SAĞLIK

FAVİPİRAVİR: HEKİMLERİN DE BİLİME İHTİYACI VAR

.

“FAVİPİRAVİR NEDİR? : FAVİPİRAVİR KİMYASAL BİLEŞİK”

T-705, Avigan veya favilavir olarak da bilinen Favipiravir, Japonya menşeili şirket Toyama Chemical tarafından bir RNA virüsü olan influenza’ya (grip virüsü) karşı geliştirilmiş bir antiviral ilaçtır..

Favipiravir grip, Batı Nil ve sarıhumma virüslerinin yanı sıra flavivirüsler,  arenavirüsler,  bunyavirüsler ve alphavirüslere karşı da etkinlik göstermektedir..

 Enterovirüsler ile Rift Vadisi ateşi virüsüne karşı etkinlik de rapor edilmiştir..

Şubat 2020’de Favipiravir, Çin’de ortaya çıkan COVID-19 hastalığının deneysel tedavisi için incelenmektedir..

80 kişilik küçük bir araştırmanın sonuçlarına göre favipiravir, lopinavir/ritonavir kombinesine göre COVID-19 tedavisi için daha etkilidir..

17 Mart 2020 tarihli Çinli yetkililer tarafından yapılmış bir açıklamaya göre ilacın Vuhan ve Shenzhen’de meydana gelmiş vakaların tedavisinde etkili olduğu açıklanmıştır..

Açıklamada, COVID-19 hastalığının tedavisinde, hastalığı hafif seyirde geçiren kişilerde kısa sürede iyileşmesini sağlanabileceğini ve ilacın 11 gün olan tedavi süresini 4 güne düşürebileceği belirtilmiştir..

Daha önce SARS hastalığı için kullanılmış bir ilaç ham maddesidir..

“SAĞLIK BAKANLIĞININ FAVİPİRAVİR BİLGİLENDİRMESİ”



Favipiravir 200 mg Tablet – COVID-19 (SARS-CoV2 Enfeksiyonu) Tedavisinde Kullanılacak İlaçlara İlişkin Bilgilendirme..

Sağlık Bakanlığımız Bilim Kurulu tarafından hazırlanan COVID-19 (SARS-CoV2 Enfeksiyonu) Rehberlerinde yer alan tedavi şemaları doğrultusunda tedavide:

  1. “Lopinavir 200 mg/Ritonavir 50 mg Film Tablet”,
  2. “Hidroksiklorokin Sülfat 200 mg Film Tablet”,
  3. “Oseltamivir 75 mg Sert Kapsül”,
  4. “Azitromisin 500 mg Tablet”,
  5. “Favipiravir 200 mg Tablet” kullanılmaktadır..

Rehberlerde de belirtildiği üzere, hastalık seyrinde ortaya çıkabilen;

  1. Ağır solunum yolu enfeksiyonu (ağır pnömoni),
  2. Akut Solunum Sıkıntısı Sendromu (ARDS),
  3. Sepsis,
  4. Septik şok,
  5. Miyokardit,
  6. Aritmi ve
  7. Kardiyojenik şok ile
  8. Çoklu organ yetmezliği tablosu görülen ve
  9. Entübe edilen hastalarda bahsi geçen ilaçların kullanımı söz konusu olacaktır..



Hastalara uygulanacak ilaç tedavisinden optimal fayda sağlayabilmesi amacıyla; katı dozaj formuna sahip olan bu ilaçların oral yoldan uygulanmasının mümkün olmadığı durumlarda ilaçların nasıl hazırlanması gerektiği, ayrıca bu ilaçların kullanımı esnasında dikkat edilmesi gereken hususlar ve ilaç etkileşimleri gibi ilaca özgü bilgilere ilişkin bilgilendirme yapılmasına gerek duyulmuştur..

COVID-19 Hastalarında Destek Tedavisi



Kortikosteroid tedavisi 20.03.2020’de yayınlanan COVID-19’a uyarlanmış Avrupa Yoğun Bakım Derneği Sepsis Kılavuzunda sadece mekanik ventilasyondaki ARDS olgularında 1-2 mg/kg/gün, metilprednizolon 5-7 gün olarak zayıf kanıt düzeyi ile önerilmektedir. ARDS olmayan pnömonide önerilmemektedir..



“COVID-19 pozitif klinik semptomları olan ve tomografi ile bilateral infliltrasonu görülen ARDS olgularında İmmun Plazma Uygulaması” SağlıkBakanlığının ilgili kurullarının izni ile uygulanabilir” “COVID-19 hastalarına yönelik kök hücre gibi alternatif tedaviler Sağlık Bakanlığının ilgili kurullarının izni ile denenebilir”



Bakanlığımız tarafından yayımlanan COVID-19 Çocuk Hasta Yönetimi ve Tedavisi Rehberinde olası/kesin COVID-19 olgularında antiviral tedavide ilaç kullanım önerileri aşağıdaki tabloda yer almaktadır.
.



1 //Hem azitromisin, hem de hidroksiklorokin Q-T aralığını uzatıp, ventriküler taşikardiye eğilim yaratabilir.. Bu nedenle özellikle QT’yi uzatan başkabir klinik durumu olan hastalarda azitromisin kullanılmamalıdır..

Diğer durumlarda hasta bu açıdan, gereğinde EKG çekilerek yakından izlenmeli,kardiyotoksik istenmeyen etki görülenlerde öncelikle azitromisin kesilmeli, daha sonra hidroksiklorokinin önce dozu azaltılmalı, sorun yinedevam ederse kesilmesi düşünülmelidir..



2 //14 günden küçük yenidoğanlarda lopinavir ve ritonavirin güvenlik, etkinlik ve farmakokinetik profilleri belirlenmemiştir. 14 günden küçükyenidoğanlarda, özellikle preterm yenidoğanlarda, lopinavir / ritonavir oral çözeltisinin kullanımı ile propilen glikol toksisitesi geliştirme riskivardır..

Oral çözelti etanol ve propilen glikol içerir; etanol propilen glikol metabolizmasını rekabetçi bir şekilde inhibe eder..

Oral solüsyonunkullanımını takiben erken doğan bebeklerde pazarlama sonrası raporlar arasında kardiyotoksisite (tam AV bloğu, bradikardi, kardiyomiyopati), laktik asidoz, santral sinir sistemi depresyonu, solunumsal komplikasyonlar, akut böbrek yetmezliği ve ölüm bulunur..

Oral çözelti, bebek yakındanizlenmedikçe ve yararlar açıkça riske ağır basmadığı sürece, doğum sonrası 14 günden küçük tam dönem yenidoğan veya doğum tarihindensonraki 14 güne kadar erken doğum yenidoğanları dahil olmak üzere hemen doğum sonrası dönemde kullanılmamalıdır. Günde bir kez dozlama (oral çözelti veya tabletler), 18 yaşından küçük çocuklar için onaylanmış bir rejim değildir..



COVID- 19 olası/kesin tanılı erişkin veya çocuk hastaların tanı ve tedavileri hakkında daha kapsamlı bilgi Bakanlığımız tarafından Bilim Kuruluçalışmaları doğrultusunda güncellenerek;

resmi internet sitesinde (https://covid19bilgi.saglik.gov.tr/tr/tedavi) yayımlanan COVID-19 (SARSCoV2 Enfeksiyonu) rehberlerinde ve tanı/tedavi algoritmalarında yer almaktadır.İlacın diğer endikasyonlarda kullanım dozu için bilgi Kısa Ürün Bilgisinde yer almaktadır..

YAN ETKİLER 

En sık gözlenen yan etkiler:

Diyare, serum ürik asit düzeyinde artış, serum transaminaz (ALT, AST, ALP) ve total bilirubin düzeylerinde artış venötrofil düzeyinde azalmadır..



Sindirim sistemi yan etkileri (bulantı, gaz artışı) ve psikiyatrik semptomlarda görülebilir..



Gebelikte kullanılmamalıdır; teratojeniktir.. Süte geçer..



Esas olarak böbreklerden atılır, ancak üretici tarafından herhangi bir doz ayarlaması önerilmemektedir..



Doz azaltması yapılacaksa yükleme dozu aynı şekilde uygulanır, ancak idame doz azaltılabilir..

“ERKEN ‘FAVİPİRAVİR’ KULLANIMI, ZATÜRRE ORANINI DÜŞÜRÜYOR”

Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu üyesi Doç. Dr. Afşin Emre Kayıpmaz:

“‘Favipiravir’ ilacı koronavirüs vakalarında zatürre oranının azalmasında etkili.. Hastalığın akciğerlere tutan zatürreye dönüşüm oranını düşürmeyi başarabildik..”

Ankara Şehir Hastanesi Acil Tıp Kliniği Eğitim Görevlisi ve Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Afşin Emre Kayıpmaz, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın, koronavirüs vakalarında zatürre oranının azalmasında etkili olduğunu açıkladığı ‘Favipiravir’ ilacının, hastalara erken dönemde uygulanmasının önemine dikkat çekti..

Kayıpmaz, daha önce ithal edilen, bir süredir Türkiye’de 4firmanın üretimini yaptığı yerli ilacın kullanımına, Bilim Kurulu’nun tavsiyesiyle erken dönemde başlandığını belirterek, bu şekilde zatürre vakalarında düşüşün gerçekleştiğini kaydetti..

Kayıpmaz, dünyada Covid- 19’a karşı etkinliği yüzdeyüz olan bir ilacın henüz geliştirilmediğini, ancak tedaviler içinde sıtma için kullanılan hidroksiklorokin ile zatürre ilacı olan Favipiravir’in öne çıktığını anımsattı.. 

“POZİFİT ÇIKANLARA İLACI BAŞLATIYORUZ”

Kayıpmaz, Covid-19 testi pozitif çıkan hastalara Favipiravir verdiklerini belirterek:

“Daha önce ithal edilen ancak artık yerli ve milli olarak üretilen Favipiravir’i, Covid tanısı konulan her hastaya veriyoruz.. Acil servislerde olduğu gibi hastanelerimizde hastalarımıza bu ilacı başlatıyoruz..Eve bile göndersek ilacı tedarik ediyoruz..

Elimizdeki ilk veriler bu ilaçların erken dönemde hastalarda başlandığında etkinliğinin daha yüksek olduğunu ortaya koymuş durumda.. Bu ilacı hastalığın erken belirti vermeye başladığı dönemde hastalara verebiliyoruz, hem yatan hem taburcu olanlara..

Testi pozitif çıkmış semptomları olan hastalara ilacı ulaştırarak tedavileri almalarını sağlıyoruz..

Peki bu ilacın Covid hastalarına avantajları nelerdir.?

Düşük yan etki profiline sahip bir ilaçtır. Fiyatı da yerli ve milli olduğu için uygundur..”

“ERKEN İLAÇ KULLANIMI İLE HASTALIĞI KONTROL EDEBİLİYORUZ”

Kayıpmaz, Favipiravir ilacının daha önce ilk başta entübe hastalara verildiğini hatırlatarak:

“Bu ilaç ilk önce entübe hastalara veriliyordu.. Sonra entübasyon öncesindeki aşamada verildiğinde daha etkin olduğu ortaya kondu..

Doğal olarak ilaca ne kadar erken başlanırsa, tedavide o kadar başarılı olunduğu görüşü hakim oldu.. Biz de yerli ve milli ilaçlar sayesinde bu tedaviye erken dönemde başlayarak hastalığın akciğerlere tutan zatürreye dönüşüm oranını düşürmeyi başarabildik..

Basit belirtileri de olsa bu ilacın başlanmasını şu anda tavsiye ediyoruz. Eğer bu ilaca erken başlarsak hastalık ileri aşamalara gelmeden onu kontrol altına alabiliyoruz.. Mümkün olduğunca erken dönemde bu ilaçlara başlamayı hedefliyoruz..”

“YALNIZCA RİSK GRUPLARINA PNÖMOKOK AŞISINI ÖNERİYORUZ”

Kayıpmaz, Favipravir ilacının Türkiye’de üretilmesi nedeniyle şu anda stoklarda bulunduğunu ifade ederek:

“Bunun büyük bir avantajını yaşıyoruz.. Yurt dışında sadece entübe olmuş veya yoğun bakıma girmiş hastalarda başlanabilen bir ilacı biz burada artık hastalığın ilk evrelerinde başlayabiliyoruz.. Önümüzdeki kısa süre içinde de olumlu sonuçlarını göreceğimizi düşünüyorum..

Pnömokok aşısı olarak adlandırılan aşıyı yalnızca altta yatan belirli kronik hastalıkları olan, belli yaşın üstündeki ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde korunma maksadıyla öneriyoruz..

Zaten hem grip aşısının hem de zatürre aşısının bu dönemde hangi riskli hasta gruplarına yapılacağına dair de bilim kurulumuz bir çalışma yürütüyor. Pandemi sürecinde bu aşıların hangi riskli hasta gruplarına tavsiye edileceğini de yayınlamış oluruz.”

“‘ÖNCE ZARAR VER ’, SAĞLIK BAKANLIĞI’NİN İLKESİ Mİ? “

Bilimden uzaklaşırsanız, doktor da olsanız sağlık bakanı da insanları çok da sevseniz ve gözyaşı da dökseniz, insanlara zarar verirsiniz..

Tıbbın temel ilkesi “önce zarar verme!”yi unutursunuz, zarar  vermeye dönüşür her şey.

Müjdeyi duyurdu Sağlık Bakanlığı, sıtma ilacı hidroksiklorokin, Covid hastalarının tedavi protokolünden çıkarıldı..! 

Bu ilaç neredeyse bir yıldır hiçbir aklı başında ülkede kullanılmıyor. En azından 2020 sonuna doğru bu ilaca kapılar kapatıldı..

Bakanlık ve çevresindeki pek çok hastanedeki doktorlar bu ilacın Covid’e iyi geldiğine o kadar inanmışlardı ki Bakan Koca ve ekibi, geçen yıl Almanya’ya gittiklerinde bu sıtma ilacının çok iyi sonuçlar verdiğini söyleyip Avrupa’ya yol yordam öğretmeye bile kalktılar..

Tıp okumuş Bakan Koca, büyük bir övünçle, 15 Nisan 2020 tarihli basın toplantısında hidroksiklorokini dünyada en yaygın kullanan ülkenin Türkiye olduğunu gururla açıklıyordu..

Bakan Koca: 

“Türkiye, tedavide farklı bir yaklaşıma sahip.. Hiçbir ülke pozitif, şüpheli tüm vakalarda hidroksiklorokin ilacını erken dönemde kullanmadı.. Biz bu ilaçtan daha vaka görülmeden 1 milyon kutu alıp depoladık.. Çin’den getirilen Favipiravir’ini de bizdeki yaklaşımla kullanan ülke yok” demişti..

Sözde, bu ilaçlarla başarı kazanmışlar!

FRANSIZ VE AMERİKALI ŞARLATAN

Evet, bir Fransız şarlatan doktorla başladı ilaç.. (Sonra diğer bir şarlatan Trump, övdü övdü bitiremedi, bu adam çamaşır suyu bile içilmesini istemişti.) Fakat klinik araştırmalarının yanlış olduğu kısa sürede ortaya çıktı.. Hiçbir araştırma, bu ilacın Covid’e iyi geldiğine ilişkin bir bulguya ulaşamıyordu.. Yüzlerce araştırma yapıldı, sonuç sıfır..

Bakan övünürken, 2020 Mayısı’nda Dünya Sağlık Örgütü yaptırdığı araştırmayı açıklıyor ve hidroksiklorokini durduruyordu.. Üstelik yan etkilerini de açıklayarak..

Ülkemizin en gözde enfeksiyon hastalıkları uzmanlarının bulunduğu KLİMİK Derneği, 21 Eylül’de şu açıklamayı yapıyordu:

“Güncel in vitro/in vivo ve randomize kontrollü klinik çalışmalar, ayaktan veya yatan, hafif/orta/ağır seyirli Covid-19 olgularının tedavisinde hidroksiklorokinin etkili olmadığını göstermiştir..

Hidroksiklorokin, aksini bildiren yeni randomize kontrollü klinik çalışma sonuçları olmadıkça Covid-19’un asemptomatik, hafif, orta, ağır formlarının tedavisinde veya profilaksisinde (önleyici olarak) kullanılmamalıdır..”

Ayrıca ilacın pek çok hastada, kalpte sonu ölümle sonuçlanabilecek ritm bozukluklarına yol açtığı da saptanmıştı.. Hem dünyadan hem de ülkemizden araştırmalarla..

(https://www.idcmjournal.org/adverse-events-of-hydroxychloroquine-in-covid-19)

“PRİMUM NON NOCERE”

Yani “önce zarar verme” ilkesini topyekûn bir çiğneme var.. Dr. Bakan dahil..

Çünkü bu ilacın tedavi edici olduğuna ilişkin ellerinde hiçbir kanıt yoktu.. Mayıs ayında DSÖ bu ilacı kullanmayın demiş olmasına rağmen, mayıstan mayısa bir yıl boyunca bu ilacı kullandılar..

Bu ilacın tedavi edici yönü üzerine ülkemizde tek bir ciddi araştırma bile yaptırmadı Sağlık Bakanlığı.. 

Yani bilime kulak vermedi! Bilimi kılavuz edinmedi. Kanıt aramadı, tüm hastalara dayattı ilacı..

Acaba bu ilacı aldıktan sonra aritmiye uğrayan kaç hastayı kaybettik, bilmiyoruz.. Çünkü hastanelerimizde böyle bir kayıt kuyut tutulmadığı gibi Sağlık Bakanlığı toplanan verilerin tam üzerine oturmuş durumda.. Özgür, bilimsel araştırma ortamının oluşturulmasını kendi iznine bağladı ve elindeki verileri araştırmacılara açmadı.. 

Böylece ülkemizde bilimsel verilere, araştırmalara dayalı bilgi birikimi sağlanamadı..

Bu hem böyle büyük bir pandemide insan sağlığı için bir suçtur hem de bilimi baltalama açısından bir suçtur..

“STOKTA KALMADI MI YOKSA?”

Ellerinin altında tuttukları Bilim Kurulu da kendilerine bile ulaştırılmayan bilgilerden yoksun olarak nasıl bir “danışmanlık görevi” yerine getirdi, bilinmez.. 

Ayrıca bu kurulda çok az sayıda üye sıtma ilacının kaldırılmasını gündeme getirmiş ama Bakanlık kulak asmamıştı..

Şunu da belirteyim: Hastanelerimizde çok sayıda doktor bu ilacın yararlarına sonuna kadar inanıyordu.. Şimdi hastalara verilmemesini şaşkınlıkla karşılıyor olabilirler..

Aslında Bakan ve destekleyici arkadaşları hâlâ inanıyor olabilirler.

Ortadan kaldırılmasının nedenini kestiriyorum: Stokları bitmiştir! 

Sağlık Bakanı ve arkadaşları çok kötü bir süreç yönettiler ve yönetmeye devam ediyorlar..

Çünkü hastalara bu kez Favipiravir adında, Avrupa ve ABD tedavi protokollerinde olmayan başka bir özde ilaçları var.

“COVİD’DE SITMA İLACI.. PEKİ, FAVİPİRAVİR’İN ETKİSİ VAR MI?”

Covid hastalarının tedavi protokolünde öncelikli bir ilaç olarak en azından dört milyon hasta / vakada kullanılan hidroksiklorokin sıtma ilacının artık ilaç /tedavi protokolünden çıkarıldığını belirtmiş, ancak Sağlık Bakanlığı’nın, bilimi kılavuz almadığı için bir yıl boşu boşuna bu ilacı kullandırttığını yazmıştım..

Üstelik profilaktik (hastalıktan koruyucu) olarak.

Bu yazıda şimdi tedavi protokolünde Sağlık Bakanlığı’nın her hastaya verilen diğer gözde ilacı Favipiravir’i ele alacağım, ama şu hidroksiklorokin veya Plaquenil ile ilgili birkaç yeni notu daha paylaşmadan edemeyeceğim.

Bir okurum yazdı: “Hidroksiklorokin diğer kinin türevlerinde olduğu gibi çok uzun bir plazma eliminasyon yarı ömrüne sahiptir. Yayınlarda 30-50 gün gibi sayılar var. Bu şu anlama gelir, bu ilacı kullanan kişilerin kanında tek doz ilaç verilmesinden 30-50 gün sonra bile ilacın yarısı hâlâ vücutta bulunmaktadır. Her gün vermeye devam ederseniz yüksek bir plazma konsantrasyonu oluşur ve ilaç kesildikten aylar sonra bile dokularda bulunur, özellikle gözlerde birikir ve retinaya geri dönüşümsüz hasar verir. Bu nedenle deneme yanılma işleri için iyi bir aday değildir..”

KORUYUCULUĞU YOK”

Prof. Önder Ergönül de 21 Eylül’de şöyle diyordu:

“Çok önemli bir yan etkisi var.. Yüzde 10, hatta bazı çalışmalara göre yüzde 20’ye varan oranlarda kalpte ritim bozukluğuna yol açıyor.. Bu da ani kalp yetmezliğine neden olarak bayılma ve ölümle son bulmakta.. Ki bunlar oldu Türkiye’de..

Pandeminin başlarında, mart-nisan aylarında pek çok meslektaşımız hastalığa yakalanmamak için profilaktik (koruyucu) olarak kullandı.. Sırf bu nedenle yoğun bakıma alınan oldu. Koruyuculuğu da olmadığı kanıtlandı..”

Diğer bir uzman bilimcimiz Prof. Özlem Azap da aynı tarihte:

 “Bütün bilimsel veriler eşliğindeki önerimiz ve beklentimiz, hidroksiklorokinin Sağlık Bakanlığı’ndaki tedavi algoritmasından tamamen çıkarılması” talebini dile getiriyordu.. 

Ayrıca dünya çapında etkili ve önemli Amerikan Enfeksiyon Hastalıkları Derneği (IDSA), güncellediği 25 Eylül tarihli “Covid-19’lu Hastaların Tedavisi ve Yönetimine İlişkin Kılavuzu” açıklamasında, Covid-19 ile hastanede yatan hastalar için hidroksiklorokin kullanılmasını tavsiye etmiyor ve tedavi protokolünden çıkarıyordu.. Covid-19 tedavisinde yararının gösterilememesini ve ciddi yan etkilerini, neden olarak gösteriyordu. .

İNANCIN KÖKENİ NE?

Ne araştırmaların sonuçlarına bakıldı, incelendi, tartışıldı ne bu konuda uzmanların söyledikleri ciddiye alındı, buna uygun olarak tedavi kılavuzları değiştirildi…

Neden? Verdiğiniz ilaca güveninizin, inancınızın kaynağı, dayanağı neydi? Bu ilacı her şey anlaşıldıktan sonra da bir yıl boyunca dört milyon kişiye sürü sepet içirttiniz! Hangi inançla, bilgiyle?!

Bu arada şunu merak ediyorum. İlacı Sağlık Bakanlığı’na veren/ satan şirket, tüm bu bilgilerden haberdar olduğu halde, Sağlık Bakanlığı’na “ilacın Covid’e iyi geldiğine ilişkin bir kanıt bulunamadı ve üstelik ciddi yan etkilere sahip, biz üretici olarak bunu kullanmayın tavsiyesinde bulunuyoruz” dedi mi?

Bu şirketlerin böyle bir toplum sağlığı anlayışı olmalı mı, olmamalı mı?

Yoksa “Ticari bir şirketin malını satmaktan başka düşüncesi olabilir mi, durup dururken böyle bir tavsiyede neden bulunsun” diyecek okurlar, böyle bir soru yönelttiğim için beni çok saf mı bulacaklar!

Bilmiyorum, belki de aralarında bir görüşme geçmiş olabilir. O zaman şu soru gündeme gelir: Bakanlığın bu ilacı her şeye rağmen hastalara kullandırtmasının ticari bir yönü var mı?.

“FAVİPİRAVİR”

Bakanlığın ilaç algoritmasında ana ilaç olarak Favipiravir var. Favipiravir’i bir Japon şirketi üretti.. İlk başta Covid’e iyi gelebilir düşüncesiyle kullanıldı, fakat bunu kanıtlayan hiçbir ciddi araştırma elde yok.. Japon hükümeti bile Covid vakalarında bunu kullanmıyor. Avrupa’da sıfır.

KLIMIK daha geçin yıl açıklamıştı: Ülkemiz dışında hiçbir ülkede ayaktan hasta tedavisinde kullanılmıyor.. Favipiravir ilacı, ayaktan hastalarda yararına dair yeterli bilimsel kanıt elde edilmemişken neden ayaktan hastalara rutin olarak dağıtılmakta..?

Hükümet ve bakanlık bu ilacın biyoeşdeğerinin ülkemizde üretildiğini büyük bir olay olarak duyurmuştu.. İyi güzel, ama Covid’e karşı etkili olduğuna ilişkin kanıt yok.!

Ne kadar ödeniyor kutu başına, toplam ne kadar ödendi? Peki, sıtma ilacına?

Bunların hepsi “devlet sırrı” biliyoruz.

Orhan Bursalı

“BAKANLIK VE COVİD İÇİN NELER YAPILIYOR?.. BİR HASTANE SONUÇLARI”

Covid vakalarında hastalara verilen iki ilaç üzerine yazdıklarıma çeşitli tepkiler geliyor.. Şüphesiz ki gelecek, antibiyotik vermeyin diyorum, streoid vermeyin diyorum, doktorlardan tepki geliyor. Ama koruyucu olarak kullandıklarını hâlâ yazan doktorlar var, Sağlık Bakanlığı’nın tedavi protokollerinden kaldırdığı hidroksiklorokin için..

Aman neler neler… Birçok ülke kullanıyor da bir gerekçe.. Tıp bakımından gelişmiş hiçbir ülkede neden kullanılmadığını açıklayan yok…

Bugün KLİMİK’e sordum, Türkiye’nin nasıl bir tedavi protokolü uygulaması gerektiğini. Bu konuda kısa sürede bir öneride bulunacaklarını açıkladılar, hazırlıyorlar..

Ben gelişmiş ülkelerdeki tedavi protokolleri üzerinde uzman bilim insanlarının önerilerinden yola çıkacağım..

Önce bazı saptamalar:

– Sağlık Bakanlığı pek çok uzmanı şüphesiz ki dinliyor ama bildiğini okuyor.. Acı olan budur..

– Türkiye’nin akli bir tedavi programı oluşturması gerekir.. Fakat nasıl oluşturacak? Birincisi, en gelişmiş ülkelerin yaptıklarına bakılacak..

Neden diyeceksiniz: Biz tüm Covid konusunda yeni bilgilerin hemen hepsini bu ülkelerde yapılan araştırmalardan ediniyoruz. Herkese Bilim Teknoloji dergisi her hafta Covid üzerine edinilen yeni bilgileri yayımlarken, aralarında neden Türkiye’den en azından arada sırada bir araştırma sonucu bilgisi haberi yok diye dizini dövüyor insan..

– İkincisi, akli bir tedavi programını geliştirebilmemiz için, şüphesiz kendi deneyimlerimizi 1.5 yıldır yapılan tedavi vb. sonuçlarını da buna katmamız gerekir.. Peki, bu nasıl olacak?

Biz, Sağlık Bakanlığı’nın elindeki tüm bilgileri tüm bilim dünyasına açıklamasını yazıp çiziyoruz. Doğrusu ben ne kadar dişe dokunur ciddi sayılabilecek ve bir tedavi protokolü oluşturulmasına yardımcı olacak bilgi olduğunu bilmiyorum ve varlığından da şüphe etmeye başladım… Evet, vakaların yaş hastalık dağılımları vb. olabilir… Bunları bile açıklamıyorlar. Bir protokol oluşturulması için bu bilgilerin yeterli olabileceğini ise düşünmüyorum.

– Covid vakalarında filyasyon ekipleri hemen evlere bakanlığın emriyle bildiğiniz ilaçları dağıtıyor..

Fakat şu yok: İlaçların etkilerini sonuçlarını izleyecek bir mekanizma sıfır.. Bir okur, “Ya, bizim millet aldığı ilacı hiçbir zaman tam kullanmaz, atar, şükür ki!” demez mi!

– İlaçları verdiniz, bunları kullanın, ateşinizi ölçün, ağırlaşırsanız hastaneye gelin, dediniz. Bu ilaçların hastanelik olmayan insanların üzerinde iyileştirici etkisi olduğunu mu sanıyorsunuz? İyileşen hastalar verdiğiniz ilaçlar sayesinde mi vartayı atlatıyor?

“YÜZDE 80-90’I ZATEN İYİLEŞİYOR”

Evet, kendiliğinden. İlaç vermeseniz de! Bu oranda hasta hastalığı hafif geçiriyor..

Peki, gelişmiş ülkelerde ne yapıyorlar, testi pozitif çıkanlarda.?

Eğer ağır bir hastalık durumu yoksa, oksimetre ile kanda oksijen doygunluğunu parmak ucundan düzenli ölçmesini istiyorlar.. Termometre ile düzenli ateş ölçümü yaptırıyorlar.. Ateşin yükselirse parasetamol al, diyorlar.. Kanda oksijen yüzde 93 altına düşerse hastaneye çağırıyorlar.. Bu arada en önemli risk obezite ve yüksek tansiyon, zaten bu vakalar daha sıkı kontrole alınıyor..

Oksijen için solunum desteği veriliyor hastanede.. O aşamada steroid veriyorlar. ABD’de Remdesivir devreye giriyor..

Daha ciddiye giderse hastaya özellikle sitokin frtınasını engellemek için monoklonal antikor olan Tosilizumab veriyorlar…

Kan sulandırıcı sadece hastaneye yatınca söz konusu… antibiyotik yok!

Vakanın sonrası entübe – yoğun bakım durumu..

Yukarıda yazdıklarım hastaya yönelik bir uygulama önerisi değil, sadece bir genel bilgi amaçlıdır.

Şimdi bizde gelişmiş ülkelerle eşadım giden bir hastaneden aldığım bilgi:

Covid kapanların yüzde 15-20’sini yatırmışlar.. Yatanların da yüzde 20’si entübe olmuş.. Entübe olan hastalar arasında ise ölüm oranı yüzde 10.. Yoğun bakımda yatanların oranı yüzde 30.. Her yoğun bakımlık hasta entübe olmuyor. Ciddi hastaların yüzde 30’u kaybedilmiş..

Peki, diğer normal hastanelerde bu tablo nasıldır, bilen var mı?

Cumhuriyet// Orhan Bursalı

“KORONAVİRÜS TEDAVİSİNDE KULLANILIYOR… FAVİPİRAVİR İLACI HAKKINDA DİKKAT ÇEKEN SÖZLER”

Koronavirüs tedavisinde kullanılan Favipiravir ilacı hakkında Dr. Ahmet İnal’dan dikkat çeken bir açıklama geldi..

Dr. İnal, koronavirüs hastalarının tedavisinde kullanılan Favipiravir ilacının, erken dönemde etkili olduğunu söyledi..

İnal:

“Örneğin PCR pozitif, öksürük ve boğaz ağrısı varsa Favipiravir etkilidir.. Yine PCR pozitif olup akciğer tutulumu varsa da yine Favipiravir’in etkili olduğu görülüyor..”

KAYSERİ Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Ahmet İnal, DHA’ya yaptığı açıklamada, Covid-19 tedavisine ilk başlandığında Hidroksiklorokin ve Favipiravir ilaçlarını uyguladıklarını anımsattı..

Hidroksiklorokin ilacının Sağlık Bakanlığı tarafından tedavi kılavuzundan çıkarıldığını belirten İnal:

“Çünkü, yapılan uzun dönem çalışmalarda Hidroksiklorokin çok etkili olmadığı ve riskin görülmesinden dolayı bu ilaç çıkarıldı.. Covid-19 tedavisi çok yeni bir hastalık olduğu için devamlı kendini güncelleyebiliyor.. Yeni bulgular ile tedaviyi güncellememiz gerekiyor.. O yüzden tanı konulduktan sonra artık Favipiravir ile devam ediliyor..

Yalnız Hidroksiklorokin ile Favipiravir aynı değil.. Favipiravir yeni bir ilaç ama şu anki verilerde çok ciddi yan etkisi olduğu görülmüyor..” dedi..

‘FAVİPİRAVİR’İN ERKEN DÖNEMDE ETKİLİ OLDUĞU GÖRÜLÜYOR‘”

Dr. İnal, Favipiravir’in bir özelliğinin bulunduğunu söyleyerek:

“Favipiravir, hastalığa tanı konulduktan sonra erken dönemde etkili oluyor.. Örneğin PCR pozitif, öksürük ve boğaz ağrısı varsa Favipiravir etkilidir. Yine PCR pozitif olup akciğer tutulumu varsa da yine Favipiravir’in etkili olduğu görülüyor..

Ancak hasta yoğun bakıma gitmiş ise Favipiravir’in etkinliğinin hiç olmadığı görülüyor. Bu dönemde farklı ilaçlar kullanılıyor..

Yani Favipiravir ilk semptomlar başladığı zaman kullanıldığında etkili olduğu gözlemlendi.. O yüzden filyasyon ekipleri hastalara bu ilacı verdiklerinde kullansınlar..

En büyük sıkıntı şu; hasta eğer ki bir semptomu yoksa ‘benim hiçbir sıkıntım yok’ deyip bu ilacı kullanmayabiliyor.. Bu ilaç 5 gün kullanılıyor ve sabah 8, akşam 8 tane içiliyor.. Dolayısıyla çok fazla ilaç içildiği için bunda korku oluşuyor.. Yani 16 tablet içince ‘acaba başıma bir iş gelir mi?’ diye korkup içmeyebiliyor. O yüzden hastalarımız bu dönemde bu ilacı kullanmadıkları zaman bazı hastalarımızda hastalığın geliştiğini görebiliyoruz.. O nedenle eğer ki PCR testi pozitif çıkıp, filyasyon ekibi bu ilacı verdiyse mutlaka kullansınlar..” diye konuştu..

‘İLAÇ SAATLERİNİN FARKLI OLMASINA DİKKAT EDİN’

Dr. İnal, kronik hastalıkları nedeniyle ilaç kullanan insanları da uyararak:

“Hastalığa yakalanan insanların eğer kullandığı bir ilaç varsa bu ilaçlara devam etmeliler.. Yani, ‘ben Covid oldum hipertansiyon ilacımı keseyim’ ya da ‘diyabet ilacımı keseyim’ derse hasta yanlış yapar.. Bu sefer hasta hipertansiyonun ya da diyabetin komplikasyonuna döner.. Ya da başka hastalığı varsa bu da aynı şekilde geçerli..

Hastalıkta tüm ilaçlarını kesmeden devam etmesi gerekiyor.. İşte, ‘Favipiravir verildiğinde diğer ilaçlar ile etkileşim olabilir mi’ diye düşünülebilir. Böyle durumlarda mümkünse Favipiravir ile diğer ilaçlarını kullandığı saatlerin farklı olmasına dikkat etmesini istiyoruz..” ifadesini kullandı..

“PROF. DR. CEYHAN: FAVİPİRAVİR ÖNEMLİ YAN ETKİLERE YOL AÇMIYOR”

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan:

“Covid-19 hastalarının tedavisinde kullanılan Favipiravir ilacı, Hidroksiklorokinden farklı olarak, güvenlik açısından önemli yan etkilere yol açmıyor..”

Sağlık Bakanlığı, Covid-19 tedavi rehberini güncelledi. Hastalığın tedavisinde kullanılan ve yan etkileri nedeniyle bir süredir tartışılan Hidroksiklorokin etken maddeli ilaç, rehberden çıkarıldı.. Buna göre, hem hastanede hem de evde tedavi gören koronavirüs hastalarına Hidroksiklorokin etken maddeli ilaç verilmeyecek..

Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, koronavirüs geçiren hastalar tarafından merak edilen tedavide kullanılan Favipiravir ilacına ilişkin açıklama yaptı..

Prof. Dr. Ceyhan:

” ‘Favipiravir’ Covid-19 tedavisinde güvenilir ve etkin mi? Favipiravirin çok sayıda metaanalizde etkisi gösterilmemiş.. Etkili olduğu iddiaları tıp dergilerinden çok, basın bültenlerinde ve Çinlilerin yayınlarında yer alıyor..”

‘TELAŞLANMALARINA GEREK YOK’

Prof. Dr. Ceyhan:

Favipiravirin, Hidroksiklorokinden farkı… Hidroksiklorokinden farklı olarak, güvenlik açısından önemli yan etkilere yol açmıyor, bu nedenle yaygın olarak kullanılıyor.. Biz çocuklara başından beri Hidroksiklorokini hiç kullanmadık, Favipiraviri de nadir durumlar dışında kullanmıyoruz..

Tedavide daha etkili olabilecek Banlanivimab gibi antikorlar çok pahalı ve ancak ağır hastalık geçirme riski olanlara erken dönemde kullanılabiliyor.. Favipiravir kullanmış hastaların telaşlanmasına gerek yok, uzun sürede önemli yan etkilerin geliştiğine dair veri yok.. Sonuç olarak hala en etkili tedavi ilaç tedavisinden çok, destek tedavisidir; gerektiğinde sıvı, oksijen, gözlem..”

“FAVİPİRAVİR İLACI TEDAVİDE ETKİSİZ, KARACİĞERİ YORUYOR!”

Türkiye COVID-19 vaka sayısında 25 binleri yeniden gördü, günlük vefat sayısı ise 100’ü aştı..

Testi pozitif çıkan her vatandaşa Sağlık Bakanlığı’nın tedavi paketi götürülüyor..

Filyasyon ekiplerinin götürdüğü bu pakette yer alan favipiravir ilacının tedaviye etkisi olmadığı yönündeki tartışmalara Koç Üniversitesi’nde Prof. Dr. Önder Ergönül liderliğinde bilim ekibi noktayı koydu..

Beş ay süren ve sonuçları Avrupa Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları dergisinde (Eur J Clin Microbiol Infect Dis) yayınlanan meta analiz çalışması, ilacın tedavide etkisinin olmadığını gösterdi..

Prof. Dr. Ergönül:

“İlaç etkisiz. Bu ilacı almakla solunum desteğini azaltmıyorsunuz. Gelişmiş ülkeler bir yıldır kullanmıyor ama biz ısrar ediyoruz..”

                 

Vaka artışlarını nasıl değerlendiriyorsunuz.?

Prof. Dr. Ergönül:

“Vakalar artıyor ama daha hafif seyirli olduğunu gözlemliyoruz.. Yine de aşıya rağmen beklenenden daha ağır seyreden vakalar da var.. Aşısı olanların çoğunun çift doz Sinovac yaptırdığını fark ettik..”                     

COVID-19 tedavisinde en başından bu yana kullanılan favipiravir ile ilgili bir çalışmayı tamamladınız.. Bize anlatır mısınız bu çalışmanın içeriğini?.”

Prof. Dr. Ergönül:

“Oldukça güçlü bir araştırma ekibiyle bir meta analiz çalışması yürüttük.. Ekiptekilerin altı kişi, tıp fakültesi öğrencisi.. Türkiye, her zaman söylediğimiz gibi insan kaynağı açısından çok güçlü.. Çok parlak öğrencilerimiz var..

Son çalışmamız, favipiravirin COVID-19 tedavisinde etkinliği üzerine yapılan araştırmaların meta analiziydi..

Aralık ayında başladık, yaklaşık beş ay sürdü.. Daha sonra bilimsel mecralarda yayınlanması da bu kadar zaman aldı.. Bu bizim favipiravir üzerine yaptığımız ikinci bilimsel çalışma. Üçüncüsü de yolda..

Çalışmamızın sonuçları dünyada tüm hekimlerin kullandığı rehberlere girecek.. Biz bir sentez yaptık ve çalışmamızın sonucunda favipiravir ilacının COVID-19 üzerinde hiçbir etkisi olmadığını gördük..”               

“En başından bu yana binlerce hasta bu ilacı kullandı. İlacı kullandıktan sonra hastalığın daha ağır seyrettiğini söyleyenler de oldu.. İlacın zararlarına dair bir sonuç çıktı mı?.”

Prof. Dr. Ergönül:

“İlaç, bazı kişileri olumsuz etkilemiş olabilir.. Çünkü bilindiği gibi sekiz ilaç alınıyor.. Bu da mide ve karaciğeri yoruyor.. Enzimleri yükseltiyor..

Bu ilacın etkisiz olduğu, yurtdışında da birçok araştırma sonucunda ortaya konuldu.. ABD, İngiltere, Almanya, Japonya dahil gelişmiş ülkelerde uzun süredir bu ilaç kullanılmıyor..

Biz de çalışmamızda gördük ki bu ilacı aldığınızda olumlu bir etki görmüyorsunuz; solunum sistemini destekleyen bir ilaç değil.. Enfeksiyonun ciğerlere inmesini önlemiyor.. Tıpkı hidroksiklorokin gibi bir durum söz konusu. Bu ilacı da hatırlarsanız “etkili” diye uzun süre COVID-19 hastalarına verdik ama sonra hiçbir etkisi olmadığını, hatta kalbi yorduğunu gördük..”                   

Peki bu bilimsel araştırmalardan sonra sizce ne olur?.”

Prof. Dr. Ergönül:

“Bakın, filyasyon ekipleri pozitif vakaların evlerine giderek bu ilaçları bırakıyorlar.. Öncelikle verimsiz bir işgücü kullanımı var.. Gereksiz bir ilaç kullanımı söz konusu. Hem maddi hem de sağlık açısından sonuçları olan bir durum..

Bu ilacın kullanılmadığı ülkelerde ağır vaka oranları ile Türkiye’yi kıyaslayın. Kullanmayan ülkelerde vakalar daha fazla solunum sıkıntısı çekmiyor.. Oysa, hastanelerimize gelen, yoğun bakım tedavisi almak zorunda kalan hastalarımızın tümü bu ilacı kullanmışlardı..

Vefat sayımız da bu ilacın kullanılmış olmasına rağmen daha az değildi.. Her şey bir yana yararlı değilse, etkisi yoksa neden biz kullanıyoruz. Neden insanlar bu kadar ilaç tüketiyor.?

Favipiravir, Japon bir şirketin ürettiği bir ilaç.. Japonya’nın COVID-19 tedavi rehberine bakıldığında bu ilaç yok.. Yani ilacın üretildiği ülkede bile kullanılmıyorken, biz hastalarımıza bu ilacı vermekte ısrar etmemeliyiz..”

“MESELE VİRÜSÜ KAPMAMAK!”

Prof. Dr. Ergönül:

“Peki doğru ilaç var mı? COVID-19’a yakalanmış vaka için özel bir ilaç yok.. Burada önemli olan hastalanana kadar neler yaptığınız aslında..

Siz virüsü kapana kadar fiziken fitseniz, sağlığınıza dikkat ediyorsanız, beslenmeniz iyiyse, hareketli bir bireyseniz, iyi uyuyorsanız hastalığı daha rahat atlatıyorsunuz..

Enfeksiyonun ciğerlere inmesine gelince; bu da kişiye göre değişiyor..

Biz, hastanede COVID-19 hastalarına özel bir ilaç vermiyoruz.. “Ciğerlere inme” denilen olay zaten virüsü aldıktan yedi gün sonra gerçekleşiyor..

Bir düşünün Türkiye’de hastaların yüzde 99’una favipiravir verildi. Ölüm oranı daha mı az oldu? Hayır. Yoğun bakımda yatan hasta sayısı da bu ilacı almayan ülkelere göre daha az olmadı..”             

HEKİMLERİN DE BİLİME İHTİYACI VAR!”

Prof. Dr. Ergönül:

“Hastaların kafası karışıyor.. Sonuçta Favipiravir’i şiddetle öneren hekimler de var…                

Evet var. Zamanında hidroksiklorokin için de aynı savunmayı yapmışlardı.. Bir yıl verildi hastalara, sonra vazgeçildi.. Ne oldu da vazgeçildi? Aynı durum favipiravir için de geçerli..

Türkiye’de hekimler dahil herkesin bilime ihtiyacı var.. Çok güçlü bir insan kaynakları kadromuz var, parlak gençler tıp fakültelerinde eğitim görüyor ancak devamı gelmiyor.. Sürdürülebilir bilim eğitimi şart.. Birincil olarak Sağlık Bakanlığı sorumlu ama Üniversiteler ve TTB’nin de ilk hedefi hekimlere bilim eğitimi aldırmak olmalı..”

Dünya// Yasemin Salih

“PROF. DR. LEVENT DOĞANCI’DAN KRİTİK FAVİPİRAVİR AÇIKLAMASI”

Favipiravir kullanılarak yapılan Covid-19 tedavisi hakkında konuştu.. , İlacın tedavide etkili olmadığını söyledi..

Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Levent Doğancı:

“Koronavirüse karşı günlük ölüm sayıları 200’ün üzerinde seyrederken, Türkiye’de uygulanmaya devam eden Favipiravir tedavisi.. Dönün bakın, yoğun bakımlardaki hastaların yüzde 90’ı baştan beri ilaç kullanan hastalardır. Salgının hâlâ bir ilacı yok ve şu anda tek çıkış yolumuz aşılama..” 

Sosyal medyada aşı karşıtlarının yabancı makalelere atıf yaparak yaptığı paylaşımlara değinen Doğancı:

“Mustafa Kemal Atatürk çok güzel bir şey söylemiş: ‘Bilim tercümeyle olmaz, tecrübeyle olur.’ ‘Falanca makalede şu yazıyor’ diyorlar. Sen ne çalışma yaptın, senin bilgin ne? Herkes kendi bilgisinin ve alanının dışında konuşuyor..”

Prof. Dr. Levent Doğancı:

“Bizden başka Favipiravir ilacını kullanan yok. İlacı üreten Japonya bile bunu kullanmıyor. Bu konuda Koç Üniversitesi’nin de çok kıymetli bir çalışması var. Dünya genelindeki bilimsel yayınların incelendiği bu çalışmada, aklı başında hiçbir dergide Favipiravir’le ilgili ‘etkilidir’ gibi bir yazı çıkmadığı görülüyor..”

İlacın karaciğere de olumsuz etki ettiğini vurgulayan Doğancı:

 “Dönün bakın, yoğun bakımlardaki hastaların yüzde 90’ı baştan beri ilaç kullanan hastalardır. Bir de ilacı sadece hastalara değil, ev halkına da veriyorlar. Böyle bir şey olamaz..” 

“AVRUPA’DA TEDAVİ NASIL?”

Avrupa ülkelerinde Türkiye’den farklı olarak nasıl bir tedavi uygulandığını da anlatan Doğancı:

“Yurtdışında hastanın durumu kötü değilse evde tedaviye odaklanılıyor. Parol ve Parasetamol kullanılıyor. Belki biraz kan sulandırıcı veriliyor” dedi..

Doğancı, hastanın durumu kötüleşirse, hastanede tedaviye geçildiği ve burada oksijen maskesi ve bazı bağışıklık baskılayıcı ilaçlar kullanıldığını aktardı.. 

İLGİLİ HABER

Cumhuriyet// Sarp Sağkal

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top