerin testiste fazla olması ve Covid-19 virüsünün testise yerleşmesi, yani iltihaba yol açmasıyla burada bazı değişiklikler oluyor.. Sperm hücrelerinde, testiste, testosteron üreten hücrelerde değişiklik oluyor.. Buna bağlı olarak 4 erkekten 1’inin sperm sayısında, volümünde, hareketlerinde azalmalar görülüyor.. Aynı zamanda testosteron hormonu düşüyor..”

İstanbul Tıp Fakültesince yapılan çalışmada da covid-19 geçirenlerde testosteron oranının düşmesinin, ağır geçirenlerde ise testosteron oranının biraz daha düşük tespit edilmesinin müşahede edildiğinden bahseden Kadıoğlu, “Covid-19’un kendisi erkeklerde sperm sayısında azalmaya ve çocuk olmasında birtakım sorunlara yol açıyor” ifadesini kullandı.

“ARAŞTIRMALAR, ‘AŞININ KISIRLIĞA YOL AÇABİLECEĞİ’ İDDİALARINI YALANLIYOR”

Kadıoğlu, bazı kişilerin ‘aşının kısırlığa yol açabileceği’ görüşünde olduğunu hatırlatarak, aşı olan erkeklerin üreme sistemi üzerinde yapılan çalışmaları aktardı…

Kadıoğlu:

“Aşıyla alakalı yapılan birkaç çalışma var.. Bunlardan biri ABD’den geliyor. Bu çalışmada 45’e yakın hasta alınıyor.. Yarısına BioNTech yarısına Moderna aşısı yapılıyor. Aşıdan önce ve aşıdan 70gün sonra meni incelemesi yapılıyor..

İncelemelerde semen parametrelerinin, sperm sayısının, hareketinin, morfolojisinin arttığı tespit ediliyor..

 Aşı semen parametrelerini olumsuz etkilemez hatta sperm sayısı düşük erkeklerde sperm sayısının daha da arttığı, normale yaklaştığı tespit edildi..

 İsrail’de tüp bebek merkezine başvuran erkeklerde de aynı çalışma yapılıyor. Onlarda da semen parametreleri normal ve sperm sayısı düşük erkekler var..

Aynı şekilde ABD’deki çalışma orada da konfirme ediliyor. Covid-19, üreme sistemini ve cinselliği olumsuz etkiliyor.. Aşının herhangi bir olumsuz etkisi olmadığı gibi olumlu olabileceğine dair birtakım işaretler var.. Fakat bunların daha ayrıntılı çalışmalarla desteklenmesi gerekiyor..”

AŞININ HERHANGİ BİR NEGATİF ETKİSİ YOK

Vatandaşların gönül rahatlığıyla aşı olabileceğini ve aşıdan değil, Covid-19’dan korkulması gerektiğini vurgulayan Kadıoğlu:

“Covid-19’un üreme sağlığına negatif etkisi var. Aşının herhangi bir negatif etkisi yok..”

EN ÖNEMLİ NOKTA AŞILAMA

 Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Abdulmuttalip Şimşek de Covid-19’un ürolojik sisteme olumsuz etkilerinin bulunduğunu, özellikle sperm parametrelerinde ciddi azalmaya yol açtığını ve testislerde çeşitli hücrelere etki ettiğini anlattı..

Covid-19’u ağır ve orta şiddette geçirenlerin ürolojik sistemlerinde bu etkinin daha fazla görüldüğünü dile getiren Şimşek:

“Virüs hem damarsal yapıyı hem de hastaların psikolojilerini bozarak cinsel fonksiyonları olumsuz yönde etkiliyor.. Bunu koruyabilmek için virüs kapmamamız lazım.. Bunda da en önemli nokta aşılama..”

AŞI YAPTIRANLARIN SPERM SAYILARINDA İYİLEŞMELER GÖRÜLÜYOR

Cinsel fonksiyonu olumsuz etkileyen bu unsurların aşı ile ortadan kalktığının altını çizen Şimşek:

“Çalışmalarda, aşı yaptıranlarda sperm parametreleri, sayısı ve hareketliliğinde ciddi iyileşmeler görülüyor.. ‘Acaba aşı cinsel fonksiyonu mu, sperm parametresini mi bozuyor?’ korkusu var.. Çalışmalarla bu korku ortadan kalkıyor..

Vatandaşlarımızın aşı olmasını istiyorum.. Bunu yaparken de hem genel bağışıklığı hem de toplum sağlığını oluşturmuş olacağız.” ifadelerini kullandı..

AŞI BOZULMAYA DEĞİL,  DÜZELMEYE ETKİ EDİYOR”

Covid-19 salgını sonrasında erkek üreme sağlığının ele alındığı çalışmaların İtalya’da aylık hakemli tıbbi bir yayın olan Journal of Endocrinological Investigation’da bir araya toplandığını aktaran Şimşek, burada yer alan Çin ve ABD’deki araştırmalara işaret etti..

Şimşek:

“Virüsle ilgili Çin’de yapılan bir otopsi çalışmasında, Covid-19’dan ölen 10 kişinin testisleri üzerinde yapılan incelemede, virüsün sperm üreten hücrelerde ciddi bozulmaya yol açtığı ortaya çıktı..

(ABD’de) ‘mRNA aşısının erkek üreme sistemi üzerinde olumlu veya olumsuz bir etkisi var mı?’ diye bir araştırma yapıldı..

Yaklaşık 2 ay önce yayımlanan bir makale var.. 45 kişiden, önce aşı yapılmadan sperm tahlili elde edilmiş, 1. ve 2. doz aşıları 1 ay arayla yapılmış. 70’inci günde tekrar yapılan tahlilde, aşıdan sonra sperm sayılarında ciddi artış kaydedilmiş.. Bu çalışmada 8 kişilik küçük bir grup daha var. Bunların sperm sayıları normal şartlarda da düşükmüş..

Aşıdan sonra ise 8 hastanın 7’sinde sperm tahlilleri normale dönmüş.. Yani, aşı halk arasında söylenildiği gibi üreme sisteminde bozulmaya değil, bilakis düzelmeye etki ediyor..”

“AŞI KARŞITLARI TÜRKİYE’DE DE İŞBAŞINDA..”

Delta varyantı yayılırken, aşı karşıtı komplo teorilerine karşı halkı uyarmak daha da önemli oldu..

Tam yazmaya başlıyordum, WhatsApp aile grubuna bir mesaj düştü. Mesajdaki paylaşımda, zengin garnitürlü bir tabak dolusu kısır vardı, altında da “2 doz Biontec’e rağmen halen kendi kısırımı kendim yapıyorum. Aşı kısır yapmıyor kesin bilgi” yazıyordu..

Ne yalan söyleyeyim, @sezerbelli isimli Twitter kullanıcısının bu esprisi başka koşullarda soğuk gelebilecekken, aşı karşıtlarının iddialarına aynı seviyeden cevap verdiği için bayağı güldürdü beni. Fotoğraftaki kısırı incelemeden de geçemedim tabii..

Şaka bir yana, BioNTech ya da Moderna gibi mRNA aşılarından, infertiliteye neden olacakları korkusuyla uzak duran epey kişiye rastladım.. Hepsi de sağdan soldan duydukları ve WhatsApp gruplarında gördükleri muhtelif mesaj ve videolardan etkilenmişlerdi..

Ortalıkta dolaşan bu mesaj ve videolardan bazıları en az bir yıl önce ortaya çıkmış olsa da, hâlâ dolaşımdaydı. Kitleleri ürkütücü ve paniğe sevk eden bir dille uyaranlar arasında, beyaz gömlekli, Hipokrat yeminli adam ve kadınlar da vardı..

Zamanında bilimsel araştırmaları ödüle layık görülen, üniversitelerde ders veren ya da bilfiil doktorluk yapan bu kişiler, yeni üretilen aşılarla ilgili herhangi bir klinik araştırma yapmadan, yapılanların da sonuçlarına bakmadan ya da bakmalarına rağmen anlamadan felaket tellallığı yapmaya devam ediyorlar..

Bu komplo teorisyenleri, özellikle de sosyal medyada belli bir popülerlik yakaladıklarında, öldürücü bir özgüvenle milyonlarca insanın hayatıyla oynuyorlar..

“mRNA AŞILAR SPERMLERİ AZALTMADI, ARTIRDI”

Öncelikle şu infertilite – kısırlık meselesine bir açıklık getirelim..

Amerika Birleşik Devletleri’nin Journal of American Medical Association dergisinde yayınlanan bir araştırmanın sonuçları, mRNA aşılarının erkeklerde sperm sayısını azaltmak bir yana, artırabileceğini ortaya koydu..

Miami Üniversitesi Üroloji Bölümü’nden doktorların yaptığı araştırmaya katılan 45 sağlıklı erkekten 8’inde, aşıdan önce alınan numunelerde oligospermi, yani az sperm üretimi tespit edildi..

İkinci doz aşıdan 75 gün sonra alınan örneklerde, bu erkeklerden birinin sperm sayısı aynı kalırken, diğer 7 erkekte yaklaşık iki buçuk kat arttı. Bu erkeklerin mililitrede 8,5 milyon olan sperm sayısı, ortalama 22 milyona, yani normal seviyeye yükselmişti..

Bu küçük çaplı araştırmada, sadece sperm sayılarına değil, sperm motilitesine de (sperm hareketliliği) bakıldı.. Sonuç bölümünde de, mRNA aşılarının sperm parametreleri üzerinde kayda değer bir etkisinin olmadığı görüşü belirtildi..

Aynı şekilde, erkeklerde bizde iktidarsızlık olarak bilinen, aşıya bağlı erektil disfonksiyon da kaydedilmedi..

“KORONAVİRÜS AŞISI KADINLARIN DOĞURGANLIĞINI ETKİLER Mİ?”

Bu aşıların kadınlarda da herhangi bir doğurganlık sorunu yarattığı tespit edilmedi..

ABD’nin Salgın Denetleme ve Önleme Merkezi (Center for Disease Control and Prevention), aşı sonrası sağlık takibi yapan bir uygulama ve sağlık kuruluşlarından aldığı bilgiler doğrultusunda, mRNA aşısı olan kadınların normal şekilde hamile kalabildiklerini açıkladı..

Nedense aşı karşıtları, bu sevindirici haberleri görmezden gelmekteler..

Covid-19’un doğurganlığı ve cinsel fonksiyonları etkilediği tespit edilmesine rağmen, kafayı aşıya takmışlar, o hattan devam ediyorlar.. Aslında o enerjiyi, yapılması halinde Marmara’nın oksijenini tüketip her yeri çürük yumurta kokusuna boğacak Kanal İstanbul’a saklasalar daha isabetli olacak..

O çürük yumurta kokusuna neden olan sülfür dioksitin erkeklerde kısırlığa neden olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış çünkü.. Bu konuya başka bir zaman geliriz, yine aşıya dönelim..

BİR DELİ KUYUYA TAŞ ATMIŞ

Aşıyla ilgili üç ay önce dolaşıma giren bir WhatsApp paylaşımı da, bugün 89 yaşında olan Nobel ödüllü Fransız virolog Luc Montagnier’nin, “Covid’e karşı aşı olanların hayatta kalma şansı yok” dediği iddia ediliyordu..

“Breaking News”, yani “Son Dakika” haberiymiş gibi paylaşılan metnin başlığı da, içinde öyle bir ifade yer almamasına rağmen, “Aşı olan herkes iki yıl içinde ölecek” şeklindeydi..

Zamanında AIDS’e neden olan HIV’i bulan virolog Montagnier, bu metne göre, aşıların antikora bağlı hastalık geliştirebileceğini öne sürüyordu.. İş yine gazetecilere düştü.. Reuters Haber Ajansı’nın da teyit servisi, Newswise ve teyit.org gibi siteler işin peşine düştü.. Aşıların klinik denemelerine ve sonuçlarına bakıldı. Tüm teyitçilerin fikir birliğine vardığı sonuç, bu iddianın gerçeği yansıtmadığı yönündeydi..

NE YAPMALI?

Türkiye’de de hem komplo teorileri hem de tevatürden ibaret bu tür iddialar hızını kesmedi..

Özellikle sosyal medyada bilimsel yetkinliği meçhul, kıymeti kendinden menkul bazı tipler bilimsel araştırmaların sonuçlarını anlamadan ya da kötü niyetle, kendi kafalarına göre yorumlayabiliyor..

İsrail’in yayınladığı ve aşı etkinliğini gösteren bazı verileri bağlamından koparıp, ‘aşıların etkisizliği ispatlandı’ diye sunan bile var..

Peki, ne yapmalı?

Birleşmiş Milletler’in aşı karşıtları ve komplo teorisyenlerinin halk sağlığını tehdit eden bu tür girişimlerine karşı geliştirdiği bir yöntem var.. Adı “Pause”, “Önünüze gelen her şeye inanmadan önce bir durun” anlamında..

Aileden, arkadaş grubundan, oradan buradan bu tür paylaşımlara maruz kalanlara okuduklarına inanıp paylaşmadan önce 5 sorunun cevabını aramaları öneriliyor:

1 – Bu haberi kim yaptı?

2 – Tarihi nedir?

3 – Kaynak nedir?

4 – Nereden geldi?

5 – Bunu neden paylaşıyorsunuz?

Aşı karşıtı kanaat önderleri insanların hayatıyla oynuyor.. Onların paylaşımlarına ve türlü tevatüre güvenerek aşı olmayı reddedenler de kendileri ve yakın çevreleri için hayati bir risk alıyorlar.. Hele Delta varyantı Türkiye’de de hızla yayılırken..

Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı rakamlara göre, aktif vakaların yüzde 81’i, hastaneye yatanların da yaklaşık yüzde 90’ı aşısı tam olmayan hastalar.. Ölenlerin de yüzde 90’ının eksik aşılı ve aşısız olması da ne yapılması gerektiği konusunda net bir fikir vermiyor mu.?

Deutsche Welle Türkçe//Banu Güven

“TARAFLAR, AİLELERİNDEN GİZLİ GİZLİ DOKTORA TEDAVİYE GİDİP..”

Op. Dr. Suzan Gençsoy:

”kronik stres = depresyon =olumsuz yumurta kalitesi!”

Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Suzan Gençsoy:

”Çocuk sahibi olamamak başlı başına bir stres sebebi.. Aile ve çevre baskısı, erkek ve kadın da çocuk sahibi olamamanın hayal kırıklığı ve bunun bir başarısızlık hatta kusur olarak görülmesi..

Sorun olan taraf hatta bazen sorunsuz taraf karşı tarafın sorunu nedeniyle kendini eksik hissederek, bazen boş yere sorunlu tarafı korumak amacıyla, çevresine sorunun kendisinden kaynaklandığını anlatarak, mevcut durumu olduğundan daha kötü hale getirir..

Taraflar, ailelerinden gizli gizli doktora tedaviye gidip, sosyalleşmekten kaçıp bu yolla çevre baskısını azaltmaya çalışıyorlar. Ama içine kapanan aile ve taraflar derinlerde bir başka yerde daha farklı ruhsal sıkıntılara davetiye çıkartıp orta ve uzun vadede konunun amacından çıkıp aile geçimsizliklerine hatta ayrılıklara yol açabilmektedir..

Konunun özü; kısırlık tıbbi bir konu ve bilinçli bir şekilde infertilite merkezi ile danışmanlık alınmalı. Bu danışmanlık alındığında kısırlık ile ilgili daha yüksek oranda ve hızlı bir şekilde mutlu sona ulaşılır. Böylece aile kavramını derinden sarsacak olaylar silsilesinin de önüne geçilmiş olur..

Bilinmezlik, stresi oluşturan en büyük etken. Bilmediklerimiz bizi korkutur ve korku ile endişe, strese sebep olur.”

BİLİNMEZLİK!

Op. Dr. Suzan Gençsoy:

”Bilinmezlik durumunu ortadan kaldırmak için, ilk detaylı görüşmede; hastanın üreme potansiyeli, tedavi sürecindeki aşamaları, ağrı duyma riski olan aşamaları, yumurta toplandıktan sonra karşımıza çıkabilecek riskleri ve tüm olumsuzlukları, taraflara anlatıyoruz.. Bu detaylı başlangıç anlatım, olağan dışı bir durum karşısındaki negatif tepkinin ve hastanın kuruma ve doktora olan güveninin sarsılmasının önüne geçecektir..

Stres altındaki bir kişinin nabzı, nefes alışları değişebilmekte. Stres, uyku düzenini, yeme alışkanlıklarını değiştirmektedir. Bütün bu patolojik değişimler elbette ki hormonal bir değişikliğin sonucudur. Bu bozulan hormonal durum kadın da üreme potansiyelini de olumsuz etkilediğine dair bilimsel çalışmalar vardır..

”AŞIRI STRES KADINLARDA FALLOP TÜPÜ SPAZMLARINA, ERKEKLERDE İSE SPERM SAYISININ AZALMASINA DA NEDEN OLABİLMEKTEDİR

Op. Dr. Suzan Gençsoy:

”Kronik stresin depresyona neden olabileceği göz önüne alındığında, depresyonun yumurta kalitesini olumsuz etkilemesi ve depresyondaki kadınların iki kat düşük tehlikesiyle baş başa olması, bize stresin dolaylı olarak infertilite tedavisini olumsuz etkilediğini göstermektedir..

Stres altındaki birey sürekli olarak kendini değersiz hisseder, sosyal olarak içe kapanabilir. Takıntı derecesinde çocuk sahibi olmak ile ilgili konuları irdeler ve gündemi tamamen bununla meşguldür. Kişi konsantrasyon güçlüğü içindedir ve eşi ile ilişkisi bozulabilir.”

“STRES VARLIĞINDA GENEL OLARAK YAPILMASI GEREKENLER”

Op. Dr. Suzan Gençsoy:

”-İnfertilite probleminizin nedeni ve uygun tedavi seçenekleri hakkında tam bir bilgi edinin.

 -Siz ve eşinizin ortak bir görüş birliğinde olduğu bir tedavi planınız olsun. 
-Eşinizle açık ve etkili iletişim kurmaya özen gösterin. 
Değişik sanatsal,kurslara katılabilirsiniz (ör: resim yapma, ahşap boyama, vb.) 

-Fiziksel ve duygusal gerilimi azaltmak için, abartılı olmamak kaydıyla ve uzmanınıza danışarak, spor (özellikle yavaş tempolu yürüyüşler) yapabilirsiniz. 

-Yoga, meditasyon gibi stres azaltma tekniklerini psikoloğunuza danışarak öğrenebilirsiniz. 

-Kafein ve diğer vücutta uyarıcı etki yapan maddeleri almayın.”

“KISIRLIK”

Kısırlık (infertilite) çiftlerin düzenli ve korunmasız ilişkiye girmelerine rağmen 1 yıl içinde gebeliğin gerçekleşmemesi olarak tanımlanır.. Ancak, 35 yaşın üstündeki kadınlarda düzenli ve korunmasız olarak ilişkiye girilmesine rağmen hamilelik gerçekleşmiyorsa gerekli tetkik ve tedavilere daha erken başlanabilir..

Üreme çapındaki her 100 çiftten 10 ile 15’inde kısırlık görülebilir.. Yaş ilerledikçe görülme sıklığı artar.. Kısırlık üreme sistemi ile ilgili bir sağlık sorunudur.. Tek bir sebebe bağlı olabildiği gibi; birkaç faktörün birleşmesi ile de gerçekleşebilir..

 Kısırlık, üreme sisteminin vücudun üreme işlevini yerine getirme yeteneğini bozan bir hastalıktır..

İnfertilitenin üstesinden gelebilmek için güvenli ve etkili birçok tedavi yöntemi bulunuyor.. Bu tedaviler çiftlerin bebek sahibi olma şansını artırıyor..

Kısırlığın nedeni, kadına veya erkeğe ait olabileceği gibi yüzde 10-15’lik hasta grubunda tüm araştırmalara rağmen hala bir neden bulunamıyor.. Her ne kadar çocuk sahibi olmak basit ve doğal bir işlev olarak algılansa da, aslında bu süreç oldukça karmaşıktır..

GEBELİĞİN OLUŞABİLMESİ İÇİN AŞAĞIDAKİ GİBİ FAKTÖRLERİN TAMAMININ SAĞLANMASI GEREKMEKTEDİR..”

Bunlar;

Kadın tarafından sağlıklı yumurta üretimi

Erkek tarafından kaliteli sperm üretimi

Spermin yumurtaya ulaşmasını sağlayan sağlıklı fallop tüpleri

Spermin yumurtayı döllemesi

Döllenmiş yumurtanın rahimde içinde tutunabilmesi

Yeterli embriyo kalitesi

KISIRLIK NEDENLERİ

Kısırlık, kadın veya erkek kaynaklı sebeplerden dolayı gerçekleşebilir.. Fakat yapılan araştırmalar yüzde 10 ila 15’lik bir hasta grubunda kısırlığa neden olabilecek herhangi bir durumun tespit edilemediğini göstermiştir..

Genelde düzenli olarak haftada 2-3 kez birlikte olan her 100 çiftten 85’i bir yıl içinde gebe kalmakta ve kalan 15 çiftin büyük çoğunluğu da ikinci yılda tedaviye gereksinim duymadan gebe kalabilmektedir..

Ancak kadınlar yaşlarının ilerlemesi ile birlikte doğurganlık şanslarını ciddi olarak kaybederler.. Bu azalış 32-35 yaşlarına kadar çok belirgin olmasa da özellikle 38 yaşından itibaren hızla kendini belli eder ve 40’lı yaşlara gelindiğinde ise %75’e varan fertilite kayıpları gözlenmektedir..

Bu açıdan 35 yaşını geçmiş ve 6 ayın üzerinde kısırlık problemi olan kadınların jinekolojik değerlendirmeleri geciktirilmeksizin yapılmalıdır.. Erkeklerde yaşın fertiliteye etkisi kadınlarda olduğu kadar belirgin değildir..

İnfertilite (kısırlık) nedenleri genel olarak erkek ve kadınlar arasında %50-%50 paylaşılmıştır..

Bunların dışında kalan hasta gruplarında, erkek veya kadın partnerlerden birinden kaynaklanan faktörler her bir partner için %35, partnerlerin her ikisinden birden kaynaklı faktörler ise yaklaşık %20’lik kısmı oluşturmaktadır.. 

“KISIRLIĞA NEDEN OLABİLECEK KİMİ FAKTÖRLER CİNSİYETLERE GÖRE AŞAĞIDAKİ GİBİ SINIFLANDIRILABİLİR”

Erkeklerde İnfertilite (Kısırlık)

Pek çok faktör zayıf dölleme yetisine sebep olabilir. En çok rastlanan erkek kısırlığı sebepleri anormal sperm üretimi, fonksiyonu ve sperm morfolojisinde bozukluktur. Genel yaşam tarzı bu faktörleri etkileyebilir.

“ERKEKLERDE KISIRLIĞIN SEBEPLERİ NELERDİR ?”

AcıbademAltunizade Hastanesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum/Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Tayfun Bağış, Tüp Bebek Tedavisi üzerine soruları yanıtlıyor.. 

Erkeklerde infertilite (kısırlık) sebepleri şunlardır:

Sperm sayısının ve hareketinin azalması

Spermin yapısal problemleri

Menide hiç sperm hücresinin olmaması (Azospermi)

Kanal tıkanıklıkları

Spermin dışarı çıkmaması (mesaneye boşalması)

Hormonal nedenler

Doğumda ya da doğumdan sonra gerçekleşen inmemiş testis

Çocukluk çağında geçirilen ateşli hastalıklar, ergenlikte kabakulak gibi hastalıklar

Genetik hastalıklar

Varikosel (testise giden damarların genişlemesi)

Sifiliz, gonore gibi hastalıklar

Cinsel fonksiyon bozuklukları (sertleşme ve erken boşalma gibi)

Şeker hastalığı

Geçirilmiş kanser tedavisi

Enfeksiyonlar

Testosteron eksikliği

Aşırı sigara ya da alkol tüketimi

Stres

AZOSPERMİ NEDİR? AZOSPERMİ TEDAVİSİNDE HANGİ YÖNTEMLER UYGULANIR

Azospermi meni örneğinde hiç sperm olmamasıdır..

Azospermi erkekte spermin geçtiği kanalların tıkanıklığına bağlı olan ve olmayan olmak üzere iki grupta incelenir:

Tıkanıklığa bağlı azospermi; doğuştan sperm kanallarının bir bölümünün eksikliği, genital enfeksiyonlar ya da cerrahi girişimler sonrası oluşur.. Bu durumlarda sprem kanallarının açılması için cerrahi girişimler yapılabilir..

Tıkanıklığa bağlı olmayan azospemiler ise genetik bozukluklar, testislerin doğuştan yukarıda kanallarda kalması ve testis torsiyonu gibi nedenlere bağlı olarak gelişebilir..

İki durumun tedavisinde cerrahi yolla cerrahi yolla sperm elde edilir ve sonrasında dölleme işlemi için mikroenjeksiyon yöntemi uygulanır..

KADINLARDA İNFERTİLİTE (KISIRLIK)

Kadınlarda görülen infertilitede en sık rastlanan sebepler arasında tüp tıkanıklığı, endometriozis (çikolata kisti), yumurtlama bozuklukları, polikistik over sendromu, erken menopoz gibi nedenler bulunuyor..

KADINLARDA KISIRLIK NEDENLERİ?

Tüplerde tahribat veya tıkanıklık

Düzensiz adet döngüsü

Azalmış yumurtalık rezervi

Fallop tüplerinin tıkanıklığı ya da yapışıklığı

Geçirilmiş enfeksiyonlar ya da karın içi operasyonlar

Endometriozis: Rahim iç tabakasında bulunan ve her ay adet kanaması şeklinde dışarıya dökülen endometriumun vücutta rahim dışında bir yere yerleşmesi ve yumurtalık, rahim veya fallop tüplerin fonksiyonunu etkilemesi olarak tanımlanır.

Yumurtlama bozuklukları

Yüksek prolaktin seviyesi

Polikistik Over Sendromu (PCOS): Bu durumda vücut çok fazla androjen hormonu üretir, bu da yumurtlamayı etkiler. Polikistik Over Sendromu insülin direnci ve obezite ile de ilgilidir.

Erken menopoz

Rahim Miyomları: Miyomlar rahim duvarında yer alan iyi huylu tümörlerdir.

Karın İçi Yapışıklık: Pelvik enfeksiyon, apandisit, karın veya pelvik operasyon sonrası oluşan yapışık dokulardır.

Tiroid Problemleri: Tiroid bezindeki aksaklıklar (çok fazla veya çok az tiroid hormonu salgısı gibi), adet döngüsünü etkileyerek infertiliteye (kısırlık), neden olabilir.

Kanser öyküsü ve kanser tedavisi: Özellikle kadın üreme sisteminde meydana gelen kanserler kısırlığa yol açabilirler. Radyoterapi ve kemoterapi de kadının üreme becerisini etkiler.

Diğer Tıbbi Durumlar: Geç ergenlik, adet olamama, karaciğer rahatsızlığı, diyabet gibi rahatsızlıklar da kadında kısırlığa neden olabilir.

Kafein Alımı: Aşırı kafein tüketimi de infertiliteye yol açabilir.

Obezite

Aşırı sigara ve alkol tüketimi

Bazen doğurganlık birden fazla faktöre bağlı azalırken bazen de infertiliteye hiçbir neden bulunamayabilir.

ERKEN YUMURTALIK Yetmezliği (POF) NEDİR?

Erken yumurtalık yetmezliği 40 yaşından önce yumurtalık fonksiyonlarının azalmasıdır..

35 yaşından önceki kadın hastalarda kısırlık söz konusu ise (normal yoldan gebe kalınamıyorsa) 6 aydan daha önce doktora başvurulması gerekir..

“ERKEN YUMURTALIK YETMEZLİĞİ OLAN KADINLAR BEBEK SAHİBİ OLABİLİRLER Mİ?”

Acıbadem Kayseri Hastanesi Tüp Bebek / Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Çağlar Yazıcıoğlu;

“Erken yumurtalık yetmezliği bazı genetik hastalıklarda taşıyıcı olan kadınlarda daha sık görülmekte, sigara kullanımı, kanser tedavisi (radyoterapi-kemoterapi almış hastalar), obezite, D vitamini yetersizliği, bazı antioksidanların yeteri kadar alınamaması ya da çeşitli toksinlere maruz kalma da bu durumu etkileyebilir..

Erken yumurtalık yetmezliği tanısı konulduğunda ancak ultrasonda hala yumurta tespit edilirse, yani yumurtalık rezervi tamamen bitmediyse çeşitli tedavi yöntemleri ile kaliteli yumurtalar elde edilebilir. Bu nedenle gecikmeden tüp bebek tedavisine başlanmalıdır..”

ERKEN YUMURTA YETMEZLİĞİ ERKEN MENOPOZ DEĞİLDİR

Erken yumurta yetmezliği (POF) belirtileri menopoza benzer özellikler gösterir. Bu sebeple de meopozla karıştırılabilir..

POF belirtileri şunlardır:

Adet kanamasının hiç olmaması ya da düzensiz olması

Ateşin çıkması ve gece terlemeleri, sıcak basması

Uyku sorunları

Sinirlilik

Vajinal kuruluk

Enerji kaybı

Cinsel dürtü kaybı

Ağrılı cinsellik

Mesane problemleri

Kısırlık

Erken yumurta yetmezliği tedaviside rezervlerin azalmasını yavaşlatmaya yönelik tedaviler uygulanabilir, sigaranın bırakılması düzenli spor yapma ve dengeli beslenme bu yavaşlatmayı azaltmak için önemlidir..

KISIRLIK BELİRTİLERİ NELERDİR?

Kısırlığın belirtileri arasında gösterilebilecek nedenler mevcut, ancak tüm bu belirtiler kesin olarak kısırlık tanısı koymak için yetersiz kalıyor.Kısırlık tanısı konulabilmesi için belirli tetkik ve sonuçlara ihtiyaç vardır.

Bazı belirtiler arasında şunlar yer alıyor;

Adet düzensizlikleri ya da hiç adet olamama

Adet dönemlerinde şiddetli ağrı ve sancıları görülmesi bunun yanında yoğun ve fazla kanama olması

Hamile olunmaması halinde memelerden süt gelmesi

Aşırı kilo ve hormon bozukluğuna da bağlı olabilecek aşırı tüylenme ve akne problemi

Erkeklerde sertleşme ve boşalma ile ilgili sorunlar

Testislerde ağrı şişlik ya da şişme

Erkeklerde çok az meni olması

Genç çiftlerin 2 yıl korunmamalarına rağmen gebelik görülmemesi

35 yaş üstü çiftlerin korunmamalarına rağmen 1 yıl içinde gebelik görülmemesi

35 yaş üstü çiftlerin üreme organlarındaki verimin yaşlarının ilerlemesine bağlı düşmesi gebelik şansı azalmaktadır.. Dolayısıyla gebelik için fazla zamanları olmayan bu çiftlerin korunmadan düzenli olarak cinsel ilişkiye girmelerine rağmen gebelik oluşmaması durumunda profesyonel destek almaları önerilir..

“TANI YÖNTEMLERİ”

Düzenli olarak korunmasız cinsel ilişkiye rağmen gebe kalamama durumunda bir neden saptayarak tanı koymak amacıyla erkeklerde ve kadınlarda farklı tetkiklere başvurulur..

Erkeklerde bu tetkiklerden biri semen analizi (spermiogram)  ile yapılmaktadır. 3 ila 7 günlük bir cinsel perhizi takiben alınan sperm örneği, mikroskop altında incelenir. Semen analizi ile erkeğin sperm sayısı, hareketliliği ve yapısı hakkında bilgi edinilmektedir. Gerektiği hallerde antisperm antikoru da testlere eklenebilir..

Kadınlarda ise eğer adet döngüsü düzenli ise, adet kanamalarından önceki 7 gün içinde yumurtlamanın olup olmadığının kontrol edilmesi için kan testleri istenebilir..

Kimi durumlarda ise hekiminiz yumurta gelişimini ve yumurtlamayı 1 ay boyunca yapacağı ultrason testleri ile gözlemek isteyebilir. Yumurta kalitesinin değerlendirilmesi için adetin 2 ila 5. günleri arasında FSH, LH ve östrojen düzeylerine, yumurtalık rezervlerinin değerlendirilmesi için ise AMH düzeylerine kan testi ile bakılabilir..

Fallop tüplerinin açık ya da kapalı olması HSG  olarak adlandırılan bir röntgen filmi ile kontrol edilebileceği gibi bazı durumlarda bu laparoskopi ile karın içinin teleskopik-kamera vasıtası ile görüntülenmesini de gerektirebilir..

KISIRLIK NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Tüp bebek (in-vitro fertilizasyon) en çok bilinen fertilite tedavisidir ancak doğal yollardan gebe kalmakta zorluk çeken çiftlere önerilecek daha farklı tedavi yöntemleri de mevcuttur..

Hangi yöntemin önerileceği kararı partnerlerin yaşı, daha önceden yaşanmış bir gebeliğin olup olmadığı, ne kadar süredir gebelik uğraşısı içinde olunduğu gibi bilgilerin eşliğinde, kadının fallop tüplerinin durumu ve yumurta kalitesi ile erkeğin sperm değerlendirmesi sonrasında verilmektedir..

GEBELİK (FERTİLİTE) İLAÇLARI

Eğer gebelik (fertilite) problemi düzenli yumurtlamanın olmamasından kaynaklanıyor ise tablet ya da enjeksiyon şeklinde verilebilecek fertilite ilaçları sayesinde yumurta gelişimi sağlanabilmektedir..

İlaç formunda verilen tedavi vücudunuzdaki doğal fertilite mekanizmalarının daha etkin çalışmasını sağlarken, enjeksiyon şeklinde verilen tedavi direk olarak yumurtalıkları uyararak yumurtlamayı gerçekleştirmektedir..

İlaç tedavisi esnasında karşılaşılan olası yan etkiler sıcak basması, göğüslerde hassasiyet, bulantı hissi ve duygusal dalgalanmalar şeklinde kendini gösterebileceği gibi, enjeksiyon tedavisinde nadiren olsa da alerjik reaksiyonlar görülebilmektedir..

Yumurta sayısını artırmayı amaçlayan hamilelik (fertilite) tedavisinden sonra çoğul gebelik riski artabilmekte ve nadir de olsa ‘over hipersitimülasyonu’ olarak adlandırılan yumurtalıkların normalden fazla uyarılması durumu ile karşılaşılabilmektedir..

Gebelik tedavisinin yakın gözetim altında yapılması olası yan etkileri en az düzeye indirmek açısından oldukça önemlidir.. Yumurtlamayı düzenleyen ve artıran bu ilaçlar diğer hamilelik tedavilerinde de sıklıkla kullanılmaktadır..

AŞILAMA TEDAVİSİ (İNSEMİNASYON)

Aşılama tedavisi, doğurganlığın en yüksek olduğu yumurtlama döneminde eşinizin spermlerinin basit bir yöntemle rahim içine yerleştirilmesi ile uygulanmaktadır.. Bu yöntem tüplerin sağlıklı olduğu ve nedeni açıklanamayan kısırlık problemlerinde önerilmektedir..

Sperm sayısının ya da hareketliliğinin çok düşük düzeylere inmeden azaldığı, spermin rahim ağzından geçişinin engellendiği ya da cinsel ilişkinin vajinismuserken boşalmasertleşme sorunu gibi nedenlerle gerçekleşemediği çiftlerde de etkin olarak kullanılmaktadır..

Eşinizin verdiği sperm örneğinden seçilen en hareketli ve yumurtayı dölleyebilme ihtimali en yüksek spermler plastik bir tüp yardımı ile rahim ağzından geçilerek rahim içerisine bırakılmaktadır..

Aşılama tedavisi ağrılı bir yöntem olmayıp genelde gebelik oluşumunu destekleyen ilaçlar ile birlikte uygulanmaktadır.. Tedavinin başarı oranı yaklaşık %15 olup kadının yaşına, erkeğin sperm değerlerine ve tüplerin sağlık durumuna göre değişim göstermektedir..

TÜP BEBEK (IVF) TEDAVİSİ

Düzenli adet gören kadınlar her ay tek bir yumurta oluşturmaktadırlar.. Tüp bebek tedavisinde ise dışarıdan verilen hormon ilaçları ile bu sayının artması hedeflenmektedir..

Her tedavi protokolü farklılıklar gösterse de temel olarak yumurta gelişimini sağlayan ve erken yumurtlamayı engelleyen iki paralel hormon tedavisi uygulanmaktadır..

Transfer edilecek olan embriyo sayısının belirlenmesi gebelik şansına ve çoğul gebelik riskine direkt olarak etki edebilir.. Embriyo kalitesi belirlendikten sonra, embriyo sayısı transfer öncesinde çiftlerle ayrıntılı olarak görüşülecektir. Embriyo transfer işlemi çok nadir durumlar haricinde anestezi gerektirmemektedir..

“İNFERTİLİTE TEDAVİSİNDE CERRAHİ YÖNTEMLER

Tüp bebek tedavisi öncesi bazı cerrahi girişimler gebelik şansını artırmaktadır.

Endometriozis hastalığının tedavisi

Rahim iç tabakasını düzensizleştiren miyomların veya poliplerin çıkartılması

Rahim içi yapışıklıkların açılması

Tıkalı ve içerisinde sıvı birikerek genişlemiş fallop tüplerinin çıkartılması

Polikistik over rahatsızlığı olan ve yumurtlaması baskılanmış kadınlarda yapılabilecek cerrahi tedaviler

Sperm görülmeyen erkeklerde, spermin testisten (TESE, TESA) ya da epididimisden (MESA, PESE) cerrahi olarak çıkarılması

“LAPAROSKOPİ

Laparoskopi ile karın alt bölgesinde açılan 3 – 5 mm’lik deliklerden içeri sokulan aletler ile rahim, yumurtalık ve tüpleri ilgilendiren hastalık veya sorunlar doğrudan gözlemlenebilir ve gerekli görülürse cerrahi girişim yapılabilir.

Laparoskopinin uygulandığı durumlar şunlardır:

Karın içi yapışıklıklar

Tüplerin açılması

Hasarlı tüplerin alınması

Miyom cerrahisi

Çikolata kisti cerrahisi

HİSTEROSKOPİ”

Histerektop, ucunda kamera olan tüp şeklinde bir cihazdır. Vajina içerisine yerleştirilerek rahim boyundan rahme doğru uzanır ve hekimin rahim içi problemleri tespit etmesine olanak sağlar. Doktorunuz gerekli görürse ufak bir doku örneği alabilir.

Histeroskop cihazı ile rahim içi görüntülenerek miyom, polip ve rahim içi perde gibi sorunların teşhisi ve eş zamanlı müdahale ile tedavisi yapılabilmektedir. Histeroskopi incelemesinin yapıldığı durumlar şunlardır:

“HİSTEROKTOPİ NASIL YAPILIR?

Histeroskopik gözlemde ufak bir teleskopik kamera sistemi rahim ağzından rahim içine gönderilir. Bu ameliyat için herhangi bir kesiye gerek yoktur..

 Histeroktopi işleminde bu teleskop vasıtası ile rahim içine steril sıvı verilerek rahim iç cidarı gözden geçirilmekte, miyom, polip, yapışıklık, septum gibi problemler tespit edilebilmekte ve gerekirse biyopsi alınabilmektedir..

Tanı amaçlı yapılan bu işlem sonrasında tespit edilen problemlerin aynı seansta cerrahi histeroskopi ile tedavisi de mümkün olmaktadır..

Gerekli görüldüğü takdirde hekiminiz işlemi genel anestezi, lokal anestezi veya sedasyon (sakinleştirme) altında uygulayabilir. Büyük miyom çıkartma ameliyatları hariç ameliyat sonrasında genellikle taburculuk sağlanmaktadır..

Histeroskopi sonrası hafif vajinal kanama ve adet sancısı benzeri karın ağrısı olabilir..

Ağrı için hekiminiz bir takım ilaçlar önerebilir. Kanama birkaç gün içinde azalarak dinecektir. Ağırlaşmadığı, rahatsızlık veren kokulu bir akıntıya dönüşmediği müddetçe bu kanama bir problem ifade etmez…

MİYOMEKTOMİ – MİYOM AMELİYATI “

Miyomektomi, rahim içinde yar alan ve gebeliği önleyebilecek miyomların çıkarılmasıdır. Açık ya da kapalı ameliyat yöntemiyle gerçekleştirilir. Tüp bebek tedavisi öncesi embriyonun yerleşmesini ve gebeliği önleyecek bir dizi muayene ve tetkik yapılır. Bu tetkiklerde anne adayının miyomlara ve poliplere sahip olup olmadığı da belirlenir.Miyom tedavisinde ameliyat kararı verilirse hastalara genel anestezi uygulanır, rahimde olan miyomlar tek tek alınır. Bu operasyonlar genellikle karın bölgesinden açık yöntemle yapılsa da, laparoskopik ya da histeroskopik yöntem kullanılarak uygulanabilir.

Rahimdeki miyom sayısının artması tedaviyi daha zor hale getirebilir. Bazı durumlarda hastaların yeniden ameliyat edilmesi gerekebilir. Her miyom gebelik için büyük risklere sebep olmaz, bu nedenle doktorun görüşüne göre bir tedavi planlanmaktadır.

Hamilelik sırasında miyomlar rahmin içine ve dış duvarına yerleşebilir. Bu miyomlar büyüme veya çoğalma gösterdiklerinde rahmin iç duvarının tıkanmasına sebep olur. Bebeğin gelişimini olumsuz etkileyebilecekleri gibi erken doğuma da sebep olabilir.

Miyomlara müdahalede kişinin yaşadığı şikayetlere göre ameliyat kararı verilir. Her 10 kadından birinde miyom ameliyatı (miyomektomi) gerekli görülmektedir. Diğer hastalarda miyomlar düzenli takip ile kontrol altında tutulur.

ROBOTİK CERRAHİ

Miyom ameliyatı

Tüp cerrahisi

Çikolata kisti cerrahisi

Robotik cerrahi, laparoskopik (kapalı) ameliyatların da Vinci isimli robot yardımıyla 3 boyutlu görüntü altında yapılmasıdır. Robotik cerrahi denilince ameliyatın robot tarafından yapıldığı seklinde yanlış̧ bir kanı vardır. Oysa ameliyatı gerçekleştiren robot değil, robotun kollarını kontrol eden cerrahın kendisidir.Robotik cerrahi ile aşağıda belirtilen işlemler yapılabilir ve gebelik şansı artırılabilir.

Acıbadem Web ve Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır.

İLGİLİ HABER

Cumhuriyet.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top